|
Yukar�daki �evirisini Prof.Dr.S�leyman ATEޒin KUR�AN-I
KER�M VE Y�CE MEALݒnden aktard���m�z ayetin ba�ka
�evirilerinde, �g�nden� yerine ��yle bir g�n�; �korunun�
yerine de �korkun� s�zc�kleri kullan�lm��t�r. Bu �al��mam�zda,
tek tek s�zc�klerden �ok, ayetin t�m�nde anlam�n� bulan ana
fikirden hareketle ruh�u bilgiler �����nda d���ncelerimizi
sizlerle payla�aca��z. Ayette ge�en ��yle bir g�n�den, devre
sonunu (dinsel anlam�yla, �k�yamet ve mah�er g�n��n�)
anl�yoruz. Ayette, devre sonunun (korkulacak kadar ya da
korunulacak kadar) �ok dikkat edilmesi gereken bir g�n olarak
s�z edildi�i i�in; yorumumuza ba�larken, devre sonunun s�z
konusu �neminin nereden kaynakland���n� g�relim:
Devre Sonu
Devre sonu her �eyden �nce, d�nya tekam�l okulunun belli bir
d�neminin sonunu olu�turan g�nleri kapsar. Devre sonu, o devre
i�in hedeflenen �lahi Murad��n tecelli edi� (ortaya ��k��)
g�n�d�r. Devre sonu, belli bir devre boyunca tekam�l etmeye
�al��an varl�klar�n (bir devre s�resince) kazand�klar�
performans�n sonucunu alacaklar� ve bir �st realiteye y�kselme
liyakaini elde edecekleri bir zaman dilimidir. Devre sonu,
�uurlar�n birbiriyle birle�ecek duruma gelecekleri (Sad�klar
Plan� Teb. Sayfa-234) bir d�nemdir(1). Devre sonu, insanl���n;
genel kaderini b�l�m b�l�m ��renimini yapt���, s�navlar�n�
verdi�i, idraklenme cehtinin �d�l�n� ald��� / alaca�� ve
titre�imini y�kseltmek zorunda oldu�u bir zaman dilimidir(2).
D�nya be�eriyeti bu y�kseli�e adayd�r ve bunun liyakatine
ula�m��t�r ama bu liyakatinin konusu olan hedefi hak etmi�
oldu�unu kan�tlamas� i�in (Sad�klar Plan� Ted.�deki
ifadesiyle, sayfa-263), ��sars�nt�ya muhta�t�r. Derin bir
sars�nt�ya muhta�t�r.� ��te devre sonu, s�z konusu
sars�nt�larla birlikte ya�anacak, de�i�ip, geli�ip, de�er
kazanma d�nemidir. Ayr�ca, t�m bunlara ek olarak, devre sonu;
varl�klar�n kendi �uur ayd�nl�klar�yla hareket etmeleri
gerekli olan bir d�nemdir.(Sad�kla Plan� Teb. Sayfa-298)
Aktard���m�z bu son durumun gere�i olarak; bireyin son bir
ceht i�inde uyan�k kalmaya �al���p, kendini �ok d�zeltmesi,
�Rahman ve Rahim olan etki�e uyum sa�laman ka��n�lmaz oldu�u
ve bu �er�evede �a��rl�klar��ndan kurtulmas�n�n �art oldu�u
bir d�nemdir. (Sad�klar Plan� Teb.sayfa-298) s�z konusu
ya�amsal zorunluluk �er�evesinde ki�inin; en az�ndan �SA
Peygamber�in, en �o�undan MUHAMMED Peygamber�in sahip
olduklar� kadar olgunla�mas� ve safla�mas� gereken bir zaman
dilimidir devre sonu(3). Devre sonu, vicdan�n nefse �st�n
gelmesiyle ortaya ��kacak b�y�k bir de�i�imin ya�anaca�� bir
d�nemdir. Bu c�mleden olmak �zere ve de konunun �neminden
dolay� bizlerin (idrakli ya da idraksiz olarak tek tek kendi
�uurumuzu temizleme cehti ve tela�� (hatta te�evv���) i�inde
bulundu�umuz e�siz bir zaman dilimidir devre sonu. ��nk�
birey, devre sonu noktaland���nda (k�yam s�reci sona
erdi�inde) ancak �uur zenginli�ine g�re belli bir d�zeyin
sahibi olacakt�r. (Sad�klar Plan� Teb. Sayfa-314) �Bir
devrenin g�r�p g�zetilmesi ve y�netimiyle vazifeli olan plan,
mekanizma kendine �zg� baz� tesirleri, bu d�nemin her yerinde
hareketli tutar. Bu tesirler, kendi kalitelerine g�re, gerek
insan�n ruhunda ve gerekse maddenin titre�imlerinde t�rl�
eylemler olu�turur.� (Sad�klar Plan� Teb. Sayfa-467) ��te
devre sonu, s�z konusu tesirlere (ger�ek kurtulu�un gere�i
olarak uyum sa�lama zorunlulu�unun bulundu�u bir d�nemdir.
