Meta Bilim

WWW.ASTROSET.COM

DETERM�N�ZM

Hi� �a�madan ��leyen Nedensellik

Haz�rlayan: Selman GER�EKSEVER

  Tezah�rat ortam�ndaki (ve dolay�s�yla do�adaki) t�m olaylar aras�nda s�k� bir nedensellik ba��n�n mevcut oldu�u fikri, g�n�m�z modern bilimine egemendir. Determinizmin evrenselli�inin s�z konusu oldu�u bu u�suz bucaks�z tezah�rat ortam�nda tesad�fe elbette ki yer yoktur. Kad�m �a�larda Yunanl�lar, g�ksel cisimlerin hareketlerinde matematik bir d�zenin varl���n� savunduklar� halde; ba�ka fizik olaylar�n ancak k�smen Nedensellik Yasas� taraf�ndan d�zenlendi�ini d���nm��lerdi. Yunan d���n�rlerinden hi�birisi determinizmden ne anlad���n� a��k�a belirtmi� de�ildir.

  G�n�m�z determinizm anlay���na g�re, t�m olaylar birbirine ba�l�d�r. Olaylar�n birbirini belli etmesi, birbirinin neden ve sonucu olmas� d���ncesinin temel ilkesidir. Her olay, nedenleriyle a��klan�r ve anla��l�r. Olaylar aras�ndaki s�rekli nedensellik ba��n� bozabilecek hi�bir g�� yoktur.

  �nsan�n sadece kararlar� de�il, hareketleri de birer olay/olgu oldu�u i�in, kendilerinden �nceki maddi ve manevi olaylar�n sonucu say�lmak gerekir. Ba�ka t�rl� ifadesiyle, insanlar�n kararlar� ve hareketleri de �e�itli nedenlerin birer sonucudur. �nsan�n iradesi ve ir�di fiilleri, �teki olaylar gibi; do�al, toplumsal ve psikolojik etkenlerle ba�lant�l�d�r. Olaylar�n, daha �nceki ba�ka olaylar�n sonucu oldu�una inanmak hususunda belli nedenlere sahip bulunmaktad�r ve gelece�in nas�l olaca��n�(kabataslak da olsa) kestirmek olana��ndan yoksun de�ildir. Determinizm bir mant�k ilkesi oldu�una g�re, s�resiz do�rulu�a sahip oldu�u kabul edilebilir. Bug�n sonu� yaratan bir nedenin, yar�n sonu� olu�turmayaca��n� s�ylemek, iki kere ikinin d�rt etti�ini, bug�n ise 4,5 edebilece�ini s�ylemek kadar anlams�zd�r.

  Tam bu noktada, �Atomdaki belirsizlik ne olacak?� diyenler olabilir. Bu soruya ��yle bir yan�t ile kar��l�k verilebilir. Atomlar d�zeyindeki fizik olaylar�n, ancak ihtimale dayanan istatistik yasalarla a��klanmas�n�, hen�z bilimsel �al��man�n yeteri kadar geli�memi� olmas�yla a��klayabiliriz. Bilimin kesin yasalar� bulacak kadar ilerlemedi�i d�nemde istatistiksel yasalar b�y�k yarar sa�lamakta ve daha sonra bu d�nem a��larak, olaylar� d�zenleyen kesin yasalara eri�ilmektedir. Atom alt� alanla ilgili problemler bak�m�ndan da ayn� olas�l���n do�rulu�u kabul edilebilir.

  Louis de Broglie, atom alt� d�zeyde nedensellik ba�lar�n� bulmak konusundaki beceriksizli�imizin; cisimcik, zaman ve mekan gibi mikroskobik ara�t�rmalarda kulland���m�z kavramlar�n elveri�sizli�inden kaynaklanmas�n�n d���n�lebilece�ini belirtmektedir(HUKUK FELSEFES�, Adnan G�R�Z). Baz� modern fizik�iler de, elektronlar�n ayn� anda h�z� ve k�tlesi olan cisimcikler de�il, yaln�zca dalgalar olarak d���n�lmesinin �ok yanl�� olmad���n� �nermektedirler. Nihayet determinizm olmad�k�a, bilim de imk�ns�z olmaktad�r. Bir�ok bilim insan�n�n ve filozofun determinizmi b�rakmaya yana�mamalar�n�n nedeni; ku�kusuz, bu ger�e�i kavram�� olmalar�d�r. Bu arada 20. Y.Y.��n b�y�k bilim insan� Einstein de bu nedenle determinizm ilkesini reddetmeye yana�mad���n� belirtmi�ti.

Felsefede

 Descartes��n sadece madde ve bedene uygulad��� determinizm mekanizmas�n� Spinoza; sadece Tanr��da de�il, ruh�da da g�rm��t�r: �Tanr�, sonsuz y�klemlerden kurtulmu� olarak, e�yan�n ger�ek nedenidir.�. Spinoza�ya g�re �lemi y�neten determinizmdir(Sebep-Sonu� Yasas�). Do�a Tanr��dan; Tanr� do�adan ayr�lamaz. Birinci durumda, sonu� nedenden, kip de y�kleminden ayr�lm�� olur. �kinci durumda ise, mutlak nedenden zorunlu geli�meden, mutlak t�z y�klemlerini zorunlu olarak anlatan kiplerinden ayr�lm�� olur(F�LOZOFLAR ANS�KLOPED�S�, Cemil SENA).

  Mutlak determinizmi savunan Spinoza�ya g�re, insanlar kendilerine belirlenmi� hareketleri yapt�ran nedenleri bilmeden bu hareketler hakk�nda bir bilince sahip olduklar� i�indir ki, kendilerinin �zg�r olduklar�n� san�rlar. Filozofumuza g�re, madem ki her �ey zorunludur, sorumluluk da zorunlu olacakt�r.

 Determinizm, insan� iyimser yapar. Bu c�mleden olmak �zere, determinizm, insan� giderek daha olgun ve kusursuz k�lar. Bu �ekilde gidi�, Tanr��n�n zihinsel sevgisine do�rudur.(FELSEFE TAR�H�, Alfred WEBER). Her nesne, ba�ka bir nesnenin, her olay ba�ka bir olay�n zorunlu sonucudur. B�ylece t�m nesneler(tezah�rat�n g�r�nen/g�r�nmeyen birimleri) sonsuz bir ba�lant� i�inde(tesir a��) yer al�rlar ve bu ba�lant� kesintisizdir. Bu tesir a�� ve ili�ki i�inde her bir birim; hem etkileyen, hem de etkilenen durumdad�r. Dolay�s�yla her etkiye, kar��l�k olan bir tepki s�z konusudur. Bu �ekilde, t�m varl��� s�k� bir determinizme ba�layan Spinoza felsefesi, insan�n sadece ruhsal hayat�n� de�il, toplumsal ya�am�n� da s�k� bir mekanik zorunluluk ba�lant�s� i�ine yerle�tirir(FELSEFE TAR�H�, Macit G�KBERG).

