|
T�pk� yery�z�ndeki toplumlar�n hayat�n� d�zenleyen �e�itli
hukuk kurallar�, yasalar gibi, evrendeki i�leyi�i y�neten
�lahi �rade Yasalar� vard�r. Bizlerin �lahi �rade�yi
bilmemiz m�mk�n olamasa da O�nun Yasalar�n� tan�maya
�al��mam�z m�mk�nd�r. �lahi �rade Yasalar��n� tan�maya, onlara
uymaya �al��mak, bireylere i�sel bir huzur getirdi�i gibi,
b�yle bir �al��ma i�inde olmak, bunlar� b�t�n i�tenli�iyle
uygulamaya �al��an bireylerin olu�turdu�u toplumlara da d�zen
getirir. Huzur ve sevgi ortam�n�n en �nemli getirilerinden
biri de elbette bug�n �zlemini �ekti�imiz �demokrasi�dir.
Tanr� kar��s�nda b�t�n kullar�n e�it oldu�u bilgisinin
yery�z�ndeki yans�mas�d�r belki de demokrasi. Ne var ki bu
kavram g�n�m�z ko�ullar�nda uygulanabilir olmaktan �ok,
uygulanmas� i�in �zlem duyulan bir y�netim ve ya�ay�� bi�imi
haline geldi. Bir toplumda demokrasinin hayata ge�ebilmesi
i�in, s�z konusu toplumda g�c� elinde bulunduranlar�n bu g�c�
kendilerine hizmet i�in kullanmaya yana�mamalar�, topluma
hizmeti �n planda tutmalar�, ne kendilerine, ne de bir
ba�kas�na ayr�cal�k tan�mamalar� gerekir ki bu da ciddi bir
nefis terbiyesi uygulamas� gerektirir.
Sevgi Demokrasinin
hayata ge�ebilmesinde bir di�er etken de �sevgi� dir.
�nsanlar�n birbirlerini itip kakt��� de�il, birbirlerine kucak
a�t��� bir ortamda olu�abilir demokrasi ��nk� kendi
�zg�rl���n� isterken bir di�erininkine de sayg� duyabilmeyi
sa�layabilecek olan tek �ey sevgidir. Olmas�
istenen d�zen b�yle ise kimse kimseyi d�nya g�r���nden,
�rk�ndan, dilinden, se�imlerinden �t�r� yarg�lamamal�, hor
g�rmemelidir. ��sel d�nyam�zda ayr�l�klar yaratmad���m�z
s�rece i�inde b�t�nle�ebildi�imiz bir d�nyam�z olabilir. Bu
ayr�l�klar� yaratmamak i�in �nce d���nce d�zeyinde, sonras�nda davran��lara,
devam�nda da toplum ya�ay��a yans�tabildi�imiz i�sel bir
demokrasiyi benimsemi� olmam�z ve sevgi hissine yolu a�mam�z
gerekir.
Oysa itiraf etmekte zorlansak da genellikle
bir�o�umuzun �ger�ekten� istedi�i daha �ok tek tarafl� bir
�zg�rl�k de�il midir? Bu sorunun yan�t�n� vermek hepimiz i�in
zordur ��nk� her birimiz ego sahibi varl�klar olarak
ya�ant�m�z� s�rd�r�yoruz bu d�nyada. Bug�nk� d�nyam�z�n,
birbirini yok etme �zerine kurulu politikalar�n�n y�r�tt���
g�� sava�lar�n�n sonucunda ortaya ��kan sava�lar, ekonomik
krizler, ekolojik dengesizlikler ve mutsuz, �zg�n insan
kitlelerinden olu�an peri�an hali bu sonucu yans�tm�yor mu
asl�nda? Demokrasi getirmek, huzur getirmek, mutluluk sa�lamak
gibi s�zler birer vaat olmaktan �teye gidemedi�i gibi bu
vaatlerin getirisi, iddias�n�n tam tersine mutsuzluk, karanl�k
ve b�y�k sars�nt�lara gebe bir d�nyan�n olu�mas�na neden
olmuyor mu?. ..
