|
Hi� sevmedi�imiz bir kimseye ya da hatta s�radan bir kimseye
k�t�l�k yapt�ktan sonra, vicdan�m�zda olu�an �z�nt�leri
tatt�n�z m�? Bu �yle bir ac�d�r ki, sakinle�mesi baz� ko�ullara
ba�l�d�r. Bu b�yle bir ate�tir ki, s�nmesi i�in her �eyden
�nce; sergilenen k�t�l���n, verilen rahats�zl���n af
ve tamir edilmesine gerek vard�r. Bu durumu bir �rnekle a��klarsak,
iyice canland�rm�� oluruz. Bunun i�in verece�im �rnek
deneysel ruh�uluk k�lliyat�ndan al�nm��t�r. Bu sevdi�i
bir kad�n� ni�anl�s�yla birlikte k�skan�l��� y�z�nden
�ld�r�p d�nyada ve spatyomda �st�rap �eken bir varl���n
�yk�s�d�r ki bu tebli� o varl�k taraf�ndan bir
enkarnasyon (bedenleme) medyomu arac�l���yla verilmi�tir:
�� Ben onu �oktan beri seviyorum ama o benim
bu sevgimi anlamad�. G�nd�zleri onu ayak izlerini izlerdim,
geceleri r�yamda g�r�rd�m. Ya�am�m ger�ek bir i�kenceye
d�nm��t�.
Beni reddettik�e onu daha �ok sever oldum.
Sonunda onun ba�ka birisine ait olaca��n� anlay�nca i�im
zulmetle doldu. Ona kar�� i�imde olu�an kinin sonu yoktu.
Birg�n onu bembeyaz bir gelinlik i�inde g�rd�m. Ak�am oldu,
t�m g�r�lt�ler kesildi. Ve t�m do�a uykuya dald� ama
benim kinim uyan�k duruyordu. Bu kin beni k�r yapt� ve elimde
bir han�erle onlar�n yan�na y�nlendirdi. Deli olmu�tum. T�m
benli�imde iki cinayet canlan�yordu ve bundan ba�ka bir �ey
d���nemiyordum. Gittim ve kudurmu� bir �ekilde bir hamlede
ikisini de �ld�r�verdim.
�C�niy�ne susuzlu�um hemen hemen ge�mi�ti.
Ka�t�m. Kimse c�ninin ad�n� bilmiyordu ve hi�bir kimse
benim �mitsizli�imi ve utanc�m� bilmiyordu. Ben insanlar�n
adaletinden ka�m��t�m. Vicdan�m�n sesinden de ka�abilece�imi
sanm��t�m. Fakat gece olunca ve cinayet saati yeniden �al�nca,
ruhum donmaya ba�lad�. Kalbimde deh�etli an�lar canlan�yordu
ama kimse hi� kimse bu �st�rap i�inde beni teselli
etmiyordu.
�Gece oldu. Ya�ayan �l�ler g�z�m�n �n�ne
geliyordu. Uykum yoktu. Huzurumda yoktu! Vicdan azab� beni en
�iddetli derecesinde i�kence i�inde b�rak�yordu. Hi�bir
zevk ve �st�rab� varl���mdan uzakla�t�ram�yordu.
Gecelerin s�k�neti i�inde a�layarak serseri gibi dola��yordum.
Hi� kimseden benim i�in ve benimle beraber a�lamas�n�
istemiyordum. Ancak sessiz g�lgelerin benim i�in a�layacaklar�n�
�mid ediyordum. O!... s�rekli olarak o. Onun sesi bana, �seni seviyorum!� der
gibi geliyordu. Fakat bunun bir hayal oldu�unu d���n�nce,
�st�rab�m b�sb�t�n art�yordu. Kendimi daha talihsiz
buluyordum. Ne kadar yaland�! Onun sesi bana affedildi�imi s�yleyemezdi!
Ey beni dinleyenler zaman i�inde bulundu�un deh�etli durumu
siz asla tasavvur edemezsiniz. �lmek istemiyordum. ��nk�
onunla payla�t���m zaman, utanc�m daha b�y�k olacakt�.
