Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

 

FOB�LER

Bedri Ruhselman��n RUH ve KA�NAT adl� eserinin 3.cildi, sayfa 863 ve devam�ndan g�n�m�z T�rk�esine uyarlayan Selman GER�EKSEVER

  Fobi, baz� �eyler ya da olaylar kar��s�nda duyulan ve g�r�n�rde hi�bir nedeni olmayan vehbi (do�al) bir korku t�r�d�r. Bu t�r korkudan daha �nce de s�z etmi�tik ve hatta bir k�pr� fobisini de �rnek olarak vermi�tik. Do�rusu baz� insanlar g�r�n�rde hi�bir nedeni olmad��� halde, en �nemsiz bir; durum, olay ve olgu kar��s�nda anlams�z bir �ekilde korkuya kap�l�r. Ak�l hastal�klar� konusunda uzman doktorlar bir�ok fobi t�r� saptanm�� ve bunlar� adland�rm��lard�r.

  Bunlar hakk�nda bir fikir verebilmek i�in, birka� fobiden s�z edece�im. Baz� kimseler �ar��dan, pazardan korkarlar ve b�yle yerlere gidemezler bile. Bu korku onlarca nedensizdir (agorafobi). Baz�lar� da kapal� yerlerden korkarlar. Bu gibilerde tek ba�lar�na bir odaya / eve giremezler, ev i�inde yaln�z da kalamazlar (calaustrophobie). Baz� kad�nlar da hemcislerinden korkarlar ve ba�ka kad�nlardan uzak dururlar (gynephobie). Bir�ok kimse de kan g�rmekten korkar. Bir kanama ya da kan birikintisi kar��s�nda duramazlar ve nedensiz bir korkuya kap�l�rlar (hematophobie). Benzer �ekilde akarsular�n yan�na yakla�amayanlar ve onlara uzaktan bile bakmaya dayanamayanlar vard�r (potamobhobie). Ba�ka bir grup ise �l�lerden korkar. Ger�i kadavra g�rmeye al���k olmayan herkeste buna benzer bir durum varsa da, s�z konusu etti�imiz kimselerde bu durum a��r� d�zeydedir. Bunlar� kadavra d���ncesi bile korkutur ve eziyet d�zeyinde rahats�z eder (necrophobie). Baz�lar� da madeni e�yaya dokunmaktan korkar (metallophobie). Daha bir�ok kimselerce ve t�p taraf�ndan bilinen korku t�r� vard�r. �rne�in bi�imsiz bir �ekle bakmaktan / yakla�maktan, v�cutlar�n�n bir taraf�nda bir bozuklu�un olu�up olu�mad���n� endi�e ile s�k s�k oras�n�, buras�n� yakalay�p duranlar bile bulunmaktad�r (dismorphobie). Hele bir hastal��a yakalanma korkusu vard�r ki, herkes�e bilinir (nosph�bie). Bu gruptakilerden baz�lar� kuduracaklar�ndan korkarlar (lyssophobie) Ba�ka bir k�sm� da uyuz olmaktan korkar ve bu hastal��a yakalanmak endi�esi onlar� s�rekli tedirgin eder (parasitophobie). Baz� kimseler de do�al olmayan bir �ekilde mikroptan korkar; ��plak elleriyle hi�bir yere dokunamaz, bir �eyi tutamaz, hatta kendilerine sevgi ve i�tenlikle el s�k��mak i�in uzat�lm�� tertemiz ellerle bile tokala�maktan i�renirler. Yanl��la ya da mecburiyetten b�yle bir �ey olsa, hemen yanlar�nda ta��d�klar� kolonya �i�esini ��kar�p ellerini ve kollar�n� kolonya ile iyice ovarlar. Bir yere gittikleri zaman, oturacak yer bulamazlar. �apkalar�n�, bastonlar�n� temiz farzettikleri bir b�fenin, bir piyanonun ya da salonda itina ile ayr�lm�� bir yerlere koyarlar. E�er evlerine bir misafir gelse; misafirin oturdu�u yerin mikropla doldu�unu zannederek, oralar� hatta odan�n her yerine tekrar tekrar silip s�p�r�rler. Uzun laf�n k�sas�, bunlar s�rekli olarak korku i�inde ya�ayan insanlard�r (bacteriophobie).

  Daha bir�ok fobi t�r� bile vard�r. biz, k���k bir fikir verebilmek i�in bunlardan ancak birka��n� yazabildik. Ger�i bu durumlar�n bir k�sm� d�nyada g�rebildi�imiz baz� maraz� nedenlere ba�l�d�r fakat bir�oklar� da hi�bir nedene ba�lanamaz ve tamam�yla ruhsal olay olarak kal�r. Oysa kitab�m�zda yer yer yineledi�imiz gibi, evrende maddesel olaylardan yal�t�lm�� saf / ruhsal hi�bir durum s�z konusu de�ildir. Her �ey ruhla madde ili�kisinden do�mu�tur. Bundan dolay�, e�er bir tak�m fobilerin bu d�nyada maddesel / fiziksel nedenleri bulunam�yorsa, onlar� ba�ka (�nceki) ya�amlar�n olaylar� aras�nda ara�t�rmaktan korkulmamal�d�r. Aksi takdirde, bu da ayr�ca bir fobi olur.

  �rne�in, birisini tan�r�m ki, bu �ah�s tamam�yla sa�l�kl� oldu�u halde, elli ya��na dek s�ren bir korku onu s�rekli izlemi�tir. Bu da, bo� bir eve girmek korkusuydu. Onun bu korkusuyla ilgili ortada hi�bir neden yoktu. O, ailesinin kendisini bu korkudan vazge�irmek i�in harcam�� oldu�u t�m emeklere kar��n, �ocuklu�undan beri bu korkuyu �ekti�ini s�ylerdi. Bu adam t�m i�lerinde cesurdu ve her i�i de normaldi. Ama kendi evine bile, yan�nda kimse olmad��� zamanlarda giremezdi. Onun i�eri girebilmesi i�in, be� alt� ya��nda bir �ocu�un bile evde bulunmas� yeterliydi.

  Benzer �ekilde, tan�d���m ve toplumsal durumu olduk�a iyi ba�ka bir ki�i daha vard� ki, bunun fobisi �ncekinden daha acayipti: O, bir demir yolunun �zerinden hi�bir zaman herkes gibi d�md�z ge�emezdi. Demiryolunun �zerine bir ad�m att�ktan sonra orada durur ve tam bir dairelik devir yapt�ktan sonra kendisini y�ld�r�m h�z�yla kar�� tarafa atard�. O, bu hareketini ��yle a��kl�yordu: �Tam demiryoluna ad�m at�nca, i�imde m�thi� bir korku ortaya ��k�yor, sanki tren gelecek ve beni �i�neyip ge�ecekmi� gibi bir tesirin alt�nda kal�yorum� Bu �ah�s; normal d���nen, cesur ve herkes gibi her h�liyle normal bir adamd�. Bu duyguyu her seferinde canland�racak bir kaza da ge�irmemi�ti. O, kendisini bildi bileli b�yle oldu�unu s�yl�yordu. Hele, denizden korkup da �bo�ulaca��m� diye �mr� boyunca sandala binmemi� kimselerin say�s� da az de�ildir. Bunlar�n hepside akl� ba��nda normal kimselerdir.

  Bu fobilerden bir�o�unun bu ya�amda ge�en olaylarla a��klanamad���n� kabul ettikten sonra onlar�n nedenlerini daha gerilerde ara�t�rmak zorunda kal�r�z:

  �rne�in, demiryoluyla ilgili fobi, atalardan birinin tren kazas� ge�irmesiyle kazan�lm�� ve torunlara ge�mi� bir �miras� olarak d���n�lebilir miyiz? Bu �ekildeki a��klama olduk�a zorlama olur ve bizi bir�ok yerde yar� yolda b�rak�r ve kar��m�za, ��z�lmesi kendinden g�� sorunlar ��kar�r. Daha �nce de belirtti�imiz gibi veraset bir�ok �eyin a��klanmas�na yard�m eder ama her �eyin de�il. Nas�l ki i�g�d�lerini do�u�unda  da ver�setin rol�n� bir ara� olarak kabul etmi�tik. Bununla beraber, olaylar� ille de eldeki form�llere uydurmak amac�yla hareket edilirse; belirtti�im gibi, bir�ok yerleri fobilerin kendisinden �ok a��klama gerektiren birtak�m yeni bilinmezler kar��s�nda kal�n�r.

