Makale

WWW.ASTROSET.COM

CARL JUNG’A GÖRE BÜYÜK ASTROLOJİK DEĞİŞİMLER İNSAN ŞUURUNU NASIL ETKİLİYOR !

“Bu çağ sona erdikten sonra bizler tekrar başa döneceğiz; bu çağ spiritüel bilimlere, mistisizme, şuura ve genel olarak ruhsallığa yönelik bir anlayışın ve yüksek bilginin dünyada bulunduğu zamandan beri görülmemiş bir çağ.
Tüm bunlar; günümüzde gerçekleşmekte olan kolektif şuurdaki kitlesel değişimin bir parçası gibi görünüyor…”

  Astroloji kadim bir sanattır ve geçmişi binlerce yıl öncesine uzanır. Pekçok toplumda ortaya çıkar ama çok kadim bir bilgelik olarak, taşıdığı pekçok bilgi toplumdan gizlenmiştir. Gizli topluluklar, hem kalpleri insanlık için iyilik isteği ile dolu olanlar ve hem de öfke ve kişisel çıkarla motive olanlar bu tip bir kadim bilgiyi kullanmışlardır. Atlantis’ten kadim Sümer’e, Vedik astrolojiden kadim Yunan’a, Romaya ve Mısıra kadar pekçok büyük zihin çağlar boyunca astrolojiyi uyguladı ve bunu iyi niyetle yaptı. Pekçok şüpheciye karşın astrolojinin insanlığa verebileceği çok şey vardır.
Burada şunu da ifade etmek önemlidir ki; modern bilimin kurucu babalarının pekçoğu, özellikle de matematik ve fizik/kuantum fiziği alanlarında olanların hepsi spiritüel mistiklerdi.

“Bilim fiziksel olmayan fenomenler üzerinde çalışmaya başladığı gün, onyıl içinde, varolduğu yüzyıllardır ilerleyemediği kadar ilerleyecektir” Nikola Tesla

  Astrolojik olarak konuşmak gerekirse, insan için yeni bir çağ başladı. Bundan once, gizli toplumlarımız, Felsefe Taşı ve de büyü ve büyücülük gibi kavramlarımız vardı. Tektanrılı dinlerle birlikte Tanrı kavramı onların yerini aldı, yine de modern dinlerin başlangıcından önce kullanılan ve uygulanan kavramlar bir kez daha ortaya çıkıyor ki bu ilginçtir çünkü hepimiz bir çağın sonuna geldik ve artık yeni bir çağın başlangıcına geçiş yapıyoruz. Şu an tam olarak hangi noktada bulunduğumuz konusunda farklı iddialar olsa da konuyla ilgili pekçok araştırmacı çok önemli bir geçiş sürecinde olduğumuz konusunda hemfikirler.

  Batı Astrolojisinde bizler Balık Çağından Kova Çağına geçiş yapıyoruz. Kadim Vedik astrolojiye göre 300 yıllık bir siklusun sonunun başlangıcına gelmiş bulunuyoruz (şu anda Kaliyuga Çağı’nın sonunda geçiş dönemindeyiz).
Vedik Öğreti aynı zamanda bize Batı Astrolojisi felsefelerinin ne yaptığını da anlatır ve içerdiği bilgi Kadim Kızılderili Bilgeliği’nin tanımladığı sikluslarla da ilişkilidir. Bu, Mahabharata’da da tanımlandığı gibi bu psişik yeteneklerin en düşük noktasına ulaştığı ve ahlaki erdemlerin dünyadan uzaklaştığı bir çağ.

  Bağımsız araştırmacı Bibhu Dev Misra’nın yazdığına gore, “Dünya Ruhu siyahlıkla ve bozulmayla dolup taştığında ve dünyada erdem çok azaldığında, Kali Yuga’nın sonundaki bir sıfır noktasına kadar bu devam eder. İnsanlıkta bir kötülük, hastalık, uyuşukluk, öfke hali, doğal felaketler, ıstırap ve kıtlık korkusu hüküm sürmeye başladı. Günah çıkarmanın bedeli olarak kefaret ödemek, fedakarlıklar ve dini gözlemler artık terkedilmeye başlandı. Tüm canlılar dejenere olmaya başladı. Değişim, hiçbir istisna tanımadan herkesi yoksaymaktadır”.