  Hukuk�u filozoflardan Thomas HOBBES de, her �eyin determinizm yasas�na dayand���n� savunmu�tur(HUKUK FELSEFES�, Adnan G�R�Z). HOBBES�e g�re determinizm, �yle bir evrensel yasad�r ki, insan iradesi de bu yasaya tabidir. �nsan�n karar�/kararlar� en g��l� uyarana(etkiye) g�re olu�ur. �nsan kendisi i�in zorunlu olan hareketi yapar. HOBBES, insan�n etik fakt�rlerle de�il, fizik fakt�rlerin etkisi alt�nda davrand��� g�r���ndedir. �rne�in, ceza sorumlulu�u ki�inin subjektif olarak kendi fiilinden sorumlu olmas�ndan ileri gelmez, fakat ki�inin davran���n�n objektif olarak topluma zarar vermesinden do�ar.

Determinizm ve Fatalizm

  Determinist g�r���n kar��s�nda fatalist yakla��mlar�n bulundu�u bilinir. Hatta bu ikisini kar��t�ranlar da yok de�ildir. Determinist d���n�rler, genel olarak fatalizmi reddetmekte ve determinizmin fatalizmle kar��t�r�lmas�n� do�ru bulmamaktad�rlar. Fatalist bak�� a��s�na g�re; varl���n se�me �zg�rl��� ve irade �zg�rl��� yoktur, insan hi�bir anlamda kendili�inden hi�bir �ey yapabilecek durumda de�ildir.

  Fatalizmi reddeden deterministler, varl�ksal iradenin etkili bir kuvvet oldu�unu kabul ederler. Bununla birlikte, etki g�c�ne sahip olan insan iradesi de ger�ekte; her �ey gibi, Nedensellik Yasas�na ba�l� bulunmaktad�r. Determinizm, her insan�n, kendi rol� olmayan i� ve d�� nedenlerin/etmenlerin bir sonucu oldu�u g�r���n� savunur. Tarihin �u ya da bu d�neminde ya�amak, �u ya da bu �lkede enkarne olmak; elimizde olmayan nedenler taraf�ndan, yani �rastgele/tesad�fen� belirlenmi� gibi g�r�nse de(tutucu metaryalistlerin bak�� a��s�yla�); asl�nda ruh varl���(as�l kendimiz) olarak t�m bu etmenleri(do�madan �nce) kendimiz belirleriz. Daha kapsaml� bir ifadeyle; �imdiki ya�am�m�z, daha �nceki ya�amlar�m�z�n olmazsa olmaz ve zorunlu bir sonucudur. Bu demektir ki �imdiki ya�am�m�z(ve hatta bu ya�am i�indeki bize �zg� olaylar) kadim ya�amlar�m�zdaki iradi etkinliklerimizin deterministik bir sonucudur. Bu nedenle, varl���n yap�p ettiklerinden, kendisinden ba�ka kimse sorumlu de�ildir. Al�nlara yaz�lm�� �al�n yaz�s�� diye bir �ey varsa; o da, �kendim ettim, kendim buldum�� gibi bir ifade olabilir� Ortadaki a��k ger�ek(plain truth) ve kad�m ruh�ulu�un kan�tlanm�� deneysel sonu�lar� varken, okullarda �ocuklara h�la; �ki�inin g�rb�z/zay�f olmas�, sa�l���n�n �u ya da bu durumda olmas�, erkek/di�i olarak do�mas� vb. hep kendi irade g�c�n�n d���nda ve onun rol� olmaks�z�n belirlendi�i� nin ��retiliyor olmas� b�y�k talihsizlik de�il midir!

  Varl�ksal irade �zg�rl��� ger�e�ini, g�n�m�z dar g�r��l� maddeci bilimi s�hip oldu�u y�ntemlerle kan�tlayamamaktad�r. Ancak �zg�rl���n yoklu�u da bu bilim taraf�ndan kan�tlanm�� de�ildir. �rade �zg�rl���ne inananlar�, fizik�tesi ile u�ra�makla su�layan fikir adamlar�, determinizmi kabul ederek irade �zg�rl���n� reddettikleri zaman, do�rudan do�ruya fizik�tesi nitelik ta��yan bir iddia �nermi� olmuyorlar m�? �rade �zg�rl���n�n var oldu�unu kan�tlamak i�in, g�n�m�z maddeci biliminin elinde gerekli/yeterli y�ntem bulunmasa bile, t�m insanlarda bulunan ve kad�m zamanlardan beri var olan �zg�rl�k bilinci ve bu yolda(�zg�rl�k u�runa) verilen pek �ok m�c�dele, irade �zg�rl���n�n varl���n� g�steren sa�lam bir kan�t olarak kar��m�zda(daha do�rusu, bilimin g�z� �n�nde) durmaktad�r.

  Unutmayal�m ki, bilimsel materyalizmin tutuculu�undan kurtulabilmi�(Pierce, Bergson, Dewey vb. gibi) d���n�rler; yenili�in, canl�l���n ve yarat�c�l���n(ba�ka bir deyi�le, kapal� de�il, a��k bir evrenin insana sa�lanmas�n�n) ancak irade �zg�rl���n�n kabul edilmesiyle olas� olabilece�i konusunda �zellikle �srar etmi�lerdir.

  �te yandan irade �zg�rl���n�n kabul edilmemesi, ki�inin iyiye ula�mak, ahlaksal g�revlerini(insan olman�n gereklerini) yerine getirmek �eklindeki t�m �abalar�n� tamamen anlams�z b�rakmaz m�? E�er birey, olaylar�n �n�nde yaln�zca basit bir oyuncak ise, iyiye ve(hatta yapabilirsek) daha iyiye y�nelmek yolundaki t�m gayretlerimiz anlams�zla�acakt�r. ��nk� ahlak teorisi, ahlaksal sorumluluk esas�na dayan�r. E�er ki�i, fena �ekilde hareket etmeye mecbur oldu�u i�in davran�� bozuklu�u sergilemi�se, onu ahlaksal a��dan su�lamak abes olur. �zg�rl���n tan�nmamas�, sorumlulu�un da reddini beraberinde getirmez mi?

�rade �zg�rl��� ve Hukuk

  �rade �zg�rl��� olmaks�z�n, hukuksal sorumluluktan da s�z edilemez. �rade �zg�rl��� g�r���n�/ger�e�ini benimsemi� endeterminist d���n�rler, sorumluluktan s�z edebilmek i�in, irade �zg�rl���n� kabul etmenin zorunlu oldu�unu savunmu�lard�r. Bu yakla��ma g�re; hukuk, her ferdin bir ki�ilik oldu�u varsay�m�na dayan�r. Dahas�, ceza ve m�k�fat�, su� ve liyakate g�re da��tmak yoluyla, her ki�inin belli �l��de de olsa, irade �zg�rl���ne sahip bulundu�unu kabul eder(Adnan G�R�Z, HUKUK FELSEFES�). Ceza ehliyeti olan bir su�lu ile, ak�lsal dengesi yerinde olmayan birisine ceza verilirken, �tekisine ceza verilmemesi; onun �zerinde cezan�n hi�bir �nleme etkisine sahip olmamas�ndan de�il fakat akl�nda normal saik kavram�n�n bulunmamas�ndan ve etkinlik g�stermemesindendir. Ceza ehliyetine sahip olan su�luya ceza verilmesi ise, onun ba�ka �ekilde hareket etmeye muktedir olmas�ndan; yani isteseydi, su� olu�turan fiili i�leyemeyece�ine inan�lmas�ndan ileri gelmektedir. Ba�ka bir deyi�le �irade �zg�rl���� olmazsa, su� da yoktur. �zetlemek gerekirse, �u s�ylenebilir: Ceza hukukunda ki�inin isteme yetene�ini etkileyen durumlar; hukukun, insan� �se�en bir varl�k� olarak de�erlendirdi�inin kan�t� olmaktad�r(Determinizmle ba�lant�l� olarak irade �zg�rl��� konusunda daha ayr�nt�l� bilgi i�in bkz. VARLIKSAL �LKELER, Ruh ve Madde Yay�nlar�).

