|
Sevgi,
kayna�� sonsuzluklar olan ve bilgiyle birlikte t�m evrenleri
dolduran �evrensel il�hi bir g���t�r.
Makbul olan, �Tanr��n�n s�fatlar�yla s�fatlanmak�
ya da �Allah��n renklerine b�r�nmek��(1) ise;
sevgi enerjisinin kayna�� olmasak bile, sevgi ad�n� verdi�imiz
bu �evrensel/ilahi �ekim g�c��n� b�nyemizden
ge�irip, �evremize yans�tabilir duruma (s�fiyete / ar�nm��l��a)
gelmek geli�imin devre sonu insan�na �zg� bir g�stergesi olsa
gerek. O halde, bir bak�ma, �geli�mek�;
sevgi enerjisini aktarabilecek s�fiyete / seyy�liyete ula�mak
demektir. Muhammed Peygamber, sevginin �nemini vurgulamak i�in
onu, �mandan sonra if�de etmi�: �Allah�a imandan
sonra, amellerin faziletlisi insanlara sevgi duymakt�r.�
Sevginin �nemini, �sa Peygamber ba�ta olmak �zere, t�m �teki
peygamber ve inisiyeler de vurgulam��t�r(2). Yani y�zy�llardan
beri, be�erin i�sel geli�imi ve toplumun kurtulu�u bak�m�ndan
�zerinde �ok durulan konulardan biri olmu�tur sevgi.
Peki
uygulama ne durumda, bunu arzu etti�imiz �ekilde yapabiliyor
muyuz? Bu soruyu g�n�l rahatl���yla �Evet.� diye
yan�tlayam�yoruz. ��nk�, i�inde bulundu�umuz devre sonunun �u
biti� y�llar�nda; h�la sevgisizli�in �rneklerini (sadece
bireysel d�zeyde de�il, toplumsal d�zeyde de) zaman
zaman ya��yoruz.Yapt���m�z her �eyi, ne yaz�k ki �sevgi
ile yapam�yoruz�, eylemlerimize / etkinliklerimize
sevgiyi katam�yoruz. Herkesi ayn� derecede sevemiyoruz. Belki
herkesi (ayn� derecede) sevmek mecburiyetinde de de�iliz ama;
hi� de�ilse, n�tr bile kalam�yoruz. Evet, ne yaz�k ki h�la genel
g�r�n�m olarak sevgisizli�i deneyimliyoruz; ba�ka t�rl�
ifadesiyle, sevgisizli�i deneyimleye deneyimleye sevgiyi
��renmeye, onun �nemini kavramaya �al���yoruz. D�nya be�erine
�zg� bir gariplik: Kendini bilmeyen ki�ilere �zg� bu tututum
i�inde koskoca bir devrenin sonuna geldik. Genellikle hemen
hemen her �eyi ters uygulamayla ��reniyoruz. Yani �nce olmamas�
gerekeni deneyimleyerek idrak ediyor, ondan sonra olmas�
gerekene y�neliyoruz. Oysa kestirme ve insana yara��r yol
y�zy�llard�r ���tlenmekte�.
Konumuz olan
sevgiyi, sevgisizli�i ya�ayarak; herkesi / her �eyi sevmeyi,
sevgi oda�� olmay�, aram�zdaki sevgi sirk�lasyonunu art�rmay�
��renmeye, b�yle bir s�fiyete ula�maya �al���yoruz. Peki, bunca
il�h� ve inisiyatik tembihat ve ���de ra�men, kestirme yol
dururken, ni�in sarp yollarda, ��kmaz sokaklarda iti�ip
duruyoruz? Do�ru ve kestirme yolda bulunman�n �n�ndeki engel
nedir? Yani; sevgi enerjisini i�lerimize / ili�kilerimize ni�in
katam�yoruz, sevgi enerjisini b�nyemizden ni�in ge�iremiyoruz,
bu enerjinin ak���n� engelleyen unsurlar (elemanlar / etmenler)
nelerdir? Bu �elemanlar�, genel bilgilerimiz
�er�evesinde; kendimizi tan�yamam�� ve i�sel b�t�nl��e ve
belirli bir s�fiyete ula�amam�� olmam�zdan dolay� tutkular�m�z,
�zde�le�melerimiz, benliklerimiz, gururumuz / kibrimiz, �n
yarg�lar�m�z, otomatik ya�ay���m�z ve bunlarla ba�lant�l�
olarak, sahip oldu�umuz astral tortular ve diren�lerimizdir.
Burada �astral tortular ve diren�ler�den kas�t; a�k�n
yan�m�zdan gelen sevgi enerjisinin ak���n� ve �evremizdekilerden
yans�yarak i�imizde kaynamas�n� engelleyen maddesel ve be�eri
birikimlerdir.
