Ezoterizm & Gizemcilik

WWW.ASTROSET.COM

Sirius Kültürü

SİRİUS A, SİRİUS B ve SİRİUS C olarak üçlü bir takım yıldız olan Sirius Yönetim Sistemine, gezegenlerin sıralanışının köpeği andırması nedeniyle Köpek Takım Yıldızı adı da verilir. Mu, Atlantis ve Mısır hatta bu 26.000 bin yıllık dönemde, yeryüzünde var olan tüm bilgiler, Sirius Kültür’ünden indirilmiş ve insanları nihai bir amaca yönlendirmek için kullanılmış birer araçtır. Bu bilgiler sürekli olarak zaman ve mekana göre uyarlanmış, düzeltilmiş, yenilenmiştir.
Bu nihai amaç; gezegenimizin uyanışı yani kıyam etmesi, bilgi ile ayağa kalkması ve kozmik spiralin bir üst aşamasına geçmesini sağlamaktır.

Ezoterik Tradisyon Sirius A’yı ruhsal yönetimin idari ve teknik işlerinin yapıldığı yer olarak tanımlar. Sirius B’nin ise tüm ruhsal ve ezoterik kültürlerde bambaşka bir yeri vardır. Ruhsal yönetim, ruhsal konseyler ve tüm idari sistemlerin işleyişi Sirius B’ye bağlıdır. Sirius C’nin fonksiyonu hakkında ise kesin bir bilgi edinilememiştir.
Bu yıldıza, aralarında Mısır ve Sümerlilerin de bulunduğu bir çok eski halk tarafından tanrı/tanrıça statüsünün verilmesine hiç şaşmamalı. Modern astronomi, Sirius Kültürünün gizemlerini bir bir ortaya çıkardıkça, bu ismi vermenin ne kadar uygun olduğuna dair kanıtlar ortaya çıkıyor.
 

Güneşimizin de, hayat getiren, ışık getiren unvanını hak ettiği açıktır. Zira onun destekleyici ışınları olmaksızın, güneş sisteminde hayat mevcut olmazdı. Ama muhteşem güneşimiz bile, yakındaki Sirius Sistemine göre sönük kalmaktadır. Göklerdeki en parlak yıldız olarak gördüğümüz Sirius A’dır. Güneşimizin sadece üç katı büyüklükte olmasına rağmen, ondan on kat daha parlaktır. Sirius B ise, çıplak gözle görülemeyen bir beyaz cücedir ve güneşimizin kütlesinin tamamını, dünyamızdan sadece dört kat büyük bir küreye sığdırmıştır.
Sirius B'nin yüzeyi, elmastan 300 kez daha serttir. İçi ise, elmastan 3000 kat daha yoğundur. Bir dakika içinde kendi çevresinde 23 kez dönerek, etrafında büyük bir manyetik alan yaratır. Bu iki yıldız, birbiri etrafında dans eder, sürekli parçacık alış-verişi yaparlar. Muazzam miktarda enerji yayan son derece gizemli ve ilginç bu yıldız sistemi ile karşılaştırıldığında, güneşimiz önemsiz gibi görünmektedir.

Dünya üzerindeki uygarlıklarımızın ve bütün inançlarımızın temeli, SİRİUS KÜLTÜRÜ 'nün yayılmasından ibarettir. Asıl bilgi ve bilgelik, bu kültürün çeşitli zamanlar içinde, çeşitli beşeri topluluklara uyarlanmış olmasıdır. Eğitim ve İnisiyasyon bilgileri dünyamıza özellikle Sirius B’den aktarılmaktadır. Sirius A Ruhsal Yönetim Sisteminin teknik ve idari işlerinin yönetimi ile ilgilenir.
Tıpkı yüksek benliğin veya ruhun insan enkarnasyonunu yaratan bir kaynak oluşu gibi güneşimiz Sirius Yıldızı da, tüm güneş sistemimizin başlangıç noktasıdır.
Başka bir deyişle, Sirius güneş sistemimizin ruhudur ve onun form halinde enkarne olmasına neden olmuştur.
Eski Şamanik kültürlerde, Sirius İnisiyasyonunun Tanrılara açılan bir portal olduğuna inanılıyordu ve Sirius Geçidi üzerinden yapılan yolculukların İlahi mesajlar getirdiği söyleniyordu ki bu söylemler ve inançlar doğrudur.