(Ayn� varl���n �ld�kten sonraki izlenimleri):
�Tan�mad���m g�lgeler g�zlerimin �n�nden
ge�iyordu. Her �eyden korkuyordum, hatta kendimden bile. G�lgeler
bana yakla��yordu. Baz�lar�n�n �ehresi �ok berbatt�. Baz�lar�
bana merhametle bak�yordu. Deli oldu�umu san�yor ve
titriyordum. Birdenbire g�lgeler �evremde bir halka olu�turdular.
O anda kendimi nura gark olmu� g�rd�m. Bir melek bana do�ru
geldi ve elini uzatarak �unlar� s�yledi: �Art�k �z�lme!
Ben bu saati sab�rs�zl�kla bekliyordum. Sana sadece aff�m�
de�il, sevgimi de veriyorum. Sen yeterince a�lad�n ve teselli
edilmeyi hak ettin.� Kendime geldim. Art�k a�lam�yordum.
Vicdan azab�yla solmu� y�z�m� bir tebess�m kaplad�,
kalbime �mit geldi. Art�k cinayeti g�rmez olmu�tum ve
mutluydum.�
(Ayn� varl�k, ba�ar�yla bitiremedi�i d�nyadaki
ya�am�na yeniden ba�lamak �zere d�nyaya inmeye haz�rlan�yor):
�ok
kederliyim. Buradaki huzur ve mutluluk verici g�ne�i terk
etmek �zereyim. Tekrar �ocuk olaca��m. Ruhum k���k bir
bedende yo�rulacak ve art�k kendimi tan�yamayaca��m. A��rla�t���m�
hissediyorum. Perispirim d�nyan�n ak��kanl�klar�yla o
kadar doymu� bir duruma geldi ki, bir daha medyomunuza d�nemeyece�im.�
�imdiye kadar s�ylediklerimize uyan bir�ok
noktalar� i�eren bu �rnekteki s�zlere eklenecek bir �ey
yoktur�. Herhalde babas�n� �ld�ren korkun� canilerin var
oldu�unu i�itmi�inizdir. B�ylelerinin u�rayaca�� vicdan
azaplar� hi� ku�kusuz pek korkun� olacakt�r. Varl��� b�y�k
bir zaaf�n� g�steren bu hareket onun yeniden d�nyaya
inmesinde do�al olarak g��l� bir etmen olacakt�r. ��te
ruh bu harekete kendisini y�nlendiren zaaf�ndan kurtulabilmek
i�in yeniden deneyim alan�na zorunlu olarak inecektir.
Baba katili, ruhunda gittik�e alevlenen ve t�m
varl���n� zindan gibi karanl�k ve i�kenceli bir duruma
koyan �st�raplar�n� yat��t�rabilmek i�in ad ve kar��lama
olanaklar�n� babas�n�n ve babas�n� �ld�rd��� zamanki
ko�ullar�n olmad��� bir �lemde nas�l sa�layabilir? Bir
varl���n geli�mesi i�in yaln�z affa lay�k olarak vicdan
azab�ndan kurtulmas� yeterli de�ildir. ��nk� t�m bunlar
birer ara�t�r as�l ama�, ruhun maddelerle �zerindeki
tesirlili�ini serbest�e kullanabilecek duruma gelmesidir. ��te
vicdan azab� affedilmek gereksinimini ve d�nya maddelerine
yeniden kavu�mak h�rs�� Bunlar gibi bir�ok duygu ve e�ilim
varl���; yeniden maddesel olaylar i�ine yuvarlamak ve bu �ekilde
onun g�rg� ve deneyim birikimini artt�rarak g��lenmesine
yard�m etmek i�indir.
G�r�l�yor ki, affedilmek, vicdan azab�ndan
kurtulmak gibi ihtiya�lar kadar sergilenen bir kusuru onarmak
ihtiyac� da varl�kta kendini g�sterebiliyor. T�ki o, �nceden
ba�aramad��� deneyim ya�am�na yeniden ba�lamak zorunlulu�unu
duymu� olsun. Durum b�yle olunca, arzular ve e�ilimler gibi
af ve kar��lama vetirelerini de biz, d�nyaya yeniden inmenin
amac� de�il, ruhun tekam�l�n�n bir arac� kabul ediyor ve
bu noktada da klasik baz� d���ncelerden ayr�lm��
bulunuyoruz.
