|
Fedak�rl�k, g�nl�k ya�amda s�k s�k
kulland���m�z bir s�zc�kt�r. Feda etmek, fedak�rl�kta
bulunmak, �zveride bulunmak hatta feda etmek anlam�nda terk
etmek gibi s�zc�k ve deyimleri s�k s�k kullan�r�z. Zaman zaman
iyi ya da k�t� fedakarl�k uygulamalar� da yapmaya �al���r�z.
Fakat �nemli olan bunda ne kadar ba�ar�l� oldu�umuzdur.
Fedak�rl�k yaparken, kar�� taraftan bir �eyler beklemeli
miyiz, yoksa hi�bir kar��l�k beklemeden mi yapmal�y�z? Elbette
ki kar��l�k beklemeden; z�ten kar��l�k bekleyerek bir �eyi
feda etmek / vermek, fedakarl�ktan �ok, al�� veri�tir (�Al
g�l�m, ver g�l�m...�).
Ayr�ca, herhangi bir nedenle, yani genel anlamda beklenti
i�ine girmek, erdemli ya�ay��a ters d��en bir durumdur. ��nk�,
be�eri de�er ve de�erlendirmelerle i�ine girdi�imiz
beklentinin konusu olan �ey bizim ger�ek (i�sel geli�im)
ihtiyac�m�z olmayabilir ve bu genellikle de b�yledir. ��nk�
biz, be�eri varl�klar olarak ger�ekten neye ihtiyac�m�z
oldu�unu bilmekten �ok uza��z. Zaten bundan dolay� da,
herhangi bir vicdani itilimle bir fedakarl�k denemesi yapmaya
kalkt���m�z zaman bile, buna beklentilerimizi, sahte
benliklerimizi kar��t�rmadan edemiyor ve fedakarl�k eylemimizi
/ uygulamam�z� buland�r�yoruz, be�erile�tirmi� oluyoruz..
Bu nedenle, maddesel birikimimizden, parasal
de�erlerimizden �nce; nefsani yanlar�m�z�, sahte
benliklerimiz� ve be�eri zaaflar�m�zla ilgili sorunlar�m�z�
giderme yoluna gitmekte yarar var. Z�ten esas fedak�rl�k da,
nefsaniyetten fedak�rl�k etmek, nefsaniyetle ilgili
yanlar�m�z� terketmek / feda etmektir. Bunu yapmak, maddesel /
parasal fedak�rl�klardan �ok daha zordur. Terketmemizin / feda
etmemizin daha yararl� olaca��n� d���nd���m�z yanlar�m�z
nelerdir? Bunlar, kendini bilme �al��mas�n�n da konusu olan;
tutkular�m�z, ba��ml�lklar�m�z, e� ko�malar�m�z, �n
yarg�lar�m�z, sab�rs�zl���m�z, idraksizli�imiz eve
anlay��s�zl���m�zdan ba�kas� de�ildir. Nefsaniyetimizden
kaynaklanan bu be�eri zaaflar�m�z�n �zerine giderek �nefsaniyette
yoksulla�mak� makbuldur ve ger�ek fedak�rl�k a��s�ndan
gereklidir. ��nk�, erdamli insanlara �zg� ger�ek fedak�rl���n
gere�i olan ruh zenginli�i, nefsaniyette fakirle�mekle
olas�d�r. (�Ne mutlu nefste fakir
olanlara; ��nk�, melek�t onlarlad�r.�-Hz.�sa)
Bunu ba�arabildi�imiz oranda nefsaniyet kabal���n�
yitirir, sahte benlikler s�kinle�ir ve edeplenir; ama o oranda
da sadece uyan�kl�l���m�z de�il, uyum ve esneklik kapasitemiz
de artar. Burada, erdemli insanlara �zg� fedak�rl�k
sergilemenin gere�i olan belli derecedeki uyum ve esneklikten
kas�t; nefs ve sahte benlikler kanal�yla yataydan gelen be�eri
ve maddesel ko�ulland�rmalar ile, d��ey olarak Yukar��dan
gelen �uurda uyand�r�c� tesirleri b�nyede dengelemektir. Bu
denge b�nyede olu�turuldu�u zaman, i�inde bulunulan
zaman-mek�n ko�ullar�na uyum sa�lanm�� demektir.
