|
D�nya be�eri b�y�k �l��de duygusal bir
varl�kt�r. Be�eri zaaflardan kurtularak �insanla�mak�,
nefsin terbiyesi kapsam�nda; duygular�n/duygusall�klar�n
kontrol alt�na al�narak, olumsuz duygular�n yerine
olumlular�n, duygusalla�mak yerine duygulanman�n
ge�irilmesiyle olas�d�r. Genel g�r�n�me bakt���m�z zaman
g�r�yoruz ki, temelinde; nefsin e�itilmemi�li�inden
kaynaklanan duygular�n/duygusall�klar�n kontrols�zl���
bulunmaktad�r.
Kendini tan�ma kapsam�nda yap�lan/yap�labilecek
�al��malar�n �nemli bir b�l�m�n�, duygular� tan�mak ve onlar�
kontrol alt�na almaya �al��mak olu�turur. Bireyin kendini
tan�mas�n�n ve be�eri zaaflardan kurtularak insanla�mas�n�n
yolu duygular�n tan�nmas�ndan ve analizinden ge�er. Be�eri
ili�kilerin �sa�l�kl�� nitelik kazanmas� ve
s�rmesiyle, be�eri ko�ullara uyum ve ba��m�za gelenlerin i�sel
geli�im y�n�nde de�erlendirilmesi, i�sel dengeye ve huzura
kavu�mak, bu �ekilde toplumda g�venilir bir ki�i olmak, b�y�k
�l��de duygusall�klardan ar�nmakla olas�d�r. Kadim bilgelik,
belli ba�l� inisiyasyonlar ve Kutsal Kelam y�zy�llar boyunca
hep bunu s�yledi ve Peygamber daha a��k ve net bir ifadeyle,
�Kendini bilen, Rabb�ini bilir!� dedi. ��nk�
kendini bilmek, nefsin e�itimi ve duygusall�klar�n kontrol
alt�na al�nmas�yla kazan�lan insani bir de�erdir.
Apa��k ger�ek bu olmas�na kar��n, bu g�ne
kadar; �D���n�yorum, o halde var�m�� diyen
maddeci zihniyet, y�zy�llar boyunca duygular� ihmal etti.
G�n�m�zde ise, bu ihmal daha da kabala�arak,
�T�ketiyorum, o halde var�m�a d�n��m�� durumda. Bug�n,
�g�n�n� g�n etme� ve �nefsin heva-hevesi�
ne gere�inden fazla yer vermenin ka��n�lmaz sonucu
olarak zaman zaman insan� insanl���ndan utand�ran y�z
k�zart�c� kusurlarda art�� kaydedilmektedir. Duyguyu g�z ard�
eden nefsan� ve ��karc� yakla��mlar, somut zevkleri �n plana
��karm�� durumdad�r.
�nsani de�erlerle ba�da�mayan, bu �arp�k gidi�
i�inde insan, ekonominin ve politikan�n malzemesi haline
getirilmi� ve g�n�m�zde art�k bilimsel istatistiklere de
yans�m�� bulunan, gelir da��l�m�ndaki adaletsizlik, i�sizlik
ve bir y���n �evre sorunu ortaya ��km��t�r. Oysa bireyin
kendini bilmesine y�nelik bir e�itim ile nefs, duygular ve
zihin kontrol alt�na al�narak be�er bu haml�ktan
kurtar�labilir. ��nk� be�eri zihin, nefsin egemenli�inden
kurtar�labilirse, beyne iyi huylu esneklik
kazand�r�labilmektedir. Bu g�zel sonucu bir�ok bilge/arif ki�i
bize, be�eri tarih boyunca uygulamayla kan�tlad�. Bu,
olmayacak ya da sadece bilgelere ve ariflere/velilere �zg� bir
�ey de�il; t�m peygamberler ve b�y�k inisiyeler bunu s�yledi
ve uygulamayla bizlere g�sterdi. Ki�inin, kendisine
yapabilece�i en b�y�k iyilik; duygular�n ve nefsin kontrol
alt�na al�nmas�yla zihnin e�itilmesidir.