D�nya ya�am�na girmek, maddesel olaylar i�inde
birtak�m deneyimler ge�irmek i�indir. Ruhun g��lenmesi ve
tesirlili�ini maddesel evrende artt�rabilmesi ancak deneyim
birikimiyle olas�d�r. Deneyimsiz bilim olmad��� gibi,
deneyimsiz tek�m�l de yoktur. Deneyimle kazan�lm�� g�rg�den
iman do�ar. �man ile kabul edilmemi� �eyler ruhun mal� say�lmaz.
Onlar nihayet ruhun d���nda yabanc� birer olaydan ibaret kal�r.
Bu fikirlerle �unu da if�de etmek istiyoruz ki, bizim de�erlendirmek
istedi�imiz iman, dogmatik h�k�mlere dayanan, esass�z ve k�r�
k�r�ne olan bir inanmadan ib�ret de�il, g�rg� ve deneyimle
kazan�lm�� bir duygudur.
Deneyim, kafada soyut olarak bulunan bir bilginin
somutla�mas� yani �ahsiyetin elemanlar� aras�na girmesi i�in
gerekli olan geli�im vetiresidir. Her deneyimin belirli ko�ullar�
vard�r. O ko�ullar bulunmay�nca, deneyim olumlu sonu�
vermez. Bu ko�ullar �ok �e�itlidir. Bunlar� sa�layarak her
�eyin deneyimlenebilece�i ve mutlaka deneyimlenmesi gerekti�ini
s�yleyebiliriz.
�imdi tekrar baba katiline d�nelim: Bu varl���n
yeniden bir deneyim ya�am�na ba�lamas� gerekti�ini belirtmi�tik.
Oysa ki spatyomda b�yle bir i� i�in gerekli ko�ullardan hi�biri
yoktur. Oradaki maddelerin s�ptilli�i d�nya maddelerinin
manipilasyon �ekillerine izin vermedi�inden, d�nyadaki
deneyimlerini orada yineleyemeyecektir. Yani bu varl�k ne babas�n�
�ld�rmeye kendisini y�nlendiren aldat�c� olaylar�n, �rne�in;
para, a�g�zl�l�k, ��hret, makam vb. gibi d�rt�leri ne de
babas�n�n �ld�r�lebilecek et ve kemik gibi maddelerini
spatyomda bulabilecektir. Uzun laf�n k�sas�, bu c�ni, t�m i�tenlik
dolu pi�manl�klar�na ve maddeler i�inde bir daha yenilmemek
i�in g�stermek istedi�i t�m cehitlerine kar��n
deneyimlerine ba�layacakt�r. Bundan dolay� onun yeniden bir
kar�� koyma / dayanma deneyimine giri�ebilmesi i�in gerekli
ko�ullar� i�eren d�nyam�za inmesi (tekrardo�mas�, yeniden
bedenlenmesi) gerekir.
Demek ki, tekrardo�u� fikrine uygun ve ayk�r�
gelen olaylar� ayr� ayr� fiziko�imik, biyolojik ve
psikolojik de�erleriyle gerekti�i kadar inceleyip irdeledikten
sonra tamam� �zerinde sentetik bir de�erlendirme yaparak, al�nacak
sonu�lar�n tekrardo�u� olgusu lehine ya da aleyhine ��kt���na
g�re h�k�m vermek gerekir.
Bu konuda �imdiye kadar �e�itli ara�t�rmac�lar
taraf�ndan �ok de�erli etkinlikler sergilenmi� ve ortaya
olduk�a kuvvetli kan�tlar ve g�zlemler konmu�tur. Biz
bunlara fazla bir �ey eklemeden �al��mam�z� s�rd�rece�iz
ve bir sonuca varmaya �al��aca��z. O halde bu k�s�mdaki
konumuz tekarardo�u� aleyhinde g�r�nen baz� olaylar�
incelemek olacakt�r. Gelecek k�s�mda ise lehteki olay ve g�zlemleri
dile getirerek tekrardo�u� olgusunun ger�e�ini g�stermeye
�al��aca��z.
