|
Sevgi enerjisi; d�rt temel enerjiden biri olan ruhsal enerji
ile birlikte bulunur(1).
Sevgi asl�nda bir enerjidir. Her �ey ruhun tezah�r� oldu�una
g�re; her �ey �lahi �rade Yasalar� �er�evesiyle ve �lahi Murad
y�n�nde, ruhun bilgisi ile yarat�lm��t�r. Ruhun bilgisinin
ta��y�c�s� da sevgidir. �imdi alg�layabildi�imiz bu tezah�rat,
�u anki formunu ruhsal etki ve sevgi alt�nda koruyabilmekte ve
s�rd�rebilmektedir. Bundan dolay�
�SEVGݔ ad�n�
verdi�imiz EVRENSEL CAZ�BE
ETK�S� her yerde mevcuttur. Varl�klar�
birbirine ba�layan ileti�imin g�c�n� sevgi enerjisi olu�turur.
Ba�ka bir ifadeyle; sevgi enerjisinin ortak alan olu�turma
niteli�i s�yesinde varl�klar aras� ileti�im s�r�p gider.
Esasen ruh varl���n�n evrensel i�levi olan ve s�r�p giden
�uyum� hareketi
de sevgi/sempatizasyon/cazibe olmadan olmaz.
�Uyum� un ortaya
��kabilmesi i�in, anlay�� ve sevgi �artt�r. Uyumun s�rekli
olmas�, temeldeki sevginin s�fiyetine, anlay���n geni�li�ine
ba�l�d�r. Uyum olgusundan sonraki a�ama, ortak alan
a�amas�d�r. Kurulan ortak alan, tezah�rat�n/yarad�l���n ortaya
��kt��� bir mek�nd�r. Ortak alan ayn� zamanda yeni bir sevgi
ve bilgi ak�m� i�in cazibe ya da odak noktas�d�r. Dolay�s�yla
kurulu�unun temelinde sevgi bulunan bir ortak alan�n �iddeti,
bilgi ve sevgi ak���n�n niteli�ini tayin eder. Ortak alanda
olu�turulacak tezah�rat�n unsurlar� da oraya sevgi enerjisiyle
ta��n�r. Bu unsurlar�n ba��nda bilgi gelir. Bu anlamda sevgi
enerjisi; ilahi bir �ekim g�c�, tanr�l�k bir s�d�rdur.
Evrensel d�zen, ilahi �ekim g�c� olan sevgiyle olas�d�r.
�Evrensel cazibe etkisi�
olan sevgi enerjisinin tezah�r�, farkl� ortamlarda ba�ka
ba�kad�r. O, gezegenler aras� ortamda evrensel �ekim g�c�
olarak kendini g�sterir. Merkez� bir uzaysal obje �evresinde
bulunan daha k���k c�sseli uzaysal objeler, ancak merkez�
objenin �ekimini(cazibesini), onun etraf�nda belirli
y�r�ngelerde ve belirli h�zlarda d�nerek dengelerler. Bu
cazibenin etkisi ve tezah�r� her uzaysal objede ba�ka
ba�kad�r. S�z konusu ba�kal�k, uzaysal objelerin niteliklerine
ve merkezden olan uzakl�klar�na g�re de�i�ir. Atom d�zeyinde
de ayn� benzerlik s�z konusudur.
�nsanda ise sevgi enerjisinin tezah�r�; insan�n ruhsal geli�im
d�zeyine/realitesine g�re farkl� farkl� olur. Bu bak�mdan
insanda �uurlanman�n ortaya ��kmas�yla, sevginin ortaya ��k���
do�ru orant�l�d�r. �uurlanma da geli�ip, de�i�ip,
olgunla�mayla �zde� oldu�una g�re; sevgi enerjisini giderek
b�nyede daha �ok tezah�r ettirmek ve da��tmak varl�klar�n
geli�im ihtiyac� olmaktad�r. �nsan, maddesel planlarla ruhsal
planlar aras�ndaki evrensel ileti�im ya da ge�irgenlik
i�levini ancak bu �ekilde ger�ekle�tirebilir.
Bu ba�lamda, bir bak�ma
�tek�m�l� demek; sevgi etkisini kullanmay� ��renmek
demektir. Ba�ka bir ifadeyle; i�imizde tohum halinde
ta��d���m�z sevgi enerjisini hi�bir dirence u�ratmadan d��ar�
yans�t�r s�fiyete gelmek anlam�n� ta��r�
�Sevgi enerjisini ge�irgenlik ve nakledicilik�
varl���n evrensel i�levidir. Bu s�yede y�celerden gelen bu
evrensel cazibe etkisi maddenin derinliklerine kadar n�fuz
etmi�, i�lemi� olur. Bu �ekilde maddenin geli�imi de,
�nurlanmas��
da birer �ara plan�
durumunda olan bedenli ruh varl�klar�yla olur. Ayr�ca, toplu
halde ya�aman�n en anlaml� nedenlerinden biri de budur: T�m
varl�k �lemini d��tan ve i�ten saran sevgi enerjisini
enkarnasyon ortamlar�nda tezah�r ettirmek. Bedenlenmek,
varl�klar�n bu enerjiyi b�nyelerinden diren� g�stermeden
ge�irip, ya�ama uygulayabilmeleri i�indir. Ki�inin, sevgi
enerjisine kar�� ge�irgenli�i, onun ruhsal evriminin bir
g�stergesidir. Sevgi enerjisini b�nyemizden daha �ok ge�irir
hale gelmek; hem b�nyemizde y�ksek tesirlerin enkarne olmas�na
zemin haz�rlamak, hem de a�k�n yan�m�z�, bedensel �uurumuza
aktarabilmek bak�m�ndan �nemlidir.
�B�nyemizde y�ksek tesirlerin
enkarne olmas�na elveri�li zemin haz�rlamak�
ayn� zamanda �Ruhsall���n
eli aya�� olmak� demektir.
Unutmayal�m ki, sevgi, bir etki, bir arac� vas�tas�yla ortaya
��kar. Sevginin ortaya ��kmas�na, bizim i�imizde kaynamas�na
her �ey arac� olabilir. Yeter ki biz giderek her �eyi/herkesi
sevebilecek/sevebilir h�le gelelim. Be�er olarak genellikle
bizim i�in sevginin ortaya ��kmas�na vas�tal�k eden arac�
severiz. Zannederiz ki sevginin kayna�� odur. Bu be�eri bir
yan�lg�d�r. Sevilmesi gereken ve esasen sevdi�imiz �ey yani
bizi cezbeden �ey sevginin kendisidir. Sevgiyi ortaya ��karan
arac�, sevginin kayna�� sanmak be�eri bir yan�lg�d�r.
S�z konusu ara�; bir sevgiliden, bir maden/ta� par�as�na kadar
her �ey olabilir. Bu arac�n i�levi; sevgi enerjisiyle olan
ba�lant�m�z� kurmakt�r. Ara� aradan �ekildi�inde yani, ba�lama
vazifesini yapt�ktan sonra da h�la sevgi duyabiliyorsak, ara�
vazifesini yapm�� demektir ve hissettiklerimiz, ger�ek
sevginin olduk�a y�ksek bir varyasyonudur. E�er sevgi
sand���m�z o duyguyu nefrete d�n��t�r�yorsak, o
duygusall�kt�r.
Ne
yaz�k ki genellikle b�yle olur. Sevgilerimiz s�k s�k nefrete
d�n���r; k�zd���m�z, k�r�ld���m�z, kahroldu�umuz zaman bile
sevmeyi s�rd�rebiliyorsak, o sevgi temiz sevgidir. O sevgi
fedak�rl�kt�r. O sevgi hep vericiliktir. O sevgi; g�r�p,
g�zeticilik ve yard�m ediciliktir. B�t�n bunlar� bilmemize
ra�men, kurtulu�umuzun s�rr�n�n bir bak�ma bunda oldu�unu
idrak etmi� bulunmam�za ra�men, s�z konusu ge�irgenli�i
engelleyen fakt�rler nelerdir? Ba�ka bir ifadeyle
sevemeyi�imizin sebepleri nelerdir? Sevgi enerjisinin bizler
taraf�ndan al�n�p, tezah�r ettirilememesinin sebepleri
nelerdir? Bu yaz� dizimizde bu sorulara yan�tlar �nerece�iz.
Otomatik Ya�am ve Sevgi
Sevgi
enerjisinin al�n�p bizler taraf�ndan bedenli ya�am i�indeyken
tezah�r ettirilememesinin nedenlerinden ilki otomatik
ya�amd�r. Yani ya�am� bir biyolojik robot gibi sadece belli
hareketleri yaparak otomatik tarzda s�rd�rd���m�z�n hi�
fark�ndan de�iliz. D���nmeye, anlamaya, ho�g�rmeye, sevmeye,
hissetmeye yani insan oldu�umuz alg�lamaya zaman�m�z yok. Bu
negatif durumun nedenlerinden biri
�otomatik ya�am tarz��
d�r. ��inde bulundu�umuz zaman ve mek�n ko�ullar�n�n
gerektirdi�i �uurlanma i�inde bulunamad���m�z i�in
bilgilerimiz, inan�lar�m�z ve fikirlerimiz y�n�nden
otomatizma i�inde bulunuyoruz. Her �ey geli�im i�in
ara� gere�ten ba�ka bir �ey de�ildir. Kulland���m�z ara�
gerecin ve kar��la�makta oldu�umuz olaylar�n mahiyeti
(i�eri�i) hakk�nda tam bir idrake sahip olamad���m�z i�in,
daha genel anlamda ni�in ya�ad���m�z� bilemedi�imiz i�in
otomatizmadan kurtulam�yoruz. ��inde bulundu�umuz
zaman ve mek�n ko�ullar�n�n(devre sonunu) gerektirdi�i
idraklenme olu�mad��� i�in, idrak kapasitesi artmad��� i�in
otomatizma s�rmektedir.
Otomatik ya�amda
sorumluluk yoktur. ��nk� tesir, ferdin d���ndan gelir.
Dolay�s�yla sorumlulukta otomatik ya�am�n a��lmas�ndan sonra
gelen bir niteliktir, meziyettir. Bu bak�mdan bir i�te
otomatizmaya d���ld��� zaman; ondan vazge�ip, ba�ka
bir i�e y�nelmekte hay�r vard�r. Otomatik ya�amda
ara� gere�le �zde�le�menin rahatl��� vard�r. Bu da egoya
muhalefetin zay�fl���n�n, egonun e�itilmemi�li�inin
belirtisidir ki egoistlik, bencillik sevgi enerjisi i�in en
b�y�k diren�lerden biridir.