Bu yaz�m�z�n ana temas�,
duygular�n/duygusall�klar�n kontrol alt�na al�nmas�n�n en
g�zel ve erdemli insanlara �zg� kazan�mlar�ndan biri olan
EMPAT� kavram�d�r. Bu ana temaya girmeden �nce; organik
ba�lant�s�ndan dolay�, duygular �zerinde biraz daha durmak
istiyoruz.
Yaz�m�z�n giri�inde, olumsuz duygular�n, olumlulara
�evrilmesinin, duygularla ha��r ne�ir olman�n gere�i oldu�unu
belirtmi�tik. Yani, olumlu ve olumsuz duygular�m�z var;
bunlara �d�rt�sel�, �psikolojik/sosyal�
duygular da deniyor(1).
Bunlardan �d�rt�sel duygular�; a�l�k, susuzluk,
�reme, sald�rganl�k vb. iken; �olumlu/sosyal duygular�
da sevgi, g�ven, sadakat, empati, merhamet/�efkat vb.
olmaktad�r. Dikkat edilirse �d�rt�sel� denen
temel duygular hayvanlarda da vard�r; kendini bilmez nefsan�
be�er, bunlar� kontrolde �ok zorlan�r ve bu nedenle zaman
zaman hayvandan da zalim hale gelir. Bu durumda olan be�er
tiplemesi i�in Kur�an�da �beyinsizler�(Bakara
142, Nisa 5, Cin 4, En�am 140), �davar�(Bakara
Suresi), �hayvan�(Furkan 144) gibi s�zc�kler
kullan�l�rken; insanla�ma yolunda nefsini terbiye ederek
duygusall�ktan ar�nm�� takva ehli insan i�in, �ALLAH��n
halifesi�(Nur 55), �akl� ve g�nl� i�leyenler�(Bakara
179, Ali �mran 7) ve �Rablerinden bir hidayet �zere
olanlar�(Bakara 5) gibi ifadeler kullan�lm��t�r.
T�m bunlar, duygular�n �nemini ortaya
��karmaktan �te, onlar�n kontrol�n� ve e�itilmesini de i�aret
etmektedir. Yukar�da de�inip ge�ti�imiz d�rt�ler, kendini
eylemle ifade etmek isteyen duygulard�r. Ancak
�d�rt�s�zl�k�(�zellikle kendinden habersiz, bencil
be�eri) sadece tembelli�e/atalete de�il, acizli�e ve
yaln�zl��a da iter. D�rt�lerin a��r� ifade edilmesi ise,
bireyi; ac�mas�zl��a, acelecili�e(sab�rs�zl��a), hatta
�al�ak�a� olarak bildi�imiz davran��lara iter. Kendine
ve �evreye zarar verici ve bireye telafisi zor negatif karma
y�kleyen d�rt�leri(ve bunlardan kaynaklanan olumsuz duygular�)
kontrol etmek, anlay��l� ve �efkatli(empatik) olmak i�in
olumlu duygusal al��kanl�klar ve sosyal beceriler elde
edilmesi gerekir. Bu konuda �duygusal zek�
tan�m�n� temel ve uygar ya�am becerisi olarak ortaya koyan
Daniel GOLEMAN �unu s�yl�yor: ��ki ahlaki tavra
ihtiyac�m�z var; kendine egemen olmak ve �efkat g�stermek.�(2).
Duygusal
ya�am�m�z�n ak�ll�ca y�netilmesi duygusall�klar� kontrol�n
gere�i olmakla, empatiye giden yolda bireyi tutabilecek bir
uygulamad�r. Bu tutum ayn� zamanda kendine egemen olman�n da,
nefsan� istek ve e�ilimleri dizginlemenin de yoludur. Bu
�ekilde kazan�lacak di�erkaml�k, empati kavram�nda anlam�n�
bulan insani bir beceri ve nefsin edeplendirilmesiyle gelen
bir ba�ar�d�r. B�yle bir ba�ar�yla gelen, �ba�kalar�n�n
hissettiklerini anlama becerisi� nin gere�i de, ak�l
ve kalbin birle�tirilerek uygulamaya konmas�d�r ki, bunun bir
ad� da �makul vicdan� olmaktad�r.
