|
Ruhun tam bir tan�m�n� yapmaya olanak yoktur. Bunun neden b�yle
oldu�u da okuyucular�ma m�lum olmu�tur. Boyut ve evren
konusunda baz� d���nceler ileri s�r�l�rken, �� boyutlu
�lemimizin d���ndaki maddeler hakk�nda hi�bir bilgiye
sahip bulunmad���m�z� ve bunlar� tan�mlamaktan bile �ciz
oldu�umuzu belirtmi�tik. Madde evrenimizin bir ad�ml�k �tesinde
bile hi�bir tan�ma s��mayan maddelerle (ruhsal celselerde)
kar��la�t���m�z� an�msarsak, t�m bu maddesel
kavramlardan yal�t�lm�� ruh gibi bir varl��� tan�mlamaya
kalk��mam�z�n ne kadar anlams�z oldu�unu anlamakta g��l�k
�ekmeyiz.
Bununla beraber, ruhun; sezebildi�imiz baz� tezah�rlerine
bakarak ve ruhla ilgili olarak �stadlar�m�z�dan k�r�nt�lar
h�linde alm�� oldu�umuz bilgileri de buna ekleyerek, ruh
hakk�nda ancak aram�zda anla�abilmemize yarayacak kadar ve
elbette �ok noksan ve basit bir tan�m yapmaya �al��aca��z.
Fakat bir kez daha yineliyorum ki, bu; ruhu tan�mlamaktan �ok,
ruh hakk�nda konu�abilmemize olanak vermek i�in ortaya at�lm��
bir s�ylem olacakt�r. �stadlar�m�z�la g�r��erek, ruhun
iki �nemli �zelli�i oldu�unu ��renmi�tik. Bunlardan
birisi, ruhun tesirlilik sahibi oldu�u, �tekisi de �uura s�hip
bulundu�udur.
Ruhu maddeden ay�ran en �nemli fark bu iki �zelli�idir.
Ruhun tesirlilik (m�essiriyet) g�c� vard�r. yani ruh,
maddeler �zerinde �zg�r ir�desiyle, g�c� yetti�i oranda
de�i�ik durumlar ortaya ��karabilir (1). Ruhun ikinci �zelli�i olan �uurun ne oldu�una gelince;
�stad (2)
�uuru ��yle tan�ml�yor: ��uur, ruhun kendi i�indeki genel bilgisidir.� �imdi bu
iki �zelli�in anlam�n� g�z �n�nde tutarak, ruh hakk�nda
��yle bir s�ylem kullanabiliriz: Ruh, kendisindeki genel
bilgisi ile tesirlilik kudretine s�hip il�hi bir p�r�lt�d�r.
Bu �il�hi
p�r�lt�� ad�n� da yine �stad�tan alm��
bulunuyoruz. ��te, ruh hakk�nda �stadlar�m�z�la g�r��melerimiz
sonucunda anlad�k ki, bu konuda yukar�dakilerden daha fazla
bilgi almak olanakl� de�ildir. Bu konuda okuyucular�m�z�n
do�rudan do�ruya kendileri h�k�m verebilmeleri i�in ruh
hakk�nda �stad�tan ald���m�z tebli�lerden baz�lar�n�
payla��yorum:
Soru
(S) :
Do�rudan do�ruya ruhun kendisi madde midir?
Yan�t (Y):
Madde de�ildir, il�hi bir p�r�lt�d�r. Bu kadar s�yleyebilirim.
S:
�yle ise, madde olmayan bir varl�k da var demektir, �yle mi?
Y:
Madde olmayan varl�klar birden fazlad�r fakat madde olmayan
varl�k olarak biz yaln�z ruhu g�r�yoruz.
S:
Demek ki, maddesel idrak, evrendeki varl�klar�n ancak belirli
ve s�n�rl� bir k�sm�n� kaps�yor ve bunlar�n d���nda
sonsuz varl�klar vard�r, �yle mi?
Y: Evet,
ama onlar� size tan�mlayamam.