�nsano�lu, bireysellik geli�im s�recini; otomatik/mekanik
be�er olma d�nemini bitirebilmek, buna ba�l� olarak idrak ve
liyakatini geli�tirebilmek i�in, Bat��n�n �nderli�inde
y�zy�llardan beri kat� mekanik ve maddeci bir ya�am�n koyu
uygulamas�n� yapmaktad�r. Bu doyum olu�tuktan ve otomatizmayla
ilgili geli�im ihtiya�lar�n�n giderilmesinden sonra, devre
sonunun gerektirdi�i �uurlanma d�neminin, buna ba�l� olarak
ger�ek sevgi uygulamalar�n�n ba�lamas� s�z konusu
olabilecektir. De�i�ime haz�rl�k olmak �zere mekanik d�zenin
s�rekli bask�s� alt�nday�z. Bu h�leti doyuncaya kadar
ya�amad�k�a, �zlemle beklenen �uursal de�i�im ve sevgi ak���
sa�lanamayacakt�r. Yeni �nsanl�k, bunu ba�aranlarla
kurulabilir ki bunun bilimsel anlamdaki di�er ad� David Bhom�a
g�re �Kat�l�mc� Evren
Anlay����d�r. Biz kat�lmadan olu�acak bir �ey
olmad���n� anlamak da otomizmadan kurtulmay� i�aret eder.
��imizde
oldu�u halde sevginin d��a vurmas�n� engelleyen
otomatizma ko�ulland�rmalar�n�n fark�na varmak, ki�iyi
idraklenmeye g�t�ren uyan�kl�kt�r. Bu t�r bir uyan�kl�kla
otomat insandan �uurlu insana ge�i� m�mk�n
olabilecektir. Bu ge�i�in en belirgin niteli�i de
�di�erk�m vicdanl�l�k�
t�r. Buna ula�man�n yolu ise; kendini tan�ma cehti i�inde,
otomatik ya�am�n belirgin nitelikleri olan negatif duygular�,
arzu, niyet ve imajinasyonlar� �nce tan�mak, sonra onlara
egemen olmakt�r. Bunda ba�ar�, otomatik ya�amdan kurtulu�u
beraberinde getirecektir. Ama unutmayal�m ki her realitenin
giderek incelse de kendine �zg� otomatizmas�na,
�zde�le�melerine ve h�z kesici rahatl���na / rehavetine
kap�lmak olas�d�r. Bundan dolay� insan hangi realitede olursa
olsun; herhangi bir konuda otomatizmaya d���p
d��medi�i konusunda uyan�k olmal� ve otomatizmaya
d��t���n� anlad��� an ondan vazge�ip, ba�ka bir i�e
y�nelmelidir. Bunda ba�ar�l� oldu�u �l��de i�indeki sevgi
enerjisinin d��a vurmas�n�, yani etraf�ndakileri sevmesini
engelleyen otomatizmaya kar�� samimi bir gayret
sergilemi� olacakt�r.
Be�eri / Toplumsal ko�ulland�rmalar ve Sevgi
Otomatizmaya ba�l� olarak sevgi ak���n�n en �nemli
t�ka�lar�ndan biri de �e�itli ko�ulland�rmalard�r. Be�eri ve
toplumsal ko�ulland�rmalar, insan�n kendini tan�ma gayretini
engeller. Be�eri ko�ulland�rmalar bireyi kendinden
uzakla�t�r�p, dejenerasyonun bir kuklas� haline getirip, yapay
ihtiya�lar karma�as� i�inde, maddeye benzetir. Bu durumun daha
sembolik ifadesi �kabuklar i�inde sabitle�ip kalmak�
t�r. Bu duruma gelmi� olan bireyin sevgisi de d�nyasalla�m��,
maddeselle�mi�, bencille�mi�tir, i�g�d�lerin tatmine
y�nelmi�tir; bu olu�umun da bireye getirisi doymak bilmez
a�g�zl�l�kt�r. Evrensel sevgi enerjisi de�i�ik mek�nlarda �ok
de�i�ik �ekillerde tezah�r eder. Ko�ulland�rmalar ve
empozisyonlar i�inde kabala�m��, kendini yenileyememi�,
cezbeden �st�n g�ce(2)
uyum sa�layamam�� ki�ide de bu �ekilde tezah�r eder. Oysaki
esas olan, �zellikle biz devre sonu insanl���ndan beklenen;
s�z konusu �cezbeden �st�n
g�ce� uyum sa�layarak, ve s�rekli olarak h�z
artt�rma cehti i�inde bulunmakt�r. Bu cehtin gerekleri de;
diren�leri azaltmak, eski bilgiden ba��ms�zl��a kavu�mak,
pe�in h�k�mlerden kurtulmak, �zde�le�me ve tutkulardan
kurtulmak ve duygular� kontrol alt�na almakt�r.
Ancak o zaman sonsuzluklardan ak�p gelen sevgi enerjisinin
i�imizdeki kanallar� a��lm�� ve d��ar� yans�ma olana��na
kavu�mu� olacakt�r. Ancak bu s�yede bu ilahi g�c�n bizde
�arzu� �ekline
d�n��mesini, yani duygusalla�mas�n� engelleyebilir, onu hi�
de�ilse bize ula�t��� s�fiyetle koruyabiliriz. Bu ilahi g�c�n
kayna�� TANRI�d�r. Biz sevgi �retemeyiz. Ancak, mevcut olan
sevgi g�c�nden tekam�l�m�z oran�nda yararlanabiliriz. Dinsel
ve toplumsal kurumlar�n, tic�ri sekt�rlerin (reklam + moda)
ko�ulland�rmalar�ndan uzak; ba���lay�c�l�k, affedicilik,
ho�g�r� ve arzular� kontrol, sevgi enerjisinin kendimizde
toplanmas�na neden olur ve onun bizde etkinlik g�stermesine
zemin haz�rlam�� oluruz. Bu �ekilde giderek, sevgi enerjisini
kullanmay� da ��renme olana��na kavu�abiliriz. Asl�nda t�m
varl�klar olarak bir sevgi okyanusu i�inde y�z�yoruz. Eninde
sonunda bunun fark�na var�p, O�nun s�fiyetiyle �zde�le�mekten
ba�ka yapacak bir �eyimiz yoktur. Bu ba�lamda,
�D�n���n�z banad�r !�
ayetinden; �Benim sevgimi
oldu�u gibi fark edeceksiniz� anl�yoruz.
Buraya kadar, otomatizma ve ko�ulland�rmalar�n sevginin
tezah�r� a��s�ndan �nemini anlat�rken, sevgi i�in ba�ka bir
engel(diren�) olan duygular konusuna da yer yer
de�inmi�tik. �imdi duygularla ilgili
diren�lerimizden s�z edelim:
Duygular, Duygusall�klar ve Sevgi
Ouspenski
��retisinde �duygusal ya�ay���,
�at�n, insan�/s�variyi
g�t�rmesi� ne
benzetilmi�tir. Oysaki bedenli ruh varl�klar� olarak �at��
bizim g�t�r�yor/s�r�yor olmam�z gerekir. Yani
duygular�n kontrol� bizim
elimizde olmal�d�r. �radeyi tam anlam�yla
kullanabilmek� �rademizin s�hibi olabilmek �ok �nemlidir� Ne
yani iradem benim elimde de�il mi ki dedi�inizi duyar gibiyiz
ama maalesef �radenin kullan�m� ba�kas�n�n elinde de olabilir.
Bu bak�mdan; irade, istek ve tasavvurlar�n kimin ya da hangi
kaynak taraf�ndan y�nlendirildi�i �nemlidir. Astral enerji mi,
yoksa mantal enerji mi onu y�nlendiriyor? Unutmayal�m ki,
duygular�, duygusall��� y�neten merkez astraldir. �imdiye
kadar, bireysellik geli�im s�reci i�inde as�rlar boyunca
astralden gelen etkilerle y�nlendirildik. Ama art�k, devre
sonu ile birlikte duygusall���n kayna�� olan astral
yap�m�zdaki kiri-pas� temizleyip mantale y�nelmek
durumunday�z. Mantal d�zeyden besleniyor olmal�y�z. Do�al ve
toplumsal afetlerle �ekilen bunca �st�rab�n genel nedeni de
budur. Astral birikintileri ortadan kald�rmak. Esasen
�ar�nmak� da
bundan ba�ka nedir ki? Bu ar�nma ger�ekle�ti�i zaman, zaten
sevgi enerjisi i�imizden akmak i�in orada haz�r bekliyor.
D���ncelerimizden de Sorumluyuz
Duygular�n
kontrols�zl���yle ba�lant�l� olarak
�olumsuz d���nceler�
de, sevgi ak���n� engelleyen diren�lerden ayr� bir gurubu
olu�turur. Olumsuz duygu ve d���nceler, ki�inin b�nyesinde
sevgi enerjisinin ge�i�ine etki eden k���msenmeyecek t�ka�t�r.
Olumsuz duygu ve d���ncelerin �e�itli t�rlerini g�nl�k
ya�amda; kin, nefret, k�skan�l�k, kibir, al�nganl�k, vesvese,
sistematik ku�kuculuk, korku, a��r� hayranl�k ve �zenme
�eklinde g�r�yoruz. Bunlardan nefret ve k�skan�l�k, �ok yayg�n
h�le gelmi� olumsuz duygular�m�zdand�r. Ayr�ca korku,
ger�ekten de olumsuz duygu ve d���ncelerin kayna��d�r.
Bildi�imiz t�rden korkular�n yan� s�ra; ego kaynakl� t�m
tatminlerden mahrum olmaya kar�� duyulan korkular�m�z da buna
d�hildir. Egosunun ve duygular�n�n kontrol�n�(�at�n
dizginlerini�) elinden ka��rm�� bir kimsenin ya�am
d�zenindeki bir de�i�ikli�e kar�� i�inde daha korkular� ve
olumsuz duru�u vard�r. T�m bunlardan dolay�; bizim kendi
b�nyemizden bir sevgi ak��� olu�turmam�za, dolay�s�yla
ba�kalar�n� sevmemize, ba�kalar�na sevgi yans�tmam�za engel
olan yukar�da belirtti�imiz durumlara kar�� �ok dikkatli
olmal�y�z. Korku g�vensizlik yarat�r, dolay�s�yla sevgiyi
engeller.
