MUTLULU�UN YOL HAR�TASI

D���ncenin G�c�

 

  G�RG�N'�n 18.Kas�m.2011 tarihinde 19 May�s K�lt�r Merkezinde verdi�i konferans �zeti

  Yeni bir d�nemin e�i�inde kendimizi yenilemek ve de�i�imlere uyum sa�layabilmek i�in yeni bilgilere hepimizin ihtiyac� var. Eskiyi tekrarlayan ezberlenmi� kal�plar i�inde ya�ayanlar�n de�i�imlere direnece�i ortadad�r. Bu yeni d�nemde birey olman�n tan�m� daha da �ne ��k�yor. Evlilik, aile i�, sosyal ve toplumsal alanlarda bu yenilenmelerin h�zla ger�ekle�ti�ine hepimiz tan�k olmaktay�z. Ya�ad���m�z bu g�nlerde yeni bireyi olu�turman�n yeni bir toplum anlam�na geldi�ini fark etmekteyiz.

  De�erlerimizi kaybetmeden olu�turmam�z gereken bireyin tan�m�n� yapmak istiyoruz... 

  Bug�n hepimizin hayatta arad���m�z ve eskiden bu yana tart��malar� s�r�p gelen mutluluk �zerinde konu�aca��z. Hastal�k, paras�zl�k ya da olumsuz ya�am ko�ullar� nedeniyle zorluklar ya�ayan insanlar�n d���nda ya�amaya yetecek kadar maddi gelirleri olan, ya�amdan tat alabilecek denli s�hhatleri olan insanlar�n hayatlar�n� kar��t�ran, s�k�nt�ya sokan mutsuzluklar� �zerinde duraca��z.

  Bir tatil g�n�n ya�anan tart��malar nedeniyle zehir olmas�, birlikteli�in o g�zel tad�n� ta��yan ak�am yemeklerinin tad�n� ka��ran kavgalar, birbirlerini seven insanlar aras�nda ya�anan sitemler, serzeni�ler ve g�zya�lar�, incir �ekirde�ini doldurmayacak konulardaki tart��malar, husumetler, darg�nl�klar ve hatta mezarda bile devam eden yank�lar�, ebeveynlerinin kendilerini anlamad�klar�ndan �ikayet eden gen�ler yada �ocuklar�na s�z dinletemediklerinden yak�nan ebeveynler, ��pheler, endi�eler i�inde s�k��an tedirgin kad�nlar anlay�� bekleyen yorgun erkekler ve t�m bu s�k��malar i�inde ziyan olup giden hayatlar.

  G�n�m�zde ba�ar� kavram�

  G�n�m�z d�nyas�nda k���k ya�tan itibaren gen�lerimizi ba�ar� odakl� yeti�tirmek bir anlay�� haline geldi. Ba�ar�y� istemek elbette k�t� bir �ey de�il ancak ba�ar�n�n tan�mlar� konusunda ciddi s�k�nt�lar var. Ba�ar� konusunda ilk s�rada gelen de�erler aras�nda para, �n, g�steri� ve di�er insanlar� g�lgede b�rakmak gelmeye ba�lad�. �te yandan ba�ar�n�n pe�inden ko�man�n adeta insan olmak i�in �dev oldu�u anlay��� y�z�nden s�rekli bir yar�� ve gerilim ortam�nda kal�yoruz. B�ylece artan ba�ar� motivasyonu ile birlikte ki�inin hayat� mutluluk vermeyecek kadar yo�un ve tedirgin olmaya ba�l�yor. Fazla heyecan dolu bir hayat yorucu bir hayatt�r ve b�yle ya�amda etkilenmenin olabilmesi i�in daima giderek artan dozlarda hazlar gerekmektedir. Oysa sonunda bak�ld���nda ba�ar� pe�inden ko�ulmu� bu yorucu tempoda gelinen hi�bir yer yoktur. Ge�ici ba�ar�lar ve elde edilen ge�ici hazlardan sonra geride bir �ey kalmam��t�r. Oysa b�y�k ba�ar�lar devaml� �al��malar ve konsantrasyonla elde edilir. Ve bu t�rden bir ba�ar� i�in tamda aksine sakin bir hayat gerekmektedir.

  Ba�armak mutluluk verir ama...

