Günün Penceresi

WWW.ASTROSET.COM

 

Atlantis Düşüncelerimizde

  Dünyamız ciddi bir değişimin eşiğinde. Bunu artık sadece ezoterizmle ilgisi olanlar değil, bilim adamları da söylüyor. Küresel ısınmanın dünyamızı felaketlere sürükleyeceği artık somut verilerle ortada. Gezegendeki yiyecek miktarının giderek azaldığı, iklimlerin değişmekte olduğu, güneşin artık zarar verici ışınlar yaydığı gerçeği gibi, suyun da giderek tükenmekte olduğu artık günlük hayatımızın içindeki bir gerçek haline geldi.

  Ezoterizmde su bilginin sembolü olduğuna göre dünyada suyun azalmasının, insanın bilgisizliğinin bir tezahürü olduğu düşünülebilir mi acaba? Eğer etrafımızda somut olarak gördüğümüz her şey soyut olanın, düşüncelerin tezahürüyse bugün savaşlarla, katliamlarla, açlıkla, türlü felaketlerle inleyen dünya da biz insanlığın düşüncelerinin sonucu olmasın sakın?!

  Atlantis Uygarlığı’nı hatırlayacak olursak, bu konuda elde edilen bilgilerde hep tekrar edilen gerçek özetle şöyle: Hem teknolojisi, hem de psişik güçleri son derece gelişmiş olan bu uygarlık “elde ettiği güçleri kötüye kullanınca” sonu doğal bir felaketle sulara gömülmek oldu. Bilim adamlarının bugünkü dünya için işaret ettiği gelecek de aynı nedenleriyle birlikte aynı sonucu göstermiyor mu? Öyleyse bu gidişatı hızlandıranlardan olmamak adına ne yapabiliriz?

  Tezahürleri oluşturanın isteklerimiz ve düşüncelerimiz olduğu varsayılırsa işe önce neyi istediğimize karar verip ardından da düşüncelerimizi yönlendirerek başlayabiliriz.

  “Düşünceyi yönlendirerek dünyayı kurtarmak” fikri belki ilk bakışta komik gelebilir. Ama, bazen bir insanın evinin düzenliliğinden, giyim tarzından bile onun hakkında yorumlar yapabiliyor, yani onun düşünce tarzını, hayata bakışını, enerjik ve neşeli biri olup olmadığını yakalayabiliyorsak, dış alemi oluşturmanın önce düşüncemizde başladığını zaten kabul etmiş olmuyor muyuz? Öyleyse biz bu bilgiyi hayatımızda zaten kullanıyoruz! Bu durumda neden dünyayı kurtarmaya önce düşüncelerimizi kurtararak başlamayalım? Yani karışık ve negatif zihinlerle karışık ve negatif bir dünya yaratmak yerine “olumluya yönlendirdiğimiz” zihinlerimizle aydınlık bir dünyayı yaratanlardan olabiliriz. Bir büyük tufanı kendi içimizde, kendi düşüncelerimizde yaşayabilsek belki de felaketlere sürüklenmemize gerek kalmazdı…

  Bu bahsettiğimiz içsel tufanı yaratmak için bütün yapmamız gereken, yaşadığımız günlük kaosların içindeyken ve sonrasında bir parça zaman ayırıp kendimize dönmekten, ne yaptığımızı “gerçekten” görmekten geçiyor. Acaba bizler de eline geçen gücü kötüye kullananlardan mıyız? “Elbette hayır” diyebiliriz ama bunu söylerken kendini kandırmak bazen çok kolay olabiliyor. Kendimize olanca samimiyetimizle eğilmezsek bunu fark etmemiz zannettiğimiz kadar kolay olmayacaktır.

  Aşağıdaki Yunus Emre’ye ait dizeler, tıpkı Atlantis’teki gibi kendini içsel olarak da geliştirerek olumluya yönelmeyi değil, teknoloji geliştirip maddi güç elde etmeyi daha kıymetli sayan günümüz insanlığına söylenmiş gibidir:

  İlim ilim bilmektir
  İlim kendin bilmektir
  Sen kendini bilmezsin
  Ya nice okumaktır
   
  Okumaktan mana ne
  Kişi Hakk’ı bilmektir
  Çün okudun bilmezsin
  Ha bir kuru ekmektir
   
  Okudum bildim deme
  Çok taat kıldım deme
  Eğer Hakk bilmez isen
  Abes yere yelmektir
   
  Dört kitabın manası
  Bellidir bir elifte
  Sen elif dersin dersin hoca
  Ma’nası ne demektir.
   
  Yunus Emre der hoca
  Gerekse var bin hacca
  Hepisinden iyice
  Bir gönüle girmektir.
 
 

© Astroset 2004-2008