Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

 

L�NEER ve �EVR�MSEL ZAMAN -II-

Haluk �zden (Ruh ve Madde Dergisi S: 474-475-476,:C:40)

  Ezoterizmde hayat enerjisinin, do�udan bat�ya do�ru bir ak�� i�erisinde oldu�u ifade edilmektedir; enerjinin dairesel bir �ekilde adeta d�nya turu yaparcas�na yapt��� ak��; medeniyetlerin de birbiri pe�i s�ra, do�udan bat�ya do�ru hayat enerjisinin parlak �����n�n yay�l��� olarak a��klan�r. Do�u bir zamanlar d�nyan�n k�lt�r ve uygarl�k be�i�iyken bu enerji ve bu manyetik alan yava� yava� bat�ya do�ru kaym��t�r. Aynen g�ne�in izledi�i yolu izler bir �ekilde. Ve s�ras�yla M�s�r, �ran, Kalde, daha sonra Yunan, Roma, Avrupa ve Amerika... G�n�m�zde de, tekrar do�uya do�ru gidece�i ve Japonya'ya ve Asya'ya sirayet edece�i ifade edilmektedir, ki zaten g�n�m�z do�usunda yani Asya's�nda, Japonya's�nda, �zellikle bunun belirgin tezah�rlerini g�rmekteyiz.
  Kutuplar�n da yer de�i�tirmesi s�z konusudur, ki daha �nce bu hadisenin bir�ok kez meydana geldi�i bilim adamlar�nca da elde edilen bulgularla saptanm��t�r. �rne�in Jeolog Charles Hapgood, kutuplar�n daha �nce, y�z bin y�l i�erisinde �� kere yer de�i�tirdi�ini saptam��t�r. Ayr�ca, Hugh Brown hayat� boyunca h�k�metleri tehlikeye kar�� uyarm��, ama bu olu�um zaten d�nyan�n kendi do�al ya�am� oldu�u i�inde insano�lu kaymalar�n  pek �n�ne ge�ebilecek durumda de�il. Antarktika'daki a��r� buz birikiminin durumu ilgin�. 1930 y�llar�nda oraya dikilen 35 metrelik bir radyo kulesi var ve 1960'l� y�llarda oraya gidilip bak�ld���nda, bir metrelik bir b�l�m� d��ar�da kalm�� �ekilde, tamamen buzlara g�m�l� oldu�u g�r�lm��. Ve Brown ��yle devam ediyor:
Antarktika gibi muazzam bir alan� d���n�n; t�m�yle birlikte 30 metre y�kselecek kadar bir buz birikimine sahne oluyor. Bu buz birikimi, artan bir h�zla devam etmektedir, mutlaka ve mutlaka d�nyan�n dengesini bozacak ve bir g�n kutuplar�n yer de�i�tirmesine neden olacakt�r. Zaten d�nyan�n manyetik ekseninde de bir kayma saptanmaktad�r."

