|
|
VARLIK ve ZAMAN
Do�.Dr.
Haluk BERKMEN
|
|
Varl�k hakk�nda eskiden beri bir�ok d���nce �retilmi�tir.
Felsefenin temel konular�ndan biri olan
�varl�k�
konusu hakk�nda konu�mak demek varl�k bilimi yapmak demektir
ki bu bilime
�Ontoloji�
denir. Ontoloji bilimi bizim d���nsel �retimimiz olmayan
alanla ilgilenir. Bizim d���nsel �retimimizle ilgilenen bilime
ise �Epistemoloji�
denir. Yani ontoloji
"varl�k bilimi"
ise epistemoloji "bilgi bilimi"dir.
Ancak, hemen belirteyim ki ontoloji ve epistemoloji
birbirlerinden ba��ms�z de�ildirler. Birbirlerini etkilerler
ve d�n��t�r�rler. Yani, insan kendi d���nda olan� sadece
alg�lamakla kalmaz, ayn� zamanda yorumlar.
T�z
Nedir? Duyularla alg�lanan
ontolojiye ait olsa da bu alg�lanan, her ne ise, daima bir
yorumu da beraberinde getirdi�inden epistemolojiye ait olur.
�rne�in, bilim adamlar� g�zlemlerinde uzayda yeni bir t�r
y�ld�z ortaya ��karsalar derhal o y�ld�z�n olu�umu veya
nitelikleri ile ilgili yeni modeller �retmeye ba�larlar.
G�zlenen y�ld�z ontolojiye ait olsa da onun hakk�nda �retilen
modeller veya yorumlar epistemolojiye aittir. Bu a��dan
bakt���m�zda "varl�k" tek tek nesneler olarak alg�m�z�n konusu
olmas� bak�m�ndan ontolojiye, onun mahiyeti ve �zellikleri
hakk�nda yap�lan yorumlar i�erdi�inde epistemolojiye aittir.
Nesnelerin kayna�� olan varl�k alan�na �T�z� diyoruz. T�z
kavram� insan�n d���nce �r�n� oldu�undan epistemolojik bir
kavramd�r. Yani, biz t�z� bizatihi, nesneleri alg�lad���m�z
gibi alg�layam�yoruz. T�z�n varl���n� varsay�yoruz. Olmas�
"gerekti�i" sonucuna var�yoruz. Yani T�Z zorunlu olarak
vard�r.
Nesneler i�in as�l kaynak, cevher
veya t�z ise insanlar i�in as�l kaynak, Ruh'tur. Fakat ruhsal
alan ile t�z alan� farkl� iki alan de�ildir. Bize, insan
olarak ruh kavram� t�z kavram�ndan daha yak�n geliyor. �u
halde t�z ile ruh e�de�er (birbirleri yerine kullan�labilen)
kavramlard�r.
Ontolojide kal�rsak �u soruya
ontolojik olarak yan�t verebilir miyiz? T�z�n d���nda, yani
varl�k alan� d���nda, t�z olmayan farkl� bir alan olabilir mi?
Verece�imiz her yan�t varl�k alan�na ait olacakt�r. ��nk�
�evet vard�r� desek t�z d��� bir alan�n�n varl���ndan s�z
etmi� oluruz ki o da varl�k alan�na ait olur. �Hay�r, t�z�n
d���nda ba�ka alan yoktur� desek, varl�k alan�n� onaylam��
oluruz.
�u halde varl�k alan�n�n d���nda
farkl� bir alan yoktur ve varl���n kar��t� da yoktur. Fakat
mant�ken her kavram, kar��t� ile birlikte bir �ift halinde
olu�ur. �u halde varl���n kar��t� olmas� gerekmez mi? Varl���n
kar��t�ndan s�z etmek demek, onu zorunlu varl�k olmaktan
��kar�p, keyfi hale getirmektir. ��nk� tek zorunlu iken iki
bir se�im getirir. Bu da o ikili �eyin zorunlu olmas�n�
ortadan kald�r�r.
�yi ve
K�t� Hem Vard�r-Hem Yoktur
Biraz da epistemolojinin ara�t�rma konular�na bakal�m.
Epistemolojinin 3 tane ara�t�rma konusu vard�r. 1. Etik
(ahl�k) konusu 2. Estetik konusu ve 3. Mant�k konusu. Her ��
konuya ortak bir isim vermek gerekirse �De�erler
alan�� diyebiliriz.
