|
VESVESE-��PHEC�L�K
VESVESE ORTAMINDA B�LG� ve B�LGEL�K DE�ER�N� KAYBEDER
�K�yamet
alametlerinden biri de
�vesvese�
yani sistemli
��pheciliktir.
"Sistematik
��phecilik"
toplumlarda yayg�nla�m��t�r.
Kuran'da bu kavram
"vesvasil"
diye ge�er. Vesvese, her �eyin de�erini a�a��lamak, k���ltmek,
d���rmek, al�altmak manas�na gelir. �nsan
kendi �z�n� bu �ekilde kaybeder. Bu durumu a��klamak i�in
"sa��r ve k�r olmak" tabiri de kullan�lm��t�r. Sa��r ve K�r
olmak, kendi �z�n� yitirmek demektir.
Vesvese, vicdan ve kalp
g�zelli�ini yada hassasiyetini
perdeler; insan�n ruhsal y�n�n� karart�r ve �z varl���na kadar
ula�an bir kurda benzer. Vesvese,
insan�n i�ini kemiren kurt gibidir. Ve �imdi yayg�n bir
durumdad�r. Dikkat edilecek olursa, yery�z�nde fizik
hastal�klara ta� ��kartacak �ekilde psikiyatrik rahats�zl�klar
h�zla y�kselmektedir. Bunun sebebi, hemen
hemen b�t�n insanlarda vesvese ile ifade edilecek ruhi
bir ��k�nt�n�n mevcudiyeti, de�er yarg�lar�n�n adile�mesi,
de�erlendirmelerin en kaba �ekilde olu�u ve bir vesvese
halinin kemirici bir kurt gibi insan�n i�ini sarm�� olmas�d�r
�nsanlar�n do�adan kopup fizik g�zelliklere, fizik iyiliklere
ve fizik alg�lamalara, �zellikle ve en �ok fizik ihtiya�lara
ba��ml�l�k �eklinde, bir nevi hastal�k derecesinde ba�l�
bulunmalar� nefsi bir azg�nl���n ifadesidir.Ve
insan nefsi, bir nevi ��ld�rma tarz�nda, yani hi�
bir akli, hi� bir d���nsel ve hi�bir olumlu
imajinasyonun engel olamayaca��
bir sald�r� bi�iminde, bu yolda ilerlemektedir.
Bu, Kuran�daki ifadesiyle
�Yec�c
ve
Mec�c"
t�r.

B�yle
zamanlarda yani uyan�� zamanlar�nda �Bilgi
ve Bilgelik�, �Hikmet
ve Hakimlik� de�erini
kaybeder. Yani, saf bilgi ve saf bilgiyle kendini doyurma i�i
ve bilge ki�i de�erini �oktan kaybetmi�tir; �yle ki, hi� bir
yerde yeterince ortaya ��kamaz hale gelmi�tir. Bilgi ve
bilgelik olu�amaz.
Neden? ��nk� daha �nce
s�z�n� etti�imiz gibi, her �eyin de�eri a�a��lanmaktad�r.
A�a��layan nedir? Menfi imajinasyondur,
menfi d���ncedir. otomatizmad�r,
vesvesedir; yani sistematik ��pheciliktir, �a��rt�c� bilgiler
yoluyla bir nevi iblisin i�vas�d�r.
Demek ki, bilgi ve
bilgeli�in de�erini kaybetti�ini hissetti�imiz her ortam, her
konu�ma, her tav�rla�ma bize bir
sistematik ��phecili�i �a�r��t�rmal� ve uyan�k olmal�y�z.
Kendimizi bir an �nce b�yle bir ortamdan kurtarman�n ve tekrar
olumlu d���nmenin bir yolunu bulamazsak, bizde ayn� vesveseye
hizmet etmi� oluruz.
Evet!
Dedik ki, vesvese ortam�nda bilgi ve bilgelik de�erini
kaybeder. Belki tek t�k mevcuttur, ama bu, binlerce hektarl�k
tarlada birka� tane gelincik �i�e�i misalidir; oysa her taraf
e�relti otuyla doludur.
Onlar da bu negatif ak�m
kar��s�nda, boyunlar�n� �aresiz b�k�verirler�Ya
da yapayaln�z, her t�rl� ac�ya, s�k�nt�ya g���s gerip ayakta
kalmaya �al���rlar!...�
�NSANIN UYANI�I(�srafil'in
Borusu)
�Ruhsal D�nya�n�n uyar�lar� ve yard�mlar�yla. kapal� �uur
halinden, uyur-gezerlikten, sarho�luktan, ger�ek uyan�kl�k
haline, ay�kl��a ge�ilir. Menfi
imajinasyon ve menfi d���ncelerin
hakim oldu�u nefsani �uur yok
olursa, vesvese de ortadan kalkar. Bunun sembol�
"�srafil�in Borusu"nu,
yani Kalk Borusu'nu; Uyan Borusu'nu �almas�d�r.
Borunun ismi �uurdur.
�srafil�in Sur�u �tecektir, denir. Bu boru �tt��� zaman �yle
bir ses ��kar�rm�� ki, onu dinleyenin kulaklar�n�n zar�
patlar, g��s� daral�r, beyni allak bullak olurmu� ve herkesin
i�itebilece�i bir sesmi�. Sur�un �flenmesi, k�yametin kopmas�
demekmi�. "Nefn",
Arap�a �flemek, boru �almak
anlam�na gelir. "Nefh-i S�r",
�srafil�in Sur�u anlam�ndad�r.
O halde,
�srafil taraf�ndan
Sur'un �al�nmas�, o borunun
�tt�r�lmesi. yani bir nevi uyan, aya�a kalk borusunun
�flenmesi, art�k apa��k bir hale gelmektedir.
�srafil'in borusu, genel �uur
uyan�kl���na g�t�ren maddi ve manevi tesirler s�reci demektir.
�srafil'in Sur'u iki defa
�alar. Biri, bireysel �uur uyan�kl��� i�indir. Di�eri ise,
genel uyan�kl�k i�indir. Sak�n ola ki, birisinin upuzun bir
boru al�p �tt�rmesi ve milletin aya�a kalkmas� akla gelmesin.
Elbette ki, lavlar�n f��k�rmas�, denizin kabarmas� vb.
tarz�nda maddi tesirler olabilir; ama bir de, insan�n i�inde
meydana gelen birtak�m de�i�iklikler vard�r ki bunlar
bir manevi tesirle beraber gelir. Tesir tek �ekilde gelmez. Bu
�una benzer: Okuma yazmas� bile olmayan birinden Ziya Pa�a'n�n
bir beytini a��klamas�n� istiyorsunuz ve bunu ba�aramay�nca da
onu d�v�yorsunuz. �imdi bu ki�i sopadan sonra o
beyit'i a��klayabilir mi? Ne
��rendi? ��te, k�yameti tek ba��na fiziki bir tesir halinde
d���nmek de aynen buna benzer. Ama siz, ona, ayn� zamanda
manevi tesiri, yani Ziya Pa�a'n�n �iirlerini okuyup
anlayabilecek bilgiyi de vermi�seniz, sadece Ziya Pa�a'n�n
de�il, ba�ka bir �iir de yazsan�z, onu anlayacak ve kendine
g�re bir anlam ��karacakt�r.�
|
 |
DABBET �L ARZIN ORTAYA �IKI�I
�Dabbet-�l
arz, Arap�a bir tamlamad�r. Dabbe,
hayvan veya binek hayvan� manas�na gelir.
Dabbet-�l arz ise, k�yamet
vakti yakla��nca yerden ��kacak olan korkun� bir hayvan
anlam�ndad�r.