S:
Ruh, maddeden ba�ka bir varl�k oldu�una g�re, neden maddesel
varl�klar i�inde bunal�p kal�yor?
Y:
Ruhun tek�m�l�, �lahi �rade Yasalar� gere�i, ancak
bununla oluyor.
S:
Ruhun gerili�i hangi bak�mdand�r?
Y:
Deneyim ve g�rg� bak�m�ndan.
S:
Ruh ilk zamanlarda deneyimsiz ve g�rg�s�z m�yd�?
Y:
Evet.
S:
Peki, az �nce �Ruh il�hi bir p�r�lt�d�r.�
demi�tiniz. �l�hi bir p�r�lt�n�n g�rg�s�z ve
deneyimsiz oldu�unu nas�l kabul edebiliriz?
Y:
Unutmay�n�z ki, il�hi bir p�r�lt� dedi�im zaman, size
ancak bu kadar tan�mlayabilirim de demi�tim. Bunu ancak,
ALLAH��n bir p�r�lt�s� anlam�nda almay�n�z.
S:
ALLAH��n bir p�r�lt�s� olarak almadan bile, ALLAH��n,
bizlerin anlamayaca�� kadar kapsaml� b�y�kl��� ile ruhu
kar��la�t�r�nca, ona ne �ekilde olursa olsun deneyimsizlik
ve g�rg�s�zl�k uygun g�rmek nas�l olur?
Y:
Unutmay�n ki, h��� ALLAH��n bir c�z�� (par�ac���)
demedim.
S:
�Bir
c�z��� demediniz ama, ALLAH�tan ��kan m�?
Y:
���kan�
da demedim.
S:
ALLAH�a oranlanan ? Bu s�z�m� onayl�yor musunuz?
Y:
ALLAH�� demek istiyorsan�z, hay�r. O�nun yaratt���
(mahl�ku), O�nun v�cud verdi�ini kasdediyorsan�z, evet.
S:
Bu duruma g�re, s�zlerinizden �unu ��karaca��z: �l�hi p�r�lt�dan
�unu anlayaca��z: �lahi p�r�lt�dan maksat, ALLAH��n v�cud
verdi�i, var etti�i demektir, �yle mi?
Y:
Evet, ba�ka t�rl� tan�mlayamam.
Bu konuda alaca��m�z bilgiler bundan fazla olamayaca��n�
do�al olarak kabul etmemiz gerekir. Madde hakk�nda ge�en s�zlerden
bunu �ok iyi anlar�z. �u halde, ruh i�in uygun bulunan t�m
melekeler onu bize yeterince tan�tm�� olmayacakt�r. Hatt�
belki hi� tan�tm�� olmayacakt�r. ��nk� ruhun y�ksek
varl��� ve bilmedi�imiz y�ksek melekeleri yan�nda
bildiklerimiz hi�bir �ey de�ildir. �nsan ruhunda g�rd���m�z
irade, imajinasyon vb. gibi y�ksek molek�ller ruh
melekelerinin ku�kusuz en y�kse�i de�ildir. Nas�l ki,
bitkideki bir ruhta bunlar�n hi�birini g�remiyoruz. Bizler de
bitki bedeninde bulundu�umuz zaman bu melekelerimizin var oldu�undan
haberdar de�ildik. Oysa bitki ile aram�zdaki uzakl�k,
ruhumuzun maddesel evrende kat edece�i sonsuz geli�im a�amalar�ndan
olan uzakl��a oranla bir hi� de�erindedir. Bu kadar k�sa s�rede
belirginle�en insan ruhunun bu y�ksek melekeleri yan�nda,
sonsuz uzakl�klarda ortaya ��kacak ba�ka melekelerini �imdiden
tasavvur bile etmeye olanak yoktur. Biz, geli�imimize paralel
olarak melekelerimizin, fark�na vard�k�a, bir an gelecek ki,
�imdi o y�ksekli�i ile gururland���m�z be�er�
melekelerimiz onlar�n yan�nda bize �ok ilkel g�r�lecektir.
