Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

Yeni �nsana Giderken Sormam�z Gereken En �nemli Soru

Duygular�m�z� Y�netebiliyor muyuz?  

 Duygular�na, d���ncelerine bak, ne oldu�unu anla! demi� b�y�k d���n�r Bergson!�

  Kabul etsek de etmesek de, duygular ve d���nceler ya�am�m�zda belirleyici rol� olan ve bizi halden hale s�r�kleyen, vezir de eden rezil de eden etkenler. Duygu ve d���nce g�zle g�r�lmez, elle tutulmaz ama, bedeni y�nlendirecek kadar da etkilidir. Bir�ok hareketimizin, davran���m�z�n ve tutumumuzun k�keninde bu iki etmen vard�r. Duygu ve d���ncelerin insani ili�kilerindeki �nemi yads�namaz. Maddeci zihniyetin temsilcilerine g�re onlar� yok saymak gerek; ��nk� elle tutulmazlar, g�zle g�r�lmezler, tart�ya �l��ye gelmezler. Duygu ve d���ncenin varl���n� ve ger�ek oldu�unu, kendi maddeci yakla��mlar�yla nas�l tevil ederler bilemeyiz ama onlar ne derse desin; d�nyada ya�arken, elde etti�imiz duygusal deneyimler i�inde, maddenin belli bir yo�unluk d�zeyinde ya��yor ve epr�vler-ya�am s�navlar� ge�iriyoruz, bilgi uygulamalar� yap�yoruz yani daha a��k�as� duygu ve d���nce yo�unlu�umuza g�re kendimize yeni yollar a��yoruz veya y�r�d���m�z yolu kendi kendimize kapat�yoruz� Ferah ve a��k yollarda y�r�mek de, dar ve engelli yollarda y�r�mek de tamamen bizim elimizde�

  �nsanl�k ailesinin �yeleri olarak, t�m maddeci kat� engellemelere ra�men; yepyeni bir �a�a haz�rl�k i�indeyiz. Duygular�m�z� nas�l kullanabilece�imiz bilgisini g�nl�k ya�am olaylar�na verdi�imiz tepkiler ve bu tepkiler �zerinde derin d���nceye dalarak, �z�msemeye �al���yoruz. ��nk� maddeye olan yakla��m�m�z� ancak duygular�m�zla yapabiliyoruz. Bu durumda duygular�n hedefi bireyi maddeye ba�l� tutmak oluyor. Bu ba�l�l���n belli bir derecesi d�nyaya tutunup ya�am plan�n� uygulamak i�in gerekli ise de; ba��ml�l��a ve �zde�le�meye d�n��mesi de i�sel geli�im a��s�ndan bir felakettir�

 Duygular�n, g�nl�k ya�amda; be�eri ili�kilerin �eklini ve kalitesini belirlemede etkili oldu�unu belirtmi�tik. G�n boyunca farkl� duygular ta��r�z. Sadece farkl� duygular ta��makla da kalmay�p; �evremizdekilerin de bize kar�� i�inde bulunduklar� duygu durumuna g�re farkl� davrand�klar�n� g�r�r�z.

  Duygular�n ya�amda �o�u zaman sa� duyuyu engelleyici bir etkisi oldu�u, sa�l�kl� d���nmeye yer b�rakmad��� ve sorunlar�, i�sel geli�ime zarar veren bir duruma getirdi�i, yanl�� ve ne yaz�k ki yayg�n bir kanaatt�r. Oysa burada zararl� olan, duygunun kendisi de�il; ona sahip olan bireyin o duygu ya da duygusall�kla ne yapt���d�r. ��yle ki, �rne�in; teknoloji alan�nda bir meslek sahibinin, geli�tirece�i ve izleyece�i d���nce ak���n�n duygulanmalardan uzak kalmas� gerekti�ine inan�l�r. �nsan, sanki bir makineymi� gibi sadece maddesel bir yap�ym�� gibi onu duygulardan / duygulanmalardan soyutlamak, duygular� �s�f�rlamak�, yok saymak marifet de�ildir. �nemli olan, duygular� kontrol alt�nda tutmak, gerekti�inde  onlardan yararlanmak ve ba�kalar�n� da yararland�rmakt�r. Duyguya, duygulanmaya, sa�l�kl� bir ya�am�n gereklerine ve ki�inin psi�ik gereksinimlerine yer vermeyen teknolojinin sadece de�ersiz olmakla kalamay�p; ayn� zamanda tamamen tehlikeli oldu�u anlay��� da ne yaz�k ki hen�z yayg�nla�mam��t�r.