O halde, biz
her �eyden �nce; kendi kendimizin e�itimini tamamlamak
zorunday�z. Okullardaki e�itim bu amaca, yani, insan�n / �ocu�un
kendi kendisini tan�mas�na, yukar�da s�ralad���m�z, sevgi
enerjisinin ak���n� engelleyen b�nyemizdeki bu negatif
birikimleri tan�yarak, onlar� kontrol alt�na almaya, ortadan
kald�rmaya y�nelik olmal�d�r. As�nda e�itim, ruh varl���n�n
evrensel i�levidir. ��nk� varl�k varl���n geli�iminden
sorumludur. Bilen, bildi�inden sorumludur. Dolay�s�yla elbette
ki, �Hi� bilen ile ilmeyen bir olur mu!� (3) S�z
konusu sorumlulu�un gere�i, bildi�ini payla�makt�r. Ayn�
zamanda, payla��rken / ��retirken ��renmek ve yeni yeni
idraklenmelere ula�makt�r. Bu durum, ayn� zamanda varl���n
evrensel i�levidir: Evrensel yard�mla�ma ve dayan��ma olgusu,
evrensel ili�ki ve etkile�im� ��te bu evrensel olgunun temelinde
de�i�ik s�ptilitedeki sevgi enerjisi bulunmaktad�r. O halde,
�unu rahatl�kla s�yleyebiliriz san�yorum: Sevgi sonsuz bir
enerji, e�itim de ruh varl���n�n sonsuz ve kozmik bir i�levi,
il�h� bir vazifesidir. Bu durumu ve �nemini �nder Plan��n
bilgilerinden sonra daha iyi anlad�k� B�ylesine, temelde ortak
niteliklere sahip olan bu iki kavram�n birlikte ele al�nmas�nda
yarar vard�r: Sevgi ve e�itim, sevginin e�itimdeki rol��
Sevgi ve
E�itim
Sevginin,
s�dece e�itimde de�il, her �eydeki rol� pozitiftir ku�kusuz;
yeter ki o, duygusall�kla, bencillikle, ��karc�l�kla kirletilmi�
olmas�n. Bunlar�n, sevgi enerjisi i�in �diren�� olu�turan
ve engel nitelikli elemanlar oldu�unu, giri�teki paragraflarda
belirtmi�tik. Ku�kusuz, bu engellerin aras�ndan s�z�l�p ��kmaya
�al��an sevgi enerjisi; yaralanm�� / berelenmi�, bu elemanlarla
kirlenmi� ve s�fiyetini etkisini yitirdi�i i�in, beklenen yarar�
sa�layamayacakt�r. O halde kabahat, sevgide de�il; sevgiyi o
duruma getiren bireyde olmaktad�r. ��te onun i�in diyoruz ki,
birey s�dece sevgi etkisini de�il, a�k�n (m�teal) yan�ndan
kaynay�p gelen, rehber varl�klardan g�nderilen, vicdandan
kaynaklanan t�m d��ey tesirlere arac�l�k edebilmesi i�in; kendi
kendini tan�ma cehti ve zaman�n de�i�ime zorlay�c� �uurda
uyand�r�c� etkisine uyum sa�lama cehti i�inde bulunmal�d�r. Bu
u�ra� ve cehit de, ki�inin kendi kendini e�itmesinden (ve hatta,
�ger�ek e�itim�den) ba�ka nedir ki�
Demek ki,
birey kendini bu anlamda e�ittik�e, daha da �nemlisi, �ocuklar
bu anlamda e�itildik�e, sevgi enerjisinin daha iyi bir
aktar�c�s� oluyor. B�yle bir �yeni insanl�k d�nemi aday��n�n
ba�kalar�n� e�itmesi de herhalde; sevgi dolu, her h�liyle
pozitif etki dolu olacakt�r. Bu �ekilde sorumlulu�unu yerine
getirdik�e de daha fazla sevgiye, daha fazla pozitif etkiye ve
yard�ma l�y�k olacakt�r. Sevginin e�itimdeki rol�n�n derecesi
ruhsal geli�im d�zeyiyle yak�ndan ilgilidir. Bu nedenle, bu
yaz�m�zda e�itimi; be�eri a��dan �ok, ruhsal geli�im a��s�ndan
ve yeni�a� insan� olmaya adayl�k a��s�ndan ele alaca��z. S�z
konusu �i�sel geli�im�, �sa
Peygamber�in �zdeyi�indeki ��ocuk safiyeti�
kavram�nda anlam�n� bulan bir durumdur. ��ocuk safiyeti�nde
anlam�n� bulan bir i�sel geli�im d�zeyi; kar��l�ks�z sevgi dolu,
herkese bir g�zle bakan, �evresinde �nyarg�s�z yakla�an bir
�ocu�un s�fiyeti�
�G�n�l�
Olmu� Kalp
S�z konusu ��ocuk
safiyeti�nin veciz �ekilde vurgulan���n�, hatta yeti�kinlere
hedef / �rnek olarak g�sterili�ini, �sa Peygamber�in s�zlerinde
buluyoruz; Aziz Hipoyte (Hipoyit) taraf�ndan aktar�lan bir �sa
kel�m� ��yleydi: �Beni arayan herkes, �ocuklar�n kalbinde
bulabilir, ��nk� ben oraday�m.� �sa Peygamber�in bu
veciz ifadesi bizlere �imdi ister istemez bir Kur�an ayetini de
an�msat�yor: (Mealen) �Ben hi�bir yere s��mam, ama m��min
kulumun kalbine girebilirim�� Ku�kusuz, b�yle bir
kalbin; �ocuk kalbi gibi, saf ve tertemiz olmas� gerek. Yani,
yukar�da belirtti�imiz anlamdaki e�itimle ve terbiye ile bu
duruma getirilmi� olmas�, sanki sevgi enerjisiyle y�kanm�� bir
kalp� B�yle bir kalp, zaten art�k kalp olmaktan ��km�� ve
(Sufizm�deki ifadesiyle) �g�n�l� olmu�tur.