�nisiyatik ��retilerde

  Yaz� ak���m�z�n bu noktas�na kadar determinizm kavram�n�n felsefi de�erlendirmesini g�rd�kten sonra; birazda, konunun kadim inisiyasyonlardaki ve hatta, Kur�an ba�ta olmak �zere, kutsal metinlerdeki durumuna bakal�m. Determinizmde neden/nedenler, sonu�/sonu�lar� do�urur; bu sonu�larda ba�ka olgular�n ve olu�umlar�n nedenlerini olu�turur. Bu i�leyi� i�inde tezah�rat �a�maz de�i�imini s�rd�r�r. Bu gidi� nereye? Ku�kusuz, her �eyin ve nedenlerin de yarat�c�s� olan ALLAH�a do�ru. �nl� �slam d���n�r� Muhyiddin-i Arabi, �Sebepleri halk eden m�sebbib, tek ve e�siz olan Hak�t�r.� diyor, �nl� eseri Fusus �l- Hikem�de. Her �eyin yarat�c�s� ve elbette ki t�m nedenlerin de ilk ve tek nedeni O�dur.

Ruhun Tesirlili�i ve Tesad�fler

  Madde, maddesel enerjinin tezah�r etmi� bir h�lidir, ruhsal enerjinin tesirlili�i alt�nda belli bir formda bulunur. Madde esasen at�ld�r; yani kendi kendine hareket edemez. Ancak ruhsal enerjiden kaynaklanan maksatl� bir tesirlili�in(m�essiriyetin) alt�nda hem bu tesirlili�in iradesine uygun formunu korur, hem de gerekirse �e�itli hareketler sergiler, hatta halden hale girer. Dolay�s�yla t�m fiziksel/maddesel hareketler �uurludur ama bu �uurluluk maddesel formdan kaynaklanan bir �uurlulu�a ait olmay�p, ruha ait bir �uurluluktur. Bu sonu�, ruhsal maksatl� tesirlili�in sadece her yerde yayg�n oldu�unun de�il, ayn� zamanda tesad�f diye bir durumun olmad���n� da kan�tlar.

  Evrenlerde(t�m tezah�rat i�inde) tesad�fe ve rastgele ortaya ��kan hi�bir �ey olmamas�na ra�men, sadece bilgisizli�imizin de�il, fehim ve fer�setten yoksunlu�umuzu da gizlemek i�in bu s�zc��� olduk�a s�k kullan�r�z. �Tesad�f� deyip ge�ti�imiz bir olay�n ard�ndaki nedenselli�i(causality) bilmedi�imiz(daha do�rusu, olaylar�n ortaya ��k���n� sa�layan nedenselli�e n�fuz edemedi�imiz) i�in, �tesad�f� s�zc���n� kullan�r dururuz. Bu kullan�m; elbette ki uyurgezerli�in ve ill�zyonel ya�am�n belirgin sonucudur. ��nk� olmu� olan bir �eye/olaya �tesad�fen� deyip ge�en bir kimse, bu nedenselli�i anlama zahmetine katlanm�yor demektir. Oysaki Erg�n ARIKDAL��n da belirtti�i gibi(1), �Her olay bir sebep ve her sebep de bir sonuca ba�l�d�r. Normal do�a olaylar� olarak g�rd�klerimizin ard�nda bile pek b�y�k anlamlar gizlidir. Dolay�s�yla �tesad�f�; bilgisizli�in, fehim ve ferasetten yoksunlu�un sonucu ortaya ��kan ve cahilli�i gizleyen sama ve avutucu bir s�zc�kt�r.�

  Tesad�f s�zc���n�n yersizli�ini ve anlams�zl���n� da bu �ekilde vurgulad�ktan sonra, yaz�m�z�n ba��nda da belirtti�imiz gibi, atalet ile nitelendirilmi� olan evrenin hi�bir maddesinden kendi kendine maksatl� bir hareket beklenemez ve maddesel bir yap� kendili�inden hareket de edemez. E�er b�yle olmu� olsayd�, evrensel bir karmakar���kl�k i�inde maddesel evren �oktan y�k�l�p giderdi. Oysaki durum bunun tam tersi olup; �Her maddenin olu�u, her olay�n vukua geli�i Mutlak Varl�k��n yasalar� alt�nda cereyan eder.�(2)

  Evrende olmakta olan her �ey, t�m tezah�rat O�nun �lahi Murad�� y�n�nde ve Yasalar�(S�nnetullah) �er�evesinde olup durmaktad�r(3). �lahi Murad��n uygulay�c�lar� �uurlu varl�klard�r. �uurlu varl�klar, tek�m�l d�zeylerine g�re, �lahi �rade Yasalar��n� kullanarak(daha do�rusu, bu yasalar arac�l���yla) tesirliliklerini maddesel evrenlerde sergileyerek yarat�l��a/tezah�rata kat�l�rlar(4).

  Varl�k �leminde nedensiz hi�bir �ey, hi�bir olgu yoktur. Hi�bir �ey yoktan var olmaz; var olan hi�bir �ey de yok olmaz, �ekil de�i�tirir, ba�ka bir �eye d�n���r. Yoktan var eden sadece Yaradan�d�r. O m�teal(a�k�n) var edi�le de varl�k �lemi s�r�p gitmektedir. Dolay�s�yla varl�klar�n da t�m eylemlerinin(enkarne varl�klar�n d���nme etkinlikleri de d�hil) bir kar��l���, bir sonucu vard�r evrensel determinizm �er�evesinde. Bu demektir ki varl�k; d���nceleri/imajinasyonlar� da d�hil t�m eylemlerinden sorumludur ve bu etkinli�inin sonu�lar�yla kar��la�mak durumundad�r. �lahi adalet b�ylece ger�ekle�iyor. Bu ger�e�in �lahi Kelam�da ��ylece yer ald���n� g�r�yoruz: �Her insan�n yap�p ettiklerini boynuna dolad�k. K�yamet g�n�, onun �n�ne a��lm�� olarak bulaca�� bir kitap ��kacak ve ��yle diyece�iz: �Oku kitab�n�! Hesaba �ekici olarak bug�n sana �z nefsin yeter.��

  Ayetin son c�mlesinde de belirtildi�i gibi, varl�k kendi yap�p ettiklerini kendisi de�erlendirecektir. ��nk� belirli �eyleri yapmaya(belli bir �ya�am plan�� �er�evesinde do�madan �nce) kendi karar vermi�tir. D�nya bedenini terk ettikten sonra, d�nya ya�am�ndaki de�erlendirmesini kendi yapacak; bir bak�ma, kendi kendini hesaba �ekecektir, y�ksek beni(as�l kendi) olarak. Bu de�erlendirme/hesapla�ma s�ras�nda ba�ar�s�z oldu�u durumlar i�in �z�lmesi(hatta ba�ar�s�zl���n�n b�y�kl���ne g�re) kahrolurcas�na �sd�rap �ekmesi ve pi�manl�k duymas�(cehennem hali) elbette ki ka��n�lmaz ve do�ald�r. Bunda, kendisinden ba�ka hi� kimse sorumlu de�ildir. ��nk� varl�k(dezenkarne durumdaki varl�k) �kendi etmi�, kendi bulmu�tur��(5)

