|
Hepimizin hayatında “vicdan” kavramının yeri vardır.
Doğru ya da yanlış bir yerlerde mutlaka kullandığımız bir
kavram olan vicdanın sözlük anlamı,
Ahlaksal, iyi ve kötü hakkında şuur; yanlış ve doğrunun ne
olduğunu bildiren duygu, iç biliş, içsel
ses
(1)
olmaktadır.
Günlük yaşamda çok çeşitli durumlarda vicdanımızın sesini
dinlemekle dinlememek arasında kalırız. Örneğin bir belediyede
çalışıyorsak toplum için yararlı olanla kişisel olarak kendi
yararımıza ama ahlaktan yana olmayanı yapma arasında
kalabiliriz bazen. Ya da bir yerlerde birilerinin kötülüğüne
yönelik yapılan bir eyleme karşı bir duruş sergilemekle, susup
kendi huzurumuzu bozmamak arasında kalabiliriz. Bu durumlarda
vicdan kanalını kapatmamayı isteyen biriysek, egomuz yerine
doğru olana yönelik bir tavır sergilediğimizde içimizi “huzur”
duygusu kaplar ve bu gerçek içsel görevini yapmanın, vicdan
sesini duymanın verdiği tarifi imkansız bir histir. Diğer
yandan vicdanının sesini dinlemek isteyen biri olarak
doğrudan, olumludan yana olan tavrımızı koyamadığımızda da bu
huzur duygusunun yerini onun tam tersi, tarifi imkansız bir
huzursuzluk, bir ıstırap duygusu kaplar. Bir de vicdan sesine
hiç kulak asmayanlarımız olabilir, egoya hizmet eden tarafta
olmanın akıllıca olanı yapmak olarak kabul edildiği ortamlar
günümüzde bir hayli yaygındır, öyle ki vicdanı dinlemek şu
günlerde çoğu insan tarafından “anormal, safça, hatta aptalca”
bir tavır olarak kabul ediliyor. Oysa bu anlayışların ve
vicdanların üzerini kapatmış olan karanlık örtü, evrendeki
sebep sonuç yasasının varlığını sadece bir süreliğine
örtebilir. Gerçek olan şu ki kaçıp kurtulabileceğimiz hiçbir
yasa, yapıp yok edebileceğimiz, sonucuyla karşılaşmayacağımız
hiçbir eylem yoktur.
Ne ekersek onu biçeriz!
Her düşüncenin, her
hareketin, tutumun bize yeni bir olay, ortam ya da yaşam
olarak geri döneceği bilgisi, vicdanımızın aslında ne büyük
bir yardım eli olduğunu da işaret ediyor, ama elbette görmek
isteyen gözlere!... Biz istediğimiz sürece, olumlu olandan
yana tavır almak için doğruyla yanlışı ayırd etmekte
zorlandığımızda imdadımıza vicdan sesimiz yetişir.
Peki vicdan sesine uymak,
vicdan uygulaması yapmak ne şekilde olursa makul olur? Örneğin
çok az para kazanan ve hatta bu parayla geçinemeyen biriysek
sokakta yanımıza yaklaşan dilenciye bütün paramızı vermek
makul bir vicdan uygulaması mıdır? Ya da kendi içinde yaratıp
büyüttüğü endişeleri, vesveseleri bize olduğu gibi aktarıp
bütün enerjimizi tüketmeyi alışkanlık haline getiren
arkadaşımıza bunu yapması için izin verip durmak vicdan
sesimizi mi dinlemektir, yoksa yalnız kalmaktan korktuğumuz
için ya da iyi insan olarak anılıp egomuzu beslemek adına
yaptığımız bir eylem mi vicdanlı olmak olarak
tanımlanmaktadır?
Gerçek şu ki bizler pek çok
zaman, vicdan olarak adlandırdığımız birtakım eylemlerle
kendimizi kandırırız, bu eylemlerin gerçek adı çoğu zaman
“hayır diyememek”, “egoya hizmet etmek”, “aşırı duygusal
davranmak” veya “korkmak” olmaktadır. Vicdan sesini bu tür
başka eylemlerle karıştırmamanın yolu ise önce kendimize karşı
dürüst olmaktan geçer.
Kendimize dürüst davrandığımızı varsaydığımızda da
vicdanlı davranmanın sınırlarını belirlemek durumunda kalırız,
çünkü yaşadığımız ortam, dünya hayatı bunu gerektirir. Başka
bir deyişle vicdan uygulamasına akıl unsurunu da katmak
durumunda kalırız ki bunu da “makul
vicdan” olarak
adlandırmak mümkün. Örneğin belinde rahatsızlık olduğu için
ağır kaldırmaması gereken biri olabiliriz. Bu durumdayken
pazardan dönen eli kolu dolu bir teyzenin bizden ağır
torbalarını taşımamızı istemesi karşısında kaldığımız durum
buna güzel bir örnek olacaktır. Elbette bu duruma karşı
tamamen duyarsız kalarak dönüp gitmek bir makul vicdan
uygulamasıyla karıştırılmamalıdır. Ne var ki o ağır torbaları
sakat belimize rağmen yüklenmek de bize çok ciddi tehlikeleri
getireceğinden bu da makul bir tavır olmayacaktır. Bu durumda
makul ama vicdanlı olan tavır belki torbaları taşımak için
farklı bir yardım şekli bulmak ya da hiç çare bulunamıyorsa
belimizin rahatsız olduğunu söyleyip nezaketle reddetmek
olabilir. Aksi halde yaptığımız sağlığımızı tehlikeye sokan
bir durum olduğundan, bu durumda da kendimize karşı vicdanlı
davranmamış oluruz.
Vicdan, gelişme yolundaki
insan için yüksek bir aşama, yükselen anlayışların devamında
ise bütün dünyayı değiştirebilme potansiyeline sahip çok
önemli bir rehberdir.
(1)
Metapsişik Terimler Sözlüğü, RM Yay., E. Arıkdal, 1989 |