�sa
Peygamber�in �ocuk s�fiyetine verdi�i �nemle ilgili olarak
Markos �ncili�nde de (10,13-16) g�zel bir olay anlat�l�r:
�Bir g�n, onlara dokunsun diye kendisine �ocuk getiriyorlard�.
Fakat �akirtler, �ocuklar� getirenleri azarlad�lar. �sa bunu
g�r�nce, g�cenip dedi; B�rak�n �ocuklar bana gelsin, onlara
engel olmay�n; ��nk� Tanr��n�n melekutu bu gibilerdir. �Do�rusu
size derim ki, kim Tanr��n�n melek�tunu �ocuk gibi kabul
etmezse, ona asla giremez.�� Ve onlar� (�ocuklar�)
kucaklay�p, ellerini �zerlerine koyarak, hay�r dua etti.
Ayr�ca,
ba�ka bir yerde de, ��yle diyor: �Melek�ta giren kimselere
benzer �u s�t emen �ocuklar�.� Evet, t�m bunlar� ni�in
aktar�yoruz? ��nk�, yukar�daki sat�rlar�m�zda �e�itim�i,
be�eri a��dan �ok, ruhsal geli�im a��s�ndan ele alaca��m�z�
belirtmi�tik. Bizim i�in, �imdilik; ruhsal geli�imin hedefi de ��ocuk
s�fiyeti ve masumiyeti�yle simgelenen i�sel geli�im
d�zeyidir. Bu ayn� zamanda, �yeni insan��n en
belirgin niteli�i olacakt�r. B�y�k uyan��tan sonraki �yeni
�a��n insan��n�n genel g�r�n�m� t�m �teki kutsal ve
inisiyatik ��retilerde de ortaya konmu�tur. Hatta �sa
Peygamber�den as�rlarca �nce ya�am�� Fisagor�un ��retisinde bile
bunun imalar�n� g�r�yoruz.
�ocuk
S�fiyeti
T�m
bunlardan anla��l�yor ki, �yeni insan�n�n en
belirgin niteli�i ��ocuk safiyeti�dir. �nsanlar�n,
evrensel sevgi enerjisinin kendi paylar�na d��en miktar�n�;
oldu�u gibi de�ilse bile, asl�na olduk�a yak�n bir �ekilde
b�nyelerinden ge�irip, �evreye yayacak �ekilde safla�malar�� O
halde, ruhsal / i�sel geli�im �er�evesinde, e�itimin amac� bu
olmal�d�r: �ocu�un, ergenlik y�llar�na kadar sahip oldu�u
safl��� ve m�sumiyeti �m�r boyunca s�rd�rmesini sa�lamak. Bu
e�itim ayn� zamanda ve pedagojik anlamda olmak �zere; �otonom
�ahsiyet�i geli�tirici bir e�itim anlay���d�r.
Sevgi ile ve �ger�ek sevgi�ye y�nelik yap�lan bu
e�itimin ba�ar�s�zl�k �ans� hemen hemen yok gibidir. ��nk�
s�dece hemcinslerimize de�il, t�m tezah�rata sevgi ile
y�neli�imiz, bizdeki �teki erdemleri ortaya ��karaca��ndan;
bizler ���t vermekten �ok,onlara ��rnek olarak yard�m eden�
yeti�kinler olaca��z.
Ba�ka bir
ifadeyle; e�itirken e�itilmi�, ��retirken biraz daha ��renmi�
olaca��z. Bu s�re� sonsuzdur; elbette ki hi�bir varl���n
e�itiminin sonu yoktur. Ruh varl��� olarak, enkarne oldu�umuz
andan itibaren, bedenimizi terk etti�imiz ana kadar ve hatta
ondan da sonra, ger�ek amac�m�z ve ihtiyac�m�z kendini bilme
cehti i�inde e�itmek ve e�itilmektir. Tezah�rat�n her birimi hem
etkileyen ve hem de etkilenen durumdad�r(4).
�E�itim
be�ikten mezara kadard�r�� diye bir atalar s�z�m�z var,
ama biz bunu �l�m �tesine do�ru, tekrar tekrar do�u�lar�
kapsayacak �ekilde sonsuzlu�a do�ru uzat�yoruz. ��nk� ya�am,
be�ik ile mezar aras�na s�k��m�� de�ildir; �l�m yok, s�rekli
do�u�lar var. Bir kez d�nyaya, bir kez d�nya �tesine (ahirete /
spatyoma) do�uyoruz. Dolay�s�yla hep var�z, yok olmak anlam�nda
�l�m yok. �l�m sadece bir ge�i� olmaktad�r. Bu s�rekli do�u�lar
boyunca, varl���n evrensel i�i, e�itmek ve e�itilmek, ya da
ba�ka t�rl� s�ylemiyle hep de�i�ip, d�n���p geli�mek. Bu sonsuz
geli�im olgusu i�inde, olup duran nedir? Sevgi enerjisini
giderek b�nyeden daha fazla ge�irip, �evreye da��tabilecek
ar�l��a ve durulu�a gelmektir. Bu durumun ve olu�umun
ayr�nt�lar� �L�H� N�ZAM ve K��NAT (Ruh ve Madde Yay�nlar�) adl�
eserde, elimizde bulunan en son �eklini alm��t�r.