  �lahi Ad�let�in, Determinizm(Sebep-Sonu�) Yasas� �er�evesinde tecelli edi�i, halk dilinde, �D�nya ahretin tarlas�d�r�� �eklinde yerini bulmu�tur. Buradaki �ahiret� s�zc��� ile �l�m �tesi kastedilmekte ise de, bu s�zc���n as�l anlam� �bir sonraki an/zaman/durum� dur. Bu demektir ki, i�inde bulundu�umuz �u dakikadan sonraki dakika, bizim i�in �hrettir, ahir zamand�r. Esasen, yap�p-ettiklerimizle er ya da ge� d�nyada da kar��la�m�yor muyuz? �hiret, s�dece �l�m �tesi de�il, burada da var ��nk� determinizm hem fizikte, hem de fizik �tesinde i�liyor, hem de hi� �a�madan�

  Determinizm kavram� kapsam�nda cennet-cehennem kavramlar�ndan anlad���m�z da budur: Cennet-cehennem konusunun simgesel yan� �ok tart���lm��t�r. Cennet ile cehennem mek�nlar m�d�r, yoksa haller mi? 20. Y.Y.��n en b�y�k �slam d���n�rlerinden Prof. Dr. Muhammed �KBAL(�l�m 1938)�in ve �nl� m�fessir �mer R�za DO�RUL�un da i�inde bulunduklar� bir gurup b�y�k d���n�r, cennet ve cehennemi belirli mek�nlar de�il, haller olarak kabul ettiklerini ifade etmi�lerdir(6).

  Son iki paragraf�m�zda ele ald���m�z cennet-cehennem halleri ebedi olmad��� gibi, ALLAH��n kulland���(�zellikle de cehennem) bir intikam arac� da de�ildir. �ALLAH zulmetmez, ki�i kendi kendine zulmeder�� mealindeki ayetler: Nahl 118, Tur 18, Ali �mran 108, 117, Fussilet 46, Enbiya 44, 47, Enfal 51, Hud 101. Be�er(�zellikle de kendini bilmez ve d�nyasalla�m�� be�er) esasen sadece zalim de�il, aymaz ve azg�nd�r da(�brahi 34, Ahzab 72, Bakara 30, �ura 30, Enbiya 44, Alak 6). Kendini bilmez be�er, �ac�mas� s�n�rs�z ve affedici�(Rauf ve Gaffar) olan ALLAH��n t�m uyar�lar�na ve ba��na gelen(ve elbette ki yap�p ettiklerinin sonucu) s�k�nt�l� olaylara/durumlara ra�men, h�la kendi kendine zulmedecek kadar da aptald�r/budalad�r. Budizm de kendini bilmez�in kar��l��� �aptal� d�r. ��te bu t�r aptallarla ilgili birka� Budist �zdeyi�:

�Tembel ve obur ki�i pislik i�inde ya�ayan bir domuz gibidir. Bu aptal ki�i, �ld�kten sonra, �l�ml� bir ya�am daha s�rmek i�in bu d�nyaya yeniden gelir.�

�Aptal ve cahil ki�iler dikkatsiz ve hi�bir zaman g�zlemci olmayan kimselerdir. Ancak g�zlemci bir ya�am s�ren insanlar ya�am�n de�erini bilir.�(7)

�Kendini ak�ll� sanan ki�i asl�nda aptal bir kimsedir. Aptall���n� g�rebilen bir ki�i ise, hi� olmazsa o konuda ak�ll� olur.�

�Aptal ki�i i�in, ac�y� getiren sonu�lar ortaya ��k�ncaya kadar yanl�� davran��lar tatl� g�r�n�r(8); ancak sonu�lar ortaya ��kt��� zaman, aptal ki�i yanl�� davran��lar�n�n ac� meyvelerini yemek zorunda kal�r(9).

Kur�an�da da bu gibi kendini bilmezler i�in de�i�ik s�fatlar�n yan� s�ra �beyinsizler� s�fat� da kullan�lm��t�r(10).

Sorumluluk

  Birey, m�sebbibi(neden oldu�u) eylemlerden ve uzant�lar�ndan sorumludur. Esasen, �zg�rl�k varsa, sorumluluk da vard�r. Ancak kayda de�er �eylerden(i�sel geli�im a��s�ndan gerekli ve �nemli olan �eylerden) kendimizi sorumlu tutmak/hissetmek istiyorsak, se�me �zg�rl��� hakk�m�z� kullanmada da titizli�i elden b�rakmamal�y�z. G�n�m�z klinik psikolojisinin �nemli isimlerinden olan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, �Sorumluluk duygusu, ki�inin �hedef piramidi�ni belirlemesinde ve bu hedefleri ger�ekle�tirmesinde kilit duygulardan birisidir.�(DUYGULARIN D�L�, Tima� Yay�nlar�). �Hedef Piramidi� ya�am�m�zdaki i�lerin �nem ve �nceliklerini belirlememize yarar. Bu s�ralamada tepe noktada, realitemiz gere�i en ya�amsal �nemdeki konular/ama�lar bulunur. Osmanl�lar�dan kalma oldu�u s�ylenen bir ifadeyle, �Ehemmi, m�hime tercih etmek�(�nemliyi, daha az �nemli olana ye�lemek) bu durumu yans�tan veciz bir ifadedir.

  Ki�inin b�yle bir duyarl�l��� olmaz ise, gereksiz detaylarda bo�u�urken �piramidin tepesi� nden sapar. Yani sorumluluk duygusu, bireyin kusur i�lemesine engel olmas�n�n yan�nda, zaman zaman gereksiz detaylar ��kmaz�nda zaman yitirmesine de neden olabilir. ��eytan ayr�nt�da gizli� oldu�u gibi, ba�ar� da ayr�nt�da gizlidir. �nemli olan bu ikisi aras�ndaki dengeyi(orta yolu, s�rat� mustakim) yakalamakt�r. Elbette ki, sorumluluk duygusundan kaynaklanan detayc�l�k amaca(�Piramidin tepesine� ��kan basamaklara) y�nelikse yararl�d�r.

  Sorumluluk duygusunun ba�ka bir boyutu da toplumsal sorumluluktur. Yani, toplum yarar�na ve �elci�(di�erk�m) denebilecek sorumluluklar�m�z. Toplu halde ya�aman�n gereklerinden biridir bu. Toplumsal ad�let ancak; zay�flardan, muhta�lardan, zor durumda kalanlardan, e�itim(�dap, edep, terbiye) �z�rl� �ocuklar�m�zdan ve gen�lerimizden de sorumlu oldu�umuz d���n�lerek sa�lan�r. Yar��ma, rekabet ve s�m�r� ilkesine dayanan kapitalist sistem; kamu yarar�ndan �ok, g��l� olan�n ayakta kald���, zay�f�n eriyip g��s�zle�ti�i bir d�zen geli�tirmi�tir. Demokrasinin bo�luklar�ndan ve nimetlerinden bencilce ve s�m�rgen bir zihniyetle yararlan�p, insan haklar�n� ihlale y�nelik uygulamalara tepki g�stermek her ayd�n�n(ak�l g�n�l sahibi salih ki�inin) sorumlulu�udur.