�zerinde enkarne vaziyette bulundu�umuz bu gezegen, evrenin bu
k��esindeki zor bir tekam�l okulu olarak, esneklik ve uyum
pratikleri i�in bizlere bol bol olanak sa�layan, olduk�a da �kaygan�
bir zemindir. D�nyan�n bu durumundan dolay�, bir bak�ma;
esneklik ve uyum d�nya tekam�l okulunun hedefidir. ��nk�,
burada esneklik ve uyumu gerektirecek �ok �etin ko�ullar,
�zellikle �u devre sonunun biti� g�nlerinde yayg�n
vaziyettedir. Asl�nda bu durum i�sel geli�im a��s�ndan ve
dolay�s�yla da fedak�rl�k uygulamalar� a��s�ndan �ok verimli
bir olanakt�r.
D�nyada toplu halde ya�arken, yapt���m�z i�lerden �ok,
be�eri ili�kiler �er�evesinde (ki bunlar�n pek �o�u
rahat�m�zdan, bireysel ilke ve al��kanl�klar�m�zdan
fedak�rl�k gerektiriyor); sergiledi�imiz m��terek �al��malar
i�inde bulunan bizlerin m��tereken belli bir ilkeye ya da
ilkelere tabi olmas�d�r. �rne�in; bir k�t�phanedeysek, toplu
ula��m arac�nda ya da barda isek, her ne topluluk i�inde
bulunursak bulunal�m; bu ortamlarda bizim kendi bireysel ilke
ve al��kanl�klar�m�zdan �ok, i�inde bulundu�umuz mekan�n, bir
ferdi oldu�umuz toplulu�un ilkesine / yapt�r�m�na uymak, ona
adapte olmak zorunlulu�una tabiyiz. O ilkeye (ya da ilkele ve
oran�n ko�ullar�na) esneyerek uyum sa�lamak durumunday�z ki bu
da zihinsel ve bedensel konforumuzdan, kendi be�eri
ilkelerimizden fedak�rl�k ederek, s�z konusu uyum ve esnekli�i
sergileyebilirsek, her seferinde fiillerimiz o oranda
erdemlere y�nelik olacakt�r.
M��terek bir �al��man�n gere�i olan bir ortak alanda bulunan
bireyler, kendi bireysel ilkelerinden feda edip, ortak alan�n
ilkesine / ilkelerine uyum saylayabildikleri �l��de, o alan�n
s�ptilitesi artacak, tesir ku�a�� g��lenecek ve Yukar�
ile(tesir plan� ile) ba�lant�s� o derece g��l� olacakt�r.
Belli bir ama� u�runda ba�ar�ya ula�mak ancak, bu anlamda
fedak�rl�kla gelen uyum ile olas�d�r.
Genel anlamda da olsa; bir ortak alanda,
fedak�rl�klarla sa�lanan uyum ve esnekli�in belli bir d�zeyi
yakalamad�k�a, ba�ar�ya ula��lamaz.
De�i�ik kapsam ve kalitedeki ortak alanlar i�inde
ya�arken, gerekli esnekli�in g�sterilmesi, sadele�mek ve
be�eri / nefsani zaaflar� terk ile artar. Bir ortama ve oran�n
ko�ullar�na uyum sa�layabilmek i�in esneklik �artt�r. Bu uyum
belki imajinasyon ile kolayla�t�r�labilir. Bir duruma fiziksel
olarak iyi bir �ekilde adapte olabilmek i�in, �nce imajinatif
olarak onu ya�amakta yarar olabilir.