  Geli�mi� olmak ne demektir?
 
G�n�m�zde her ne kadar 21.y.y.�da ya��yorsak da, duygusal �st�raplar�n g�nl�k ya�am�n b�y�k bir k�sm�na egemen oldu�u yayg�n bir ger�ektir. Rahats�zl�klar�n s�ralanmas�nda �zellikle de s�z�m ona �geli�mi�� �lkelerde stres ve �teki psikolojik rahats�zl�klar�n en ba�ta olmas�, bunun bir g�stergesidir. Maalesef, i�inde bulundu�umuz Yeni �nsanl�k D�nemi�nin arifesinde, zaman-mekan ko�ullar�na uygun �ekilde gerekli sab�r ve dayanma g�c�n� geli�tirememi� oldu�umuz i�in i�sel geli�im ivmemiz de olmas� gereken d�zeyde de�ildir. �evreden ald���m�z etkilere kar�� verdi�imiz duygusal tepkiler zaman zaman bizleri insanl���m�zdan utand�racak kabal�k ve vah�ilikte olabilmektedir. Bunun �rneklerini sadece; �ar��da, pazarda, trafikte kendi g�zlerimizle birebir g�rd���m�z yetmiyormu� gibi, g�rsel ve bas�l� medya ile marifetmi� gibi, oturma odam�za kadar da herg�n yeniden ta��nmaktad�r. Sanki, elimizin karas� y�z�m�ze vuruluyor. Sanki, ���te siz busunuz; 21.y.y.�a girdiniz, uzaya istasyon kurdunuz, ay �zerinde turlar att�n�z ama aslen b�ylesiniz, kendinize gelin art�k! Bir d�nem bitiyor, bir d�nem ba�l�yor.Yeni �nsanl�k D�nemi�ne bu halde mi gireceksiniz?� deniyor.

  D�nyaya duygularla ba�lan�yoruz, bunun enkarnasyon yani d�nyada bir �m�r boyu tutunabilmek bak�m�ndan sadece gerekli de�il, ayn� zamanda ka��n�lmaz oldu�una de�inmi�tik. Ancak bu �ba�lant��n�n �ba��ml�l�k�a, tutkulara, �zde�le�melere d�n��mesinin sak�ncal� oldu�u ortadad�r. Ba��ml�l���n i�sel geli�imi durdurucu etkisi vard�r.Bu ba��ml�l�k iki derecede kendini g�steriyor: Y�zeysel ve co�kulu. Y�zeysel ba��ml�l�k; cinsel, merak ve heyecan niteliklidir. Co�kulu ba��ml�l�kta ise, duygusall�k ve romantiklik egemendir.

  S�z konusu ba��ml�l��� �zde�le�melere d�n��t�ren ve dolay�s�yla tekam�l gidi�imizi a��rla�t�ran etmelerin ba��nda; be�eri/duygusal ��rt�lerimiz� yapay icap ve ihtiya�lar ile bunlara ba�l� sahte benliklerimiz gelir. Bunlar, yeni insan olma yolunda ilerleyi�imizi a��rla�t�ran bir bak�ma ayaklar�m�za kendi ellerimizle vurdu�umuz zincirlerdir. Duygular�n zaman�nda kontrolsuzlu�uyla olu�an bu durum, yani duygusall�kla kirlenmi� davran��lar / ili�kiler, gelecekteki epr�v�n; kabal���n� / inceli�ini ve �eklini belirler. Ba�ka t�rl� ifadesiyle duygusall�k; ya�am s�nav� dedi�imiz epr�v�n kalitesini d���r�r, kabal���n�/�iddetini art�r�r ve b�ylece birey zaman� gelince tam lay�k oldu�uyla kar��la��r ve bu kar��la�t���  onun kendi elinin eme�inin en do�al ve adil sonucudur. Bu �ekilde bireylerden olu�an bir toplumda duygusall���n art��� o toplumun �zerine do�al afetleri (kaba tesirleri) �eker. Elbette ki, duygusuz olmay� kimse �neremez. �nsani ili�kilerimizde  duygusalla�madan, kendimizin d���ndakilerle  �duygu ba�lar�� kurmak yararl� ve Yeni �a�a uyumlu bir tutum olsa gerek�

  Vicdana uygun ya�amak
  B�yle bir tutum i�inde, duygular; kanaatlerimizi etkilemeyecek duruma geldi�i zaman, vicdan ortaya ��kar. Bunu ba�aranlar Sad�klar Plan� Tebli�leri�ndeki ifadesiyle �y�ksek duygulu tertemiz varl�klar�d�r. Yani vicdani kanaatlerin duygular/duygusall�klar taraf�ndan etkilenmemesi makbuldur. Bu ba�ar�l�rsa; vicdan, duygulardan ar�nd�r�lm�� demektir. O zaman, �bilgi ile vicdanl� hareket� daha olas� hale gelir. Bilgi ile ile vicdanl� hareket edildi�i zaman, ya�anan / deneyimlenen haletler, duygular, duygulanmalar arac�l���yla metabiyolojik yan�m�za yans�r. Esasen yery�z�nde ya�ayan insan bu yans�tmay� (�feed-back� g�ndermeyi/bildirimi) ya�ama ve ruhsall��a kar�� bir g�rev olarak yapmak durumundad�r; d�nyaya do�an insan�n y�ksek benine kar�� da g�revidir bu� Ayn� etki de�i�ik bireylerde de�i�ik alg�lan�r ve yorumlan�r ve Y�ksek Ben�e yans�t�l�r. ��nk� herkes de�i�ik duygusall�k ve ar�nm��l�ktad�r, herkesin vicdan kanal� ayn� a��kl�kta de�ildir ku�kusuz�

  S�z konusu �yans�maya� neden olan haletleri bize ya�atan tesirleri be� duyumuzla alg�lar�z. Be� duyu ile alg�lanan her �ey belli/belirsiz de olsa, derece derece duygulanmaya/duygusalla�maya neden olur. Ama unutmayal�m ki, duyular�m�zla sadece  ill�zyonel d�nyay� alg�l�yoruz. Burada elbette ki, �Ne yapal�m, b�yle yarat�lm���z�� deyip; duyars�zl��a, dolay�s�yla atalete girecek de�iliz. Yap�lacak �ey, ill�zyon olan� anlamland�rmak ve onun yani g�r�nenin �tesine uzanmaya �al��mak,  �ak�l etmek(1), d���nmektir ki, bu da duygular� ve zihni kontrol alt�nda tutmakla olas�d�r(2). 

  Yukar�da s�z�n� etti�imiz �yans�ma�n�n mekanizmas� varl�ksal yap�m�zdaki �merkezler�le ya da �enerji bedenler�le ilgilidir. Bir epr�v�n, bilgi uygulamas�n�n haleti duygu merkezinde sirk�le edilmedik�e, Y�ksek Ben�e yans�maz. Bu nedenle, gelen epr�v�n haletini derinden ya�amak; s�z konusu sirk�lasyonu ve yans�may� kolayla�t�r�r. Duygu merkezinde halet ya�amak, bireyi gerilime sokar. Gerilim ise marazi hale d�n��t�r�lmedik�e geli�im i�in gereklidir; bireyi atalete d��mekten kurtar�r, motive eder. Ancak gerilimin; kontroldan ��k�p, marazi bir hal  alarak; vesveseye, bunal�ma ve hezeyana d�n��mesime meydan vermemek gerek. Burada �hezeyan�, kontroldan ��km�� duygusall�kt�r. Vesvese ise; ku�ku, endi�e ve korkunun ileri �eklidir. �zellikle vesveseye kar�� dikkatli olunmas� Kur�an�da bile yerini bulmu�, i�sel geli�im a��s�ndan sak�ncalar�na i�aret edilmi�tir(3).