  Ger�ekten de burada birtak�m duygu komplekslerinden s�z etmek, i�g�d�leri, r�fulmanlar�, al��kanl�klar�, veraset yasalar�n�n resesif tiplerini �ne s�rmek gibi, akla gelen teorilere ba�vurmak olas�d�r. Herhangi bir teorinin zay�f yanlar�n� olas�l�kl� h�k�mlere b�rakmaya raz� olduktan sonra, bu teorilerden herhangi biri bir dereceye kadar da savunulabilir. Ancak, daha �nce de belirtti�imiz gibi, bir teoriden daha kuvvetli, daha a��k ve daha iyi kan�tlanm�� ba�ka teori s�z konusu olursa, �nceki teoriyi zorla ya�atmaya �al��man�n bilimsel bir de�eri / anlam� kalmaz. Buradaki durum da ayn�d�r. Bu fobili bilmem hangi atadan miras kalm�� bir korku olarak kabul etmenin bir�ok itirazl� noktalar�n� d���nerek, ge�mi� ya�am�n bir izi gibi kabul etmek do�ru bir yakla��m olur. ��nk� birinci d���ncenin kuvvetli itirazlarla kar��lanmas�na kar��l�k, ikinci d���nceyi kuvvetle destekleyecek ba�ka bir�ok kan�tlara sahip bulunuyoruz ki, gelecek sayfalar�m�zda bu kan�tlar�n bir k�s�m ortaya konacakt�r.

  �u a��klama �eklinin oldu�unu da biliyoruz: T�m fobiler birer hastal�k belirtisidir; dolay�s�yla maraz� bir durumdur. Her �eyden �nce, iki t�r fobiyi birbirinden ay�rmak gerekir: Bunlar ayr� ayr� nedenlere ba�l� olan ayr� ayr� �eylerdir. Hatta moral nedenlerden ileri gelmeyip, s�dece fizyopatolojik nedenlerden ileri gelenlere fobi s�zc�l��� uygun g�rmek bile do�ru olmaz.

  Fizyopatolojik fobiler es�sen ba�l� ba��na bir korku duygusu de�ildir. Bunlar baz� d�� etmenlerin etkisiyle olu�an, organlarla ilgili kar���kl�klara ba�l� �st�rapl� ya da ho� olmayan duygulard�r. Bu y�zden, buradaki nedenler bellidir ve tamam�yla bedenin rahats�zl�klar� ile a��klanabilir. Bunlara �korku� demekten �ok; var olan maddesel ve zararl� d�� etmenlere kar�� g�sterilen bir �savunma tepkisi� demek daha do�ru olur. �rne�in, fotofobi b�yledir.. Buradaki durum, ���ktan korkma de�ildir. Herhangi bir hastal�k y�z�nden, g�z organ�nda ����a kar�� var olan maraz� bir duyarl�l�ktan kaynaklanm�� ���ktan korunma tepkisidir. Benzer �ekilde hidrofobi de b�yledir. Kuduz vir�slerinin etkisi alt�nda ortaya ��kan sinirsel ve kaslarla ilgili bir kar���kl�k y�z�nden kudurmu� bir kimse yutkunamaz ve yutkunma hissi gelince, t�m bo�az kaslar� �iddetli bir kas�lmayla b�z�l�r ve hastaya pek b�y�k �st�rap verir. Oysa, suyun g�r�n�m� ve hatta d���ncesi bile bu �st�rapl� kas�lmalara yeterli bir neden olu�turur. ��te hasta bu �st�raptan kendisini korumak i�in sudan ka�ar; yoksa, burada ger�ek bir su korkusu yoktur, korkunun nedeni do�rudan su de�ildir, tam tersine hasta susuzdur ve su i�me gereksinimi i�inde k�vranmaktad�r.

  G�r�l�yor ki, fobi ad� alt�nda dile getirilen duygular aras�nda tamam�yla maddesel nedenlere ba�l� ger�ekten fizyopatolojik olan durumlar vard�r. Oysa, �rne�in; yukar�da de�indi�imiz demiryoluyla ilgili fobide b�yle maddesel hi�bir neden yoktur. Bu fobi sahibinin organlar�nda ne maddeten ne de ba�ka bir bozukluk / rahats�zl�k yoktur. Bununla beraber, o sanki bir tren alt�na kalacakm�� gibi, elinde olmadan ve g�r�n�rde nedensiz bir korku i�inde bulunmaktad�r.

  Demek ki, biz fobilerden s�z ederken; birincileri de�il, ger�ek moral fobileri kastediyoruz. Bunun d���nda kalanlar t�p doktorlar�n� ilgilendiren ve bizim incelemelerimizin d���nda kalan durumlard�r. �imdi bu fobilerin tamam� i�in, �patalojik durumlard�r� deyivermekle, sorunu ��zm�� olur muyuz? Yukar�da belirtti�imiz, organlarla ilgili nedenlere ba�l� fobiler, fizyopatolojik esaslar kapsam�nda pek g�zel a��klanabilirler ama demiryoluyla ilgili �rnekteki fobiyi hangi organik ba�kala�ma ile a��klamak olanakl�d�r? Bunun patolojik bir durum oldu�u iddias�n� hakl� ��karmak i�in yenilip durulan bir�ok s�ze ve teoriye kar��n, �mr�nde tren kazas� g�rmemi� bir adam�n kafas�ndaki korkunun olu�umunu bilimsel ve doyurucu bir �ekilde a��klamak olanakl� olmuyor. Bunun rahats�zl�k olarak kabul edilmesi, s�ra d��� durumundan ileri geliyorsa, bu d���nce bir realitenin �r�n� olabilir. O zaman, elimizde rahats�zl�k olur, hipnotik uyku, somnamb�llizma, r�ya telestezik ve telekinetik t�m olaylar (yani t�m medyomluk halleri) ve hatta �y�ksek� d���nceler ve duygular, deha vb. gibi s�radan almayan bir�ok durumlar da rahats�zl�k olur. Yaln�z burada unutulmamas� gereken nokta �udur ki, olaylar�n s�radan ya da s�ra d��� olu�u, bir k�s�m insanlar�n anlay��lar�na g�redir. Ama evrenin mukadderat�, insanlar�n �ok de�i�ken olan anlay��lar�yla belirlenmi� de�ildir. Bundan ba�ka kendi realitemizle biz; fobileri rahats�zl�k olarak kabul etsek bile, onun ruhsal yan�m�zdaki b�y�k nedenlerini ara�t�r�p bulmak kayd�ndan kendimizi kurtaramay�z.    

  Bu konunun bir a��klamaya �ekli daha d���lebilir: Acaba fobileri, insan�n bir tek ya�am�nda ge�en bir�ok kar���k olaylar�n �uuralt� izlerinden do�mu� bir duygu kompleksinin fobi �eklinde ortaya ��km�� tezah�r� gibi d���nebilir miyiz? Bu yakla��m pek do�ru ve yerinde olur. Ancak, �bir tek ya�amdaki� kayd�n� kald�rmak ko�ulu ile� Esasen �uuralt�na ba�l� olan ruhsal olaylar�n hi�birisi bir tek ya�amda edinilmi� duygu ve fikir kompleksi teorisiyle a��klanabilir durumda de�ildir. Bundan dolay� fobileri hakl� olarak, �uuralt� yolu ile a��klamaya ba�lamadan �nce �uuralt� konusunda anla�m�� olmak i�in biraz konu�mak gerekir.