Realite
basamaklar� a��s�ndan da; uyum sa�lamadan, bir basamaktan
�tekine s��ranamaz. Bireyi bir �st basama�a s��ratacak uyum ve
esneklik ise, �zerinde bulundu�umuz basamakta olabildi�ince
sadele�mek ve elbette ki bu sadele�menin gere�i olan
fedak�rl�klar� �evreden esirgememektir. Bu anlamda
s�dele�ebildi�imiz oranda y�ksek / s�ptil tesirlere daha iyi
bir anten ya da daha temiz bir ekran olu�turma �ans�n�
yakalayabiliriz. Bu tutum, �uurda uyand�r�c� ve geli�ime
zorlay�c� s�ptil tesirlere uyum hareketleri yapmakla olas�d�r
ki, bu hareketleri olas� hale getiren esneklik, fedak�rl�kla
sa�lanan sadele�menin sonucudur. Bu anlamda bir fedak�rl�k
uygulamas� �er�evesinde sabr�n / tahamm�l�n haletini ya�amak;
i�sel geli�im a��s�ndan bireye �ok �ey kazand�racakt�r.
Bunda ba�ar� i�in yukar�da s�z�n� etti�imiz fedak�rl�k ve
sab�r / tahamm�l uygulamas�n�n yan� s�ra, kendi i�imizde de
uyumlu olmam�z gerekti�ini g�z ard� etmemeliyiz. ��sel
uyumsuzluk ve dengesizlik, fedak�rl�k gibi ba�ka erdemlerin
�n�nde de engel olu�turur. Bu nedenle, i�sel geli�ime katk�s�
olacak bir fedak�rl�k sergileyebilmek i�in de birey �nce kendi
i�indeki �eli�kilerinden kurtulmal�d�r.
Yeni olana, y�ksek / s�ptil tesirlere uyum sa�layamamak,
tutuculu�u ve at�leti beraberinde getirir. Uyum zorlu�unu;
kendini tan�ma �er�evesinde idraklenme cehti ile ortadan
kald�rabiliriz. Aksi taktirde uyumsuzluk, �st�rab�n nedenidir.
Be�eri tak�nt�lar�m�z�, �zde�le�me ve ba��ml�l�klar�m�z� terk
edememe (yani, onlar� feda edememe)beceriksizli�imiz
�st�raplar�m�z�n nedenidir. T�m olaylar, uyum ve esneklik
kapasitemizi art�rmak i�indir; bu i�sel geli�im olana��ndan
fedak�rl�k uygulamalar� i�inde yararlanmal�y�z.
Fedak�rl�k
kavram�yla yak�n ilgisinden dolay� �zellikle son k�s�mlarda
s�k s�k de�inmek zorunda kald���m�z sadelik ve safiyet i�sel
geli�im a��s�nadan kazan�lmas� gereken en de�erli
erdemlerimizden birisidir. ��nk�, Hz.Muhammed�in
�mmili�inde(1) anlam�n� bulan s�fiyet ve s�delik ve b�yle bir
titizlik i�inde bulunmak �k�re�nin (ba�l�
oldu�umuz ruhsal plan�n) merkezine y�nelmektir. Sad�klar Plan�
Tebli�lerindeki(2), �Sadelik ve basitlikte hikmet
vard�r.� ifadesinde anlam�n� bulan bu durum gelece�e
uyum sa�lamakla da ilgilidir: Gelece�e uyum, sadele�meyle
olacakt�r. Bu uyum da; b�y�k �l��de, etkilere kar�� gerekli
esnekli�in g�sterilmesiyle olas�d�r. O halde, �nefsten
fedakarl�k� ve nefsaniyetle ilgili zaaflar�n terki
demek olan sadele�meye dikkat gerek...
Yukar�dan beri a��klamaya �al��t���m�z �nemine ra�men,
nefsaniyet ne kadar e�itilirse e�itilsin, o sadece
inceltilebilir ama asla s�f�rlanamaz. Her f�rsatta da
fedakarl�k eylemlerimize s�zarak onlar� buland�rmaya �al���r.