Maddeci zihniyet, g�rmemezlikten geldi�i manevi
de�erleri, modern ya�am�n kazan�mlar�n� koruyarak
�psikoloji�(ve daha sonra �parapsikoloji�)
ad� alt�nda tekrar hayata ge�irmi�tir. Bunun ifade
�ekillerinden biri de �duygusal zek�
kavram�d�r. Duygusal zek�s� olanlar, kendi duygular�yla
birlikte ba�kalar�n�n duygular�n� da okuyabilen, egosundan ve
be�eri ko�ulland�rmalardan ba��ms�z davranan ve sa�l�kl�
be�eri ili�kiler i�inde uzla�mac�/iyimser insanlard�r.
G�r�l�yor ki, bu yaz�m�z�n ana temas� olan �EMPATݔ
nin gere�i, duygusal zek�ya sahip olmakt�r(3).
Duygusal zek�ya sahip olmak, b�y�k �l��de nefsin
ba��bo�lu�undan kaynaklanan, nefsan� duygular�n kontrol alt�na
al�nmas� ve duygusall�klar�n en aza indirilmesiyle olas�d�r.
Maddeci zihniyetin temsilcilerinin eseri olan
s�zde �modernist� bak��, �zg�rl���;
d�rt�leri(be�eri neftsen kaynaklanan itilimleri) serbest
b�rakmak olarak tan�mlarken, duygusal zek�n�n ke�fiyle ger�ek
�zg�rl���n �d�rt�lerden �zg�r olmak� oldu�u
ortaya ��kt�. Bu asl�nda, ge�mi�in yeniden ke�fi, kadim
bilgeli�in s�z�ne gelinmesidir. Ba�kalar�n� �nemsemeyen,
sadece kendi ��kar�n� ve ba�ar�s�n� �nceleyen, ya�am� bir
m�cadele olarak alg�layan ve �neren birey ve toplum iti�me,
�eki�me, didi�me, aldatmaca ve kand�rmaca ortam�d�r. Mesleki
ba�ar�s� y�ksek ama sosyal engelli, yaln�z, bencil,
g�venilmez, nefsan� d�rt�lerini doyurmay� ya�am amac� edinmi�
bir toplumda do�al olarak �ba�lar ayak, ayaklar da ba��
durumundad�r. Bu anlamda �modernist�
bak�� �zerine kurulmu� olan kapitalizm, t�ketimi h�zland�r�p
daha fazla kar etmek i�in; �yard�mla�ma, �r�n�n i�lem
maliyetini art�r�r ve al�akg�n�ll�, anlay��l� olmak,
zay�fl�k/enayilik belirtisidir.� d���ncesini temel
ald���ndan, ortam�, rekabet�i �at��ma alan�na d�n��t�rm��t�r.
B�ylece, bir k�s�m bireyler, reklamlarla empoze edilen ge�ici
mutluluklar pe�inde ko�an t�ketim arac� haline getirildi.
Nefsini g�zetim alt�nda tutup, duygular�n� kontrol etmeyi
ba�aran az�nl�k ise, insani de�erleri hi�e sayan bu
aldatmacadan kendini koruyabiliyor.
O halde insanla�mak ve toplum halinde insanca
ya�amak i�in, duygular�n; kontrol ve g�zetiminde �tesinde,
e�itilmesi gerekiyor. Be�eri e�ilim ve edimlerimizin sanki
motor g�c�n� olu�turan duygular(kadim ��retilerde) �at�a
benzetilmi�tir. Ehlile�tirilmemi� atlar�n, ba�a bela olmaktan
ba�ka bir i�e yaramayaca�� ortadad�r. Terbiye edilmemi�
duygular kendi haline b�rak�l�rsa, sorumsuz/s�n�rs�z bir
�ekilde hareket etmek isterler: �zellikle cinsellik, a�l�k,
susuzluk gibi ilkel d�rt�ler, ba��na buyruk olma e�ilimi
ta��r. Bu duygular�n e�itimi, t�pk� bir at�n terbiye
edilmesi(bir k�pe�in ehlile�tirilmesi) gibi; sahibinin,
kendisini ve kurallar�n� o hayvana kabul ettirmesini
gerektirir. Bu durum, be�eri d�zeyde, nefsin ve duygular�n
e�itilmesiyle �beden olarak ya�amak�
tan kurtulmakla olas�d�r. Beden olarak ya�amak ��l�
ya�amak� t�r. As�l �dirilik� ise, nefsin
ve duygular�n kabal���n�n giderilmesiyle gelen bilge insanlara
�zg� erdemliliktir. Duygu e�itimi, bu anlamda �dirilik�
e kavu�mada �nemli bir a�amad�r. Bunun da gere�i; d���ncelerin
ve tasavvurlar�n, k�saca zihnin i�eri�inin nitelikli hale
getirilmesidir(4).