 �evrimsel Zaman�n Ezoterik A��klamas�

 D�nyan�n da kendine g�re bir soluk al�p vermesi vard�r. Kalbimizin a��l�p kapanmas�, kan�n b�t�n v�cudu dola��p birazc�k de�i�mi� olarak ve asl�nda tekam�l etmi� olarak, her ne kadar kirlense bile yine ayn� merkeze d�nmesi, yine �evrimsel bir zaman ak���n� g�stermektedir. Baz� ara�t�rmac�lar�n, ok�ltistlerin, �zellikle Teozofi Cemiyetinden Charles Leadbater, Anne Bassent, Max Heindel'in verdikleri bilgiler bu konunun ezoterik yan�n� anlatmaktad�r.
  �nsan� ��l� bir sistem olarak ele al�yorlar (beden, ruh ve aradaki astral bedeni veya spirit�alizmdeki terimiyle perisperi), bu sistem yedi y�ll�k devreler halinde geli�mektedir. Bir �ocu�un esiri bedeni yedi ya��na kadar olgunla�maktad�r. Ve yedi ya��ndan itibaren faaliyetini g�stermektedir ki, bu hayati beden, fizikteki a��r� geli�meyi temin eder. Esiri beden hayat enerjisinin belli ba�l� ta��y�c�s�d�r. Nitekim, dikkat edilecek olursa �ocuklar 7 ya��ndan itibaren �ok h�zl� bir geli�ime tabi olurlar.
  Astral beden yine 7 y�ll�k bir siklus i�inde olgunla��r ve 14 ya��ndan itibaren devreye girer diyorlar. Ve 21 ya� mantal bedenin, zihin bedenin olgunla�mas�d�r, ki nitekim insan�n zihinsel faaliyeti 21 ya��ndan itibaren giderek doru�a y�kselir. Bu �ekilde 7'�er y�ll�k devreler halinde insan varl���n�n geli�imini izah etmeye �al��m��lard�r. Frans�z ara�t�rmac� Claude Bernard'�n ara�t�rmalar�na g�re, insan v�cudundaki b�t�n h�creler, devresel olarak yine 7 y�lda bir komple yenilenmektedir. Siz bir arkada��n�zla, son g�rd���n�zden 8 y�l sonra rastla�abilirsiniz. Ama o art�k, o 8 y�l �nceki insan de�ildir. 8 y�l �nceki Ahmet'ten veya Mehmet'ten, o insanda eser yoktur. ��nk� h�crelerinin hepsi de�i�mi�tir. Tabi o insan� bir fizik madde olarak, elementlerden olu�mu� bir madde olarak ele al�rsan�z, yine de fazla bir fark g�remezsiniz. ��nk� asl�nda o maddeye etkin olan ruh varl���d�r. Ona tabi olarak de�i�en de o insan�n astral kal�b�d�r, perispirisidir. H�crelerin hayatlar�n� �ok �abuk kaybettikleri ve s�rekli yenilendikleri bilinmektedir. Ara�t�rmac�n�n ifadesine g�re, 7 y�ll�k devrelerde komple bir yenilenme vard�r.

 �evrimsel Zaman Ak���nda Y�kseli�-��k��

  Bu �evrimsel zaman ak���nda 520 y�ll�k bir saptama Kaptan Bruck taraf�ndan yap�lm��t�r. 1800'I� y�llar�n sonlar�nda ya�am�� Bel�ikal� bir ara�t�rmac� olan Bruck'un ifadesine g�re, bir toplumun ya da medeniyetin y�kseli�inde 520 y�ll�k bir ilk safha vard�r ki bu, y�kseli�e kadar g�t�r�r. Bu 520 y�ldan sonra ikinci bir 520 y�l daha vard�r, bu da ��k���n ba�lang�c�d�r diyor. Yani bir merkezden ��k�p doruk noktaya ula�ma, sonra tekrar a�a��ya d��me. Tabi bu b�t�n toplumlar i�in b�yle de�il. Uygarl���n� �ok uzun s�re s�rd�rebilmi� toplumlar i�in bu g�zlemlenebilir, ki bunu Frans�z medeniyetinde g�zlemi�ler. Ara�t�rmac�, �520'yi 16'ya, 36'ya vs. b�lerek alt b�l�mleriyle de ayn� sonu�lar� elde etmek m�mk�nd�r�, diyor.
  Ancak bu hayat�n ak���, yani hayat enerjisinin d�nya �zerinde do�udan bat�ya do�ru ak��� ve belli bir s�re sonra, belli bir medeniyetin be�i�i olan y�reyi terk edi�i neticesinde bir ��k�nt� meydana getirmesi bu periyodik sisteme g�re do�ald�r ama orada ya�ayan toplumlarda, bu yozla�ma olay�n�n tek istisnas� M�s�rl�lard�r.