Eti�in yani ahl�k�n temel yarg�s� iyi-k�t� ay�r�m�d�r. Ahl�kl�
ki�iler ayn� zamanda iyidir. Ahl�ks�z ki�iler ise
k�t�d�r. Estetik konusunun temel yarg�s� g�zel-�irkin
ay�r�m�d�r. Mant�k konusunun temel yarg�s� ise do�ru-yanl��
ay�r�m�d�r. Her �� yarg� ikili mant��a dayan�yor. �yinin
kar��t� k�t�, g�zelin kar��t� �irkin ve do�runun kar��t�
yanl��. Bu kar��tlar ontolojik olarak varl�klar� var m�d�r?
Hay�r yoktur. ��nk� do�ada iyi ve k�t� nesneler yoktur. Bizim
onlara verdi�imiz de�er sonucu iyi veya k�t� olurlar. Keza,
do�ada g�zel-�irkin ay�r�m� da yoktur. Biz kendi k�lt�r�m�z ve
�ahsi bak�� a��m�z�n etkisiyle g�zel �irkin ay�r�m� yapar�z.
Peki ya do�ru-yanl��? Do�ada ne do�ru vard�r ne de yanl��.
Do�a vard�r ve ne do�rudur ne de yanl��. Do�ru-yanl�� bizim
akl�m�z�n �r�n� bir yarg� �ifti olup, yani epistemolojinin
temel aletidir, aletidir diyorum, ��nk� ay�r�mc� rasyonel
akl�n �al��mas� i�in mant��a ihtiyac� vard�r ve yorum
yapabilmek i�in, k�saca d���nmek i�in mant�k kullanmak
�artt�r.
Her ne kadar d���ncede ayr�lan kar��t
kavramlar de�er i�erseler de, ya�ant�m�z� "pozitif
de�erler" �zerine
kurmam�zda fayda vard�r. Yani bir se�im s�z konusu oldu�unda
iyiyi, g�zeli ve do�ruyu se�mek gerekir. B�ylece hem
kendimize hem de �evremize yararl� ve hay�rl� davran��lar
i�ine girmi� oluruz.
Aristo
Mant���
Kar��t kavramlar� i�eren ikili mant��a Aristo mant��� denir.
Bir b�t�n� iki ayr� par�aya ay�rmaya kadim Yunan felsefesinde
�dikotomi�
ad� verilmi�tir. Bu ay�r�mda bir par�aya ait olan di�er
par�aya ait olamaz. Kavram �iftleri i�in de durum budur. Bu
t�r bir ay�r�m ya kar��t veya tamamlay�c� olabilir ama �st
�ste, giri�im halinde olamaz. Aristo mant���n�n en temel
ilkesi �zde�lik ilkesidir. Bu ilkeye g�re bir �ey yaln�zca
kendi olabilir. Yani, A ancak A olabilir ve A�dan ba�ka
herhangi bir �ey olamaz. B�ylece bir b�t�n par�alara
ayr�ld���nda her par�a yal�t�k ve ba��ms�z bir birim olur.
|
|
|
|
B�t�nsel Alan
Varl�k
b�t�nsel bir aland�r ve bu alan�n kar��t� yoktur. Yani,
par�alanamaz. Par�alara b�l�nse de bu b�l�mler yal�t�k ve
ba��ms�z birimler olamaz. ��nk� par�alara yal�t�k ve ba��ms�z
birimler olarak bakmak demek, par�alar aras� ortak noktalar�n
bulunmad���n� ve giri�im olmad���n� iddia etmek demektir.
Oysaki her par�a di�er par�alara muhta�t�r ve var olmas� di�er
par�alar sayesinde olur. Di�er par�alar olmasa kendisi de var
olamaz.
Hayvanlar birbirleri ve
bitkilerle beslenir. Bitkiler havadaki gazla, ���kla ve
yerdeki minarelerle ve suyla beslenir. �nsanlar hepsiyle
beslenir. Demek ki fiziksel olarak do�a i�i i�e ve giri�im
halindedir. Evren de �yledir. D�nyam�z g�ne�in etraf�nda
d�ner, g�ne� Samanyolu g�k adas�n�n i�indedir. Bu g�k adas� da
daha b�y�k bir sisteme ba�l� olarak varl���n� s�rd�rmektedir.