Olumsuz duygu ve d���nceler, objektifli�i de engeller. Burada
�objektiflik� ten ama�; ger�e�i yorum katmadan
g�rebilmek ve anlayabilmektir. Objektiflikte, ne g�r�yorsan�z,
onu de�erlendirmek vard�r. Kendi kendinize yorum ve teori
�retmek s�z konusu de�ildir. Konunun �nemine ba�l� olarak;
d���ncelerimizden de sorumlu oldu�umuz hususu kutsal
metinlerde de yer alm��t�r. �nsanl�k t�m kutsal metinlerde ve
inisiyatik/felsefi ��retilerde, yukar�da t�rlerini sayd���m�z
olumsuz duygu ve d���ncelere kar�� uyar�lm��t�r.
Bunun tersine, pozitif d���ncenin �n plana al�nmas� hususu
s�rekli olarak g�ndeme getirilmi�tir. Yani her �eyi iyi bir
g�zle g�rmeye �al��mak. Pozitif bir hal i�erisinde olup
bitenleri sab�rla ele almak. Beynin negatif enerji ile
dolmamas�na titizlik g�stermek gerek. E�er zihnimiz her zaman
pozitif d���nce �retme al��kanl��� kazanm��sa, �evremizle
olan ili�ki ve ileti�imimiz gayet kolay olur. Ayr�ca, ne
yap�yor olursak olal�m; niyetimizin pozitif olup olmad���
�nemlidir. Enerjimizi y�nlendirecek en b�y�k i�sel neden
niyetimizdir.
Bu, ayn� zamanda mantal i�eri�imizle ve mantalimizin genel
durumuyla ilgili bir konudur. Varl�klar aras� etkile�im ve
ileti�im s�dece s�zle ya da herhangi bir fiziksel eylemle
olmaz; mantal d�zeyde s�ptil bir ileti�im s�r�p gider.
Daralm�� ve kapanm�� d�nya �uuruyla bu �st d�zey ileti�imin
fark�na varamay�z. Buna ra�men mantal d�zeyde
etkile�im/ileti�im ve payla��m s�r�p gider. En g�zel payla�ma,
mantal payla�mad�r. Mantal yan�m�z�n, insanlar� geli�tirici
kalitede olmas�, onlar�n sorunlar�n� halletmede yard�mc�
olmas� �ok �nemlidir. �yi niyetli, pozitif yay�n oda�� olmak,
daha �st�n(s�ptil) yay�nlar� ki bunlardan biri de, konumuz
olan sevgi enerjisidir kendimize �ekmek ve onlar�n yay�lmas�na
arac� olmak bak�m�ndan da �nemlidir. Bu yolla; negatif d���nce
�retmekten kendini kurtaramam�� kimselere de yard�mc� olmak
olas�d�r.
Bir topluluk i�erisinde, dostlar aras�nda ger�ekten s�k� bir
rab�ta-ba�lant�, s�cak/pozitif ileti�im yaratmak istiyorsan�z,
bu ba�lant�ya engel olan zihinleri s�zle ortadan
kald�ramayabilirsiniz. Ama o topluluk i�erisinde kendi
aralar�nda rab�talar� g��l� olan birka� ki�inin s�rekli
pozitif, ba�l�l�k ve sevgi yay�n� yapmas�yla, o bireyler
kendili�inden olgunla�maya ba�larlar. Bu sizin do�rudan
do�ruya zihin ameliyenizden do�an bir i�tir; mantal
bedeninizin �teki mantal bedenler �zerindeki
yard�mla�mas�ndan, kayna�mas�ndan ileri gelir. B�yle pozitif
bir ileti�im ve kurulan ortak alanlar, ilahi �ekim g�c� olan
sevgi enerjisinin mantale ve astral bedeneoradan da fizik
bedene n�fuz etmesine olanak sa�layacakt�r.
K�sacas�, mantal d�zeyde yap�lan hareketler �ok �nemli
etkinliklerdir. �sa Peygamber bunu,
�D���ncelerinizden bile
sorumlusunuz!� �eklinde ifade etmi�ti, 2010 y�l
�nce. D���ncenin kayna�� beyin de�ildir. Beyin sadece iyi bir
arac�d�r. Beyin, d���nceleri realize etmeye yarar ve
d���ncelerin tezah�r etme zeminidir. D���nce, daha �ok derin
ve varl�k i�i bir mekanizmad�r. ��te bunlardan dolay� diyoruz
ki; en g�zel payla�ma mantal payla�mad�r. Sessiz sedas�z,
pozitif niyetler i�inde, pozitif yay�n halinde olmak� Bu hal
i�inde sadece karde�ini de�il, d��man�n� bile ho� g�rmek�
Sizin iyi niyetinizi istismar edenleri, bunca gayretinize
ra�men, yapt��� be�eri hatalarla/bencilliklerle sizi hayal
k�r�kl�klar�na u�ratanlar� bile affetmek, onlara pozitif
yay�n�n�zla yard�m etmeyi s�rd�rmek.. ��te t�m bunlar�
yapabilecek duruma ula�mak, bu mantaliteyi benimseyebilmek,
b�y�k �l��de duygular�n kontrol�ne, buna ba�l� d���ncelerin
pozitifle�mesine ba�l�d�r. Sevgi enerjisinin i�imizden
ak���n�n sa�lanmas� da buna ba�l�d�r.
Aksi takdirde ya�am�n hedefini yitirmek ve telafisi daha a��r
epr�vlere girmek s�z konusu olabilir. Hedefini bulamayan, esas
ya�am amac�ndan uzakla�m�� varl�klar�n en b�y�k
�zelliklerinden bir tanesi �duygusal karma�a�
i�inde bulunmalar�d�r. S�rekli bir duygusal �alkant�
i�indedirler, istikrars�zd�rlar. Bu durum, hem y�nlerini
belirleyememi� olduklar�n�n, hem de sevgisizliklerinin
belirtisidir.
Demoralize Olmaya Gerek yok
Duygusal
ini� ��k��lara s�k s�k m�ruz kalmaya ba�lad���n�z zaman,
demoralize olmaya gerek yoktur, ama bilin ki hedefinizi
yitirdiniz. Ya�am ak���nda y�r�meniz gereken as�l y�n�n, bu
enkarnasyonunuzun as�l hedefinin d���ndas�n�z demektir.
Bireyin, enkarne olmadan �nce haz�rlad��� ya�am plan�ndan
sapmas�, onun �hak
yolu�ndan sapmas� demektir. Asl�nda,
duygular�n�z�n bu sinyalleri; �zde�le�meye u�rad���n�z�n
belirtisini vermeye �al��maktad�rlar. Duygusal karma�an�n
arkas�ndan, duygusal karma�adan do�an �zde�le�meler ba�lar.
Kendinizi bir �iirle, bir m�zikle, bir bitkiyle, bir evcil
hayvanla, bir ya�ay�� bi�imiyle (hippile�mek vs. gibi)
�zde�le�tiriverirsiniz. ��te t�m bu �zde�le�melerin ard�nda
duygusal karma�a vard�r. �o�u zaman da; baz� �zde�le�meleri
b�rak�r, ba�kalar�n� benimseriz. �zde�le�meler konusuna
ilerleyen sat�rlar�m�z i�inde tekrardan d�nece�iz.
Duygusal karma�aya ba�l� olarak, �zde�le�melerin en yayg�n
oldu�u �lkelerden biri de ABD�dir. Amerikal�lar��n duygusal
karma�alar� fazlad�r. �o�unlukla
�yaln�zl�k� ve
�sevgisizlik�
i�erisinde bulunurlar. Egosal ��karlar�na dokunulmad��� s�rece
size m�tebessimdirler; �ek te�ekk�r ederler, �ok �z�r
dilerler, arzu ve isteklerinin tatminin �zg�rl�k san�rlar�
�zel ya�amlar�n�n bilinmesinden ve ilgilenilmesinden �ok
korkarlar. Evlerinin i�erisinde, aile fertleri aras�ndaki
ili�kiler zay�flam�� olup, �o�unlukla ayr� ya da gayr� me�ru
ili�kiler i�inde, �ok e�li olarak ya�arlar. Dahas�, bu t�r
ya�am�; sadece �zg�rl�k de�il �a�da�l�k/modernlik san�rlar�
Egosal �zg�rl�klerinin herhangi bir �ekilde tehdidinden �ok
korkarlar. Egolar�n�n �i�kinli�ini, izzet-i nefslerinin
dokunulmazl���n� ve maddesel birikimlerini geli�mi�lik �l��s�
olarak kabul etmi�lerdir.
Oysaki g�r�n��te mensubu olduklar� dinin peygamberi onlara
hi�bir zaman b�yle bir ya�am bi�imini ���tlememi�tir.
�zellikle uyu�turucu kullan�m� rekor d�zeyde olup; ana-babaya,
��retmene ve b�y�klere sayg�y�, anlay���, ho�g�r�y� gereksiz
g�r�rler, onlara dirsek �evirirler, terk ederler ama kendi
aralar�nda gurupla�malar ve �idol� (put)
olu�tururlar ve d�nyan�n �teki �lkelerine bunlar� ihra�
ederler (Presley, Madonna hayranl��� vs.). �teki �lkelerde
bulunan; d�� g�r�n��e prim �demeyi ve birbirini d�� g�r�n��le
etkilemeyi ve de�erlendirmeyi benimsemi� kimseler bunlara
�zenirler, bu ya�am �eklini �a�da�l�k / modernlik bilirler ve
dejenerasyon b�ylece yay�l�p gider. Ama dejenere olan; kendini
yenileyemeyen, geli�mi�li�i egosal serbestiyette sanan, devre
sonunun �uurda uyand�r�c� Rahman ve Rahim olan etkisine bir
t�rl� uyum sa�layamayan, bu nedenle �st�raptan, stresten /
bunal�mdan ve mutsuzluktan kurtulamayan, ge�ici mutluluklarla
avunmaya �al��an kimselerdir.