 

  Esneklik-Uyum
  Yukar�da s�z�n� etti�imiz be�eri zaaflar, dolay�s�yla bireyin de�i�ip,d�n���p
yeni insan olmas�n�n �n�ndeki engellerdendir. Bunlar�n olu�turdu�u �kir, pas, tortu� nedeniyle, tesirin titre�imsel etkisi bireyin duygu merkezinde halet olu�turmaz ve b�ylece bir geli�im f�rsat� de�erlendirilememi�, bir �nimet� heba edilmi� olur. Oysa ki, b�yle bir halet olu�ur ve bu halet t�m merkezlerde irdelenmeye ve sirk�lasyona tabi tutulursa, bir geli�im f�rsat�n�n / nimetinin de�erlendirmesi ger�ekle�mi� olur. �rne�in bir kaza haberi ya da �l�m haberi ile kar��la�t�n�z. Yak�nlar�n�zdan biri kaza ge�irdi veya buradan ayr�ld�. Bu olay sizin taraf�n�zdan bir irdelenmeye tabii tutulabilir, her y�n�yle o insan� ve ya�ad�klar�n� derinden d���nerek ya�anan olaydan siz de kendi ihtiyac�n�z olan etkiyi almaya �al��mak yerine, aman sende deyip hi� duymam�� gibi davranmak �ok da yararl� bir davran�� de�ildir. Ancak unutulmamal�d�r ki; s�z konusu irdelemenin ve sirk�lasyonun tam olabilmesi, merkezlerin esnekli�ine ba�l�d�r. Bu �esneklik� var ise, gerilimin(haletin) hissedilmesi s�z konusu olabilir. B�yle bir ba�ar�l� uygulama; eterik, astral ve mantal bedenlerimize, oradan da ba�l� oldu�umuz ruhsal plana yans�r. K�saca, duygu merkezimiz arac�l���yla a�k�n yan�m�zla (Y�ksek Benimiz, as�l kendimiz ile)  olan ba�lant�m�z� s�rd�r�yoruz. Duygular�n kontrols�zl���n�n bu ba�lant�y� olumsuz y�nde etkileyece�i/etkiledi�i ortadad�r. Bu kontrols�zl�k, bireyin; plan�na �feed-back� g�ndermesini, dolay�s�yla plan�na kar�� vazifesini / sorumlulu�unu da engeller. Bu arada, duygu merkezinin negatif ve�hesinin; duygusall�k, pozitif ve�hesinin de duyarl�l�k ve duygulanma oldu�unu an�msamakta da yarar vard�r.

  Duyular kanal�yla ald���m�z her hangi bir tesirin kayna�� de�il, bizde yaratt��� / olu�turdu�u halet �nemlidir. Toplu halde ya�aman�n gere�i olan ili�ki �r�nt�s� s�reklili�i i�inde ya�arken bize y�nelik tesirin kayna��ndan �ok, bizde o tesir nedeniyle olu�an halete yani, kendimize y�nelirsek i�sel geli�im a��s�ndan daha karl� ��kar�z. Biliyoruz ki; evde, i�te, �ar��da, pazarda bize y�nelik bu kaynaklardan en �ok kar��la��lan�, �e�itli yak�nl�k derecelerimiz olan �ah�slard�r. Her �ah�s belli bir realitenin temsilcisidir. Dolay�s�yla, d��a y�nelmek s�z konusu olsa bile; �ah�stan �ok, onun temsil etti�i realiteye y�nelirsek; �fkelenmek, k�r�lmak/dar�lmak, hayal k�r�kl���na u�ramak, k�skanmak vb. duygusal hezeyanlar ve duygusal �alkant�lara girmekten hatta bunlardan dolay� bir vebal y�klenmekten kendimizi korumu� / kurtarm�� oluruz. Bu �ekilde �ah�s yerine, realiteyi muhatap al�rsak, kendimizi bireyden ar�nd�rm�� oluruz. ��nk� realiteden yani o ger�eklikteki ki�ilerin olu�turdu�u bir anlay��tan nefret edilmez, realite k�skan�lmaz, realiteye �fke duyulmaz, gazab edilmez�

  �fkeyle m�cadele
  �nsan olarak s�k�a sergiledi�imiz duygusall�klar�m�zdan biri �fkedir. �fkelenmememiz gerekti�ini bildi�imiz halde; zaman zaman da olsa, �fkelenmekten kendimizi alamay�z. Bu durumlarda �o�unlukla �fkeyi bast�rmaya �al���r�z. Ama zamanla, �fkemizi bast�ra bast�ra, onu d��a a��k�a vurmama al��kanl��� s�rekli hale gelir. Yani, zaman mekan ko�ullar� bizi, �fkeyi bast�rmada ustala�t�r�r, hatta ve ne yaz�k ki �yapay bir maske � ile, �o�unlukla da g�l�mseyerek, sahte bir benlikle, sevinmi� ve mutlu g�r�nebiliriz ama h�nc�m�z� dolayl� yoldan sinsice almay� da ihmal etmeyiz. Bu durumda �fke eylemi d��la�mayacak ama, �fke �i�imizde� bir yerlerde gizlenerek kalacakt�r. Sadece anl�k �eylerden kaynaklanan �fkeyi b�ylece zaman i�inde fark etmeden biriktiririz ve birg�n hi� ummad���m�z bir �ekilde patlayarak bizi de utand�rabilir. Oysa �fke bast�r�lmazsa, hi� kimse s�rekli �fkeli olamaz; o zaman �fke, gelip ge�en anl�k bir duygusall�k olur ve derine inmez, a���a vuruldu�unda, �fkeyi uzatmazs�n�z. �fkenizi saklamay�n nedenini ararken, onun derinlerine dal�n ama �fkeyi bast�rmay�n. En iyisi, �fkeyi; hareket bedeninde kontrol alt�nda tutarak, duygu bedeninde iyice sirk�le etmek derinden haletini ya�amak ve d��la�mas�n� sa�lamakt�r. Baz� insanlar �fkelerini spor yaparak da bo�altabilirler, bu ki�isel bir tercih meselesidir. Baz�lar� da m�zik dinler, y�r�y��e, al��veri�e ��kar, sinemaya gider. �nemli olan �fkenin as�l nedenini bulmak ve gerekli c�mlelerle sizi �fkelendiren ki�iye veya olaya bir tepki vermek,kar�� taraf�n da anlay���n�n geli�mesine yard�m etmektir. Sorunlar� hep i�lerine atan insanlarsa bilmeden hem kendilerine hem ba�kalar�na zarar verirler.

  Ku�kusuz g�nl�k ya�am i�inde sorunlar olacakt�r. �fkeyi kontrol etmek i�in, �rne�in k���k bir �ocuk kal�ba sokulabilir: Ona bir yast�k verip, �Yast��a �fkelen, yast��a kar�� sert ol!� denebilir.  Ba�lang��tan itibaren �ocu�a, �fkenin sy�n de�i�tirebilece�i ��retilebilir. �ocuk, �fkesi kayboluncaya kadar o �eyi f�rlatmay� s�rd�rebilir. Birka� dakikada �fkesini da��t�r ve �fke birikmez. �nemli olan da zaten �fkenin birikmemesidir.

  Herhalde yine, devrenin biti� g�nlerine ya��yor olmam�zdan dolay�, g�n�m�z toplumunun istekleri, etkilere verdi�i tepkiler bir k�s�r d�ng� i�ine mahkumoldu. ��nemli olan,  toplumun anlay��� ve duygulard�r�.� dendi. Ger�ekten, �toplumun iyili�ini istemeyen bir toplumculuk� anlay���yla acaba nereye kadar gidebiliriz? Bireyin varl�k nedeniyle birle�meyen toplumculuk ve onun ama�lar�, toplumdaki su�lar�n Yeni �a� kavram�nda yerini anlam�n� bulamayacak olan eylemlerin kayna�� haline geldi ise de , bu ge�ici bir d�nemdir.G�ne� do�mak �zere� Yeni bir sabah ba�l�yor gezegen i�in, �stelik de uzun s�reli bir sabah�B�t�n bu s�z� edilen �eylerin,gezegende ya�ayan pek �ok insan taraf�ndan yeniden s�zge�ten ge�irilmesi i�in do�an bu g�ne�, yeni r�zgarlar� ve imkanlar� da beraberinde getirecek. Hisseden, duyan,d���nen, anlamaya �al��an,ger�ekleri seven, �uurlu insanlar i�in spirit�ellik dolu, sevgiyle ayd�nlanm�� yeni g�nler yeni sabahlar, yeni g�nler ba�lamak �zere�

   Lot�s� a�mak
  Toplum i�inde ya�ayan bireyler olarak;  herkesin herkesle birlikte, inan� ve fikir birli�ini kar��l�kl� anlay�� �emberi i�inde ya�amas�, kendini tartmas� / s�namas�, bilgi ve duygular�na kar�� olan samimiyetini g�zden ge�irmesi her zaman i�in iyidir. Toplu halde ya�amak, i�sel geli�im ve elbette ki as�l konumuz olan
yenile�mek a��s�ndan bizler i�in de�erli bir nimettir.

