|
Ba�l�kta
anlam�n� bulan sonu�lar�n pek �o�u bizden �ncekiler taraf�ndan
s�ylenen s�zlerle ortaya konmu�tur. Bu y�zden bizim ic�detti�imiz
�eyler de�ildir. Bizim bu kitab�m�zda (RUH
ve K��NAT, Cilt 1+2+3)
yapt���m�z i�, onlara birka� fikir eklemek ve baz� k�s�mlarda
yeni bir deneysel ruh�uluk g�r���ne g�re ufak tefek baz�
de�i�iklik ve iyile�tirmeler yapmak olmu�tur.
Kitab�m�zdan
��kan bu sonu�lar ilim ve ahl�k�n ne ba�lang�c� ne de
sonudur. Her zaman ve her devirde oldu�umuz gibi biz s�rekli
olarak yar� yolday�z ve bulundu�umuz nokta, y�ksek hedefleri
g�remeyecek ve hatt� sezemeyecek kadar onlardan uzakta
bulunmaktad�r. Bundan dolay� bu yoldaki ara�t�rmac�lar aras�nda
bizden daha ileri gidecek olanlar hep bulunacakt�r. Bunun
zorunlu nedenlerini de kitab�m�z, okurlar�na arz etmi�tir.
Demek, �Yeni Ruh�uluk� diye adland�rd���m�z bu yol, ne
bir dindir, ne herhangi bir do�mad�r, ne mutlak realitelerden,
hakikatlerden s�z etti�i iddia eden bir yoldur ve ne de bir
tak�m �d�l ya da ceza vaatleriyle ruhlar� �u ya da bu
tarafa gitmeye zorlayan bir mezheptir. Burada s�z konusu olan
�eyler bir realitenin ifadesidir. Bu realite de, t�m
realitelere b�rakmaya mahk�m olmak kaderinden kendini hi� ku�kusuz
kurtarm�� de�ildir.
Bu kitab�m�zda
anlat�lanlar olabildi�ince deneysel yollardaki g�zlemlere
dayanmaktad�r. Yaln�z, kitab�n hacmi ve ele al�nan konular�n
geni�li�i bu g�zlemlerin ve �zellikle onlarla ilgili
deneysel ara�t�rmalar�n uzun uzad�ya incelenerek
irdelenmesine olanak b�rakmam��t�r. ��nk� bu ara�t�rmalar,
her biri bir �tekisinden daha geni� ve ayr� ayr� konularla
ilgilidir. O konular �zerinde ger�ekten b�y�k bir
yetkinlikle cehit sarf etmi� ve de�erli sonu�lara varm��
hat�r� say�l�r �limler vard�r. Onlar�n �al��malar�yla
ilgili bir �ok eserden birka� t�nesini �yararlan�lan
eserler� sayfalar�m�zda okuyucular�ma sunuyorum.
Yeni yap�lacak i�leri bir yana b�rakarak, esasen yap�lm��
i�ler �zerinde tekrar tekrar durmakla bir yerlere var�lmaz ve
b�y�k yararlar elde edilmez. Ortada oldu�u anla��lm�� bir
olay�n a��klanmas� etkinli�i �zerinde durulmak gerekirken,
bu i�i b�rakarak; o olay�n ger�ek olup olmad��� d���ncesinden
kafas�n� bir t�rl� kurtaramamak, ku�kuculu�u kendine
meslek edinmi� kimselerin kaprislerini hi�bir zaman
doyuramayacak olmalar�ndan do�mu� ac�kl� bir durumdur. Bu
realitenin temsilcileri, ama� edindikleri ku�kular�ndan
kurtulamayacakt�r. Asl�nda, insan ruhunun �e�itli
modaliteler g�steren tezah�rleri aras�nda bununda bulunmas�
do�al ve zorunlu bir durumdur. Bundan dolay�, listeledi�im s�z
konusu eserler, �zerinde dura dura ve dikkatli bir �ekilde
okunduktan sonra da, okuyucular�m aras�nda bunlar� da
yetersiz bulan olursa, onlar i�in bir s�re daha ku�kular� i�inde
ya da �nceden inand�klar� do�malar�nla kalmalar� herhalde
en yararl� tutum olacakt�r. ��nk� �imdilik kendileri i�in
geli�im yolu budur.
Yukar�daki a��klamalardan sonra, kitab�m�z�n ya da
yeni ruh�ulu�un vard��� sonu�lardan bir k�sm�n� ��ylece
�zetleyebiliriz:
T�m yarat�lm��lar�n,
g�r�nen / g�r�nmeyen ne varsa, hepsini yaratan ALLAH� t�r.
Yaradan, her dilde ba�ka bir adla an�lm�� ve herkesin g�receli
anlay���na g�re bir kimlik alm��t�r.
ALLAH� �n v�cut
verdi�i yarat�klar bizim idrak alan�m�za girmeyecek kadar
sonsuzluk i�inde yay�l�p gider. Bu nedenle yarat�lm��
olanlar bizim i�in ezeli ve ebedidir.
ALLAH� a hi�bir
kimlik iz�fe edilemez. ��nk� o mutlakt�r, yarat�lm��lar
ise g�receli ve birbirine g�redir. Mutlak s�zc���nden
anlayabildi�imiz; hi�bir �eyle, hi�bir �ekilde g�receli
olmayand�r. Bundan dolay� t�m tasavvur ve alg�lar� g�receli
olan insanlar�n ALLAH hakk�nda herhangi bir idrake sahip
bulunmalar� olas� de�ildir. Bu bak�ndan, d���n�l�nce,
O�na izafe edilecek ( uygun g�r�lecek) bir s�fat, ne kadar
y�ksek bir d�zenlemeyle ele al�n�rsa al�ns�n, ne kadar
ideal olursa olsun, O�nu if�de edemez. Bu hareket ancak, ona
hen�z �ok uzakta bulunanlar�n geri d�zenlemelerdeki y�ntemlerinin
bir eseri olabilir ki, varl�klar �y�kseldik�e� bu d�zenlemeler
de y�kselecek ve varl�klar�n mutlak hakk�ndaki duygular� ve
kabulleri o oranda kapsaml� geli�meler g�sterecektir.
Durum b�yle
olunca, ALLAH hakk�nda Yeni Ruh�uluk anlay���yla ALLAH hakk�nda;
b�y�kl�k, k���kl�k, iyilik, k�t�l�k, bilicilik,
bilmeyicilik gibi, s�rekli z�tlar�yla oranlanan eksik s�fatlardan
hi�birinin s�z konusu olmayaca��na emin bulunuyoruz. Bizim
O�nu takdir etmekteki bu aczimiz O�nun mutlak de�erini ne b�y�lt�r
ne de k���lt�r; bundan da bize ne bir �d�l ne de bir
cezaland�rma gelir. En yo�unundan ba�layarak, t�m maddesel
nitelikleri O�ndan s�ras�yla soyutlayabilmemiz, bizim geli�mi�
d�zeyimize uygun kazan�lar�n sonu�land�rd��� bir
sorumluluk olur.
Yaratma,
bizlerin d���nme ve duyarl�l�k yetene�imizin d���nda
kal�r. �Yoktan var olma� s�z� bizim ebed�yen anlayaca��m�z
anlamlar� i�erir. Biz yoklu�u hi�bir zaman idrak edemeyiz
ki, ondan var olma durumunu d���n�p duyabilelim. Bundan
dolay�, �ALLAH evreni yoktan var etmi�tir.� derken, ne
kadar d���nmeden ve duymadan konu�tu�umuzu kabullenmemiz
gerekir.