  �nsan haklar�n� hi�e say�p, kamu talan�na neden olan zihniyet mensuplar� yap�p ettiklerinin sonu�lar�yla (Determinizm Yasas�na g�re) er ya da ge� nas�l kar��la�acaksa, bu �arp�k uygulamaya insan� de�erler �er�evesinde sa�duyu ve vicdan �zg�rl��� gere�i olarak tepki verenlerde yap�p ettiklerinin sonu�lar�yla kar��la�acakt�r. Kabaca �i� disiplin� anlam�na gelen vicdan�n s�n�rlar�n� da sorumluluk duygusu belirler. Bu i�sel e�ilim sorumluluk duygusundan yard�m alarak seslenir bize. Ama kendini bilmez benlik(Budizm�deki �aptal�, Kur�an�daki �beyinsiz��) bu sese �o�u zaman kulak t�kar ya da bencilce nedenler ve tevillerle k�l�f uydurur. Elbette ki, bu tutumdan vazge�medi�i s�rece tel�fisi zor epr�vlerle (ya�am s�navlar�) u�ra�mas� ka��n�lmaz olur.

  G�r�l�yor ki insanla�arak �l�hi Yasalara uyumun gere�i de kendini tan�ma/bilme kapsam�ndaki i� disiplindir. Bu da, vicdan ile sorumlulu�u yan yana getirmekle olas�d�r. Bu demektir ki, vicdanl� olmaya y�nelik i� sorumluluk bilinciyle yeti�tirilmemi� �ocuk e�itilmi� say�lamaz. Ne yaz�kt�r ki g�n�m�z okullar�nda sade ��retim yap�l�yor, e�itim de�il. Bencillikten kurtar�lamam�� �ocuk/gen� e�itim �z�rl�d�r. G�n�m�z gen�li�inin durumu ve sorunlar�yla ilgili, ne yaz�k ki i�ler ac�s� ger�ekler Prof. Dr. Erdal ATABEK�in eserlerinden ��renilebilir.

  Determinizm Yasas� hi� �a�maz bir �ekilde s�rekli �al���yor: 21. Y.Y.��n maddeci modernizmi, vicdan�n �nemini unutturan, d�nyasalla�may� �ne ��karan ve dolay�s�yla da i�sel sorumluluk bilincini k�relten sonu�lar �retti. Semavi dinlerin, yay�lmas�ndan �nce egemen olan pagan k�lt�r� do�a g��lerine sayg�l�yd� ama vicdan�n gereklerini tam olarak uygulamaya koyamam��t�. Bunun sonucu olarak bir kimse, yakalanmad��� s�rece h�rs�zl�k yapabilirdi(11). Pagan d�nemin baz� erdemsizlikleri k�l�k de�i�tirerek ve daha da sinsile�erek s�zde �modern� 20.Y.Y�da da ortaya ��kt�. �nsan� de�erlerden nasipsiz baz�lar�, yasalara ters d��medi�i taktirde ya da yasalar�n ve demokrasinin bo�luklar�ndan yararlanarak gayri ahl�ki davran��lar� ho� g�r�r ya da g�rmemezlikten gelir oldular. Ancak, �istedi�imi yapabilirim�(nefsan� �zg�rl�k�) d���ncesi toplum �yeleri aras�nda, toplumsal ba�lar�n zay�flamas�na; yalan, �iddet, su�, bencillik, hatta kana susam��l�k gibi be�eri kusurlar�n yayg�nla�mas�na yol a�m��t�r. Toplum, birer �toplumsal yara� h�line gelen bu kusurlar�n sonu�lar�na katlanmaya ve e�er becerebilirsek bu durumdan i�sel geli�im y�n�nde yararlanmaya(�rne�in, her �eye ra�men d�r�st kalmaya, erdemlerden �d�n vermemeye ve sab�rl� olmaya�) mecbur kald�.

  Peki, ��z�m nerede aranmal�?(Prof.Dr. Erdal ATABEK�in �ok ustaca ele al�p irdeledi�i ve g�zler �n�ne serdi�i) �yitirilmi� de�erlerimiz� i vicdansal bir sorumlulukla yeniden kazanmaya �al��makt�r. Ger�ek �a�da�la�ma, modernle�me ve insanla�ma bu yolla gelecektir. Makro kozmosu ve mikro kozmosu(bedensel beni) yaratan g�ce kar�� sorumluluk duymak ve erdemler y�n�nde ya�amaya �al��mak vicdan� ye�ertecektir. Vicdan, sonsuz y�celiklerin bireydeki en u� noktas�d�r. Ki�i yaz�l� kurallara yasa ve polis korkusuyla uyar. �rne�in, kapal� mek�nlarda sigara i�memeyi ancak yasa ve polis korkusuyla k�smen durdurabildik� Ama �l�hi Yasalara bilin�li olarak uyumun gere�i, kendini tan�ma duyarl�l��� ve idraklenme cehtiyle gelen i� disiplindir. Bu da, nefsin kabal���n�/vah�ili�ini gidermek ve duygular� kontrol alt�nda tutmakla olas�d�r. Bireyde vicdan ile sorumlulu�un yan yana gelmesi ve at ba�� gitmesi o zaman ger�ekle�ecektir. Sorumluluk duygusunun geli�tirilmesi konusunda dipnot-11�deki de�erli kaynak eserden yararlan�labilir.

Kutsal Metinlerde

  Deterministik i�leyi�in toplum d�zenindeki ve insan psikolojisindeki yans�malar�n� k�saca g�zden ge�irdikten sonra, konunun kutsal metinlerde nas�l yer ald���na bakal�m. �rne�in, Kur�an a��k ve net bir bi�imde, �sorumlulu�un �ahsili�i� ilkesi �zerinde duruyor. Me�len, hi� kimse ne b�y�klerinin, ne de �ocuklar�n�n manevi �st�nl���ne ba�l� olarak sonsuz kurtulu�a erebilir ve ne de onlar�n g�nahlar�ndan sorumludur(Fat�r 18). Dolay�s�yla herkesin yapt���n�n ya da ihm�linin sonucu/sonu�lar� kendinedir. �Kim zerre kadar bir hay�r i�lerse; onun m�k�fat�n� g�recek ve kim de zerre kadar bir k�t�l�k i�lerse, onun cezas�n� g�recektir.� - Zilzal 7+8. �u deterministik i�leyi�in g�zelli�ine ve �l�hi Ad�letin �a�mazl���na bakar m�s�n�z !

  ��sel geli�ime ve �l�hi �radeye uyan/uymayan fiillerimiz(d���nce ve niyetlerimiz de d�hil) yok olmuyor ve sanki evrensel bir komp�ter b�nyesinde(haf�zas�nda) saklan�yor ve varl�k sonsuz tek�m�l gidi�i boyunca bu kay�tlar�n geribildirimleriyle er ya da ge� ka��n�lmaz olarak kar��la��yor. Bu kar��la�ma/y�zle�me yak�n gelecekte de olabilir uzak gelecekte de; yani, �u bedenli ya�amda da, beden �tesinde de� Bu durum Kur�an��n konuyla ilgili baz� ayetlerinde, ��her ki�inin fiillerini kendi boynuna takt�k�� �eklinde ifade bulmu�tur(�sra 13 + 14, Yasin 65).