Ayrıca Sirius eğitimlerinin insanı cennete hazırlayan bir kapı olduğuna inanılıyordu. Modern astrolojide, Sirius aynı zamanda ruhsal özgürlüğün titreşimini yayan bir tesir taşıdığı söylenir. Enerjisi, özümüze ulaşmamızı sağlar, eski realitelerin getirdiği sınırlamaları kaldırmamıza yardım eder, kendimizi tanımamızı sağlayacak tüm bilgiler çağlar boyunca Sirius Kültüründen bir misyon tarzında eğitim amaçlı verilmiştir.

Ayrıca Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği’nde 08.04.1982 tarihinde Ergün Arıkdal’ın medyumluğunu yaptığı Sirius B celselerinin alındığı da bilinmektedir. Sirius’un Güneş Sistemimize olan etkisi Karma Yasasıyla sonuçlanır ve bu yasa Güneşimizin gezegenler ailesini etkiler. “Sirius büyük inisiyasyon yıldızıdır çünkü İlahi Hiyerarşimiz Sirius Hiyerarşisinin ruhsal manyetik kontrolü veya yönetimi altındadır. Bunlar kozmik yönetimin güneş sistemindeki kristal yaşam prensipleri üzerinde, gezegende, insanda ve yaşamın ifadesinin daha düşük formlar üzerinde çalıştığı temel kontrol edici tesirlerdir. Ona ezoterik olarak “Hassasiyetin parlak yıldızı” adı da verilir.

SİRİUS KÜLTÜRÜ VE DÜNYA GEZEGENİNİN TEKAMÜLÜ

Dünya gezegeninin ruhsal, şuursal, fiziksel tekamülü ve evren içindeki gidişatı Sirius Galaktik Sistemine bağlıdır. Gezegenimizin tüm gelişim aşamaları, Sirius gezegenince takip edilir ve yönlendirilir. Kuran’da Şira yıldızı diğer adıyla Tarık yıldızı olarak anılan tek yıldızdır.
Özellikle Ruhsal Sirius olarak anılan Sirius B, görüp gözetici, koruyucu, himaye edici ve geliştirici yönüyle, dünya gezegeninin şuursal gelişimi ile ilgilenir ve şimdi de şuur sıçraması yaparak bir üst aşamaya geçmesi için büyük uğraşlar verilmektedir. Tüm bu gelişim hareketleri, Ruhsal Sirius Galaktik Sistemi tarafından an be an takip edilmektedir ki, olup bitenlerin tümü Yaradan’ın İzni Keremiyle olur.

Pek çok ezoterik metinde Sirius Misyonu olarak aktarılan bilgilerin asıl manası, bu görüp-gözeticilik vasfının layıkıyla yapıldığının bizler tarafından anlaşılır hale gelmesinin gerekliliğidir. Nihai sona ulaşmak için bu uyanış ve farkındalık önemlidir.
Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği’nde, 08.04.1982 tarihinde Ergün Arıkdal’ın medyomluğunu yaptığı Sirius B celselerinin alınması da bu maksadı içerir ve Anadolu Misyonu’nun hayata geçmesi için bir başlangıç olarak kabul edilebilir. Ülkemizde bu misyon için doğmuş binlerce jeneratör görevi yapan, enerjiyi alıp aktaran sessiz sedasız şekilde günlük yaşamını sürdüren insanlar vardır. Şuurlarının açılması için adeta surun üflemesi gibi bir işareti bekleyen, bu temiz yürekli, temiz enerjili insanlar çağrıları almaya başlamışlardır.

Hepimizin bildiği gibi kıyamet yani uyanış günlerindeyiz. Yeni bir çağa geçiş yapmaya hazırlanıyoruz. Bu geçiş aynı zamanda şuursal bir sıçrayışı da gerektirdiği için topyekun halde bir anda olamıyor. Adeta parçaların birleşmesi gibi bireysel uyanışlarla çağa uyumlanma çabası veriliyor.
Ezoterik bilgiler diyor ki; bugünlerde çoğunuz rüyalarınızda veya günlük yaşantınızda “mavi ışık” “mavi yıldız” veyahut maviyle ilgili her hangi bir şeyi sık sık görüyorsanız siz de uyanışa çağırılıyor olabilirsiniz. Bunlar size işaretler olabilir. Bu sizin Sirius Misyonuna uyanış çağrınızdır. Mavi yıldız ya da mavi enerji ile uyumlanmanız sağlanır. Hepimizin DNA kodlarında Sirius Kültürünün bilgisi vardır. Genlerimizde bu kod kayıtlıdır. Bunu hatırlamak için gerekli yüklemeler ve uygulamalar çoğumuza ulaşmaya başladı.