Mikro d�nya da ayn� durumda s�rekli giri�im halindedir.
Kuantum kuram� g�stermi�tir ki mikro �lemde madde denilen
nesneler hem dalgad�rlar hem par�ac�k. Yani iki z�t �zellik
ayn� nesnede bulabilmektedir. Bu durum Aristo mant���na ters
d��mektedir.
�u halde ileri s�r�len kavram ile
onun kar��t kavram�n�n ayn� anda do�ru olmalar�na izin vermek
gerekir.Yani bir kavram hem kendi hem kar��t� olabilmelidir.
��nk� do�ada, yani ontolojik alanda giri�im vard�r ve kesin
ay�r�mlar s�z konusu de�ildir. Fakat Aristo mant���nda bir
kavram hem kendi hem de kar��t� olamaz. �rne�in bir insan hem
k�sa boylu hem uzun boylu olamaz. Ancak bir di�er insana g�re
(g�reli olarak) k�sa veya uzun boylu olabilir. Aristo
mant���nda g�relilik yerine mutlakl�k ge�erlidir. Oysa ki
do�aya y�nelik olan her kavram g�relidir. Benzer �ekilde, bir
�nerme hem do�ru hem yanl�� olamaz. ��nk� bu kabul �zde�lik
ilkesine ayk�r�d�r. Demek ki Aristo mant��� do�aya uygun
de�ildir ve ontolojik alan i�in farkl� bir mant��a gerek
vard�r.
Klasik Yunan d���n�rleri
do�ada g�zlem ve deney yapmakla pek ilgilenmezlerdi. Onlar
d���ncede ideal bir d�nya ve ideal kavramlarla ilgilenirlerdi.
G�reli olanla de�il, mutlak olanla ilgileniyorlard�. Zaten,
mutlakl�k i�eren "ideal"
s�z� �idea�
dan t�rer ki d���nce demektir. Demek ki kadim yunan felsefi
do�adan kopuk idealar �zerine kurulu bir felsefe ve mant�kt�r.
16�c� y�zy�ldan itibaren geli�en felsefe ise do�ada yap�lan
deney ve g�zlemlerden b�y�k �apta yararlanm��t�r. Aristonun
dikotomi mant��� do�an�n mant��� ile uyu�mamaktad�r. Do�ada
ay�r�m de�il, birliktelik ve b�t�nl�k vard�r. Do�aya uygun
yeni bir mant�k gerekli oldu�u ortaya ��kmaktad�r.
Hem-Hem Mant���
Bu
mant��a �Hem-hem
mant���� diyelim. Modern fizik bilimlerine ve
�zellikle Kuantum kuram�nda Hem-hem mant���na uygun d��en
�nermeler bulunmaktad�r. �rne�in belirsizlik ve olas�l�k
ilkeleri hem-hem mant���na uygun ilkelerdir.
Kuantum
kuram�n�n belirsizlik ilkesine g�re bir elektronun (atom alt�
par�ac���n) uzaydaki yerini kesin olarak bilmek istersek onun
momentumu (h�z�) hakk�nda kesin bilgiye ula�amay�z. Yani, atom
alt� par�ac�klar�n yerini kesinlikle saptamak istersek belli
bir anda onun foto�raf�n� �ekmek zorunday�z. Bunun anlam�
belli bir anda zaman� durdurmu� olmam�zd�r. �ekilen foto�raf
hep ayn� an� bize g�sterdi�inden foto�raf �ekmekle zaman
durmu� olur. Nesneleri maddele�tirmek zaman� durdurmak yani
varl��� dondurmak ve hareketi yok etmek demektir.
Hareketi yok etmek istemiyorsak
nesneleri madde olarak de�il dalga olarak tan�mlamam�z
gerekir. ��nk� dalga bir noktada yo�unla�m�� bir nesne olmay�p
yayg�n bir yap�ya sahiptir. Her var olan nesne hareket
edebiliyorsa onun dalgasal �zelli�inden dolay�d�r. Demek ki
nesneler hem maddedir hem de dalga. Bu iki kavram ne kar��tt�r
ne de biti�ik, fakat birbirlerini tamamlay�c�d�rlar. Yani
nesnelerde bu iki �zellik yan yana de�il, �st �stedir. Biri
�ste ��kt���nda di�eri altta kal�yor ve kayboluyor. Nesneleri
ya dalga veya par�ac�k olarak alg�layabiliyoruz ama her iki
�zellik ayn� deneyde ortaya ��km�yor.