Duygusall�k ve duygular�n ba��bo�lu�u, sab�rs�zl�kla yak�ndan
ilgili be�eri bir zaaft�r. Duygusal zek�n�n fark edilmesinden
sonra, duygular�n denetiminde ve e�itiminde sabr�n
�nemi/gere�i ortaya ��km��t�r. �ocuklara verilecek e�itim
kapsam�nda, bencilli�in giderilmesiyle ilgili olarak,
kazand�r�lacak en �nemli meziyetlerden biri sab�rl� olmakt�r.
Bu konuda, ��ocuktur, b�y�y�nce ��renir.� Demek,
kendini bilmez ebeveyne �zg� bir sorumsuzluktur. Yeti�kinlik
�a��nda, hala sab�rs�zl�k belirtileri(emareleri) sergilemek,
�ocukluktaki ihmallerin yeti�kinlikte ortaya ��kan do�al
sonu�lar�d�r. �Duygulardan sorumlu beyin alanar�n�n
ke�fedilmesinden sonra, sabr�n, duygular� e�itmek konusunda,
beyne ��retilmesi gereken bir duygu oldu�u d���n�ld���(1).
��nk� be�erde, do�u�tan gelen acelecilik e�ilimi vard�r. Sab�r
erdemi ise,; sonradan, ego e�itimiyle gelen insani bir
de�erdir. �ocuklar bizim i�in �nemliyse; bu erdemi, �ok ge�
olmadan onlara kazand�rmak anne ve baban�n g�revidir. Bu,
�ocuklukta ihmal edilirse; ya�am onu �ocu�a/gence ac�mas�zca
��retecektir ki bu da, s�k�nt�l� epr�vler ve mutsuzluk
demektir. Duyguyu, deneme-yan�lma y�ntemiyle ��renmek yerine;
k���k ya�lardan ba�layarak; ya�ama sab�rl�, insanlara
ho�g�r�l� bakmay� ba�armakt�r. B�yle bir ho�g�r�yle gelen
merhamet ve �efkat, ayr�nt�lar�na ileriki paragraflar�m�zda
girece�imiz �EMPATݔ ye g�t�ren insanc�l
meziyetlerdir.
Asl�nda ve �zellikle de kendinden habersiz
�beden olarak ya�ayan� birey, akl�na ilk gelen
�eyi s�ylemek, �o�unlukla d���nmeden konu�mak ve akl�na ilk
geleni uygulamak e�ilimindedir. Bu tutumun, Gurdjieff
��retisindeki ad� �hareket bedeniyle�(hareket
bedeninin akl�yla) tepki vermektir(5).
Aceleci ve sab�rs�z ki�iler, normalden de farkl� olarak,
�dikkat eksikli�i� ya�ayan ve genellikle
sorgulamadan karar veren bireylerdir(1).
Sab�r, �teki erdemlerin �zerinde geli�ti�i temel bir insani
de�erdir. Ya�am�n zorluklar�na bilgece tahamm�l edebilenler ve
bu zorluklardan ders alanlar, bunun kar��l���n� idraklenerek
al�rlar(6).
