Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

 

LİNEER ve ÇEVRİMSEL ZAMAN -I-

Haluk Özden (Ruh ve Madde Dergisi S: 474-475-476,:C:40)

  ZAMAN, kainatta, kozmosta mevcut dört büyük güçten bir tanesi. Eskilerin ateş, hava, su ve toprak olarak sembolleştirmiş oldukları dört büyük kudretten birisi. Ruh varlığının iradesine tabi olarak, hayat enerjisi üzerinde meydana getirdiği etkinlik ile, mekanların yaratılmasına sebep olan enerji.
  Birçok kişiye göre zaman, kolundaki saatin ibresinin mekanının değişmesi, daire çizerek belli bir merkez etrafında dönmesi veya gün, sabah, öğlen, akşam, gece, ay, yıl, mevsimler, olayların birbiri ardına dizilişi olarak nitelendirilebilir. Zaman nedir derseniz, size belki böyle bir tanım yapar. Ayrıca, olayların birbiri ardına dizilişi dediğimiz zaman, doğal olarak bunun içine her şey giriyor.

  Dünya üzerinde, kainatta, bizim beş duyumuzla algılayabildiğimiz, sürekli, hiç durmayan, durması diye bir şey söz konusu olmayan, en durağan, hareketsiz göründüğü anda bile içsel bir devinimin devam ettiği bir akış var. 
  Bedenimizdeki faaliyetler de bunun bir örneğidir. Sakalımızı kestiğimiz zaman ertesi gün uzamış oluyor ya da saçımız uzuyor. Ya da bir insan, bebek durumundayken, belli bir süre geçtikten sonra yetişkin bir insan haline gelebiliyor; anlayışımıza göre on yıl, beş yıl, otuz yıl sonra vs.
  Burada, doğadaki bir işleyişi görüyoruz. Yani bizim şuurumuzun dışında bir mekanik çarkın işleyişi var. Daha önceden tasarlanmış, düzenlenmiş mükemmel bir organizasyon halinde bir işleyiş var.
  Buranın şartlarına tabi olarak gelmiş varlık da bunun dışına pek çıkamıyor. Yani siz, doğduktan beş yıl sonra yetişkin bir astrofizikçi olarak hayata atılamıyorsunuz. Onun için yirmi beş senenizi harcamanız gerekir. Ayrıca bazı branşlarda bu süre, özellikle daha da kısalabilir veya uzayabilir. Seçtiğiniz branşa, o branşın ifade ettiği realiteye ve o realitenin mekandaki yoğunluğuna bağlı olarak ona harcanması gereken zaman, varlık için değişkenlik arz ediyor.

  Doğumlar ve zaman
 
Siz, bir ruh varlığı olarak buranın zamanına uygun bir plan tanzim etmek zorundasınız. Varlığınızın etkinliğini buranın tasarlanmış büyük planına uydurmak zorundasınız. Bazı istisnalar yok mu? Var! Ama onlar da bir üst planın yasalarını göstermek, bir üst planın mevcudiyetini ve insanın isterse o üst planla şuurlu olarak irtibatta olabileceğini göstermek üzere, insanlığa sunulmuş birtakım örnekler şeklinde, gayet nadide bir kimlik arz ederek günlük yaşantıda gelip geçiyor ve çoğu da insanların geneline mal olmuyor zaten.
  Örneğin, bitkileri hızla büyütebilen Hint fakirleri var. Ve de aynı anda iki yerde birden bulunma gibi fenomenleri meydana getirebilen insanlar var. Burada, üst bir planın yasalarının alt bir plana, fizik plana hakim olması söz konusu. Yani üst plandan örnekler sergileniyor. Ruh varlığının kudreti, istenirse şuurlu olarak çok farklı tezahürler meydana getirebilir, şeklinde gözler önüne seriliyor.

