Astroloji Bilgileri

MARS ve MERKÜR

William Q. Judge
Çeviren: Işık UÇKUN
Yayın Tarihi: 14.Temmuz.2008
WWW.ASTROSET.COM

  PATH Dergisi’nin Haziran sayısında London Lodge T. S. tarafından yayınlanan bir kitapçıkla ilgili bir eleştiri yayınlandı ve her ne kadar eleştirmenin isminin ilk harfleri yorumlara eklendiyse de bu derginin belki de söz konusu kitapçıktaki her şeyi onaylama amacıyla bu yazıyı yayınladığı düşünüldü.

  Bahsedilen kitapçık, Madam Blavatsky’nin eseri olan The Secret Doctrine’in birinci cildinde yer alan ve 162’den 168’e kadar devam eden bilgiyle ortaya çıktığını düşündüğümüz eski bir tartışmayı açığa çıkarmaktadır. Blavatsky’nin öğretmeni, “meraktan memnuniyet duymak bazıları için bilginin sona ermesi demektir” yazmıştır ve bu merak, birkaç yıl önce Esoteric Buddhism ve The Secret Doctrine’deki tüm önemli konuları ana hatlarıyla ortaya çıkaran ustaların zihninde görünen gezegenlerle ilgili yeni bir sorunun belirmesine neden oldu.
 
Esoteric Buddhism’in yazarı bunun üzerine Mars ve Merkür’ün dünya gezegenler zincirinin yedi gezegenden ikisi olduğunu ifade eden bir yorum yazdı. Blavatsky, Üstatlarla gerçek ve sürekli bir iletişim içinde olan tek kişi olarak Mr. Sinnett’in The Secret Doctrin’in yukarıda bahsettiğim sayfa 164’teki hatalı cümlesini şöyle düzeltmiştir: “Ne Mars ne de Merkür bizim gezegen zincirimize ait değildir, onlar diğer gezegenlerle birlikte sayısız gezegen zincirleri  içerisinde yedili birimlerdir ve üst küreleri ne kadar görünmezse onlar da o kadar görünürdürler.” Yanlış anlaşılmanın düzeltilmesi, ona Esoteric Buddhism’de yazan yazıları gönderen aynı üstatların yazılı izni ile yapılmıştı.

  Teozofi yazarlarının hiçbirinin haberlerinin olmadığı üstatların yazdıklarından bağımsız olarak bu soru ile ilgili şunu da ilave etmemiz gerekir; The Secret Doctrine’deki ifade en son halidir. Başka noktalara da dokunmuyor olsaydı konuyu daha da ileri vardırmanın bir gereği yoktu, ama felsefe biliminin tutarlılığı bakımından bu meseleye yine dönmek gerekiyor.

  Esoteric Buddhism veThe Secret Doctrine ile ilişkisi olan iki üstat ayrı ayrı şöyle söylemiştir: öncelikle, dünya zincirinin diğer kürelerinin hiçbirinin yüzeyleri görünür değildir; ikinci olarak, gökyüzünde birçok gezegen bize görünürdür çünkü onlar dördüncü kademe gezegenleridir ve bizim görüş alanımızda kendi yedili zincirlerini temsil etmektedirler; üçüncü olarak da, dünyaya eşlik eden diğer altı gezegen dünyayla birleşiktir ve maddelerinin sınıfları itibariyle dünyadan farklılaşmaktadırlar; dördüncü olarak, Mr. Sinnet Mars ve Merkür’ün dünyaya eşlik eden altı gezegenden ikisi olduğunu düşündüğünde bu bir yanlış anlamaydı ve  bu düzeltme The Secret Doctrine’de son derece pozitif olarak yapılmıştır; son olarak da, tüm felsefenin benzerliklerden ibaret olduğunu ve her yönünde böyle olması gerektiğini söylemişlerdir.

  Eğer Mars ve Merkür’ün, dünyanın yedili zincirinin iki görünür gezegeni olduğunu kabul edersek, felsefenin tutarlılığı zarar görmüş olur, çünkü gezegenler için geçerli olan neyse insan için geçerli olan da odur. Bir an için her gezegeni insan gibi kabul edersek, onlar da tıpkı bir insan gibi analiz edilmeli ve bir insanın tabi olduğu yasalara tabi olmalıdır. Dolayısıyla, eğer dünyanın ilkelerinden ikisi, yani Mars ve Merkür de görülebilenlerdense, neden insanın yedi ilkesinden ikisi de bedeni gibi görünür değil? Yedi katlı yapısında bedeni yedili zincirindeki dünyayı temsil etmesine rağmen insan diğer ilkelerinin hiçbirini oldukları gibi görememektedir. Felsefe her noktada tutarlı olmalıdır, eğer sadece tek bir noktada tutarsız olursa diğer bütün noktalarda da tutarsız, dolayısıyla da başarısız olacaktır.