�uur ve �uuralt� 

  �uur �uuralt�, �uurust� vb. vb. gibi s�zc�kler ruhsal durumlardan baz�lar�n�n g�r�n�m�ne g�re insanlar taraf�ndan verilmi�; ger�ek olmayan, var say�lm�� isimlerdir. Ger�ekte, �uuralt� ve �st� yoktur. Biz ruh�ulukta s�dece bir tek �uur h�li tan�ml�yoruz. O da daha �nce tan�m�n� �bedensiz� dostumuz �stad��n s�ylemiyle yapt���m�z ruhun kendi i�indeki genel bilgisidir. Ancak, �e�itli �lemlerin t�rl� t�rl� maddelerine ba�lanma dolay�s�yla ruhta bulunan genel bilgi hali bir tak�m evreler g�sterir ki, insanlar bunlara dikkat edip yukar�da sayd���m�z de�i�ik adlar� vermi�lerdir. Ruh d�nyadaki maddelerle ili�ki ve etkile�ime girebilmek i�in, o maddelerle uyumlu ara�lar� kullanmak ve s�dece bu ara�lar�n yard�m� ile �evresini idrak etmek zorunda kald�k�a, �uurunun tez�h�r zemini kulland��� bu ara�lar�n maddeselli�i oran�nda daral�r ve ruhun g�sterebilece�i kabiliyetlerle beraber �evresinden ald��� bilgilerde o oranda dar / k�s�tl� olanaklar i�inde ortaya ��kar. E�er biz ruhun bu s�n�rs�z ara�lar ortam�nda de�i�meye mahk�m �uurunu kullanma olanaklar�na ayr� ayr� adla koymaya kalk���rsak, bu adlar� s��d�rmaya kitaplar�m�z�n hacmi yetmez.

  Bununla birlikte yery�z�nde ruhlar�n kulland�klar� maddesel ara�lar a�a�� yukar� s�bit olduklar�ndan, biz ruhun bu ara�larla olan ili�kileri bak�m�ndan beliren de�i�ik �uur hallerine uygun g�r�lm�� klasik deyi�leri korumay� yararl� g�r�yoruz. �nsanlar�n genellikle y�ksek de�er verdikleri �uur h�li, bu s�z�n� etti�imiz as�l �uur h�linin d�nya maddeleri aras�ndan s�z�l�p ge�ebilmi� �ok k���k bir k�sm�d�r. Bundan dolay�, as�l b�y�k de�er, geri kalan ve madde �leminde tez�h�r etmeyen k�s�mlardad�r. Deneysel ruh�uluktaki (spiritizm) ara�t�rmalar bu durumun belirgin kan�tlar�n� bize g�stermi�tir. �rne�in, hipnoz durumundaki bir s�je iyice ve dikkatlice incelenirse; onun, birbirinden farkl� bir�ok ruhsal a�amalar ge�irdi�i g�r�l�r. Her �eyden �nce, onun kendili�inden imajinasyon h�li vard�r. Bu durundayken o, t�m �ahsiyetini yitirmi� bir otomattan ba�ka bir �ey de�ildir gibi g�r�n�r. Kendisine hangi i� telkin edilir ya da hangi fikir a��l�rsa, onu b�y�k bir uysall�kla kabul eder. Bu durumdaki s�je, belirli s�n�rlar i�indeki t�m telkinleri tam bir pasivite durumunda aynen ger�ekle�tirir. �rne�in, ona bir avukat oldu�unu s�ylerseniz, derhal mahkeme salonundaym�� gibi, m�vekkilini b�y�k bir sad�katle savunmaya ba�lar. Savunmas�n�n en hareketli bir yerindeyken, davas�n� yitirmi� bir su�lu oldu�unu telkin ederseniz, hemen de�i�ir ve bir su�lunun t�m teslimiyetini yans�tan tav�rlar i�inde yumu�ak huylu bir ki�i tiplemesine d�n���r.

  Bununla birlikte, yine tam bu s�rada kendisine b�y�k ve zafer kazanm�� bir komutan oldu�u fikrini a��larsan�z, az �nceki yumu�ak huylu ve peri�an durumunu derhal unutur ve ha�metli bir komutan�n her �eye egemen tav�rlar� ile y�ksekten at�p tutmaya ba�lar. G�r�l�yor ki, kendili�inden imaj�nasyon durumu bir dereceye dek, ba�kas�n�n etkilenmesiyle hareket etmeyi if�de eden bir ruh h�lidir. Bu duruma, klasik s�ylemle bilin�alt�n�n tezah�r� m� diyece�iz? Peki, �imdi hipnoz durumunun klasik ikinci a�amas�na ge�iyorum: Bu a�ama katalepsi denilen durumu g�sterir. Buradaki durum �ncekinden bamba�kad�r. Katalepsi durumundaki s�jenin telkin kabiliyeti azalm��t�r. Yukar�da s�z�n� etti�imiz telkinler onda art�k etkisini g�steremez ve t�m veriler emirler yan�ts�z / tepkisiz kal�r ama onda hareketlere (�zellikle de m�zi�e kar��) b�y�k bir ilgi ba�lam��t�r; normal durumdayken anlayamad��� m�zik eserlerini t�m ruhuna n�fuz etti�ini g�steren tepkiler verir. �rne�in, melankolik bir eser kar��s�nda b�y�k ve hatta a��r� bir h�z�n g�sterir. Zahitlere �zg� bir eser �al�n�rsa, kendisinden ge�mi� bir durum sergiler. Bir oyun havas� kar��s�nda da, oynamas�n� bilsin bilmesin, s��ray�p/ z�play�p durmaya ba�lar. Oysa, m�zi�e kar�� onun normal zamandayken hi�bir ilgisi yoktur.

  �imdi onun bu durumuna ne diyelim, bu da m� bilin�alt�? Peki, �yle olsun. Hipnoz durumunun 3. a�amas�na geliyoruz. Bu duruma giren s�jelerde telkin olana�� hemen hemen ortadan kalkm��t�r. S�jede, normal durumunda iken g�r�lmeyen bir zek� ak�l y�r�tme becerisi ortaya ��kar: D���nceleri �y�ksek� tir, duygular� normal durumunda oldu�undan daha �temiz ve derin� dir. Hele �somnambilizma� dedi�imiz bu durumun biraz ilerlemi� a�amalar�nda s�je, normal durumunda oldu�undan daha �ok ge�i� bilgilere s�hip bir �ahsiyete d�n���r. Bilmedi�i ve hatta i�itmemi� oldu�u yabanc� dillerde konu�maya ba�lar. Normal durumunda tamamen yabanc�s� oldu�u birtak�m konular �zerinde iddial� l�flar eder, tart��maya kalkar. Sonbanb�lizmin daha da derin a�amalar�na dal�nca, iyice de�i�ir, �rne�in; ba�ka �lkelerde ya�ayan bir dille, �detlerle, tav�r ve davran��larla bamba�ka bir insan oldu�unu iddia eder. Bu durumuyla o, ger�ekten normal durumundakine benzeyen y�ksek d���nceli, derin bilgili ve ince duygulu ba�ka bir �ahsiyete b�r�n�r. Bu da onun bilin�alt� durumu mudur? De�ilse, bilin�alt�n� �zel k�lan belirli i�aretler nelerdir? ��nk� bu s�z�n� etti�imiz 3-4 tipteki �ahsiyetin birbirinden ayr�ld���, bunlardan herhangi birisiyle normal / her zamanki �uur durumu aras�ndaki ayr�l�ktan �ok daha belirgindir.

  Nas�l ki, bu durumlar� inceleyen ara�t�rmac�lar �bilin�alt�� deyi�ini yeterli g�rmemi�ler, bir de �fevka��ur� durumu deyi�ini benimsemek zorunda kalm��lard�r (super conscsence). Yineliyoruz, bunlara ayr� ayr� adlar uydurmaya hem gerek yoktur, hem de olanak. Burada �nemli olan, ruhlar�n; hipnoz, vecid (vecd) dedeubluman vb. gibi durumlarda ortaya ��kan madde ile ba�lant�lar�n�n gev�emesi oran�nda �uur h�linin geni�lemesi, tam tersine olarak, ba�lant�n�n s�k��m�� oldu�u normal durumlarda ise �uur h�linin daralmas� durumudur. Biz enkarne varl���n her zamanki �uur h�lini as�l �uur h�linden �ba�l� �uur� kayd�yla ay�rd�k. �Ba�l� �uur� ile �serbest �uur� aras�ndaki s�n�r asla sabit ve belirli de�ildir ve bunlardan birincisi, ikincisinin ancak k�smi bir tez�h�r�d�r. Bu tez�h�r�n s�n�r�, ruh ile madde aras�ndaki ili�kilerin derecesine g�re de�i�ir.