�u halde,
�ALLAH; yarat�lm��lar�n nas�l ve ne zamandan beri yaratm��
bulunuyor?� gibi sorular�n�n yeri yoktur. Bu sorular�n
yersiz olu�unun ba�l�ca �� bak�mdan kendini g�sterir:
Birincisi,
bizim d���ncemizin en y�ksek tertipteki yarat�c�l�k �zelli�i
g�recelidir. Oysa Mutlak, g�recelik kabul etmez. Bu s�z�m�z�n
yanl�� anla��lmamas�n� dileriz: Burada biz, �ALLAH
yaratmad�� demek istemiyoruz. Yaratmak ve yaratmamak �zellikleri
bize g�re varsay�lan (ger�ek olmayan bir yarat�l��
konusunda da g�recelidir; bundan dolay� da ALLAH� a dayand�r�lmaz
diyoruz.) Daha do�rusu, insano�lu yarad�l���n anlam�n�
anlayamaz ve hi�bir �ekilde de if�deye koyamaz diyoruz. �kincisi,
yaratmak, yoktan var etmek oldu�una g�re, i�eri�ini
anlamaktan �ciz bulundu�umuz bir konunun nas�l ve ne zaman
ortaya ��km�� oldu�unu sorup ��renmeye zorunlu olarak
bir olanak d���n�lemez. ���nc�s�, Mutlak�a hi�bir
�ey ili�kilendirilemeyece�i gibi, zaman ve amel de ili�kilendirilemez.
Bunlar�n hi�birisi ile O�nun ba�lant�land�r�lmas� s�z
konusu olamaz. Bu d���nceyi atlamak ki�iyi, �� buutlu �lemimizin
gereklerinden olan zamanla ve i� g�r�n�m� �ekilleriyle
Mutlak��n s�n�rlanmas�, kay�tlanmas� ve ba�lanmas�
gibi b�y�k kusurlu bir yola sokar. Oysa bu, zaman ve i� g�r�n�m�
kavramlar� bize ebediyet kadar uzun ve b�y�k g�r�nen ��
buutlu �lemimizin daha birka� ad�ml�k ilerideki yollar�ndan
bile kendilerine vermi� oldu�umuz t�m de�erlerini yitirmeye
ba�lar. Unutmayal�m ki, bu alemimiz, ebed� evrenler i�inde
ebed� olan k���k bir evrenin, bir madde evreninin de�erlendirmede
�ciz oldu�umuz derecede k���k ve �nemsiz bir k��esidir.
Demek,
�ALLAH; bizlerce s�z� bile edilemeyecek �ekilde ruhlar�
yaratm��t�r, onlara v�cut vermi�tir��, gibi �ok noksan
ve kusurlu bir if�deden ba�ka bir s�z s�yleyebilecek durumda
de�iliz.
Ruh,
tesirlilik kudreti olan �uurlu bir varl�k olmakla beraber,
onda gizli t�m nitelikler bizim bildiklerimiz ve
anlayabildiklerimizle s�n�rl� de�ildir. Ruhun melekeleri,
madde evrenindeki maddesel ba�lar� oran�nda kararm�� ve g�zden
kaybolmu� durumdad�r.
Ruhlar madde
evreninde tek�m�l ettik�e, yani; g�rg� ve deneyimleriyle
maddeler �zerindeki tesirlilik kudretlerini kullanabilme
olanaklar�n� geni�lettik�e, b�nyelerinde potansiyel olarak
bulunan �y�ksek� melekeleri yava� yava� geli�me zemini
bulur. Bu olguya paralel olarak da madde es�retinden kurtulur.
�rne�in, bir bitkinin ruhunda �ruhsal� diyebilece�imiz
pek az �ey geli�ebilir. Bu da daha �ok; edilgen (pasif) bir
ya�am tez�h�r�nden ib�rettir. Onda ir�de ve imajinasyon
melekleri g�r�lmez ama onun ruhunda, �teki t�m melekeleri
gibi, ir�de ve imajinasyon melekesi de gizli bir potansiyel
olarak bulunmaktad�r. Nas�l ki, birlik a�amas�nda sonraki
geli�im a�amalar�nda (hayvanl�k a�amas�nda) ir�denin ve
(be�eri a�amada da) imajinasyonun ortaya ��k���n� g�r�yoruz.
Bunlar birbirinin yerini tutan, birbirine evrilen melekeler de�ildir,
birbirine eklenen ve ruhun maddeler aras�nda ortaya ��kan
melekeleridir. T�m bu melekeler, ruhun maddeler �zerindeki
tesirlilik kudretini kapsamla�t�rabildi�i, yani g�rg� ve
deneyim birikimiyle daha �y�ksek� maddesel etkinlik
olanaklar�n� elde etti�i oranda geli�mektedirler.
Bununla
birlikte, ruhun olgunla�mas� be�eri a�amada son bulmad���ndan;
onun daha y�ksek durumlarla ge�i�inin zorunlu bir sonucu
olan, ayn� zamanda da gittik�e �y�ksek� hallere ge�i�ini
zorunlu k�lan bilmedi�imiz �y�ksek� tertipte nice
melekeleri daha, madde evreninden g�r�n�r hale gelecektir ki,
onlar bug�n insan h�linde tan�d���m�z varl��� yar�n,
bir�o�umuzun ancak �il�hi� olarak kabul ettikleri �y�ksek�
kudretler i�inde bize tan�tacakt�r.
Ruhlar�n tek�m�l�
zorunludur. ��nk� onlar�n maddelerle ba��ml�l�klar�n�n
amac�, kendilerinde potansiyel olarak bulunan, maddelerle
ilgili t�m melekelerin yava� yava� (tedricen) ilerleyerek ve
geli�erek tesirlilik kudretlerini madde evreninde de serbest�e
g�sterecek bir duruma getirmektir.
Tek�m�l,
ruhlar�n; ancak, madde evreniyle olan ili�ki ve etkile�imleri
bak�m�ndan s�z konusudur. Daha do�rusu tek�m�l, �l�h�
�r�de Yasalar� gere�ince ebed� olmas� gereken ruhlar ve
madde ili�kilerinin, gene bu yasalara her noktas�nda uygun bir
durumda geli�mi� olmas�d�r. Bundan dolay� biz, madde
evreniyle olan ili�kileri d���ndaki nas�l ruhun hi�bir
varl��� ve hi�bir etkinli�ini idrak edemiyorsak, �ylece
onun madde evreni d���ndaki tek�m�l� de bizce s�z konusu
olamaz. �u halde ruhlar�n tek�m�l� demek, onlar�n
maddelerle olan ili�kilerinin tek�m�l� demektir. Bunun da
anlam� �udur: Ruh, madde evrenine bilgisi ile girer; ancak bu
bilgisine ve kendisinde potansiyel olarak bulunan t�m
melekelere ra�men, evren �zerindeki egemenli�ini, yani
tesirlili�ini tam bir olgunlukla g�sterecek durumda de�ildir.
��nk� o, bu etkinli�i g�stermek i�in gerekli olan g�rg�
ve deneyimden yoksundur. ��te o, bu g�rg� ve deneyimini artt�rmak
ve madde evreniyle ilgili t�m melekelerini kullanmak konusunda
ruhsat s�hibi olmak i�in bu evrenin her t�rl� madde
alemlerine ba�l� olarak bir s�re tutsakl�k (es�ret) hayat�
ge�irir ve bu s�rada maddesel olu� durumlar�n� belirleyen y�ksek
do�a yasalar�n�n t�m gerekleri i�inde bir s�re ya�ar, yo�rulur.
Bu ruhun seve seve kabul etti�i tek�m�l yoludur.
Demek ki,
ruhlar g�rg� ve deneyimlerini artt�rmak i�in madde evrenine
zorunlu olarak ba�lan�r. Bu durumu zorunlu k�lan �lahi �rade
Yasalar�; daha do�rusu, bu yasalar�n gereklerine �susam���
ruhun kendi olu� h�lidir. G�r�l�yor ki, ruhlar�n maddelere
ba�lanmas� bir neden (illet) de�il, sonu�tur ve bu sonu�
ruhlar� olgunla�ma hedefine ula�t�r�c� bir ara�t�r. ��te
Yeni Ruh�uluk d���ncesi, kasik deneysel ruh�uluk
(spiritizm) izleyicilerinin (mensuplar�n�n) bir �o�undan,
bir �ok skolastik ruh�u felsefe d���ncesi sahiplerinden ve
�zellikle de kad�m Hindistan�dan Budizm�den kaynaklanan
bir�ok dinsel ve felsefi yakla��mlardan bu �ekilde ayr�l�r.