Ayr�ca, �varl�ksal
ilkeler�le(5) ilgili bilgilerimizden de biliyoruz ki;
varl�k, bu s�z�n� etti�imiz olgu i�ine, se�me �zg�rl���n� ve
�zg�r ir�desini kullanmaya ba�lad��� andan ba�layarak girmi� ve
s�rmektedir. Se�me �zg�rl��� do�rultusunda, bu �ekilde maddeyle
ba�lant� kuran varl�k, yarat�l���n�n gere�i, �zsel olarak s�hip
oldu�u(f�trat�nda bulunan) bilgiyi (�z�ndeki bilgiyi) uygulama
f�rsat� bulur. Ruh varl���n�n evrensel / kozmik g�revi gere�i bu
f�rsat; maddenin e�itimi, yani geli�tirilmesi amac�yla ba�lasa
da, asl�nda o; ruh varl���n�n, sonsuzluk i�inde, Yaradan��n�
tan�ma do�rultusunda kendini e�itmesidir.
Evrende her
�ey kaotik ve anla��lmaz bir d�zen i�inde i�ler gibi g�r�n�yorsa
da, asl�nda olup biten her �ey �l�h� �r�de Yasalar��na tam bir
uygunluk h�linde tez�h�r etmektedir(6). Bizlerin bu �yar�m
idrakli�(s�ylem �nder Plan�a �ittir, sayfalar 50+58)
anlayamad���m�z i�in, �kaotik� olarak
nitelendirdi�imiz bu d�zen, varl���n e�itiminde esas rol�
oynamaktad�r. Yani bu kaotik d�zen; varl���n kendini bilmesinde,
kendini tan�mas�nda ve ba�kalar�n�n da kendilerini tan�malar�na
yard�m etmesinde, ihtiyac� olan t�m olanaklar� i�erir ki, bu �i�sel
geli�im olanaklar��n�n Kur�an terminolojisindeki
kar��l��� �nimetler�dir(7).
Durum b�yle
olunca, �imdi diyebilir miyiz; bu �yar�m idrak�
d�zeyiyle ele al�nan e�itim, insan�n ger�ek do�as�na en uygun
olan e�itim midir? Elbette evet. Bu e�itim ile, evrensel sevgi
enerjisiyle de �uurlu olarak destekleyebilirsek; bizler
fark�nda olal�m ya da olmayal�m, ger�ek kimliklerimizi bu zaman
ve mek�nda tez�h�r ettirmeye aday varl�klar niteli�ini
kazanabiliriz. Burada �ger�ek kimlik� derken, �i�
potansiyelimiz�i kastediyoruz.Yani, i� potansiyelin, ��z
benli�imiz�(s�ylem �nder Plan��n bilgilerinden
al�nm��t�r) oldu�u gibi, ya da %100�e yak�n bir �ekilde bedende
tez�h�r etmesi�
A i l e
G�r�ld���
gibi; �e�itim� ile �sevgi� aras�nda
�nemli ve do�al bir ili�ki var. ��te bu anlamda �ger�ek
e�itim�; evrensel sevgi enerjisinin bedende daha �ok
tez�h�r�ne olanak sa�layacakt�r. Daha �ncede belirtti�imiz gibi,
ruh varl���n�n e�itici i�levi, maddesel ortamlarda ve onlar�n
do�al uzant�s� olan (onlar�n) spatyomlar�nda ge�er. Bunun i�in,
maddeye enkarne olmak s�z konusudur. D�nya ortam�ndaki insanl�k
(be�eriyet) d�zeyinde varl�klar�n enkarne olduklar� yer �iledir.
Unutmayal�m ki; evrensel bir ortak alan olan ailenin kurulu�unda
da �nemli unsurlardan (elemanlardan) biri sevgidir.(Erkek-kad�n
enkarnasyonlar� ve aile konusunda ayr�nt�l� bilgi i�in bkz. RUH
ve K��NAT, Cilt 3, sayfa 800+805)
Ailenin
kurucu �yeleri olan �ana-baba�n�n da bu bilin�te
olduklar� �l��de, �ocuklar�n e�itimine basiretli bir �ekilde
katk�da bulunmalar� s�z konusudur san�yorum. Bunun tersi oldu�u
durumlarda, �ocuklar�n yanl�� e�itimle aile i�inde ��mart�larak
dejenere olduklar�n� g�r�yoruz. Yapay, ��karc� ve bilin�siz
olarak aile bireylerinden yay�lan sevgi enerjisi, ailenin
temel g�revi olan ; kendine yararl�, �evresine yararl�,
g�venilir ve k�saca, ��uurlu �ocuk yeti�tirme�
i�levini yerine getirmesini engellemektedir.
