|
Marduk,
ikinci Nuh Tufanı'nı yaşatacak
'12. Gezegen Marduk' kitabıyla
tanınan Zecharia
Sitchin,
Marduk'un 2010'lu yıllarda dünyanın yakınından
geçeceğini ve bu esnada yeni bir
'Nuh Tufanı'nın' daha yaşanacağını iddia ediyor.
Marduk
gezegeninin yörüngesinin uzunluğu nedeniyle ancak 3 bin 600
yılda bir dünyayı ziyaret edebildiğine inanılıyor.
Sümerler tarafından 'Nibiru'
olarak adlandırılan gezegenin, bugüne kadar sadece 1983
yılında IRAS kızılötesi teleskopu sayesinde görülebildiği
iddia ediliyor.
Maya takvimine göre,
2012 yılında dünyaya yakınlaşacak olan
Marduk'un, tıpkı 13 bin yıl önce olduğu gibi dünyaya
felaket getireceği öne sürülüyor.

Dünyada Nuh Tufanı benzeri yeni bir felakete yol açacağını öne
sürdüğü, '12. Gezegen Marduk'u
'meşhur eden' ünlü Rus araştırmacı-yazar
Zecharia Sitchin,
SABAH'a konuştu. Gezegenin 2010'lu
yıllarda dünyaya yaklaştığında büyük bir felaket yaşanacağını
söyleyen Sitchin, "Balık burcu
çağı bittiğinde, Marduk kapımıza
dayanmış olacak. Daha önce geldiğinde Nuh Tufanı yaşanmıştı"
diye konuştu. Zecharia
Sitchin sorularımıza çarpıcı
yanıtlar verdi.
*
Kitaplarınıza da konu ettiğiniz,
bilinmeyen bir gezegenin 2012 yılında dünyamıza çarpacağı
yönündeki tartışmalar
hakkında ne söyleyebilirsiniz?
'X gezegeni'
adını da verebileceğimiz bu gezegenin uzun
ekliptik yörüngesi her 3 bin 600
yılda onu dünyamıza yakınlaştırıyor ve dünya üzerinde felaket
etkisi yaratıyor. Gezegenin en büyük felaketi ise 13 bin yıl
önce gerçekleşen büyük tufandır. Buna "Nuh Tufanı" denmesinin
nedeni de İncil'de ve Sümer yazıtlarında
bahsinin geçmesi. İnsanoğlu
kurtuldu çünkü tufanın kahramanı bir gemi inşa etti ve Ağrı
Dağı'nın zirvesine erişti. Bu bağlamda
Marduk'un neden olduğu felaketin, Türkiye ile
bağlantılı olduğunu söyleyebiliriz.
1983'TE TELESKOPLA GÖRÜLDÜ
*
Hangi uygarlıklar bu
gezegenden haberdardı?
Bu konu hakkında ilk
bilgi sahibi olan Sümerlerdi. Ayrıca
Babiller, Hititler ve Asurlular gezegenden
haberdarlardı. Sümerler gezegeni 'Nibiru'
Babiller ise tanrıların ismi olan
'Marduk' olarak adlandırdılar.
Mısır ve Filistin'de gezegen 'kanatlı yuvarlak' olarak tarif
ediliyor. İstanbul ve Ankara'daki arkeoloji müzelerini
gezenler, yüzlerce yıllık birçok yapıt üzerinde bu sembolü
görebilirler.
*
O zaman
neden kitabınızda bu gezegen '12. gezegen' diye yer alıyor ve
neden 'bilinmeyen' olarak nitelendiriyorsunuz?
Sümerler bu gezegeni, güneş
sistemimizde güneş, ay ve bilinen 9 gezegene ek olarak
algıladılar ve güneş sisteminin 12. üyesi olarak kabul
ettiler. Bununla beraber Akatlar
şimdi Berlin müzesinde yer alan silindir bir mühür üzerinde
güneşin merkezde olduğu ve bütün gezegenlerin gösterildiği bir
güneş sistemi resmetti. Bu gezegen uzun
ekliptik yörüngesi yüzünden teleskoplarla görülmüyor.
Fakat 1983 yılında IRAS kızılötesi teleskopu onu görmeyi
başardı.