��nk� bu yakla��mdan ruhun tek�m�l�n� maddesel ba�larda
koparmakta arar. Ayr�ca, bunlara g�re maddesel ba�lar; bir
geli�im arac� de�il, gerili�in / geli�memi�li�in bir
nedeni say�l�r. Bundan dolay� da as�l ama� ve ruha g�t�recek
biricik yol, bu ba�lardan onu kurtarmakt�r. Ruhun ebedi
mutlulu�a ve huzura kavu�mas� sadece bu ba�lar�n kopar�lm��
olmas�yla olanakl� g�r�l�r. B�yle bir g�r�� ve d���n��
�ekli bir sonu� halinde do�ru olmakla beraber, ama� bak�m�ndan
insan� �ok tehlikeli ve zararl� yollara g�t�rebilecek kadar
kusurludur.
Maddesel ba�lant�lar�
neden ve bu nedenden kurtulmay� da ama� kabul eden bir d���nce
�ekli; ruhlar�, do�al olarak pasif ( edilgen) bir hayata s�r�kler
ve do�al olarak bu durum onlar�n deneyim ve g�rg�
etkinliklerden uzakla�mas�n� zorunlu k�lar. Bunun sonucu
olarak, tek�m�l�n as�l amac�, y�ni ruhun maddeler �zerindeki
tesirlili�inin geli�imi ve artmas� ile evrende �l�h� �r�de
Yasalar��n�n uygulanmas� ile ilgili etkinli�i kazanmas�
olana�� daral�r. Nas�l ki bu d���nceler; bug�n
Hindistan�da ve k�kenini bilerek / bilmeyerek oradan alm��
baz� mistik �evreler de bir tak�m anlams�z ve zararl� nefs
k�rma �al��malar� (riy�zetler) hi�bir etkinlik amac�na y�nelik
olmaks�z�n zor�ki bir �ekilde nefse uygulanan s�k�
mahrumiyet pratikleriyle, maddeden uzakla�may� hedefleyerek u�ra�an,
ondan nefret hisleri duymaya �al��an ve dolay�s�yla da
toplumsal ya�amda; tembel, i�siz, at�l ve edilgen hatta
asalak / parazit bir durumda kalan bir�ok bireyler haz�rlam��,
daha do�rusu onlar� uyu�turarak, kendileri i�in gerekli ve
zorunlu olan etkin ya�amdan uzakla�t�rm��t�r.
Dar anlamdaki
fatalizmaya (1) inanan t�m d���nceler hakk�nda da ayn� �eyler
s�ylenebilir. Gerek maddeden uzakla�may� hedefleyen mistik d���nceler,
gerekse varl�klar�n sorumlu olduklar� t�m etkinlikleri
ALLAH�tan bekleyen ve kendi �ahsiyetine, etkin de�erlerine
ve giderek vazifelerini yads�yan dar fatalist yakla��mlar
bireylerde olu�turmu� olduklar� uyu�uk hallerinden ba�ka,
bu yakla��mlar� besleyenlere kar�� ayaklanan ve her �eyi
yads�makta arayan �demci materyalizme cesaret vererek de ayr�ca
tek�m�l yollar�nda ruhlar�n ilerlemelerini g��lendirici
tepkilere neden olmu�tur. Oysa, Yeni Ruh�uluk anlay���na g�re;
ne madde d��manl��� besleyene ne de fatalist olmaya gerek
vard�r. Ruhlar�n hedefi ba�ka yerdedir ve o yere giden yollar
�ok geni� ve sonsuzdur.
Ruhun madde evreni ile ili�kilerindeki (�ba��l�l�klar�ndaki�
de�il) durumun geli�iminde arad���m�z tek�m�l�n
hedefini hakl� olarak d���n�r ve ara�t�r�r�z. Yarat�lm��lar�n
g�receli olu�u, onlar�n y�netilmesi sonucunu beraberinde
getirir. Y�netim, belli bir d�zen i�inde olur. D�zen de, bir
tak�m yasalarla kontrol alt�na al�nm��t�r. Yasas�z d�zen
ve d�zensiz y�netim olmaz.
Tez�h�rat
ortam�n�n d�zeni, �l�hi �r�de Yasalar�yla sa�lan�r. Bu
yasalarla belirtilen d�zen g�recelidir. Bu durum onlar�n
birbirine g�re olan �uurlu tesir ediciler taraf�ndan uygulama
alanlar�na ��kar�lmalar�n� gerektirir. ��nk� mutlak
olan Yaradan�la hi�bir varl���n kar��la�t�r�lamayaca��
kesindir. O halde biz �imdiye de�in �ok kez d���n�ld���
gibi, ALLAH�� g�receli ve s�rekli de�i�erek yinelenen
olaylar i�inde bir i��i gibi �al��an etkin bir �ge ya da
etmen olarak Mutlak ile uzla�t�r�lmas� m�mk�n olmayan bir
durumda kabul edemiyoruz. Herhangi bir zorunlulukla b�yle d���nd���m�z
anlarda; ku�kunuz olmas�n ki, sak�n�lmas� m�mk�n olmayan
be�eri bir zaafa kap�lm���zd�r.
Durum b�yle
olunca, evren �l�h� �r�de Yasalar� kapsam�nda olmak �zere,
ruhlar taraf�ndan y�netilir ve y�nlendirilir. Ruhlar�nda bu
i�i ba�arabilecek duruma girmeye gayret g�stermeleri bu
durumun do�urdu�u zorunluluklardan biri olur. Demek oluyor ki
ruhlar, olgunluk dereceleri oran�nda evreni y�netip y�nlendirmenin
sonu olmad��� gibi, ruhlar�n tek�m�llerinin de sonu
yoktur.
Bu sonsuzluk, Yeni Ruh�uluk anlay���na g�re bir tak�m
mistik ve dogmatik kesimlerin inand��� gibi, bizi; ruhlar�n
bir g�n ALLAH olacaklar� ya da herhangi bir �ekilde ALLAH ile
ileti�im kurabilecekleri d���ncesine hi�bir zaman g�t�rmez.
��nk� bunun �ok a��k nedenleri vard�r:
Birincisi; ALLAH mutlakt�r. O hi�bir �eye g�re ili�kilendirilemez.
Ruhlar ise g�recelidir ve ili�ki ve etkile�imlerin
gereklerinden kendilerini hi�bir zaman kurtaramazlar. G�n�n
birinde ruhlar�n g�recelikten kurtulup Mutlak ile bir araya
geleceklerini, O�na ula�acaklar�n� bir an kabul etsek, onun
�nceki g�receli�ini ve olu� durumlar�n� yads�m�� olmam�z
gerekir ki, bu hareket bizi mant�ks�zl���n ve d���ncesizli�in
en son s�n�r�na g�t�rm�� olur.
�kincisi; Mutlak hakk�nda
ezeliyet ve ebediyet gibi zaman kavramlar� s�z konusu olamaz.
Oysa ruhlar olu�lar� bak�m�ndan, kendilerini bu kavramlardan
kurtaramazlar.
���nc�s�; ALLAH, kem�linde (olgunluk) mutlakt�r.
Mutlak kemal hakk�nda dereceleme s�z konusu olamaz. Oysa
ruhlar tek�m�l (olgunla�ma) yolundad�r. Bundan dolay�
ruhlar�n olgunla�malar� s�n�rs�z derecelerle birbirinden
ayr�lmaktad�r. B�ylece geli�im durumunda olan varl�klar�n
mutlak olgunluk durumuna ula�malar�, bu bak�mdan s�z konusu
olamaz.
D�rd�nc�s�; Mutlak olan ile birle�mek, O�na yakla�mak/
uzakla�mak vb. gibi kavramlar g�recelidir ve hakikat de�ildir.
Be�incisi; Hilkat (yaratma) Yaradan�la ilgili mutlak
realitedir. Yaratmay� (�yoktan var etme� anlam�nda) hi�bir
�ekilde ve hi�bir zaman bizim g�receli anlay���m�za g�re
Yaradan�dan ayr�lmak s�z konusu olamaz. Bunu yapt���m�z
anda; Mutlak olan� ve dolay�s�yla �yoktan var etmeyi�(
halk etmeyi) yads�m�� oluruz.