�ocuk
E�itimi = Ego E�itimi
�ocuk
e�itimi, bir bak�ma; egonun e�itiminden ba�ka nedir ki? Ya da
ba�ka t�rl� bir s�ylemle, e�itilmemi� bir �ocuk, �e�itilmemi�
ego� demektir. �ocu�un bu anlamda e�itilmesi i�in, hi�
ku�kusuz �nce yeti�kin kendisini bu �uurla e�itmi�, egosunu
edeplendirmi� olmas� gerekir. Ego e�itimiyle, sevgi enerjisine
kar�� ge�irgenlik kazanmak; yani sevgi enerjisinin bireyden
bireye olan sirk�lasyonu aras�nda yak�n ili�ki oldu�unu daha
�nce s�ylemi�tik.
Ego
e�itiminin, dolay�s�yla egonun isteklerine muhalefet edebilme
g�c�n�n, ruhsal geli�im �er�evesinde �ihtiya�lar�la
da ba�lant�s� var. �htiya�lar konusu ve onlara kar��
tav�rlanmam�z olduk�a �nemli. ��nk� ihtiya�lar, bir bak�ma �i�sel
geli�im ara�lar�m�z�d�r. Yukar�da a��klamaya
�al��t���m�z anlamda terbiye edilmemi� bir �ocuk ve gen�, �ok
b�y�k �l��de �yapay gereksinimler� ve �ge�ici
mutluluklar� pe�indedir. Ayr�ca, ki�ilerin ihtiya�
(gereksinim) duyduklar� �eylerle, i�sel geli�im d�zeyleri
aras�nda da bir ba�lant� kurulabilir. Bu nedenle, biraz da �ihtiya�lar�
konusu �zerinde durduktan sonra, tekrardan sevgi ve e�itime
d�nmemizde yarar g�r�yorum.
� h t i y
a � l a r
Z�ten
ihtiya�lar; belirli bir ya�am i�inde, ya�am plan�m�z�n
ger�ekle�tirilmesiyle ilgili bir konudur. Yaln�z, biz be�er�
varl�klar olarak, ve �o�u zaman da egomuzun e�itilmemi�li�inden
dolay�, yapay ihtiya�lar i�inde kaybolur, ger�ek (i�sel
geli�im) ihtiya�lar�m�zdan uzakla��r�z. Bu durum ayn� zamanda,
ya�am plan�n�n do�ru d�zg�n uygulanmamas� anlam�na gelen bir
t�lihsizliktir. Bildi�imiz gibi, ya�am plan�n�m�z kapsam�nda
olmak �zere, her enkarnasyonumuzla belirlenen ihtiya�lar�m�z
ba�ka ba�kad�r. Neden bu b�yle? ��nk� her tekrardo�u�ta
geli�imimizin ba�ka bir yan�n� ele al�r�z ruh varl��� olarak�
Asl�nda (tezah�r uzant�s� oldu�umuz) as�l �zkendimiz ve ruhsal
plan�m�z a��s�ndan ger�ek geli�im ihtiya�lar�m�z belli bir
ya�amda say� olarak �ok fazla de�ildir. Ama yukar�da de�inip
ge�ti�imiz gibi, d�nya ko�ullar�nda bu ihtiya�lar, yine d�nyasal
icaplara ve toplumsal ko�ulland�rmalarla sa�aklanarak �o�al�r,
hatta enkarne varl�k bu yapay icaplar ve ihtiya�lar i�inde
kaybolup gider. Be�er� yan�m�z�n (bedensel benimizin) arzu
etti�i her �ey ger�ek (i�sel geli�im) ihtiyac�m�z de�ildir. Bu
nedenle, ger�ek ihtiya�lar�n kar��lanmas� ile �uurlanma aras�nda
ve de egonun e�itilmi�li�i aras�nda (dolay�s�yla sevgi
sirk�lasyonu aras�nda) yak�n ili�ki vard�r.
Buradan da
anla��l�yor ki; ger�ek e�itim, ayn� zanda, ki�iyi ger�ek
ihtiya�lar�na y�neltebilen e�itimdir. Bu anlamda �ger�ek
e�itim� bireyi (�zellikle de �ocuklar� ve gen�leri), en
k�t� be�er� zaaflar�m�zdan biri olan savurganl�ktan, anlams�z
t�keticilikten korur. Bu arada, ger�ek e�itimcinin g�revi de;
�nce kendisini bu se�imi yapabilecek duruma getirmek, sonra da
e�itim s�reci i�inde kar��s�ndakinin ger�ek ihtiya�lar�n�
belirleyerek, ihtiyac� olan� ona sevgi ile vermektir. Demek ki,
bu anlamda sevmek; kar��s�ndakinin egosunu ok�amak, sokak
ba�lar�nda krize girmi� pozlar�nda sevgi �ovlar� sergilemek,
dolay�s�yla yapay / egoistik ihtiya�lar�n doyurulmas�na y�nelik
eylemlere y�nelmek de�ildir. Tam tersine, sevmek;
kar��m�zdakinin ger�ek ihtiya�lar�n� g�rebilme / sezinleyebilme
kapasitesidir. Kar��m�zdakini her t�rl� kusuruyla kabullenip,
onu y�re�ine s��d�rmak ve i�sel geli�imine katk�da bulunmak
ad�na onun do�ru yolda kalmas�na yard�mc� olabilmektir. Bu
bak�mdan, bu �uurda olmayan birinin, olaylar�n d�� g�r�n���ne
bakarak, e�itimci hakk�nda karar vermesi hi� de sa�l�kl� bir
tutum de�ildir. ��nk� bilin�li bir e�itimcinin ne yapt��� ve
nas�l yapt��� �nemli de�il, ni�in ve ne niyetle yapt���
�nemlidir.
