Astroloji Bilgileri

WWW.ASTROSET.COM

GEZEGENLERİN KARŞILIKLI ETKİLEŞİMLERİ

  Astronomi araştırma alanının bir gereği olarak yalnızca dışsal gökyüzü ile ilgilenir, göksel anatomiyi araştırır. Astrologlar ise, her gezegenin meta, öte ve gizemli yaşantısını, insan üzerindeki ruhsal ve fiziksel yani görünen ve görünmeyen etkilerini tanımlar. Astrologlar, Zodyak’ın her bir burcunun karakterini tanımlar ve gezegenlerle olan bağlantılarını da özel biçimde ortaya koyar.
  Antik dönemlerde kraliyet ailesinden bir çocuk doğduğu zaman saraya bağlı astrologlar, belirli doğum anında her Zodyak burcunda bulunan her gezegenin konumunu özenle kaydederlerdi. Her bir gezegenin güç ve zayıflıklarını; bu gezegenler üzerinde burçların ve bazı takımyıldızların tepkilerini hesaplayarak, geleceğin kralının yıldız haritasının anlamını ortaya koyardı.
  Ezoterik astrolojiyi anlatmaya çalışmaktaki amacımız, astrolojiye gerçekten ilgi duyanları hem kadim hem de modern astrologları anlayabilecek duruma getirmektir.
  Şimdi şöyle bir soru akla gelebilir. Astrolojiyi anlamak için kaç gezegeni anlamak gerekir ? Astrolojinin kadim üstatları, yalnızca yedi gezegenden yararlanırlardı: Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür ve Ay. Modern astroloji de ise Uranüs Neptün ve Pluto da eklendi.
  Ama bu ekleme kadim astrolojinin temeli olan 7 ana tesir kuşağı bilgisini asla değiştirmedi. Eğer göklerdeki her hareketle cismin etkisini astroloji adına hesaplamaya kalksaydık, bu  hesaba Mars’la Jüpiter arasından seyreden asteroitleri de eklemek gerekmez miydi? Ve bir süre sonra Astroloji o denli karmaşık hale gelebilirdi ki, eksiksiz yıldız haritaları çıkarmak imkansızlaşırdı.
  Eskiler gökyüzünü yedi tesir kuşağına bölmüşlerdi ve bunu yedi felek olarak ifade ederlerdi. Her kuşakta bir ya da birden fazla yıldız bulunması kuşak sayısını değiştirmiyordu.
  Ptoleme'nin sistemi ezoterik astrologlar için hala gündemini yitirmemiştir. Astrolojik olarak düşünüldüğünde her gezegen bir karakterdir ve göklerde en çok benimsendiği bir yer ya da eve sahiptir. Çok sayıda karmaşık hesaplar yapılması şarttır. Kapsamlı bir astroloji çalışması oluşturmanın zorluklarının olması da bu yüzdendir. Antik dönem tapınaklarında tüm bu çalışmalar büyük bir  çabuklukla gerçekleştirilirdi.

 Gezegenlerin Evleri
  Her gezegenin iki evi ya da yöneticilik işlevi bulunur: Gündüz/Diürnal evi ile Gece/Noktürnal evi. Güneş ile Ay ise istisnai olarak sadece birer eve sahiptir.

Satürn, Kova’nın gündüz yöneticisi, onbirinci burç; Oğlak’ın ise gece yöneticisidir ve Zodyak’ın onuncu burcudur.

Jüpiter, gündüz, Zodyak’ın on ikinci burcu; Balık’ın yöneticisidir.Gece ise Yay’ ı Zodyak’ın dokuzuncu burcunu yönetir.

Mars, Koç’un gündüz yöneticisi ve Zodyak’ın ilk burcudur; Akrep’in ise gece yöneticisi ve  sekizinci burçtur.

Güneş’in tek yönettiği Aslan’dır ve beşinci burçtur.

Venüs, gündüzleri Boğa’yı yönetir ikinci burçtur; gece ise Terazi’dedir ve yedinci burçtur.

Merkür, İkizlerin gündüz yöneticisidir ve üçüncü burçtur; Başak'ın ise gece yöneticisidir, altıncı burçtur.

Ay sadece Yengeç’in yöneticisidir ve dördüncü burçtur.