��te bu y�zden �ger�ek uyan�kl�k� bireyin kendi
nefsine kar�� olan uyan�kl�l���d�r. Nefse kar�� uyan�kl�k
ger�ek samimiyettir. �Ferdin, nefsaniyeti kar��s�nda
ald��� tavr� ger�ek samimiyettir.�(3) Gurdjieff,
nefsine kar�� uyan�k ve samimi insan�, �kendini
hat�rlayan insan� olarak kabul eder. Fedak�rl�k
hamleleri yerine, nefsani davran��larda bulunmak bizi d�nyasal
bir yerlere ba�lar, de�i�im ve geli�im spiralinde
ilerleyi�imizi engeller. Bu olumsuz durum bir bak�ma
yukar�daki anlamda �samimiyetsizlik�tir. ��nk�,
�Samimiyet, nefsaniyetin kar��s�nda hakiki olarak vicdan
kanal� ile kendisine verilmi� olan bilginin her zaman galip
gelmesi i�in g�sterilen cehittir. G�revini yerine getirmekte
olan varl���n, g�revinin ana materyelleri �zerinde hi�bir
zorlu�a ald�r�� etmeden uygulama i�erisinde bulunmas�
sammiyeti ifade der.�(3)
S�ptil yani fedak�rl���n en �st
boyutunda; her t�rl� be�eri kirden, pastan uzak, bencillikten,
��karc�l�ktan ar�nm��l�k, sevgi enerjisiyle dolu ve bilge
insanlara �zg�, ger�ek bir vericilik, fedak�rl�k ve terk
vard�r. Tarihte bu t�r fedak�rl�k g�steren bilinen ya da
bilinmeyen say�s�z varl�k vard�r. Bunlar, fedakarl��� ya�am
tarz� haline getirmi� �pozitif yay�n odaklar��
d�r. Bu durumda olan insan, B�t�n�e s�rekli pozitif katk�da
bulunuyor ve s�rekli vericilik halinde genel tekam�l�
kolayla�t�r�c�, uyanmakta zorluk �ekenlere yard�mc� bir i�lev
g�r�yor demektir. Bu insanda fedak�rl�k erdemiyle birlikte
yard�mla�ma ve dayan��ma bilinci de geli�mi�tir. Onun
�evresine yard�m�: adet olmu�, kom�ular al��veri�te g�rs�n ya
da birilerinin dikkatini �ekmek ve g�zlerine girmek i�in
de�il, i�ten gelen bir itilim ile yard�mla�ma ve dayan��ma
bilincinin gere�i olarak sergilenen bir eylemdir. B�yle bir
insan i�in kendinden ba�kalar�na hizmet etmek / vericilik /
fedak�rl�k yapmak; var olman�n, insan olman�n gere�inden
ba�ka bir �ey de�ildir.
Be�er tarihinde en g�zel fedak�rl�k �rneklerini, Yukar��ya
en yak�n olan be�eriyetin �nc�s� bu y�ce varl�klar
yapm��lard�r ki bunlar da adlar� bilinen ve bilinmeyen
peygamberler ve velilerdir. Onlar bunu en g�zel ve do�al
olarak yapm��lard�r. ��nk� onlar D�nya Rabb Plan��n�n
merkezine en yak�n noktalardan buralara kadar sarkm��
enkarnasyonlard�r. Bu varl�klar, sessiz sedas�z, sanki
geldikleri planlar�n g�r�nmeyen uzant�lar� olarak her t�rl�
s�fat ve �vg�den uzak ya�am��lar, s�rekli vericili�i
kendilerine g�nl�k ya�am �ekli haline getirmi�lerdir. Zaten bu
varl�klar, kendilerinden ba�ka herkese hizmeti, geli�tirmeyi
kendilerine vazife edinmi�ler ve bu y�nde maddenin k�lesi
de�il, efendisi, y�neticisi ve insanlar�n da rehberi olarak
vazifelerini yap�p gitmi�lerdir. Hz.�sa�y� burada �rnek olarak
verebiliriz. Bu y�ce varl�k insanl�k i�in kendini feda etmi�,
t�rl� i�kenceler �ekmi�tir.