Buna
benzer korkun� bir varl�k, Yuhanna'n�n
vahyinde de ge�er. Fiziki k�yamet vakti yakla��nca canavar�n
yerden ��kacak olan tarifleri, d�nya i�lerinin tamamen Ruhsal
Alem'e ba�lanaca��m ifade eder. �nsan tabiat�nda Ruhsall�ktan
verilmi� olan bilgilere, ��retilere, uyanlara kar�� bir
emniyet �uuru ortaya ��kacakt�r. �imdi ise Ruhsall�k
tan�nm�yor; ayr�ca insanlarda g�ven de yok. Ama bu g�ven hali
yeniden meydana gelecektir.
K�yamet
sembolleri aras�nda, k�yamete yak�n d�nyaya inecek,sa�lar�
k�z�l ve tek g�zl� olarak tasvir edilen bir k�t�l�k simgesi
daha var. O da; Deccal. Deccal yery�z�ne indikten sonra
insanlar ikiye ayr�lacak, inananlar ve inanmayanlar, Deccal
k�t�l�kleriyle insanl���n �ok b�y�k bir b�l�m�n� etkileyecek
ve kontrol� alt�na alacak durum b�yleyken mehdi ortaya ��kacak
az say�da olan inananlar� himayesi alt�na al�p deccal'la
sava�acaklar ve sava� s�ras�nda
deccal'i
, iyileri kurtarmak �zere yery�z�ne bedenlenmi� olan Mehdi
�ld�recek ondan sonra d�nyada adalet h�k�m s�recek. Bu
sembolik anlat�m da t�pk� di�erindeki gibi uyan�� �ncesinde
insan�n kendi nefsi ile kar��la�mas�n� ve t�m nefsani
davran��lar�n azg�nla�aca�� hatta bu tip davran��lar�n be�eni
toplayaca�� bir d�nemi i�aret ediyor ki, o d�nemi de zaten
ya��yoruz.Anla��l�yor ki, ancak bu d�nemin ihtiya�lar�
kar��land�ktan sonra tekrar ruhsall��a d�n�� olabilecek. Yani
Deccal bir s�re daha bizi s�namaya devam edecek.
RUHSALLI�A
G�VEN
Ruhsal Otorite'ye g�ven �uuru, bencil i�lerin terkine
sebeptir ki; bu da, uyan�kl���n ba�lamas�
demektir.Yani insan, yava� yava�,"�n�allah"
s�z�n�n �uuruna var�r;
"Tanr�'n�n izniyle"
demenin manas�n� anlamaya ba�lar.
Kanunlar ne demektir; nas�l �al���yor? Kaza ve kader nas�l
te�ekk�l ediyor? Nasipler nas�l oluyor? U�ra��yor,
didiniyorsun ve hi� bir �ey elde edemiyorsun.
Ya da hi� ummad���n bir zamanda da
bir �ey ��k�p geliyor. "Bu da neyin nesi? Ak�l s�r ermiyor!"
diyorsunuz. Yani "in�allah" s�z�n� anlamaya ba�l�yorsunuz.
"�n�allah"
demek,
"Ben G��e ve Tanr�
Kanunlar�'na g�veniyorum."
demektir. Bu g�venin olu�mas� kolay de�ildir. Bu s�z�
lafzen s�yl�yoruz, ama ruhen
yatk�n de�iliz.
"�n�allah", Tanr�'n�n izniyle anlam�na gelir ve ilahi bir
otorite'yi kabul etmek demektir. E�er insan�n kalbinde ilahi
otorite'ye kar�� ger�ek bir iman yoksa, kuru
kuru say� sayar gibi, "in�allah"
demesi hi� bir �ey ifade etmez. "Bizim i�lerimiz de hep
in�allah ile ma�allah ile gidiyor." diyen
materyalistik cahiller, ak�llar� s�ra insanlarla alay
ederler.Tabii ki, her i� in�allah'la
gider; her olay ilahi otorite'ye ba�l� olarak cereyan
eder. Kim gelece�ini garanti etmi�tir? Kimin gelece�i hakk�nda
elinde senedi vard�r?
Bu,
bir iman ve bilgi meselesidir. Bu s�z dillere pelesenk edilmi�
olabilir, daima tekrarlanabilir. Ama bunu bilerek
s�yleyebilmek,b�y�k bir meseledir. "in�allah mal m�lk sahibi
olurum, in�allah i�lerim t�k�r�nda gider, vs." tarz�ndaki
s�zlerle insan, kendi maddi ihtiya�lar�n�n tatmini i�in,
nefsinin doyurulmas� i�in G�ky�z�n�n arka ��kmas�n� bekliyor.
E�er ger�ek bir inanc� varsa, insan, "in�allah" diyemez. Acaba
onun arzusu ile ilahi Arzu bir araya m� gelmi� oluyor ki, O'nu
kendisi ile �ahit tutuyor, te�rik�i k�l�yor?�
KIYAMET DEVR�NDE �NSANLAR A�IK
B�LG�YE KAVU�URLAR
�Ruhsal
Otorite'ye g�ven �uuru, uyakl���n g�z�kmesi, bencil i�lerin
terkine sebep olur. B�ylece �uurlanm��
olan insanlar; kendileri, d�nya ve evren hakk�nda ince
bilgilere kavu�urlar; D�nya Okulu'nun a��k bilgilerine
ula��rlar. Kutsal Ruh, ruhsall�ktan gelen a��k bilgilerle
ya�an�r.�nsanlar aldanma �uurundan, tasdik �uuruna ge�erler,
yani verilen bilgilerin do�rulu�una bizzat kani olurlar;
iman, bilgiye d�nm��t�r.
Buna
eski dilde "Refik-i ala" denir. En y�ksek arkada� demektir,
yani art�k bir tasdik vard�r. �man, bilgi haline ge�mi�tir ve
bu ayn� zamanda Ruhsall���n insan arac�l���yla �Yery�z�ne
ini�i� demektir. Bu bilme i�i bir ihsand�r, bir fazilettir,
bir inayettir. Yani kurtar�c� bir husustur iman ile hareket
edenlerin bilgiye kavu�malar�d�r. Hatadan ��k�p do�ruya
kavu�makt�r.
Ruhsal hiyerar�inin kudret ve y�celi�i o kadar b�y�kt�r ki,
insan �uurlar� bir t�rl� ona tam olarak iman edemez. Bu
imans�zl���n azalmas� i�in, binlerce y�ldan beri uyar� ve
bilgi faaliyetleri s�rd�r�lmektedir. Ama d�nyada ya�anan �uur
darl��� bu bilgileri anlay�p benimsemeye yetmemektedir. Bunun
��in �uurlar� uyand�ran tesirin gelmesi gerekir.
�nsan
ruhu maddeye olan �uursuz ve otomatik ba�lant�s�ndan
kurtulunca, nefsin tak�nt�lar�ndan s�yr�l�nca ke�if sahibi
olacakt�r. Bu ise kendi bilgisini ve Ruhsal D�nya�n�n
bilgisini ar�lay�p, uygulamas� anlam�na gelir.
�� UYANIKLIK
Demek oluyor ki, her birimiz i�in bir
Dabbe'nin ��kmas� laz�md�r. Yani Ruhsal Alem�e
ba�l�l��� ifade eden bir i� uyan�kl���n meydana gelmesi
laz�md�r. �nsanl���n �imdiki durumunda �yle bir uyanma yoktur.
Bug�n aldanma devresi i�inde bulunan insanl�kta, uyumakta olan
bir insanl�k aleminin vicdan�nda, hen�z Ruhsall��a kar�� bir
emniyet �uuru ortaya ��kmam��t�r. E�er bir k���k k�yamet
kopacaksa, kendimizde bir de�i�iklik olmaya ba�layacaksa,
kendi nefsimizde b�yle bir �ey aramam�z laz�md�r.