G�receli yarad�l��� Mutlak Yarat�c�l�k ile bir
tutamay�z. �imdi, �u ilkel sezi�imizle, birbirinin zorunlulu�u
olarak kabul etmek zorunda kald���m�z bu durumlardan birini
ortadan kald�rmakla �tekisini yads�m�� duruma d��t���m�z�
g�r�r�z. Bir an i�in, bunlar�n ayn� �ey olduklar�n�
kabul etmek, onlardan birisinin o anda yoklu�unu d���nmek
olur. �u halde, Yaradan ile yarat�lm��� birle�tirmek; ya
Yaradan�� ya da yarat�lm��� yads�mak demektir ki, her
iki durumda da ALLAH yads�nm�� olur.
Alt�nc�s�; Yaradan determinizm ile s�n�rl� (kay�tl�)
de�ildir. Oysa ruhlar�n mukadderat� determinizme ba�l�d�r,
determinizmle belirlenir.
Yedincisi; S�z
olarak Yaradan ile kavu�may� kabul etti�imiz anda a��klanmas�
ve ba�da�t�r�lmas� m�mk�n olmayan bir y���n �eli�kiler
ve anlams�zl�klar i�inde kal�r�z. �rne�in, a) Yaratma
(halketme) fikri ortadan kalkar, b) ruhlar�n �ahsiyetleri yok
olur, c) �lliyet �lkesi esass�z ve bo� bir kuruntudan ibaret
kal�r, d) T�m yarat�lm��lar ve g�zle g�r�l�r �eyler
alemi uydurma bir kavram haline gelir, e) Tez�h�rat �leminin
hikmeti / felsefesi kalmaz, f) Nih�yet, tek�m�l fikri bo�
bir efsane durumuna d��er.
Oysa bu sayd�klar�m�z �yle ger�ek olgulard�r ki,
bunlar� yads�makla t�m varl���m�z�, evreni ve dolay�s�yla
bunlar� halk eden Yaradan�� yads�m�� oluruz. ��nk�,
yukar�da da belirtti�imiz gibi; Yaradan�� yarat�l��tan,
yarat�l��� da Yaradan�dan ay�ramay�z.
Bir ruh, �y�kseldi�i� oranda, kendi varl���ndaki
il�hi titre�imleri, ne olduklar�n� ve i�eriklerini
anlayamaks�z�n duyumsayabilir. Bu durum o kadar belirginle�ir
ki o, bu titre�imlerin y�ksek sars�nt�lar� i�inde kendini
tamam�yla yitirir. Ruhlar�n kendi i�lerinden kaynaklanan bu
il�h� titre�imlere dayanabilmesi ancak olgunluk derecesinin y�ksekli�i
oran�nda olas�d�r. Z�ten onlarda bu titre�imler olgunluk
derecelerine g�re olu�ur / ortaya ��kar. Ruhlar�n olgunlu�u
da sonsuz ve s�n�rs�z olaca��ndan, duyacaklar� bu il�hi
titre�imlerin kendi varl�klar�ndaki geli�imi de sonsuz ve s�n�rs�z
bir geli�im �izgisi sergileyecektir. �l�h� titre�imlerin y�ksekli�i
ruhta artt�k�a, ruh; bug�n akl�m�z�n her alan d���ndaki
sonsuz olanaklar ve olu� halleri i�inde, sonu gelmeyen
mutluluklar� ve tesirlilik kabiliyetlerini kam��lay�c�
ilham ve zorlamalar�n etkilerini duyacak ve gittik�e h�z�n�
artt�ran ama asla son bulmayan bir �y�kseli�� ile yarat�lm��lar
i�indeki olgunlu�unu ve etkin varl���n� idrak edecektir.
�l�h� titre�imler bizim �i�imizde� do�an ve
�y�kselmemize� paralel olarak artan bir�ok �e�itli
izlenimler ve duygular olu�turur. Bu izlenimler ve duygular
olgunlu�umuzu vas�fland�ran s�bjektif bir h�lettir. Bundan
dolay�, her ruhta bu il�h� titre�imlerin ortaya ��km��
ya da hen�z ��kmam�� �ekilleri vard�r. Ruhlar�nda, bu
yoldaki geli�ime hen�z ula�mayan kimseler Tanr� fikrinden hi�bir
anlam ��karamazlar. Bu geli�imde pek az yol kat etmi�
olanlar ise O�nu ancak �ok belli belirsiz bir tak�m kar���k
duygular i�inde duyumsarlar ve bu duygularda �o�unlukla bask�n
olan etmen korkudur.
Bununla birlikte ruhlar tek�m�l ettik�e, bu duygu
kompleksine yeni yeni hisler (�zellikle de sevgi hissi) kar���r.
Bir an gelir ki, sevgi duygusu, s�z konusu kompleksin ba�at �gesi
olur ve sonunda duygu kompleksi tamamen yerini gittik�e safla�an
ve berrak bir hal alan sevgiye b�rak�r. Bu duygunun, d�nyam�zda
var�labilecek en son mertebesi (pek az kimsenin dayanabilece�i)
kavu�ma (vuslat) h�linde kendisini g�sterir ki, maddesel varl���m�z�n,
bu durum, en son dayanma noktas�n� olu�turur ve be�eri
beden, kim olursa olsun, bundan ilerisindeki duygulanmalara
dayanamaz.
Bununla birlikte, hi� ku�ku yok ki, ruhun tek�m�l�
ebed� olduk�a , bu titre�imlerin ruhtaki geli�meleri de ebed�yen
s�r�p gidecektir. Sevginin bizim d�nyam�zda var�labilecek
en son haddi (s�n�r�) olan derecelerine yakla�m�� olanlar,
e�er g�rg� ve deneyimlerinde yakla�makta olduklar�
derecelere hen�z noksanl�k i�inde bulunuyorlarsa; bu durum
ger�ek anlam�yla bir kavu�ma (vuslat) olarak kabul edilip,
Tanr� ile birle�mi� olduklar�n�, samimi olarak
zannedebilirler. Hatta bu durum kendilerini Tanr� sanmalar�na
bile neden olabilir (2).
�u halde, maddesel olanaklar�m�z�n gereklerinden
dolay� en hafif �ekillerinde bile kendimizi bize kaybettirecek
kadar �iddetli duygular olu�turan il�h� titre�imlerin i�eriklerini
�imdiden tasavvur bile etmemize olanak yoktur. ��nk� bunlar
d���nce ve duygu s�n�rlar�m�z� a�ar. Bununla birlikte,
her alanda haddimizi a�an zorluklar sonsuzluk i�inde b�ylece
s�r�p gidecektir. ��yle ki, s�r�p giden y�kselmemizin
herhangi bir a�amas�nda, ba��m�z� arkaya �evirip bak�nca,
ilk zamanlar i�imizdeki varl�klar�na dayanamayaca��m�z y�ksek
titre�imlerin yeni duygular�m�z�n yan�nda ne kadar s�n�k
ve yetersiz kald�klar�n� anlayabilece�iz. ��te s�rekli
olarak olgunla�mam�zla ba� ba�a giden bu sezi�lerin ve
anlay��lar�n sonsuzluk i�inde birbirini izlemeleri belki de
ruhumuzun en ger�ek mutlulu�unu olu�turacakt�r.
��te Yeni Ruh�uluk g�r��� ile �ALLAH�a yakla�may��
biz ancak bu anlamda kabul edebiliriz. Bize g�re bu �yle bir
�yakla�ma� d�r ki, asl� sonu gelmeyen bir sevginin,
kudretin, etkinli�in ve kimbilir daha nelerin kayna�� olarak
ebed� bir ideal olacakt�r.
Ruhun tek�m�l�,
madde evreniyle olan ili�kilerin geli�imiyle ilgili olunca, bu
ili�kilerin ebediyet i�inde kesilmemesi gerekecektir. ��nk�
bu ili�kilerde tamamlanm�� olmak, �l�h� �r�de Yasalar��n�
kusursuzca uygulamaya g�c� kuvveti yetecek duruma girmek
demektir. Bundan da maksat, ruhlar�n; il�h� d�zeni do�ada
kendi olanaklar� oran�nda y�r�tebilecek birer birim olarak
vazifeler almalar� ve onlar� benimsemi� olmalar�d�r.