  Enerji Yoğunlukları
 
Zaman dediğimiz bu enerjinin yoğunlukları çeşitli planlarda, değişik mekanlarda farklılıklar gösteriyor. En basitinden, şu anda İstanbul’daki zaman ile Ankara'daki zaman, güneye gittikçe Antalya, Kıbrıs, belki Meksika ve Ekvator'a yakın bölgelerinde Afrika'nın zamanları arasında büyük farklılıklar var. Buradaki çok hızlı bir akış, orada son derece yavaş bir yaşam şekline dönüşebiliyor. Örneğin Meksika’da ya da Ekvator'a yakın bölgelerde öğlen bir çalışma saatinin ardından siesta yapmak bir adettir. İnsanlar orada iki-üç saat dinlenirler ve oradaki hayat aksamaz. Oranın iş düzeni, ekonomik düzeni, insanların hayattan beklentileri, duygusal, bedensel ve mantal durumları zamanın bu yoğunluğuna göre ayarlanmıştır. Hiçbir şey aksamadan mükemmelen işler. Ama oradaki sistemi İstanbul’a, New York'a ya da Paris'e uygulayın, her şey alt üst olur. Büyük toplumsal kargaşalar meydana gelebilir, sistem çöker.
  Görüldüğü gibi, orada doğanın kozmik yapısının, çok önceden tasarlanmış bu planın işleyişine uygun olarak varlık bir tavır almıştır. Zaten orada bunun üstüne çıkabilmesi mümkün değildir. O zaman beden işleyişinde, beden yapısında, onun zamanında birtakım aksaklıklar meydana gelecektir.
  Bu sefer yine sistem çökecektir. Onun için belli bir tavır almıştır. Hayat enerjisi çok yoğundur ve dikkat edilecek olursa, özellikle tropikal ve ekvatoral bölgelerde bitkiler, hayvanlar devasa boyutlardadır. Hayat enerjisi fizik plana etki edecek şekilde yoğunlaşmıştır. Zaman enerjisi orada, ruh varlığının mantal bir faaliyet göstermesine yetecek miktarda bulunamamaktadır.

  Zaman enerjisinin büyük bir bölümü, hayat enerjisini bu tipte fizik planda meydana gelecek değişikliklere yöneltmiştir. Hareket, zaman enerjisinin adeta bir tezahürü olmaktadır. Her şeyde bir hareket var.
 
Bir iskemlenin içinde de, atomlarında, elektronlarında büyük bir hareket var. O duruyor gözükse bile... Bizler şu anda sürekli hareket halindeyiz. Oturuyor olsak bile düşünüyoruz, kanımız dolaşıyor. Alyuvarlar sürekli olarak hücrelere, dokularımıza hayat enerjisi taşıyor.
  Hiç farkına varamadığımız, asla şuuruna varamayacağımız büyük bir devinim içerisindeyiz. Farkında olsak da, olmasak da, bedensel, zihinsel ve duygusal olarak çeşitli tesir kademelerine girip çıkıyoruz. Ve bu hareket, adeta, zaman enerjisinin bir tezahürü olmaktadır. Akış, zaman enerjisiyle gerçekleşebilmektedir. Aksi halde atalet olur ki, bu da evrenin hiçbir noktasında mevcut değil. Ve hayat enerjisiyle birleştiğinde bu canlılık ve mekanlar hasıl oluyor. Şu anda fizik plan, ruh varlığının, hareketi meydana getiren zaman enerjisini kullanıp, hayat enerjisine yaptığı etkiyle meydana getirilmiş durumda.
  Şuurluluğu, maksatlı hareketi gördüğümüz zaman da, zaten burada ruh varlığının iradesine hemen hükmedebiliriz. Bizim zamanımız, algılayabildiğimiz kadarıyla lineer, yani doğrusal, ufki bir hat izler şekilde akıp gitmektedir. Durmayan, sürekli ileri doğru belli bir maksada yönelik şekilde akıp giden bir görünüm göstermektedir.