Kendimizde g��e kar�� b�yle bir emniyet �uuru do�uyor mu?
Rutubetin yay�lmas� gibi, bizde uyan�kl��a do�ru giden bir
geli�me ba�lam�� m�d�r? E�er b�yle bir hal te�ekk�l etmeye
ba�larsa, uyanmaya do�ru, k�yama do�ru, bir gidi� var
demektir.
Sufiler
aras�nda, en y�ksek makam, Abid�lik
makam�d�r. Abid, sadece ibadet
eden, yani hakiki kul olan demektir. Bir s�r� d���nceden,
r�tbeden ve s�fattan s�yr�lm�� olarak sadece kulluk yapar.
Onun �zerinde bir tek a��rl�k bile kalmam��t�r.insan�n kul
oldu�unu idrak etmesi laz�m. Ama biz kendimizin kul oldu�unu
idrak ediyor muyuz? Elimize biraz para, biraz mevki, biraz
kudret ge�se, yapamayaca��m�z �ey yoktur; aslan kesiliriz
birbirimize kar����
|
 |
|
HER
�NSANIN ZAYIF Y�NLER� VARDIR |

�Derler ki: "Derecesine g�re, sat�n al�namayacak kimse yoktur.
Yeter ki. sen fiyat�n� bi�!" Bu, insanlar i�in �ok �nemli bir
realitedir. Demek ki, herkes realite realitedir ve herkesin
zay�f bir noktas� vard�r; orada kalakal�r. O noktada art�k bir
�ey yapamaz ve daha �st mertebede olan, ona istedi�ini
yapt�rabilir. Demek ki, i�vaya
d��meyecek �nsan yoktur. Bunu maddi olarak de�il de daha geni�
anlamda alal�m. ��vaya d��meyecek,
sap�tmayacak, �a��rmayacak insan yoktur demek, her birimizin
kendimize g�re bir �eytan� vard�r demektir.
Sembolik olarak ifade edecek olursak, fark�na bile varmadan,
onun takt��� �elme ile tepe �st� yere d��eriz. Do�ruldu�umuz
zaman, hayretle gene yere d��t���m�z� anlar�z. Oysa, daha �nce
bir daha d��meyece�imize dair kendi kendimize s�z vermi�tik:
m�cadelede kesin kararl�yd�k. Ama ne oldu? Tekrar yere d��t�k�
Art�k, o oyunu bir daha bize tekrar etmezler. Fakat iblisin
oyunu biter mi? Onu b�rak�r ve �b�r oyunu dener. Bizim
bilmedi�imiz ne oyunlar var... Bu, genel oyunlar� ��reninceye
kadar s�rer.
Umumi oyun ise, nefsi ya da
kendini tan�man�n i�inden ge�er. Kendimizi tan�d���m�z zaman,
�a��rt�c�, sapt�r�c� ve kand�r�c� iblis�in,yani mekanik
nefsin, otomatik hayat�n da i�leyi�ini ��reniriz.
UYUYAN �NSAN
SEVEMEZ
Uyuyan insan sevgi g�sterileriyle asl�nda kendi nefsini ok�ar.
Kendimizi aldatman�n hi� gere�i yok. �nsanlar sevemez.
�nsanlar�n sevgisi egosantriktir.
Ne yaparsan�z yap�n�z, o d�ner dola��r size gelir. �nsan kendi
sevgisinin merkezindedir, yani kendini sever. ��nk� o kapasite
hen�z geli�memi�tir. �nsanlar hi� bir �eyi terk edemez. Yani
fen'a dedi�imiz hadise meydana
gelmemi�tir. Sevgi bile bir ba�kas�n� kendisine esir etmek
i�in de�il midir? Tutku ile a�k ile seviyor; romanlar, �iirler
yaz�l�yor ve cinayetler i�leniyor. �eli�kiye bak�n.
Yery�z�nde sevmek demek, ki�inin kendisine ait bir �ey bulmas�
demektir. Bu, �nder kabul edilen b�y�k insanlar� sevmekte de
vard�r. �nsanlar kolay kolay
sevemez. Realite icab�, bizim, ger�ek sevgiyle bir ili�kimiz
yoktur. Bu, bir kusur de�ildir, ama bunu bilmemek kusurdur.
Biz ancak nefsimizi severiz. Nefsimize uygun, me�rebimize
uygun, bize yumu�ak gelen �ey bizim i�in iyidir. Kat�
realiteler, ger�ekler, bizim i�in iyi de�ildir. �nsan�n
sevebilmesi i�in ger�ekten uyanmas� ve her t�rl� hale kar��
dayan�kl� olmas� gerekir.�
...bunu onlara
bir tabak i�inde vermeyin, b�rak�n kendi
emekleri ile kazans�nlar; bu suretle onu daha iyi takdir
edeceklerdir. Kolayca gelenin de�eri anla��lmaz, zorlukla
yap�labilen en b�y�k m�kafat� getirir...
Silver
Birch
MADD� VE MANEV� B�R ARADA
�Maddi olanla manevi olan bir arada olmak gerekir. Tek ba��na
hi� bir �ey olmaz. ��nk� insan tek bir �nite de�ildir; insan,
ruh ve maddeden olu�mu� ���nc� bir varl�kt�r.
O
halde insan�n, iki dili vard�r, maddi ve manevi olmak �zere
iki tane beyni vard�r. Bunlar�n her ikisine birden hitap etmek
zorundas�n�z. Sadece birine hitap edildi�i zaman di�eri c�ce
kal�r, yar�m kal�r, kad�k olur,
dejenere olur ve hi�bir �eye yaramaz. Her iki beynin beraberce
geli�mesi gerekir. Genel �uur uyan�kl���na g�t�ren maddi ve
manevi tesirler s�recine ise,
��srafil'in borusu�
denir.
�uur uyan�kl���na ge�mek, nefsin
terki ile olur. Bu �ok zordur, �ok ac�l�d�r ve �ok korkun�tur.
��te, k�yametin kopu�unu anlatan tasvirler bu
fiilleri temsil eder. Bir �ok
zorluklar vard�r; da�lar y�r�r, ormanlar yanar, hayvanlar
ka����r, insanlar peri�an olur, �ocuklar gider, buna benzer
�ekilde hat�ra gelebilecek her t�rl� felaket, korkun� olan ve
bizim duyular�m�z�n alg�layabildi�i, beynimize sokulan menfi
imajinasyonlar�n her t�rl�s�
nefsin terkini anlat�r.
Bizim i�in en ac� �ey
nefsaniyetimizi terk edebilmektir.
B�y�k azaplar �ekilir. K�skan� bir insan�n,
fas�k bir insan�n k�skan�l�ktan
vazge�mesinin, fesatl�ktan vazge�mesinin ne demek oldu�unu
bilir misiniz? �ocu�un elinden s�t �i�esini al�rsan�z ne olur?
Evinize h�rs�z girse neler hissedersiniz? Can�n�za kasteden
biri s�rt�n�za b��a�� dayasa ne hissedersiniz? Surat�n�za alev
p�sk�rse ne hissedersiniz? ��te, b�t�n bunlar�n hepsi, bu
sefer i�eriden d��ar�ya do�ru ta�maya ba�lar. Yani d��ar�dan
bir m�dahale olmadan siz kendi
kendinizle hesapla�maya ba�lars�n�z. Bunu ni�in yapars�n�z?
De�i�mek i�in, yenilenmek i�in� yani K�yam etmek i�in, Uyanmak
i�in�
�yle
bir �uur uyan�kl���na ge�meniz
laz�m ki, sizi uyu�uk halde tutan, sizi ba�layan, yani dar
�uur fiilinde tutan her �eyden, fark�na var�p, anlay�p,
uzakla�ma keyfiyeti ba�las�n. Zor i�!...