Devre sonu uyan���n�n (k�yam) �ok �ba��rt�l� ve di�
g�c�rt�l�� olmamas� i�in bir an �nce bu at�letten ve
sapm��l�ktan kurtularak, y�celerin y�cesinden kaynaklan�p
gelen s�z konusu etkiye uyum sa�lama duyarl�l��� i�inde,
Rabb�in sevgisini de hissetmeye ve ona uyumlanmaya
�al��maktan ba�ka yap�lacak bir �ey yoktur. Esasen her �ey
d�nya be�eriyet toplumunda bu de�i�imi
(metamorfoz) olu�turmak
i�indir. Ba�ka bir ifadeyle; sanki t�m be�eriyet Tanr��n�n
sevgisiyle, o y�ce etki ile rezonansa ge�meye haz�rlan�yor.
��nk� be�eriyet olarak kurtulu� bu liyakate ula�madad�r.
Yenile�mek, insanla�mak bununla olas�d�r. ��te bunu ba�armak,
b�y�k �l��de; duygusal karma�alardan do�an �zde�le�melerden ve
ko�ulland�rmalardan kurtulmaya, ger�ek anlamda �zg�rle�meye
ihtiyac�m�z var. Egonun �zg�rl��� kurtulu� getirmez bireye,
�a�lar boyunca da hi� getirmedi�Ego ve bencilli�in �ok
y�kseldi�i d�nemler hep b�y�k y�k�mlarla son buldu�
S�z konusu kurtulu�, beraberinde
�ruhsal tek�m�lden habersiz
olarak ya�amak� gibi bir yan�lg�y� da ortadan
kald�racakt�r. �nsanlar �ruhsal tek�m�lden habersiz�
olarak ya�ad�klar� zaman, �s�n�rl� bir ya�am�
i�inde kal�rlar. �S�n�rl� bir ya�am�,
�ba�l� bir �uur� demektir. Anlay��� k�t, idraki s��,
her �eye m�drik olmayan bir be�eriyet� Fark�ndal�k yetene�i
�ok az. Kendini tan�mad��� gibi, v�cuduna da sahip de�il (�At�n
s�variyi g�t�r�yor olmas��- Ouspenski). Bu �ekilde
a��rl�kl� olarak, maddesel bir ya�am� ��renmeye �al���yoruz,
devre ba��ndan beri; maddesel ya�am� ��renmek ve duygular�
s�ptille�tirmek. Bu geli�imi yapmaya �al���rken, o duygulara
egemen olmay�, kontrol alt�na almay� ��reniyoruz. Ya�am�m�z�
sanki duygusal de�erler kaplam��t�r ��nk� onlar�
geli�tirmemiz, onlarla epr�vler ge�irmemiz gerek.
Sevilmek Ama�
Duygular
ve duygusall�k s�z konusu oldu�unda;
�Sevilmek hepimizin
hakk�d�r� deriz. �efkat, him�ye, merhamet
isteriz. Yani sevilmek isteriz. Sevilmek, kaale al�nmak, hi�
de�ilse ilgi oda�� olmak i�in �e�itli yollara ba�vururuz.
Kimimiz bunu erdemli bir tav�rlanma i�inde, mantal de�erleri
�n plana ��kararak yapmaya �al���r�z. Kimimiz de dejeneratif
bir tav�rlanma i�inde, bedensel de�erlerimizi �n plana
��kararak sanki ilgi ve sevgi dileniriz. Ama bunlar� istemek
para etmez. �Beni sev, bana bak, benimle ilgilen��
demenin bir anlam� yoktur. �nce sevmek gerek, ondan sonra
ba�kas�n�n sevmesini beklemek gerek. Yani ilk pozitif etkiyi
g�ndermek cesaretini ve fedak�rl���n� g�stermek gerek. Ama
sevgiyi g�stermek; hediye vermek, analar/babalar/��retmenler
g�n� yapmakla olmaz. Bunlar materyalist uygulamalard�r. Bu t�r
uygulamalar insanlar�/�ocuklar� �al g�l�m-ver g�l�m
sevgisi� ne g�t�rm��t�r. Biz sevgimizi �ok ba�ka
yollarla g�sterebiliriz. G�r�ld��� gibi, kayna�� Yaradan olan
Sevgi Enerjisi kabala�t�r�lm��t�r. Bu kabala�madan
kurtulunabilindi�i �l��de, sevdi�inizin ka��n�n, g�z�n�n,
�st�n�n-ba��n�n �nemi kalmaz. D�� g�r�n���ne tak�lmadan, i�ini
g�rmeye, duygular�n� almaya ba�lars�n�z. Bu duyguda�l�k
al��-veri�i ba�lad��� zaman, art�k sevgiye yakla��l�yor
demektir. Duygusall�k, kontrol alt�na al�nm��, duygular
s�ptille�iyor demektir. Duygular�n s�ptille�mesiyle
deneyimlenen duygulanmak, be�erlikten kurtulup insanla�maya
y�neli�in bel�rtilerinden biri olsa gerek� Her realitenin
duygusall��� vard�r. �nemli olan, kontrol alt�nda, bu
duygusall��� giderek s�ptille�tirmektir. Hi�bir kar��l�k
beklemeden ba�kalar�n�n (d��manlar�m�z da d�hil) dertlerini
dert edinmek de, empati kurmak da duygusall�kt�r ama bu
duygusall�k bencilce/�ocuk�a bir duygusall�ktan �ok farkl�d�r.
Duygusall���n bu �ekilde geli�tirilmesi(latifle�tirilmesi);
insan varl���n�n i� b�nyesinde de bir
�zemin haz�rl����
olu�turur ve i�sel titre�iminin y�kselmesine neden olur. Bu
zemin; y�ksek tesirlerin ve sevgi enerjisinin bizde enkarne
olmas�na elveri�li bir zemindir. Duygusall���n e�itimi bu
a��dan da �ok �nemlidir. Duygusall�kla �v�nmek d�nya insan�na
�zg� bir garipliktir. Duygular� �ok iyi tan�mam�z,
y�nlendirmemiz ve onlardan �ok iyi yararlanmam�z gerek. Yani,
ruh varl��� ve bedenin y�neticisi olarak, duygular�m�z�
kullanmam�z gerek. Duygular�n bizi kullanmas� de�il, bizim,
duygular�m�z� kullanmam�z gerekir. Duygular arac�l���yla,
fizik planda olu�an her t�rl� enerjetik de�i�ikli�in sonucunda
ortaya ��kan �bir ba�ka etki� yi bizim �ekip
alabilmemiz, bizim kendimizde mevcut titre�im
d�zeyini(realitemizi) y�kseltmemiz gerekir.
�imdi insanl�k ailesi olarak ister istemez b�y�k bir h�zla
bunu ortaya ��karmaya �al���yoruz. Bu bir zemin haz�rl���d�r.
D�nya Rabbi�nin sevgisinin b�y�k bir yo�unlukta bu mek�na
enkarne olmas�n� m�mk�n k�lacak bir zemin haz�rl��� (�Melek�t�un
yere inmesi��). Ku�kusuz O�nun y�ce sevgisinin ta��y�p
getirdi�i �Y�ksek
Enerjili Bilgi� de
s�z konusudur. Ama g�r�n��e g�re, insanl�k ailesine y�ksek
enerji ta��yan s��rama yapt�racak �Bilgi� ile
insanlar�n kar��la�malar� hen�z olas� de�ildir.
K�yam ve Devre Sonu
Her
ne pahas�na olursa olsun, bu ince titre�imlere, (ki son
g�nlerdeki ad� kristal enerjilerdir) y�kselmek zorunday�z.
Tanr�sall���n �uur alan� i�inde, O�na hizmet ederek geli�meyi
taa devrenin ba��nda pe�inen kabul etmi� olan bu devrenin
varl�klar� bizler, d�nya okulun ��rencileri olarak
vazifemiziba�armak durumunday�z ve
�k�yam etmek�yani
uyanmaktan, �uurlanmaktan biz bunu anl�yoruz. Bu anlamda k�yam
edenlerle �Yeni �nsanl�k�
olu�acak biliyoruz. Bunun i�in her t�rl� inceli�in artmas�,
ince tesirlerin yay�lmas�, titre�im d�zeyimizin y�kselmesi ve
sevgi enerjisini giderek daha �ok alma liyakatine ula�mak
durumunday�z. Bunun ba�ka t�rl� ifadesi de;
��uur uyan�kl���na ge�mek�,
�anlay�� kapasitesini art�rmak�,
�sezgimizi art�rmak� demektir. Bu de�i�imi
�uurlu olarak kendi kendimize yapamad���m�za g�re; bir tak�m
manip�lasyonlara (�l�mler, kal�mlar, �e�itli felaketler, derin
halet ya�atan epr�vler vs.) maruz kalmam�z olas�l��� �ok
y�ksektir. Ne kadar �st�rapl� olursa olsun, egomuzun rahat� ne
kadar ka�arsa ka�s�n, t�m bunlar�n nedeni; varl���m�z�n i�inde
bulundu�u d���k titre�im d�zeyinden, daha y�ksek bir titre�im
d�zeyine do�ru y�kselebilmektir. Bir bak�ma titre�im
d�zeyimizin y�kselmesi; bizim
�Y�ksek Enerjiler�
ile temasa ge�memizin haz�rl���n�n belirtisidir.
�Evrensel Bilgi�
ve onu getiren sevgi enerjisiyle temas edebilir hale gelme
haz�rl���� Bunun en �nemli gere�i de, yukar�dan beri s�z
konusu etti�imiz otomatizmadan, ko�ulland�rmalardan ve
duygusall�ktan kurtulmakt�r. ��nk� bunlar sevgi ve onun
getirdi�i bilgi ak���n� engelleyen t�ka�lard�r.
Onun
i�in bunlara �ok kad�m zamanlardan beri dikkat �ekilmi�tir ve
tekrar tekrar denilmi�tir ki,
��nsanlar birbirini sevmelidir.�
�nsanlar aras� sevgi enerjisi sirk�le edilmelidir. Bu
sirk�lasyon mantalden astrale, oradan da fizi�e, d�nyasal
�uura indirgenmelidir ama bozulmadan, yozla�t�r�lmadan ya da
asl�na �ok yak�n vaziyette� Bu nedenle, sevgi enerjisinin
ak���na yard�m eden ya da onun bir yerlerde bloke edilmesine,
t�kan�p kalmas�na ya da kabala�t�r�lmas�na sebep olan
unsurlar�n �zerinde durmakta yarar vard�r.