  �nsan d���nmek ve eski bilgilerini kullanabilmek i�in az �ok kendi i� �lemine �dalmak� zorundad�r. Bunun, klasik deyi�le anlam� bilin�alt�na �inmek�, bizim anlad���m�z anlamdaki deyi�i ise, ruhun; �evresindeki maddelerle olabildi�ince ilgisini keserek, yani az �ok maddesel ba�lar�n� gev�eterek dikkatini kendi �i�indeki� genel bilgisine �evirmesi ve yapabildi�i kadar serbest �uur haline ge�ebilmesidir.

  �u halde, e�er her zamanki s�radan ve klasik s�ylemimizi kullanarak fobileri bilin�alt� teorisiyle a��klamak istersek; bu s�ylem, yukar�da tan�mlad���m�z genel ve geni� �er�evesi i�inde anlamland�rmak ko�uluyla bu a��klama doyurucu olur. ��te o zaman, tekrardo�u� konusu da, a��klamay� destekleyici bilgileri bize verir. Art�k t�m bu a��klamalardan sonra, yeniden �rne�imize d�nebiliriz. Tren alt�nda kalm�� ya da b�y�k bir tren kazas� ge�irmi�, ya da en sevdi�i bir yak�n�n� tren kazas�nda yitirmi� ve sonunda trenden uzak durmay� gerektiren herhangi bir olay i�inde ya�am�� bir insan� g�z�m�z�n �n�ne getirelim. Bu adam / kad�n bir ya�am sonra yeniden d�nyaya geldi�inde; olay� unutmakla beraber, onun kendisinde derin izler b�rakm�� olan izlenimlerini ba�l� �uurunda sakl� olarak d�nyaya getirecektir. ��te bu �ekilde onunun yery�z�ndeki ba�l� �uuru s�rekli zenginle�ir. Bu sakl� izlenimler, toplumsal ko�ullara g�re i�eri�ini de az �ok de�i�tirerek (bazen de hi� de�i�tirmeden) tez�h�rler �eklinde ortaya ��kar. Bize g�re, dostumuzun demiryolu konulu fobisini b�ylece eser h�linde fikir i�lerini ta��yan ge�mi� ya�am�n, ba�l� �uurunda (maddeci bilime g�re �bilin�alt��nda) kalan bir izlenimdir.

Dejav�ler

  Tam fikir h�lindeki an�lar�n olu�umuna do�ru bir ad�m daha ilerlemi� bulunuyoruz. Do�rusu, burada ele al�nacak olay, ge�mi� ya�amlar�n izlenimleriyle ilgili az �ok karma��k (bir arada bulunan) baz� duygulard�r. Bu duygulara �dejav�� deniyor. Bu t�r duygularda (pek ilkel olmakla birlikte) fikir elemanlar� bulunur. �nce g�r�lm�� oldu�undan bile ku�ku duyulamayacak belli belirsiz an�msamalardan ba�layarak ger�ek an�msamalar denecek derecede g��l� izlenimler var�ncaya dek giderek belirginle�en ge�mi�le ilgili an�lar aras�nda dejav�ler dikkate de�er yer tutar.

 Bu nas�l bir duygudur g�relim: Baz� kimseler yeni bir olayla kar��la�t�klar� ya da bilmedikleri bir yeri ziyaret ettikleri zaman, sanki oras�n� �nceden g�rm�� gibi tuhaf bir duygunun etkisi alt�nda kal�rlar. Bu etkiyle insan bazen o �eyi / yeri �nceden g�rm�� oldu�u bir �eye, bir yere benzetir gibi olur. Daha �nce vermi� oldu�umuz bir �rnekte ge�en Prens Witgenstein�in kuzeninin y�zy�llarca �nce kendisiyle ilgili olan madalyonunu g�rd��� zaman u�rad��� duygu bu t�r ruhsal hallerdendir (Bkz. Cilt III. Sayfa 875).

  G�r�len ya da i�itilen bir s�z�n / sesin ki�iye yabanc� gelmemesinin �e�itli nedenleri olabilir. �rne�in, insan daha �nce g�rm�� oldu�u bir yerin baz� taraflar�na benzerli�i y�z�nden, yeni g�rd��� bir yeri �nceden de g�rm�� hissine kap�labilir. Fakat ne olursa olsun, bir kurala uymayan histen ibaret olan bu t�rden duygularda a�a��daki �rneklerde g�r�len g�ven ve a��kl�k yoktur.

  Do�rusu bir bah�e k��esinin ba�ka bir bah�enin k��esine benzemesinden dolay� yan�lmalarda en gizli ayr�nt�lara var�l�ncaya dek, ayr�nt�l� a��klama verilemez. �u halde, dejav�leri a��klamak i�in, klasik d���nce �eklinin ye�lendi�i noktalardan biri olan bu yan�lmalar t�m bu olaylar� a��klamaya yetmez. Bununla birlikte hem bu yan�lmalar, hem de ger�ek an�msamalar ayn� derecede m�mk�n olan ruhsal durumlard�r. Ben, bir �eyi �ok eski zamanlarda g�rm�� ve unutmu� oldu�um ba�ka bir �eye benzeterek, onu �nceden de g�rm���m gibi yan�lt�c� bir hisse kap�labilirim. Yaln�z unutulmamal�d�r ki, yan�lt�c� olaylar, b�yle olmayanlar�n de�erini ortadan kald�rmaz. B�ylece, g�rm�� ve unutmu� oldu�um bir �eyi yeniden g�r�nce, belirsiz bir �ekilde de olsa, an�msayabilmem, yukar�da de�indi�im yan�lt�c� histen daha az do�al bir olay olamaz.

  Demek ki, yan�lt�c� duygu ile ger�ek duygular� birbirinden ay�rmak gerek ve bunlar� ay�rmak i�in de, her �eyi oldu�u gibi; d���nceyi tek tarafl� de�il, her tarafa ak�c� / i�lek bir duruma getirmek gerek. B�y�k ruhsal olgular�n incelenmesinde ve irdelenmesinde hi�bir s�bit fikre saptanmak, herhangi bir taraf�n d���ncesi ve otoritesi ile hareket etmek zorunlulu�unu duymamak ve olup bitenleri b�y�k bir duygu ve d���nce �zg�rl��� ile g�zlemlemeye �al��m�� olmak gerekir. B�yle bir g�zlem becerisi ile s�z konusu etti�imiz olay incelenirse, ger�ek duygularla yan�lt�c� duygular aras�nda �ok belirgin farklar�n bulundu�u g�r�l�r. �limde �zellikle, canl�l�kla ilgili olaylar�n ortaya ��k���nda bir olu�un ger�ek kimli�ini g�steren belirtiler bazen o olu�ta ba�ka bir durumu da g�sterip, insan� �o�u kez yan�ltabilir. Do�ada bunun �rne�i �oktur: Memenjizma durumu ile memenjit hastal���, ilk g�r�n��te ayn� belirtiyi g�sterdi�i halde, bunlar birbirinden tamam�yla farkl� �eylerdir. Dikkatli bir doktor g�zlemci, birbirine tamam�yla benzeyen  bu iki sendrom kar��s�nda; hangisinin ger�ek, hangisinin yalanc� oldu�unu ay�rdetmekte zorlanmaz. ��nk� her birinin gene kendine �zg� (her s�radan g�ze �arpmayan) �zellikleri bulunmaktad�r. Benzer �ekilde yalanc� anjin ile ger�ek anjin aras�nda da �a��rt�c� ve birbirinin ayn� g�r�nen ortak belirtileri vard�r. t�pta s�k s�k g�r�len bu yan�lt�c� olaylar�n i�inden ��kmak i�in �zel bir uzmanl��a gerek varken, onlardan daha yan�lt�c� ve daha ince olan moral olaylar �zerinden ara�t�rmalar yapan kimselerin bu gereksinimden ayr� kalacaklar�n� sanm�yoruz.