  Tüm bu tanımlamalar toplumumuzun işleyişini doğru bir şekilde yansıtmaktadır. Modern tarihimizde ilerledikçe, yaklaşık 2100 yıl süren bu son çağ, artık bir sona doğru geliyor, bu son, global gerilimlerin hiçbir zaman çok yüksek olmadığı bir zamanın ortaya koyduğu bir sonuçtur. Bu çağda insanlık yoğun karanlığı deneyimledi ve öyle görünüyor ki bir uygarlık ne kadar eskiyse, ruhsal olarak (ve de teknolojik olarak) da o kadar ileri seviyeli oluyor. Bu da ilginçtir çünkü bu çağ sona erdikten sonra bizler tekrar başa döneceğiz; bu çağ spiritüel bilimlere, mistisizme, şuura ve genel olarak ruhsallığa yönelik bir anlayışın ve yüksek bilginin dünyada bulunduğu zamandan beri görülmemiş bir çağ.
Tüm bunlar; günümüzde gerçekleşmekte olan kolektif şuurdaki kitlesel değişimin bir parçası gibi görünüyor.

CARL JUNG’UN AÇIKLAMASI

Dr. Young yazıyor:
“Kadim Mısır tarihinden bildiğimiz gibi, bu olaylar bir *Platonik Ay’ın (
*Jung’a ait ve yaklaşık 2160 yıla tekabül eden bir zaman dilimi) sonunda ve bir sonraki platonik ayın başlangıcındayken meydana gelen psişik değişimlerin semptomları. Onlar, görünüşe göre, ifade edildiği şekliyle arşetiplerin veya tanrıların psişik açıdan hakim olan takım yıldızlarının değişimleri gibi görünüyor ve kolektif psişede uzun süren dönüşümler meydana getiriyorlar ya da böyle değişimlere eşlik ediyorlar. Bu dönüşüm tarihsel tradisyonlar içerisinde başladı ve arkasında izler bıraktı. İlk olarak Torus döneminden Koç burcu çağına, ardından Koç burcundan Balık burcu çağı’na bir geçiş yaşandı. Balık Çağı’nın başlangıcı Hıristiyanlığın yükselişine tekabül eder. Şu anda ise büyük bir değişime doğru yaklaşıyoruz, bunun, bahar noktasının Kova burcuna girdiği zaman gerçekleşmesi beklenebilir”.

Yukarıdaki sözler, Jung’un “Uçan Daireler: Göklerde Görülen Şeylerin Modern Miti” kitabından alıntıdır. 1958 yılında Jung’un yazdığı kitabın çevirisi yapılmayan bir versiyonunu bulmak mümkün değil. Bu nedenle Jung ve onunla ilişkisi olan Mainly Hall, zamanlarının en büyük zihinleri olarak tanınıyorlar.
Hall; din, mitoloji, mistisizm ve okültizm ile ilişkili alanlarda dünyanın en büyük bilim insanlarından biri olarak tanınıyor. Pek çok aydın kişi onun çalışmasına çekilim duymuştur ki bunlara Carl Jung da dahil olup, “Psikoloji ve Simya” adlı kitabını yazarken Hall’un özel koleksiyonundan materyal ödünç almıştır.
Hall’un en tanınmış kitaplarından biri, önemli bir bilgi kaynağı olan “Tüm Çağların Gizli Öğretisi: Masonik, Hermetik, Kabalistik ve Rozkruva Sembol Felsefesi’nin bir özeti” adlı kitabıdır.
Jung, popüler inancının aksine, UFO’lar konusunda ciddi bir araştırmacıydı; kitabını yayınladığı dönemde Hava Kuvvetleri’ni, konuyla ilgili bilgi sakladıklarını söyleyerek suçlamıştır.

