Doğal Yaşam

WWW.ASTROSET.COM

 

HOLİSTİK ŞİFA

  İnsan sağlığı ve dinginliği, enerji alanları ile çok yakından bağlantılıdır. Eğer insan sağlıksızsa, bu sağlıksızlık kendini, bir şifacının içsel-ruhsal gözüyle; öncelikle enerji akışının dengesizleşmesi veya durgunlaşmış enerjinin akışı kesmesi ve koyulaşmış renkler şeklinde gösterir.
 
Sağlıklı insan parlak renkler ve dengeli bir enerji akışı yaşar. Enerji bedenlerin gösterdiği renkler ise hastalıklara göre değişir. Kalıcı iyileşme için, Şifacının psişik yetenekleri ile tespit ettiği “Duyular  Dışı Algılama” adı da verilen yöntemle elde ettiği verileri; tıpta ve psikolojik danışmanlıkta da kullanılmalıdır. Ve bu tür tıp-psikoloji ve alternatif ya da daha doğru bir deyimle tamamlayıcı tıp merkezlerinin oluşması, yeni bir anlayışın, yeni bir düşünce sisteminin, değişimin ve hep sık sık sözü edilen Yeni Çağın da müjdecisidir.

  Şifa-Terapi-Sözel Bilgilendirme süreci, kalıcı iyileşme için çok önemlidir. Kişi önce hastadır, tıbba müracaat etmelidir, eder. Kısa bir süre için iyileşir ama kendisinde o hastalığa neden olan yönü değiştiremediği ya da bir terapi uygulanamadığı için yine hastalanır. Alternatif Tıbba yani Tamamlayıcı Tıbba, şifacıya veya bioenerji uzmanına danışır. Şifacı enerji bedenindeki sorunu görür ve enerjisini yenilemesine yardımcı olur. Ama tam iyileşme olmamıştır. Son aşamada da sözel bilgilendirme-terapi gereklidir.
  Bu terapinin köklü çözümler üretebilmesi için de bir doğum haritası-kişilik analizi- kullanılamayan potansiyel-bastırılmış duyguların tespiti gerekir. İyileştirme için DDA ve Psikolojik Danışmanlık ya da diğer adıyla Terapi elele yürürse, hasta çok kısa bir sürede kendini iyileştirecek gücü toplar. Ve zihinsel-fiziksel-ruhsal bir değişime uğradığı için de bir daha kolay kolay hastalanmaz.

  MORFOGENETİK ALANLAR
  Şifanın nasıl bir iyileştirme süreci olduğunu iyi anlamak için alan konusuna, bilimsel açıdan da yaklaşım önemlidir. A New Science of Life (Yeni Bir Yaşam Bilimi) adlı kitabında  Rupert Sheldrake, tüm sistemlerin bilinen enerji ve madde faktöründen başka, bir de görünmeyen enerji alanları tarafından organize edildiğini söylüyor. Bu alanlar etkin alanlar; form ve davranış için şablon olarak görev yapıyorlar. Bu alanların, bizim bugün anladığımız ve kullandığımız enerjinin bildik anlamıyla, pek alakası yoktur; çünkü morfogenetik alan kavramının etkileri, normalde  bildik enerjiye uygulanan zaman ve mekan sınırlarının çok ötesine uzanmaktadır.
 
Bu hipoteze göre, bir türün üyesi bir davranışı öğrendiği zaman, türün etkileme alanı, yavaş da olsa değişmektedir. Eğer davranış türler tarafından yeterince uzun süre tekrarlanırsa, bunun “morfik rezonansı” bütün türü etkiler. Sheldrake buna, morf (form) ve genesis (var edilmek) köklerine dayanarak “morfogenetik alan” adını veriyor. Bu alanın hareketi, zaman ve mekanda “uzaktan etkide bulunmayı” anlatıyor. Zamanın dışındaki fiziksel evren yasaları ile şekillenen form yerine, zaman içindeki morfik rezonansla bağlantılı formlar arasındaki iletişim anlatılmak isteniyor. Yani morfik alanlar zaman ve mekan içinde çoğalıp yayılabilirler ve geçmiş olayları, ya da diğer tüm olayları etkileyebilir. Bunun bir örneğini, Lyall Watson’un kitabı Lifedite: The Biology of Conssciouness’ta (Yaşam Gel-Giti:Şuurun Biyolojisi), artık “Yüzüncü Maymun İlkesi” diye bilinen örnekte anlattıklarında bulabiliriz. Konuyla yakından ilgilenenlerin bu kitabı okumaları çok yararlıdır. Türkçesi: Lyall Watson Ölüm Yanılgısı-Altın Kitap.Yayınevi

  Watson, bir maymun grubunun yeni bir davranışı öğrenmelerinden sonra, aralarında olası bir ‘normal’ (yani bizim beş duyu ile normal diye tanımladığımız) iletişim yolu bulunmayan diğer adalardaki maymunların bu yeni davranışı sergilemeye başladıklarını bulmuştu.
 