  Yukar�da son iki paragrafta anlam�n� bulan, �herkesin kendi edimlerinden sorumlu olmas� ilkesi� ile �uydurulan H�ristiyanl�k�taki as�rl�k kilise dogmalar�ndan birinin y�k�lmas� hedeflenmi�tir. Bilindi�i gibi �Pavlus H�ristiyanl����ndaki �ilk g�nah�(ya da �ebedi/do�u�tan g�nahk�rl�k�) dogmas�yla Bat�(H�ristiyan) toplumlar� h�la kand�r�lmaktad�r. �lk kez Pavlus�tan duymu� ve g�l�p ge�mi�lerdi. Ama zaman i�inde Katolik Kilise�nin bask�s� ve sapt�r�c� empozisyonlar�yla bu �ilk g�nah� kand�rmacas� olanca a��rl���yla H�ristiyanlar�n ya�amlar�n� �ekillendirmeye ba�lad�. ��in k�t�s�, �ilk g�nah� olmadan vaftiz de olmuyordu. Bu olmay�nca da kilise�ye kat�larak t�m �teki g�nahlardan kurtulunmuyordu. G�r�ld��� gibi bir yalan� savunmak i�in daha b�y�k bir yalan uydurmak gerekiyor. Elbette ki bunu yapanlar, katlanarak b�y�yen veballer alt�na giriyor. Zaten her �eyin �a�maz Determinizm Yasas� alt�nda s�r�p gitti�i evrende ba�ka t�rl�s� d���n�lemez. Kilisenin bu yo�un bask�s� doruk noktas�na 11. Y.Y.�da ula�t� ve �ylece s�rd�. Havva, hep o ��eytan� a uyarak erke�in m�sumiyetini kirleten di�i olarak g�sterildi durdu. Bu sapm��l�k g�n�m�ze kadar s�rd� ve 21. Y.Y.�da h�la �kad�n haklar� istismar�� gibi be�eri bir ay�b�m�z� d�zeltmeye �al���yoruz.

  Nih�yet 1209�da kilise babalar� b�y�k bir Ha�l� Ordusu kurarak, kendi uydurduklar� dogmalara g�re �dinden sapm�� ki�i�(heretik) olarak kabul ettikleri kendi cemaatlerinden insanlar� soyk�r�ma u�ratt�lar. �Cathere� diye bilinen bu soyk�r�m s�ras�nda yakla��k bir milyon ki�i katledilmi�ti. Orta�a� Kilisesi�nin sapm�� ruhban s�n�f� burada da durmam�� 15. Y.Y.�da bu kez de, ebe kad�nlar�n b�y� ve sihirle u�ra�t�klar�n�(ayr�ca, do�um yapan annelere yard�m ettiklerini) �ne s�rerek, yakla��k 2 milyon kad�n� diri diri yakt�rm��t�. Bununla da yetinmeyip; dul kad�nlar�n, kocalar�ndan kalan miras haklar�n� gasp ederek(mallar�na ve arazilerine el koyarak) kilise hazinesine aktarm��lard�. Peygamberleri Y�ce �sa Nebi�nin �zg�n ��retisindeki t�m uyar�lara ra�men bu s�zde din adamlar�n�n tarihe m�l olmu� bu sapm��l�klar� sergilemeleri ibretlik olaylar olarak kar��m�zda duruyor(12). Kur�an�la yap�lan d�zeltmelere, uyar�lara ve dikkat �ekmelere ra�men bu sapm��l�klar�n bir k�sm�n�n hala s�r�yor olmas� ve hatta bunlardan bir k�sm�n�n k�l�k de�i�tirerek �dincilik, Il�ml� �slam ve Ye�il Ku�ak� �eklinde �slam �lkelerine bula��� olmas� da ayr� bir trajikomiklik� Biz, �imdi, �herkesin yap�p etti�i kendinedir.� diyerek, tekrar ana konumuza d�nelim. Herkesin yapt��� muhakkak ki kendisine d�nd�r�lecektir(Kur�an, M�cadile 7).

  Kur�an�dan ��rendi�imiz ve �evremizde g�rd���m�z kadar�yla, ALLAH; t�m olu�lar� bir tak�m nedenlere ba�lam�� ve bizlere de bunlar �zerinde fikir olu�turmay� g�rev olarak y�klemi�tir(Bu konuda fikir olu�turan Fabio Marchesi�nin RUHUN F�Z��� adl� eser okunabilir) . Bu nedenlerin bir k�sm�n� biliyoruz ama bilmediklerimiz bildiklerimizden daha �ok. Kimimiz( daha do�rusu fikir �ilesi �ekmeyenler, bu zahmete katlanamayanlar) nedenini bilmedi�imiz olaylara �tesad�f� demekte buluyor i�in kolay�n�. Bu tutum, bir bak�ma ka��� oluyor elbette ki� Ya da �imdilik bilinemez olan�n kar��s�ndaki aczini kabullenememek� biz ALLAH��n kudretinin s�n�rs�zl���na inanmak fakat o kudretin belirmi� sonu�lar� �zerinde d���nmek ve hatta de�erlendirmek zorunday�z. D���nmek, ak�l etmek, akl� i�letmek vb. Kur�an�da en �ok yinelenen kavramlard�r.

K�yamet G�n�nde �d�l

  Hz. Muhammed�in ger�ek hadislerinden biri bizim �imdiki konumuzla ilgili: �Ben sizin, k�yamet g�n�nde �d�l� en b�y�k olan�n�z�m. ��nk� ben; hem kendi amellerim kar��l���nda, hem de bana uyanlar�n amelleri kar��l���nda �d�l alaca��m.�(13). Buradan anl�yoruz ki, ki�i; hem yapt��� iyiliklerin kar��l���n� alacakt�r, hem de yap�lmas�na vesile oldu�u iyiliklerin. Bu demektir ki ki�inin sergiledi�i/sergileyece�i hayra y�nelik bir i�, deterministik bir kesinlik ve �a�mazl�k ile kendisine d�n�yor. Ba�ka bir hadisinde de ��yle demi� Muhammed: �Kim bir hayra del�let ederse, o hayr� i�leyenin elde edece�i kar��l�k ona da aynen verilir.�(13). G�r�ld��� gibi hi�bir etki(dolayl� bir etki de olsa) kar��l�ks�z, geri d�n���ms�z kalm�yor. 900 y�l �ncesinden bizlere seslenen Yusuf Has Hacip de �ok farkl� bir �ey s�ylememi�: �S�rekli iyilik yap ki, kendinde iyilik bul.�(KUTADGU B�L�G, Antik �ark Klasikleri).

Fitne, Bir F�trat Y�netimi

  T�revleriyle birlikte yakla��k 60 kadar Kur�an ayetinde ge�en �fitne� kavram�, konumuz determinizme ilgili s�zc�klerdendir. �yi ile k�t�y�, ar� ile kirliyi, do�ru ile yalan�/yalanc�y� ay�rmaya yarayan bir f�trat y�ntemidir �fitne�. Bu duruma g�re fert ya da toplumun, ar�nd�r�lmas� gereken curuf ve pisli�i ne kadar �oksa, fitnesi de o kadar yo�un olacakt�r. Bununla ba�lant�l� olarak, be�eriyet/fert; kirlilik oran� y�kseldik�e fitneye daha �ok maruz kalacakt�r.

