Metafizik

WWW.ASTROSET.COM

 

İlâhi Nizam ve Kâinat Kitabında

BEDEN ve GELİŞİMİ

Dünya bedeni, varlığın; dünya maddelerinden oluşturduğu, bir organizmadır. Varlık, beden denen bu organizmayı gelişim aracı olarak kullanarak, bağlı bulunduğu ruha hizmet eder. Bu üçlü yapıda; beden varlığın, varlıkta ruhun hizmetindedir. Bu durumda; beden dediğimiz organizma, varlığın dünyadaki temsilcisidir/simgesidir. Varlık, bedenin idesidir sanki… Benzer şekilde varlık da; ruhun, evrendeki simgesidir/temsilcisidir(84+78+186).

Varlığın gelişim aracı olan beden de organ ve organizmalardan oluşmuştur. Bu organlardan beyin, bedenin varlığa bağlantı yeridir. Varlık, beyine, beyin hücrelerinin oluşturduğu manyetik alan aracılığıyla bağlanmıştır. Dünya bedeni organizmasını(varlığın güdümünde olarak) yöneten beyindir(143). Beyin organı, öğretide “şuur merkezi ” olarak da geçiyor. Görülüyor ki, beden doğrudan ruha bağlı değildir. Bedene egemen olan beyindir/şuur merkezidir. Bu şuur merkezini de hizmeti altında tutan, varlıktır(186). Varlık, ruha hizmet bağlamında, bir evren boyu, dünya gibi maddesel ortamlarda kendine sayısız bedenler oluşturarak gelişimini ve öz bilgi birikimini sürdürür. Özbilgi birikimi önce varlıkta oluşuyor. Öz bilgiler, ruhla ilgili gerçek tekâmül değerleridir(111).

İnsan bedeni dediğimiz bu organizma, varlığın; dünya ortamının olanak ve koşullarından (“nimetlerden”-Kur’an) yararlanması ve gelişerek ruha hizmet etmesi için araçtır(197).  İnsan(daha doğrusu “beşer”) dediğimiz bu organizma da, dünyanın, (genel anlamda da âlemin) sert ve haşin koşulları içinde yaşamlar boyu gelişerek varlığa yönelik hizmetini sürdürür. Varlık, bir bedenin tüm olanaklarından yararlandıktan sonra; yani o bedenle yapabileceği başka bir uygulama kalmayıncaya kadar, ondan daha üstün bedenle uygulamalarını sürdürmek zorundadır(93). Bu zorunluluk gereği, bir yaşamdan başka bir yaşama(ömürden ömre) geçebileceği gibi, dünyadaki bir ırktan başka bir ırka, dünya dışında da, bir uzaysal objeden alacağı bedenden, başka bir uzaysal objeden alacağı bedene kadar değişir.

Bedenlenmenin Amacı Ve Yaşam :

Varlığın, bir maddesel ortamda beden oluşturmasının(bedenlenmesinin) amacı, o maddesel ortamda yaşamaktır. Yaşamın amacı da varlığın ve bedenin gelişmesidir. Bu gelişim süreci içinde varlık, bağlı bulunduğu ruh için öz bilgi birikimini artırır evren boyunca. Esasen ruhun, varlıktan beklentisi de budur: Tekâmül değerleri olan öz bilgi birikimi(111). Burada beden organizması için “gelişmek ”ten kasıt, bedensel idrakin giderek tüm dünyayı kapsayacak genişliğe ulaşmasıdır(90). Dolayısıyla bedenli yaşamın hedefi de bu oluyor = Beşeri idrakin, tüm dünyayı kapsamına alacak kadar küreselleşmesi. Beşeri idrak bu kapsama ulaştığı zaman; Varlığın, dünyaya enkarne olmasına artık gerek kalmıyor. Varlık, bu durumda, dünyadan bedenler edinmenin amacına ulaşmış; yani dünyanın maddesel koşulları içinde onlardan gelişim yönünde yararlanmasını tamamlamış oluyor. Başka bir ifadeyle, dünyadaki bedenli yaşamının amacını gerçekleştirmiş oluyor(179).

Bedenli yaşamın amacının gerçekleşmesi beşeri idrakin giderek olgunlaşması ile olur. Beşeri idrak olgunlaştıkça, varlık; dünyadan ve dünyasal olaylardan daha çok yararlanır. İdrakin, dünya yaşayışından bu yararlanışı; hem bedenin “form değiştirmeleri “, hem de bedenin yaşadığı âlemin sayısız madde değişmeleri sayesinde olur(129’un üst satırı). Varlık, dünya ortamında, sayısız enkarnasyonları boyunca; bir maddesel ortamın hem tatlı, hem acı(ama genellikle ıstıraplı/acılı) olayları ve koşulları içinde yoğrularak öz bilgi birikimini zenginleştirmiştir(183).