Bu, insan�n cebindeki
paras�n� da��tmaya benzemez, evindeki e�yay� da da��tmaya
benzemez. Onlar� verir, kurtulursunuz, ama varl���n�z kal�r
hi� olmazsa. Burada ise can pazara gidiyor. Zor i�tir. ��te,
k�yamet budur. Ger�ekten uyanmak zor i�tir. B�t�n k�yamet
tasvirlerinin esas�, nefsin terkidir. A�lasak da, s�zlasak da,
ba��rsak da,�a��rsak da, bu terk i�lemi yap�lacakt�r. Bu
defterin d�r�lme vakti geliyor.
Kapal� �uur halinden,
otomatik �uur halinden, uyurgezerlikten, el yordam� ile
ya�amaktan, bir nevi sarho�luktan, maddeye ba�lanm�� olman�n
verdi�i hazlar�n sarho�lu�undan ger�ek uyan�kl�k haline;
ay�kl��a ge�mek,nefsin terki ile
olur. �ok zordur, �ok ac�kl�d�r,�ok korkun�tur. Ama hi�bir �ey
insan i�in imkans�z de�ildir. Buras� imkanlar alemi, burada
her �ey m�mk�n��
|
 |
|
PUTLARA TAPMAK

�Eskiler insan� uyan��a
g�t�ren yola, "kan ve ate� yolu" demi�lerdir. Bu �yle bir
yol ki, ancak i�inizin kan a�lamas�na bakar. ��nk� �ok
�eyleri b�rak�yorsunuz, �ok sevdi�iniz varl���n�z�n bir
�ok ba�lar�n� kopar�yorsunuz. Bu, insan�n putlar�ndan
vazge�mesi demektir. Tanr��ya inan�yoruz diye hi�
�v�nmeyelim, zira bir bak�ma hepimiz putperestiz.
Putperestlik demek, Tanr�'ya �irk ko�mak, ortak ko�mak,
bir ba�ka Tanr� edinmek manas�na gelmez. Ha�a! Olacak i�
de�il. Putperestli�in ger�ek anlam�, kendi kendimize
yaratt���m�z k�ymetlerdir, yani nefsin her t�rl� ba�l�l���
puttur, putperestliktir. Ve bu da tip tiptir. Hep de�i�ir;
ya�tan ya�a, seneden seneye, i�ten i�e de�i�ir. Belli bir
s�re belli bir puta ba�lan�rsan�z;o biter, bir di�erine
ba�lan�rs�n�z ve bu b�ylece birinden di�erine atlayarak
gider.
Bu
putlar aras�nda incelik fark� olabilir, yani daha
kabas�ndan daha ince putlara gidilebilir. Fakat insan �yle
�eli�kili bir varl�kt�r ki, Yaradan'�na ibadet ederken
veya O'na i�inden gelerek kulluk ederken dahi etrafta
Yec�c
Mec�c ler, yani putlar�
dola��r durur. �nsan, ba�kas�n� b�rak�p kendi hayat�n�
g�z�n�n �n�ne getirecek olursa, Yec�c
Mec�c'�n hep �evresinde
oldu�unu g�r�r. Biz, birtak�m putlar�n ger�ekle�mesi i�in
dua ederiz. ''Yarabbi, senden
sa�l�ktan ba�ka bir �ey istemiyorum." ne demektir? Bu dua
�u anlama gelir: "Ne olur beni �ld�rme. Burada bu kadar
g�zellikler var, elbiseler var, para pul var, yiyecekler
var, iyice yiyip i�eyim, giyineyim, e�leneyim vb:'.
Ba�taki s�zlerin arkas�nda bu yatar.
Kendimize d�r�st davranacak olursak g�r�r�z ki, yap�lan
ibadet bile Tanr� i�in de�il, kendimiz i�indir. Tanr�'n�n
ibadete, benim tap�nmama, benim duama ihtiyac� yoktur ki!
Yaradan'�n mahlukundan b�yle muhta�l��� olur mu? Yaradan
herhangi bir �eye muhta� olur mu? Demek ki, muhta� olan
benim. Ben O'ndan bir �eyler koparmak istiyorum. Onu
yapmakla, O benden bir �ey istemiyor; ben olmasam da O
var. Birtak�m sap�k sufi yun,
"�nsano�lu olmasayd�, Tanr� olmazd�." diyor. Oysa onun
b�yle d���nmesine bile sebep Tanr�'d�r, ona o beyni veren
O'dur. �nsan, olsa ne olur, olmasa ne olur. O isteseydi,ne
o kelimeyi insana verirdi, ne de o beyni insanda te�ekk�l
ettirirdi. Ve o kendini bilmez sufi
de b�yle sa�malamazd�.
Demek ki, menfi
imajinasyon, menfi d���nce ve
otomatizman�n yay�lmas�,
nefsin azmas� ve vesvese halinin her taraf� kaplamas�,Yec�c
Mec�c sembol� ile ifade
edilmi�tir.
�srafil'in Sur�u ise,
genel �uur uyan�kl���na g�t�ren maddi ve manevi tesirlerin
s�reci demektir. �srafil, b�t�n bu s�reci tanzim eden bir
tabiat kuvvetidir. Buradaki tabiat kuvveti, fiziki tabiat
kuvveti de�il de, yarat�l��la alakal� d�rt b�y�k ilahi
kuvvet'ten bir tanesidir.�
DECCAL'�N ORTAYA �IKI�I
�K�yamet
alametlerinin en �nemlisi daha �nce de s�z�n� etti�imiz
gibi, Deccal'in ortaya
��k���d�r. O y�zden bu kavram� �ok iyi anlamak ve
zihnimizde netle�tirmek i�in tekrar k�saca ele almakta
yarar vard�r.
Deccal
aldat�c� anlam�na gelir. Bu durum ��yle tasvir edilir:
Solunda cennet, sa��nda cehennem olan (halbuki Kuran�da
cennet sa�dad�r) ve iki ka�� aras�nda kafir yaz�l� bir
varl�k, yani bir k�fr ehli
ortaya ��kar. Demek ki, bu bir varl�k de�ildir. Bir
insan�n solunda cennet, sa��nda cehennem olur mu? Ne
demektir bu? Yani, sol taraf�nda b�t�n hazlar, sa�
taraf�nda b�t�n elemler ve ortas�nda da
k�fr var.
"Deccal,
kendisine iman edenlere su i�irip, yemek
yedirir. Yiyen ve i�en art�k iflah olmaz."
derler.
"Baz� insanlar, baz� varl�klar,
Deccal'in suyundan i�memek ve yeme�inden yememek
i�in ot k�k� yiyerek Deccal'in
zararlar�ndan kendilerini kurtarabilirler."
deniyor. Dikkat edilirse,
b�t�n anlat�lanlar te�bihidir, benzetim yoluyla ifade
edilmektedir.
"Deccal
yery�z�n� gezer. Mekke ve Medine hari� her taraf� dola��r;
yaln�z oralara giremez. D�m��k yak�nlar�ndaki beyaz
minareye Hz. �sa
indirilir.
Hz. �sa�n�n elinde s�ng�
vard�r. Deccal,
Hz. �sa�y� g�r�nce tuzun suda
eridi�i gibi erir gider. Hz.
Isa, Deccal 'i s�ng�yle vurur
ve �ld�r�r. B�ylece Deccal
ortadan kalkar."
diye anlat�l�r.
DECCAL NEFSAN�YET� TEMS�L
EDER
�imdi
bu, tasvir edilmi� bir tablodur. Acaba bu olay�n k���k
k�yamet olarak anlam� nedir? ��nk� insana laz�m olan
budur. Deccal, i�g�d�sel ve
otomatik hissiyat�, nefsaniyeti
temsil eder.