  Bununla birlikte, ne �z�c�d�r ki, i� hastal�klar dal�nda olduk�a ilerlemi� olan bu konulardaki g�zlem olanaklar� ak�l hastal�klar� dal�nda bir�ok noktalarda geri durumda. Bu durumun bir sonucu olarak, s�rada�� g�r�nen t�m ruhsal durumlar tek yanl�, yani s�dece maraz� bak�mdan ele al�n�yor. Ruhla ilgili bilgilerde b�y�k geli�melere ve a��l�mlara hizmet edebilecek en do�al ve de�erli olgular bir�ok ak�l hastal�klar� doktoruna g�re herhangi bir hastal���n belirtisidir. Ruhun d�nyada ortaya ��kan baz� hallerini belirli form�llere s��d�rmak bir dereceye kadar olanakl�d�r. Bu durum bilimsel baz� incelemeleri kolayla�t�rmas� bak�m�ndan belki yararl� g�r�lebilir ama genel ruh bilgisi ve enkarne varl���n d�nyalar aras�ndaki ve hatta de�i�ik enkarnasyonlar�ndaki mukadderat�n incelenmesi konusunda bu dar form�ller i�inde d���nmek yararl� ve bilimsel sonu�lar�n elde edilmesinde engeldir. Bununla beraber, bu realiteyi kabul edebilmek baz� ko�ullara ba�l�d�r ki, bu ko�ullar�n ba��nda; realitelerin sonsuzlu�unu iyice anlam�� olmak, ruhun sonsuzlu�unu kabul etmi� bulunmak ve nihayet yery�z� ya�am�n�n �� be� g�nl�k bir tek �m�rden ibaret olmad���n� bilmek gelir. Zannedersem, her biri y�ksek birer realite olan bu gereklilikleri g�z ard� ederek birka� hastal���n �zerinde yap�lm�� istatistiklere dayan�p t�m ruh varl���nda cereyan eden s�ra d��� olgular� hastal�k tez�h�r� olarak bilmek ve t�m ruhsal durumlar� bizim ancak �� be� kalemlik aksiyon ve reaksiyonlar�n ve t�m ruhsal durumlar� bizim ancak �� be� kalemlik aksiyon ve reaksiyonlar�m�za ba�lay�vermek, bilgi ya�am�m�z i�in yararl� bir i� olmaz. �rne�in, ak�l hastal�klar� doktorlardan baz�lar�n�n, h�k�mleri genelle�mi� olsayd�; t�m medyomlar aktif ve pasif t�m metapsi�ik s�jeleri, hatt� t�m metapsi�ik bilim insanlar� birer �deli� diye ak�l hastanelerine kapat�lmak gerekirdi ve b�yle yap�lm�� olsayd�, insan hakk�ndaki bilgimiz, en a�a��, bug�nk�n�n yar�s�ndan az olurdu. Bereket versin, ara�t�r�c� ruhun, dogmatik otoriteleri k�rmak i�g�d�s� vard�r. Bu i� g�d�n�n �n�ne hi�bir olumsuz hareket ge�emez. T�m bunlardan dolay�, �u ya da bu ekole mensup bir doktor ne derse desin; �rne�in, bir telestezi, bir telekinezi vb. durumlar� b�yle bir ayd�n g�zlemcinin dikkatinden ka�amaz. Fakat bu ayd�n bilim insan� bu olaylar�n de�erini �l�erken ba�kalar�n�n yapt��� gibi, mutlaka hastane terazilerini kullanmak zorunlulu�undan kendini kurtarm�� bulunmaktad�r. ��te bu d���ncelerle incelenmesi gereken dejav�lerle ilgili a�a��da birka� �rnek verilmi�tir.

  Ba�l� �uurun derindeki tabakalar�nda uyumakta olan pek eski an�lar�n herhangi uyar�c� bir olay ve herhangi uygun bir durum kar��s�nda ortaya ��kabildikleriyle ilgili canl� �rneklerden bir k�sm�n� r�yalardan alabiliriz. �rne�in, s�k�a rastlanan bir olay vard�r: Ki�i, �mr�nde bi� g�rmedi�i bir binay�, bir bah�eyi ya da bir �lkeyi r�yas�nda g�r�r; �nce o, buna hi� de�er vermez. Fakat g�n�n birinde bir yolculuk s�ras�nda r�yas�nda g�rd��� �eylerin ger�ek oldu�unu anlay�nca, �a��r�r kal�r. Bu t�r olaylar bir�ok nedenlerin etkisi alt�nda ortaya ��kaca�� gibi, ruh varl���n�n derinliklerinde �uyuklayan� kad�m bir an�n�n pasif uyku s�ras�nda canlanm�� olmas� ve r�ya vetiresi ile beyin cevherlerine aksetmi� bulunmas�yla da a��klanabilir. Hatta ba�ka dejav�leri ve an�msamalar� da biz a�a�� yukar� buna yak�n bir yakla��mla a��kl�yoruz.

B�yle r�yalardan �� tanesini �rnek olarak a�a��da payla��yorum:

  ��ocukluk y�llar�mda babam�n, k�pr� in�aat�nda bulundu�u Trilport Kasabas��na s�k s�k giderdim. B�y�d�kten sonra bir gece r�yamda; kendimi �ocukluk zaman�nda ya�ad���m Trilport Kasabas��nda g�rd�m. Yan�nda �niformal� bir adam bard�. Ona kim oldu�unu sordu�um zaman, �C�.� oldu�unu ve k�pr�y� korumakla g�revli oldu�unu s�yledi. Uyand�m. Bu adam kimdi? Tan�d�klar�m aras�nda b�yle bir kimsenin bulundu�unu bir t�rl� an�msam�yordum. Beni �ocuklu�umda s�k s�k Trilport�a g�t�ren va hala hayatta olan ya�l� hizmet�iye sordum. Yan�t olarak, evvelce �G�.� ad�nda bir k�pr� bek�isi oldu�unu s�yledi. Hi� ku�kusuz o zaman bu adam�, hizmet�imiz gibi ben de g�rm��t�m ama onu tamamen unutulmu� an�lar�m canlanm��t�r.�

  �Yukar�daki r�yay� bir g�n dostum M.F.�ye anlatm��t�m. Onun da do�rudan do�ruya kendisinin g�rd��� baz� r�yalar �zerinde g�zlem ve incelemeleri vard�r. Bundan dolay� , benimkinden daha ilgin� olan r�yas�n�n anlatt�: M.F. �ocuklu�unda ya�ad��� Montbrison kentinden 25 y�ldan beri uzak bulunuyordu. G�n�n birinde baba dostlar�n� ziyaret etmek ve �nceki memleketini g�rmek i�in Torez�e dek bir yolculuk yapmaya karar verdi. Hareketinin ertesi g�n� yolda bir r�ya g�rd�. R�yas�nda Montbrison�un bir yerinde bulunuyordu ama buras� onun daha �nce g�rd��� bir yer de�ildi. Kar��s�nda da hi� tan�mad��� bir adan vard�. Bu adam, kendisine babas�n�n arkada�� oldu�unu ve ad�n�n da �T�.� oldu�unu s�yl�yordu. M.F. yolculu�unu bitirdi ve Montbrison�a geldi. Fakat oralarda dola��rken, r�yas�nda g�rd��� yerle kar�� kar��ya gelince, hayret etmedi. ��nk� onu, r�yas�nda aynen g�rd��� gibi bulmu�tu ve �T��ad�ndaki �ah�s da oradayd�. O aynen r�yas�nda g�rd��� gibiydi. Yaln�z y�z�n�n �izgileri biraz daha fazlala�m�� ve ihtiyarlam��t� da��

  �Birka� g�n �nce birbiri ard�nca r�yamda; beyaz kravatl�, kenarlar� geni� �apkal� acayip y�zl�, Amerikal�lara benzeyen bir adam g�r�yordum. Bu adam�n y�z� hi� de tan�d�k bir simaya benzemiyordu. Bu r�yamda hayal g�c�m�n uydurdu�u bir tip olarak kabul etmi�tim. Fakat aradan birka� ay ge�tikten sonra, bir sokakta onu kar��mda g�r�nce, hayretten donakald�m. Ger�ekte, kar��la�t���m bu �ah�s; �apkas�n�n �ekliyle, beyaz kravat�yla, redingotu ve Amerikal� tav�rlar�yla, birka� ay �nce benim birbiri arkas�ndan geceleri r�yamda g�rd���m adam�n ta kendisiydi. Bu adam� Clichy Caddesine kadar izledim. Fakat onun Batignolles�e do�ru ilerledi�ini g�r�nce, yolunun fazla uzayaca��n� d���nerek pe�ini b�rakt�m. Aradan bir ay daha ge�ti. Gene bir g�n Chichy Caddesi�nden ge�iyordum. Tekrar ayn� adamla kar��la�t�m. Art�k durum anla��lm��t�. Ben, birka� y�l �nce, �zel derslerim nedeniyle haftada 3 kez bu caddeden ge�mek zorunda bulunmu�tum. Hi� ku�kusuz o adama, bu yolda �imdi oldu�u gibi, belki birka� kez rast gelmi�tim. Fakat o zaman bu tip, benim dikkatimi �ekmemi� ve hat�r�mda da onunla ilgili bir �ey kalmam��t�.�

  Maury bu olay�n, r�yas�nda nas�l canlanm�� oldu�unu, akla yak�n olan a�a��daki fikirleriyle a��kl�yordu: �Bu eski an�n�n r�yada neden canland���n� iyice d���nd�m ve �ok da zorlanmadan nedenini buldum: Bu adam� r�yada g�rmezden birka� g�n �nce rastlad���m bir kad�nla birka� saat konu�mu�tum. Bu kad�n evvelce, haftada 3 kez Clichy Caddesi�nden ge�meme neden olan i�lerim hakk�nda benimle g�r��m��t�. Hi� ku�kusuz, bu konu�ma bende eski an�lar� tazelemi� ve o zaman dikkatimi �ekmeyen beyaz kravatl� adam� da olaylar aras�na kar��t�rarak r�yamda kar��ma ��kartm��t�.�

  �imdi, bu kimselerin hi�birinde, �rneklerde g�rd���m�z r�yalar�ndan dolay� ak�l hastal��� vard�r denemez. Oysa bunlar da ba�ka tertipte tezah�r eden birer dejav�d�r. Bunlardan her biri, �nceden g�r�l�p, sonradan unutulmu� olaylarla, beklenmedik zamanda kar��la�maktan dolay� birer an�msamad�r ve ger�ek olaylar�n ortaya konulu�udur. B�yle dejav�ler, r�yalara kar��arak nas�l oluyorsa, r�ya d���nda da �ylece ortaya ��kabilir. ��te a�a��da verece�im birka� �rnek bu sonuncu gruptaki olaylarla ilgilidir ve bu �rneklerde gittik�e canl� an�msamalara yakla�an belirgin fikir ��eleri vard�r:

  I- Bu �rnek, Pierre-Jules Bertlay��n Camille Flammarion�a g�ndermi� oldu�u an�s�yla ilgilidir. �Bu �ah�s, daha �nce hi� bulunmad��� Lyon kentine gidiyordu. Orada bulundu�u ilk g�nlerinde, ��rencilerden birisi kendisini Saint � Just � Doiyeux�e g�t�rmek istiyor. Yolda tam Sait � Paul � en � Jarret�e gelince, Pierre- Jules bir hayret ���l��� at�yor. ��nk� bu kenti o kadar iyi tan�yor ki, hi�bir rehbere gerek kalmadan istedi�i yeri ziyaret edebilecek kudreti kendinde g�r�yor. ��nk� o, buralar�n� bir y�l �nce t�m ayr�nt�s�yla r�yas�nda g�rm��t�.�

  �lk bak��ta bu da �nceki �rneklere benzetilebilirse de; biraz dikkat edilince, arada �nemli bir fark�n bulundu�u anla��l�r. �nceki �rneklerde, r�yada yinelenen r�yetin if�de etti�i ger�ek olay�, bu ya�am�n az �ok uzak, ge�mi� zamanlar�n birinde sapt�yoruz. Oysa bu son �rnekteki r�yan�n ger�ek nedenini �ncekiler gibi bu ya�amdaki bir olgu ile saptayam�yoruz. �nceden g�r�lmemi� bir olay�n an�msanmas� s�z konusu olamaz. O halde, bu r�yada an�msanan olay, bu ya�amda g�r�lmemi� ise, ne zaman g�r�lm��t�r? Burada �ne s�r�lebilecek kompozisyonculuk becerisi ve durug�r� yetene�i bir�ok bak�mdan bu olay� a��klamaya yetmez. Bu duruma g�re r�yada g�r�len vizyon bir an�d�r ve bu an�n�n k�k�n� bu ya�amda bulamay�nca, ge�mi� ya�amlarda aramak gerekir. Burada akla gelebilecek bir a��klama �ekli de, bu yerlerin daha �nce foto�raflarda g�r�lmesi ya da kitaplarda okunmu� olmas�d�r. Bununla birlikte, a�a��daki �rnek bu d���nceyi a��k bir �ekilde ��r�t�r:

  II- ��.on y�l �nce Roma�ya gitmi�tim. Bu kenti �nceden hi� bilmiyordum. Fakat orada gezdik�e, s�k s�k tan�d�k yerlere rastgeliyordum. Ger�i bu a�inal���n a��klamas�, daha �nceden g�r�lm�� foto�raf ve tablolarla olas�d�r ama b�yle bir a��klama, s�dece heykeller ve yap�lar hakk�nda d���n�lebilir. Oysa, karanl�k labirentler tahtelarz katakompler (**) i�in bu yolda bir a��klama s�z konusu olamaz. Birka� g�n sonra Fivoli�ye gittim. Oras� da bana tan�d�k ��kt�. Daha �nce bu kentle ilgili hi�bir �ey okumam��t�m ve hi�bir resim de g�rmemi�tim. Bununla beraber dilimin ucuna bir s�r� s�zler geldi ve kadim zamanlarda, nelerin nerelerde bulunmakta oldu�unu s�ylemeye ba�lad�m. �evremde bulunan rehberler bu kent hakk�nda �nce derin incelemeler yapm�� oldu�uma kanaat getirdiler. Oysa asl�nda ben bu kenti ancak birka� g�nden beri tan�maya ba�lam��t�m. Fakat bu an�lar bir s�re sonra, kararmaya / silikle�meye ba�lad�. O anda, rol�n� unutan bir tiyatro oyuncusu gibi, birden sustum ve hi�bir �ey s�yleyemez oldum. T�m an�lar, par�alanan bir mozaik gibi da��l�p gitmi�ti.�

  E�er ruhun s�r�p gitmesini ve ge�mi� ya�amlar�n var oldu�unu, her �eye kar��n kabul etmemeyi bir ilke olarak benimsersek, dejav�lere neden olan olgular� bu d�nya ya�am�nda bulamad���m�z halde, s�rf �nceki ya�amlar�n olgular�n� yads�mak i�in onlar�; ya ak�l ve mant���n kabul edemeyece�i, kar���k bir tak�m yollarda a��klamaya �al���r�z ya da onlar�n a��klamalar�na yana�mamay� ye�leriz ki, bunlar da bize ilim ya�am�nda hi�bir �ey kazand�rmaz.

  III- �A�.�nl� bir Romen artisttir ve eski bir Romen ailesinden gelmektedir. �lk b�y�k sava�ta Londra�dayd� ve askerdi. Bir g�n, Comte de Berkshire�de tatbikat s�ras�nda y�zba�� ile birlikte at s�rt�nda giderken, bir tepeyi uzaktan g�r�nce, �A�.�ya bu tepeyi sanki �nceden tan�yormu� gibi bir duygu geldi ve  �evreyi betimlemeye  ba�lad�. Bundan hayrete d��en y�zba�� bunlar� �nceden g�r�p g�rmedi�ini sorunca, �A�.� Ya�am� boyunca,  daha �nce asla buralara gelmemi� oldu�unu s�yledi. Hatt�, o s�dece bu tepeyi de�il, tepenin arkas�nda bulunan ve hen�z g�r�nmeyen yerleri de betimledi. Arka tarafta, koni �eklinde bir da��n bulundu�unu, bu da��n k���k bir ormanla s�slenmi� oldu�unu belirtti ve onun �evresindeki araziyi de anlatmaya ba�lad�.  Buralarda do�mu� b�y�m��  olan y�zba�� her yeri kar�� kar�� biliyordu. �A��n�n anlatt�klar� tamamen do�ruydu. Sonunda, bu olay unutuldu, aradan zaman ge�ti. Bir y�l sonra orada bir kaz� yap�lm��t�. Bu kaz� sonucunda ta�tan bir an�t ortaya ��kt�. Bu an�t, Romenler�in B�y�k Britanya�y� i�gal ettikleri zamanla ilgiliydi ve �zerinde de orada �lenlerin adlar� yaz�l� bulunuyordu. Bu adlar aras�nda �A��n�n atalar�ndan birinin ad� da vard�.