Ruhlar�n
madde evreni �i�indeki� tek�m�lleri bir tak�m s�re�ler
i�inde olur. Bu s�re�ler de, onlar�n i�inde yuvarland�klar�
maddeler �zerindeki tesirlilik becerilerini il�hi d�zene
uygun olarak uygulama alan�na ��karabilmek i�in do�a
yasalar�n�n t�m gereklerinde fiilen ya�am�� olmalar� esas�na
dayan�r. Bunun i�in ruhlar, maddenin en ilkel durumlar�ndan
en geli�mi� durumlar�na dek d�zenlenmi� t�m �lemlerde
kendi geli�im gereksinimlerine g�re bir s�re ya�arlar. Bu �ekilde
onlar, her maddesel durumda, her maddesel a�amada ve her
maddesel gereklilikte yo�rularak �yuvarlanarak� g�rg� ve
deneyimlerini art�rmak olana��n� bulurlar.
�� buutlu �lemimizin
sonsuz madde evrenimizin olduk�a geri bir a�amas�d�r (3).
Bununla beraber, bu ilkel a�ama bile bize bir ebediyet kadar
uzun g�r�nen zaman i�indeki sonsuz maddesel olu� olanaklar�n�
i�erir. Bu �lemde bir�ok uzaysal obje vard�r. Bu uzaysal
objelerin her biri hen�z o uzaysal objelere g�rg� ve
deneyimlerini tamamlamam�� bir ruh varl��� i�in bir dev
kadar b�y�kt�r. O ruh ( hele oradaki ilk deneyim a�amalar�ndayken)
enkarne varl�k ak�ll� bir �uurla i�inde bulundu�u ortam�
bile idrak edecek durumda bulunamaz. �uur, ir�de ve imaj�nasyon
gibi ruhun melekelerini o d�nyadaki ya da ona benzer ba�ka d�nyalardaki
deneyim ve g�rg�n�n artmas� oran�nda geli�ir. ��te
ruhlar, t�m tez�h�rat ortam�nda �l�h� �r�de Yasalar�n�n
gereklerine uygun �ekiller ve durumlar vermek kudretini
kazanacak melekelerinin geli�tirecekleri ana de�in uzaysal
objelerdeki deneyim ve g�rg�lerinin artmas�na �al���rlar.
Bu durum ruhlar�n bir uzaysal objede ya da uzaysal
objelerden olu�mu� sistemlerde, tekrar tekrar ya�ay�p, yava�
yava� ilerleyen (Tedric Yasas�) bir e�itimden ge�meleri gere�ini
ve zorunlulu�unu do�urur.
�� buutlu �lemin
uzaysal objeleri ayn� do�al ko�ullara sahip de�ildir; bunlar
birbirinden �ok farkl� ve belirgin de�i�ikliklerle
birbirinden ayr�l�r. Birbirine benzeyen uzaysal objeleri bir
grupta ele almak olas�d�r. �rne�in; D�nya, Ay, Mars vb. b�yle
do�a ko�ullar� birbirine benzer bir grubu olu�turabilir.
Oysa; G�ne�, Merk�r, Pluto vb. gibi ba�ka g�k
cisimlerindeki do�al ko�ullar�n d�nyam�z grubundakilerden
fazla uzakla�m�� olmas�, onlar�n ayr� ayr� ve ortak �zelliklere
s�hip ba�ka gruplar halinde ruh varl�klar�na enkarnasyon ve
yerle�im alan� olmas�n� gerektirir. B�ylece, bizim; ka�
tane olduklar�n� tahmin bile edemeyece�imiz uzaysal obje
grupla�malar� / sistemleri �� buutlu �lemimizi doldurur.
Her grupta tek�m�l
eden ruhlar, o gruptaki uzaysal objelerin gereklerine uygun ayn�
hedefe y�nelik ba�ka bir tek�m�l yolu izlerler. Bir ruhun
�� buutlu �lemde tek�m�l edebilmesi i�in t�m bu uzaysal
obje gruplar�ndaki tek�m�l yollar�ndan ge�mesi de �art de�ildir.
Her hangi bir uzaysal objeler grubu yolu ile ruhlar kendilerinde
bulunan �� buutlu �lemle ilgili tesirlilik kudretlerini
tamamlatmak i�in gerekli melekelerini geli�tirmek olana��n�
bulurlar. Her yolun kendine �zg� maddesel olu� h�li vard�r:
�rne�in, d�nyam�z�n da i�inde bulundu�u gruptaki geli�im
a�amalar�; bitkiden hayvana, hayvandan da insana do�ru oldu�u
gibi, G�ne��in ya da Merk�r��n ya da herhangi ba�ka bir
uzaysal objenin dahil oldu�u gruplardaki ya�am �ekilleri de
bilmedi�imiz ve bamba�ka �ekillerde ve o uzaysal objelerin do�al
ko�ullar�na uygun olarak s�r�p gider.
�u halde,
evrende her yer ya�anabilir/oturabilir durumdad�r(mesk�ndur)
ve her yerde o yerin gereklerine olu� ko�ullar�na ve do�a
yasalar�na uygun �ekilde geli�en enkarne ruh varl�klar�
vard�r. Maddesel evrende, maddesel zerreden ar�nm�� bo� bir
yer yoktur. Dahas� ruhlar�n tesirlili�i d���nda kalm��
tek bir zerre de yoktur.
T�m grupla�m��
olan bu say�s�z tek�m�l a�amalar�n�, �ok �e�itli
alemlerde tamamlad�ktan sonra, �� buutlu �lemde, ruhlar i�lerini
bitirmi� ve oralardaki maddesel olaylara egemen bir duruma
girmi� olurlar. Bu andan ba�layarak ayr� ayr� yollardan
gelen ruhlar, simgesel bir s�ylem ile �d�rt buutlu� dedi�imiz
daha y�ksek ve esasl� de�i�imler ge�irmi� maddesel d�zenlemelere
sahip bir �leme girerler. Onlar bu �lemde gene sonsuz olan ayr�
ayr� tek�m�l olanaklar� i�inde ir�deleriyle ve tek�m�l
gereksinimlerine g�re belki tekrar ayr�lacak yollar�na devam
etmek �zere birle�irler. B�ylece aras� kesilmeden s�r�p
giden ve her biri ebedi gibi g�r�nen madde �lemlerinin say�lar�
sonsuzdur ve evrenimiz bunlardan olu�mu�tur.
D�nya ad�n�
verdi�imiz bu uzaysal objenin de i�inde bulundu�u geli�im
okulu olan �teki uzaysal objeler olduk�a geri bir geli�im a�amas�n�
olu�turur. O kadar ki, buras� hemen hemen; hayvanl���n
insanl��a yeni ayak basm�� oldu�u yerlerden biridir. Bu bak�mdan,
burada; hayvanl�ktan ayr�l�p, ba�ka bir uzaysal objede k�sa
bir geli�im devresi ge�irdikten sonra, insanl��a ayak basm��
(be�eri) varl�klar vard�r.
G�r�l�yor
ki, d�nyam�zda hen�z hayv�n� duygu ve arzular�n�n
kuvvetli izlenimlerini ta��yan varl�klar�n say�s� pek �oktur.
Bu gruptaki uzaysal objeler �y�kseldik�e� onlarda egemen
olan b�yle geri durumlardaki haller ortadan kalkacak ve sonunda
�� buuttaki ideal geli�im d�zeylerine ula�m�� varl�klara
mesken olan uzaysal objeler, �� buutlu �lemin en y�ksek geli�im
ortamlar� (okullar�) aras�nda bulunacakt�r.
Bundan dolay� tek�m�l derece derecedir (gradual) ve
bir alt dereceden daha yukar� (bir �ste) ��kmak i�in ruhun
varl���n�n belli bir uzaysal objede (�rne�in d�nyam�zda
tekrar tekrar maddesel ko�ullar i�ine girip ��kmas� ve ya�amas�
zorunlulu�u vard�r. ��nk� bir tek geli�im ortam�nda bile
elemanlar� / ��eleri aras�nda bir�ok maddesel durumlar ve
bu durumlar�n gereklerinden do�an ve toplumsal ya�am ko�ullar�
vard�r. ��te bu ko�ullar i�inde; ruh varl�klar�n�n �a�a��dan
yukar�ya� do�ru, yani geli�ir / olgunla��r bir �ekilde y�kselerek
ya�amas� zorunludur.