Tam bu
noktada, belki �u durumu da g�z �n�ne almakta yarar var: Burada
�e�itimci� derken; toplumda belli bir yeri olan,
birka� fak�lte bitirmi�, s�dece bu i�in e�itimini g�ren
ki�ileri kastetmiyoruz. ��retimin / ��renimin bile do�ru d�r�st
ger�ekle�medi�i okullar�m�zda bu anlamda e�itimden s�z etmek
z�ten olas� de�ildir. Sigara ve uyu�turucu ba��ml�l��� ile
�iddetin (ABD okullar�ndan �lkemize do�ru) s�zmakta oldu�u ve
bununla m�cadeleye �al���lan okullar�m�zda ego e�itimi
�er�evesinde idraklenme ve �uurlanmadan ve bunlara ba�l� olarak
sevgi sirk�lasyonundan s�z etmek elbette olas� de�ildir. Hele,
dinin e�itime �let edilerek ayr�mc�l��� k�r�kleyen e�itim hi�
de�ildir. Bizim burada �e�itimci�den kast�m�z,
kendisinin ve �evresindekilerin geli�imini hep pozitif y�nde
destekleyen, varl�k sevgisi y�kl� bilge e�itimciyi kastediyoruz.
��te b�yle bir e�itimcinin belirgin �zellikleri nelerdir,
birlikte g�relim.
Ger�ek /
Bilge E�itimci
O her �eyden
�nce �esnek ve uyumlu� bir insand�r;
kar��s�ndakine hat� yapma �ans� tan�r, ��nk� bilir ki ba�ar�
kadar ba�ar�s�zl�k da geli�im a��s�ndan �nemlidir. Hatta, hat�
ve ba�ar�s�zl�klar �ok daha �nemlidir ��nk� ki�iyi daha �ok
gayrete, geli�meye zorlar, uyan�k tutar. Ba�ar� ise, bir kez
elde edildi mi, baz�lar�n� at�lete itebilir; ya da ayn� ba�ar�
d�zeyini s�rd�rmenin rahatl���n�n reh�vetine itebilir. Bu
nedenle, iyi bir e�itimci, kar��s�ndakine hat� yapma �ans�
tan�r, kusurlar�na, hatt� densizliklerine sab�r g�sterebilir.
Bu, kendisi i�in de bir ho�g�r� ve esneklik uygulamas�d�r.
Evet, ho�g�r� de, herhalde bir e�itimcinin s�hip olmas� gereken
belirgin niteliklerinden bir tanesi olsa gerek� Ho�g�r�l� olmak;
hat�y� / noksan� anlay��la kar��lamak ve kar��dakine yeni bir
deneme �ans� tan�makt�r.
Ayr�ca, iyi
bir e�itimci, ayn� zamanda �koruyucu ve kollay�c��d�r
da� Kendilerinden sorumlu oldu�u kimseleri g�r�p g�zetir;
onlar�n dertleriyle dertlenir, sevin�leriyle sevinir. Bunlara �anlay��l�l���
ve vericili�i� de ekleyebiliriz elbette. �yi bir e�itimci
s�dece anlay��l� de�il, fedak�rd�r da� Ku�kusuz, t�m bu
meziyetleri bir arada bulundurabilmesi i�in duygular�n� kontrol
alt�nda bulunduruyor olmas� gerekir. �Duygular� kontrol
alt�na alm��l�k� z�ten �yeni insan��n en
belirgin niteliklerinden biridir.
Demek ki,
olgun / bilge bir e�itimcinin hedefi; kar��s�ndakinin ger�ek
ihtiyac�n� objektif olarak belirlemek ve onu bu do�rultuda
y�nlendirmektir. ��te t�m bunlardan dolay�, her ��retim, e�itim
de�ildir. �yi bir e�itimci; ��retimi de, e�itim amac�yla
kullan�r. ��rendi�imiz �eyler de ger�ek anlamda e�itim
i�in(i�sel geli�im i�in) birer ara�tan ba�ka bir �ey de�ildir.