K�yamet d�neminde
ya�anan karga�a, nefsin tam manas�yla ba� kald�rmas�
demektir.Yani,
yanl�� olan�, do�ru olana kar��t�rmak
demektir. Daha �nce �blis' ten bahsetmi�tik. K�yamet
zaman�, kar��t�r�c�, iltibas edici �blis�in hakimiyeti
ortaya ��kar. Deccal ile iblis
hakimiyeti aras�nda �ok yak�n bir alaka vard�r. ��nk�
bunun sonucunda genel bir te�evv�� (�a�k�nl�k) devri
meydana gelmi�tir.
Demek ki
Deccal, d�nyan�n i�inde
bulundu�u genel te�evv�� halini ifade eder. Ve
Deccal �oktan ��km��t�r.
Geldi, gelecek diye beklemeye hi� gerek yok. O mevcuttur.
�u anda insanlar bir �a�k�nl�k i�erisindeler. Yani, yanl��
olan� do�ru olandan ay�rt edememe hali i�indeyiz.
Bu devir, bir nevi
sap�tma, yolunu �a��rma, S�rat-� M�stakim'den ayr�lm��
olma devridir. Yani S�rat K�pr�s�nden, vicdanla nefs
aras�ndaki o k�l kadar ince ay�r�m k�pr�s�nden ayr�lma,
yolunu �a��rma devridir.
Te�evv�� i�inde
Deccal ismini alan, azg�n
nefs ve te�evv��e, bir bak�ma
insan�n �eytan� da denmektedir. Genel te�evv��e paralel
olarak azg�n nefsin ya da
nefsani a��r�l���n durumu
Deccal'in ifadesidir. Bunlar�n
hepsi de hali haz�rda �evremizde mevcuttur.�
DO�RULU�UN �NEM�N� Y�T�RMES�
Deccal,
insan nefsaniyetinin vicdan ve
sevgiden yoksun olarak, bilgisizce, k�rl�k ve sa��rl�k
i�inde geri tesirlerin ba�ar�l� olmas�na hizmet etmesi ve
insana k�t�l��� emretmesidir. ��te te�evv�� (�a�k�nl�k)
budur. DeccaIi seviyedeki
insan yani bu denli kendini �a��rm�� insan,
Deccal 'e g�re, her t�rl� �er
i�leriyle cennete, iyilikle u�ra�arak yani uygunsuz
i�lerle olan alakas�n� keserek de cehenneme gider. Her
t�rl� k�t�l��� yapt��� zaman
Deccal'in cennetindedir; do�ru ameller ise insan�
Deccal'in cehennemine
g�t�rmektedir.
Yani, vicdan� ortaya ��kt��� zaman, insan, �st�rap
�ekiyor; nefsi ile hareket edip, vicdans�zca davrand���
zaman da huzur duyuyor. �nsan�n b�yle �a��rt�lmas�,
iyili�in, do�rulu�un, d�r�stl���n, inanc�n neredeyse ay�p
kabul edilmesi devri,
�K�yamet
devridir�.
"Ben sana ne iyilik ettim
ki, sen bana k�t�l�k yap�yorsun."
ifadesi tam Deccal ifadesidir.
Bu bir te�evv��-�a�k�nl�k-iyiyi/do�ruyu ay�rt edememe-ne
yapt���n� bilememe halidir. Bu davran��lar belki de
isteyerek yap�lm�yor, zira insano�lu derin bir te�evv���n
i�indedir. Ne yapt���n�n fark�nda de�ildir, ��nk�
Deccal �i bir seviyede
bulunuyor. Her t�rl� �er i�leriyle cennet hayat� ya��yor;
esrar, eroin, d�viz ka�ak��l���, g�mr�k ka�ak��l���, adam
�ld�rmek vs. gibi akla gelebilecek her t�rl� k�t�l�k
yap�l�yor. �nsan�n de�eri maddi k�ymete g�re tart�l�yor.
"Ka� paral�k adams�n"
deyimi ile insan de�eri �l��l�yor, sarrafl�k yap�l�yor.
Uygunsuz i�lerle olan alakan�z� keserseniz d�r�st hareket
ederseniz, vicdanl� davran�rsan�z, dedikodu yapmazsan�z,
iki k�s� bar��t�r�rsan�z, iki yanl�� i�i do�rultursan�z,
birine hizmet ederseniz, insanlara sevecenlik
g�sterirseniz, Deccal sizi
cehennemine atar. Fesatl�k yaparsan�z,hain olursan�z onun
cennetine gidersiniz. Ama bu, te�evv�� i�erisinde bulunan
Deccal �i bir cennettir.
D�nyan�n �imdiki hali budur. K�t�l��e, �erre,
nefsaniyete prim veriliyor.
"Do�ru
s�zl� dokuz k�yden kovuluyor."
Esas�nda bu, d���nen insan
i�in, te�evv�� alametinden ba�ka bir �ey de�ildir;
�a�k�nl���n bir sonucudur. �nsan�n kim oldu�unu unutmu�
olmas� anlam�na gelir.�
|
 |
|
HAK�KAT�N �RT�LMES�
�Nefsaniyetin,
�uursuzluk i�inde k�r� k�r�ne, alabildi�ine ya�anmas�,
hakikatin �rt�lmesi, karanl�k perdenin �ekilmesi,
yo�unla�mas�, "k�fr"
demektir. Kafirler demek, k�fr
i�erisinde olanlar demektir. Kuran�da b�yle ge�er.
Kafir ba�ka dinden olan manas�na gelmez. Ger�ekleri
�rten anlam�ndaki kafir Kelimesi,
Deccal'in iki ka��n�n ortas�ndaki yaz�d�r.
Demek ki, k�yamet alametlerinden biri de budur. Yani,
�hakikatleri
�rteceklerdir� manas�na gelir. Her t�rl�
vicdan ikaz�n�n dinlenmemesi demektir. K�fr�n en
b�y���, en belirgin olan�, vicdan sesini
dinlememektir. Vicdan sesini duymazl�ktan gelmek,
hakiki k�fr'd�r.
K�fr, insan�n kendi
�uurundaki perdeden dolay� do�ruyu ve ger�e�i
g�rememesi, kendi kendini perdelemesi, �rtmesi
demektir.
KIYAMET
DEVR� TE�EVV�� (�A�KINLIK) DEVR�D�R
Bilgi sahibi, olgun ki�i bile, d�nyan�n bu te�evv��
�a��nda nefsin esaretine d��erek, do�ruyu
anlayamayacak hale gelmi�tir. �rfan sahibi, yani a��k
se�ik bilgi sahibi, nefsi ile arkada�l�k etmek zorunda
bulunmaktad�r. B�yle bir ger�e�i de ifade etmek
gerekir. Denir ki, yiyecek ve i�ecek ancak onun
yan�nda bulunmaktad�r. Yani, bir insan iman sahibi de
olsa, olgun olsa da bu te�evv�� �a��n�n bir icab�
olarak, nefsinin esaretine d��ecek, do�ruyu
anlamayacak, do�ru olan� da �rtmek zorunda kalacakt�r.
��nk� devrin te�evv��� bazen bunu gerektirir. Bu
bak�mdan kendimizi fazlaca itham etmemeliyiz. B�t�n
iyi niyetimize ra�men, elimizde olmadan baz�
s�r�meler, baz� tak�lmalar meydana gelebilir. Bu,
genel bir tesirin etkisinden ba�ka da bir �ey
de�ildir.
Deccal
devri tam anlam�yla s�r�yor. �nsan nefsi ile olan
cihad�n� kaybetmek �zeredir.Merkez daima kendisidir.