An Kavram�
Kuantum kuram�na g�re zaman s�rekli ve �l��lebilen bir
de�i�ken de�ildir. Sadece s�reksiz ve noktasal �an�
kavram� mevcuttur. �ki an aras�ndaki s�reyi doldurmak ve
zaman�n ak�� y�n�n� saptamak bize d��mektedir. Zaman y�n� bize
b�rak�lm�� ise zaman�n ak�� y�n� ge�mi�ten gelece�e do�ru
olabilece�i gibi, tam aksi y�nde gelecekten ge�mi�e do�ru da
olabilir. Ge�mi�ten gelece�e do�ru tek y�nl� akan zaman
kavram� yerine, her iki y�nde akabilen tersinir zaman
anlay���na varmak
�Hem-hem mant���n��
kabullenmemizi gerektirmektedir.
Ontolojik olan an kavram�d�r.
Zaman kavram� ise epistemolojiktir. Yani, zaman kavram� bizim
beynimizin ve d���ncemizin �r�n�d�r. Evrende ontolojik zaman
pe�pe�e dizilen s�reksiz anlardan olu�ur ama her an bir �nceki
ve bir sonraki ana dalgasal olarak ba�l�d�r. Yani zaman hem
s�reklidir hem s�reksiz. Bu durum ancak hem-hem mant��� ile
anla��labilir.
Zaman�n tersinmez olarak
ge�mi�ten gelece�e do�ru akmas�n� nas�l a��klayabiliriz? Bir
an �nce ge�mi� gitmi�tir. Zaman kavram� ontolojik de�il
epistemolojik bir kavramd�r. Ge�mi� ya�am�yoruz, sadece
hat�rl�yoruz. Yani, belle�imizden bir imgeyi sanki varm�� gibi
kabul ediyoruz. �u andaki durumla biraz �nceki durumu yan yana
getirdi�imizde zaman�n ge�mi�ten gelece�e do�ru akt���
sonucuna var�yoruz. Yan yana getirmek dikotomi yapmakt�r.
Yani, Aristo mant��� ile d���nmektir. Oysaki hem-hem mant���na
g�re yan yana getirmek yerine �st �ste getirmemiz gerekir.
Hem-hem mant��� ge�mi�i ret etmez. Hem ge�mi�in hem de �u
andaki durumun e�it derecede �nemli oldu�unu kabul eder.
�u an varsa �u an�n
gere�i yap�l�rken ge�mi�le ba�lar�n kopar�lmamas� gerekir.
��te, k�lt�r ancak bu �ekilde geli�ir. Ge�mi�le ba�lar
kopar�ld���nda k�lt�r zay�flar ve ��ker.
�u an hem ge�mi�ten hem de gelecekten etkilenir. Her ikisinden
etkilenir ��nk� zaman dalgas�n�n bir ucu ge�mi�e di�er ucu
gelece�e ba�l�d�r. �u an ise dalgay� olu�turan bir�ok
par�ac�ktan bir tanesidir. Bu durumu g�z �n�ne getirmek i�in
bir tren katar�n� d���n�n. Katar pe�pe�e ba�l� vagonlardan
olu�mu�tur. Fakat her vagon kendi ba��na bir b�t�nd�r. Katar
dalgay�, vagon ise par�ac��� simgeler. Biz birey olarak bir
vagonda bulunuruz. Ancak vagonun i�ini ve d���n� g�r�r�z.
Katar�n kendisini g�remeyiz ama onun varl���n� kabul ederiz.
Vagonun i�inde kald���m�z s�rece vagon ontolojik, katar
epistemolojik birer kavram durumundad�rlar.
|
|
|
|
Tek�lik-Bir�lik-Vahdet
�u "varl�k" konusuna
geri d�necek olursak, varl�k ontolojik, yokluk epistemolojik
olmaktad�r. ��nk� yokluk g�zlenemez, ancak d���n�lebilir.
Hem-hem mant���na g�re varl�k hem vard�r hem yoktur. Benzer
�ekilde Allah kavram� da hem ontolojik hem epistemolojiktir.