T�m
zamanlar boyunca (ama �zellikle devre sonda yo�un olmak �zere)
be�eriyetin ba�l� oldu�u tesir plan�; onun gereksinmelerini
g�z �n�nde tutarak, onun sars�l�p, da��lmamas�, y�k�lmamas� ve
sapmamas� i�in uygun olan tesirleri ona g�nderir. (Sad�klar
Plan� Teb. Sayfa-483) ��te bu tesir sa�na��n� oldu�u gibi
b�nyesinden ge�irebilecek safiyete ve g�ce ula�m�� varl�klar�n
ortakl���, her zaman oldu�u gibi, devre sonlar�nda da
kendili�inden bir �tesir ku�a��� olu�turur. Hatta denilebilir
ki, tesir ku�aklar�n�n(dolay�s�yla �tesir planlar�n�n
yarat�c�s� varl���n / varl�klar�n kendisidir. Sadece, bunlar�n
bir s�ra ve d�zen i�erisinde olmas� ruhsal tesir planlar
taraf�ndan sa�lan�r. (Sad�klar Plan� Teb. Sayfa-483)
Devre
sonu ayn� zamanda, be�eri tekam�l�n h�zlanmas�n�n
belirginle�ti�i bir d�nemdir. Bu ba�lamda be�eri etkinli�in ve
eylemin ruha sa�layaca�� idrak ve enerjinin deneyimlendi�i
zaman dilimidir. Bu �ekilde, ruhsal tebli�ler �����nda, ayete
��yle bir g�n� olarak ge�en devre sonunun �nemini ve
�zelliklerini g�rd�kten sonra; onun, ayetteki ifadesiyle
ger�ekten �korkulmaya� ya da �korunmaya� de�er oldu�unu
anl�yoruz.
Devre
sonu ve k�yam gibi ba�ka �nemli konularda da d�nya be�ernin
dikkatini �ekmek ve onu belli bir duyarl�l�k i�inde
bulundurmak i�in korku motifinden yararlan�ld���n� ba�ka
kutsal metinlerde de g�r�yoruz: �zellikle Eski Ahit�te bunun
�rneklerini bol bol bulmak olas�d�r. Be�er, �zelliklede dar
�uurlu, otomatik ve idraksiz be�er tipi) korkutularak �nemli
konularda uyar�lm�� ve onlardan korunmas� / sak�nmas�
���tlenmi�tir. Bu, asl�nda; yukar�da da belirtti�imiz gibi,
d�nya be�erinin do�as�na uygun bir �dikkat �ekme y�ntemi�dir.
�neminin
nereden geldi�ine yukar�da de�indi�imiz devre sonunda (k�yamet
/ mah�er g�n�nde) ��kimsenin kimseden yararlanamayaca��, bir
�efaatin de kabul edilmeyece�i��de ayette vurgulanmaktad�r.