 M�s�rl�lar Atlantis Kolonisi

  M�s�rl�lar, eski Atlantis kolonisi olmalar� nedeniyle atalar�ndan miras olarak devralm�� olduklar� �ok gizli, ok�lt baz� bilgileri kullanarak bu hayat enerjisinin uzun s�re, neredeyse 5000 y�ldan fazla -belki �ok daha eskilere de uzan�yor olabilir- orada kalmas�n� sa�layabilmi�lerdi. Zaten M�s�rl�lar�n yap�lar�ndan, hayat bi�imlerinden ve tap�naklar�ndaki �e�itli papir�slerden, �e�itli duvar resimlerinden bizlere yans�yan ya�amlar�, k�lt�rleri, inan� uygulamalar�, k�ltleri, tap�ncalar�, kozmik enerjilerle i� i�e olduklar�n� ve bunlar� kullanabildiklerini g�stermektedir. Bunlar�n en belirgin �zelliklerinden birisi mumyalama y�ntemidir.
  Mumyalama y�nteminin ba�l�ca fonksiyonlar�ndan birisi, v�cudun hayatiyetini sa�lamakta olan esiri bedenin v�cuda en yak�n k�s�mlar�n�n m�mk�n olabildi�i kadar uzun bir s�re v�cut y�resinde bulunmas�n� sa�lamakt�r, ki bunu sa�laman�n tek ��kar yolu da, v�cudun bozulmas�n� �nlemektir.. Yani bizim �imdiki tarih�ilerimizin aktard��� gibi, M�s�rl�lar, o adam�n g�n�n birinde kalk�p, ya�am�n� tekrar o bedende s�rd�rece�ine inanm�yorlard�. �te alemi �ok iyi tan�yan insanlard� ve bir bedenin i�i bittikten sonra onun bir daha kullan�lamayaca��n� biliyorlard�. Beyni, sindirim sistemini, ba��rsaklar� ��kararak bedeni kullan�lmaz hale getiriyorlard�, ama genel kal�p gayet sa�l�kl� bir �ekilde muhafaza edilmekteydi. �nkalar ve G�ney Amerika uygarl�klar�, onlar da Atlantis k�kenli olmalar�
itibar�yla, ayn� tradisyona ba�l� olarak ayn� i�lemi uygulamaya �al��m��lar, fakat tabi ki M�s�rl�lar kadar ba�ar�l� olamam��lard�r.

 D�nya canl�d�r

  D�nya da bir solunum yap�yor. Onun hayati yap�s� da belli bir soluk al�p verme i�erisindedir. O da canl� bir varl�k. Hatta g�nd�z, g�ne� �����na tabi olan yar� k�renin nefes alma, yani hayat enerjisini kendi b�nyesine �ekme s�recidir. Gece karanl���n�n hakim oldu�u, g�ne�ten gelen o hayat enerjisine muhatap olmayan y�resinde ise, d��ar� nefes verme, yani kullan�lm�� olan enerjinin at�klar�n�n d��ar�ya at�lmas� i�lemi s�rmektedir. Bu, bizim bir g�n�m�zd�r. Bizim bir g�n�m�z, d�nya i�in bir soluk al�p vermedir. Hatta birtak�m ilgin� saptamalar da yap�lm��. �rne�in: Bizim bir g�n�m�z D�nya'n�n bir saati ve G�ne�'in bir dakikas�; bizim bir ay�m�z D�nya'n�n bir g�n�, G�ne�'in bir saati; bizim bir y�l�m�z, yani 365 g�n�m�z, D�nya'n�n bir ay�, G�ne�'in bir g�n� deniyor.
  Hindularda bu makro kozmik d�zene ili�kin �ok ilgin� zaman saptamalar� var. Onlarda da bir g�ne� y�l� bizim 360 y�l�m�z ediyor. Yani 360 g�ne� g�n�. Yine Hindularda b�y�k soluk var. Kozmosun ya da bizim ya da D�nya'n�n soluk al�� veri�inin belli bir zaman� var. Tabi bu soluk al�� veri�i, sadece bedenin ci�erlere hava al�p vermesi olarak da g�remeyiz. Bunun �st�n �rt�leri daha a��ld��� zaman da belli bir enerjinin i�e �ekilip tekrar d��ar� verilmesi ya da merkeze d�n�� ve merkezden uzakla�ma hareketinin, evrenin her h�cresinde mevcut olan bu hareketin bir yans�mas� g�r�lebilir. Hindular bunu makro kozmosa uygulam�� ve kendilerine g�re birtak�m zaman dilimleri saptam��lar. B�y�k soluk ya da b�y�k soluk alma pralaya ve soluk verme mamantar olarak adland�r�lm��. ki bunun ikisi, onlar�n deyimine g�re bir kalpa meydana getiriyor. Bu da 8.640.000 y�l ediyor. Bizim i�in tabi ki tasavvurlar�n �tesinde bir zaman dilimi. G�r�ld��� gibi, burada zaman� kullan�� varl���n �uur durumuna ve mekana g�re de�i�iklikler g�stermektedir.
  D�nyam�z dengesi hen�z oturmam�� bir planet. Zaten eksenindeki e�iklik ve elips durumunda bulunu�u da bunu g�stermektedir. Yine baz� bilgilere g�re, d�nya astrali di�er planetlerle kolayl�kla irtibata ge�ememektedir. Bu, faz eksikli�inden dolay� deniyor. Tekam�lde, geli�imde bir a��rl�k vard�r. Ba�ka planet/ere k�yasla d�nyam�z �zerindeki ya�am biraz a��rd�r ve a��r bir zaman s�reci i�erisinde cereyan etmektedir. Ve dolay�s�yla varl�klar�n, y�ksek �uurlar�yla olan irtibatlar� kararm��t�r, daha seyrektir. Di�er baz� gezegenlerdeki ya�am tarz� ile aras�ndaki en belirgin fark ilk ba�ta bu olmaktad�r. Ancak, bu yo�un ve a��r tekam�l �artlan i�erisinde D�nya �zerinde ya�ayan varl�klar�n hisleri geli�mektedir.