Allah kavram�na �nce tenzih ile yakla��l�r. Yani, Allah ona,
�una, buna benzemez. �nce ret edilerek yoklu�a ula��l�r. Bu
ad�m epistemolojiktir. ��nk� tenzih etmek ancak ak�l yoluyla
olur. G�zlem yoluyla olmaz. G�zlem yoluyla ula��lan sonu�lar
ontolojiktir. Allah �nce tenzihle sonra da te�bihle
tan�mlan�r. �nce hi�bir var olana benzemedi�i s�ylenir, sonra
da onun 99 isminden (Ema-�l H�snalardan) s�z edilir. Demek ki,
�nce epistemolojik yakla��m, sonra da ontolojik yakla��m
gereklidir. ��nk� ontoloji sayesinde Allah��n varl���
onaylanm�� olur. Allah bir t�z olarak as�l cevherdir ve
b�l�nemez. nas�l ki T�z veya Ruh zorunlu varl�k ise Allah da
zorunlu varl�kt�r. Keyfi olarak "ben inanm�yorum" demek bir
bak�ma kendini de keyfi varl�k olarak g�rmek demektir. Oysa ki
biz ruh-beden b�t�nl��� olarak bu maddi d�nyada zorunlu olarak
var�z. "Ben bug�n yok olaca��m yar�n beliririm" diyemeyiz.
Varl�k alan� i�inde yer de�i�tirebiliriz ama yok olamay�z.
Bu g�r�� bizi Muhiddin �bn�l
Arabi�nin Vahdet-i V�cud felsefesine g�t�r�r. Vahdet-i V�c�d
felsefesi varl���n tekli�i demek olup, farkl� yakla��mlar�n
yapay ay�r�mlar olu�turduklar�n� ve hakikatin teklikte
aranmas� gerekti�ini savunur. �� ile d�� aras�ndaki birli�i ve
b�t�nl��� vurgularken t�mellerden s�z eder. T�meller, yani
idealar d��ta var olmayan ama insan�n zihninde ger�eklikleri
bulunan epistemolojik �eylerdir. T�mellerin bu iki �zelli�ini
Vahdet-i V�c�d felsefesinde ad� �ok ge�en Ayan-i Sabite
kavram�nda bulmaktay�z. Ayan-� sabiteler, belirgin sabit
s�fatlar veya ilahi isimler ikili do�aya sahiptirler. Hem
Tanr��n�n g�zel isimleri (Esma-�l H�sna) hem de var olanlar�n
hakikatleridir.
Demek
ki, kaynak olan T�z veya Ruh veya Allah kavram� d���nda her
var olan ikilemle tan�mlanabilir. Sadece T�z/Ruh/Allah
teklikle tan�mlan�r. Bu tekli�e "ehadiyet" denir. Ehad,
b�l�nemez tek oland�r. Vahit ise ay�r�ml� tekliktir. Yani,
nesneler bu d�nyada tek olarak bulunabilirler. Her insan
tektir ve kendinin bire-bir kopyas� yoktur. Bu bak�mdan her
insan vahittir ama ehad de�ildir. Ayan-� Sabiteler de
vahittirler. Her biri kendi ba��na bir t�meldir ama birden
fazla olduklar�ndan ehad olamazlar.
Ancak, onlar�n ikili yap�s� da
vard�r. Bu yap� �st �ste binmi� bir yap�d�r. ��nk� bir y�zleri
Allah'a di�er y�zleri insan d�n�kt�r. Bir y�zleri belirgin
oldu�unda di�er y�zleri g�r�nmez olur. �nsanlara d�n�k y�zleri
birtak�m t�melleri belirledi�inde Allah'a ait t�meller yok
olur. Peki nedir bu t�meller? Bu t�mellere "kategorya" denir.
Yani her nesnenin olmazsa olmaz �zellikleri durumundad�rlar.
T�z ise bir kategorya de�ildir ��nk� iki y�ne d�n�k y�z�
yoktur.
Dokuz Kategori
Dokuz adet t�melden (kategoriden)
s�z edilir. Bunlar: 1. Nicelik, 2. Nitelik, 3. �li�ki, 4.
Mek�n, 5. Zaman, 6. Durum, 7. Sahiplik, 8. Hareket ve 9. �stek
Kadim d���n�rler ilk
kategori olarak "T�z" kavram�n� ileri s�rm�� olsalar da,
t�z�n g�zlenmesi m�mk�n olmad���ndan bir kategori olarak
tan�mlanamayaca�� g�r���ndeyim.