Bireysel uyumlanmalarımız, dünya ananın yani Gaia'nın ruhsal enerjilerinin yükselmesine destek veriyor. Bu yeni anlayışa ve yeni bilgilere geçiş sırasında aşamalar halinde bazı misyonlar elbette devreye girdi. Bunlar kendi hayatlarımızda oldukça karmaşık ve zor sınavlardı. Uyanışa hizmet verecek insanların her zaman hayli zorlu ve başkalarının kaldıramayacağı sınavları olur. Sınavlar verildi ve çoğu tamamlandı. Şimdi yeni bir aşamada iletişim çağına geçiş yaparken DNA’larda kayıtlı olan uyanış kodları aktive oluyor. Artık bir sonraki aşamalarda bizlerin de yaşayacağı yüksek boyutlarda yaşayanların yaptığı gibi biz de tüm enerjimizi ve potansiyelimizi; kendimiz, çevremiz ve gezegenimiz için kullanmayı, yeniçağın geçiş döneminde bu frekans aralığını yükseltebilmek için Sirius Kültürünün galaktik iletişim çağrısını duymayı seçebiliriz.

RUHSAL GÜNEŞ ENERJİ VE BİLGELİK KAYNAĞI SİRİUS

“Asıl kaynağı galaksimizin dışında bulunan Sirius Kültürü vasıtasıyla milyonlarca güneş sisteminin tekamül etmesi sağlanmıştır. Bizim Dünya üzerindeki uygarlıklarımızın ve tüm inançlarımızın temeli Sirius Kültürünün yayılmasından ibarettir.”  Ergün Arıkdal


Sirius A, Sirius B ve Sirius C olarak üçlü Sirius Takım Yıldızı, zamanı ve tüm var olmuş olan toplumları aşan astronomik, astrolojik ve özellikle spritüel önemiyle insanlık tarihinde eğitmen-rehber-görüp gözetici yıldızı olarak
sandığımızdan çok daha önemli bir yere sahiptir.
Gezegenimizde bugüne kadar var olan uygarlıklarımızın ve inançlarımızın tümünün temelinde Sirius-B (Ruhsal Sirius) Kültürü vardır. Gökyüzündeki en parlak yıldız olarak Sirius, pek çok kadim toplum tarafından yüksek semavi değerlerle anılmış, ilahi değerler atfedilmiş ve saygı ile anılmıştır. Eski uygarlıkların pek çoğunda Sirius yıldızının kozmik ışınlarının insan ruhunu olumlu anlamda etkileyebileceğine ve bir ruhsal uyanış meydana getirebileceğine inanılırdı.
Günümüz modern çağında ise pek çok ruhsal araştırmacı Sirius enerjisi ile rezone olmaya çalışıyor, özellikle Sirius B yıldızının ruhsal yükselişi ve varlıksal şuur gelişimini arttırdığını bilerek, bu konuyu büyük bir özen ve dikkatle araştırıyor.

Sirius Takımyıldızı veya Canis Major, göz kamaştırıcı Sirius Yıldızının evidir. Bu takımyıldız gece gökyüzünde hemen göze çarpar ve kolaylıkla fark edilebilirdir. Canis Major, Latin ismiyle “Büyük Köpek” mitsel avcı Orion’u takip eden  iki köpekten büyük olanını temsil eder. Sonuç olarak, Sirius Yıldızı genellikle “Köpek Yıldızı” olarak adlandırılır.
Takımyıldız, Sirius Yıldızı’nın parlaklığıyla ve de diğer göze çarpan göksel nesnelerle bilinir; örneğin Galaktik kümeler, yayılım nebulası ve ikili yıldızlar gibi.