��rendiklerimizle ne yapt���m�z, nas�l ve ne niyetle yapt���m�z
�nemlidir� Do�ald�r ki; bu anlamda e�itilmemi� bireyin(�zellikle
de �ocuklar� ve gen�lerin) ��rendiklerinden; ne kendine, ne de
�evresindekilere bir yarar� vard�r. ��nk� ger�ek anlamda
e�itilmemi� birey, bildiklerini de egoist�e ama�lar
do�rultusunda kullanacakt�r, do�ru bildiklerini ya�am�na
ge�irmekten �ok, eline ge�en olanaklar� egosunu g��lendirme
y�n�nde kullanacakt�r. Daha da k�t�s�; olumsuz �evrelerin
��karc�l��a y�nelik aldatmacalar�na kolayca kanacak, k�t�
yollara saparak, tel�fisi g�� karmik birikim olu�turacakt�r�
��retimi ve her �eyi e�itim amac�yla (be�er� zaaflardan
kurtulup, insanla�ma amac�yla) kullanmaman�n getirdi�i olumsuz
sonu�lard�r bunlar. Ne yaz�kt�r ki, g�n�m�z gen�li�inin b�y�k
�o�unlu�unun bu �z�c� durumda oldu�unu g�r�yoruz.
Anne �
�ocuk �li�kisi
Bu son
belirtti�imiz durumun en do�al �eklini anne-�ocuk ili�kisinde
g�r�r�z: Anne, bu anlamda iyi bir e�itimci de�ilse; duygusal bir
anal�k i�g�d�s�yle �ocu�un her istedi�ini yapacakt�r. E�itimden
nasibini alamam�� bir �ocu�un beklentilerinin hemen hemen
hepside egoist�e (hep kendine y�nelik) isteklerdir. Her istedi�i
yap�lan �ocuk ise bunu, annesinin ona olan sevgisinin bir kan�t�
zanneder. Bu yan�lg� da �ocu�u dejenerasyona s�r�kleyen
etmenlerden biri olabilir. �ocu�una ger�ek anlamda yararl� bir
annenin g�revi, yavrunun bencillikten kurtulmas�na yard�m
duyarl�l��� i�inde; dikkatli bir g�zlem ile s�delik i�inde
�ocu�un ger�ek geli�im ihtiya�lar�n� ke�fedip, onlar� �l��l� bir
�ekilde kar��lamak; b�y�k �l��de s�yledikleriyle de�il,
hareketleriyle �ocu�a �rnek olup, yerli yerinde ���tlerle onu
geli�imine katk� sa�lamakt�r. Yoksa, �ocu�un egosal
ihtiya�lar�n� s�rekli bir �ekilde kar��lamak de�ildir. ��nk�,
unutmayal�m, az yukar�da da belirtti�imiz gibi; e�itilmemi�
�ocuk, �e�itilmemi� kaba bir ego� demektir. Bu
anlay��la, s�z�m ona e�itilen �ocuklar�n; bencilce arzular
i�inde davran�� bozukluklar� g�stermesi, uyumsuzluktan
uyumsuzlu�a d��erek, dejenerasyon alanlar� i�inde doyumsuz bir
ki�i olarak ya�amalar� (daha do�rusu, �s�r�nmeleri�)
do�ald�r. Bu gidi�in vah�ice �rneklerini zaman zaman Amerikan
okullar�nda g�r�yoruz. E�itilmemi� kaba ego, ne kadar (maddesel,
ekonomik) vars�ll�k i�inde bulunursa bulunsun, yine de
doyumsuzluk i�inde k�vranmaktan kendini alamaz.
Kaale
Al�nma a�l���
Bu
doyumsuzlu�un ve eksiklik duygusunun neden oldu�u itilimle baz�
kimseler sanki �kaale al�nmak�
a�l��� i�inde g�r�n�yor. �evredeki bireyler taraf�ndan kaale
al�nmak, ilgi oda�� olmak i�in gerek d�� g�r�n��, gerekse
davran�� �ekilleri olarak g�ze bat�c� uygulamalar sergiliyorlar.
Az yukar�da �ailede e�itim� konusuna
de�inmi�tik ama, bu son geldi�imiz noktayla ba�lant�l� olarak
bir duruma daha a��kl�k getirmekte yarar var: Anne-baba sevgisi
ve bu sevginin niteli�i. Bu sevginin bir ayr�cal��� vard�r.
Kaale al�nmakla da ba�lant�l� olarak �anne-baba sevgisi�nin
�teki sevgilerden ayr�cal���; onun k�keninin, do�madan �nceki �bedensiz�
hayat�m�za kadar uzanmas�d�r. Do�madan �nce varl�k, ya�am
plan�na g�re; annesi olacak �olas� / aday�
varl�kla ileti�ime girer. Annenin r�zas�, o zamandan ba�layarak
(anne rahmine d��meden �ok �nce) al�nm�� olur. Bu �r�zala�ma�;
varl�ksal anlay��a dayal� sevgi ve sempatizasyondur. Bu �ekilde,
anne sevgisinin tohumlar� do�madan �ok �nce fizik �tesinde
at�lm�� olur. ��te bu �ekilde tohumlar� spatyomda at�lan sevgiye
dayal� bir ileti�im, annenin �ocu�a verece�i e�itim i�in gerekli
ortak alan� da sa�lam�� olur. Bu ortak alan i�inde, anne rol�nde
g�r�len varl���n, �ocuk rol�n� �stlenen varl��a uygulayaca��
e�itimin �ekli ve kalitesi, her iki varl���n; ya�am planlar�na,
ruhsal geli�im ihtiya�lar�na, annenin varl�k anlay���na ve
kendini tan�madaki derinli�ine / kararl�l���na ba�l�d�r.