Unutma
Tekrardo�u� konusunun incelenmesinde ak�llara en
s�k ve en �nce gelen bir itiraz vard�r: �Madem
ki, biz bir�ok d�nya ya�amlar� boyunca ya�am���z, bunlar�
(hi� de�ilse birini, bir k�sm�n�) neden an�msam�yoruz ve
o ya�amlarla ilgili hi�bir �ey bilmiyoruz? �
Bu fikrin tart��mas�na girmeden
�nce �unutma�
s�zc���n�n anlam� �zerinde durmak gerek. Unutma nedir? Unutmay� kabaca, zihinde bulunan bir �eyin �uur alan�ndan
silinmi� olmas� �eklinde kabul ederiz. Bir �eyin �uur alan�ndan
silinmesi ya ge�ici, ya da s�rekli olur: Ge�ici unutmalar,
bizim normal her zamanki ya�am�m�z�n zorunlulu�udur. O
kadar ki, e�er bu ge�ici unutmalar olmasayd�, normal �ekilde
d���nemez ve ak�l y�r�temezdik.
Normal d���nmek ve ak�l y�r�tmek; dikkati bir
konu �zerinde toplayarak, ancak o konu ile ilgili bilgileri
belirli ama�lar �er�evesinde bir araya getirip, birbirine ba�lamak
demektir. E�er bu s�rada o konuyla ilgili olmayan rastgele bir
bilgi �uur alan�nda belirirse, d���ncenin ve ak�l y�r�tmenin
selameti kalmaz. �rne�in, bir doktor hastas�n� tedavi etmek
i�in, onun rahats�zl���yla ilgili t�m bilgilerini bir
araya toplamaya �al��t��� s�rada, sinemalarda g�rd���
artistlerin rollerini, marketten ald��� e�yan�n listesi,
futbol ma�lar�n�n ayr�nt�lar� vb. birbirini tutmaz bir y���n
olay ve bilgiler hep birden doktorun kafas�na h�cum ederse,
hastas�yla ilgili i�leri ba�ar�yla yapamaz. Bundan dolay�,
bu doktorun o s�rada her �eyi unutmas� ve ancak hastas�n�n
sorunuyla ilgili bilgilerle me�gul olmas� gerekir. Doktor bunu
yapar, �teki bilgilerini �uur alan�ndan uzakla�t�r�r. ��te
bu ge�ici bir unutmad�r.
Fakat bazen bu unutma s�rekli olur; ben istesem de
�uur alan�mdan ��km�� olan bir �eyi yeniden orada ya�atamam.
B�ylece o, zaman ge�tik�e �uur alan�mdan uzakla��r ve
silinir. ��te genellikle �unutma
�dan bizim kastetti�imiz anlam budur. �nsanlar�n bir k�sm�
her �eyin, g�n�n birinde b�yle ebediyen unutulup gidece�ine,
hatta �l�mle t�m �ahsiyetlerin yok olaca��na inan�r.
Acaba b�yle bir unutma ger�ekten var m�d�r? Bu sorunun yan�t�n�
ara�t�rmadan �nce, unutman�n ve yeniden an�msaman�n
otomatizmas� �zerinde biraz durmakta yarar olabilir. ��te
biz �nce unutman�n, ileriki konularda yeniden an�msamalar�n�n
irdelenmesini yaparak bu konuyu tamamlamaya �al��aca��z.
Unutman�n
Otomatizmas�
�leride an�msama konusunda da yineleyece�imiz
gibi, her zamanki s�radan unutmalar maddesel bir olayd�r ve
beyin ile ilgilidir. �drak konusunda k�saca de�indi�imiz
gibi, bir d���nce ve ak�l y�r�tme �r�n� olarak fikir
halinde, ba�l� �uur alan�m�zda beliren izlenimler; ruha
ancak, idrak yoluyla ge�en bilgilerle olur. Bu kanaldan ge�meyen;
gerek d�nyadaki, gerekse d�nya d���ndaki etmenlerden al�nm��
t�m titre�imler perispride geni� �l��de bilgiler olu�turduklar�
halde, beyin yoluyla hi�bir bilgi ve fikir tezah�r edemez.