Bundan amaç, “vazife sezgisi ”ne hazırlanmaktır. Vazife Planı’nın kendine özgü disiplini, dünya yaşamının ve olaylarının; sert ve haşin olayları içinde yapılan sayısız uygulamalarla öğreniliyor(197). Söz konusu yaşam koşulları, çok büyük ölçüde bireyin kendi hemcinslerinin yanı sıra bitki ve hayvanlar ile(hatta tüm doğa koşullarıyla) etkileşimi dâhildir. Bu etkileşim ve toplumsal/toplu halde yaşam gelişim açısından ve “hizmet-vazife sezgisi ”ne hazırlanmak açısından çok verimli ve önemlidir. Çünkü insan-insanın, hatta varlık-varlığın gelişim aracıdır. Böyle büyük bir varlık çokluğu ve çeşitliliği içinde varlıkların birbirine hizmet etmesi, “Vazife Planı disiplini ”ne hazırlanmanın olamazsa olmaz gereğidir(197). Bedenli yaşamın bu, evrensel/varlıksal amaca yönelik hedefine ulaşması için bu yaşamın tertip ve düzenin oluşturulmasına bakalım birazda:

Varlıkların dünyadaki temsilcileri(simgeleri/karşılığı/benzeri)durumunda olan bedenlerin (beşeri varlıkların) yaşam planları, toplum ve yakın çevrelerindeki bireylerin yaşam planlarına göre ayarlanmıştır. Çünkü genel gelişim, toplumsal plan içinde yürür. Aksi halde, düzenden ve uyumdan söz edilemez(173). Tüm bu düzenlemeler, Yüksek Vazife Planlar’nın organizasyon sistemleri içinde vazifeli varlıklara tarafından yürütülür.  Bu uyum ve ayarlama verimli bir toplumsal etkileşim ve yaşam için zorunludur. Çünkü bedenlerin(özellikle aile ve iş ortamında) ortaklaşa kurdukları pek çok konu vardır. Bu durum, ayrıca dünya üstü olan Vazife Planı’na hazırlanışın ifadelerinden(dünyadaki görünümlerinden) biri olmaktadır(174).

Görüldüğü gibi, ruhtan varlığa ve beden denen organizmaya doğru olan varlıksal yapılanma içinde beden çok basit ve çok gelip geçici, sık sık değiştirilen dayanaksız bir araç gibi görünüyor ama insan varlığı da âlemlerdeki işini, bağlı olduğu ruha karşı hizmetini bu beden aracı sayesinde yapıyor. Ruha karşı olan bu vazifenin evrenler boyunca, Asli İlke’nin gerekleri doğrultusunda sürüp gitmesi için, yani kısaca insan varlığının gelişimi için vazife planları ve onlara bağlı organizasyon sistemleri seferber olmuş durumda; âlemler insan varlığı için yaratılıyor, değiştiriliyor ve varlıkların gelişim gereksinimlerine uygun duruma getiriliyor sürekli ayarlama ve düzenlemelerle. İnsan varlığına yönelik bu durum, mekan “Her şey insan için…” konulu Kur’an ayetlerini çağrıştırıyor(İbrahim 32+34, Nahl 12+14, Hac 65, Lukman 20, Casiye 12+13, Enbiya 79, Sad 18+36)

Vazife Planı’nın çeşitli kademelerinden süzülüp gelen sayısız tesir ile hazırlanan sonsuz sayıda yaşam biçimi içinde, bedenli varlıklar; kendi epröv, sınav ve gelişim olanaklarını bulurlar. Bireydeki tesir yükü arttıkça, gelişim hızlandıkça ve doğal olarak olgunlaştıkça, bireyin yaşam planıyla ilgili durumlar da “ayarlanır ”. Bu “ayarlama ” elbette ki bir kişi için değil, toplumun her üyesi için uygun gelecek ortaklaşa bir düzenlemedir(örnek için bkz. à sayfa 174). Söz konusu düzenleme için, vazifeli varlıklar son derece ince ayarlamalarla bireyleri birbirleri için vazifelendirirler. Tüm bu ince ayarlar, vazifeli varlıkların görevleri gereği, bedenlerdeki değişmelerle yapılır. Bu değişimlerin oluşumu için gerekli tesirlerin kaynağı sadece vazifeli varlıklar olmayıp, değişik gelişim düzeyindeki varlıklar da olabilmektedir(186).