O halde, biz ruhu, ancak �� buutlu evrenimizde melekelerini
kullanmak i�in bulabildi�i tezah�r zemini oran�nda tan�yoruz.
Bu kadar k�sa bili� ve g�r��le onun t�m varl���na ve
hayat�na n�f�z etmek olanakl� de�ildir. Kitab�m�z�n de�i�ik
yerlerinde ruhun biraz daha y�ksek melekeleriyle ilgili baz�
sezinlemeler g�r�lecektir, fakat bunlar da bizi ruhun ne oldu�u
hakk�nda �ncekilerden daha iyi ayd�nlatm�� olmayacaklard�r.
Ruh Do�rudan Do�ruya
�nceleme Alan�m�za Girer mi?
Ruh nerededir? Ruhu, neden, ku� tutar gibi, bir �kseye yap��t�ram�yoruz
ya da onu hi� olmazsa neden r�zg�r�n elimize �arpmas� gibi
alg�layam�yoruz? ��nk� t�m maddesel �zelliklerden
kurtulmu� %100 saf / h�lis ruh h�lindeki bir varl�k bizim i�in
s�z konusu olamaz. Bunun i�indir ki, b�yle bir ruhu �imdiye
dek hi�bir bilge, hi�bir filozof bize anlatamam��t�r.
Burada ��yle d���nenler olabilir: �nsan hi�bir �ekilde
tan�mad��� bir varl��a nas�l inans�n? Bu do�rudur,
fakat �uras� da do�rudur ki, bir �eyin var oldu�una ya da
yoklu�una inanmak, o �eyin var ya da yok olmas�n�
gerektirmez. Uzaklara gitmeye gerek yok; kendi yak�n �lemimizde,
hatt� d�nyam�zda bile �yle �eyler vard�r ki, biz onlar�n
ne olduklar�n� bilmedi�imiz halde, eserlerini maddeler �zerindeki
etkilerini inceleyerek ger�ekliklerine n�fuz etmeye �al���r�z.
M�knatisiyet nedir? Genel �ekim (gravitation) nedir?
Elektronik nedir? Bunlar�n ger�ekten ne olduklar�n� kimse
bilmiyor ve onlar� do�rudan do�ruya kimse de g�rm�� de�ildir.
Fakat insanlar bu etmenlerin maddeler �zerindeki etkilerini
inceleyerek, onlar hakk�nda az �ok a��k bir fikir almaya �al���yorlar.
B�yle maddesel �eylerin bile do�rudan do�ruya incelenmesini
yapamazken, t�m maddesel idrakin d���nda kalan ruhu, ku�
yakalar gibi �kse ile yakalamak sevdas�na kap�lmayaca��m�z
a�ik�rd�r. �u anda Broussais�in s�zleri akl�ma gelmemi�
olsayd�, bu kadar kaba bir �rne�i bulup s�yleyemezdim.
Broussais diyor ki, �Ben bir�ok kadavralar a�t�m
ama bisturimin ucuna ruh diye bir �eyin tak�ld���m� asl�
g�rmedim.�
�u halde �imdiye dek s�ylendi�i gibi, insan bedeninin i�inde
bir �ruh� yoktur. Ne oldu�u
kesinlikle anlayamayaca��m�z varl�klar�, maddenin bildi�imiz
ya da hen�z bilmedi�imiz yasalar�na ba�l� maddeler i�inde
hapsetmeye de yetkimiz yoktur. Tam�m�yle madde d��� olan ve
maddeler hakk�nda s�z konusu olmayacak �zelliklere s�hip bir
varl���, hatt� kendi �lemimizde oldu�u gibi, en geri
maddelerin t�bi oldu�u zaman � mek�n ko�ullar�yla do�rudan
do�ruya ba�lamak olur mu?