Bunu ikinci kitab�m�zdaki idrak konusunda yazm��t�k. Bu
durumu a��klama yoluyla beyinde olu�an izler hakk�nda bir
teoride dile getirmi�tik.
Her zamanki s�radan idrak yolunda, perispiri
d�� tesirleri ancak beyin merkezinde baz�
hareketlerin, izlerin ve belki de �ok belirsiz az �ok y�ksek
baz� morfolojik de�i�melerin olu�mas�n� �ok do�al g�rmemiz
gerekir. Ger�i fizyoloji ve morfoloji bu konuda hen�z s�z s�yleyebilecek
durumda de�ildir. Bunun i�inde biz bunu akademik ve bilimsel
bir kesinlikle ger�ekle�mi� bir h�k�m olarak iddia
etmiyoruz. Yaln�z �u var ki; d�� duyu organlar�m�z�n
vazife g�rd�kleri s�rada u�rad�klar� ufak tefek anatomik
de�i�melerden bir k�sm� bug�n (1)
ilmen s�bit olmu�tur. �rne�in, her kuvvetlice g�r�lt�
insan kula��n� biraz daha sa��rla�t�rmaktad�r. Bu durum
kulakta, d��ar�dan gelen titre�imleri merkeze aktarmaya ara�
olan baz� elemanlar�n bir daha yerine gelmemek �zere �lmelerinden
ileri gelme, ilmen s�bit olmu� bir olayd�r. Hatta bu nedenle
baz� �lkelerde, genel yerlerde ve sokaklarda fazla g�r�lt�l�
sesler ��karman�n �n�ne ge�ilmi� ve bunlar (g�r�lt�
kirlili�i) yasaklanm��t�r. Bu durumun t�m �teki duyu
organlar�n�n d�� k�s�mlar�nda da az �ok belirgin bir �ekilde
olu�mu� olmas� olas�d�r.
Bir d�� duyu organ�, �rne�in kulak; nas�l
beyin merkezine girecek d�� etmenlerle ilgili aktarma arac�
ise, beyin merkezi de perispiriye gidecek ayn� titre�imleri �ylece
aktarma arac�d�r. Hele bir de idrakin bu merkezler arac�l���yla
olu�tu�unu d���n�rsek, buradaki izlenimlerin s�radan
aktar�m yollar�ndakinden daha derin olaca��n� kabul
edebiliriz. Ba�ka bilimsel (2)
metapsi�ik g�zlemlerin beyin merkezlerine ve baz� de�i�melerin
ve izlerin ortaya ��kt��� lehindeki sonu�lar�n� g�z �n�ne
al�nca ve ile bizi duygu yollar�ndan fiziko�imik yollarla
saptanan de�i�meleri de g�z �n�nde tutunca betin
merkezlerindeki az �ok ince ve s�rekli morfolojik baz� de�i�meler
lehine ileri s�rd���m�z teorinin bir g�n fizyolojik ger�ek
olaca��na hakl� olarak inanmam�z gerekir. Fakat biz bu i�in
akademik uzla�ma �er�evesi i�inde sonu�land�r�lmas�n�
konunun uzmanlar�na b�rak�p, metapsi�ik g�zlemlere dayanan
teorimizin do�rulu�undan emin olarak gidi�imizi s�rd�relim:
Daha �nce, degajman konusunda payla�t�klar�m�za
ek olarak, hipnoz konusunda da ilerledik�e, bu fikrimizin
lehinde son derece a��k �rneklerle kar��la�mak olas�d�r.
�leride an�msama konusunda bunlar�n daha geni� cevherlerinde
izlenim b�rakm�� bilgiler, oralarda hi�bir izlenim b�rakmadan
ruha ge�mi� bilgilerden bir�ok noktalarda farkl� tezah�rler
g�stermektedir.