  Bu yerleri iyice bilen �A���n an�tta ad� yaz�l� ki�i olabilece�ini d���nmekten bizi al�koyacak neden ne olabilir? Verdi�imiz bu �rnekteki dejav�ler ger�ek birer olay�n an�s�d�r ve maraz� hallerden yersiz / anlams�z hislerden ayr� bir �eydir. B�yle yersiz hislerden ortaya ��kan dejav�lerde; ne bir kenti eskiden beri biliyormu��as�na rehbersiz olarak dola�abilmenin, ne de bir �lkenin kaya mezarlar�na ve gizli yerlerine var�ncaya dek her yan� hakk�nda �teki gezginleri de hayrete d���recek derecede bilgi verebilmenin ve ne de kendi �lkesinden kilometrelerce uzak y�relerdeki da�lar� / tepeleri betimleyebilmenin olana�� vard�r.

  IV- Bu kategoriden verece�imiz son �rnek �ncekinden daha dikkat �ekicidir ve bizi, gelecek k�s�mlardaki an�msama yolu ile ge�mi� ya�amlar�n irdelenmesine yarayan �rneklere haz�rlay�c� i�eriktedir. Bu �rne�i bir dereceye kadar k�saltarak yaz�yorum. Ger�ek bir dejav� olan bu olay, aslen Frans�z olan Bayan Mathilda de Krampkoff�a aittir:

  �1893�te e�imle beraber Rusya�daki Rivaldia�ya gidiyorduk. Daha �nce ben Rusya�y� hi� g�rmemi�tim. Rus s�n�r�n� birka� g�n �nce ge�mi�tik. Biraz da annemin istememesine kar��n, gen� bir Rus ile evlenerek b�y�k bir arzu ile �zledi�im bu uzak Rus kentine gelmi�tim. E�im Rus asilzadelerinden biriydi. Bu �lke her �eyiyle beni, nedeni bilinmez bir �iddetle kendine �ekiyordu. Bu yerlerde ya�aman�n d���ncesi bile beni mutlu etmeye yetiyordu. Buraya gelirken, Rus s�n�r�n� ge�meden �nce, s�n�ra yakla�t�k�a, kalbim b�y�k bir heyecanla �arpmaya ba�lam��t�. S�sl� siyah � beyaz renkler benim g�z�mde en parlak ���klara bedeldi. �evremde Rus�a konu�ulduk�a, sanki bu dili �nceden biliyormu�um gibi oluyordum. Odesa�ya geldik. G�rd���m hi�bir �eyi yad�rgam�yordum, hatta kendimi vatan�mda hissediyordum. Yalta�ya ��kt���m�z zaman, yeniliklere susam�� bir Frans�z kad�n� gibi de�ildim. T�pk�, K�r�m��n g�zel sahillerinde birka� g�n ge�irmek i�in yeniden gelmi� olan bir yerli gibiydim.

  �mparatorun yak�n �evresinde olan kay�nbiraderin buradaki u�suz bucaks�z ormanlar� bana tan�tmak i�in debdebeli bir s�v�ri alay� haz�rlatt�rd�. Bu geziden bir g�n �nce i�im i�ime s��m�yordu; sanki t�m varl���m, bu gezece�imiz yerlere do�ru f�rlay�p gitmi� gibiydi. Bu seferki duygular�m, Rusya�ya ilk geldi�im zamankinden daha garip ve �iddetliydi. Gezintimizin daha ilk saatlerinde, ormanlar kar�� konulamaz bir �ekilde g�zlerimi b�y�l� bir m�knat�s gibi �ekmi�ti. Alay�m�za, bu ormanlar� �ok iyi bilen iki Tatar rehberlik ediyordu. Bir�ok yerden ge�tik, pek �ok yerlerde durduk. Ak�ama do�ru atlar ve s�variler yorulmu�tu. Rehberler �nde, bizler arkalar�nda y�r�yorduk. Benim kalbim binbir t�rl� acayip ve karma��k duygular�n tesiri alt�nda �arp�yordu. Ruhum sanki o yollarda benden �nde y�r�yordu. �lerleyi�imiz s�ras�nda, bir an geldi ki, rehberimiz tela�lanmaya ba�lad�. Sa�a sola bak�yorlar, �evrede bir �eyler g�rmeye �al���yorlard�. Sonunda alay� durdurdular ve yollar�n� yitirdiklerini s�ylediler.

  Ger�ekten de dar yollar gittik�e belirsiz ve karma��k bir g�r�n�me b�r�nm��t�. Rehberler hangi yola sapacaklar�n� bilememi�lerdi. Toplulu�u genel bir h�z�n ve belirsizlik kaplad�. Hatta korkuya kap�lanlar bile g�zden ka�m�yordu. Ak�am karanl��� bast�rd�k�a, orman daha gizemli ve korkun� g�r�n�yordu. Sonu yokmu� gibi g�r�nen bu ormanda so�uk bir gece nas�l ge�ecekti� E�im beni teselli etmeye ba�lam��t� ama ben hi� de tela� ve �rk�nt� i�inde de�ildim. ��nk� nerede oldu�umuzu iyi bir �ekilde biliyordum. O anda sanki i�imde buralar� �ok iyi bilen bir varl�k bulunuyordu. Bu varl�k, s�dece bu y�reyi de�il, t�m �lkeyi �ok iyi biliyor gibiydi. Bu duygular i�inde �mirane bir ses ile herkesin s�kin olmas�n�, ��nk� ormanda kaybolmad���m�z� s�yledim. S�z�m� s�rd�rerek, sol taraftaki patikay� izlememizi, bu patikan�n bizi daha geni� bir patikaya ��karaca��n� ve onun da a�a�s�z bir meydana a��laca��n� ve sonunda bir s�ra a�a� oldu�unu ve orada yar� Tatar, yar� Rus bir kasaban�n bulundu�unu belirttim. ��in garibi, ben o s�rada bu betimledi�im yerleri �g�r�yordum�. Zihnimdeki resimde, bu kasaban�n evleri d�rt k��eli bir meydan�n �evresinde dizilmi�ti. �leride Bizans tarz� g�zel s�tunlar �zerine kurulmu� bir revak da vard�. Bu revak�n alt�nda mermerden yap�lm�� g�zel bir �e�me vard�. Revak�n arkas�nda da eski bir evin verandas� bulunuyordu. Zihnimdeki bu manzara o kadar g�zel ve uyumluydu ki�

  T�m bu g�rd�klerimi son derece h�zl� ve kendimden emin bir dille anlat� vermi�tim. G�rd�klerim �ok a��k, se�ik ve netti. Dahas�, bu g�rd�klerimin s�ze gelmez duygusunu da i�imde ta��yordum. Bu arada, herkes �evremi sarm��, �a�k�nl�k dolu g�zlerle beni dinliyordu. Onlara g�re benim bu anlatt�klar�m tuhaf, belki de yersiz ve �akadan ba�ka bir �ey de�ildi. Ben ise sararm��, solmu� ve sanki donakalm��t�m; e�im beni endi�eyle kontrol etmeye �al�yordu. Ba��rarak yinelemekten kendimi alamam��t�m: �Evet, evet, evet ! S�ylediklerim do�rudur, g�receksiniz.� At�m�n dizginini sola �eki�tirerek dar patikaya girdim. Topluluk beni izlemeye ba�lad�. Seslendirdi�im zihinsel resim h�la canl�yd� ve ben s�kindim. �lerledik�e orman a�a�lar� seyrekle�meye ba�lam��t�. Ben menzile bir an �nce varabilmek i�in o kadar h�zlanm��t�m ki, yan�mdaki e�im ve onun karde�i geride kalm��t�. Toplulu�umuza bir sessizlik ��km��t�; sis y�kseliyordu ama ortal�kta hen�z benim betimledi�im meydana benzer bir a��kl�k yoktu. Bununla birlikte ben iyice biliyordum ki, orada, ileride bir meydan vard� ve ben kendimden emin bir �ekilde oraya do�ru at s�r�yordum.