Dahas�, �rne�in, sevgi nerededir, sevin�, korku, fikir
nerededir? Bunlar� bedenimizde duyumsamam�z; bunlar�n,
bedenimiz i�inde hapsolmu� bir varl�kla ilgili olduklar�n�
kan�tlamaya yeterli de�ildir. Bu, olsa olsa nih�yet �uurlu
varl�klar�n maddeler �zerinde tez�h�r etmek gereksinimi i�inde
bulunduklar�n� g�sterir. Ruhu, t�pk� bir ipek b�ce�inin
kozas� i�inde oturdu�u gibi herhangi bir madde k�tlesinin
bir k��esinde s�k���p kalm�� bir �ey olarak d���nmekten
daha b�y�k bir kusur tasavvur edilemez.
T�m bunlardan ��karmak istedi�im ilk fikir �udur: Biz do�rudan
do�ruya ruhla hi�bir zaman kar�� kar��ya gelemeyiz. Ruh
denince, bizim i�in ancak onun �e�itli yo�unluktaki maddeler
�zerinde ortaya ��kan tesirlili�i ve bu tesirlili�in tezah�rleri
s�z konusu olabilir. E�er ben dostum �X� i kar��mda g�r�yorsam
bu g�rd���m �ey ne onun ruhudur, ne de (s�ylendi�i gibi)
ruhunun yo�un bir zarf�d�r. Hangi maddesel �lemde olursa
olsun, bu g�rd���m �ey ancak dostumun ruhunun y�ksek
seyyal maddeler yolu ile yo�un maddeler �zerinde, o maddelerin
do�as�na uygun olarak ortaya ��kan tesirlili�iyle ilgili
hareketler, �ekiller ve fiiller h�lindeki tezah�rleridir.
Burada konu biraz kar���k gibi g�r�n�yor. Fakat biraz kaba
olmakla beraber, bunu daha maddesel bir �rnek ile a��klamak
olanakl�d�r: Bir heykele bakt���m�z zaman, onda neler g�r�rs�n�z?
�nce, o bir ta� par�as�d�r. Fakat sizin g�z�nde onun ta�
par�as� durumundakinden ba�ka bir �zelli�i vard�r: Do�adaki
i�lenmemi� ta�lar �zerinde hi�bir zaman rast gelmedi�imiz
bu �zellik heykelin if�de kudretini sa�layan �izgileri ve �ekilleridir.
Demek, burada bir if�de, bir duygu ve fikir vard�r. Bu da, hi�
ku�kusuz, bir zekan�n eseridir; kendini duyan ve ne yapt���n�
bilen bir varl���n eseridir. Bu zek� nerededir? Hi� ku�kusuz,
o, bu ta� par�alar�nda de�ildir. Ayr�ca, ta�tan ayr� bir
varl�k olan bu �uurlu kudretin s�hibi bu heykelin ortas�nda
bir yere saklanm�� da de�ildir. Bu ta� par�as�na yans�m��
olan if�de, bu eseri olu�tururken, bir sanatk�r�n etkin
haldeki tasavvurunun o �na �zg� i�eri�idir.
Durum b�yle olunca, bu heykele; �Bir sanatk�r�n, belli bir �na �zg� �donmu�� bulunan ruh h�linin canland�rd��� bir varl�kt�r��
diyebiliriz. Bu noktay� iyice belirginle�tirdikten sonra, �rne�imizi
��yle s�rd�relim: E�er bu sanatk�r yeterli derecede
maddesel olanaklara s�hip olup duygu ve tasavvurlar�n�n yaln�z
bir �na �zg� olan k�s�mlar�n� bir sinema �eridinde oldu�u
gibi ard� ard�na gelecek �ekilde bu ta� par�as�n�n �zerinde
g�sterebilmi� olsayd�, o zaman biz kar��m�zda, cans�z bir
heykel de�il, canl� bir insan g�r�rd�k. Fakat sanatk�r
yine heykelin i�inde olmazd�. D�nyan�n �ok s�n�rl�
olanaklar� i�inde tasavvur edebildi�imiz bu durumu, man�p�lasyon
olanaklar� s�n�rs�z maddelerde �al��an (3) ruhlar hi� ku�kusuz, daha geni� bir �l�ekte
ve daha ideal bir �ekilde ger�ekle�tirebilirler.