Es�sen biz bir �eyi unutmamak i�in teorik olarak
s�z�n� etti�imiz bu bilgiyi do�al olarak g�nl�k ya�am�m�zda
her an uygulamaktay�z. Yeni ��rendi�imiz bir �eyi, �rne�in
birinin / bir yerin ad�n� ezberlemek i�in ne yapars�n�z?
Onu �e�itli yollarla ve vesilelerle yineler durursunuz. Burada
be� duyumuzdan birini ya da birka��n� gere�ine g�re kullan�rs�n�z.
Bu yinelemelerin yarar� nedir, neden bir �eyi unutmamak i�in
yinelemek gere�ini duyars�n�z?
San�yorum ki, bu sorunun yan�t� iyi verilirse,
�zerinde oldu�umuz konu biraz daha ayd�nlat�lm�� olur. Bir
�eyi zihinde de�i�ik zamanlarda, de�i�ik vesilelerle ve
farkl� yollarla yineleyerek, o �eyle ilgili beyindeki izleri
ve izlenimleri derinle�tirmi� oluruz. ��te �ezberlemek
� diye yapt���m�z i� budur. Bir �eyin ezberlenmesi
demek, onun zihinde yinelenebilecek bir duruma getirilmi� olmas�
demektir ki, bu da daha �nce belirtti�imiz gibi beyin
cevherlerinde o �eyin titre�imlerine uygun baz� izlenimlerin
olu�mas�yla olas�d�r. Ayr�ca bu izlenimlerde, yukar�da
belirtti�imiz gibi, hen�z ke�fedilmemi� y�ksek tertipte bir
tak�m morfolojik ba�kala�ma ve bir arada bulunur. ��te yapt���
tesir �eklini bilmeden bir bir �eyi zihinde yinelemekle bu i�i
sa�lam�� oluruz. Fakat bu da ku�kusuz ruhsal bir etkinliktir
ve ruhun maddeler �zerindeki tesirlili�inin
bir tezah�r�d�r. Oysa ki metapsi�ik yoldan degaje
olmu� (3)
bir perispiride idrak ortaya ��karken, beyinde bu ruhsal
etkinlik olmaz. ��nk� buna serbest durumdaki ya�am ko�ullar�
gerek b�rakmaz. Bunun sonucunda da perispiride idrak olunan �ey
hakk�nda beyinde hi�bir izlenim olu�maz ve ruh onlar� s�radan
insan durumunda iken an�msayamaz. Bunun bir �rnek ile g�sterebiliriz:
Bir �niversite ��rencisi haberdar edilmeksizin
deney s�jesi olarak se�ilmi�tir. ��renci, ilgisi oldu�u
bir konu �zerinde me�gul edildi�i s�rada; haberi olmadan
arkas�nda, uzak�a bir yerde bulunan bir metronomu i�letmeye
ba�l�yor. Bir s�re sonra metronom duruyor. ��renci hala
bunun fark�nda olmadan, o ilgilendi�i konu �zerindedir.
Sonunda kendisine o ilgilendi�i konu d���nda bir �ey duyup
duymad��� soruluyor. Metronomun tiktaklar�ndan haberi olmad���
anla��l�yor. ��renci hipnoza al�n�yor. Fakat hipnozdayken
o, ba�ka i�ler aras�nda metronomun sesini de duydu�unu ve
hatta metronomun, ba��ndan sonuna kadar ka� kez t�klad���n�
do�ru olarak bildiriyor. ��renci hipnozdan ��kt�ktan sonra
yeniden, hipnoz �ncesi durumuna d�n���yor ve bu seslerden
haberdar g�r�nm�yor. Bu ne demektir?