 Gezegenlerin Karşılıklı İlişkileri
  Gezegenler gökyüzünde sürekli olarak dolaşırlar. Birbirleriyle karşılaşır, kesişir ve aralarındaki ilişkiye bağlı olarak çeşitli etkileri değiş tokuş ederler. Gezegenlerin birbirleriyle karşılıklı pozisyonlarını inceleyen çalışmaya gezegensel bakışımlar, ‘planetary aspects’ adı verilir.
  Bu karşılıklı ilişkiler, astrologlar tarafından olduğu kadar astronomlar tarafından da incelenir. Astronomlar haklı olarak bu karşılaşmaları sadece fiziksel yönden  ele alırken, ‘her görünenin ardında bir görünmeyen vardır’ prensibine uygun olarak astrologlar gezegenlerin görünmeyendeki tesir kuşaklarına matematik hesaplamalarla nüfuz ederek, çeşitli pozisyonlarının insanlar ve siyasal, toplumsal olaylar üzerindeki etkileri araştırırlar.
  Gezegensel karşılıklı ilişkileri anlamak için, gökyüzünü, astronomlar gibi derecelere bölmek yeterlidir. Her evin 30
°lik bir alanı olduğu bilinerek, açılarla astrolojik evler arasında bir bağlantı kurmak mümkün olur. Gezegenlerin gökyüzündeki konumlarının birbirleri ile mukayeselerine "Bakışım" denir.
  İki gezegen gökyüzünde belirgin bir biçimde bir araya geldiklerinde, oluşan açı sıfır derecedir ve bu duruma
kavuşum / conjunction adı  verilir. Başlıca bakışımlar, şu şekildedir;

Semi-sextile      30°    Bir ev
Semi-kare         45°    Bir ev ile bir yarım ev
Sextile              60°   İki ev  
Kare                 90°   Üç ev
Trine(Üçgen)    120°   Dört ev
Seskikadrat      135°   Dört ev ile bir yarım ev
Kenkünks         150°   Beş ev
Karşıtlık           180°   Altı ev

 Trine120° ve sekstile 60° elverişli karşılaşmalardır. Karşıtlık ve kare, elverişsiz karşılaşmadır. Kavuşumlar Venüs ya da Jüpiter ile elverişli, Mars ya da Satürn ile elverişsiz olarak değerlendirilir. Jüpiter ve Venüs, kavuşum, Trine ya da Sekstile’de çok olumludurlar. Güneş, Ay, Merkür, karşıtlık ve kare konumlarında kuşkulu; trine ve sekstile'de olumludurlar.
  Yıldızlar ve gezegenler bitkiler, hayvanlar ve bizler gibi canlıdırlar. Yıldızların olumlu ve olumsuz gibi nitelediğimiz karşılıklı etkileşimleri vardır tıpkı insanlar gibi. Ve ezoterik açıdan aralarında dolaşan akışkan aracılığıyla da birbirlerini sürekli tesir açısından da etkilerler. Bu akışkanın tüm kadim öğretilerde adı geçer ve ona
eter denir. İnsanlarında eterik bedenleri vardır ve bu eterik beden gezegensel etkilere açıktır, yani bizim bir yanımız eterik açıdan gezegenlerde bir yanımız da burada maddi dünyadadır. Eskiler bu ezoterik yasayı, başı göklerde ayakları yerde adam figürü ile açıklamışlardır.
 
" Kadim astrologların gökleri, canlı varlıklar ve zeki kuvvetlerle doludur; gökyüzü atıl kütlelerin ve bilinçsiz gök cisimlerinin oradan oraya savrulduğu bir alan değildir. "
  Gelmiş geçmiş tüm büyük inisiyeler ve kadim gerçek astrologlar bu okült yasaları ve onların işleyişini çok iyi bilirlerdi ve evrensel yasalara saygılıydılar. Gezegensel etkileri dörtlü bir bakış açısından değerlendirip ele alırlardı. Kabalistik açıdan, astrolojik açıdan, entelektüel ve fiziksel açılardan da gökyüzünü incelemeyi adet haline getirmişlerdi. Ve böylelikle derinlikli bakış açıları oluşturarak, haritalara da böyle bir gözlükten ve oldukça derin bakmaya çalışırlardı.

 

© Astroset 2004-2010