Ruhlar Nereden
Gelip Nereye Giderler
�nceleme alan�m�z�n d���nda kalan ruhun yarat�l���n�
de�i�ik bak�mlardan, onun madde evrenimizde do�mu� olmas�yla
bir tutmuyoruz. Yarat�l���n sonsuzlu�u ba�ka birtak�m d���ncelerin
yard�m�yla bize bu fikri telkin ediyor. �nce, bizim i�in
maddelerin sonsuz oldu�una inan�yoruz. �kinci olarak, madde
evreninin d���nda da say�s�z varl�klar�n bulundu�una
inan�yoruz. T�m bunlardan sonra, ruh hayat�n�n ve tek�m�l�n
ebedi oldu�una inan�yoruz. Son olarak da, hi�bir ruh olgunlu�unun
tanr�l�kla kar��la�t�r�lmas�n�n s�z konusu olamayaca��na
inan�yoruz. ��te t�m bunlar� bir araya toplay�p d���nce,
ruh hayat�n�n ve varl���n�n s�n�rl� bir madde evreni i�inde
do�up s�nece�ine inanm�yoruz.
Kitab�m�z�n ba�ka yerlerinde de belirtti�imiz gibi, ruhun
madde evrenindeki varl��� ebedi varl���ndan ge�en bir
merhaledir ve biz buna �tek�m�l merhalesi�
diyoruz. Fakat bu da bize sonsuz ve s�n�rs�z g�r�n�yor.
Oysa, ruhun genel hayat� i�inde bu merhalenin �ok k�sa ve s�n�rl�
olmas� olas�d�r. ��nk� ebediyet i�inde ne kadar sonsuz g�r�n�rse
g�r�ns�n s�n�rl� olan her �ey k�sad�r, k���kt�r,
hatt� bir hi�tir.
O halde ruh, k���k maddesel ya�am�nda var ve yok olamaz. O,
bundan �nce vard�, bundan sonra da hep olacakt�r. Bu d���nceye
g�re; ruhun madde evreniyle ba�lant�s�n� sa�layan ara�lar�na
ba�land��� �n�, onun yarat�l�� tarihiyle kar��la�t�ramay�z.
Bunlar birbirinden tamam�yla farkl� �eyler olmak gerekir.
Ruhun madde evreniyle ba�lant� kurmas�, y�ni orada ortaya ��kmas�
ne zamana rastl�yor? Bunun bilmiyoruz ve asl� da bilemeyece�iz.
Yaln�z k�r�nt� h�linde, oradan buradan toplad���m�z
bilgilerle �imdilik �u kadar s�yleyebiliriz: Ruh, kendisine
ayr�lm�� bulunan tek�m�l arac� ile maddeler �zerinde
etkili olur (4).
Ruh, �e�itli yollardan maddeler �zerindeki tesirlili�ini
kullanarak, y�ksek ama�lara do�ru durmadan �y�r�r�. Bu yolda ilerleyen ruh her ad�m�nda maddeler
evrenindeki tesirlili�ini artt�r�r. Tesirlili�ini artt�rd�k�a
daha y�ksek alanlara ��kar ve o oranda as�l ruh�n� hayat�na
�ncekinden daha kudretli ve etkili olarak yakla�m�� olur (5).
Acaba ruh, madde evrenindeki tek�m�l�n� tamamlad�ktan sonra
ne olur? Bu konuda hi�bir �ey s�ylemek olanakl� de�il.
Madde evreni boyunca ruh hayat� hakk�nda yapabilece�imiz hi�bir
tahmin yoktur. Z�ten do�rusunu s�ylemek gerekirse, bunu
bilmenin; bizim i�in ne gere�i ne de bir yarar� vard�r.
Oralardan, hi�bir �ekilde yararlanamayacak kadar uzaklarda
bulunuyoruz�
Madde ve Ruh
Ne ruhun ne de maddenin ba�lang�c�ndan ve sonundan s�z etmek
akl�m�z�n ucundan ge�er. Burada kesin bir olas�l�k vard�r.