Yukar�daki kategoriler �zerine
d���n�rsek asl�nda say�n�n dokuzdan daha az oldu�u sonucuna
varabiliriz. �ncelikle nicelik gerekli midir? Her var olan
vahit oldu�undan "nicelik" insan �r�n�d�r. Bir fabrikada
ayn� nesneden binlerce ayn� nesne �retebiliriz. Ama, do�a
b�yle davranm�yor. Her var olan biraz farkl� var oluyor.
Ayn� a�a�tan toplanan elmalar birbirlerinin t�pat�p e�iti
de�ildir. Sadece birbirlerine benzerler. �u halde "nicelik"
bir t�mel de�ildir. Ama pratik olarak bizim d���ncemizle
�retilebilir. Matematik say�lar da insan �retimidirler.
Onlar da epistemolojik kavramlard�r.
Bir de hareket ve zaman
kavramlar�na bakal�m. Zaman ve hareket birbirlerinden ba��ms�z
t�meller de�ildir. Biri olmadan di�eri var olamaz. Klasik
fizikte onlar ayr� kabul edilseler de Kuantum fizi�inde ayr�
de�ildirler. ��nk� Kuantum kuram�na g�re zaman sadece statik
anlardan ibarettir. �u halde ya hareket veya zaman
kategorisini kabullenmek yeterlidir.
�stek
de bir t�mel olup olmad��� tart���l�r. ��nk� istek insan
�r�n�d�r. Ontolojik de�ildir. Do�a istemez, nas�lsa �yledir.
Ama, do�a var olmay� ister. Bu bak�mdan varl�k varsa istek de
olmal�d�r. Varl�k ise bir kategori de�ildir. ��nk� bir idea
de�ildir. Varl�k ontolojiktir. E�er varl�k zorunlu olarak
varsa di�er kategoriler (t�meller) keyfi veya "olas�" duruma
d�n���rler. Olas�l�k bir �e�it kategorilerin zorunlu y�n�d�r.
Yani "olas�l�k" hem ontolojiktir, hem epistemolojik.
Ontolojiktir, ��nk� g�zlenir. Epistemolojiktir ��nk�
hesaplan�r.
Demek ki olas�l�k var
olanlar�n zorunlu bir �zelli�idir. Var olanlar zorunlu olarak
var de�ildirler sadece varl�k zorunludur. Var olanlar val���n
titre�imlerinden veya yerel yo�unluklar�ndan ibarettirler.
Yo�unluk farklar� farkl� nesnelerin olu�umuna olanak
sa�larlar. Ama bu olanak zorunlu oldu�undan, farkl� nesnelerin
ortaya ��kmas� da zorunludur. �imdi neden do�ada birbirine
t�pat�p ayn� iki nesnenin olu�mad���n� anlam�� ve a��klam��
oluyoruz.
G�relilik Zorunludur
Farkl� nesnelerin ortaya ��kmas�
sonucu g�relilik de zorunlu olur. ��nk� iki nesne ayn� ise
tepkileri de ayn� olur. Yani do�a makina gibi tek t�r �retim
yapmaya ba�lar. �ki farkl� nesne t�pat�p ayn� olmad�klar�ndan
birinin alg�s� di�erinden farkl� olmak zorundad�r. B�ylece
g�relilik ortaya ��kar. G�relilik kuram�nda zaman ve mek�n
nesnenin h�z�na g�re de�i�ir. Bu da g�steriyor ki h�z kavram�
(kategorisi) esas al�n�rsa ne zaman ne de mek�n kategorisine
gerek vard�r. Fakat h�z g�relidir. Neye g�re veya kime g�re
h�zl� veya yava�?
G�relilik en ez iki adet nesne
veya g�zlemci gerektirir. Tek bir g�zlemci kendinden ba�ka bir
�ey g�zleyemeyece�inden onun tek bir varl��� olabilir. Fakat
var olmak i�in istek de gerekli oldu�undan varl�k varl���n�
s�rd�rmek i�in zorunlu olarak �oklu�u olu�turmu�tur. Bu
bak�mdan Kuran'da "K�nt� kenzen" ayeti vard�r ve Allah'�n
kendi varl���n� s�rd�rmesi i�in bilinmek istedi�i yaz�l�d�r.