T�m bunlardan anla��l�yor ki, fedak�rl�k; ALLAH��n en belirgin
isim s�fatlar�ndan birini bedende tezah�r ettirmektir ki bu da
Sufizm�de �ALLAH��n rengi ile renklenmek�, ya da
� Tanr��n�n s�fatlar�yla s�fatlanmak...� olarak
ge�er. ��nk�, fedak�rl�k esasen nefsaniyetten, sahte
benliklerin olumsuz ve uyumsuz yanlar�ndan feda etmektir.
Onlar bunu ba�arm�� ve bizler i�in taklit edilmeye de�er y�ce
varl�klard�r.
Ger�ek s�dele�me ve ar�nma, bu anlamda olmak �zere
fedak�rl�kla gelir. Maldan, m�lkten feda etmek belki daha
kolayd�r. Hatta biz bunu, toplum i�indeki stat�m�z�
g��lendirmek ve daha �ok kaale al�nmak i�in de yapar�z. Nefsin
feryad�na ra�men; rahat�ndan fedak�rl�k yap�p, birine /
birilerine hizmette bulunmak �ok daha zordur. Oysaki, yard�m�n
makbul� gizli olarak yap�lan�d�r. ��te e�er sahte
benliklerimizi e�itememi�sek, ger�ek anlamdaki b�yle bir
fedak�rl��� ve yard�m� yapamay�z. ��nk�, be�eri bir ��kara
y�nelik olmayan vericili�e sahte benlikler izin vermez.
Zorluk ve �st�raplara esneyerek, uyum sa�lamak,
fedak�rl�k yapmam�z� engelleyen diren�lerimizden kurtulmak,
duygusall�klar�m�z�n ve nefsimizin tutsakl���ndan kurtulmak,
de�i�ip, geli�mek, de�er kazanmak ve (yeni insanl�k
realitesine) tekam�l s��ramas� yapabilecek hale gelmek ve en
�nemlisi bu okulu bitirip gitmek istiyorsak, fedak�rl�k
uygulamalar�m�z� ciddiyetle ele almal�y�z. ��nk� kurtulu�umuz,
d�nyasal olan her �eye kar�� s�dele�mede, terkte ve feda
etmededir.
Zaman� gelince ve her an, kulland���m�z ve kullanmakta
oldu�umuz ara� ve gereci hemen yenisiyle de�i�tirebilecek,
yani onlar� hemen feda edebilecek mantalitede bulunmal�y�z.
Bizler ruh ve beden ikilisinden olu�an varl�klar�z. Ruh
varl��� yani �z�m�z i�in, feda edilecek, terk edilecek,
kazan�lacak ya da kay�p edilecek bir �ey yoktur. ��nk� onda
her �eyin bilgisi vard�r ve evrenin aslen verici ve aktif
eleman�d�r.. Easas olan da, bizim bedensel ben olarak;
asl�m�za, �z kendimize benzemektir (Sufizm�de �Tanr��n�n
s�fatlar�yla s�fatlanmak.�).
Ruh varl��� i�in, mutlu ya da mutsuz olmak, azap �ekmek
diye bir �ey de s�z konusu de�ildir; bunlar�n hepsi ruhun
bedenli hali olan, ba�l� �uura sahip be�erin(yani, bedensel
benin) sorunlar�d�r. Oysaki esas olan, bedenli haldeyken de,
bedensizmi� gibi(olabildi�ince ruh varl��� gibi) ya�amakt�r.
Ba�ka bir ifadeyle, bireysellikten kurtulmak, yard�mla�ma ve
dayan��ma bilinci i�inde varl���n birli�i �uuruna ula�makt�r.