Nefsi arzular, bedeni hazlar, �ehvani lezzetler gibi
adi fiil ve zevklerin pe�indedir. Bu ise,
Deccal'in verdi�ini
almakt�r. Deccal'in etkisi
alt�nda kalmakt�r.
Bilgiye dayanmayan, ama mubah (ge�erli) say�lan
yollara fazlas�yla sapmak zararl� bir �eydir. Haram
de�ildir, yasak edilmemi�tir, ama mubah edilmi�tir.
Nefis terbiyesinde, yap�p yapmamakta, bir �eyi yerine
getirip getirmemekte vicdani ve ahlaki bir sak�nca
olmamakla beraber, insan�n kendisini h�r hissetmemesi
gerekir. Yani vicdanen ve ahlaken o i�i i�lemenizde
bir sak�nca yoktur, yasak de�ildir; yani mubaht�r. Ama
mubaht�r diye, normal olarak bir iki defa yapman�z
gereken o fiili siz al��kanl�k haline getirip 50- 100
defa yaparsan�z, sanki haram, yani yasak edilmi� bir
�eyi yap�yormu��as�na ayn� sonucu verir. ��yle bir
�rnek verebiliriz: Kan�n�z� tahlil ettirdiniz ve �eker
hastal���n�z�n olmad���m ��rendiniz. Ve hastaneden
��kar ��kmaz solu�u tatl�c�da ald�n�z; arka arkaya
birka� porsiyon yediniz. �ekeriniz yok
ya; ertesi g�n tekrar,
ertesi g�n tekrar ve bir ay sonra karaci�erin iflas�
sonucu sar�l��a yakaland�n�z.
Buna benzer �ekilde
vicdanen ve aklen,
yapman�zda bir sak�nca olmayan bir �eyi bile �ok
�l��l� yapmak gerekir. Bu, oto kontrold�r. Ben h�r�m;
istedi�imi yapar�m,kim kar���r; kimseye zarar�m yok,
tarz�ndaki davran��lar �l��l� olmad��� taktirde,
insan� zarara sokabilir. Bu, b�t�n sistemin kontrol
alt�na, akli bir d�zen i�erisine al�nmas� demektir.
G�r�l�yor ki, bilgiye dayanmayan, ama mubah say�lan
yollara fazlas�yla sapmak, insan� uykuya sokan bo�
hayal ve �mitlere dalmak, ge�ici olan tatlara,
d�nya�n�n s�slerine, �an ve ��hretine, putlar�na
ba�lanmak Deccal'in
cennetine girmek gibidir.�
GER�EK
CENNET �NSAN UYANINCA YA�ANIR
�Deccal
cenneti, �st�rapl� uyan�� te�evv��� ile yer
yer cehenneme d�ner.Yani,
Ruhsal d�nya, cenneti cehenneme; cehennemi de cennete
�evirebilir. Cennetin cehenneme �evrilmesi demek,
r�yadaki gibi e�lence cennetindeki bir insan�n
�st�rapl� bir te�evv��le (�a�k�nl�kla) uyanmaya
ba�lamas� demektir. �nsan, o cennette g�rd��� her
�eyin birer serap, birer aldatmaca, hi� bir i�e
yaramayan �eyler oldu�unu; bo� hayaller, bo� �mitler
oldu�unu fark etmeye ba�l�yor. B�ylelikle cennet
cehenneme d�n�yor.
Ruhsal d�nya,
insan�, cennet hali olarak uyku i�erisinde,
ger�eklerle ilgili olmayan bir tasavvur i�erisinde,
bir imajinasyon i�erisinde
tutarken, onu realiteyle kar��la�t�rmaya ba�lad���
vakit, cennet cehenneme d�n�yor. �nsanl���n bug�nk�
hali b�yledir. Ama bu �mit vericidir, zira herkes
�st�rap i�erisinde, hi� kimse cennet hali
ya�am�yor.Herkesin bir cehennemi var bug�n!...
As�l cennet, bu
cehennemin �tesindedir.
"Cennete giden yol
cehennemden
ge�er."
S�z� bunu ifade eder. Cehennemi ya�amayan, onu
g�rmeyen cennete gidemez. Cehennem �st�rab�, nefsin
ba�lar�ndan kurtulmakt�r, bu ba�lar� atabilme g�c�d�r.
Cehennemin geneli de d�nyad�r; mizan�yla, terazisiyle,
ate�iyle, k�re�iyle m�kemmel kurulmu�tur, insanlar
inim inim inlemektedirler.
Burada olanlar yukar�da da olur. Yani fiziki bedeni
terk ettikten sonra ge�ti�imiz
spatyom
ya da
ahirette de, bu i�ler daha etkili olarak
m�kemmelen devam eder."Burada
olanlar,orada
olanlar�n suyunun
suyudur."derler;
"Yery�z�ndeki ate�, cehennem ate�inin yedi kat
y�kanm���d�r."
derler. Bu ate�, bizim bildi�imiz ate� de�ildir. Bu
s�z�n alt�nda �ok b�y�k bir hakikat vard�r. Bizim
yery�z�nde duydu�umuz �st�rap, ac�, pi�manl�k, t�vbe
vs. belli bir dozdad�r. Bedene ba�l� �uurun savunma
mekanizmalar�, bu ac�lan bir yerde keser, durdurur. Bu
�st�rab� fazla ya�amay�z. A�lar�z, s�zlar�z, avunuruz
ve bir derece olsun onu unuturuz. Ama ruh alemine
ge�ildi�i vakit fiziki
ba�lar koptu�u i�in, koruyucu mekanizmalar da ortadan
kalkar. Ve varl�k vicdan� ile ba� ba�a kal�r. Vicdan,
ruh alemine ge�ildi�i
zaman da vard�r. Hesap soracak olan da odur. Hi� bir
�ekilde sorgu mele�i denen ba�ka
bir varl�k aramamak gerekir. Ve orada �ekilen vicdan
azab�, g���n ate� misali �ok daha ac�l�d�r, zira
belirtti�imiz gibi savunma mekanizmalar� ortadan
kalkm��t�r.
Deyim uygunsa, orada
kalkan olmad��� i�in yumru�u direkt yer insan. Burada
tesirle varl�k aras�nda baz� barajlar vard�r; tesirin
�iddeti azalt�l�r. Ama spatyomda
baraj kalkar. Tesir adeta
agrandize olur, b�y�r, yank�lan�r. Orada sessiz
a�lan�r. �
NEFS�YLE SAVA�AN UYANMA YOLUNDADIR
�Nefsine kar�� ba� kald�ran, nefsiyle sava�an, nefsini
uslu ak�ll� eden uyanma yolundad�r. Hz.
Peygamber'in, "Ben
�eytan�m� M�sl�man ettim.' demesidir.
�eytan nefsidir."Nefsimi
M�sl�man ettim."
demek, �onu selim
k�ld�m, selamet yoluna g�t�rd�m, ak�ll� k�ld�m�
demektir. Yani akla, �eytan varl���n� M�sl�man dinine
dahil etmek gelmemelidir. Nefsini uslu eden, sab�r ve
metanetle vicdan�na prim veren
Deccal'in cehennemindedir, yani orada zul�m
g�r�rler. Bu devirde Deccal
vard�r. Nefsinize ba� kald�rmay�p onu
pohpohluyorsan�z; nefis ile sava�mak yerine, onunla
sulh yapm��san�z; nefsinizi sald�rgan halde, sap�k
halde tutuyorsan�z; vicdan yerine ba�ka �eylerle
me�gul iseniz, cennet hali i�erisindesiniz yani
Deccal�in cennetindesiniz.