Ezoterik metinler, önümüzdeki dönemde Sirius Kültürünün derin izlerinin daha fazla görüneceğini ve insanlık tarafından da bilinir olacağını söylüyor. Sirius-B’nin uyandırıcı, ayağa kaldırıcı tesirleri bizlere psişik boyuttan ulaştırılıyor. Kendi insanlarını onlar seçiyorlar. Dalgalar yoluyla yaptıkları taramalarda sınır bekçileri bu ara yeniden uyarılıyor çünkü tam olarak da kıyametin ortasındayız ve artık kaybedecek zaman yok. Bir görevle doğan, ışığa hizmet isteyenlerin uyanma zamanı geldi de geçiyor… Her uyanan insanın önce kendisi sonra yakın çevresi daha sonra toplumu, ülkesi ve gezegeni için yapacağı, kolektif bilince faydalı bir yayını mutlaka vardır. Yeter ki bilinci kaymasın, dünyaya gerektiğinden fazla rağbet etmesin. Temel ihtiyaçların karşılanması yeterli olsun…

Toplum olarak, bu misyonun gerçekleşmesinde payımız büyüktür. Ruhsal melekeleri gelişmiş bir toplum olarak; merhamet, sevgi, şefkat, paylaşım, yardımlaşma, hoşgörü konularında söyleyeceklerimiz vardır ama şu an için bu
yetilerimizi unutmuş ya materyalizmin etkisi ile biraz geriye atmış görünüyoruz ki, son zamanlarda yaşadığımız tüm sıkıntıların temel nedeni de, özümüzden ve asli görevimizden uzaklaşmaktır. Biz uzaklaştıkça dertler artar, çok değer verdiğimiz ekonomi daha da sıkışır. Ne zaman ki, uyanırız, o zaman rahatlarız…

Elbette ki uyanış zamanı yaklaşıyor. Psişik boyuttan, üstün vazife sadakatine sahip planlar görev başında…
Sirius Kültürü zihinlerimizdeki ham düşünceleri, oluşmamış geometrik varsayımları ve yanlış bilgileri düzeltmek isteyenlere, bu yolda kalmayı tavsiye ediyor ve neler yapılması gerektiğini de bildireceklerini ifade ediyor…
Herkes iç mabediyle doğar. O iç mabede girebilen, hazinesini bulur. O iç mabedin bir de gizli odası vardır. Bir'in bilgisinin saklı olduğu mabede ancak, Kendini Bil - Rabbi’ni Bil- Tekamül Et üç bilgisiyle girilir…

Gizli oda Bir’in bilgisiyle varlığın karşılaştığı zamanda gerçek olur ve insan kendi iç mabedinde, enerjisini kendi üreterek, kozmik insan olma yolculuğuna çıkar.
Artık o iç mabetten, beşer dünyaya her geçişinde dört bilgisini uygulamaya başlar. Hem dünyada yaşar, hem de dünyadan olmaz. Le Arapça'da olmayan anlamına gelen olumsuzluk ekidir. Dün ise dünya demektir. Ledün ise dünyasızlıktır. Dünyadan geçmek, dünyasızlığa uyanmak, insanın kozmik bir varlık olduğunu, ölümsüzlüğünü ve kozmosta her yerde tekamül gereği mekan tutabileceğini anlamaya başlaması demektir.

Mabedimizdeki hazine Vazife Sezgisi Realitemizi sezdiğimiz mekandır. Zaman artık bizim için dünya zamanı olmaktan çıkmıştır. O mekanda Bir’in bilgisi vardır ki Hızır planı ile iletilir. Ve siz o Bir’in bilgisinin saklı olduğu mekandasınızdır artık. Şah damarınızdasınızdır. Ruhunuza üflenen, estirilen nefesle Hızır'ın uçan halısında, ovuşturduğunuz Alaeddin'in lambasından çıkanla yüzyüzesinizdir. Zaman kayan bir enerji bandıdır. Mekan ise o enerji bandının duraklarıdır. Artık dünya zamanının yüzeyine çıktığınızda elinizde dört sayısı vardır. Dört uygulama, mekan tutma sayısıdır. Yani bilgiyi bilgiyi uygulama zamanıdır. Mekan ise sahadır. Sahadaki her oluş, her uygulama varlığımızın derinliklerine ilk var oluş anımızda kaydolan üç bilgiye hizmettir (Kendini Bil, Rabbi’ni Bil, Tekamül Et). Hepimiz içimizdeki Bir’lik bilgisi oranında tekamül ederiz. Spiral böyle döne döne, gider ve yükselir…

SİRİUS KOZMİK KÜLTÜRÜ

Modern Ruhsal ve New-Age spritüel bilgi sistemlerinde de Sirius Kozmik Kültürü Yüksek Şuur, Ruhsal Uyanış ve Yükseliş ile ilişkilendirilir. Sirius B’ye yani Ruhsal Sirius’a, “Ruhsal Güneş” , “Görünenin Ardındaki Görünmeyen Güneş” ya da “Güneş Okulu” adı da verilir, ruhsal enerji ve bilgelik kaynağı olarak görülür.