 

  Dikkat edecek olursak bizler g�nl�k ya�ant�m�zda hislerimiz, duygular�m�z vas�tas�yla bir e�itime tabi tutulmu� ya da kendi kendimizi e�itiyor durumday�zd�r. Bu epr�v ortam�na, s�nava, laboratuara bunu bilerek girmi� varl�klar oldu�umuz i�in, bu da bizim onay�m�zla ger�ekle�en bir olayd�r.

  �st �uurumuzla, �z benli�imizle irtibat�m�z son derece seyrektir. ��inde bulundu�umuz mekan, o mekanda olup bitmekte olanlar, o mekan�n bize verecek olduklar�, bizi oraya getiren sebeplerin ne oldu�u, �u andaki pozisyonumuz, bir saat sonra hangi duygular i�erisinde olaca��m�z ya da bir saat �nce hangi durumda oldu�umuz gibi t�m hayat�m�z boyunca gayet dar kapsaml� bir alg�lama i�erisindeyizdir. G�remeyiz, on dakika sonra ne olaca��n� bilemeyiz.

  On dakika �nce olmu� olanlar�n da bizim i�in gereklili�ini, varl���m�za neler kazand�rd���n� tam manas�yla idrak edemeyiz. Yine bedenden �t�r�, yine bu a��r zaman ve mekan �artlar�ndan �t�r� unutkanl���m�z vard�r. Bir saat �nce s�ylemi� oldu�umuz �eyleri unuturuz, e�yalar�m�z� kaybederiz vs. Hepimiz kendimizden bir�ok �rnek bulabiliriz.  Fakat bu a��r �artlar i�erisinde hislerimiz geli�iyor. His ad� verilen o mekanizma sayesinde, d�nya maddesinin b�t�n etkisini i�imize al�p, varl���m�za, b�nyemize sindirebiliyoruz.i�te bu, zaten D�nya'n�n �zel bir okul, �zel bir e�itim merkezi olmas�ndan kaynaklanmaktad�r.

 

  D�nya maddesi geli�mi� de�ildir. Dolay�s�yla, d�nya �zerinde ya�ayan insanl�k realitesi de a��r geli�mektedir. Fakat �zellikle komando e�itimini hat�rlayacak olursak, orada da varl�k, i�inde ya�ad��� rahat mekandan, s�cak sulu, belki de jakuzili banyosundan al�n�p, �ehrin b�t�n olanaklar�ndan kopar�l�p bamba�ka bir mahrumiyet mekan�na g�t�r�l�yor. Askerlik e�itimi i�erisindeki yo�un komando e�itiminde �artlar�n birka� kat daha a��rla�t�r�larak, zaman�n ve mekan�n i�leyi�i birka� kat daha yo�unla�t�r�larak, bedensel olarak bir�ok olana��n k�s�tland��� bir ortam meydana getirilmektedir ve bundan da kas�t, varl���n kapasitesinin, tahamm�l g�c�n�n geni�lemesidir, esnekli�inin geli�ebilmesidir. Bir insan, duygusal olarak de�erlendirdi�inde kendisinin lay�k olmad���, kendisine �ok kaba gelebilen ortamlara, zaman boyutlar�na dalabildi�i zaman, onun �st varl���nda otomatikman bir geli�me meydana gelmektedir.

 

  Bir varl���n geli�mi�lik derecesi, onun ne kadar yukar�dan, ne kadar a�a��ya inebildi�iyle �l��lmektedir. Bu y�zden D�nyam�z, hayat enerjisinin ve zaman enerjisinin ak��� bak�m�ndan her ne kadar yo�un �artlar�n�n, varl���n �st �uuruyla irtibat�n� zay�flatm�� oldu�u bir mekan olarak de�erlendirilse de, �zellikle y�ksek ruhi kudretlerin bir deney yeri oldu�u ruhsal tebligatlarda ifade edilmektedir.

>> Birinci B�l�m

 
 

Astroset 2004-2010