Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

 

İlâhi Nizam ve Kâinat Penceresinden Evren

" Madde cevheri tesirlerin işlevlerine göre şekillenir. "

Derleyen : Selman Gerçeksever  

 

 

Evrenin bir tesirler örüntüsü olduğunu, varlıkların; hem tesir alan, hem de çevrelerine tesir yayan bir durumda olduklarını biliyoruz. Ayrıca, tek bir varlığı ele aldığımızda, bu varlığın düşeyden ve yataydan gelen iki ana tesir altında bulunduğunu da Önder Plan’ın(1) verdiği bilgilerden öğrenmiş durumdayız. Bu durumda, tesirler konusunun önemi bir kat daha artmaktadır. Maddesel ortamda her birim düalitenin manyetik alanı vardır. Varlıklar birbirini manyetik alanları üzerinden etkiler ve etkileşirler. Ruh ve madde ilişkisi de böylece tesirleşmeler şeklinde sürüp gider. Ruhların tekâmül ihtiyaçları birer gereklilik(îcap) olduğu gibi, maddenin(varlığın) ruhun ihtiyaçlarına tepki/yanıt vermesi de bir gerekliliktir. Ancak bu etkileyiş ve etkileniş doğrudan değil, çok dolaylıdır; çünkü bu ikisi cevher olarak birbirinden tamâmen farklıdır. Ancak, genel anlamda ruh ve madde arasındaki etkileşim, her ikisini de tesirliliği altında bulunduran Aslî İlke’nin kudreti tarafından sağlanır(2). Genel anlamda, bir tesirin kendi işlevini yerine getirmesi demek, Aslî İlke’nin gereklerinin maddelerde gerçekleşmesi demektir ki, bu da “değer farklanması mekanizması” ile olur(3).

Aslî İlke’nin gerekleri kapsamında evrende tezâhür eden tesirler ile ruhların tekâmül ihtiyaçları karşılanır. Varlıklar, tesirleri kullanarak evren cevherinin sonsuz hareket olanaklarını ruhların tekâmül ihtiyaçları için değerlendirirler. Tüm bilgilerimizin ve sezgilerimizin dışında kalan ve erişilmezlerin erişilmezi olan Aslî İlke, kudretiyle; ruhların tüm tekâmül ihtiyaçlarını evren cevherine ve evren cevherinin bu ihtiyaçlara verdikleri tepkileri yeniden ruhlara yansıtır(4). Aslî İlke’nin kudreti sâyesinde, her biri birer birim düalite olan maddesel formlar ruhların hizmetine sokulmuş durumdadır. Aslî İlke’nin gerekleri olarak evrende tezâhür eden tesirler, aşkın(müteal) gerekleri de bünyelerinde taşıyarak evrenin en küçük zerresine kadar nüfûz eder ve işlevlerini gerçekleştirirler. Tesirlerin işlevlerine göre madde cevheri şekillenir(formasyonlar, deformasyonlar, transformasyonlar), değişir ve gelişir. Bu şekilde evrenin tüm parçacıkları  ruhların ihtiyaçlarına göre değerlendirilir, yönetilir ve yönlendirilir.

Ruhlarla evrenler arasındaki ilişkiyi ve etkileşimi kuran tesirler iki ana grupta toplanabilir ama bunların her biri de sanki 2 farklı tesir içerir(toplam 4 grup tesir). “Aslî tesirler” dediğimiz birincil tesirlerin evren içindeki kısımları, maddeyi de hareketlendiren tesirlerdir. Aslî kaynaktan gelen tesirlerin evren dışında kalan kısmı evren sâkinleri için bilinmez(gayb) durumdadır. Bu birinci grup tesirler; ruhların ihtiyaçlarını evrene, (bu tesirler karşısında) maddesel formların tepkilerini de yeniden ruhlara yansıtırlar ki, kısaca bunlar ruhlarla ilgili (ruhlara âit) tesirlerdir(5).

İkinci grup tesirlere gelince, bunlar evrende toplumsal(mâşerî) etkileşimin ve gelişimin zorunluluğu olan maddenin değişimleri için Aslî İlke’den gelen tesirlerdir ki, bunlar Aslî İlke’nin gerekleri kapsamında varlıktan varlığa yönelik işleri gerçekleştirir. Ruhlardan kaynaklanarak evrene giren birincil tesirler(gene Aslî İlke’den gelmekle berâber) elbette ruhların “davranışlarının” ve de ihtiyaçlarının birer ifâdesidir. Bu birincil tesirlerin işlevi, ruhlarla evrenleri birbirine yansıtmaktır. Bu tesirler, varlıkların ve onların bedenlerinin belirli yapı ve mekanizmalarına da katılırlar. Yine bu tesirler, “varlıklar, gereklilikler(icaplar) ve idrakler  birliği(vahdeti) olan Ünite”den evrene girer ve Ünite’den âyarlanmış olarak hedef vasattaki bir bedene yönelirler. Bu tesirler aynı zamanda, ruhlarla varlıklar arasındaki bağlantıyı sağladıklarından, bunlara “tekâmül değerleri” de deniyor. Ruhların tekâmül ihtiyaçlarını karşılamak ve evrendeki maddesel formları şekillendirmek ve değiştirmek için Aslî İlke kaynaklı kudrete gelince, bu da gene; evrenin dışından Ünite’ye girerek, oradan âlemleri, onların içindeki varlıkları, uzaysal objeleri toplumsal/mâşerî gelişimin gereklerine göre yönetmek ve yönlendirmek üzere evrenin tüm bileşenlerine dağılırlar ki, bunlara da “yüksek/esâsi tesirler(esâsi değerler)” denir.