  Nas�l ki �e�it �e�it fitneleri b�nyesinde bar�nd�ran ve faaliyete ge�iren sava� da b�y�k bir fitnedir. Birey(ler) her �eyle oldu�u gibi sava�la da s�nan�r ve sava�lar ile pek �ok be�eri pislik ve i�ren�lik ortaya ��k�verirse; daha do�rusu, �n�m�ze konuverir, sanki �elimizin karas� y�z�m�ze vurulur��. Yap�p ettiklerinin sonucu olarak be�erin/be�eriyetin �u ya da bu �ekilde fitne ile s�nanmas� budur.

  Kur�an fitneyi bir tekam�l arac� olarak g�stermekte ve be�eriyetin, fitne ile s�rekli denemeye(epr�vlere, ya�am s�navlar�na) t�bi tutuldu�unu belirtmektedir. ��nsanlar �inand�k� demeleriyle b�rak�lacaklar�n�, hi�bir fitne ile s�nanmayacaklar�n� m� sand�lar. Andolsun ki, biz senin muhataplar�ndan �ncekileri de fitne yoluyla s�nam���zd�r��- Ankebut 2, 3.

  �l�hi Murad, bireyi s�namak oldu�una g�re; negatif de�erler kadar pozitif de�erler de fitne konusu olabilir. Fitne konusu olan �ey, ne t�rden olursa olsun; bize gelen, �n�m�ze ��kan bir etkidir(nedendir). Etkiye verece�imiz tepki de bir sonu�tur. Bu sonu� da ba�ka bir olgunun/ba�lang�c�n nedenidir ama bu sonu�(tepkimiz) bizim genel tek�m�l d�zeyimiz hakk�nda bir ipucudur, bir �l��m sonucudur. �nsan, varl�kla da s�nan�r, yoklukla da, hay�rla da, �erle de� Enbiya Suresi 35�te i�in es�s� ��yle konmu� ortaya: �Biz sizi bir s�nav olarak hay�r fitnesiyle de s�n�yoruz, �er fitnesiyle de��

  Fitne hangi t�rden olursa olsun; kar��m�za ��km��sa, kendi fiillerimizin sonucudur ve elbette ki l�y�k oldu�umuzla kar��la�m���zd�r. Bu durumda be�eri ya�am; ku�bak��� bir g�r�n�mle, fitneler silsilesidir ��nk� her �ey s�nanma arac�d�r. Bundan ama�, enkarne varl���n i� kuvvetlerinin geli�mesi, varl�ksal potansiyelinin ortaya ��kmas�(bedende tezah�r etmesi). Bu a��dan bak�ld���nda bu da elbette ki bizleri geli�tirici ilahi bir nimettir; ku�kusuz, yararlanmas�n� ve de�erlendirmesini bilene� ��unu kesinlikle bilin ki, sizin mallar�n�z da, evlatlar�n�z da birer fitnedir.�-  Enfal 28, Tegab�n 15). Kur�an ba�ka bir ayetinde de mal ve evlat �oklu�uyla �v�nenlerin bu s�nanmada ba�ar�s�z olanlar oldu�unu da s�yl�yor. �slam d���n�rleri fitnenin boyutlar�n�/kapsam�n� ifadeye koyarken, �u deyimleri de kullanm��lard�r(14): Mal fitnesi, �l�m fitnesi, ya�am fitnesi, zenginlik/fakirlik fitnesi, kad�n/erkek fitnesi.

  G�n�m�zde hepimiz i�sel geli�im ihtiya�lar�m�za g�re ve liyakatimize g�re yukar�daki konularda s�nan�yoruz. Yukar�daki paragrafta ba�ar�s�z oldu�umuzu belirtti�imiz mal ve evlat �oklu�uyla �v�nmenin yan� s�ra k�r�k not ald���m�z ba�ka bir s�nav da �d�nya/madde cazibesi� ne kar�� verdi�imiz s�nav. Bu konuda sadece bireysel boyutta de�il, toplumsal boyutta da kay�ptay�z ve kusurluyuz. ��nk� d�nya be�erinin bir k�sm�n�n d�nya cazibesine yenik d��m�� ve paray� putla�t�rm�� olmas�ndan dolay� gelir da��l�m�ndaki ad�letsizlik(yoksul g�ney ve zengin kuzey) k�resel ay�plar�m�zdan biri olarak kar��m�zda durmaktad�r. Sadece bat�n�n zengin �lkeleri de�il, Ortado�u�nun s�zde M�selman Arap �lkeleri de bu be�eri ay�b�n m�sebbibi(nedeni) durumundad�r. �Hikmet dolu�(Ali �mran 58) Kur�an��n peygamberi Hz. Muhammed y�zy�llarca �ncesinden bu konudaki endi�esini ��yle dile getirmi�: �� ve onlar�n(M�selmanlar�n) s�nanmalar� d�nya s�s ve mal�yla d�nya zevklerinden olacakt�r. Onlar, i�te bu yolla fitneye maruz kalacaklar ve ahret i�in gayret g�stermekten uzakla�acaklard�r.�(14).

  Bug�n y�ce peygamberin �ng�r�s� aynen ger�ekle�mi� ve s�z konusu zaaflar�ndan ve maddenin/d�nyan�n cazibesine yenik d��melerinden dolay� Ortado�u�daki M�selman �lkelerin y�neticileri Bat�l� H�ristiyanlar��n i�birlik�isi ve ta�eronu durumuna d��m��lerdir. Dahas�, g�n�m�z M�selman topluluklar� s�dece peygamberlerin de�il, ��lemlerin Rabbi�nden bir indirili��(Hakka 43) olan Kur�an��n uyar�lar�na da y�z �evirmi� olduklar�ndan dolay�, �ba�ka topluluklar i�in bir fitne arac�� durumuna d��m��lerdir(En�am 53, Furkan 20). Bu sapm��l�ktan, M�selmanlar olarak �z�l�yoruz ama duygusall�ktan toparlan�p ve ibret al�p, kendimize d�nmemiz gerekti�ini de biliyoruz. ��nk�, konumuz olan determinizm ve �lahi Adalet gere�i herkesin yapt��� kendine�(Fat�r 18, Yunus 108). Sar�k ve arap fistan� giyip sakal b�rakmakla M�selman olunmuyor. Yukar�daki ayetlerde ve M��n Suresi�nde yank�lanan uyar�ya hedef olmamak gerek. K�mil insana d��en; varl�k ve olu�taki ibretler tablosundan gereken dersi ��kar�rken, do�rudan do�ruya kendisinin sergiledi�i negatifliklerle fitne olmamas�d�r. Bunun i�indir ki Kur�an�daki �zg�n �slam��n peygamberi y�ce Muhammed �mmetine �srarl� bir bi�imde ba�kalar� i�in fitne olmamalar�n� ���tlemi�tir(Yunus 85, M�mtehine 5).