  Bu arada, duygular�n�z�n; akla de�il de, y�re�e ba�lanmas�na izin verin; t�m duygular�n�zla deneyin... Y�rekten gelen sesi duydu�umuzda her �ey bizler i�in bamba�ka bir hale gelecek. Bu ba�lamda, her duygunun y�re�e indi�ini, onun i�inde eridi�ini daha fazla duyumsay�n�  Duygunun kalple ba�lant�s�n�n kurulmas�n� yaz�m�z�n i�inde �haleti duygu bedeninde sirk�le etmek�� �eklinde ifade etmi�tik. Bunun i�in, �rne�in; g�zlerinizi yumun ve topra�a dokunun. Tam olarak topra�a dokunmu� olmak i�in, elinizin; d��a a��lan y�re�iniz oldu�unu hissedin: M�zik dinlerken, onu ak�lla de�il, kalbinizle dinleyin. B�rak�n, kulaklar�n�z akla de�il, kalbe ba�lanm�� olsun�

  Erdemli bir ki�i, duygular�n kalpte �z�msenmi� olmas�yla, lotus �i�e�inin merkezine eri�ir. Duyular�n�z�n kalbe ba�lanmas�n� deneyimleyin. Her zaman duygunun kalpte derine indi�ini ve onun i�inde �z�msendi�ini hissetmeye �al���n. Bu iki durum sa�land��� zaman, duyular�n�z size yard�mc� olmaya ba�layacakt�r; onlar size sevgiye ve onun merkezi olarak kabul edilen  kalbe gidi�inizde rehberlik edecek, kalbiniz sanki bir lotus �i�e�i haline gelerek insan sevgisi daha do�rusu varl�k sevgisiyle dolup ta�acakt�r.

  G�nl�k ya�amda, duyguya neden olan ara�; nesne, ki�i de�il, duygunun kendisidir. �rne�in, sizi bir �ey sevindirdi�i zaman, sevincin �zerine/kendisine odaklan�n, onu iyice hissedin, hatta onun haletini o kadar derinden deneyimleyin ki, sevincin kendisi olun. G�ne� batarken / do�arken, duyguland���n�z zaman; g�ne�i unutun, yo�unla�an duygunuza odaklan�n. Sadece onun g�zlemcisi olmay�n, onun i�ine kar���p kaybolun. Duygunun kendisini b�rak�p, ona neden olana kayarsan�z duygulanmayla ilgili bir deneyim f�rsat�n�, halet ya�ama �ans�n�  ka��rm�� olursunuz. Sizi sevindiren bir arkada� sizde sevin� duygusunun ortaya ��kmas�nda sadece bir neden olu�turmu�tur, ona arac�l�k etmi�tir. Sevin� her zaman i�inizdedir; arkada��n�z yaln�zca onun d��ar� ��kmas�na neden olmu�tur. Bu durumda siz sevince odaklan�n, arkada�a de�il� Sevin� gibi; sevgi, �fke, h�rs, k�skan�l�k vb. t�m duygu t�rleri i�in durum ayn�d�r. Bu duygu t�rlerini ortaya ��kt�klar� zaman zihninizde de�il, daha derinde hissetmeye �al���n. Duygular� bast�rmay�n ama onlar� kontrol alt�nda tutarak kalbinizde hissedin� Onlar� bast�rmak, daha fazla rahats�zl�k yaratacakt�r: Bast�rmakla �zellikle de olumsuz  duygular� bast�rmakla eyleme d�n��t�rm�yorsunuz ama, onlar� bir yerde biriktiriyorsunuz ve potansiyel rahats�zl�klar depoluyorsunuz anlam� ��kar ki,bunun kar��l��� da ka��n�lmaz olarak sa�l�k problemleri demektir.

  Zihin sa�l�m�z, ruh sa�l���m�z, beden sa�l���m�z i�in sevginin i�imizdeki sesini duymak e�er duyam�yorsak, kendimizi de�i�tirmek ad�na baz� ara�t�rmalara ba�lamak, Yeni �nsana �ok yak���r davran��lar olacakt�r�


(1)�Ak�l etmez misiniz..!� konulu ayetler: Bakara 44, Hadid 17, Rum 22, Yunus 100, Yusuf 2, Z�hruf 3, Ali �mran 7.