06.04.2005-
SABAH
ZECHARİA
SİTCHİN ve 2012
Bir zamanlar dünyamızda yaşamış
olan üstün bir ırkın varlığını açıklayan son derece şaşırtıcı
kanıtlar, artık gün ışığına mı çıkıyor? Yıldızlardan gelen
ziyaretçiler yüz binlerce yıl önce
dünyamıza gelip değerli bir türü ortaya çıkartacak olan
genetik tohumu mu ektiler?
Otuz yıllık yoğun bir
araştırmanın sonucu olan 12 Gezegen ve devamı olan
Zecharia
Sitchin’in tartışmalar yaratan Dünya Tarihçesi dizi
halinde ülkemizde de yayınlanıyor.
Bu kitaplarda insanoğlunun dünya
dışındaki atalarının varlığı hakkında kanıtlar ileri
sürülüyor.
*
Dünyanın göksel
ataları mı vardı? Varsa onları kanıtlayacak belgeler yeterli
mi? Yoksa daha başka belgeler ve kanıtlarda mı
ortaya çıkacak… * Irkların
değişiminde bilmediğimiz kozmik
müdahaleler mi var? * Maymunumsudan
insana nasıl geçtik? * Sümer,
Babil, Asur,
Aztek, İnka, Maya ve ünlü
piramitler hangi sırları taşıyor?
Bu soruların yanıtları
hepimizin merak konusu. Bu tip konuları araştırmak isteyen
geniş mantaliteye sahip, özgür
insanlar için kaçırılmayacak bir fırsat
Sitchin’in kitapları… Üstelik
Türkçe'sini bulmak da mümkün…
Zecharia
Sitchin 12 Gezegen adlı eserinde
dünya tarihçesiyle ilgili olarak şunları söylemiş;
" Geneline
bakıldığında, MÖ. 11.000’lerde başlayan çağı Orta Taş Devri
değil de Evcilleştirme Devri diye adlandırmak daha uygun
olacaktır. Sadece 3600 yıl içinde, ki sonsuz başlangıç
açısından bakıldığında bir gecede sayılır, insan bir çiftçi
oldu ve yabani bitkiler ve hayvanlar evcilleştirildi. Derken,
yeni bir çağ başladı. Bilginlerimiz bunu Yeni Taş Devri
(Neolitik) diye adlandırır ama bu terim, MÖ. 7500’lerde
çömlekçiliğin ortaya çıkışı olan ana değişiklik nedeniyle hiç
de uygun değildir. Bilginlerimiz için hala anlaşılmaz olan, ama tarih öncesi
hikayemize devam ettikçe ortaya çıkacak sebepler yüzünden,
insanın uygarlığa doğru yürüyüşü, MÖ. 11.000’lerden birkaç
bin yıl sonra, Yakın Doğu’nun yaylalarıyla sınırlanmıştır.
Kilin birden çok amaç için kullanılabileceğinin keşfi; insanın
dağlardaki evinden daha aşağıya, çamurla dolu vadilere
inişiyle aynı zamana rastlar. MÖ. yedinci bin yılda, Yakın Doğu’nun uygarlık yarım
dairesi çok sayıda araç gereç, süslemeler
ve heykelcikler üreten kil veya çömlek kültürleriyle
kaynamaktadır. MÖ. 5000’lerde Yakın Doğu süper kalitede ve
şahane tasarımlarla kil ve çömlekçilik nesneleri üretiyordu.
Ama ilerleme bir kez daha yavaşladı ve MÖ. 4500’de,
arkeolojik kanıtlar göstermektedir ki, gerileme her yanda
mevcuttu. James Melaart’a göre
“Kültürde genel bir fakirleşme vardı”;
bazı kazı alanları
“yeni fakrı zaruret döneminin”
izlerini taşırlar. İnsan ve kültürünün gerilemekte olduğu
açıktır. Derken, birdenbire, beklenmedik, izah edilemeyen bir
biçimde, Yakın Doğu hayal edilebilecek en büyük uygarlığın,
bizimkinin köklerinin de sıkı sıkıya bağlı olduğu bir
uygarlığın doğuşuna tanık oldu.
Gizemli bir el, bir kez daha insanı gerileyişinden çekip
çıkarmış ve onu çok daha yüksek bir kültür, bilgi ve uygarlık
seviyesine yerleştirmişti."
Konuyla ilgili diğer yazımız için ;
TIKLAYIN !
|