Yani, herkes kendinden ve kendi fiillerinden sorumlu
olacakt�r. Genel tekam�l s�reci i�inde ba�kas�n�n
sorumlulu�unu y�klenmek zaten olas� de�ildir: �nsan insan�n
sadece geli�im arac�d�r. Bunun i�in insan insan�n epr�v (ya�am
s�nav�) arac�d�r ve insan insan ile s�nan�r ama kimse kimsenin
i�sel geli�im sorumlulu�unu y�klenemez. Her varl�k kendi
sorumlu�unu ve y�k�n� ta��yabilecek kadar y�cedir ve bu g�ce
de sahiptir. Bir ruhsal tebli�de dendi�i gibi, �Herkes
kendi alan� i�erisindeki s�nava girmi�tir ve kimsenin kimse
hakk�nda h�k�m verme yetkisi yoktur.�
Yarg�lamak, zaten devrenin her d�neminde ka��n�lmas� gereken
bir tutum olarak belirtilmi�tir. Esasen, ara�t�rmadan /
incelemeden ve irdelemeden yarg�lamak tutuclu�un ve kendini
bilmezli�in dik alas�d�r. Ki�i ki�iden sorumlu de�ildir ama
ki�i ki�iyi bu �ekilde yarg�lama kalkt��� zaman, vebal v
sorumluluk alt�na girer. Hepimiz buna (yani, b�yle bir be�eri
hata yap�p yapmad���m�za) dikkat etmeliyiz. Ba�ka bir deyi�
ile, ba�kas�ndan �nce kendimize dikkat etmek daha bilgece bir
tutumun ifadesidir. ��nk�, birinci derecede birey kendinden
sorumludur. Hele devre sonunun son g�nlerinde be�erin kendi
kendine olan sorumlulu�u ya�amsal bir �nem kazan�r. Bundan
dolay� da, ayette belirtildi�i gibi, kimsenin kimseye �efaati
/ yard�m� s�z konusu de�ildir. �efaat ve yardm konusuna
ge�meden �nce, insan�n b�yle bir �eyden sorumlu olmad���
konusuyla ilgili olarak �sorumluk� (daha do�rusu ki�inin as�l
nelerden sorumlu oldu�u) kavram�n� ele alal�m. Ki�iye as�l
sorumluluk y�kleyen durumlar / konular nelerdir, bunlar�
g�zden ge�irelim:
S o r u m l
u l u k :
Bir
kimsenin bir �eyden ya da ba�ka birinden sorumlu olmas� i�in,
bir kimsenin yerine getirece�i vazifeyi y�zde y�z yapacak
g��te olmas� gerekir. Ki�i ba�ka bir ki�iyi y�zde y�z
geli�tirebilecek g��te midir? Ne gezer�Hele dar �uurlu ve yeni
yeni uyanmaya �al��an, bilgiye g�re hareket etmekten uzak,
nefsaniyetle g�d�mlenmekten kendini yeni yeni kurtarmaya
�al��an birey, ba�kalar�ndan �nce elbette ki kendinden
sorumludur.Bu kimse bencilce bir ya�am s�rd��� i�in; herkesin
g�venini yitirmi�, hatta ku�kular� �zerinde toplam��
oldu�undan, onun ba�klar�ndan sorumlu oldu�unu d���nmek bile
be�eri bir zaaftan ba�ka nedir ki?
Ki�inin
�nce s�z konusu bencilliklerden ve be�eri zaaflardan
kurtularak; nefsaniyette fakir, ruhta zengin duruma gelmeli
ki, kendisinden yard�m al�nabilece�i konusunda �evresindekiler
kendisine g�ven duysun. Nefsin zulm�ne bo�ulmu� urumda bulunan
bir kimse �nce vicdan-nefs dengesini i� b�nyesinde kurmaktan
kendi kendine kar�� sorumludur. Bu sorumluluk ile �yle bir
ya�am sergilemeli ki; nefsaniyeti, kendi h�rs� i�inde bo�ulup
gitsin. Dolay�s�yla be�er, her �eyden �nce, ayaklar�na
tak�lm�� bulunan �nefsaniyet �al�s��ndan kendini
kurtarmal�d�r.��te b�yle bir ceht i�inde nefissiz sab�r ve
nefissiz ak�l sahibi olabildi�i �l��de kendi kurtulu�unu
ger�ekle�tirmi�, o oranda da ba�kalar�na i�sel geli�im y�n�nde
yard�mda bulunabilme liyakatine ula�abilmi�tir. Bu yard�m,
sadece bir yakla��md�r: Yol g�sterme, i�aret etme, dikkat
�ekme, bir ���t ve bir �zendirmeden �te bir eylem olmay�p,
dolay�s�yla yine ba�kalar�n�n geli�imine y�nelik bir
sorumluluk de�ildir.