�u halde, ruh
varl�klar�n�n bir d�nyada tekrar tekrar do�arak, onun
maddeleri i�ine �girip ��kmas�� gere�i vard�r ki, buna
biz yanl�� olarak �bedenlenme, bedenden ayr�lma�
(enkernasyon, dezenkarnasyon); yani �ete girme, etten ��kma�
tekrar �ete girme� vb. halleri diyoruz. Bu yanl��t�r ��nk�
ruh varl�klar�n�n uzaysal objelerde kullanmak zorunda kald�klar�
maddelerin et t�r�nden olmas� yaln�z insanlara ve hayvanlara
�zg� bir vetiredir. Bitkilerde et yoktur, benzer �ekilde ba�ka
uzaysal objelerdeki varl�klar�n bedenleri o ortamlar�n
maddelerine uygun oldu�una g�re, bunlar�nda bedenlerinin et t�r�nden
olmamas� gerekir. �rne�in, g�ne�teki varl�klarda oldu�u
gibi�Bununla beraber �imdiye de�in kullan�l�p gelmi� olan
�bedenlenme� (ete girme) s�zc���n� de�i�tirmek
istemedik ve yanl�� olan anlam�n� s�rekli olarak g�z �n�nde
tutmak ko�ulu ile de�i�tirme de gerek g�rmedik.
Tekrardo�u�
vetiresinde izlenen ama�, ruh varl�klar�n�n, d�nyadaki
herhangi bir madde olu�umuyla ilgili gereklerde fiilen ya�ad�ktan
sonra daha y�ksek d�zeydeki madde gereklerinde de ya�amaya
kendilerini haz�rlamalar�d�r.
T�m bunlardan
dolay� tekrardo�u�, derece derece ve olgunla�arak �a�a��dan
yukar�ya� do�ru zorunlu olarak olup duran bir ruh�madde
ili�kisi h�linin tamamlanmas�n� sonu�land�r�r. Buna g�re
bitkinlik durumu gene kendi �leminde derece derece (tedricen)
�y�ksele y�ksele� hayvanl�k d�zeyine ge�mi�tir. Bundan
dolay�, bunlar�n herhangi bir nedenle; geri d�nmesine olanak
olmad��� gibi, bunun gere�i ve anlam� da yoktur.
�u halde, baz�
klasik d���nce s�hiplerinin kabul ettikleri ten�s�h fikri
klasik deneysel ruh�uluk kanaatince oldu�u gibi, Yeni Ruh�uluk
kanaatince de kabule de�er de�ildir.
Ruh varl�klar�n�n
tekrar tekrar do�u�lar� s�ras�nda se�tikleri beden ve ya�am
ko�ullar� keyfi ve rastgele arzulardan do�ma bir ir�deyle
karar verilmi� ya da zorla kabul ettirilmi� de�ildir. Bunlar
�l�h� �r�de Yasalar��n�n gereklerine uygun bir
nedensellik h�km�nce ve ruhlar�n tek�m�l dereceleriyle ve
tek�m�l gereksinimleriyle uyumlu olarak; ya bir ruhun
olanaklar� oran�nda kendi se�imi ile, ya da daha y�ksek d�zeydeki
rehber ruhlar�n �nerileri y�n�nde belirlenir.
Bir ya�am�n
deneyim ve g�rg�lerindeki ba�ar�, do�rudan do�ruya bir
sonraki ya�am� haz�rlamaz. Ancak bu ba�ar� ya da ba�ar�s�zl�ktan
do�an sonu�lar, y�ni ruhun madde evrenindeki tesirlilik
olanaklar�n� geni�letecek ve b�y�k hedefe kendisini yakla�t�racak
melekelerin geli�ip geli�memi� olmas�d�r ki, gelecek ya�am�n
ko�ullar�n� haz�rlayan etmenler aras�nda bulunur. Bu ayr�
iki fikirde ince bir g�r�� fark� vard�r. �nsan�n bir
deneyimden ba�ar�l� ya da ba�ar�s�z ��kmas�n�n do�rudan
do�ruya sonu�lar�n� d���nmek de bir �d�l ya da cezaland�rma
fikri vard�r. Oysa, ba�ka baz� d���n�rlerle birlikte biz
b�yle bir �eyin kabul�ne taraftar de�iliz. Ancak, d�nya
deneyim ve g�rg�lerinde ba�ar�l� olmak / olmamak o g�rg�
ve deneyime girmeyi gerektiren amac�n ger�ekle�mi� ya da ger�ekle�memi�
olmas�n� sonu�land�rmas� bak�m�ndan ikinci ve bir sonraki
ya�am� haz�rlay�c� bir etmen olabilir. G�r�l�yor ki,
burada bir �d�l ya da ceza fikri de�il, bir determinizma
fikri s�z konusudur.
O halde, tekrardo�u�ta determinizm ge�erlidir. Konunun
b�y�k ara�t�rmac�lar�ndan Allan KARDEC�in bat�l� fikir
ya�am�na yaymak istedi�i �u kural� burada yinelemekte yarar
g�r�yoruz: Bir ya�am�n sonucu gelecek ya�am� haz�rlar ve
bir ya�am, bir �nceki ya�am�n sonucudur.
Durum b�yle
olunca, bir ya�amda her ruh varl���n�n yapmakla sorumlu
oldu�u kendi geli�im gereksinimlerine g�re belirlenmi� /
belirmi� bir tak�m i�leri vard�r. Burada enkarne varl�klar�n
bunu biliyor ya da
bilmiyor olmas�; bu i�lerin de�erini, gere�ini ve sonu�lar�n�
ne azalt�r, ne �o�alt�r, ne de ortadan kald�r�r. Bitkiler
hayvanlar gibi, benzer �ekilde hayvanlar da insanlar gibi
determinizme (�lliyet �lkesi�ne) ba�l�d�r. T�m bu varl�klar
da, determinizma ba�lam�nda birbirine ba�l� ya�am ko�ullar�na
tabi olarak tekrar tekrar d�nyaya gele gide �y�kselirler�.
G�r�l�yor
ki, bir kimse bilerek, nas�l kendi cinsinden birinin �enesini
yumru�u ile da��tt� i�in bir sonraki ya�am�nda �rne�in
kolsuz olarak ya�amak durumunda kal�rsa, bir beygirin
tekmesiyle bir zavall�n�n surat�n� da��tt��� i�in gene
�rne�in bir sonraki ya�am�nda bir fok olarak ya�amas�
zorunlulu�unu onun bu i�teki �uursuzlu�u ortadan kald�rmaz.
��nk� her iki durumda da cezaland�rma fikri s�z konusu
olmad���ndan ve bu �geli�ler� yaln�z �lliyet �lkesi
ile belirlenmi� oldu�undan, ba�kalar�n� yumruklamay� /
tekmelemeyi sonu�land�ran �ruh eksikli�i� ni tamamlamak
gereksiniminden ne bu insan, ne de beygir kurtulmu� olamaz.
�nsanl�k
durumunda ortaya ��kan �uurun b�y�k yarar� vard�r ve bu
yarar� idrak edenler mutlu olur. Bu yarar, insan�n ge�irdi�i
t�m geli�im planlar�ndaki �lliyet �lkesi�ni tan�m��
olmas�d�r.
�lliyet �lkesi�ni
tan�m�� olan tuh, tek�m�l yolundaki ad�mlar�n� �nceki a�amadakilerden
daha �ok �abukla�t�r�r. Bu devreye girdikten sonra, ruhun
�teki gizli melekeleri, h�zlanarak ve daha g�venle geli�meye
ba�lar. ��nk� �lliyet �lkesi�ni anlam�� ve kabul etmi�
ruh, �l�h� �r�de Yasalar��na ayak uydurmak i�in daha b�y�k
gayretler sarfeder. Bu gayretler �l�h� �r�de Yasalar��n�n
memur ajanlar (Vazifeliler) s�ras�na se�mek yolundaki onun y�r�y���n�
h�zland�r�r ki bu da �l�h� �r�de Yasalar��n�n gere�idir.