D�nya
Gezegeninin Ula�aca�� Tekam�l D�zeyi Erg�n Ar�kdal,
"Ruhsall�k
�zerine Denemeler" (RM Yay�nlar�) isimli kitab�nda
��yle diyor; �D�nya
Gezegeni�nin ula�aca�� tekam�l d�zeyinin gere�i olarak her
millet kendi ihtiya�lar� y�n�nde ba� d�nd�r�c� bir h�zla
ilerlemektedir. Milletlerin hatalarla dolu ge�mi�lerinin bir
karmik telafisi a��r bedellerle �denmekte, �uurlanma ya da
uyanma haline ge�ebilmek i�in harcanan emek ve �aba �st�rab�n
kendisini dayan�lmas� g�� bir duruma sokmaktad�r. �nsanl���n
en y�ksek h�rs ve bencillik devrini ya��yoruz. Daima �almak�
ve �doymamak� gibi bir idraksizli�in �ilesini �eke �eke
�doymak� ve �vermek� a�amas�na gelmek gibi evrensel bir
mutlulu�u ya�amak yazg�s�na lay�k olaca��m�z g�nler
gelecektir. Bir idealden de�il, insan evriminin do�al bir
ger�ekli�inden s�z ediyoruz. Bu t�r bir ya�am�n ger�ekle�mesi
ancak bilgi ve
sevgi
ile olur.
D�nya
insanlar�n�n ya�am bi�imlerine y�n vermeye �al��an sistemler
ve kanunlar ileri s�ren g��lerin elde ettikleri meydandad�r.
Biri �tekinin yok olmas�na ba�l� geli�im usulleri �nerirken
�tekisi de ayn� usul� kullanmaktad�r. Ki�isel karakter gibi
ulusal karakterler de kendilerini geli�tirme yolunda s�rekli
arama eylemi i�inde bulunmaktad�rlar. Bize
d��en g�rev, insan� maddeci bir ya�am�n sundu�u aldat�c� g�lge
oyunlar�ndan bir s�re de olsa ay�rmak ve evrensel de�erler,
olgular ve ger�eklerle y�zy�ze getirmektir. �nsan�n amac�
maddeyi kullanmakt�r, ona esir olmak de�il. Maddeyi kendine
temel edinmi�, ya�am�n amac�n� r�latif duyumsal alg�larla
s�n�rlam�� her ne ideoloji olursa olsun, bir devreden sonra
yan�lg� olmaktan �teye gidemez. B�t�n evren, her y�n�yle
maddeyi kullanan ruhun �yk�s�d�r. Ruhsuz, sevgisiz, duygusuz
ve y�reksiz bir ya�am�n ipine sar�lman�n �st�rab�na bir son
vermenin zaman� gelmedi mi?"
Ait oldu�umuz toplumun bireyleri olarak
genellikle ya�ant�m�z�n adaletsizliklerle dolu oldu�undan
�ikayet eder, sonsuz s�k�nt�lar�m�z� bir bir s�ralar ve bunun
i�in de genellikle �kendi ellerimizle se�ti�imiz� ve belli bir
derecede bizi (toplumun t�m� d���n�ld���nde) yans�tan
y�neticilerimizi su�lar dururuz. Oysa Ar�kdal��n s�zlerinin de
ifade etti�i gibi, toplumsal refah aray���n�n yolu �ncelikle
her birimizin i�e d�nmesinden ge�iyor, aksi halde toplumlar
olarak da karmalar�m�z�n �zerine s�rekli yenilerini ekleyip
dururuz. Ba�kas�n� da kendiyle ayn� yere koyabilmek, onun da
hakk�na kendininki kadar sayg� duyabilmek, bir ba�kas� i�in
kendi i�in sevinebildi�i kadar sevinebilmek, hatta belki
gerekti�inde bir ba�kas� i�in kendi ��kar�ndan vazge�ebilmek
gibi davran��lard�r bizi toplumsal mutlulu�a g�t�recek olan.
��nk� insanlar�n b�yle hissedip davranabildi�i bir ortamda
��kar kavgalar�, birbirinin hakk�na g�z dikme gibi davran��lar
da tezah�r etmeyecektir. Bir ba�ka deyi�le topluma demokrasi
getirmenin yolu se�ti�imiz y�neticilerin mucizeler yaratmas�n�
beklemekten de�il, birer birer hepimizin �i�sel demokratlar� olmas�ndan ve
bunu hayata indirmesinden ge�iyor.
|