�Neden Sevemiyoruz?�
konusu bu bak�mdan �nemlidir. Hangi t�rden olursa olsun,
de�i�ik y�ksek tesirleri al�yoruz fakat otomatizma,
�artland�rma, duygusall�k ve benzeri durumlar�m�z nedeniyle o
tesirleri i�leyip, etraf�m�za da��tam�yoruz. Bu nedenle
duygusall�kla ve olumlu/olumsuz d���ncelerle ilgili
bilgilerimizi biraz daha g�zden ge�irmekte ve onlar�
uygulamakta yarar g�r�yoruz.
Pozitiflik ve Sevgi
Kendini
tan�ma cehti i�inde menfi(negatif) d���nceleri pozitife
d�n��t�rmek bizim kendi elimizdedir ve i�imizdedir. Bizim
kendi �uur hareketimiz i�erisinde negatiflik, pozitif hale
d�nebilir. Negatif nitelikli duygu ve d���ncelerin yok
edilmesi� Kontrol� ele ald���m�z zaman, bunu g�rmemiz/fark
etmemiz gerekir �nce. Negatifleri kontrol alt�na ald���m�z
zaman, pozitifler zaten ortaya ��kmaya haz�r beklemektedirler.
Sevgi enerjisi de b�yledir. Astral ve mantal temizlik ve kalp
temizli�i ba�ar�ld�ktan sonra, o y�ce evrensel etki her yerde
haz�r z�ten... D�nyasal/be�eri kirin-pas�n, tortular�n,
ba�lant�lar�n ve ko�ulland�rmalar�n terk edilmesi s�dele�mekle
gelen ar�nm��l�k ve �diri�lik beraberinde
otomatik olarak pozitifle�meyi getirecektir. Kinin, gururun,
bencilli�in, nefretin, korkunun kontrol alt�na al�nmas� genel
anlamda menfi heyecan�n/duygusall���n pozitifle�tirilmesi
demek; onun/onlar�n yok edilmesi demektir. Kendimizi
anlama/tan�ma konusunda samimiyetle bir �al��ma yapmak
istiyorsak, �nce negatif heyecanlar� pozitife d�n��t�rmekte
gayret etmekte yarar vard�r.
Nefretleri sevgiye, k�skan�l�klar� ve cimrilikleri
di�erk�ml��a �evirmek tarz�nda i�i daha derinden ele ald���m�z
zaman, kendimizi yava� yava� tan�yor kabul edebiliriz. Negatif
d���nce ve duygular�m�zla, bunlara ba�l� olarak negatif
hareketlerinizi pozitifle�tiriyorsan�z; bu, kendinize /
nefsinize egemenlikten, egoya muhalefet edebilme g�c�nden
dolay� olabilmektedir. Nerelerde d���nce ve duygular�n
negatifle�ti�inin, hangi durumlarda negatif d���nceler
�retti�imizin fark�na varmak ve bunlar� kontrol alt�nda
tutmaya �al��mak kadar b�y�k bir �ey olamaz. Yani kendini
tan�may�, daha ba�ka hususlarda aramaya gerek yok. D���nce ve
duygular�n kontrol� �ok �nemlidir ama olduk�a zordur. Bununla
birlikte her ne olursa olsun, deneyen de, denenen de biz
kendimiz oldu�umuz i�in, bunu yapmak bize d��er. Ba�ka birisi
bizi kesinlikle ayarlayamaz ve kontrol alt�na alamaz; bir
insan�n bizi kontrol alt�na almaya �al��mas�, geli�im
a��s�ndan ve sabr�m�z� g��lendirme a��s�ndan bize hizmettir.
Tahakk�m alt�na al�nma korkusu be�eri bir yan�lg�dan ba�ka bir
�ey de�ildir. Varl�k, varl���n geli�imine hizmet etmekten
ba�ka bir �ey yapamaz. Sadece birilerinden baz� temel bilgiler
elde edersiniz, birileri vas�tas�yla derin h�letler ya�ars�n�z
ama uygulamay� yap�p, belirli sentezlere ula�mak sizin kendi
i�inizdir. Her varl�k bunu yapabilecek, kendi y�k�n�
ta��yabilecek g��te, kendi kendini yarg�layabilecek
y�celiktedir. Bedenli yan�m�zla bu m�cadelede ba�ar�, b�y�k
�l��de heyecanlar�n ve d���ncelerin kontrol�ne, terk edilmesi
gerekeni gerekti�i yerde terk etmeye ve makul vicdan �l��leri
i�inde s�dele�meye ba�l�d�r.
Kontrol edemedi�imiz her duygusal hareket er ya da ge�
ba��m�za dert olacak/olmaktad�r. Bu bizim g�nl�k ya�am�m�zd�r.
Duygular�n d���nda ba�ka bir �ey yapamay�z. Nefs, hemen hemen
tamamen duygu hayat� demektir. Olu�un, hangi y�ne do�ru
gitti�ini anlamak, onu hissedebilmekle olur. O y�ne gidi�imizi
hislerimiz sa�lar bize. Onun i�in kaba hislerin/duygusall���n
kontrol� ve ger�ek hisleri (ilhamlar�, sezgileri) yakalamak
�ok �nemlidir. Bu y�zden onlar�n ba��bo� hareket etmesine
m�mk�n oldu�u kadar engel olmaya �al��makta yarar vard�r.
��nk� negatif karmalar ya�am plan�m�za ters d��en durumlar
olu�turmam�zda buna ba�l�d�r.
Karmik Y�k�n Hafiflemesi
Bu
�ekilde dikkatli bir ya�am tarz� ve ya�am anlay��� i�inde
karmalar�n giderek incelmesi de s�z konusudur. �nsanlar kaba
bir tarzda negatif karmalar yapamayacak �ekilde uygarla�ma
liyakatine sahiptir fakat d���ncelerin s�ptilitesi (latifli�i,
letafeti) hen�z o d�zeye varamam�� oldu�undan �sa Peygamber
uyar�s�n� as�rlarca �nceden yapm��t�: �D���ncelerinizden
bile sorumlusunuz.� Bu s�ze 2000 y�l �nceki
Yahudiler�den �ok, devrenin biti� g�nlerini ya�ayan bizlerin
ihtiyac� var. O insanlar �d���nce kontrol�n�n�
hayati �nemini kavrayacak kapasitede belki de�ildiler ama biz
�imdi bunun �nemini hi� de�ilse sezmi� durumday�z. Evet, �sa
Peygamber bu veciz ifadesiyle karmalar�n, d���ncelerin
negatifli�i ve pozitifli�i bak�m�ndan ele al�nabilece�i bir
d�nemi i�aret etmek amac�yla bu uyar�y� yapm�� olmas� daha
olas� de�il mi? Yak�n gelece�imizdeki Yeni �nsanl�k i�in
ge�erli olacak bir s�zd�r o� Orada insanlar �d���nce
kontrol�n�n� ne oldu�unu bilecekler, ger�ekten
beyinleriyle ya�am�� olmay� ��renmi� olacaklard�r. Kur�an
ifadesiyle �beyinsizlik� tarihe kar��m��
olacakt�r. Yeni �a��n en belirgin niteliklerinden bir tanesi
insanlar�n ger�ekten �beyinleriyle ya�amay� bilmesi�
olacakt�r. Bedenleriyle de�il, beyinleriyle� Beynin t�m
yeteneklerini kullanabilmeyi, t�m merkezlerini
�al��t�rabilmeyi ��reneceklerdir. Bu nedenle o zaman herkes
do�al olarak birbirini sever hale gelecek, sevgi enerjisinin
insanlar aras�ndaki sirk�l�syonu g�zle g�r�l�r hale
gelecektir. ��nk� beyinler, egolar�n egemenli�inden kurtulmu�
olacakt�r. Daha do�rusu bu durumda olan insanlar Yeni
�nsanl��� olu�turacak�
Hisseden
Ama Bilmeyen �nsan
H�lihaz�rda,
genel g�r�n�m olarak duygular�m�z ger�ekten de bizleri ve her
�eyi y�netir durumdad�r. ��nk� insanl���n geli�iminde irade
ile d���ncenin ortakla�a �al��mas� �ok yenidir. ��nk�
insanlar, geli�im s�reci i�inde, �nce duygulanmay�
��renmi�lerdir. D���nmeyi ��renmeye ba�lamalar� olduk�a
yenidir. D���nmekten �ok, hissetmeye �nem veririz. Duygular�n,
duygulanman�n d���nceye g�re �ok daha ya�l� olmas�, elbette
onun �zerimizdeki egemenli�inde �nemli rol oynar. Onun i�in,
�Hisseden ama
bilmeyen insan��dan
s�z etmek olas�d�r. ��nk� �bilmek� bir yerde
d���nmeyle olan bir etkinliktir. D���nmek, yani e�yalar
aras�ndaki farklar� tayin edebilmek, e�ya ile kendi aras�ndaki
ba�lar� kurabilmek, kendinin ve e�yan�n i�eri�ini
anlayabilmekle olas�d�r. �stelik bir amaca ba�l� olarak, iyi
bir konsantrasyonla yap�lan bir �al��ma sonunda ortaya ��kan
bir etkinliktir d���nme. Oysaki 10-15.000 y�l �ncesinin ilkel
insanlar�ndan b�yle etkinlikler beklenemez ama duygulanmas�,
hissetmesi olas�d�r.
��inde bulundu�umuz devrenin �u biti� g�nlerinde; giderek,
duygular�n g�c� zay�flam�� olabilir ama tamamen ortadan
kalkm�� de�ildir. Belki �zerimizdeki egemenliklerinin azalma
meyli olu�mu�tur. Ama bu, insan varl���n�n duygular�n�n
egemenli�i alt�ndan kurtulmu� oldu�unun g�stergesi olamaz.
Hatta dejenerasyonun ortaya ��kt��� noktalarda g�r�yoruz ki
duygular�n kontrols�zl��� �n plana ��km��t�r. Dejenerasyon
duygusall�klarla yay�l�r, d���nce ve bilgi yoluyla yay�lmaz.
Bir �ey yozla�t�r�lacaksa, ba�ka bir �eye d�nd�r�lmesi
gerekiyorsa, bozularak d�n�lecektir ki, d�n�lmesi kolay olsun.