Demek oluyor
ki, bir insan �lliyet �lkesi�nin anlam�n� ne kadar iyi
kavrayabilmi� ve onun gereklerini ne kadar yerine
uygulayabilecek bir duruma girmi� ise, o kadar �y�ksek�
bir insan h�line ge�er ve o kadar kuvvetli bir varl�k h�lini
al�r. B�yle bir varl�k ebedi y�kseli�inde ad�mlar�n� o
kadar fazla h�zland�rm�� ve kolayla�t�rm�� olur.
�nsan�n bir
ya�amda deneyimlerini ba�ar�yla tamamlayabilmesi; �t�m yap�p
ettiklerini �l�h� �r�de Yasalar��na uyumland�rm��
olarak� form�l� ile g�sterilebilir.
�l�h� �r�de
Yasalar��na uyup uymaman�n �l��s� vicdand�r. Her hangi
bir fiil ve hareket (etki) kar��s�nda vicdan�m�zda duydu�umuz
en hafif bir burkulmadan, en ac� ve keskin s�z�lara kadar
olan her duygu (tepki) bize bu yasalardan ayr�lmak giri�iminde
bulundu�umuzu an�msat�r. Maddesel bir anlay�� i�inde,
maddesel tez�h�rlerin binbir �e�it aldat�c�, uyu�turucu
ve uyutucu g�steri�leri aras�nda; biz bu sesi, d��ar� yans�tmadan
ve �gerili�imiz� oran�nda da genellikle pek ufak bir
gayretle, kendi i� zeminimizde onu bo�abiliriz. Elbette bu
hareketimizden de kimseye kar�� sorumlu olmay�z. Ama bilelim
ki, o sesi yok etmi� olmad�k, ancak d�nya maddelerinin yo�unlu�undan
yararlanarak vicdan�m�z�n sesini o maddelerin bask�s� alt�na
g�md�k. Bu maddeler spatyoma ge�ti�imiz zaman, do�al olarak
ortadan kalkacak ve bu bask� ortal�kta kalmayacakt�r.
�u halde,
yaln�z �l�nce de�il, hatta d�nyadayken bile hipnoz ve
somnamb�lizma gibi ruhun baz� degajman durumunu haz�rlayan ve
s�jeyi k�smen spatyomun ilk merhalesinde ya�atan usullerle
ruh �serbest� b�rak�l�nca bile; bu bo�ulmu�/ g�m�lm��
hayk�r��lar yak�c�, �iddetli ve dayan�lmaz korkun� ���l�klar
h�linde ruhumuzun en mahrem yerlerinden f��k�rmaya ba�lar
ve kendi i�imizde �yle �st�rapl� bir ortam yarat�r ki, biz
bu can yak�c� cehennem gibi ortam�n g�zya�lar� ve azaplar�
i�inde uyand���m�z� g�rd���m�z zaman, ger�e�in sert
�ehresi ile kar��la�m�� oldu�umuzu anlar ve �l�h� �r�de
Yasalar��ndan hangi noktalarda ayr�lmak giri�iminde bulundu�umuzu
d�nyada bize an�msatm�� olan vicdan�m�zdan ne kadar uzakla�arak
bu duruma d��t���m�z� h�letini ya�ayarak idrak ederiz.
Bir�ok kez yapt���m�z deneysel �al��malarda, somnamb�lizma
durumuna girince; gerek ge�mi�, gerek bu ya�amlar�nda, �zeri
k�llenmi� vicdan h�k�mlerinin tesiri alt�nda kalarak, b�y�k
��rp�nmalar / seyirmeler i�inde d���p, k�vranmaya ba�layan
pek �ok s�je g�rd�m.
Bununla
birlikte, vicd�ni h�k�mlerin �st�rapl� sonu�lar� oldu�u
gibi, varl�klar� geli�im yolunda h�zland�r�c� etkisi bak�m�ndan
b�y�k yararlar� da vard�r. ��te bundan dolay�d�r ki, bu
�st�raptan ve onun getirilerinden yoksun durumda bulunan
hayvanlar elemi geli�im yolunda insanlara oranla daha yava�
ilerler.
Bu durum, �geri� be�eriyet durumunun sonucudur. �nsan
�st� (�Kamil insan� ?) duruma y�kselmi� varl�klarda
uzun cehitlerle kazan�lm�� ya da daha do�rusu, geli�tirilmi�
vicdandan daha y�ksek melekeler
tez�h�r etmi�tir. Bu melekeler onlar� b�yle ba�ar�s�zl�kla
sonu�lanacak maddesel m�cadelelerden kurtarmaya yarayacakt�r.
Bu y�ce varl�klar�n �l�h� �r�de Yasalar� ile daha yak�ndan
ve belki de do�rudan do�ruya kar��la�m�� olmalar� geli�imlerini
iyice h�zland�r�r. Onlar bizim c�l�z ve kolayca bo�ulabilen
vicdan seslerimiz kar��s�nda yapt���m�z gibi, ku�kulu
kararlar vermek t�lihsizli�iyle kar�� kar��ya kalmazlar.
Bu durumdaki ruh varl�klar� maddesel geli�imin en son
mertebelerine varm�� olmamakla beraber bizlerden �ok �ok
ileridedirler. ��te d�nyaya yeniden yeniden geli�ler, bu
melekeleri kazanmam�za yard�m eder.
Durum b�yle
olunca, akl� ba��nda olan bir insan her g�n daha �y�ksek�
olman�n �arelerini ara�t�r�r. Ne kadar c�l�z olursa
olsun, vicdan�n�n gizli seslerini �rtmeye, k�llemeye de�il;
tam tersine, basiret �uur �mikrofonu� ile onlar� daha �ok
�iddetlendirmeye �al���r. Dahas�, hen�z yery�z�nde
iken, vicdan�n�n belirledi�i y�nde y�r�tmek ko�uluyla, g�rg�
ve deneyimlerini artt�rabilmenin d�nya gereklerine, ko�ullar�na
ve yararlar�na uygun bir �ekilde hareket etmekle olabilece�ine
inan�r.
D�nyada
bedenlenip ya�amaktan ama�, maddelerden tiksinmek ve
olaylardan ka�arak inzivaya �ekilmek de�ildir. Bunun tersine
olarak maddecili�i ama� edinip, onlar�n ge�ici olgular�na
taparcas�na ba�lanmak da de�ildir. Hem birinci, hem de ikinci
yol ayn� derecede sakatt�r. Bunlar, d�nyaya gelmekteki as�l
ama� ve hedefi olumsuz etkiler ve ba�ar�s�zl�klar� haz�rlar.
Yap�lacak i�
�udur: D�nyalarda maddeler geli�imin ara�lar�d�r; bu bak�mdan,
onlara ba�lanmak ve onlar�n do�urdu�u olaylardan kendimizi
uzakla�t�rmak zorunday�z. Maddeler geli�imin amac� / hedefi
de�ildir. Bu da onlara ancak belirli ama�lar u�runda ve o ama�lar�n
ger�ekle�mesi i�in ba�lanmam�z gerekti�ini g�sterir.
Hedeflenen ama�lar ger�ekle�ince, maddelere olan ba�lar
derhal ��z�lmelidir. ��te bu ger�e�i anlay�p,
duyumsayabildi�imiz oranda �y�kseldi�imizi� idrak etmi�
oluruz.
O halde insan,
d�nyada iyi g�rd��� her giri�imde bulunmal�d�r. Hatta
olas�l�klar�n� d���nerek olaylardan ka�mak bir
�gerilik� i�areti
ve ba�ar�l� deneyimleri haz�rlayan ko�ullara ayk�r� bir
harekettir. Fakat bu �ekilde, hata yapmaktan korkarak giri�imlerde
bulunmaktan ka�mak ne kadar zararl� bir tutum ise hatal�
yollara bile bile ve �zellikle de k�t� niyetlerle sapmak;
hatay� bir ama�, zevk edinmek, ondan daha zararl� ve hatta
tehlikeli bir i� olur. Do�al olarak bu tutum da, deneyim ya�ant�m�z�
ba�ar�s�z ve h�sran dolu yollara sokar. Bu demektir ki hat�
yapmamak niyetiyle ve hat�dan korkmadan iyi ama�lar u�runa
giri�imlerden ka�mamak gerekir. Sevab�n ve g�nah�n s�n�r�n�
nas�l belirleyebiliriz? Bunun yan�t�n� yukar�da vermi�tik.