Sirius Kültürünün aktardığı bilgiler, bizlerin ceht faktörünü hiçbir zaman ortadan kaldırmaz. Bağlanmış olduğumuz realitelerin iplerini, ağırlıklarını terk etmeden önce, terk edebilme gücünü bize kazandırmaya çalışır. Semavi Anamız Sirius’un görkemli yaşamı ve yönetim sisteminin işleyişi hakkında henüz yeterince bilgimiz yoktur.
Biz Sadıklar Planını, ruhsal bir organizma olarak biliriz. Bizim gerçeklik dünyamızda ancak ruhsal bir planı teşkil ederler. Ama Sirius içinde, kendi bedenlerinde var olan çok başarılı bir konseydir. Ve Sirius misyonundaki ulular, her türlü boyutu ulaşım aracı olarak, rahatlıkla kullanırlar..

Örneğin; Ruh nedir? Sorusu binlerce, on binlerce yıldır insanoğlunun en çok sorduğu temel sorudur. Ruh dediğimiz Yüce İlahi Nur, ‘EN YÜKSEK MAKAM ’dan gelen temel kordon bağıdır. Anneden oğla giden temel kordon bağı gibi şaşmaz, sapmaz olandır. Bu en yüksek Makam ‘Ol Deyince Olan Makam’ dır. “Ol der olur.” Düşünce gücüyle var eder, iradesi, kudreti tahayyül edilemez bir noktadadır. Kadim bilgilerde, Allah’ın nefesinin üflenmesiyle varlığın ruhunun meydana gelmesi olarak anlatılan bilgi; Allah’tan bir parçayı, bir nefesi burada insan dediğimiz varlığın taşıdığı anlamına gelir. Fakat zinhar, zannetmeyiniz ki , insanda Allah’tır, bu mümkün değildir. Şu devasa sisteme bakalım, birde burada var edilen incecik insana bakalım, bu sadece bir üfleme, üf demiş olmuş gibi düşünebiliriz.

Ruh her yerdedir, her şeyin içindedir. Şu an bir kalemin içinde bir ruh vardır, olmaması mümkün değildir. Her şeyde bir ruh vardır fakat bunun frekans aralığı ile bunu tutan ellerin frekans aralığı arasında muazzam bir farklılık vardır, bu yüzden ruh her yerdedir, her şeyin içindedir. Ruh, En yüksek Makam’ın temsilcisi, onun var oluşunun göstergesidir.

Enerji beden ise değişebilen bir şeydir. Kızgınızdır, enerji bedenimiz kırmızı olur, sevinçliyizdir pembeye çalar . Enerji beden, varlığın kendine ait kişisel alanıdır. Kişisel düşüncelerinin yarattığı, duygularının yarattığı bir alandır, bize aittir. Ruh her yerdedir, her şeydedir ve onun bir Yaratıcısı vardır ama enerji alanı bireye aittir. O gün moraliniz bozuk ise şöyle, değil ise böyle olabilir. Enerji alanı ya da aura diyeceğimiz şey olumlu da olur, olumsuz da olur, enerji alanından yansımalarla ve yaşanan haletlerle değişimler gösterir.

Enerji alanı, aura ve zihin alanı dediğimiz şey, indirgenmiş bir şeydir oysa Ruh Yücedir. Ruh Yüce Sistemin göstergesidir. En yüksek makamın mevcudiyetinin varlığıdır.
İnsanın var olması bir günde olmamıştır. Önce karalar, sular, karalar ve sulardan sonra yaşam var olur. Suların içindeki minik canlılarla başlar. Su yaşam için çok önemlidir. Suyun olmadığı bir yerde yaşam olamaz, zira biz anne karnında bile suyun içindeyiz. Suyun önemini anlamalıyız.