Merhamet-�efkat
G�nl�k ya�amda, �sabretme g�c��
kazan�lmaks�z�n merhamet ve �efkat meziyetlerinin ortaya
��kmas�, buradan hareketle empati durumuna girilmesi pek kolay
de�ildir. Bu nedenle, esas konumuz olan �EMPATݔ
ye girmeden �nce �merhamet-�efkat�
ikilisinden de s�z etmekte yarar var:
Her �eyden �nce, �efkat ve merhamet, �lahi isimlerden biridir:
Rahim. Elbette ki; ALLAH, merhameti ve �efkati s�n�rs�z
oland�r. Bizler de, tek�m�l olgusu i�inde giderek ALLAH�a
benzemek durumunda olan varl�klar oldu�umuza ve her �eyin
bunun i�in birer ara�/malzeme oldu�una g�re, bu erdemleri
b�nyede tezah�r ettirmek, bir bak�ma varl�k olman�n
sorumlulu�u ve zorunlulu�u gere�idir. Merhameti �efkat ve
empati(duyguda�l�k); birbirini tamamlayan, olumlu/sosyal
duygulard�r. �Bu duygu ��l�s�n�n g�n�m�z bireyi i�in en
iyi ve do�al sakinle�tirici oldu�unu s�yleyebiliriz.�
Diyor Prof. Dr. Nevzat TARHAN(1).
�rne�in, sinirli oldu�umuz bir anda, elimiz; sigara ya da
herhangi bir m�sekkin gibi uyduruk �arelere gidece�i yerde, bu
��l� i�indeki duygular� harekete ge�irebilirsek, beynimiz
�mutluluk hormonu� salg�lamaya ba�l�yor. Son
y�llarda duygusal zek� ara�t�rmalar� kapsam�nda yap�lan
�al��malar(���levsel MR� ara�t�rmalar�) bu
duygular�n beyinde biyokimyasal k�keninin oldu�unu ortaya
koymu�tur. Birine kar�� merhamet, �efkat, ac�ma gibi
olumlu/sosyal duygular hissedildi�i anda beyinde �i�
morfin� de denilen; endorfin, serotonin gibi mutluluk
hormonlar�n�n salg�land��� saptanm��t�r. Bu bilgiler,
mutlulu�u hedefleyen ki�ilerin �efkat duygusunu daha �ok
geli�tirmeleri tezini ortaya ��karm��t�r.
Merhamet-�efkat-Empati ��l�s�n�n, en geni�
kapsaml� �yesi birincisidir. Merhamet duygusu olan insan,
ay�r�m yapmaz. G�n�m�zde, s�zde geli�mi� �lkeler de d�hil,
sergilenen �e�itli ayr�mc�l�klar hen�z bu erdemin be�eriyette
filizlenmemi� oldu�unun y�z k�zart�c� ifadesidir. Merhamet,
kar�� taraf�n kimlik ve ki�ili�ini g�zetmeden, herkese e�it
da��t�lan bir ho�g�r�d�r. Merhametin z�tt� bencilliktir.
Merhamet artt�k�a bencillik, bencillik artt�k�a da merhamet
azal�r. Birey i� d�nyas�nda bunlar�n hangisini beslerse, o
y�ndeki hisleri geli�ir.
Merhamet duygusu, beynin mutluluk hormonunu
salg�lamas�n� sa�lamas� y�n�yle, ki�inin lehine bir duygudur.
Ayr�ca, merhamet; mutlulu�u d�zenleyen beyin alanlar�n�n aktif
duruma ge�mesini kolayla�t�rmaktad�r. Budist
rahipler/rahibeler �zerinde yap�lan bir ara�t�rmada; bu
insanlara, v�cudu yanan bir ki�inin filmi izletilmi�tir. Bu
s�rada yap�lan �l��mlerde(elektrotlu EEG) rahiplerde ac�ma
hissi ve iyilik yapma arzusu uyand��� saptanm��t�r. Fakat ayn�
g�r�nt�ler rahip olmayan/s�radan ki�ilere izlettirildi�inde;
onlar�n beyinlerinde i�renme/tiksinme duygusu harekete
ge�mi�tir.
�Ba�kalar�n�n iyili�ini isteme arzusu�
da diyebilece�imiz merhamet, EMPAT� gerektirir. ��nk� EMPAT�K
davran�� bir y�n�yle, kar��m�zdaki ki�iyi mutlu etme ve
kendini iyi hissetmesini sa�lama �abas�d�r.