Metronom �al��t��� s�rada ruh, dikkatini ba�ka
bir alan �zerinde toplad��� i�in, beyindeki etkinli�i
ancak o konuya ilgili olarak ger�ekle�mi�tir. �teki olup
bitenler kar��s�nda beyin bu etkinlikten yoksun kalm�� ve
onlarla ilgili izlenimler kendisinde olu�mam��t�r. Fakat
daha �nce de belirtti�imiz gibi; bir olay�n beyinde iz b�rakmam��
olmas� onun ruhta yerle�mesine engel olu�turmaz. Burada
dikkatin sadece bir konu �zerinde toplanmas�ndan dolay�
izolman sonucunda metronomun sesleri perispiri yoluyla ruha
aktar�lm�� ve orada bir bilgi olu�turmu�tur. E�er ��renci metronomunun sesine dikkat etmi� olsayd�, onlar� h�zla
ve otomatik ruhsal bir etkinlikle zihinde yinelemi� olurdu. Bu
da, yukar�da belirtti�imiz gibi beyinde olu�turaca��
izlerle orada izlenim olarak kal�r ve metronomun seslerinin s�radan
durumlarda yine bu kanaldan ifade edilmesini sa�lanm��
olurdu. O halde, bir �eye dikkat etmekle onu o oranda ve ruhsal
otomatik bir etkinlikle zihinde h�zla yinelenmi� oluruz. Bu da
onlar� yeniden an�msayabilmemizi az �ok olanakl� k�lar.
K�saca,
s�radan idrak s�ras�nda beyinden ge�en titre�imler orada
bir tak�m izlenimler ve izler b�rak�yor. Bu izlenimlerin s�rd���
s�rece, idrak olunan �eyler yeniden bedene yans�t�larak �uur
alan�na ��kar�labiliyor ki, buna an�msama diyoruz. Oysa,
uzun s�re ge�tikten sonra, beyindeki bu izlenimlerin ve
izlerin silinmesi durumunda ya da hipnozla olan idraklerde oldu�u
gibi, beyin cevherlerinde hi�bir izlenimin ve izin bulunmad���
durumlarda, ruha giren bilginin yeniden �uur alan�na ��kmas�,
yani an�msama s�z konusu olmaz ki buna da unutma deriz. G�r�l�yor
ki, �yle bir tak�m titre�imler ruha kat�l�yor ki, bunlar
ruhun beyin cevherlerinde hi�bir izlenim b�rakmadan ge�er ve
perispiri yoluyla ruha kat�l�r. Bunlar, d�nya bedeninde kald���
s�rece, insanda bir fikir, bir an�msama olarak ortaya ��kmayacakt�r.
Belki �uur alan�m�z�n d���nda etkilerini g�rece�imiz bu
titre�imler, ruhumuzun derinli�inde kaybolacak ve degajman (3)
durumlar�nda, statyomda ve bazen de ba�ka metapsi�ik
yollardan(4) ba�l� �uur alan�m�zda ortaya ��kma
zemini bulabilecek kazan�lar�m�z�n t�kenmez elemanlar�
aras�na kar��acakt�r.
Demek ki, her zamanki durumumuzda idrak etti�imiz
�eylerle ilgili, belirtti�imiz izler beyinde kald�k�a,
irademizle onlar� an�msamak her zaman olas�d�r. Fakat
zamanla de�i�en beyin cevherindeki bu izlerin silinmesi oran�nda,
�nce a��k se�ik olmayan an�msamalar ve sonra bir daha hi�
an�msanmamak �zere unutmalar olur. �u halde fikir ve bilgi �leminde
ruhumuzun d�nya ile ilgisini sa�layan, onun d�nya ile ilgili
�uur alan�n� �evreleyen eleman sinir sistemidir. Benzer �ekilde;
ruhun d���nce, ak�l y�r�tme ve bilgisiyle �ahsiyetini d�nyada
ortaya ��karmaya ara� olan eleman da gene bu merkezlerdir.
Sinir sisteminin oldu�u gibi sahneden �ekilmesi ruhun d�nya
ile ilgisini o oranda kesmesi demektir. Beyin cevherlerini
ortadan kald�rd���m�z anda, bizim ne �uurumuzdan, ne �ahsiyetimizden
ne de benli�imizden yery�z�nde eser kal�r. Yani �ahsiyetimizi
objektifle�tirecek olan perispiriyle ilgili titre�imler bu �lemde
tezah�r zemini bulamazlar.
|