Ama bir kere daha yineleyelim: Bunu belirlemeye yarayacak �l��
bizim i�imizdedir; y�ni, vicdan�m�z�n ta kendisidir.
�u halde, do�ru
yolu bulmak, iyi insan olmak ve deneyimlerimizi d�nyada ba�ar�yla
bitirmek, k�saca; geli�mek i�in, hi�bir ahlak hocas�na
gerek yoktur. Es�sen ayr� ayr� her insan�n �zel geli�im
gereksinimlerini bilen, her insans�n kendine �zg� �zel ya�am�na
g�re ahl�ksal kurallar koyan bir ahl�k hocas�n�n var
olabilece�ini d���nmek anlams�z bir i� olurdu.
G�r�l�yor
ki, Yeni Ruh�uluk g�r���n� anlat�rken, okuyucular�m�za
bir tak�m faziletlerden, ahl�k g�zelli�ini �rneklerinden s�z
edecek de�iliz. Bunlarla hi�bir okuyucunun ruhsal
gereksinimlerini kar��lam�� olmayaca��m�zdan eminiz.
Dahas�, bu i�i bu yoldan ba�layarak herhangi bir ahl�k��n�n
bulunabilece�ine de inanm�yoruz. ��nk� her varl���m
kusurlar�, eksik yanlar�, be�er� zaaflar� ve onlar�
giderici, tamamlay�c� elemanlar� / ��releri ayr� ayr�d�r.
Bir val�k hakk�nda en a��r sorumluluklar� d���nd�rebilir
ve bunu da d��ar�dan kimse beliremez.Bu demektir ki, d�nyada
ne kadar insan varsa g�nah-sevap s�n�rlar�nda o kadar de�i�me
vard�r. Herhangi bir varl���n geli�im gereksinimi kar��s�nda
yap�lan yard�mlar, verilen ���tler ba�ka bir varl���n
gereksinimlerini kar��lamayabilir ve onun i�ine yaramaz.
Bir kez daha
yineliyorum: Ki�inin ahl�k hocas�; d���nda de�il, kendi i�indedir.
Bu da uyumak bilmeyen; her yerde her an izledi�i sahibinin (en
ince ayr�nt�s�na var�ncaya dek) t�m geli�im
gereksinimlerini ne fazla ne de eksik olmamak �zere �l�erek
belirleyen ve ona g�re h�k�mler veren vicdand�r. Onun i�indir
ki, kitab�m�za ba�larken; daha ilk ad�mda vicdanlar�n bir
tak�m dogmaik ve klasik ba�lardan ��z�lmesini bir kurtulu�
yolu olarak g�stermi� ve vicdan� ba�layan ba�lar�n bulundu�u
yerde olgunla�maya y�nelik bir y�kselmenin olmayaca��n�
belirtmi�tik.
O ne b�y�k
bir mutluluktur ve ne b�y�k bir kazan�m ve liyakattir ki, her
insan�n rehberi ve kurtar�c�s�, kendisinden asla ayr�lmayan
ve ebediyet boyunca da kendisine e�lik eden en yak�n ve en
emin bir yerdedir, y�ni kendisindedir. Ama ayn� zamanda, o ne
talihsiz ve zavall� bir varl�kt�r ki, ALLAH��n kendisine
vermi� oldu�u bu en yak�n ve sad�k dostunu, servetlerin
servetini, y�ni vicdan�n�; k�r� k�r�ne ve d�� �lemin
gelip ge�ici birka� yald�zl� cicisine kap�larak �i�ner ge�er.
Bu arada da i�inde gittik�e uzakla�an, �lmeye y�z tutan
ezilmi�, �i�nenmi� vicdan sesinin son yank�lar�n� ancak
hafif bir �rperme ile (ve bazen onu bile duymadan) sanki ruhtan
at�lmas� gereken bir k�busmu� gibi silkinip atar. Acaba bu
durum, tehlikeli f�rt�nalar i�inde denizlere a��lan bir
kaptan�n, pusulas�n� kald�r�p denize atmas�na benzetilemez
mi?
Sevgili
okuyucular, �ok konu�tum ve olas�d�r ki hat�lar�m oldu.
Ben bir insan�m ve her insan gibi hatadan ar�nm�� de�ilim
ama t�m s�zlerimde samimiydim. G�zlemledim, d���nd�m,
duydum, duyumsad�m ve inand�m. Sizlere de g�zlemledi�im, d���nd���m
ve duyumsad���m ve inand���m gibi yazd�m. Bunlar benim
bug�nk� realitemdir, belki yar�n de�i�ir. Fakat ne zarar�
ve ya�am ebedidir ve bu ebediyet i�inde bizler kim bilir ka�
kez yeniden bulu�aca��z� Gelecek bir ya�amda sizler aras�ndan
y�kselen �st�n zek�lar bug�nk� realitenin ilerisindeki
realiteleri ��retmek i�in bana ula�t�klar� zaman ne kadar
mutlu olaca��m! E�er bu kitap, bu zek�lara beni �imdiden
tan�tabilirse, bekledi�imden
daha b�y�k hizmeti yerine getirmi� olur. ��nk� o
zaman ben, yery�z�ndeki kazan�lar�m�n en b�y���n� elde
etmi� olmak bahtiyarl���m� tatmaya ba�lar�m.
--------------------------------------------------III.
C�LD�N SONU ---------------------------------------
(1) Fatalizma : Yazg�c�l�k
(2) Bu noktada �unu �nemle an�msatmak
isterim ki, s�z konusu etti�im bu kimseleri, b�yle bir ruhsal
otomatizma ile hi�bir ilgisi olmayan ve s�rf hastal�kl� ve
maddesel bir bozuklu�un gere�i olarak kendini her �ey sand���
gibi, bu arada Peygamber ya da Tanr��da sanabilir, daha do�rusu
herkese kendisini b�yle tan�tmak illetine tak�lm�� bulunan
t�marhanelik delilerden ayr� tutuyorum. �yi bir �ekilde
incelenip, irdelenirse, birbiriyle hi�bir ilgisi bulunmayan bu
iki gruptaki kimselerin; g�rg�, deneyim, olgunluk, d���nce
ve duygu bak�m�ndan aralar�nda b�y�k mesafelerin bulundu�u
ve bu mesafelerin aras�nda normal ge�inen bir�ok kimselerin
doldurdu�u g�r�l�r. Fakat duygular�n� hazmedemeyen
bireyler geli�mekle belki pek az sonra kusurlar�n� anlamakta
gecikmezler ve ilahi titre�imler kar��s�nda hedefe varmak ��yle
dursun, belki hen�z ba�lang��ta bile olmad�klar�n�, ku�kusuz
bizim anlayabilece�imizden daha y�ksek bir �uurla idrak
ederler. ��te t�m bunlardan dolay� kavu�ma derecesinde
kendisini Tanr� ile birle�mi� zannetmek; olgunlu�un
zirvesine varm�� olman�n de�il, fazla h�zla bulundu�u y�ksekli�i
ve dayanma s�n�r�n� a�m�� bulunman�n bir if�desi say�lmak
gerekir. Nas�l ki her varl��a g�re, yeri de�i�en bu
dayanma s�n�r� daha ilerideki varl�klar i�in �ok gerilerde
kald��� gibi, �geri� varl�klar i�in de eri�ilmesi ve
hatta anla��lmas� bile olanakl� olmayan y�ksek d�zeylerde
bulunur.
(3) Bu bilgiyi yazar y�llar sonra �L�H� N�ZAM VE K��NAT kitab�nda ��yle d�zeltmi�tir:
D�nya, g�ne� sistemimizde en geli�mi� varl�klar�n bulundu�u
bir uzaysal objedir. D�nya, yar� idrakli hidrojen �leminin
son duraklar�ndan birisidir (261). Ba�ka t�rl� bir deyi�le,
d�nya; hidrojen �leminde, �Yar� S�ptil Arasat� a (Sevgi
Plan��na) a��lan �kap�� lardan biridir. D�nya geli�im
okulunu bitiren varl�k, hidrojen �lemini de bitirmi� oluyor
(59).
|