O zaman zul�m g�rmezsiniz. Yani bu sefer de
Deccal zulmetmez de siz
kendi kendinize zulmedersiniz o ayr��
Deccal'in b�t�n d�nyay� dola��p durmas�,
nefsin b�t�n tekam�l seviyelerinde insan� te�evv��e
d���rmekte olmas� manas�na gelir. Elbette ki, nefsinin
dizginleri elinde olanlar ile uyan�klar�n seviyesinde
bu te�evv��ler olmuyor. Nefs
denen Deccal, her k�l��a
girerek ger�e�i bilen, bilge ki�iyi de sarsar. Baz�
vehimlere d���r�r.
��phenin,
�ekillerin, te�evv���n putlar�n h�k�m ve tesirinin
kesilmesi Hakikat Ruhunun d�nyay� sarmas�yla olur ki,
simgesi Hz. �sa'd�r.
Hz. �sa�n�n di�er bir
kozmik ismi de, �Hakikat
Ruhu'dur�. Vicdan� ve sevgiyi sembolize
eder.
Bunun �slam'da da
bir menk�besi vard�r. Hz.�sa,
ahir zamanda �am'�n kuzeyindeki Beyaz Minare'ye iner
ve bir T�rk mimari eseri olan o minarede ezan okur,
nida eder. Yani b�t�n insanlar� oradan davet
edecektir. Beyaz renk de �nemlidir; kendisi de beyaz
giyinirdi. Beyaz,
Hakikat Ruhu'nu ifade eder. Minare �eklen
semay�, g��� g�sterir. Hz.
�sa'n�n oradan nida etmesi, G�klerin insanlara bir
nidas�, bir �a�r�s� var demektir.Yani sembol
a��ld���nda, Bu do�rudan do�ruya vicdand�r.
Bizler i�in �Hakikat
Ruhu�, sevgi ve vicdandan ibarettir.
Yani, insanlar� sevmek ve vicdan�m�z�n sesini
dinlemekle, �Hakikat
Ruhu'na� ba�lanm�� oluyoruz.
Demek ki, uyan��
devrinde b�t�n insanl�k aras�nda art�k
Deccal'in h�km� de�il,
vicdan�n ve insanl�k sevgisinin yay�ld���
g�r�lecektir. �imdiki gibi, nefsin ve nefretin,
d��manl���n ve k�t�l���n, g�z oyuculu�un ve g�rtlak
s�k�c�l���n de�il; ger�ekten insanl�k sevgisinin ve
vicdan�n h�k�mran oldu�u g�r�lecektir. Yani vicdan
sesi, r�latif de�il, do�rudan do�ruya Yukar�'dan
gelen, ul�hiyete ba�l�
y�ksek tesirin insandaki tezah�r�d�r. Yani vicdan,
art�k insana kalm�� bir �ey de�ildir; benim vicdan�m,
senin vicdan�n yok. Yukar�'n�n tesiri do�rudan do�ruya
vicdanlarda yans�maya ba�l�yor. Biz bireysel olarak
kendi i�imizde bu uyan��� �imdi de ya��yorsak,
k�yameti daha evvelden ya�ar, �eker gideriz�Ya
da ba�kalar�na yard�m etmek i�in kal�r�z��
MEHD�N�N ORTAYA
�IKI�I
�Derler
ki,
"K�yamet vakti gelince, Mehdi ortaya ��kacak, adaletle
h�k�m s�recek, insanl��a ayd�nl�k, bereket ve emniyet
getirecek."
Ve
her y�z senede bir, genellikle do�uda, Hindistan ve
�ran taraflar�nda, Ba�dat'ta vs.
nefsaniyeti azg�nl�k i�erisinde olan biri
f�rlar ve Mehdi'li�ini ilan eder. Etraf�na otuz k�rk
bin ki�i toparlar, birka� kelle g�t�r�r, ondan sonra
da onun kellesini g�t�r�rler ve Mehdi'lik
biter.�imdiye kadar yery�z�nde a�a�� yukar� yedi-sekiz
tane Mehdi tasla�� ��km��t�r.
Belki de bu, vaat
edilen bir varl�kt�r. Fiziki olarak da b�yle bir
varl���n meydana gelmesi m�mk�nd�r. Yaln�z, Mehdi
devri hen�z gelmedi. B�t�n bu devirleri biz ya��yoruz;
daha ya�anacak devirler var. Mehdi devri gelmedi,
��nk� �uur uyan�kl��� ba�lamad�, Ruhsal Alem ile olan
ili�kiler �o�almad�, Onlar'�n
etkisiyle ger�ekle�en ola�an�st� olaylar�n
ya da mucizelerin say�s�
artmad�. ��nk� te�evv��-�a�k�nl�k kalkmad�, Yukar�'ya
emniyet do�mad�,do�ruyla e�riyi
ay�rma bilgisi gelmedi, aldanmalar hala devam
ediyor.
E�er, b�t�n i�sel
ve d��sal putlar�n ortadan kalkt���n�, Rahman olan
Rabbe kulluk edildi�ini, g�n�llerde ve �uurlarda
sadece O'nun mevcut oldu�unu g�r�rseniz, Mehdi devri
�oktan gelmi� demektir. Demek ki, Mehdi i�in bir �ah�s
beklemeye gerek yoktur. Bu bir devirdir ve hep
temsilen,
te�bihen birilerine
benzetilmi�tir. Yukar�daki hal insanl�kta te�ekk�l
ederse, sizin Mehdi'niz gelmi�tir. Siz kendi
kendinizin Mehdi'si olursunuz. Hi� d��ar�dan birisini
beklemeyin insanda Ruhsal Otorite'yi kabul hali
�uurlan�yorsa, o emniyet
hali te�ekk�l ediyorsa, do�ruyu e�riyi
ay�rma bilgisi gelirse,
Mehdi devri gelmi�tir.
Do�ruyu e�riden
ay�rt edece�imiz a��k Bilgi nerde? O, daha gelmedi.
Ama gelecektir.�
G�NE��N BATTI�I YERDEN DO�MASI
�Yaz�
dizisi boyunca a��klamaya �al��t���m�z sembolik
k�yamet alametlerinden ba�ka, bir de G�ne��in batt���
yerden do�mas� meselesi vard�r. Bu sembolik ifadeye
g�re, o son zamanda G�ne� batt��� yerden do�acakt�r.
Yani tersine bir i� olacakt�r. Bu masal�ms� anlat�mla
insanlar, acaba D�nya tersine mi d�necek, her �ey alt
�st m� olacak diye d���n�yorlar.
D�nya'n�n alt �st olmas�
demek, insan�n kendisinin alt �st olmas� demektir;
uyku halinin alt �st olmas� demektir. Ve uykunun tersi
uyan�kl�kt�r. D�nya'n�n alt �st olmas� denince, illa
ki, magma tabakas�n�n volkanlardan d��ar�ya f�rlamas�
akla gelmemelidir. Bu, �k���k
k�yamet�
sahibi olarak insan�n alt �st olmas� demektir. En iyi
alt �st olu� �ekli de, insan�n uyudu�u halden uyan�k
hale ge�mesidir. Yani tam
z�dd� bir durum. Alt �st olu�,
nefsani halden vicdani, ahlaki, makul vicdana
ge�i�tir. Yani mevcut olan b�t�n eksik hallerin,
m�kemmel, olgun, yetkin hale
ge�mesi, siyah�n beyaza d�n��mesidir. G�ne�'in
batt��� yerden do�mas� budur.
Bu sembol ayr�ca, devrenin biti�ini ifade eder.