��te bizi bu a�amaya y�kseltecek en etkili uygulama fedak�rl�k
uygulamas�d�r. T�m dinlerin ve inisiyatik ��retilerin ezoterik
�z�nde binlerce y�l fedak�rl���n �nemi vurguland�. Fedak�rl�k,
olgunluk, erdemlilik ve bilgelik g�stergesidir. Fedak�rl�k,
e�er bir erdem ise, bu erdemin �n�ndeki engel, nefsaniyet
kavram�nda anlam�n� bulan sahte benliklerdir: A�g�zl�, nekes
ve elci (digerk�m) olmayan sahte benlikler, fedak�rl���n
�n�ndeki engellerdir.
D�nyaya geli� amac�m�z, �z�m�zdeki bilginin (ya�am plan�m�zla
ilgili k�sm�n�n) uygulamas�n� yapmakt�r. Varl�k, �lahi �rade
Yasalar� �er�evesinde, de�i�ik zaman ve mek�n ko�ullar�na
uyarak maddesel mekanlarda tezah�r eder, bedenlenir ki bu, ruh
varl��� i�in en b�y�k fedak�rl�kt�r. Titre�im ve s�ptilite
olarak maddeden �ok �st�n durumda olan ruh varl���n�n, se�me
�zg�rl��� ve iradesi do�rultusunda maddesel ortamlara
(oralar�n yasalar� ile zaman-mek�n ko�ullar�na) uyum
ya�layarak tezah�rata / yarat�l��a hizmet etmek ger�i onun
kozmik g�revidir ama bu ayn� zamanda onun i�in en �st d�zeyde
bir fedak�rl�kt�r: Maddeyi geli�tirmek i�in, maddele�erek
maddenin i�inde tezah�r etmek... Bu uyum sa�lama i�i, ruhun
ezeli ve ebedi u�ra��s�d�r. B�yle yapmakla; kendi geli�irken,
maddeyi de geli�tirir. Bu uyum sa�lama i�i, es�sen ruh varl���
olarak, bizim en b�y�k fedak�rl���m�zd�r. Bu etkile�imde ruh,
hep verici, madde ise al�c� taraft�r; sonunda, madde de
giderek ruhsalla��r, ruhun ezeli ve ebedi fedak�rl���
s�yesinde.
Madde, ruh varl���na kendi olanaklar�n� sunmakla ona,
liyakat s�navlar� i�in laboratuvar malzemesi olu�turmu� olur,
maddeye enkarne ruh varl���n�n fedak�rl�k erdeminin bedende
tezah�r etmesine ara� olur. ��indeki gizli bilgiyi ve
yasalar� ke�fetmemiz i�in bizim her t�rl� deneme giri�imimize
izin verir. Biz onunla �zde�le�medi�imiz s�rece bu etkile�im
i�sel geli�im y�n�nde s�r�p gider. Aksi taktirde enkarnasyon
ama�lar�m�za ula�amad���m�z (fedak�rl�k gibi �teki erdemleri
bedende tezah�r ettiremedi�imiz) gibi, maddeye kar�� olan (onu
geli�tiricilik) g�revimizi de yerine getirememi� oluruz.
Madde, b�yle bir bilin�le kullan�ld��� zaman, esas olarak,
kendi do�as� olarak �uursuzca da olsa vericidir.
Ama biz onu putla�t�rmaya, onunla �zde�le�meye
kalkt���m�zda, o bu i�levini ger�ekle�tiremez, bize ara� olma
hizmetini yerine getiremez. Toprak anay� d���nelim; ba�r�n�
ruh varl���na a�m��, onun her t�rl� uygulamas�na, insan�n her
t�rl� kaprisine ve zarar�na tahamm�l ederek fedak�rl�kta
bulunuyor. Tabii t�m bunlar�n kar��l���nda o da geli�iyor.
Varl�k varl���n geli�imine hizmet ettik�e, bunun i�in
fedak�rl�klara katlanabildik�e geli�ir.