Bunun yolu duygular� dejenere etmektir. Bireylerin
duygusall�klar�ndan yararlanmakt�r, duygu s�m�r�s� yapmakt�r.
Bu asl�nda iyi bir �eydir. �nsanlar eskiyi kolay kolay terk
edemezler. De�i�imler daima dejenerasyonla beraber ba�lar.
Dejenerasyon olmadan herhangi bir de�i�imden s�z etmek
hayaldir. �Eski�
dejenere olup yozla�madan
�yeni� ortaya ��kmaz.
S�k�nt�lar�m�z�n b�y�k bir k�sm� hislerimizin dejenere
olmas�ndan ileri gelir. Dejenere olmu� duygularla hareket
etti�imiz zaman, kendimizi �ok daha mutsuz ve umutsuz
hissederiz. ��nk� duygular�m�z�n bizim �zerimizdeki bask�s�,
bilgiden ve d���ncelerimizden daha fazlad�r. Hemen hemen her
eylemin arkas�nda bir his bulundu�unu biliyoruz. Bu
bak�mlardan dolay� da hislerimize �ok dikkat etmek ve onlar�
iyi e�itmek zorunday�z. En az�ndan bu devrenin be�eri kadrosu
olarak, duygular �zerinde, bir bak�ma mast�r yapmak �zere
var�z.
Yiyiciler ve �retkenler
Hisler bizim kullanabilmemiz i�in bir enerji yarat�r. En b�y�k
i�levleri de budur. Kullanmam�z gereken enerjiyi yaratan
kaynaklardan biridir. S�z konusu hisler ya yarat�c�, ya da
yiyici nitelikte olur. �yle hisler vard�r ki; bizi ve
�evremizi yer bitirir, enerji emicidirler. Bunlara
�enerji yiyiciler�
diyebilirsiniz. Bunlar�n yan� s�ra
��retken� t�rde
hisler de vard�r. Tamam�yla enerji �retirler. Bireye ve
�evresindekilere sonsuz derecede yarar sa�larlar. Bu nedenle,
duygular�(hisleri) kontrol alt�nda e�iterek, onlarla pozitif
�retim(�s�lih amel�) sergileyebiliriz.
Demek ki, hisleri kontrol alt�nda tutmak gerekti�inde,
kesinlikle d���nmemiz gereken husus; bunlar�n yarat�c� m�,
t�ketici mi olduklar�na bakmakt�r. Kendini tan�ma
�al��malar�nda bunlar� da g�z �n�nde bulundurmakta yarar
vard�r. Bu tutum bizim mutlulu�umuzu sa�layacak, insana
yara��r bir gelecek haz�rlamam�za yard�mc� olacakt�r. Ge�ici
ve avutucu olmayan mutluluk, duygusall���n kontrol�yle gelen
i� huzurudur.
Duygular�n
enerji t�keten veya �reten durumda bulunmas�, karmik konularla
da ba�lant�l�d�r. Enerji t�keten duygular�m�z�, enerji
yaratan/�reten duygular haline getirebilmek i�in pek �ok kez
enkarne olmak zorunda kalm���zd�r. ��te bundan dolay�,
�Hissediyor ama bilmiyor�
durumda bulundu�u i�in yani t�ketici duygulara sahip
oldu�undan dolay� �e�itli zorluklar i�erisinde kal�r insan.
��nk� ac� ve �l�m korkusu insanlar� harekete sevk eder,
tembellikten ve hastal�ktan kurtar�r.
�Acaba ya�am plan�m nedir, hangi
karma d���mlerim var, karmam� nas�l ��zebilirim, ��zd�m m�,
��zecek miyim�� gibi nefsan� meraktan
kaynaklanan d���ncelerle enerji yitirmek yerine;
�duygusall�klar�m�
nas�l kontrol alt�na alabilirim, negatif duygular� nas�l
n�tralize edebilirim, be�er� ko�ulland�rmalardan ve maddenin
c�zibesinden nas�l korunurum��
�zerinde titizlenmek daha isabetli, iffetli ve bilgece
bir tutum olacakt�r.
Enerji t�ketici ya da �retici olu�umuna ba�l� olarak, toplum
i�erisinde s�rekli olarak birbirimizin enerjilerinden
yararlan�r�z. E�ler birbirlerinden, arkada�lar birbirlerinden,
herhangi bir birlik/topluluk, oldu�u gibi toplumdan devaml�
olarak enerji almak suretiyle hay�tiyetini s�rd�r�r. Bu
bak�mdan s�dece maddesel g�dalarla beslenmedi�imizi, sevgi ve
�teki tesirleri de t�ketmek durumunda bulundu�umuzu hat�rdan
��kartmamak gerek. Nas�l ki enerji yaratan duygular�n en
y�kse�i sevgidir. S�rekli pozitif ve y�ksek titre�imli bir
duygu halidir. Bu durumda bulunabilirsek,
�hem bilen, hem de hisseden�
varl�klar olma durumumuzu koruyabiliriz. D���k titre�imli
duygular zamanla bertaraf edilerek y�kseltme �al��malar�
yap�l�rsa, g�nl�k ya�amada huzur, sevgi ve uyum gelir.
Ger�ekten birbirlerini seven insanlar birbirlerine kar��
s�m�r�c� de�il, enerji �reten bir sevgi i�inde olmalar�
gerekir. Kar��l�kl� veri�ler h�linde oldu�u zaman g�zel,
makbul ve insanca bir gidi� elde edilir. Ama bireylerden
birisi hep vermeye, �tekisi de hep almaya al���rsa, belli bir
yere kadar gider, enerji bittikten sonra, bir bah�ne ile
s�rt��meler, didi�meler ve ayr�l�klar ba�lar.
Otomatizman�n, nefsan� ko�ullanman�n, ��karc� / s�m�rgen
ko�ulland�rman�n ve duygusall���n yan� s�ra, sevgi i�in ba�ka
bir engel de �zde�le�melerdir. Kendimizin d���ndaki objelerle
kendimizi bir tutmam�z, e� ko�mam�z� �zde�le�melerimiz s�dece
sevgi enerjisi i�in engel olu�turmakla kalmazlar, uyum sa�lama
kabiliyetimizi de k�s�tlarlar. Yani bir �eyleri kendinizde
putla�t�rd���n�z zaman, ba�ka �eylere uyamazs�n�z. Be�erin
d�nyada bir�ok �eyle kolayca �zde�le�mesi �ok kad�m
zamanlardan beri bilindi�inden; �zde�le�meye kar�� hep
uyar�lm��, en b�y�k g�nahlardan biri say�lm��t�r. �zde�le�me
durumunda insan, �zde�le�ti�i objeyle/kimseyle sevinir, onunla
�z�l�r, onun g�d�m� alt�ndad�r.Hepsi ge�ici oldu�una g�re,
sahip olduklar�m�zla e�ko�mamak gerekir. E�ko�malar,
�zde�le�meler ge�ici mutluluk getirir ama �o�u kez de negatif
karma olu�turup geli�memizi a��rla�t�r�r.
�zde�le�medeki en b�y�k risk, b�yle bir kimsenin kendi
varl���n� unutmas�d�r. Kendini unutan ki�inin ise
geli�mesinin, insanl�k g�revlerini yerine getirmesinin, sevgi
enerjisiyle olan ba�lant�s�n�n zorla�mas� s�z konusudur. Bu
durumda olan bireyin objektifli�i ve akl� ilkeleri daral�r,
anlay��� kaybolur ve taraf tutar. Kendisiyle
�zde�le�ti�i obje/kimse aras�nda fark yoktur. �zde�le�ti�i �ey
elinden gitmesin diye her �eyi �i�ner ge�er, bunu yapamazsa
bunal�ma girer. Ama �zde�le�ti�i �ey art�k kendisini tatmin
etmiyorsa, onu da bir tarafa atar. �zde�le�ti�i �eyden ba�ka
hi�bir �eyi g�z� g�rmez. ��in k�t�s�, bu �zde�le�mesini ve ona
ba�l� olarak ta�k�nl�klar�n� �sevgi� diye
niteler. Bu �a�k�n aray�� (te�evv��) i�inde yanl�� adreslerde
zaman yitirir, yapay mutluluklarla oyalanmaktan kendini
alamaz� �zde�le�meyi yeren en g�zel atalar s�z�, �A�k�n
g�z� k�rd�r��. Buradaki �a�k� tutku
haline getirilmi� �zde�le�medir ve
�Hi�bir �eyi g�remiyorsunuz,
anlayam�yorsunuz�� anlam�ndad�r.
�zde�le�menin daralm�� yo�un ilgisi sevgi de�il, o obje/kimse
�zerinde hegemonya kurmakt�r. Kendini tatmin i�in,
objeyi/kimseyi kendi tekeline almakt�r. Unutmayal�m ki;
�Mal can�n yongas�...� olduk�a, �st�rap verecektir.
Sevgi, �zde�le�meyle de�il, tam tersine
�terk� ile olur.
Burada �terk�;
herkese ve her �eye kar�� akl� ve vicdan�(makul vicdan)
kullanarak, yerinde ve zaman�nda hareket etmektir,
�zde�le�meleri terk etmektir. Sevmek, tekel alt�na almak
de�il, sevilenin �zg�rce geli�mesine olanak sa�lamakt�r.
Kozmosla Uyum ve Sevgi
G�r�ld���
gibi; �zde�le�me konusu; bizim, sevgi enerjisini kullanmam�za
ve onu da��tmam�za en b�y�k engellerden biridir. ��nk� sevgi
enerjisi yap�c� bir enerjidir, varolu� enerjisidir. Ruhsal
enerjinin madde �zerindeki tasarrufu, sevgi enerjisinin
arac�l���yla olur. Sevgi enerjisini bu �ekilde kullanamazsak,
bedenimizi y�netimimiz de zay�flar. Sevgi enerjisini kendi
benli�imizden ge�irmedik�e, sa�l�kl� bir bedene de s�hip
olamay�z. Hastal�klar�n, rahats�zl�klar�n b�y�k bir k�sm�,
kozmik bir dengeye ula�amamam�zdan ileri gelmektedir, kozmosla
aram�zda bir uyumsuzluk var demektir. Kozmostan gelen sevgi
gibi, �teki pozitif tesirleri alam�yoruz, yans�tam�yoruz,
dolay�s�yla evrensel ge�irgenlik/iletkenlik i�levimizi yerine
getiremiyoruz demektir. Kanser, AIDS(ve daha ileride
��kabilecek bunlar�n benzeri) gibi rahats�zl�klar�n
nedenlerini bu durumlarda aramakta yarar olabilir.