  Farklı boyutların zaman enerjileri
  Ancak, zaman zaman da bu özellikten dışarı taşılmaktadır. Örneğin transa girildiğinde. O andaki fizik planda varlığın kendisine yansıyan hadiselerin birbiri ardı sıra dizilişi, bir yerde askıya alınmış olduğundan, o zamanın enerjisinin etkisinden varlık dışarı çıkmakta ve farklı bir boyutun zaman enerjisine tabi olmaktadır.Astral planın zaman enerjisine tabi olmaktadır. Oradaki zaman ise, adeta bizim buradaki, kaba plandaki zaman akışına göre zamansızlık denecek kisveye, bir niteliğe sahiptir. Nasıl oranın maddesi varlığın imajinasyonuna göre, bu kaba plandakine nazaran çok daha çabuk, hatta daha çabuk ifadesi bile yavaş kalıyor, anında bir tepki veriyorsa (burada 12 katlı bir binayı, iyi bir müteahhit seçilmiş ekibiyle çalıştığı zaman bir senede bitirmekte), anında iş oluyorsa, zaman enerjisi de varlığın şuur durumuna göre bir üst boyutta bir tepki vermektedir. Yine orada yaşamakta olanların şuuruna aksetmekte olan etkisine göre de, zaman buranın beş dakikası, oranın beş bin yılı ya da oranın beş bin yılı buranın beş saniyesi gibi olabilir veya hiç zaman geçmemiş, anında olmuş gibi de olabilir.
 
Örneğin, ekminezi çalışmaları bunu göstermektedir. Orada, şu an ile bundan elli yıl öncesi adeta birbirine bitişmektedir, yapışmaktadır, bir bütünlük oluşturmaktadır. Tabi ki orada,mekan da zamana bağlı olarak aynı etkiyi vermektedir.

  Bir duru görü hadisesinde, örneğin Stephan Ossowiecky'nin Marlenbad dinlenme mahallinden 400 mil ötede, bir gazetecinin kuma çizdiği imajı anında algılaması, bilim adamları tarafından da doğruluğu saptanmış, asla bir hilesi olmayan bir deneyimdir; buna benzer birçok deneyim var. Yani mekan da ortadan kalkıyor. Aynı şekilde telepati hadiselerinde, düşüncenin zihinden zihne anında aktarımı var. Geleceğin algılanması da bu kapsama girmektedir. Burada, bir ay, bir sene, beş yüz sene sonrasının o an içinde algılanması söz konusu.
  Varlık tamamen üst boyutun yasalarına tabi olan bir algılama, bir şuur hali içerisinde.Onun için ortaya, gayet rahat bir şekilde 800 yıllık kehanet listesi çıkartabiliyor, Nostradamus gibi.
  2000-3000 yıla kadar varabilen geniş bir zaman skalası içinde varlık, o an içerisinde gezinip bunun kanıtlarını size gayet rahat, belirgin bir şekilde aktarabiliyor.

  Örneğin Pascal Fortune'a, 1920'Ii yıllarda, bir sinema salonunda herhangi bir koltuğu gösteriyorlar. Diyelim 10. sıranın 20 numaralı koltuğu. Bir ay sonraki konferansta oraya kimin oturacağını, isminin ne olduğunu, o kişinin yakın zaman içerisinde planladıklarının neler olduğunu ve belli bir geçmiş içerisinde de yaşamış oldukları.nın neler olduğuna varıncaya kadar, gayet detaylı bir şekilde birtakım açılımlar yapabiliyor.
  Aynı şekilde Gerard Croiset de böyle, ki kendisinden aynı zamanda polisler de büyük ölçüde yararlanmışlar. Bunlara Ingo Swann'ı da katabiliriz. O da gezegenler arası bir astral projeksiyon yapıyor ve Jüpiter'den o anda, o zamanda ve mekan içerisinde algılanması mümkün olmayan birtakım verilerle geliyor. Bunun, zaman ile olan ilgisi şöyle: Dünya'dan Jüpiter'e ulaşmak için uydu ile ne kadar zaman gerekecekse, diyelim bu bir yıl, iki yıl olabilir, Ingo Swann için bu mesafe o andır. Kendisi Florida'da yine konsantrasyona geçip, Antarktika'daki bilim adamlarının o anda kurmakta oldukları çadırı tarif etmiştir,
"Şu anda sarı renkte çadır kuruyorlar" gibi. Aynı zamanda bu, radyo ile de teyit edilmiştir. Görüldüğü gibi, Florida'dan Güney Kutbu'na ulaşmak için günler gerekir, fakat zaman ve dolayısıyla ona bağlı olarak da mekan o an içindedir, sıkışmış durumdadır.