�Duyguda�l�k� da denen EMPAT�, ba�kalar�n� anlamay�
sa�lad��� gibi, yapt��� iyilikten �t�r�, ki�inin kendisinin de
mutlu olmas�na yard�m eder.
��l�m�z�n ikinci �yesi olan �efkat�e
gelince; bunda �ko�ulsuzluk� s�z konusudur.
�efkat, insanlar� olumlu/olumsuz y�nleriyle, oldu�u gibi kabul
etmemizi sa�lar. Muhatab�n ihtiya�lar�n� hissederek, ona �zel
muamele s�z konusudur. �efkat, merhametin olgunla�t�r�lm��
hali ve bir ad�m ilerisidir. Bilgiyle geli�tirilen merhametin,
�efkate d�n��t���n� s�yleyebiliriz. �efkat, duygusal
fark�ndal�kla kendini g�steren, hislerimizin aktar�lmas�nda
biz istemesek de beden dilimize yans�yan bir haldir. Beden
dilimize yans�y�vermesi, idrakle ilgili bir durumdur. �drak
edilmeyen(yani, uygulamayla �z�msenmemi�) bilgi bedene
yans�maz, bireyi eyleme s�r�klemez.
Ba�kalar�yla ilgilenmek, onlar�n hislerine ve
d���ncelerine kar�� duyarl�l�k, ba�kalar�n�n ac�s�na ortak
olmak gibi insanc�l �zellikler desteklenmezse(uygulamayla
s�rekli k�l�nmazsa) k�relir. D���nceli ve nazik olmak, insan
olman�n gere�i oldu�u gibi, insan�n f�trat�nda da(yarad�l��
olarak da) vard�r. Ancak onu, uygulamayla s�rekli k�larak
beslemek gerek, s�n�mlenip gitmemesi i�in� Bu s�reklili�i
sa�laman�n uygulamas� da EMPAT� pratikleri yapmakt�r. �efkat
ve merhamet duygular� ancak EMPAT� becerisi sayesinde
g��lenebilir. Bitkilerle, hayvanlarla, insanlarla(yani
�evresindeki her �eyle) EMPAT� kuramayan ki�inin �efkat
duygusu, gerekti�i gibi ortaya ��kmaz/geli�emez. EMPAT�,
�efkati kapsayan bir yetenektir. Kar�� taraf�n ya�ad�klar�n�
anlamak ve ondaki duygusal ipu�lar�n� okumak i�in EMPAT� ve
�efkatin birlikte i� ba��nda olmalar� gerekir. EMPAT� yetene�i
sahibi insan, ba�kalar�yla ileti�im ve etkile�im halindeyken;
onlar�n duygular�n�n arka plan�n� tahmin etmeye �al���rken,
s�zlerinin alt�ndaki anlamlar�, �sat�r aralar�n��
okumaya �al���r. �efkat, EMPAT� ile birle�ti�inde, insan
�ba�kas�n�n g�z�yle� bakmay� ba�ard���nda,
farkl� d�nya g�r��lerini de tan�r.
Bireyin, EMPAT�K olmas�n�n belli a�amalar� vard�r: �ocuklar
alt� ya��na gelene kadar �nce duygusal EMPATݒyi, sonra da
zihinsel EMPATݒyi ��renirler. Zihinsel EMPAT� de:
�ba�kalar�n�n g�z�yle� olaylar� g�rmek, onun gibi
d���nmek ve bu d���ncelere uygun davranmak s�z konusudur.
10-12 ya�lar�nda ise soyut EMPAT� yetene�i kazan�l�r. Soyut
EMPAT�, ki�inin kendisinden daha az olanaklara sahip kimseler
i�in kayg�lanmas� demektir. Bu geli�im s�reci bize; EMPATݒnin
kendili�inden geli�en bir duygu olmas�ndan �ok, insanda
potansiyel halde bulunan bir e�ilim/erdem oldu�unu
g�stermektedir. Ac�ma duygusunun; duygusal, zihinsel ve sosyal
EMPATݒye d�n��ebilmesi i�in e�itim ve uygulama gerek.