Önceleri minik minik bakteriler tarzında canlılar oluşur. Tek hücreli bile diyemeyeceğimiz canlımsıyla değil arası bir sistem kurulmaya başlar. Sonra minik minik bir şeyler çıkar, yosun oluşur vs derken canlılık başlar ama daha insana gelmedik. Bu karalar, denizler, sular yine Allah’ın üflemesiyle yani O Yüce Makam’ın enerjisinin yansımasıyla oluyor. Suyun içindeki bütün canlılarda da, toprak da Allah’ın üflemesi dediğimiz Yaratıcıya ait bir genetik yapı, bir kodlama küçücük bir şey mutlaka vardır. Sonra evrim kendi içinde ilerler, canlılar ilerler, dinozorlar v.s derken bizim Ademle Havva dediğimiz insanımıza ortaya çıkar. İnsana gelene kadar, adem olana kadar nice nice nice yapılar var. Ruh yapıları var, bunlar büyüyor, büyüyor, büyüyor, büyüyor derken, insan dediğimiz yapı meydana geliyor.
Bu insanın artık bir ruhu var mı burada? Var!... Bu ruh nereye bağlı, Yüce Sisteme. Bu bedenin kendi etrafında bir enerji alanı tıpkı dünyadaki enerji alanı gibi bir enerji alanı var mı? Var. Ana Kaynağa bağlı mı? Bağlı!
Şimdi Ana Kaynak var, ana kaynaktan çıktı, dünyada evrimlerle insan olarak oluştu, etrafında da enerji alanı var. Ana Kaynaktan gelen kod, genetik incecik bir bağ her yere dağa taşa, insana iniyor. Bu incecik kod olmadan olmaz. İnsan Ana kaynağa direkt bağlanamaz yanar, mümkün değil.

Fotoğraf makinemizi veya cep telefonumuzu takalım bakalım 220 Volta, taşıyamaz yanar, araya adaptör lazım. Bu aşağıdaki varlık Ana Kaynağa demek ki tak diye bağlanamaz. Ana kaynağa adaptör diyeceğimiz bir şey lazım. Farz edin ki, insan varlığı, 5 voltluk bir enerji taşıyor, ana kaynağın da 1.000.000 volt enerjide olduğunu düşünün. Nasıl bağlayacaksınız mümkün değil ama da bağlanmak zorunda, çünkü ana kaynaktan hiçbir şey kopamaz. O zaman ne lazım? Araya çeşitli adaptör mekanizmalar lazım. Bu adaptör mekanizmalar, 1.000.000 voltu indiriyor, 500.000 volta, 100.000 e, 50.000 e indire indire 5 volta kadar getiriyor. İster istemez bu adaptör mekanizmaların her birinde ruhun işi var. İşi vardan ziyade bir parçası da var diye düşünün. Ama artık üst kısımlarda iyice siliktir. İşte bizim Spatyomumuz da bu adaptör kısımlardan Biridir. Bizim en ince en süptil alan olan spatyomumuz Sirius Uluları için oldukça yoğun fizik mekanlardır.

Yeryüzünden yaşayan insanların pek çoğu, bir başka sistemin veya bir başka gezegenin spatyomuna geçiş yapamayacak bir noktadadır. Bu nedenle kutsal kitaplarımızda aktarılan bilgiler arasında sözü edilen melekut, cennet veya semavi ülke, başka bir gezegenin spatyomunu ifade eder. Başka bir gezegene geçişimiz ancak önce onun spatyomuna geçecek inceliğe ulaşmamız ile mümkündür. Yani cennete girmek demek, daha süptil, daha ince enerjili bir gezegenin önce spatyomuna dahil olabilmek demektir. Böyle süptil bir alana geçebilmemizin en büyük şartı cennetlik olabilmektir ki, bizim kaba moral şartlarımıza göre günahlarımızdan arınmış olmamızı ifade eder. Günahtan arınmak demek, cahillikten kurtulmak, belli bir realitenin cahilliğini üzerimizden atmamız demektir.
Sirius Kozmik Kültürüne göre hayrında, şerrinde anası bilgidir.

SİRİUS- GÜNEŞ KAVUŞUM ZAMANLARINDA KAPILAR AÇILIR!...