Fakat gene yukar�da belirtti�imiz gibi ��ikar olan ba�ka
bir ger�ek daha vard�r ki, o da; maddenin t�m �zelliklerinden
ayr� ve madde fikriyle ba�da�t�r�lmas� m�mk�n olmayan
bir varl���n, daha do�rusu maksatl� bir tesirlili�in
maddesel hareketler aras�nda g�r�nmesidir. Burada iyi d���n�lmezse,
olas� bir hataya d���lebilir: Bu hat�, madde i�indeki
enerjiyi bu �uurlu tesirlilikle bir tutmakt�r.
Maddesel enerji hi�bir zaman maddeden ayr�lmaz, maddeden ayr�
d���n�lemez. Bu enerji madde i�i hareketlerin bir bile�kesidir
ki bu, maddesel olu�un zorunlu bir sonucudur. Bu bak�mdan
maddeyi �kendi i�inde bulunan enerjinin tez�h�r etmi� h�lidir�
diye tan�mlarsak, belki ger�ekten pek uzakla�m�� olmay�z.
Oysa, ruh �eklinde (ruh olarak) idrak etti�imiz varl���n
tez�h�rleri, daha do�rusu ruhun tesirlili�i, tam tersine
tamam�yla maddeden ayr� bir kavramd�r. Onun varl���n�n
zorunlulu�u, �ncekinden tamam�yla aksine olarak maddeden ayr�
bulunmak �eklindedir. Bununla maddeyi birle�mi� g�rmek ancak
maddesel enerjinin bu etkili yan�ndan y�netme ve y�nlendirme
oldu�unu kabul etti�imiz anda m�mk�n olur.
Bu durumu bir �rnekle a��klayabiliriz: Akmakta olan bir su
kitlesini tasavvur edelim. Burada bir hareket vard�r. d��ar�dan
bir etki gelmedik�e bu hareket ebediyen b�ylece hi� de�i�meden
s�recektir. Madde yasas� bunu bize b�yle ��retiyor. T�m
maddesel olgular ayn� ko�ullar alt�nda her zaman ayn� sonucu
verir. Biz buna maddenin at�let duyarl�l��� diyoruz. Bu at�let
durumunu kabul etmek, maddelerin maksatl� de�i�me olana��n�
ortadan kald�r�r. ��nk� belirli hedeflere do�ru de�i�ebilen
maksatl� hareketlerle, hareket y�n� asla de�i�memek �zelli�inde
olan at�let durumunu ayn� �ey olarak kabul edemeyiz.
�imdi, bu suyun ak���nda bize g�re ortaya ��km�� (g�r�n�r
h�le gelmi�) hi�bir ama� yoktur.�u halde, bu ak�� �t�l
bir harekettir. Bunun yan�nda ba�kaca bir tak�m kat�
maddeler daha vard�r ve bunlar ba�l� olduklar� yasalara g�re
yo�unluklar�yla suyun ak�c�l�k �zelli�ine kar��
koyabilirler ama bunlar da �ncekiler gibi �t�ld�rlar. Bu iki
maddenin birbirine z�t �zelli�i kar��la�t��� zaman,
birbirini etkisizle�tirmeye �al���r. Yani e�er kat�
maddenin kat�l��� / sertli�i, s�v� maddenin ak�c�l���ndan
daha kuvvetli ise, ona kar�� koyar. Fakat bunlar�n ikisi de
�t�l oldu�undan hi�bir zaman kat� bir cisim kendili�inden,
belirli bir amaca g�re akan suyun �n�nde durmaz. Bu durum
ancak d��ar�dan bir etkinin yard�m�yla olur. E�er bu
etkide / tesirde bir ama� yoksa; o zaman biz bunu, y�nleri
kendi kendine de�i�meyen iki kuvvetin rastgele �arp��mas�ndan
ib�ret sayar�z. Fakat bu iki hareketin �arp��mas�ndan
maksatl� bir olay ortaya ��karsa, o zaman �t�l olan
maddesel enerjiye ba�ka bir etmenin kar��t���n� ve bu
etmenin tesirlili�i ile �ncekilere egemen oldu�unu kabul
etmek zorunda kal�r�z.
