Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

 

ALGILAR VE SEZGİLER

  Bizler, çok boyutlu Holografik Bir Evren’in sadece bu boyutunda yaşıyor; üç boyutlu bir dünyanın maddesini inceltmek, geliştirmek ve şeffaflaştırmak için uğraşıyoruz.
  Peki, iç içe geçmiş bir şekilde sonsuz bir skala çizen öteki boyutlarla hiç ilişkimiz yok mu? Olmaz olur mu? Yoğun bir konsantrasyon içinde düşündüğümüz her an, kendi şuur kapasitemizin zenginliğine göre, boyutlar arasında dolaşır dururuz.

Algılamalarımız, sezgilerimiz ve içe doğuşlarımız, bizlere çok uzak diyarların gizemini ve bilgisini taşır.

 “Algılama ve Sezgilerimizin keskin ve net olması ise, önyargısız olmamıza ve kendimizi yeni bilgilere açık tutmamıza bağlı. Farkındalık hâlimizi artırmak için anı değerlendirmeli, o günün, o haftanın veya o kişinin taşıdığı mesajı algılamaya çalışmalıyız. Oysa hepimizin kendi standartlarını korumak adına öyle kısıtlayıcı yargıları ve korkuları var ki, bu korkular,bizi, bildiğimiz ve yaşadığımız şuur hâlinin biraz dışına çıkaran her farklı şuur hâline direnç gösteriyor. İş değiştirmek, taşınmak, yeni bir çevreye girmek, yeni bir bilgi veya insanla karşılaşmak, hatta âşık olmak bile bizi çok derinden sarsabiliyor ve hemen eski bildik hâlimize dönmek istiyoruz. 

  Algılama, farkındalık ve değerlendirmelerle ilgili şuur hâllerimiz doğum haritalarımızdaki farklılıklar nedeniyle de;(her insan parmak izleri gibi eşsiz ve tektir) düşüncelerimiz ve yargılarımızla oluşturduğumuz soyut bir plâtformda ya gelişiyor ya da bizi çepeçevre saran duvarlara dönüşüyor. Düşüncelerimizin ve yargılarımızın niteliği ve değişimiyle birlikte kendimiz de o plâtformun üzerinde yükseliyor veya yargıların daracık alanına sıkışıp kalıyoruz.Kendimiz ve olası potansiyelimizden de habersizsek her şey daha da zorlaşıyor.  ‘Kısır bir döngünün çevresinde dönenip, hiç kurtulamayacağımızı bile zannedebiliyoruz…’

  Hepimizin yakın çevresinde, bu her iki  tipteki insana ait örnekler vardır. Kendi yargılarının sıkıştırdığı duvarlar arasında âdeta bir kafese kapatılmış gibi yaşayan, kendi düşüncelerinin mahkûmu matlaşmış insanlarla; her türlü yeniliğe açık, değişimden korkmayan, önyargısız, yaşamın her anına ilgi duyan, canlı, sıcak ve neşeli insanlar! En azından gözleriyle gülümsemeyi hiç unutmayan, somurttuğu günler için üzüntü duyan insanlar…      

  Algılamak ve her olayda kendimizi yeniden yaratmak için tek şansımız var. O da “Anı Yaşamak” Yani daha öz Türkçe'si, yaşamın getirdiklerine ve götürdüklerine direnmemek… Ama en önemlisi, gülmeyi unutmamak… Hatta bazen kendisine ve yaşama kahkaha dolu bir pencereden sıcacık bir bakış atıvermeyi de hiç ihmal etmemek…               

 
 

© Astroset 2004-2010