|
Fiziksel ve ruhsal
açıdan olağanüstü bir müzik dehası olan Ray Charles,
dünyamızdan geldi ve geçti… Müziği de yaşamı gibi büyülüydü…
Mistik ve Şaman; Dinsel ve Öte… Zıtların birliğinin canlı
paradoksu… Hem içinde hem dışında… Ve bu ikilemin ötesine
taşan o inanılmaz müzik… Çalarken adeta
ve cd içinde transa
girmişçesine gibi bir ruh hali
yaşayan, kendinden geçmiş şekilde, bir o yana bir bu yana
sallanan Ray Charles, izleyenlerini bu yaşadığı mistik ve öte
dünyaya, Şamanların büyülü dünyasına tüm yaşamı boyunca
taşıdı..
Günlük yaşamda muhafazakar ve ölçülü olan gerçek bir müzik
adamını, bir müzik dehasını ağırladı gezegenimiz… Her şeyiyle
bir müzik ve üstün performans örneği olan Ray Charles’ı
uğurlarken, tüm yaşamı boyunca bizlere estirdiği Şaman
rüzgarını göz ardı etmek
istemedik...
ŞAMANLARIN BÜYÜLÜ DÜNYASI Şamanizm
Kuzey ve Orta Asya topluluklarının
tanrılar, ruhlar ve insanlar arasında, ilişkiler kurma
amaçlı; ata, hayvan ve doğa
etkileşimleriyle bir bütün
oluşturan dinsel-büyüsel inanç ve uygulamalardan oluşan bir
evren tasarımıdır. Şamanlık bir görü (Vision)
geleneğidir. Doğal dünyanın tanrı ve imgeleriyle bağ kurmaya
yarar. Ve aynı zamanda da değiştirilmiş
bilinç konumlarının eski bir kullanım pratiğidir. Şamanı
anlamak istediğimizde karmaşık ve gizemli bir büyücü-hekimle
karşılaşırız. Bu
büyücü-hekim, esrime (trans)
haline geçerek ruhsal-görü
araştırması yapar. Kutsal yerlere bedenli hali ile de yolculuk
eder ve kozmik amaçlı konular üzerine insanlığa haber iletir…
Şaman iyileştiricidir
Şöyle
demek daha doğru olur; Şaman bir iyileştiricidir, onun,
hastalığın ruhunu ve özünü keşfetme yetisi vardır. Bir tür ak
büyücü yani doğuştan şifacıdır. Bu amaçla ruhlarla dostluk
kurar, işbirliği yapar ya da bir
dedektif gibi kaybolmuş sırları, eşyaları, unutulmuş anıları
ortaya çıkarır. Başka bir zaman Şaman bir çeşit rahip gibi de gözükebilir.
Ruh dostları ile günlük alışılmış işler arasında bir aracı
olur. Bu özgün rolüne karşın Şaman, evrensel anlamda korkuyu
ve saygıyı yöneten kişidir, çünkü o, başka dünyalara yolculuk
edip, tanrıların bildirileriyle geri dönme gücü taşır…
Şamanlık gerçekte uygulamalı canlıcılık,
ya da canlıcılık pratiğidir. Çünkü Doğa, tanrıları ve
ruhlarıyla canlıdır ve yine kozmos’un tüm bakış açıları
birbirine bağlı olarak kavranabilir. Evren gerçekten bir
enerji ağından, biçim ve titreşimlerden ibarettir. Şamanlar
farklı varlık düzeyleri arasında bir ara
bilici olarak gereklidir. Şaman, bu canların, ruhların ve tanrıların dünyasını
kavrayabilen ve aşkın esrime (ecstatic
trance) halindeyken onlar arasında
dolaşan, doğa üstü evrene ilişkin özel bilgiler edinebilen bir
kişi olarak tanımlanabilir. O hep, insan varlığının
doğasından kaynaklanan tehlikelere, dikkatsizliği tuzağa
düşürmeyi bekleyen gizemli güçlere ya
da hastalıklara, kıtlıklara, talihsizliklere karşı uyanıktır.
Ancak Şaman aynı zamanda etkin bir arabulucu ve çift yönlü
görüşmeci olarak da yer alır.
Nasıl Şaman Olunur? Şamanlar
kutsal uğraşılarına göre çeşitli biçimlerde çağrılırlar.
Kimisi için bu atalardan kalma bir gelenek
ya da mirastır. Kimisinde ise
Şamanlığa niyetli olan aday aynı konum veya şartlarda
kendisini kabul ettirmiş birisinden destek arar. Kimisi de
kendi isteğiyle değil ruhlar tarafından seçilmiş biri olduğu
için Şaman olur. Bunlar,
“Büyük
Şamanlar” dır.
Yani, doğaüstü gücü cisimleştirmek için
kendiliğinden, rüyalar ya da
gizemli görüler aracılığıyla çağrılmışlardır… Kendi rollerini
miras yoluyla edinenlere,
“Küçük Şamanlar”
denir ve özellikle
Sibirya ve Kuzey Amerika kutup yöresindeki insanların arasında
yaşayan bu Şamanların sosyal statüsü daha düşüktür. Karşılaştırmalı dinlerin ünlü ustası
Mircea Eliade bunu şöyle
saptamıştır;
“İlkel büyücü, büyücü hekim ya da
Şaman, sadece hasta bir adam değildir, hepsinden önce
iyileşmiş bir hasta adam, kendi kendini iyileştirmeyi başarmış
bir insandır. Genellikle Şamanın ya
da otacının kutsal mesleği bir hastalık
ya da sara nöbetine benzeyen olaylarla açığa çıkar.
Adayın kutsal öğretiye girişi (initiation)
iyileşmeye eşdeğerdir.”
Eliade,
‘Doğum ve Gene doğum’
adlı kitabında bu konuya ayrıntıyla değinmiştir;
“İlkel toplumlarda Şamanlar ve gizemciler üstün varlıklar
olarak kabul edilirler; onlardaki büyüsel-dinsel güçler,
zihinsel kapsamdaki bir genişlemenin dışavurumu olarak
bulunur. Şaman, ‘bilen’ ve ‘anımsayan’ kişidir, yani, yaşamın
ve ölümün gizemlerini anlayan biridir.”
|