��te bu noktada maddesel enerji ile bu �uurlu etmenin
birbirinden ayr�ld���n� g�r�r�z. ��nk� evvelce
maddesel enerjinin maddeden asla ayr�lmayaca��n� ve hatta
bunun s�z konusu bile olmayaca��n� daha �nce belirtmi�tik.
Oysa burada suyun ve kat� maddenin
bilinen enerjilerine, kendilerinde evvelce tan�mad���m�z
���nc� bir enerjinin kar��t���n� g�r�yoruz. �Bu
nereden ��kt�?� derseniz; biz b�yle maksatl� bir
hareketi hi�bir maddede g�rm�yoruz. Hayli ucuz bir a��klama
yolu olarak; insan elinden ��km�� olanlar�, beyin
cevherlerine, sinir sisteminin ke�fedilmemi� i�levlerine ba�layal�m.
Fakat insan elinden ��kmam�� do�an�n bu t�r maksatl� ba�ka
sonsuz olaylar�n� hangi maddenin s�rt�na y�kleyece�iz? Do�an�n
da bir beyni, bir sinir sistemi mi var? �yleyse, �nce bunun
anatomisini ve fizyolojisini yazmak gerekir.
Bununla birlikte, �rne�imizdeki suyun ak���n� maksatl�
olarak de�i�tiren bir etmen, maddelerce y�klenmi� bir �ey
de de�ildir. O, ancak bir ama� u�runda maddesel enerjiye y�n
veren bir etmendir. Bunun harekete ge�irici g�c� maddenin ne
i�indedir, ne de d���nda. Ayr�ca, ona bir mek�n
belirlemeye de olanak yoktur. Bu �uurlu etmenin maddeden ayr�
bir varl�k oldu�unu �undan da anl�yoruz ki, olaylarda bir
tez�h�r g�r�lmedi�i anda da maddeler de�erlerinden hi�bir
�ey yitirmiyor. �rne�in, yukar�daki �rnekte ar�zi ko�ullar�na
ba�l� olarak, herhangi bir nedenle suyun y�n�n� de�i�tirmesiyle,
bir tarlay� sulamak i�in onu ba�ka yere ak�tmak ayn� de�erde
fiziksel bir olgudur. Bununla beraber, ikincisine ba�ka bir
etmen kar��m��t�r ki, bu da ama� ve bilgi uygulamas�d�r..
Burada ayr�ca �nemli bir nokta daha vard�r ki; o da, bu amac�n
bir tesirlilikle beraber y�r�mesi. O halde, t�m bu olup
bitenlerde do�rudan do�ruya g�remedi�imiz bir etmen
bulunuyor ki, biz onu ancak maddeler �zerinde ama�l� bir
tesirlilik �eklinde tezah�rleri ile tan�yabiliyoruz. �imi �limleri
fiziko�imik maddelerin ne basit, ne de bile�ik hallerinin hi�
birisinde b�yle ama�l� bir tesirlilik tez�h�r�n�n
bulanabilece�inden s�z etmiyorlar.
Ama�l� tesirlilik at�letin z�dd�d�r ve bu; maddenin �t�l
durumu ile ba�da�t�r�lamaz, a��klanamaz. Ama�l�
tesirlilik, hareketlere ebediyet kadar �e�itli �ekiller
verebilir. Oysa, �t�l olan maddesel enerji, maddenin olu�
durumuyla de�i�meden s�r�p gider. O halde, bu maddesel
enerjiye kar��an ama�l� tesirlilik etmenini d��sal ve ge�ici
bir �ey olarak ele almak gerekir.