Sevginin temelleri bu kadar eskilere, do�umdan �nceki zamanlara
dayanmas�na ra�men; yine de her t�r�yle sevgisizlikler
ya�an�yor. Bunun nedeni, b�y�k �l��de, kendini tan�makla /
tan�mamakla ilgilidir. Kendini tan�ma kapsam�nda do�ru
bildiklerini uygulama s�reci i�inde birey; diren�lerinden (�kabuklar�ndan�,
sahte benliklerinden) kurtulabildi�i �l��de, evrensel sevgi
enerjisini giderek kendinde daha �ok tez�h�r ettirebilir.
Konumuz olan �e�itim� s�z konusu oldu�unda da,
anne ya da baba olarak �ocu�un geli�imine o derecede �nemli
katk�lar� olur.
Ne tuhaf,
ama o derecede de ne yaz�kt�r ki; d�nyada olu�turdu�umuz bu �kabuklar,
sahte benlikler� y�z�nden, do�madan �nce ruhsal ailemize
(plan�m�za) verdi�imiz s�z� bile tutam�yoruz.(8) Yukar�larda bir
yerde de de�inip ge�ti�imiz gibi, anne-baba kendilerini
tan�yabildikleri �l��de �ocuklar�n� da ger�ek benlikleriyle
alg�larlar.Yani �ocuklar�na, ��ocuk� olarak de�il
de, s�dece kendisinden sonra �enkarne olmu� bir ruh
varl���� g�z�yle bakar ve bu �ekilde yakla��rlar.
Ger�ekte, yeni enkarne olmu� varl�k, annesinden �ok daha fazla
bir oranda Yukar��ya, ruhsal plan�na (kendi �z�ne) ba�l�d�r.
B�yle bir anlay��a s�hip olmayan bir anne-baba taraf�ndan
yeti�tirilen �ocu�un kendi �z�yle olan ba�lant�s�, �ocu�un
varl�ksal yap�s�yla pek ili�kili olmayan ve dolay�s�yla da
k�s�r bir e�itimden dolay� gitgide unutulur. �ocuk, akl� k�t,
idraki dar, b�y�klerinin himayesine her zaman muhta�, s�dece
biyolojik ihtiya�lar� olan bir yap� olarak ele al�n�r ve bu
zihniyetle yeti�tirilir. Sonunda, bakars�n�z kar��m�zda,
yetersizlik ve kendine g�vensizlik i�inde k�vranan, davran��
bozukluklar� sergilemekten ba�ka bir becerisi olmayan,
kand�r�lmaya ve dejenerasyona a��k, ayr�ca insana g�ven vermeyen
verimsiz bir nesil. (�Bir gen�, her �eyden �nce insana
g�ven vermelidir.� �Atat�rk)
��te bu
bak�mdan �ocu�u, ��ocuk� olarak ele almay�p ta,
ruh varl��� olarak ona yakla��rsak, onun �z kendisiyle olan
fark�ndal���n� canl� tutmu� oluruz. ��nk�, bizim ��ocuk�
dedi�imiz o birey, enkarnasyon hedefini ger�ekle�tirmek �zere
do�mu� ve olgun bir ruh varl���n�n t�m niteliklerini ta��yan
sanki bir �tohum� gibidir. Bu anlamda �tohum�
kavram� �ncil�de �hardal tanesi� olarak
simgelenmi�tir. Hardal tanesi, tohumlar�n en k�����d�r ama,
verimli topra�a d��t��� zaman, dev bir a�a� olur. Burada ister
istemez, �u g�zel �zdeyi� de geliveriyor akl�m�za: �Anne-babalar�n
kendilerini yeti�tirmekle ba�layacaklar� bir e�itimden daha
do�ru bir e�itim olamaz. Bizler hepimiz her zaman ��renci olarak
kalaca��z�� Halil Cibran��n da �ocuklar ve e�itim
�zerine g�zel bir �iiri vard�r:
�Onlar, do�rudan do�ruya
kendileri ya�am�n �a�r�s�n�n k�zlar� ve o�ullar�d�r. Elinizden
ge�erler, sizden gelmezler. E�er sizlerle birlikteyseler bu, �onlar
sizindir� anlam�na gelmez. Onlara
sevginizi verin, fikirlerinizi de�il. ��nk� onlar�n kendi
fikirleri var. Bedenlerini bar�nd�r�n, ruhlar�n� de�il. ��nk�
onlar�n ruhlar�, bizlere ve hayallerimize yasaklanan
yar�nlardad�r. Sizler onlara benzemeye �al���n, onlar� kendinize
benzetmeye de�il. ��nk� ya�am kayna��na do�ru ��kmaz ve ge�mi�e
tak�lmaz. Sizler yay; onlar �ocuklar�n�z ise, yaydan f�rlay�p
gidecek olan c�v�l c�v�l oklard�r.� |