Hall Jung’un yukarıdaki sözlerini açıklıyor:
“Jung bize Platonik yılın bir zamanlama sorunu olduğunu söylüyor ve ekinoksların işleyişsel hareketinin hemen her 2100 yılda değişen bahar ekinoksuyla sonuçlandığını ve bu değişimlerin büyük platonik yılın ayları olduğunu, bu döneminse 25 000 yıldan sonra oluştuğunu belirtiyor. Dolayısıyla bize bu değişimlerin doğada, kozmosta, uzayda meydana geldiğini ve arşetiplerin belirli dönüşümlerine bağlı olduğunu, doğadaki bu saatin aktif olduğunu, sürekli hareket halinde olduğunu, bir siklussal bölünmeden diğerine geçtiğini ve bireylerin yaşamlarında önemli sosyal psikolojik değişimler yarattığını ispat edebilecek güçlü birtakım bilgileri toplamasının mümkün olduğunu söylüyor”.

Hall sözlerine şöyle devam ediyor:

 “Bireyin hayatı, kollektif yaşamla ilişkilidir, öyle ki bu uçan daire fenomeni bahar ekinoksu Kova burcu noktasına doğru ilerledikçe artacaktır ve bu da sonuç olarak Mısırlılara, Yunanlılara ve Romalılara ve de pekçok Asya halkına, dünya şuurunun temel hareketini, dünyanın bir basınç altında olduğunu ve bu hareketin su burcundan hava burcuna doğru olduğunu işaret ediyor… Dolayısıyla da, atmosferik gizem, havanın gizemi ve havada saklı olan 2000 yıldan daha uzun zaman sonra gelecek bir zamanda psikolojik olarak hakim olacaktır.

İnsan Şuuru & Uzay

Bilimsel literatür şu noktada nettir ki; birkaç fizyolojik ritm ve global kollektif davranışlar güneş ve jeomanyetik aktivitesiyle sadece senkronize olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu alanlarda olan bozulmalar insan sağlığı ve davranışı üzerinde ters etkiler de yaratabiliyor. Biyolojik bir seviyede dünyadaki tüm yaşamın bir şekilde Güneş, Ay sikluslarıyla ve muhtemelen diğer sikluslarla da bir şekilde bağlantılı olduğunu biliyoruz.

Kuantum fiziğinde büyük rol oynayan insan şuurunun ve de maddi olmayan bilimlerin astrolojiyle doğrudan olmaktan çok, kendine özgü şekillerde bağlantılı olduğuna ilişkin çok sayıda kanıt bulunuyor.
“Kuantum mekaniğinin kanunlarını tamamen istikrarlı bir şekilde, şuura değinmeden formüle etmek mümkün değildi”. Max Planck

Örneğin; Collective Evolution III: Değişim’de güneş patlamalarının sadece dünyadaki izleyiciler için güzel ışık gösterileri üretme yeteneğine sahip olmakla kalmadıkları, aynı zamanda büyük dünya olayları ile de aynı zamana denk geldikleri ve insan şuuru üzerinde güçlü bir etkilerinin olduğu söylenebilir.
Büyük güneş aktivitesi insanlık tarihinde önemli olaylarla çakışır ve bu oldukça ilginçtir, ayrıca kadim insanlar bu çakışmaları görmüş ve muhtemelen insanlık tarihinde önemli olayların sıkça olduğu dönemleri kolaylıkla tahmin edebilmişlerdir.
UFO konusuna son zamanlarda artan ilgi ve varlıklarının doğruluğunun kitleler tarafından kabulünden (gerçekleşen diğer pek çok şeyle birlikte) anlaşılması gereken; insan şuurunda bir kitlesel değişimin gerçekleştiğidir.

 

Arjun Walia / https://www.collective-evolution.com/…/how-major-astrolog…/…

Yayın Tarihi: 08.10.2019

 

© Astroset 2003-2019