  Sonunda, elimdeki k�rbac� ileri do�ru uzatarak, ilerimizde belli belirsiz ortaya ��kmaya ba�layan meydan� i�aret ettim. Arkamdaki topluluktan u�ultu �eklinde bir hayret nidas� y�kseldi ve atlar h�zland�. Evet ger�ektende bu, zihnimdeki meydand�. Bu meydan�n kar�� ucu sisler i�inde kaybolmu� g�r�nm�yordu. S�dece insanlar de�il, atlar bile do�ru y�nde oldu�umuzu anlam�� gibi ko�maya ba�lam��t�. Yeniden b�y�k bir a�a�l���n i�inde bulduk kendimizi. Orada ben art�k kendimde de�ildim, son perde de y�rt�lm��t� ��nk� belli belirsiz bir ���k g�r�nd� ileride. O s�rada bana bir ses de gelmeye ba�lam��t�, nereden geldi�i belli de�ildi ama onu  zihnimde duyumsuyordum ve ��yle diyordu. �Marina, sen misin? Gene geliyorsun! Bak, �e�men hala susmad�, evin h�la yerinde duruyor. Ho� geldin,  sevgili Marina.�  Oh! Bu ne heyecand�r, ne be�er �st� bir sevin�! Her �ey orada� Benim g�zlerimin �n�nde; revak, �e�me, ev� Hepsi orada. Ama art�k bu �ok olmu�tu. Sendeledim ve yuvarland�m ama e�im beni d��meden yakalad�.

  Kendi mal�m olan bu topra�a ve o g�zel �e�menin yan�na beni e�im yava��a yat�rd�. Ben h��k�r�klar i�inde ve yar� trans haldeydim. Birtak�m g�lgeler ko�u�turdular. Bunlar Rus�a ve Tatarca konu�uyorlard�; beni eve do�ru g�t�rd�ler. Sendeleyen bacaklar�m g��l�kle y�r�yordu. Evin e�i�ini ge�erken kalbim, par�alanacak gibi �arp�yordu. Fakat tam bu s�rada t�m vizyonlar zihnimde siliniverdi onlar�n yerine o ak�am�n bilinen realitesi ge�iverdi. �imdi art�k tamam�yla yabanc� bir oday�, yabanc� �eyleri g�r�yordum. Marina�n�n varl��� silindi. Ben onun kim oldu�unu ve ne zaman ya�am�� oldu�unu asla bilmeyece�im. Fakat biliyorum ki, o buradayd� ve �ok gen� bir ya�ta burada �lm��t�. Bunu duyuyorum ve bundan eminim.

  E�im bana s�cak s�cak bir �ay i�irdi, t�m gezi arkada�lar�m �evremi sard�. Herkes hayret i�indeydi ve herkes t�m bunlar� benim nas�l bildi�imi ��renmek istiyordu. Ben e�i�e oturdum. Bu evin kime �it oldu�unu ve kimlerin burada ya�am�� bulundu�unu e�ime sordum. Fakat kimse bu konuda �ok fazla bir �ey bilmiyordu. E�im bu evin bir Lehli�ye ait oldu�unu bildi�ini s�yledi. Bu evin ger�ek eski s�hipleri bilinmiyordu. Fakat ben, Marina, emindim ki bu evde ya�am��t�m.

  Y�llarca Rusya�da oturdum. Ama bu �lkede kendimi hi�bir zaman yabanc� olarak duyumsamad�m; tam tersine, kendimi evimde gibi alg�lam��t�m. Tatillerde Fransa�ya gitti�im zaman, orada kendimi buradaki kadar vatan�mda duyumsam�yordum. �unu da eklemeliyim ki, Rusya�n�n ba�ka hi�bir yerinde bu yak�nl��� duymad�m. Art�k durumu daha iyi anlam�� bulunuyorum ve yine anlad�m ki, Marina ile ben, ayn� Mathilde de Krapkoff�dan ba�ka kimseler de�iliz.�

  Bu olay� baz� kimseler s�radan bir durug�r� olarak kabul etmeye e�ilimli g�r�n�rler. Ger�i burada ruhun bu melekesi i�e kar��mam�� de�ildir. Fakat durug�r� melekesinin bu m�dahelesi, bu olayda eski olay�n an�s�n�n bulundu�u fikrini ortadan kald�rmak bir yana, bu an�msaman�n ne yoldan oldu�unu a��klam�� olmas� bak�m�ndan da onu desteklemektedir. Ger�ekten buradaki an�msama, s�radan bir i� duygusu �eklinde de�ildir: Gidilecek y�reye daha varmadan �nce dejav� olay�n�n ortaya ��kmas�, bu yerler hakk�nda s�radan bir an�msama de�il; canl�, ayr�nt�l� bir vizyon olgusunun ger�ekle�mesi ve sonunda t�m bu olaylar�n i�ine orada herkes�e hatta do�rudan do�ruya Bayan Mathilde�nin kendisince ne oldu�u belirsiz bir �Marina� �yk�s�n�n kar��mas�, bu bayan�n ge�mi� zamanlarda da buralarda ya�am�� oldu�u hipotezini destekleyen etmenlerdir. G�r�l�yor ki, burada bir dejav� ile beraber, onu destekleyen iki ruh melekesi daha s�z konusudur ki; bunlardan biri psikometri, �tekisi de telestezi�dir.

  E�er bayan �M�� bu kasabaya gittikten sonra oras�n� tan�m�� olsayd�, bu s�radan bir dejav� olurdu. Nas�l ki �nceki �rneklerde bunu g�rd�k. Fakat bu bayan ormana girince, kaybolma tehlikesi kar��s�nda bir uyanma / kendine gelme durumunda kal�nca; daha �nce i�inde ya�ad��� evine gelmeden, maziye do�ru olup bitenleri an�msamaya ba�lam��t�r. Bu bir psikometri durumudur. Burada onun an�msad��� olaylar; ba�kas�yla de�il, yine kendisi ile ilgilidir. Fakat bu an�msama ayn� zamanda uzaktan bir g�r� ile ortaya ��km��t�r. O, yollar�, meydan� a�a�lardan olma bir duvar�, evleri, revak�, �e�meyi vb. vb. daha oralardan uzaklarda bulunurken, bir vizyon halinde g�rm��t�r ki, bu da bir durug�r� olgusudur. Bununla birlikte bunu b�ylece kabul etmekle, bu olay�n ge�mi� zamanla ilgili bir olguyu ifade eden dejav� oldu�unu yads�ma durumu ortaya ��kar m�? Asla! ��nk� e�er bu olay �nceden var olmu� olmasayd�; onu ne psikometri ne de telestezi yolu ile a��klayabilirdik ve esasen o zaman bu olay zaten b�yle cereyan etmezdi. Durug�r� demek, var olan bir �eyi uzaktan alg�lamak demektir. Oysa burada; ev, revak, vb. gibi �eyler var olunmakla birlikte Marina ve onun an�lar� yoktur. Dolay�s�yla bu nokta psikometri ile a��klanamaz. Olmayan bir ge�mi�in uydurulmas� yolunda bir psikometri tan�mlanamam��t�r. Yani psikometrik olgularda, bir hareket noktas�ndan ba�layarak; ileriye ya da geriye do�ru, gelecek ya da ge�mi� realiteleri dile getirmek �zelli�i vard�r. �u halde burada var olan; hem  durug�r�, hem de psikometri halleri ge�mi� olaylar�n dejav� �eklinde �uur y�zeyine ��kmas�na yard�m etmi�tir. 

(**) Katakomp Kaya mezar�  

 Yay�n Tarihi:19 Haziran 2015 

 

Astroset 2003-2015