Yukarıda değinip geçtiğimiz Aslî tesirin birinci kısmındaki tesirler; ruhların tekâmül ihtiyaçlarını evrene, onların evrendeki tepkilerini de ruhlara yansıtan tesirlerdir ki, bunlar aslî tesirin ruhlarla ilgili cephesidir. Asli tesirin ikinci kısmındakiler ise evrenle/maddeyle ilgili cephesidir(veçhesidir). Bunlar evren maddesinin(varlıkların bireysel/toplumsal gelişim zorunluluklarına göre) değişimleri için gerekli olan tesirlerdir(6). Asli tesirin ruhlarla ilgili cephesini oluşturan bu tesirler aynı zamanda ruhların davranışlarının ve tekâmül ihtiyaçlarının birer ifadesidir. Ruhlarla evrenleri birbirine yansıtmak ve bu şekilde ruhların tekâmülünü ve maddenin gelişimini sağlamak için Aslî İlke’nin kudretinin evrendeki (tesirler şeklinde) tezâhürü, evren dışından gelen asli tesirlerin ikinci kısmıdır. Bu tür tesirler ruhların hizmetindeki varlıkların (ve onların tezâhür uzantısı olan bedensel benlerin) belirli yapı ve mekanizmalarına da katılırlar. Yukarıda sözü edilen Aslî İlke kaynaklı “kudretler”, Ünite’den süzülerek evrene girip, ruhların tekâmül ihtiyaçlarına göre; evrende âlemleri, genel anlamda tüm uzaysal objeleri bireysel/toplumsal gelişimin gereklerine göre hazırlamak üzere evrenin her yanına dağılan esâsi /yüksek tesirlerdir. Aslî İlke’nin kudretinin evrendeki tezâhürü olan esâsi / yüksek tesirler maddesel yapıların/formların yaratılışında da(“imalat” anlamında) kullanılan tesirlerdir. Esâsi/yüksek tesirlerin işlevi, herhangi bir madde vasatında o vasatın bileşenlerini biraya toplayarak maddesel oluşumlar ortaya çıkarmak ve bunlardan, varlıkların gelişim ihtiyaçlarına göre irili ufaklı(çeşitli büyüklükteki uzaysal objeler şeklinde) varlıklar için gelişim ortamları yaratmaktır(îmalat anlamında).

Aslî tesirlerin üçüncü kısım tesirlerine gelince; bunlar gene Aslî İlke’nin gerekleri kapsamında olmak üzere, evren içindeki belirli gelişim aşamalarında bulunan varlıklardan çevreye yansıyan tesirler grubudur. Bunlar, varlıklar tarafından kullanılan esâsi/yüksek tesirlerin kullanımından sonra çevreye yansıyan/yansıtılan 2.derece(tâli) tesirlerdir. Bu tesirler yöneltildikleri/yansıtıldıkları hedeflere göre şiddetleri ayarlanmış tesirlerdir. Beşerî iletişim ve etkileşim kapsamında toplumun bireylerinin birbirine gönderdikleri tesirler de bu kapsamdadır.

Dördüncü derecedeki tesirler ise, yüksek(“esâsî”)tesirlerin bir madde formunda kullanıldıktan sonra, tamâmen değilse bile büyük ölçüde değişmiş olarak depo edilen tesirlerdir. Örneğin, madde formlarının manyetik alanları bu tesirlerin kapsamına girer. Belli bir sistem içinde otomatik etkinliklerin yapılması da depolanmış bu kaba tesirlerle yapılır(7).

(1)   İLÂHÎ NİZAM ve KÂİNAT adlı eseri oluşturan bilgiler.

(2)     syf. 62

(3)     syf. 22, 23, 26, 27, 36, 48, 61, 66, 82, 98, 104, 139, 166, 298, 303, 304.

(4)     syf. 63

(5)     syf. 64

(6)     syf. 63+64

(7)     syf. 65

 Yayın Tarihi:06 Ocak 2020 

 

© Astroset 2003-2020