Sevgisizli�in, sevgi enerjisini b�nyeden ge�irememenin meydana
getirmi� oldu�u dengesizlik; hastal�k �eklinde ortaya
��kmaktad�r.
�zellikle duygusall�k ve �zde�le�melerle ba�lant�l� olarak
�Bencillik�,
yani �Egoizma�
da sevgi enerjisi i�in �nemli diren� t�rlerinden biridir.
Bencillik, egonun e�itilmemi� olmas�yla ilgili olarak bireyin
hep kendisini, kendi ��karlar�n� d���nmesi h�lidir. Bencil
bireyin sevgisi de bencilcedir, ��karc�d�r, kar��l�ks�z
sevmesi �ok zordur. Oysaki ger�ek sevgi; ho�g�r�, merhamet,
fedak�rl�k gerektirir, bu �ekillere d�n��erek ortaya ��kar.
Ger�ek sevgide kin yoktur, kar��s�ndakini oldu�u gibi kabul
eder, yeter ki onunla �zde�le�memi� olsun. �zde�le�me i�in
i�ine girdi�i zaman
�oldu�u
gibi kabul etmek�,
�kendi tarz�na uymayan yanlar�n�
da
ho�g�r�yle kar��lamak�
�ok zorla��r. E�er �zde�le�me yoksa, �ger�ek sevgi�
sirk�l�syonu s�z konusu ise, kar��s�ndakini kendisine
benzetmeye �al��maz. Onun zaaflar�; kabuklar�yla,
dejenerasyona u�ram�� yanlar�yla kahrolur, ama sevgisini
s�rd�rmeye �al���r, d�zelmesi i�in dualar�n� eksik etmez.
Nefret duygusunun, sevginin yerini almas�na izin vermez. ��nk�
�ger�ek sevgi�
de tersine d�nme olay� yoktur. Yani �ger�ek sevgi�
nin nefreti olmaz; sevdi�iniz insan sizden nefret etse, hatta
tiksindi�ini, �ekilmez oldu�unuzu s�ylese bile� �Ger�ek
Sevgi� �d�llendirme/cezaland�rma sistemlerinden
etkilenmez. Onlar� kaale almaz. Her ko�ulda sevgi, sevgidir�
Asla ve asla ayr�m yapmak s�z konusu de�ildir. Din, �rk vs.
ger�ek sevginin tezah�r etmesi i�in kesinlikle bir engel
olu�turmaz. Buna biz daha �ok,
�Varl�k Sevgisi�
diyoruz.
Anlay���n Egemen Oldu�u Bir Sevgi
Ger�ek
sevgi birle�tirir, koparmaz ba�lar, y�kmaz yapar. Ger�ek sevgi
bencil de�ildir. Kendisi i�in istediklerini kar�� tarafa da
verir. Hatta �nce kar�� tarafa verir. Verdi�i �eyden kendisine
artmasa bile, kar�� tarafa verdi�i zaman, kendisi alm�� oldu�u
zamankinden daha �ok i�sel bir huzur duyar. ��nk� ger�ek sevgi
vermektir, vericiliktir, fedak�rl�kt�r, bencilliklerin
terkidir. Ger�ek sevgide vicdani bir durum vard�r. Ger�ek
sevgi ko�ullara ba�lanmaz. Bu duruma gelebilmenin yolu kendini
tan�maktan/bilmekten ge�er. Kendimizi tan�mamaktan, maddeyle
�zde�le�mekten dolay�, ne kadar dejeneratif bir hayat ya�asak
da; eninde sonunda d�n�� �+� olana olacakt�r.
Hi�bir varl�k, �lahi Murada hizmet etmekten ba�ka bir �ey
yapamaz. Onun sevgisini b�nyeden, giderek daha fazla bir
�ekilde ge�irir h�le gelmek; bizim i�in, tek�m�l etmektir.
Ba�ka bir deyi�le; �lahi Murada daha iyi hizmet eder hale
gelme s�reci de giderek, �iyi kul� ifadesinde
anlam�n� bulan �pozitifle�mektir�.
Durum bu oldu�una g�re; insan�n y�celi�ine yara��r, erdemli ve
iffetli bir ya�am i�inde, Rahman ve Rahim olan k�yam ettirici
etkiye giderek uyum sa�lama(�Yukar�ya do�ru esneme�)
titizli�i ve gayreti i�inde kendi titre�imsel durumumuzu
y�kseltmek zorunday�z. Bu �ekilde maddenin es�reti d���nda
ya�amay� becermek ve bunun sonucu olarak sevgi enerjisini
giderek b�nyemizden daha fazla ge�irecek h�le gelmek
zorunday�z. Bu da, m�mk�n oldu�u kadar, maddenin az hamal�
olarak, dejenerasyonun oyunca�� olmayarak, negatif karma
olu�turmayarak, negatif formpanselerle astralimizi giderek
karartmayarak olacak/ba�ar�lacak bir i�tir.
Neden Sevemiyoruz?
�imdi
ise, neden bu haldeyiz, yani neden sevemiyoruz? ��nk� bu
g�nler(dejenerasyon d�nemi); be�eriyetin
ruhtan/ruhsall�ktan/kozmik insan idealinden en uzak konumda
bulundu�u d�nemdir. Animalitenin her y�nde artmas�, �-�
olan di�il ilkenin etkisinin yo�un olarak hissedilmesi
d�nemidir. �Merkez�
i kaybeden birey, �Merkez� den gelen etkiyi,
sevgi ve bilgi enerjisini alamaz... Bu durum onun yozla�ma
i�inde oldu�unun g�stergesidir. Dejenerasyon yolunu se�mi�
olan kimselerin dejeneratif ya�amda iyice doyuma ula��p,
kendilerine gelebilmeleri i�in; Sad�klar Plan��n�n da
belirtti�i gibi, ��t�m azg�nl�klar�n dizginleri
gev�etilmi�tir�� ama s�nanmak i�in, uyanmak i�in.
Yoksa olmakta olanlar�n marifet/fazilet oldu�undan de�il.
�yice b�k�l�p, usanana, tiksinene, insanl���ndan utanana kadar
bu yolda ilerlemek durumundad�rlar. ��nk� neftsen b�k�lmadan,
vicdan�n tad�na var�lmaz.
G�r�ld��� gibi, �sevgi�
ve �dejenerasyon�
birbiriyle yak�n ili�kili iki kavram. Be�eri varl�klar olarak
her birimiz, b�nyemizden sevgi enerjisini daha �ok ge�irecek
hale gelmedik�e, bunun do�al sonucu olarak, birimizden �tekine
sevgi sirk�l�syonunu s�rekli k�lmad�k�a, dejenerasyondan
kurtulamayacakt�r. Ya da tersinden ifadesiyle, bug�n i�inde
bulundu�umuz genel dejenerasyondan kurtulmad�k�a; sevgi
enerjisini b�nyemizden daha �ok ge�irir ve da��t�r hale
gelemeyece�iz. ��nk� bar�� ve huzur bize d���m�zdan de�il,
kendi i�imizden gelecektir. Bunun gere�i olarak da, be�eriyet
kendi durumu hakk�nda ruhsal/i�sel bir idrake ula��ncaya
kadar, bu dejeneratif �alkant� ve �st�rap s�rece�e
benzemektedir.
Ku�kusuz, genel dejenerasyon i�inde s�z konusu
�idraklenme s�resi�
ni k�saltmak i�in �e�itli toplumsal ve do�al �ok olaylar�
ya�anmas� �ok uzak bir olas�l�k de�ildir. B�t�n bunlar�n
hedefi, bize kendi kendimizi tan�tmak, bizi yersel(d�nyasal,
be�eri) teslimiyetten kurtarmak, g�ksel teslimiyete
y�kseltmektir. D�nyasal yan�m�z olan egoyu ve onunla
ba�lant�l� olarak duygular� kontrol alt�na almaya �al��mak
kolay de�ildir. Bundan dolay� insan, e�er kendini tan�ma
bilincine de ula�amam��sa; �e�itli teviller ve savunma
mekanizmalar�yla, ayr�ca �e�itli be�eri empozisyonlar�n(moda,
reklamlar, inan�lar) arkas�na saklanarak, egoyu tatmin yolunu
ye�ler. Ahlaki yetersizlik ve cahillik i�inde rahata
d��k�nl�k, bedensel ve zihinsel konfora yatk�nl�k be�eri
ko�ulland�rma moda, a��r� kaale al�nma, ilgi �ekme gereksinimi
ve i�valar, bizi kolayca dejenerasyonun oyunca�� h�line
getirebilmektedir. Bunlar ayn� zamanda sevgi ak���n� t�kayan
d�nyasal(hatta astral) tortu ve t�ka�lard�r. B�yle bir
maddele�me ve yozla�ma s�reci i�inde negatif karmalar
olu�turarak; enkarnasyon hedefimizden uzakla�abilmekte,
dolay�s�yla telafisi zor, gereksiz zaman kaybettirici
epr�vlere girebiliyoruz. Epr�vlere girmekten amac�n, olaylar�n
getirdi�i(epr�vle�erek gelen) bilgiyi almak oldu�unu daha �nce
de �e�itli vesilelerle belirtmi�tik. Bilginin de ta��y�c�s�
sevgidir. �imdi biraz da sevgi a��s�ndan
�bilgi� yi ele
alal�m.
Bilgi ve Sevgi
Epr�v ge�irmenin ba�ka bir amac� da olaylara enkarne
vaziyette yak�n �evremize/kar��m�za kadar gelen bilgiyi
alman�n yan� s�ra, kendi i�imizdeki yani mantalimizdeki
bilginin a���a ��kar�lmas�d�r. G�nl�k ya�am i�inde
s�zlerimizle ama daha �ok hareketlerimizle �evremize �ok
�eyler veririz ya da biz ba�kalar�n�n davran�� ve tutumundan
uyan�kl���m�z, s�k�netimiz ve fehim g�c�m�z oran�nda baz�
�eyler al�r�z. Bu �ekilde ya�amlar�yla be�eriyete �rnek olmu�
pek �ok insan vard�r. Bunlar ayn� zamanda varl�k sevgisine
sahip kimselerdir; di�erk�md�rlar, vericidirler, fedak�rd�rlar
��nk� b�nyelerini sevgi enerjisini daha �ok ge�irecek �ekilde
temizleyebilmi�ler, d�nyasal
de�erlere
ve be�eri empozisyonlara kar�� s�dele�ebilmi�lerdir. ��te
bunlar ayn� zamanda; m�kul vicdan do�rultusunda bilgisinin
sorumlulu�unu duyan ve bildi�ini uygulayan insanlard�r.