Burada bir �nemli konuya daha de�inmek zorunday�z: Acaba
evrende ama�l� tesirlili�i b�nyesinde ta��mayan maddesel
tez�h�rler varm�d�r? Hay�r, yoktur. Z�ten e�er maddesel
evrenin olaylar�nda ama�l� tesirliliklerin rol� olmasayd�,
bu olaylar�n anlam� kalmazd�(6)
ve evrende d�zenden s�z edilemezdi. Oysa, bu ama�l�
tesirlilikler; maddeden maddeye, bir olaydan ba�ka bir olaya
atlayarak binbir t�r d�zenlemeler i�inde �t�l maddesel
enerjilere, evrenin d�zenine g�re y�n vermektedir. Bu arada,
akla hemen �u itiraz gelebilir: M�dem ki ama�s�z maddesel
tez�h�r yok, o halde amac� maddesel tez�h�rlerden ay�rmak
ya da ayr� d���nmek yerinde olmaz ve yukar�daki irdeleme ve
d���nceler de bu bak�mdan kendili�inden ��r�m�� olur.
�lk bak��ta bu d���nce do�ru gibi g�r�lebilir. Fakat
ger�ekte b�yle de�ildir. Dikkat edilirse, olaylardaki ama�lar�n
s�k s�k de�i�ti�i g�r�l�r. Ayn� hareketler �zerinde
say�s�z de�i�meler g�steren bu ama�l� tez�h�rleri
maddenin de�i�meyen hareketleriyle kar��t�rmamak gerekir.
Belirli bir y�ne / hedefe do�ru f�rlatt���m bir ta� par�as�n�n
elimden ald��� kuvvetle olan hareketi ba�ka bir �eydir, o
hedefe gitmek i�in olan hareketi ba�ka �eydir. Bunlardan
birincisi fiziko�imik bir olayd�r, ikincisi ruhsal bir tez�h�rd�r.
Bu ta� bir cam k�rabilir, bir kediyi kurtarabilir, bir �ukuru
doldurabilir vb. vb. Fakat t�m bu say�s�z ama�l� de�i�melere
ara� olan ta��n hareketi her zaman ayn� ve �t�l madde
hareketidir.
Evrenin yarad�l���, akl�m�z�n almad��� y�ksek ama�lara
y�neliktir. T�m maddesel varl�klar�n nedeni bu oldu�una g�re,
maddesel olaylar�n bu ama�lar y�n�nde ve yolunda ara�
olarak kullan�laca�� ve hi�bir maddesel enerjinin, bunu sa�layan
y�ksek etmenlerin tesirlili�inden kurtulamayaca�� do�ald�r.
Maddenin hareketi k�r bir enerji �eklinde ortaya ��kar.
Bunda kendili�inden bir ama� aramak abestir. ��nk� bu
hareketin ortaya ��k��� �u ya da bu ama� i�in olmay�p,
maddenin bir olu� zorunlulu�udur. Bu hareketin herhangi bir
ama� u�runda kullan�lmas�, ancak ba�ka bir etmenin
tesirlili�iyle ilgili bir keyfiyet olur ki, bu da ama�l�
tesirli�inin maddesel enerjiye kar��mas�d�r.
�zetle, at�letle vas�flanm�� olan evrenin hi�bir
maddesinden kendi kendine ama�l� bir hareket beklenemez.
Bunlar �t�ld�rlar, �k�rd�rler� ve e�er evren bunlardan ib�ret olsayd�, bir
karma�a i�inde �oktan y�k�l�p giderdi. Fakat her maddenin
olu�u, her olay�n ortaya ��k��� Mutlak Varl�k��n
Yasalar� alt�nda cereyan eder. Bu arada, ruhlar da say�s�n�
bilmedi�imiz ba�ka varl�klar gibi tek�m�l derecelerine g�re
bu yasalar� uygulamak konusundaki tesirlerini maddesel evrende
g�sterirler. ��te bu noktadan ba�layarak, Mutlak Varl�k ve
ruh hakk�ndaki �y�ksek� duygular�m�z
t�m maddesel fikirlerden yal�t�lm�� bir durumda i�imizde
yava� yava� do�maya ba�lar. Kendimizi yoklayal�m; e�er b�yle
bir duygunun n�vesini hen�z varl���m�zda bulam�yorsak, do�a
bilimleri ve �zellikle de insan bilgisi yollar�nda kat etmemiz
gereken daha �ok uzun uzakl�klar var demektir.
|