Burada, dikkat edin, "istek" vard�r. Sonsuz ve b�t�nsel
varl�k, varl���n� s�rd�rmek i�in kendine ait fakat birey olan
ve bir miktar kendi iste�i bulunan �oklu�u yaratmak zorunda
kalm��t�r.
C�zi ve
K�lli �rade
Her var olan nesne bir miktar
"istek" sahibidir. Bu duruma "c�zi irade" denir. Yani,
par�an�n iste�i veya iradesi olmal�d�r. Ehadiyetin iradesi ise
kendi varl���n� s�rd�rmekten ibaret olup bu iste�e "k�lli
irade" denir. Demek ki, var olanlar�n var olu� nedeni b�t�nsel
varl���n varl���n� s�rd�rmektir. Onun i�in her var olan varl�k
alan�nda bir s�re vard�r ve bir s�re sonra ehadiyet alan�na
geri d�ner. Ama t�m�yle yok olu� yoktur. Sadece enerji
yo�unlu�unda de�i�iklik ve d�n���m vard�r. Madde olarak yo�un
enerji �eklinden daha ince ruhsal enerjiye d�n���r. Ama o
ruhsal enerji varl���n� s�rd�rmek i�in yeniden yerel
yo�unluklar olu�turarak madde denen yap�lar�n olu�umunu
sa�lar. Bu d�ng� s�rekli ve ayn� zamanda kesiklidir. Yani
bitmez ama her var olan bir di�er var olandan farkl�d�r. Bu
bak�mdan varl�k hem s�reklidir hem s�reksiz. �eli�kiye
d��meden anlayabilmek i�in Hem-hem mant���n� kullanmak
gerekir.
�kili
Mant�k �eli�ki Yarat�r
�kili mant�k i�inde kalanlar bu
konularda �eli�kiye d��erler. �kili d���nd�klerinden varl�k
varsa yokluk da olmal�d�r sonucuna ula��rlar. �yilik varsa
k�t�l�k de olmal�d�r derler. Hem-hem mant���na g�re her
davran�� hem iyidir hem k�t�. Birine g�re iyi olan bir
di�erine g�re k�t� olabilir. �rne�in bankalar�n ki�ilere bor�
vermesi hem iyidir hem k�t�. �yidir ��nk� bu sayede insanlar
eksiklerini tamamlarlar. K�t�d�r ��nk� insanlar� daha �ok
harcamaya ve daha �ok istek i�inde bulunmaya iterler. E�er
istekler k�lli iradenin (varl���n) var olmas� y�n�nde ise
mesele yok. Ama ki�ilerin bencil isteklerini tatmin y�n�nde
ise varl���n varl���n� s�rd�rmesine hizmet etmeyece�inden
sorun olu�turur. Fakat, Hem-hem mant��� i�inde isek ki�iler de
b�t�nsel varl���n par�as� olduklar�ndan, kendilerine d�n�k
ki�isel istekler de bir bak�ma b�t�ne yarar.
T�mel
Olan�n Birimleri
Yerel olarak bakarsak ay�r�ml�
de�erler olu�ur. T�mel olarak bakarsak bu de�erler yok olur.
Ne demek yok olur? T�mellerin insani y�zleri kayb olur, yerine
Tanr�sal y�zleri belirir, demek. Yani kategoryalar kaybolur,
Esma-i H�snalar belirir. Bunlar da Tanr�'n�n g�zel isimleri
oldu�undan her olayda Tanr� iste�i oldu�u anla��l�r. ��te, bu
y�zdendir ki "Allah'�n iste�i olur" denmektedir. Bu istek de
insan iste�i gibi olsa da t�m insanlar� kapsar. ��nk� her bir
insan o t�mel enerjiden olu�mu� k���k bir par�ad�r. T�mel
enerji bu par�alar aras�nda ay�r�m yapmaz. ��nk� hepsi kendine
ait, e�it derecede �nemlidir.
Varl���n tek iste�i ay�r�ms�z
olarak varl���n� s�rd�rmektir. Bunun i�in farkl�l�k gibi
g�r�nen ay�r�mlara yerel olarak izin verir. Temelde herhangi
bir ay�r�m s�z konusu de�ildir.
|
|
Yay�n Tarihi: 30.Aral�k.2008 |
|