Bedenin(organizmanın) ve varlığın gelişimine yönelik bu ayarlama ve düzenlemeler, yeni enkarne olacak varlık; hangi gelişim düzeyinde bulunan aileden, buna bağlı olarak toplumdan ve ulustan gelecekse, ortak gereksinimlere göre ortak planlar hazırlanır. Kur’an’da bu durumun, “ALLAH, “…kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler. ” şeklinde ifade bulunduğunu görüyoruz(Bakara-286) .  Tüm bunlar önceden ve elbette, hep Yüksek Vazifeli Planları’nın organizasyon sistemlerindeki vazifeli varlıklar yardımıyla bireyin ve onun enkarne ortamının “gelişim zorunlulukları ” na göre inceden inceye hesaplanmış, düzenlenmiş, kararlaştırılmış ve birey için yaşam planı olarak hazırlanmıştır(188). Örneğin, doğa olaylarının bir düzen içinde oluşmaları, dünya kapsamlı politik, ekonomik ve bireysel gelişmeler, uluslar, devletler, aşiretler ve topluluklar hep Ünite’nin yönlendirmesi altındaki büyük organizasyonların vazifeli organları tarafından yönetilir. Bu bağlantının ve işleyişin olması da, enkarne olmuş varlıkların “vazife planı sezgisi “ne ulaşmalarına yardımla ilgilidir(188). Tüm bunlar bedenli bir varlık için içsel gelişim olanakları, yani Kur’an’ca ifadesiyle “nimetler ”dir. Bunlar aynı zamanda, varlığın varlığa hizmeti ve varlıkların birbirinin gelişim aracı olmaları gerçeğinin görünümlerindendir.

Bu derlememizin başlığında anlamını bulan bedensel gelişimin geçmişi ve beşeri tarih içinde yayılımı, dünya gezegeninde beşeri varlıkların enkarne olmaya başladığı zamanlara kadar gider. Gezegende beşeri yaşamın başladığı o ilk devrelerde bedenler arası farklılıklar(davranış ve yaşam şekli olarak) hemen hemen hiç yoktu. Aynı etkilere hemen hemen aynı tepkiler veren bedenlerin/bireylerin oluşturduğu topluluklar genel görünümü oluşturuyordu. Bedenler arasındaki ilk devrelere özgü benzerliklerin nedeni, idraklerdeki içerik yetersizliğinden kaynaklanan içgüdülerle hareket ve yaşama zorunluluğuydu. İdraklerdeki içerik yetersizliğinin sonucu olan içgüdüler benzerliği ve etkilere tepki verme ayniyeti zamanla ortadan kalkmıştı. Bu bedensel gelişimin ortaya çıkardığı farklılaşma artık; daha önceleri olduğu gibi, ufak nüanslarla değil, geniş değer farkları şeklinde bedenlerde belirginleşmiştir(166). Bedensel gelişimle ilgili bu durum, zaman içindeki ve vazifeli varlıkların gözetimindeki gelişimiyle, günümüze(devre sonuna) kadar gelmiştir. Bu gelişimin dünya tekâmül okulundaki son aşamasının da bedensel idrakin tüm dünyayı kapsayacak genişliğe ulaşması olduğunu önce belirtmiştik(90).

Söz konusu enkarne varlıkların bedensel gelişim süreci içinde vazifeli rehber varlıların işlevi ve enkarne varlığa(yani bedensel ben’e) katkıları; bedensel gelişim hızlandıkça ve doğal olarak idrak olgunlaştıkça, bireyin yaşam planıyla ilgili, öteki varlıkların yaşam planlarını da göz önüne alarak gerekli ayarlamaların yapılması şeklinde ortay çıkmıştır(174). Söz konusu “ayarlamanın ”, tek bireye yönelik olamadığını, toplumsal kadronun öteki bireylerinin durumlarının da göz önüne alınarak yapılan toplumsal bir düzenleme olduğunu(174) daha önce de belirtmiştik. Kısaca, bu durum bize gösteriyor ki, evrende ve âlemde düzensizlik ve başıboşluk bir yana; tam bir uyum ve sürekli yeniden ayarlama ve düzenleme söz konusu. Bu durumun Kur’an’daki ifadesinin, “İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor ! ”-Kıyamet 36(Ayrıca bkz. Fecr 14, Müminun 115). Bu durumun kadîm Hermetik öğretide “Horusun Gözü ” sembolizmiyle ifade edildiğini de biliyoruz…

Bir evreni oluşturan âlemlerdeki tüm bedenlerin tüm durumlarından ve burada elbette gelişimlerinden de, bu duruma(bedenlere) egemen olan varlıklar sorumludur. Bir evreni oluşturan âlemlerde, varlıkların sorumluluğu altında bulunan bedenler, her zaman; üzerindeki bulundukları uzaysal objenin maddesel koşullarının derecelenerek form almış şeklidir(147). Aynı evren içinde de olsa, her âlemin maddesel koşulları ve özellikleri farklı farklıdır.

Derleyenler : Hüseyin Özdinler, Oktay Tüfekçioğlu, Selman Gerçeksever

  Rakamlar İLÂHÎ NİZAM ’dan alıntılamaların sayfa numaralarıdır.

 Yayın Tarihi: 27 Aralık 2017 

<<  ÖNCEKİ BÖLÜM

 SONRAKİ BÖLÜM >>

 

© Astroset 2003-2018