Varl�k
Olman�n Sorumlulu�u :
Bireyin �ncelikle kendine kar�� sorumlulu�u; be�eri insan
olmaya zorlayan, �varl�k olman�n sorumlulu�u�dur. �Varl�k
olman�n sorumlulu�u�nun gre�i ise, her �eyden �nce, idraklenme
cehti i�inde kendini tan�mamaya �al��mas� ve devre sonunda bir
�st realiteye s��rayabilecek d�zeye gelmesidir. Dolay�s�yla,
ki�inin herhangi bir �eyden sorumlu olmas� s�z konusu olsa
bile; bu sorumluluk, ki�inin kendini bilmesi ve idrak d�zeyi
ile daha sa�l�kl� ve isabetli duruma gelir.
G�n�m�z�n
d�nya be�eri, devre sonunun gereklerini yerine getirme tela��
i�inde sorumluluklar�n� idrak yetersizli�inden dolay�
sergileyememektedir. Onun i�in devre onu, ayette de
belirtildi�i gibi,�...kimsenin kimseden yarlanamayaca��
(peygamber de dahil) kimseden bir �efaat kabul
edilmeyece�i...� �ok kritik bir ge�i� d�nemidir. Herkes
kendi derdine d��m��t�r, herkes kendi kendini kurtarmaktan ve
bir �st titre�im d�zeyine kendini atmaktan sorumludur. �nce
birey idraklenme konusunda kendi kendisine (kendi y�ksek
benli�ine ve dolay�s�yla plan�na) kar�� sorumludur. ��nk�, i�e
yarar bir sorumluluk bilinci ile, idrakin geni�li�i aras�nda
(Sad�klar Plan� Teb., sayfa-394) s�k� bir ili�ki vard�r. T�m
bunlardan anla��l�yor ki, be�er �ncelikle idraklenmenin, insan
aday� olman�n ve kendini tan�man�n gereklerini yerine
getirmekten sorumludur. �zellikle devre sonunda (ayetteki
ifadesiyle, �o g�nde / �yle bir g�nde�) bu sorumluluk
ya�amsal �nemi haizdir ve be�erin dikkati bu konuya (�korku�
motifi kullan�larak) �nemle �ekilmi�tir.
�nsan�n
(�zellikle devre sonunda) ger�ekten neyden sorumlu oldu�u
konusuna bu �ekilde de�indikten sonra, �imdi gelelim ayetin
ikinci yar�s�ndaki �yard�m,�efaat, fidye� kavramlar�na:
Yard�m,
�efaat, Fidye:
Esasen, yukar�daki paragraflarda ki�inin ki�iye yard�m�n�n;
birbirine, kar��l�kl� epr�v arac� / vesilesi, s�nanma arac�
olu�turmak oldu�unu ama herkesin kendi geli�iminden
(idraklenmesinden) kendisinin sorumlu oldu�unu, hele devre
sonu dedi�imiz o k�yamet / mah�er g�n�nde herkesin sanki kendi
derdine d��t���n�, ba�kalar�n� d���nemeyecek bir tela�
(�imdiki durumumuz) i�inde bulundu�unu vurgulam��t�k.
�zellikle devre sonunun �u son g�nleri; yard�mla�man�n,
(peygamber de dahil) �efaatin, fidyenin kesildi�i / iyice
kesilece�i �ok kritik bir zaman dilimidir.. Sanki yard�mla�ma
ve dayan��ma bir anlamda bu kritik g�nlerde
donduruluyor...�yle ki, kendisine �efaat etme yetkisi verilmi�
bulunan Muhammed Peygamber� in bile �efaat edemeyece�i
(ayetten) anla��l�yor. ��nk�, ayette; �...o g�n hi�
kimsenin ...� ifadesi kullan�l�yor.Esasen devre sonu
(k�yamet, dinsel ifadesiyle �mah�er�) herkesin kendini
kurtarmaktan �te hi�bir �ey d���nemeyece�i bir d�nemdir.
(Kur�an, Abese � 34+35+36) Zaten o son g�ne kadar �tekam�l
s��ramas�� yapabilecek duruma gelmi� olanlar belli bir
olgunluk ve safiyetle yeni d�neme (Alt�n �a�a)) ge�ebilecek
duruma gelmi�lerdir.O g�ne kadar yap�labilecek her t�rden
yard�m (�efaat de dahil) be�ere yap�lm��t�r ve birey
gelebilece�i kadar belli bir olgunluk d�zeyine gelmi�tir.
Bu d�zey
kendisini �yeni d�neme� s��ratmaya yeterli ise, bunu
becerebilir; yetersiz ise,�devre sonu art���� olarak
i�leme tabi tutulacakt�r... |