  Ba�armak elbette mutluluk getirecektir ancak bizim i�in ger�ek ba�ar�n�n ne oldu�u konusunda �ok derin d���nmemizde fayda var. Yoksa d��ardan pompalanan bir ba�ar� tan�m�n�n bizi bir yere ula�t�rmayaca�� �ok a��k. Ger�ekten arzu etti�imiz �ey nedir? Bunun ke�fedilmesi �ok uzun zamanlar alabilir. Ve bu arzumuzu elde etmek a��r bir s�reci gerektirebilir. Mutluluk belki de temelinde ger�ek arzumuzun ne oldu�unu ke�fetmek i�in ��kt���m�z bu yolculu�un i�indedir. Bu yolculuk s�ras�nda elde edilmesi imkans�z olan �eyleri bir tarafa b�rakabilmek i�in fark�ndal���m�z�n gayet a��k bir �eklide �al���yor olmas� da gerekmektedir. Yani istediklerimizin baz�lar�n� elde edemeyece�imizi kabul etmek bilgece bir davran�� olacakt�r. Ama ger�ek anlamda bize doyum ve mutluluk verecek bir ya�am� ya�amak i�in bize gerekmeyen kimi �eyleri feda etmek de gerekir. Kendimizi tan�mlarken sahip olduklar�m�z�, d�nyan�n bize verdi�i, katt��� �eyleri de hesaba al�yoruz. Oysa bu ya�ama geldi�imizde hi�bir �eye sahip de�ildik ve bu ya�amdan giderken de ya�ad�klar�m�z�n bizde bilincimizde yaratt��� kay�tlardan ba�ka bir �eyle de gidecek de�iliz.

  D�nya Mal� D�nyada Kal�r

  Eskiden beri s�ylenegelen bir s�z de�il midir d�nya mal� d�nyada kal�r denir. O halde d�nyan�n sahip olunacak bir �ey olmad���n� sadece kendimizle ilgili varolu�umuz i�in gerekli bir arena oldu�unu, d�nya tiyatrosunda kendi rol�m�z� oynad���m�z� bilincimizde ilk s�raya yerle�tirmekle i�e ba�layabilir, bu konuda ba�ar�l� olman�n yollar�n� arayabiliriz.

  Kavramsal olarak kula�a yak�n gelse de pratik ya�amda hi� de kolay ger�ekle�tirilemeyecek bir ba�ar�d�r bu. �yle ya o kadar �ok �eye ba�lam���z ki kendimizi fark�nda olmadan onlar olmadan ya�aman�n ne demek oldu�unu bile bilmiyoruz. Hep bir �eylere ait olma duygusu i�inde yapm���z bunlar�. Maddi nesnelerin yan� s�ra d�nyada bizim yaratt���m�z insani icatlar�n bile k�lesi haline gelmi�iz. Cemiyetler, topluluklar ve hatta spor kl�pleri bunlardan sadece birka��. G�rd�n�z m� d���nd�k�e asl�nda ba�ar�lmas� ne kadar zor bir �eyle kar�� kar��ya oldu�umuzu fark ediyoruz. Bunlar olmas�n demiyorum sadece kendimizi tan�mlarken kulland���m�z bu roller, bu elbiselerle b�t�nle�mi�iz fark etmeden. Mutlulukta bizim de�il bu elbiselerin mutlulu�u zaten.

  Mutluluk i�in �n �art!

  Mutluluk i�in �n �art d���ncelerimizi y�netmek yani do�ru d���nmekten ge�iyor. Peki hepimizin ger�ekle�tirmek isteyece�i bu do�ru d���nmeye nas�l ula�aca��z?

  �nsan�n kendini tan�mak ve ara�t�rmak i�in uygulamalar yapmas�, kendi i�ine bakmas� ola�an bir �ey de�ildir. Kendi kendine soru sormas� ise yepyeni bir �eydir. Yeni insan tan�m�na girer. Eskiden sadece �zel ruhsal e�itim alan insanlar kendilerine soru sormay� bilirdi. �nsan buna al��mam��t�r, tam tersine herkesin genel olarak s�ylediklerini tekrar etmeye al��m���zd�r. Her birimiz be�enilmeyi, kabul edilmeyi ba�kas�nda arar�z. Yani hi� de�i�meden bizi her halimizle kabul etsinler, be�ensinler, sevsinler, hep biz hakl� olal�m isteriz...

  Do�ru d���nmek i�in hayli idman yapmam�z gerekir. Olaylar hakk�nda isyan etmek yada hi� d���nmemek ��z�m de�ildir. D���nmek tartmak demektir, d���nmekten ka�an kimse olaylar� incelemenin ve objektif sonu�lar ��kararak geli�menin tad�na varamaz. �evremizdeki bir�ok ki�i yorumlar�yla bizi korkutur. Bizde korkunun olmad��� bir �eyler duymak isteriz. Oysa korkunun olmad��� bir d���nce tarz�na kendimizin ula�mas� gerekmektedir.

  D�nyam�z� d���ncelerimizle yarat�yoruz

  Do�du�umuz g�nden bu yana d���nceler yoluyla tan�mlanm�� bir d�nyaya geliyoruz. Ve bu tan�mlar vas�tas�yla ��reniyoruz. Ancak bir s�re sonra ya��m�z ilerledik�e sadece bu tan�mlar�n i�ine s��an bir ya�ant�m�z oluyor, soru sormay�, neden-ni�in-nas�l demeyi unutuyor ve kendimizi tekrarlamaya ba�l�yoruz. Oysa ��renmenin s�rekli olmas� i�in yeni d���nce bi�imlerine ve uygulanabilir ger�ek�i tan�mlara ihtiyac�m�z var. Kurallara, objelere, izlenimlere ihtiya� duyan �ey d���ncedir. Yenilmemi� bir korku, insan�n kendisini tan�mas� ve hareketlerini fark etmesi a��s�ndan en b�y�k engeldir.