4 ve 7 Temmuz tarihleri arasında gökyüzünün tüm kapıları dua ve dilekler için açılır! Güneş Sirius kavuşum zamanları, dilek, istek, niyet, dua etmek için verimli zamanlardır. Ezoterik tradisyon, inisiyasyon yıldızı Sirius’un özellikle Ruhsal Sirius B’nin bu özel günlerde dua ve dilekleri kabul ettiğini söyler.
Sirius Kuran'da Tarık ve Şira ismiyle anılan yer alan tek yıldızdır. Şira Arapçada "işaret, kılavuz, yol gösteren" anlamına gelir. Özel enerjiler taşıyan bu günlerde meditasyon ve dualarınızda niyetlerinize, dileklerinize ve özellikle şükürlerinize yoğunlaşabilirsiniz.
Güneş-Sirius kavuşum zamanları yüksek bilince erişmek, derin bilgiler ve farkındalıklar kazanma niyetini belirtmek için ideal enerji akışlarının olduğu zamanlardır. Maddi ve manevi sıkıntılarınız için şefaat ve yardım isteyebilir, yol göstericilik talep edebilirsiniz.

Ruhunuzu, bedeninizi ve evinizi negatif enerjilerden arındırın, kendinize dua etmek, konsantre olmak ve meditasyon yapmak için zaman ayırın…
Yardıma muhtaç insanlar için hayırlı işler yapmak açısından da önemli bir gündür. Çok ihtiyacı olan birine kendi gücünüz kadar bir maddi veya manevi bir yardımda bulunabilirsiniz. Ezoterik Tradisyonda, Yeryüzünde Mu’dan itibaren Görünenin Ardındaki Görünmeyen Güneş, Güneş Okulu, Mısırda Ra, İsis-Osiris ve daha pek çok çeşitli isimler ve sembollerle anılır. Sirius Kozmik Kültürü ve eğitim sistemleri, gezegenimizle Sirius Kültürü arasında derin bağlar olduğunu ifade eder.

Sirius Kozmik Kültürü veya Güneş Okulu diye adlandırılan bu eğitim sisteminde açılacak dersleri, gezegendeki herkesin derslerine katılabileceği genel bir okul olarak algılanmamak gerekir. Bu okulun kapıları her isteyene açılmamaktadır. Herkese açılacak ve herkesin girebileceği bir kapı değildir bu kapı, tedrisatın uygulanabilirliği açısından bu konunun bizler tarafından çok iyi anlaşılması gerekir. Bazı özel elemeleri ve sınavları vardır.
Okulun öğrenimi, dersleri, tedrisatı herkese açık değildir, dersler de genel dersler hiç değildir, dünya okulunun sınavlarını hatta zorlu sınav ve imtihanlarını vermiş, daha genel realiteleri geçmiş kişilere açılan bir tedrisat, bir öğrenimdir.
Gezegenin kendisi de bir okuldur ama orada takip edilen dersler ve genel realiteler, Güneş Okulunda takip edilecek derslerden farklıdır ve genele ait temel derslerdir. Güneş Okulunu bir takım elemelerden ve zor sınavlardan geçen insanların ayrıca tekrar tekrar seçilerek, yüksek lisans gibi daha yüksek eğitim görmelerini sağlayan bir okul olarak
düşünebilirsiniz.

Kozmik Sisteme ait yeni bilgilerin açılacağı bir dönem başlamaktadır diyebiliriz. 2024 yılı özellikle ilahi adaletin tecellisi bakımından önemli bir yıldır. Gizli saklı üstü açılmadık her ne var ise "Yok artık diyeceğimiz" şekilde karşımıza çıkarsa hiç şaşırmayalım. Uyanış yani Kıyamet Günlerinde olduğumuz için yeni tesirler, yeni enerjiler, yeni bilgiler, insanların yeni bilgilerle eğitimleri söz konusudur… Yeniyi benimsemek, değişmek, dönüşmek isteyen herkese hayırlı olsun…


☆ Ruhsal ve Bilimsel Araştırmalar Merkezi ☆
https://www.facebook.com/groups/407013019481906

-Sirius Kültürü II

Not: Değerli Ziyaretçilerimiz; şu aralarda hem yurt içinde hem yurt dışındaki sosyal medyada Sirius B'nin negatif olduğuna dair yayınlanan bilgilere itibar etmeyin, Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneğinin Üstad Ergün Arıkdal medyomluğunda yaptığı Sirius Celseleri, Sirius B'den alınmıştır. Bizlerde Sirius Kültürü adı altında bir yazı dizisi ile bu celselerden küçük alıntılar sunduk sizlere…

SADIKLAR PLANI TEBLİĞLERİ’ ni , Ergün Arıkdal Ruhsal Araştırmalar Enstitüsünden www.enstitu.biz adresine girerek alabilirsiniz.

Yayın Tarihi: 12 Temmuz 2023

 

© Astroset 2003-2023