(2)�Zihin gevezeli�i� t�m benlerin (sahte benliklerin) tesir �retmesi durumudur.E�itilmemi�, kontroldan ��km�� be�eri zihnin niteli�i; endi�e duymak ve vesvese i�inde bulunmakt�r.Bu durum Kur�an ayetlerinde (Bakara 242) ifadesini bulan �akl� kullanmamak�la ilgili be�eri bir zaaft�r. Sahte benliklerden ar�nd�r�lamam��, sani �sessizle�tirlememi� zihin� geveze zihindir. Be�eri zihni bu anlamda �gevezelik�ten kurtarmak ve bireye (i�sel geli�im konusunda)sorun olmaktan kurtarmak (yani, onu �sessizle�tirmek�), s�kut ve s�kunet haline kavu�mak, kendini tan�ma �er�evesinde kazan�lacak bir meziyettir. Kontroldan ��km��, daha do�rusu egemenli�i sahte benliklerin elinde bulunan zihin; bakar ama g�remez, duyar ama i�itemez. Zihinle ilgili b�yle bir olumsuzluk i�inde bulunuyorsak, herhangi bir var olu� kesitinde bulunurken; orada (fiziksel olarak)var�z ama, asl�nda yokuz (yani, orada mevcut de�iliz demektir. Kendinden habersiz, bedeni ve egosu taraf�ndan (sahte benliklerinin zulm� alt�nda) y�netilen be�erin zihni, onun ya�am�n�n t�m ve�helerini ele ge�irdi�inde, korkun�/i�ren� bir asalak haline gelir. B�yle bir zihin; hep al�c� ve biriktiricidir; ��nk� s�rekli g�vensizlik duygusu (bundan dolay� da korku ve endi�e)i�indedir. B�yle bir zihni, bireye sorun olmaktan kurtarmak, iyile�tirmek ve akl�n Hayr-� Ala y�n�nde kullan�lmas�na y�nelik olarak kendini tan�ma �er�evesinde idraklenme cehtini elden b�rakmamak gerek.

(3) VESVESE: Kuruntu, evham ve endi�enin marazi �eklidir. E�itilmemi� be�eri zihnin s�rekli g�vensizlik duygusu i�inde olmas�ndan kaynaklan�r. B�yle bir zihin sahibi olan birey a�l���n�, hissetti�i g�evensizli�ini maddesel de�erler ve maddesel birikimle kar��lamaya �al���r ama a�l���n� �ekti�i g�vene bir t�rl� ula��p; kuruntu evham ve endi�elerini gideremez. B�yle bir zihniyetin temsilcisi birey ger�ek g�ven duygusunun bilgelikle, i�sel ayd�nlanmayla ve vicdan �zg�rl���yle elde edilece�ini bilemez. T�m bunlardan dolay�; vesvese hali, sadece d���nme melekesini de�il, akl� da dumura u�ratan bir rahats�zl�k ve (bu nedenle de) �zerinde durulmas� gereken be�eri bir zaaft�r. Bakara 242�de de ifadesini bulan ��akl� kullanmay� ��renip / ��renmemek��le ilgili olan bu durum; onu i�sel geli�im ve hidayet y�n�nde kullan�labilir hale getirmek elbette ki (kendini tan�ma cehti i�inde) ba�ar�labilecek bir durumdur. Terbiye edilmemi� be�eri nefsin hedefi kalptir / vicdand�r. ���teki �eytan��n simgesi olan nefs, vesveseyi ara� olarak  kullanmak suretiyle kalbi �bozmaya�, vicdan� karartmaya, onu i�e yaramaz hale getirmeye �al���r. Ku�ku, vesvesenin hafif bir versiyonudur ve vesvese kalbe �nce ku�ku olarak girer. Ku�kuya ve vesveseye kar�� bu durumdan dolay� uyan�k olmak gerek. Ba��bo� nefsani zihin, g�vensizlik korkusu ve yetersizlik duygusu i�inde hep ku�kuludur.

 

YARARLANILAN ESERLER:

  • Kur�an

  • Bir Doktorun Ruhsal D�nyadan Mesajlar�(II), K.Nowotny (Ruh ve Madde Yay�nlar�)

  • Meditasyon, Osho (Omega Yay�nlar�)

  • Ruhsall�k �zerine Denemeler, Erg�n Ar�kdal (Ruh ve Madde Yay�nlar�)

Yay�n Tarihi: 02.Eyl�l.2010

 

Astroset 2004-2010