  Zaman akışları
 
Bundan da anlaşılıyor ki, zaman enerjisi, ruh varlığının kullanımına bağlı olarak kendisini gösteriyor. Astral alem zamanı, yani spatyom planının zamanı oranın realitesine; fizik planın zamanı ise buranın realitesine uygun olarak akış içerisindedir. Zamanı tek bir merkezi enerji olarak düşünürsek aynı niteliktedir; fakat varlığın titreşimsel seviyesi, frekansı onu farklı göstermekte, onun algılayışında fark meydana gelmektedir. Biz bunu günlük yaşantımızda da zaten görüyoruz. Bizim için bazen bir saat bir gün gibi geçebilir, bazen de bir gün bir saat kadar kısa kalabilir. İçinde bulunduğumuz mekandan hoşlanmamıza bağlı olarak şuur durumumuzda birtakım değişiklikler meydana geliyor ve zamanı algılayışımız değişiyor. Tabı ki burada, maddi ortamın özelliğinin etkisi de var. Ayrıca hepimizin zamanı da değişiktir. Çünkü hepimizin şuur ve idrak durumu da değişiktir. Kimimiz için,belli bir mekanda geçirilecek bir yarım saat hiç tahammül edilmez olduğunda şuur ve idrak durumumuza göre çok uzun olabileceği gibi;kimimiz içinse bir an gibi geçer, hatta “ne çabuk geçti zaman, anlayamadık.” deriz.

  Spatyomun, yani astral alemin alt kademelerinde ise çok enteresan, binlerce yıl önce ölmüş olup da kendisini hala, yaşadığı zaman ve mekan dilimi içerisinde zanneden varlıklarla görüşülmüştür. Bunlar da birer kanıt olarak ortadadır. Örneğin bir Asur kralı, kendisini hala tahtında oturuyor, ülkesini yönetiyor olarak da tasavvur edebilir ve medyoma bu imajı verebilir.
  Yukarıda da ifade edildiği gibi dünyada zaman, olayların art arda gidiş biçimini ifade etmektedir; çocuğun doğması, büyümesi gibi. Örneğin buğdayın, önce tohumunun ekilmesi, sonra başak haline gelmesi ve biçilmesi. Ağacın meyve vermesi ya da tohum halinden ağaç haline dönüşmesi vs. gibi...

  Dünya adı verilen bu mavi kürede lineer gibi gözüken bu zaman akışı aslında dairesel, yani çevrimsel, devresel bir akış içerisindedir. Bunun en belirgin örneklerinden bir tanesi, ezoterik kaynaklara dayanarak verilen bilgilere göre, kıtaların birbiri peşi sıra batması veya çıkmasıdır. Çok öncelerde, Mu ya da Lemurya Kıtalarının sulara gömülmesi neticesinde Atlantik Okyanusu'nda Atlantis Kıtası'nın belirdiği ifade edilmektedir. Daha sonra onun suların dibine gömülüşüyle birlikte, daha önce deniz olan pek çok bölgede karaların yükseldiği ve oraların, bugün üzerinde insanların yaşadığı, ulusları, ülkeleri ve kültürleri barındıran birer mekan haline geldiği ifade edilmektedir. Bunlardan bir tanesi de Gobi çölüdür. Zamanında Gobi Denizi idi, ki zaten yapılan araştırmalarda milyonlarca yıl önce burada yaşamış olan deniz hayvanları fosillerine rastlanmıştır.

>> İkinci Bölüm

 

© Astroset 2004-2008