Sempatinin EMPATݒden fark�, kar�� taraf�n
hislerine ayn� �ekilde kar��l�k vermektir. �ki-�� ya��ndaki
�ocuk, a�layan karde�inin yan�na gelip, o da a�lamaya
ba�larsa; bu, sempatizasyondan dolay�d�r. Ama a�lamakla
yetinmeyip, ona yard�m etmeye �al���rsa, EMPAT� uygulamas�
yapm�� olur(7).
Bir arada bulunan bir�ok bebekten biri a�lay�nca, �tekilerin
de a�lamaya ba�lamalar�, bu do�al sempatizasyondan dolay�d�r.
�nsanlara, EMPAT� yetene�i kazand�rman�n, �efkat geli�tirmenin
ve merhameti do�ru �ekilde kullanmay� ��retmenin en do�ru
zaman�, �ocukluk �a��d�r. Ya�am�n ilk y�llar�nda ��renilen
duygusal EMPATݒnin, sonradan geli�ecek zihinsel ve soyut
EMPATݒye �evrilmesi kolay olur.
Toplu halde ya�aman�n sa�lad���
olanaklardan yararlanarak insanla�maya �al��an be�eri
varl�klar�z. Bu ili�ki �r�nt�s� i�inde, en az kendimizi
d���nd���m�z kadar(hatta daha da iyisi, kendimizden �ok)
ba�kalar�n� d���nmek ve bu tutum ve titizlik i�inde ya�amak
durumunday�z. Ba�kalar�yla beraber ya�aman�n en �nemli ko�ulu
yard�mla�makt�r. Birilerinden ald���m�z deste�i, iyilik
yaparak ba�kalar�na yans�tmak insan olman�n gere�idir. Bunu
yapam�yorsak, hi� de�ilse, Bat��ya �zg� ��karc� bir
zihniyetle; rahats�z edilmemek i�in, ba�kalar�n� rahats�z
etmemeye gayret g�stermeliyiz. Ama nefsimizi yeterince
e�itebilmi� ve duygular�m�z� kontrol edebilir duruma
gelmi�sek: �Merhamet + �efkat + EMPATݒden olu�an duygu
k�mesi� ni geli�tirmenin en kolay yolu, birlikte
ya�ad���m�z ki�ilere aksedecek yararl� i�ler yapmak, yani
�hizmet�tir, hele bu hizmet/yard�m kar��l�ks�z
olursa� Unutmaytal�m, �Halka hizmet, Hakk�a hizmettir.�(Kur�an;
Tagabun 9, Yasin 21, Bakara 274). Teke tek yap�lan iyilik,
kar�� tarafta ayn� duyguyu uyand�rd��� i�in, bunun geli�mesini
sa�lar; sonu�ta, EMPAT� artarken, �efkat duygusu da y�kseli�e
ge�er.
Sadece ilim de�il, hem ilim, hem de irfan
sahibi olan kimseler(Kur�anca ifadesiyle �ak�l-g�n�l
sahibi �limler�) hi�bir �ekilde kendilerini
ba�kalar�ndan �st�n g�rmezler. Gurur ve kibirden kaynaklanan
�st�nl�k duygusu, asl�nda kendini yetersiz g�ren egonun
�a�a��l�k kompleksi� ni gizleme gayretidir. �nsani
de�erlerin, akademik de�erler kadar �nemli ve gerekli
oldu�undan dolay�, bilge insan o de�erleri ya�ama ge�irmeye
�al���r. �Arif olan anlar�� s�z�, bu anlay��la
darb-� mesel olmu�tur. Bilgiyi uygulamaya ge�iren ve bu
�ekilde �evreye hizmet etmeye �al��man�n ad� olan arifli�in
�zellikleri, k�lt�r�m�z ve inan� sistemimizce �insan-�
k�mil� in vas�flar�ndan say�larak, y�celtilmi�tir.
EMPAT� ise, �di�erk�ml�k� ad� alt�nda, yani;
ba�kalar� i�inde gam, keder ve kayg� hissedebilme �eklinde
ya�am k�lt�r�m�zde yer alm��t�r. Kendine egemen olmak ve
�zdenetim, �nefis terbiyesi� ad� alt�nda t�m
kadim ��retilerde yerini alm��t�r.
----o0o---- |