  Esoteric Buddhism için Blavatsky aracılığıyla Mr. Sinnett ile iletişim kuran söz konusu üstatlar tekrar tekrar pozitif bir şekilde bu felsefede benzerlik yasasının hükmünün geçtiğini belirtmişlerdir. Dünya bir dördüncü kademe gezegenidir. Üzerindeki canlılar şu anda dördüncü aşamadadır ve bu nedenle aynı gelişim aşamasında olmayan hiçbir gezegeni olduğu gibi görememektedirler ve dolayısıyla gördükleri her gezegen bir dördüncü kademe gezegenidir. Bu doğru ise, Mars ve Merkür de dördüncü kademe gezegenleri olmalıydı, dolayısıyla bu gezegenler dünyanın küreler zincirinde olamaz.

  Eğer Mars ve Merkür’ün, dünyanın üçüncüsü olduğu bütüne ait iki gezegen olduğu konusunda sözkonusu kitapçığın yazarının görüşünü kabul edersek şu soru açığa çıkıyor; bu iki gezegen hangi ilkeyle benzerlik gösteriyor? Zira bu durumda ya prana, kama, astral beden, Manas, Buddhi ya da Atman ile benzerlik göstermelidir. Bu soruyu yanıtlamak için yapılan her deneme, bu varsayımdaki karmaşayı açığa çıkaracaktır, çünkü Mars’ın belirsiz olduğu kabul edilmektedir ve bu durumda doğal olarak dünyanın ilkelerinden hangisi belirsizlik ile benzerlik göstermektedir sorusu açığa çıkmaktadır.
  Başlangıçtaki kabulden yola çıkarsak bunun cevabı, Mars’ın son yaşadığımız gezegen olduğudur çünkü terkedilmiş bir gücü ya da ilkeyi temsil etmesi gerekir, geliştirmek üzere olduğumuzu değil. Manas tamamen geliştirilmesi gereken bir sonraki ilke olduğundan Mars’ın onu temsil etmediği söylenebilir ve bu da konunun tamamının karmaşıklaşması anlamına gelmektedir. Çünkü ilk dört ilke zaten gelişmiştir ve terkedilmiş değildir. Bunu da, yanlış bir kabul olarak Mars’ın sekizinci ilkeyi temsil edeceği düşüncesi izler.

  Üstatların ve Blavatsky’nin belirttiğine göre Mars şu anda belirsiz bir konumda. Bunun nedeni, gelişim zinciri içinde Mars küresinin dördüncü devrini tamamlamış olması veya gezegenin başlı başına bir yaşama alanı oluşunun haricinde henüz dördüncü devrinin henüz başlamamış olmasıdır, Mars küresi o zincirin bir sonraki küresine geçtiği için ve tıpkı bizim bir sonraki küremizin şu an yüzeyden görünür olmaması gibi Mars’ın yüzeyinden görünmemektedir. Merkür için de belirsizlik haricinde aynısı söylenebilir, çünkü onunla ilgili verilen bilgi, onun küresinin yokluğunun neden olduğu belirsizlikten çıkmaya başladığını gösteriyor.

  Bu noktada The Secret Doctrine’den yukarıdaki meseleye kaynaklık edecek bir referans faydalı olacaktır. Bu kitabın birinci cildinin 163. sayfasında aynı zamanda  üstatların otoriteleri hakkında “hiçbir eşlikçi gezegen yok, yani güneş sisteminde hiçbir zincirin üst küresi görünmemektedir” denmektedir. Mars ve Merkür’ün dünyayla olan ilişkileri üstatlar tarafından açıklanmayacak, bahsi geçmeyecektir. Ayrıca, üstatlardan biri, Esoteric Buddhism’in yazarına bu konuyla ilgili şöyle yazmıştır, “bana en yüksek inisiyasyon aşamasıyla ilgili sorular soruyorsunuz. Size sadece genel bir bilgi verebilirim ama detaylara girmeye teşebbüs bile etmeyeceğim.”

  Bizlerin Mars, Merkür ve Dünya arasındaki ilişkiyi bilmesi gerekli değil, özellikle de Mars ve Merkür’ün herhangi bir özel durumunun olup olmadığı ile ilgili, bilmemiz gereken tek konu, bizim gezegen zincirimize ait olup olmadıklarıdır ve hem bu konuda yetkili otorite tarafından ve hem de tutarlı bir felsefe zemininde ayrı ayrı açıklama yapılmamıştır. Otorite tarafından dedim çünkü bu bilmeceyi başka bir şekilde çözemeyiz; felsefe zemininde, yetkililerin ifadelerinin bu zeminde mantıklılığının gösterilmesi gerekli. Böyle tüm zorluklar yasaları hatırlayarak ve üzerlerinde çalışarak gerçekleştirilebilir çünkü insanla, ilkeleriyle ya da araçlarıyla ilgili olan her şey aynı şekilde gezegenlerle de ilgilidir.

 

© Astroset 2004-2010