Bildi�ini uygulayan ki�i, ba�kalar�n�n baz� y�nlendirmeleriyle bunu yap�yor
olabilir. Yani o uygulama tamamen onun iradesinde de�ildir.
Ba�ka bir ifadeyle, onun �retme projesine uygun de�ildir. ��te
bunun daha ileri bir a�amas�,
�bildi�ini, kendi bildi�i gibi
uygulayan insan� d�r. En
zor olan a�ama da budur zaten. Bilgiyi nerede, nas�l, hangi
zaman ve mek�n ko�ullar�nda uygulayacaks�n�z ve uygulaman�n
sergileni�indeki doz ne olacak? Bu �ekilde bir y���n
sorumluluk ve irade g�c�yle beraber aksiyonunuzla ortaya ��kan
bilginin e�li�inde onun ta��y�c�s� olan sevgi enerjisini de
ortaya ��karacaks�n�z� Bunlar� yapabilenler olduk�a n�dir
varl�klard�r.
Bunlara �rnek olarak; Hz. Muhammed, Hz. �sa, Atat�rk, T�rk
Spirit�alizminin kurucusu Dr. Bedri Ruhselman ve devam�n�n
gelmesini sa�layan Erg�n Ar�kdal gibi �st�n �rnekleri
g�sterebiliriz.
Bunlardan �zellikle Hz. �sa�n�n a�m�� oldu�u yolda, O�nun
evrensel boyuttaki baz� bilgilerini anlayabilmek, maddeye olan
egemenli�i elde edebilmek, kendi varl���m�z �zerindeki
denetimi en g�zel �ekilde yapabilmek, yani
�o�ulla�abilmek�
i�in, Merkez�e en yak�n hale gelebilmek i�in ilerlerken,
muhakkak ki sevgiyi de ele almak gerekir. Geli�ip, de�i�ip,
de�er kazanmak istiyorsak; sevgi konusunu halletmek
zorunday�z. Y�r�y���m�z�n ahengini sevgi ile belirlemenin
becerisini kazanmak zorunday�z. Bu hi�bir zaman sevgi
realitesinde olmak demek de�ildir. Sevgi enerjisi, bir realite
de�ildir. �nsan�n hedefi, d�nyaya geli�i, sadece insanlar�
sevmek amac�na y�nelik olmaz. �rne�in, bir realite sizin i�in
o ya�amdaki hedefinizdir, ni�in do�du�unuzun hedefidir. O
hedefe uygun olarak sizde sevgi do�ar. Bu sevgi, hedefinize
uygun bir sevgidir. Her �eyi/herkesi sevmeyebilirsiniz. Her
�eyi sevgi yoluyla da halledemeyebilirsiniz. O sizin
realitenize ba�l� bir husustur. Bu anlamda; insanlar�n
sevgileri, realiteleriyle �ok ilgilidir ama sevgi realite
de�ildir.
Yukar�da
da belirtti�imiz gibi, mantaldeki bilgi birikimimizin, i�inde
bulundu�umuz realitenin olanaklar� �er�evesinde d��a yani
d�nya �uurumuza ve ya�am�m�za yans�tabilmemizde, o bilginin
ta��y�c�s� olan sevginin yolunun a��lmas�na ba�l�d�r. Yani
mantal ile astral, astral ile fiziksel yap�m�z aras�ndaki
ba�lant�n�n diren�lerden ar�nd�r�lm�� olmas�� Dolay�s�yla
sevgi enerjisinin de mantal beden �zerinde bir etkinlik
g�sterebilmesi i�in, mantalin de tanzimine ihtiya� vard�r.
�nsanlar�n mantalinde sevgi enerjisinin birikmesi; s�z konusu
�mantalin
tanzimi/tasfiyesi�
yle yak�ndan ilgilidir. Bunu yapabildi�imiz oranda, mantalde
sevgi birikimi artar. Fizik plandaki sevgi uygulamas�,
yard�mla�ma ve birlik anlay���; giderek mantal d�zeyde sevgi
birikimine neden olur. �nisiyasyon �al��malar� bunun i�indir.
Fizik plandan gelen etkileri mantal plana aktarabilmek. �zel
�al��malar�n amac� budur. �nisiyatik ��retinin amac� bu esasa
y�neliktir: Mantal alan�n uyar�lmas� esas�... Ist�rap ve
maksatl� �st�rapla, kendini tan�ma ve safla�ma/sadele�me
gayreti i�inde fizik bedenle mantal beden aras�ndaki kirin,
pas�n, tortunun(diren�lerin) en aza indirilmesi� Mantal ile
fizik aras�ndaki t�kan�kl�klar�n a��lmas� bu yolla olur.
�nsan
bu amaca y�nelik samimi gayretiyle, pay�na d��en ruhsal
yard�m� art�rabilir. Bundan ama�, insan�n evrensel
i�levlerinden biri olan(ruhsal planla madde aras�ndaki)
ge�irgenli�ini art�rmak, bu s�yede
�Yarad�l��
Nuru� nun maddenin
derinliklerine kadar n�fuzunu sa�lamakt�r. Onun i�in rehberlik
sistemi �er�evesinde, rehberlerimiz(�ncelikle y�ksek benimiz)
s�rekli olarak mantalimizdeki kirlilikleri, p�r�zleri
gidermekle, parlatmakla me�guld�rler. Bu i�lem, mantal beden
arac�l���yla yap�l�r. Ba�l� oldu�umuz ruhsal plandan gelen
etki(sevgi+bilgi) mantalimiz arac�l���yla yorumlanarak, astral
bedenimize oradan da yine yorumlanarak fizik bedene(d�nyasal
kapal� �uurumuza) kadar iner. Dolay�s�yla m�teal(a�k�n)
yan�m�zdan ak�p gelen sevgi enerjisinin(ve onun ta��y�p
getirdi�i bilginin) asl�nda en yak�n �ekilde s�zlerimize ve
hareketlerimize yans�yabilmesi i�in; makul vicdan uygulamas�
i�inde safla�maya ve sadele�meye, d�nyan�n kendine benzetici
etkilerine kar�� korunmaya titizlik ve �zen g�stermek
zorunday�z. Neden sevemedi�imizin, derinlerdeki nedenleri bu
konuyla da ilgilidir.
S�z konusu sadele�me ve safla�ma i�inde; mantaldan fizi�e
bilgi ak�m�(buna ba�l� olarak sevgi ak�m�) daha kolayd�r.
Y�ksek benimizin, Planlar�m�z�n bizden bekledi�i de budur.
Mantalden gelen bilgi �nce vicdanda depolan�r. Vicdanda
biriken bilgi belli bir ak��kanl�k ve yo�unlu�a gelmeden
hareketlere ve ya�ama yans�maz. ��te sevemeyi�imizin bir
nedeni daha� Bu bak�mdan, vicdan� ak��kan ve i�lek halde
tutmak gerek. Mantalden(dolay�s�yla vicdandan) gelen bilgi,
fizikten kazan�lan bilgiden(fizikten mantale aktar�lan
bilgiden) daha de�erlidir.
Bunun i�in, �n�m�ze ��kan i�sel geli�im f�rsatlar�n�(ald���m�z
etkileri), onlara hemen uyum sa�layarak �ok iyi de�erlendirmek
gerek. Bu anlamda ba�ar�l� olmak, �ok b�y�k �l��de
duygusall�klardan ar�nm��l�kla olas�d�r. Ald���m�z etkilere
g�sterdi�imiz/g�sterece�imiz tepki bu bak�mdan da �ok
�nemlidir. Bu konu ayn� zamanda
�ya�am s�navlar�n�n
de�erlendirilmesiyle� de ilgilidir. Bu anlay��
ve tutum; esneklik kapasitesinin art�r�lmas� a��s�ndan oldu�u
kadar, kar��la�t���m�z etkilerin derin h�letlerinin sab�r ve
dayanma g�c� sergileyerek ya�anmas� yoluyla, fizikten mantale
do�ru bilgi aktar�m�n�n ger�ekle�tirilmesi a��s�ndan da
�nemlidir.
��te t�m bunlardan dolay� manevi(i�sel) cehtimizi elden
b�rakmamak durumunday�z. Bu cehit
ayn� zamanda,
zaman
enerjisini en iyi �ekilde kullanmak demektir.
As�l uyan�kl�k budur.
��nk� mantal uyan�� olmadan fizik uyan��(�uurda uyanmak, k�yam
etmek) olmaz. Onun i�in mantal plandan uyar�lmaya ba�lanm��t�r
be�eriyet. G�n�m�z devre sonu be�eri i�in, fizikten hareketle
mantalin uyar�lmas� daha �nemli, ama olmuyorsa, gitgide
daralan zaman i�inde do�rudan do�ruya mantalin uyar�lmas� s�z
konusu olmu�tur. Mantalin do�rudan etkilenmesiyle
�vicdan�n �n�ndeki
t�kan�kl�k� giderilmeye �al���l�yor. Geli�im ve
de�i�im s�reci i�inde; fizi�in mantale do�ru y�kselmesi,
mantal ya�am� tatmas� ve ruh�niyete ula�mas� gerek.
Bu a�aman�n da en belirgin niteliklerinden biri
�yard�mla�ma ve dayan��ma
bilinci� dir. Yard�mla�ma ve dayan��ma bilinci;
sevgi sirk�l�syonunun insanlar aras�nda kurulmas�ndan sonra
ya�anacakt�r. ��nk� ancak
�sevgi tesiri sayesinde insanlar�n, birbirinin eli ve g�z�
olmas� m�mk�n olacakt�r.� Ku�kusuz o zaman,
�neden sevemedi�imiz sorusu�
da �oktan tarihe kar��m�� olacakt�r. |