  T�m bunlardan ve zaten be�eri �m�rifetlerimizden� olan �evre kirlili�i, k�resel �s�nma ve de d�nyan�n genel konjonkt�r�nden(politik + ekonomik ko�ullar) anla��lmaktad�r ki, d�nya bir cad� kazan� gibi kayn�yor, fokur fokur� Bu kazan� dolduran yeme�in malzemesi �e�itli fitneler; yiyebilenler, daha do�rusu bunlar�n m�sebbipleri yesinler afiyetle! S�z konusu fitnenin tamamen ortadan kalkmad��� bir d�nyan�n hakk�(yani, yap�p ettiklerinin sonucu) elbette ki mutluluk olamaz. Ekonomik krizle, politik skandallarla �alkalanan s�zde geli�mi� AB ve ABD� Servetle ��marm��, hak duygusunun �e�itli kurnazca tevillerle k�l�fland��� bu �lkelerde her t�rl� ahlaks�zl���n da �a�da�l�k ve �zg�rl�k ad�na sergilendi�i g�z �n�ne al�n�rsa s�ylenecek bir �ey kalm�yor zaten� Bu arada unutmayal�m ki, hak duygusunun bir toplumla erozyona u�ramas�, o toplumda yozla�man�n belirtilerinden biridir. �lkemiz y�neticileri de bu durumda olan AB�ye girmek i�in hala y�rt�n�p duruyor� Ne i�tir! ��te determinizm: �hak duygusunun erozyona u�ramas� ve hukukun �st�nl���n�n yok edilmesi� neden, �toplumsal yozla�ma� da sonu� Bu �sonu� da, elbette ki ba�ka olumsuzluklar�n nedeni� Determinizm hi� �a�madan i�liyor. Bu, be�erin kendi kendine zulm� ve budalal��� de�il de nedir?

  Durum b�yle iken, fatalistik bir kader anlay���yla �aln�m�za b�yle yaz�lm���� hezeyan� ile kabahati ALLAH�a y�klemenin bir anlam� olur mu? Bu hezeyana kargalar bile g�lerdi. Determinizm denince, genellikle ilk akla gelen kavramlardan biri �fatalizm� dir. Yeri gelmi�ken, birka� c�mle ile fatalizme de de�inelim:

Fatalizm

  Fatalist bak�� a��s�na g�re, d�nya her olay ve hareket, ��n bir h�k�m� ile ezelden ALLAH taraf�ndan belirlenmi�tir. Bunlar�n de�i�tirilmesi olas� de�ildir(�al�n yaz�s��). ALLAH��n iradesi d���nda be�eri ya da varl�ksal(c�z�i) irade s�z konusu de�ildir. B�ylece insanlar�n iradi etkinliklerinin, cehit ve gayretlerinin hi�bir anlam� kalmad��� gibi, yap�p ettiklerinin de�erleri de s�f�r olmaktad�r. Yani t�m varl�klar birer robottan ba�ka bir �ey olmamaktad�rlar.

  Ya�ama fatalist bak�� a��s�ndan g�r�nen bu ama ��yle bir ger�ek de var: Tek�m�l dedi�imiz olmazsa olmaz�n, bu kozmik olgunun g�rg� ve deneyimle ortaya ��kt���n� biliyoruz. G�rg� ve deneyim ise varl�klar�n do�rudan do�ruya kendilerinin cehit ve gayretleriyle(�zellikle de �idraklenme cehti� ile) iradelerini serbest�e kullanmalar� suretiyle ancak kazan�labiliyor. �u halde tek�m�l, bir emek �r�n� olarak kazan�lm�� bir liyakattir. Cehit ve gayret kar��l���nda l�tfedilmi� ilahi bir ihsand�r. Hatalar�m�z�n/kusurlar�m�z�n bizde uyand�rd��� s�k�nt�, hatta �st�rap h�leti; bizim bir daha ayn� hatay� yinelemememizi sa�layacak en kuvvetli yard�mc�m�zd�r. Kendi edimlerinin yarat�c�s� olmayan varl�klar�n(sanki birer robot gibi), bu anlamda �uurlan�p tek�m�l etmeleri olas� m�d�r? �yleyse, tek�m�l m�demki bir gerekliliktir ve bu olmazsa olmaz i�in ir�di etkinli�e ba�l� cehit ve gayret sergilenmesi gereklidir. Durum b�yle olunca da, yukar�da tan�m�n� verdi�imiz fatalistik d���ncenin ge�erli olmamas� gerekmez mi�(15)

 

Dipnotlar:

(1)   RUHSALLIK �ZER�NE DENEMELER-1, Sayfa:15(Ruh ve Madde Yay�nlar�)
(2)
   RUH VE K��NAT, Cilt 1, Sayfa 104
(3)
   Kur�an, Kamer 54/49 + 50 : �Ger�ekten, biz her �eyi bir takdir ile yaratt�k.�
(4)
   Yaradan�a ait olan M�teal Fikrin uygulay�c�lar�; yani M�teal fikri, M�teal Fiile d�n��t�ren varl�klard�r(Sad�klar Plan� Teb. Celse-2)
(5)
   Bu konuda deneysel �al��malara dayal� kan�tlanm�� bilgiler ve �rnekler i�in bkz. RUHLAR ARASINDA, Dr. Bedri RUHSELMAN.
(6)   TANRI BUYRU�U- �mer R�za DO�RUL, RECONSTRUCTION OF RELIGIOUS THOUGHT- Muhammed �KBAL, 400 SORUDA �SLAM- Ya�ar. N. �ZT�RK.
(7)
   Bu anlamda sa�l�kl� bir g�zlem ve bunun nas�l yap�laca�� konusunda ayr�nt�l� bilgi i�in bkz. SADIKLAR PLANI TEBL��LER�, Sayfalar 26, 62, 262, 281
(8)
   ��eytan onlara, yapt�klar�n� s�sl� g�sterip, ��yle demi�ti: �Bug�n size galip gelecek kimse yok, ben yan�n�zday�m���-Enfal 48
(9)   BUD�ST VEC�ZELER, G�n Yay�nc�l�k
(10) �Beyinsizler� s�fat�yla ilgili ayetler: Bakara 142, Nisa 5, Cin 4, En�am 140, A�raf 66, 67, 155
(11) DUYGULARIN D�L�, Prof. Dr. Nevzat TARHAN
(12) VAT�KAN VE TAPINAK �OVALYELER�, Aytun� ALTINDAL
(13) KEND� D�L�NDEN HZ. MUHAMMED(Bask� 8, Sayfa 151), Ya�ar N. �ZT�RK
(14) KUR�AN�IN TEMEL KAVRAMLARI, Ya�ar N. �ZT�RK
(15) Bu konuda daha ayr�nt�l� bilgi i�in, b�y�k irfan �nc�lerimizden Bedri RUHSELMAN��n e�siz eseri MUKADDERAT ve �CABAT�a  ba�vurulabilir.

Yararlan�lan  Eserler:

- KUR�AN
- RUH VE K��NAT � BEDR� RUHSELMAN

- RUHSALLIK �ZER�NE DENEMELER
- SADIKLAR PLANI TEBL��LER�
- RUHLAR ARASINDA, DR. BEDR� RUHSELMAN
- TANRI BUYRU�U- �MER RIZA DO�RUL
- RECONSTRUCTION OF RELIGIOUS THOUGHT- MUHAMMED �KBAL
- 400 SORUDA �SLAM- YA�AR. N. �ZT�RK
- BUD�ST VEC�ZELER, G�N YAYINCILIK
- DUYGULARIN D�L�, PROF. DR. NEVZAT TARHAN.
- VAT�KAN VE TAPINAK �OVALYELER�, AYTUN� ALTINDAL
- KEND� D�L�NDEN HZ. MUHAMMED(BASKI 8, SAYFA 151), YA�AR N. �ZT�RK
- KUR�AN�IN TEMEL KAVRAMLARI, YA�AR N. �ZT�RK

- MUKADDERAT VE �CABAT, DR. BEDR� RUHSELMAN

Yay�n Tarihi: 20.Eyl�l.2012

 

Astroset 2003-2012