  Kendimizde yeni bir insan olu�turmak istiyorsak �ncelikle ya�am-evren-insan hakk�ndaki d���ncelerimizi yeniden g�zden ge�irmeliyiz.

  D���ncelerimize �eki d�zen vermek demek onlar� ba��bo� b�rakmamak demektir. �yi d���nmek kendili�inden ortaya ��kan bir �ey de�ildir. Kendinizi ba��bo� b�rak�rsan�z sizden ba�ka bir �eye, tamamen sizin d���n�zdaki bir �eye kap�l�yorsunuz demektir. �nsan kendi d���ncelerini y�netmeyi bilmedi�i takdirde hatal� tarzda d���necek, hatal� eylemlerde bulunacakt�r.

  Do�ru d���nmekle o olay kar��s�nda gerekti�i gibi d���nmek aras�nda bu y�zden yak�nl�k vard�r. Buna pozitif d���nce denir. Yani bir olay kar��s�nda yapabilece�inizin en iyisini kendi kapasiteniz kadar yap�yorsan�z siz hem do�ru d���n�yor hem de pozitif davran�yorsunuz demektir. �nsan do�ru d���nme konusunda kendisine kar�� istekli olmal�d�r. De�i�ikli�in kendi d���ncelerine g�re olaca��n� bilen insan do�ru insand�r. Hi� kimse do�u�tan do�ru olarak d���nemez. Kendi �abalar�yla ��renir, kendini e�itir.

  D���ncelerimizi kontrol edebiliriz

  Bedenimizi hareketlerimizi bir hastal�k s�z konu de�ilse nas�l kontrol edebiliyorsak d���ncelerimizi de ayn� �ekilde kontrol edebilmeliyiz. Oysa pratikte bu pek de b�yle olmamaktad�r. Bir hayal k�r�kl���n�, bir k���k d��me durumunu, huzursuzlu�u, pi�manl��� zihnimizden kovmak hi� de kolay bir i� de�ildir. Bunlar�n bize bir �ey kazand�rmad���n� g�rsek bile d���nce s�reci i�ler durur. Oysa d���ncelerin kendi eserimiz oldu�unu fark etmemiz bu s�recin ak���n� durduracakt�r. D���nce kendi i�imizdedir ve bizim varl���m�z olmadan onun kendi ba��na hayat� yoktur. Onu �ekillendiren var eden bizleriz, e�er ona �ekil vermek istemezsek da��lacakt�r. Unutmay�n o d���nceyi var olarak kabul eden biziz.
  Bunu kavrayabilirsek can s�k�c� i�e yaramayan d���ncelerimizi bir lambay� kapat�yormu��as�na kapatabiliriz. Yani o d���nceyi bir lamba d��mesi �evirir gibi de�i�tirebiliriz, o konudan uzakla�abiliriz. Konsantrasyonumuzu bize daha yararl� bir konuya �evirebiliriz...

  Duyular yoluyla elde etti�imiz bilgiler d���nceler ile anlam kazanmakta ve tan�mlanmaktad�r. D���nme fonksiyonumuz hayat� daha verimli ve anlaml� k�lmaya yarayaca�� yerde bir s�re sonra olu�turdu�u kal�plar�n i�inde bizi ya�amaya mahkum eder duruma getirir. Yani bizim kullanmam�z gereken bir fonksiyon bizi kullan�r duruma gelir. Elbette bunu sorumlusu sadece biziz. �zensiz ve dikkatsiz bir �ekilde komutlar� uygulayanlar olmaya ba�l�yor ve robotla��yoruz. Fark�ndal��� y�ksek insanlar hi� kimsenin robotu de�illerdir kendi d�nyalar�n� yaln�z kendileri y�netirler...

  Yol Haritas�n�n e�sizli�i biricikli�imizi vurgulamas�d�r

  Yol haritalar�n�n en e�siz y�n� herkesin biricikli�ine vurgu yapmas�d�r. Yani her birimiz benzer �zellikler ta��sak da farkl� yap�lar ve �zellikler ta��maktay�z. O halde mukayeseler yaparak d���nme al��kanl���m�z�n bize ne kadar zarar verdi�ini g�rmeliyiz. Bar���, huzuru ve uyumu �ncelikle kendi i�imizde aramal�y�z. Anlay��l� ve ho�g�r�l� olmak dengeli ve kendine g�venir olman�n bir sonucudur. Manevi b�t�nl�k, bilincin ve bilin�alt�n�n birlikte i� g�rmesi ve sava� halinde olmamas�d�r. Kendi i�inde b�l�nm�� bir yap� mutlulu�u ve yeterlili�i azalt�r.

  Kendini bilmek ise; ya�ama, kendimize, hayallerimize, ideallerimize ve her �eyden �nemlisi de bir yazg�m�z oldu�una dair inanc�m�zdan ge�mektedir.

Yay�n Tarihi: 26.12.2011

 

Astroset 2003-2016