Olumsuz y�nden bir yorum s�z konusudur. Tekam�l Okulu
olarak D�nya'ya tekrar kabul�n sona ermesi, t�vbe
kap�lar�n�n kapanmas� demektir. Yani, insanlar
diyorlar ki, 'Biz pi�man�z. Bunca zaman
enkarnasyonlar�m�z� bo�a
ge�irdik. �imdi anlad�k, uyand�k. Ne olur bize imkan
verin de, tekrar d�nelim, i�i tamamlayal�m ve
eksiklerimiz gitsin" Fakat, hay�r; o kap� kapan�yor.
Yani, G�ne�'in batt��� yerden do�u�u, bir devrin, bir
devrenin biti�i manas�na da geliyor. Bunca ikaz, ir�at
ve uyand�r�c� olaydan sonra, insan bilgi edinememi�,
kendini tan�yamam��, Rabbe kulluk edememi�se, art�k
f�rsat, imkan da kalmam��t�r.
G�ky�z� vermeden
almaz. Verir, verir, verir ve siz cevap vermedi�iniz
i�in de, i�ini bitirir. Bundan sonra iman olu�maz,
zira verilen verilmi�tir. Art�k uyan�kl�k i�in D�nya
�zerindeki b�t�n faaliyet kald�r�l�r ve defter
d�r�l�r.Yaln�z bu, faaliyetin t�m�yle kald�r�ld���
manas�na gelmez. Sadece uyan�kl�k i�in b�t�n faaliyet
kald�r�l�r. K�yamet, t�m�yle varl���n,canl�l���n
ortadan kalkmas� de�ildir. Sadece insan varl�klar�n�n,
daha do�rusu bedene ba�lanm�� ruhi varl�klar�n
uyanarak D�nya hakikatini ��renebilmeleri i�in
kendilerine tan�nan bir f�rsat ortadan kald�r�l�yor.
Yani, Yukar�s� inayetini kesti�i i�in, okulu kapand���
i�in hi� bir �ey al�nam�yor. G�ne�'in batt��� yerden
do�mas� olumsuz olarak bu manaya gelir.
Olumlu y�nden ise, varl�k
uyan�nca, kendi i� d�nyas�n� ke�feder, kendini tan�r,
bilir. �z nitelikleriyle ger�ekle�ir, tahakkuk
eder.Tahakkuk dedikleri olay meydana gelir. Semboller
��z�l�r, kendisindeki bilgi hazinesine kavu�ur. Mana
�rt�leri a��l�r ve
"kurtulu�"
dedi�imiz bu hal ortaya ��kar. Art�k bunun i�in,Y�ksek
Hakikat'ten ayr� olmak, hasret �ekmek sorunu kalmaz.
Kurtulu� budur. iman hali biter, ��nk� art�k mana
�rt�leri a��lm��t�r.�
�MAN ve B�LG�
�Bilgi ta��yan manalara inanmak imand�r.
Bilinmeyen ve manas� anla��lmayan �eylere iman,
aldat�c� olabilir. Zihnimizdeki kavramlara,
konu�tu�umuz s�zlere dikkat etmek zorunday�z.Uyan�kl�k
�nce kavramlardan ba�lar. Ne konu�uyorum? Ne
anl�yorum.
"�man�m var."
derken manay� seziyorsunuz, ama bilgisine vak�f
de�ilsiniz, demektir. Dikkat edilirse, b�t�n kutsal
kitaplarda iman, daima �n planda tutulmu�tur. Yani
deniyor ki, "�urada okudu�unuz ayetlerdeki manalar�n
arkas�nda bilgi vard�r, esaslar vard�r. Siz, �imdiki
halde bu bilgileri elde edecek durumda de�ilsiniz.
Ama, manalar�n arkas�nda bilgi oldu�una inan�n�z,
inkar etmeyiniz, daha vakti gelmedi. �imdilik manalara
inan�n�z." Bu, iman halidir. Ama bilgi geldi�i zaman
iman haline art�k gerek yoktur; �man gider, oldu�u
gibi bilgiyle kar��la��rs�n�z. �zerinden �rt�
kalk�nca, sizin iman�n�z bilgiye d�n��t�. Bilgi
sizindir art�k. Siz ve bilgi ayn� oldunuz.
Aran�zdaki perde kalkt�. �man
ile Bilgi'yi birbirine kar��t�rmamak laz�m. Baz�lar�,
bilgisinden dolay� fazlaca ileri gidebilir ve iman
sahipleri taraf�ndan da �ld�r�l�r. Bu vakidir ve her
toplumda olmu�tur. Demek ki, zaman� gelmeden, kar��
taraf�n ne oldu�unu anlamadan, manan�n alt�ndaki
bilgiyi ��kar�p s�ylememek gerekir ��nk� bu tepki
insanlarda otomatik olarak vard�r. �ld�rmez de k�nar;
ayn� hesaba gelir. �u var ki, bilgiyi bilinir hale
getirmek gerekir. Eskiler buna
"Hicap"
demi�lerdir. Hicab�, yani bilginin �rt�s�n� kald�rmak,
iman� gidermek, do�rudan bilgiye ula�mak laz�md�r.
"G�ne�'in do�du�u yerden batmas�"
ifadesinin olumsuz �ekilde a��klanmas�nda. pi�manl�k
ve t�vbe kabul edilmez dedik. G�nah ve hata da
ba���lanmaz. Neden? ��nk� do�rudan �Bilgi�
gelmi�tir. Uyanm��t�r, do�rudan Bilgi'ye sahip
olmu�tur. G�r�l�yor ki, bu uyan�� devresinde, yani
k���k k�yamette do�rudan bilgiye ula�t���n�z i�in
sizin pi�manl���n�z, t�vbeniz kabul edilmemektedir.
Buradaki g�nah, hata
anlam�ndad�r.Kendi kendinin �uurunda olan, teklik
i�indedir. G�nah ve ba���lanma ikiliktir.Uyanm�� bir
insanda ne g�nah vard�r,nede ba���lanma vard�r; bilgi
vard�r.Bu da ger�ek k�yamet alametidir,bir uyan��t�r.
Onca bilgiye ra�men
uyanma olmazsa, Ruh ilk haline, yani D�nya Tekam�l
Okulu'nun �nceki �artlar�na d�ner.
Kozmik bir yolcu
olarak, ��renci olarak, ba�ta kay�t yapt�r�p girdiniz
ve uyan�p oradan ��kt�n�z. Yani bu iki hal ayn�d�r.
Cevher, �Z, yani ruh kendini bilir, karanl�k �uur
devresinden ��kar. Art�k d�nyaya tekrar d�nmek zorunda
de�ildir. Bu bizim i�in k�yametin ta kendisidir.
Tekrar d�nyaya gelmeyecek �ekilde bir �uur
uyan�kl���na gelen insan�n k�yameti tamamlanm��t�r;
onun i�in k�yamet kopmu� ve bitmi�tir.
Ayn� �ey b�y�k k�yamet i�in de
d���n�lebilir, yani orada da benzeri �eyler
olacak.D�nya da belli bir devreyi tamamlayacak ve
sonunda bitip, yeni bir devre ba�layacakt�r.insan i�in
b�t�n mesele, nefsaniyet
i�erisinde bo�ulmu� kalm�� benli�ini m�cadele ederek,
�ekip ��karmakt�r. Buna uyan�� denir.
��nsanlar uyumaktad�r, ancak
�l�nce uyanacaklard�r."
Bu bir ayettir. Yani insanlar, nefislerinden
kurtulduktan sonra uyan�rlar manas�nad�r. Hayat
b�t�n�yle bundan ibarettir. insanlar�n yery�z�nde
yapmaya �al��t�klar� i�, nefsin zulm�nden, onun
tahakk�m�nden, boyunduru�undan kurtulmakt�r.
Nefsin zulm�nden kurtulan insan uyanm�� insand�r. Yani
�Yeni D�nya�n�n bilgilerini ya�amay�, uygulamay� hak
eden insand�r.
 |
|
|