Bu çağa damgasını basan öncü spiritüel bilim adamlarından biri olan Dr. David Bohm’un Revisions dergisinde belirttiğine göre de, benzer şeyler kuantum fiziği için de söylenebilmekte.

  Einstein-Podosky-Rosen deneyine göre, birbirinden uzak parçacıklar arasında noktasal (mekansal) olmayan süptil bağlantılar vardır. Demek ki, sistemde bir bütünlük söz konusu ve biçimlendirici alan, sadece parçacığa atfedilemez. Bu biçimlendirici alan kavramı ancak bütüne atfedilebilir. Öyleyse, birbirinden uzak parçacıklara olan şeyler, diğer parçacıkların biçimlendirici alanlarını da etkileyebilmektedir. Aynı örneği sadece parçacık için değil insan için de verebiliriz.
 
Parçacık düzeyindeki bu etkileşimin insanla olan bağlantılarını araştıran yine ünlü bilim kadını Danah Zohar Kuantum Benlik (Danah Zohar-Sarmal Yayıncılık) adlı kitabında kuantum düzeyde insan davranışlarını ve atom altı parçacık düzeyinde birbirimizi nasıl olumlu ya da olumsuz etkilediğimizi  ele almakta… Bohm’a göre, “evreni yöneten sonsuz kanunlar fikri artık geçerli olamaz çünkü bizzat zaman gelişmiş olan gerekliliğin bir parçasıdır.”

  Aynı yazıda, Rupert Sheldrake şöyle bir sonuca varıyor: “Yeni düşüncelere ve böylece gerçekleştirilen yeni bütünlere yol açan yaratıcı süreç; yeni bütünlerin  doğmasına  yol açan yaratıcı gerçekliğe benzer. Yaratıcı süreç, önceden ayrı olan şeylerin bir araya bağlandığı daha karmaşık ve daha yüksek düzeyli bütünlerin art arda gelişmesi gibi de görülebilir.”

  Çok Boyutlu Gerçeklik
  Bir başka fizikçi, Jack Sarfatti Psychoenergetic Systems’de (Psikoenerjetik Sistemler) şunu belirtir: “Işık ötesi bağlantının varoluş şekli, bir üst gerçeklik yoluyladır.” Psiko enerjetik adlı araştırmasında, bizim gerçekliğimizin “üstündeki” düzeyde “şeylerîn” daha birbirine bağlantılı ve olayların daha “ilişkili” olduğunu önermektedir. Buradaki “şeyler”de, yine bir üst gerçeklik sayesinde daha da çok karşılıklı bağlantıdır. Demek ki, bir üst gerçekliğe erişerek, anında bağlantının nasıl işlediğini anlayabilmemiz mümkün olabilir.

  Holistik Şifa
  Fizikçilere göre, maddenin yapı taşlarından ziyade, ayrılamaz bir bütün halindeki evrenden söz edebiliriz; birbiriyle karşılıklı ilişkili, birbirinin içine dokunmuş engin bir olasılıklar ağından…
 
Bohm’un çalışmaları gösteriyor ki, tezahür etmiş evrenimiz bu bütünden çıkar. Bizler bu bütünlüğün ayrılamaz parçaları olduğumuza göre, bütünsel oluş haline girebilir, bütünle titreşebilir ve evrenin herkesi her yerde iyileştirebilecek yaratıcı güçleriyle bağlantıya geçebiliriz.
  Bazı şifacılar, bir dereceye kadar Kozmos ve Hasta ile kaynaşarak ve olayla bir bütünlük kurarak bunu başarabilmektedirler. Öyleyse iyi şifacı olmak için de bütünsel bakış ve anlayış gerekiyor. Yani siz olaylara, kendinize, diğerlerine ve varoluşa ne kadar bütünsel yaklaşırsanız o kadar iyi enerji transferi yapar, iyi tanı koyarsınız. Aksi takdirde tanılarda bir tamlık olması biraz zor gözüküyor.

  Şifacı Olmak
  Şifacı olmak, sevgiyi ve kendimizi her şifa çalışmasında, evrensel anlamda, tekrar tanımlayabildiğimiz deneyimler kazanarak ilerlemek demektir. Evren ile aynı bütünün parçaları olduğumuzu hissetmek ve herkesin de o bütünden kaynaklandığını bilerek yaratıcı gücü paylaşmak…
 
Şifacı olmak ya da şifayı anlamak istiyorsak, Newton fiziğindeki ayrı parçacıklar üzerine kurulu eski görüşlerimizden kurtulmak ve enerji alanımızı kullanabilmek için bütünsellik kavramını sindirmek zorundayız. Eğer bu bütünsellik kavramını yaşamımızla bütünleştirebilirsek fanteziyi de daha geniş bir gerçeklikten ayırt edebiliriz.
  Enerji alanlarımızı kabul eder etmez, şuurumuzun genişlemesine daha yüksek frekanslar ve daha büyük bir tutarlılık eşlik edecektir.

 
 

© Astroset 2004-2010