Ruh ise, se�me �zg�rl��� ve iradesi y�n�nde maddeye
y�nelip, perispirital uzant�s� arac�l���yla maddesel
uygulamalar yap�yor. Enkarnasyonlar� boyunca, maddeyi
geli�tirerek, enkarne varl�k olarak (ara plan g�r�n�m�nde) ruh
ve madde �lemleri aras�nda ileti�im g�revini �stleniyor:
Fizikten ald���n� fizik �tesine, fizik �tesinden ald���n�
fizi�e aktarmaya �al���yor. ��te bu giri�im ruh varl���n�n
taaa ba�lang��ta sergiledi�i en b�y�k ve evrensel
fedak�rl���d�r. Esasen ruh varl��� i�in ruh varl��� i�in,
fedak�rl�k diye bir �ey yoktur ��nk�, kendisi oldu�u gibi ve
her �eyiyle(�z� itibariyle) zaten fedakard�r,tezah�rat�n
verici eleman�d�r. Ruh varl���n�n bu hali bize g�re
fedak�rl�kt�r. O�n�n i�in fedak�rl�k yapmamak, verici olmamak
diye bir durum s�z konusu de�ildir. Ruh varl��� i�in
fedak�rl�k yapmak de�il, vazife yapmak, bir �st�ne hizmet
etmek s�z konusudur. ��nk� bir �ste hizmet etmek, Yaradan��n
Murad��n�n ger�ekle�mesine hizmet etmektir. Anla��laca�� gibi,
fedak�arl�k ve vazife aras�nda s�k� bir ba� vard�r. Fedak�rl�k
erdemi bedende tezah�r ettik�e vazife yapma becerimiz ve
kapasitemiz de artar.
Nefsani davrand���m�z zaman, fedak�r olam�yoruz. Ne kadar
verici olsak, terkte bulunsak, feda etmi� olsak da, ne yaz�k
ki o fedakarl�k say�lm�yor. ��nk� nefsaniyet hep al�c�l�k,
fedak�rl�k ise tam tersi hep vericilik. O halde, nefsimizi
kontrol alt�nda tutabildi�imiz �l��de fedak�r olabiliyoruz.
Fedak�r olabildi�imiz �l��de de vazife yapma hakk�m�z� daha
�ok kullanabiliyoruz. Varl��a puan kazand�ran ve hamle
yapt�ran, vazife yapma hakk�n� kullan�� y�zdesi ve bi�imidir.
��nk� varl�k esasen vazife yapmak i�in, hizmet etmek i�in
vard�r ve bunun i�in �ekilden �ekle girerek tezah�r eder,
enkarne olur. Hangi geli�im d�zeyinde olursak olal�m, her
hareketimizin amac� vazifedir ��nk� evrende, vazife yapman�n;
yani, �lahi Murad��n ger�ekle�mesine hizmetin d���nda bir
aksiyon yoktur.
Sonu�:
Ya�am
i�inde, egoist�e ve ��karc� olarak davran�p davranmad���m�za
dikkat etmeliyiz. Ruh varl��� olarak bizlere d��en,
fedak�rl���m�z� ve vericilik i�levimizi en s�ptil �ekilde,
yani kendimizin bile farketmeyece�i kadar do�al bir �ekilde
yapmal�y�z. Maddenin c�zibesiyle, be�eri endi�e ve kayg�larla,
g�steri� olsun diye ya da bir ��kar kar��l���nda da �ova
d�n��m��, daha �ok kaale al�nmaya y�nelik fedak�rl�k
g�sterileri yap�labilir. Bu asl�nda i�in ba�lang�c�d�r,
fedak�rl�k antrenmanlar�d�r ve nefsaniyetin bask�s�ndan
dolay�d�r ama hi� yoktan iyidir. Nefsaniyet azald�k�a, uyumsuz
yan�m�z e�itildik�e fedak�rl�klar�m�z da gitgide s�ptille�ir
ve a�k�nla��r. |