|
Ruh Beden �li�kisi Hakk�nda
Yeni Ruh�u G�r�� Nereden ��kt�?
Burada
bizim s�yleyece�imiz ve klasik bilgiye ekleyebilece�imiz �eyler,
d�rt buutlu �lemdeki �stadlar�m�zdan alm�� oldu�umuz
bilgilere dayan�r. Bunlar, klasik ruh�uluk bilgilerini d��lay�c�
de�il, tam tersine onlar� do�rulay�c� ve destekleyici i�eriktedir.
D�rt buutlu �lemdeki �stadlar�m�zdan aktard���m�z
bilgiler t�rnak i�areti i�inde g�sterilmi�tir.
Burada, her �eyden �nce �unu bildirmeliyim ki, bu
bilgilere arac� olan medyomumuz, o s�ralarda; ruh�ulu�un ya
da deneysel ruh�ulu�un ��retilerinden herhangi birinin
teorisinden bile haberi yoktu. Bununla beraber, al�nan
bilgilerde ruh�ulu�un en y�ksek derecedeki bilgileriyle �rt��en
ve onu bir�ok yerlerinde tamamlayan bilgiler vard�r. Fakat s�k
s�k yineledi�im gibi, hi�bir fikrin do�rulu�u hakk�nda, hi�bir
kimseyi inanmaya zorlamak amac�nda ve niyetinde de�iliz. Buna
ne gerek vard�r, ne de olanak.
Perisprinin
Bedenle Ba�lant�s�n� Sa�layan Maddesel Ara�lar
Ruhu
maddeden ay�ran en �nemli �zellik, onun tesirlilik
kudretidir. Ruh bu kudretinin geli�imi oran�nda maddeleri
kullan�r. Bununla birlikte, bu tesirlili�in maddeler �zerindeki
etkisi gene maddeler arac�l���yla olur. Ruh, bir maddeye,
ancak o madde ile ilgisi bulunan ba�ka maddeler arac�l���yla
etki eder. Bu arac�lar�n aras�nda; ruhtan asl� ayr�lmayan,
ruhun madde evreninde olu�turdu�u perisprisi vard�r. �u
halde bedenle �birle�mesi�,
perisprinin onunla birle�mesi demektir. Ger�ekten, perispiri
bedenin her yerine n�fuz etmi� durumdad�r. �stad �unu s�yl�yor:
�Ruh
perisperisi
ile bedenin her yerine n�fuz eder.� (1)
Fakat
burada akla ba�ka �eylerde gelir. Daha �nce perispri hakk�nda
yazd�klar�m�zdan anla��laca�� gibi, ruhun bu tesir arac�
do�al h�linde iken, son derece ak��kand�r. O kadar ki, onun
bu durumu ile d�nyam�zdaki hi�bir madde �zerine do�rudan do�ruya
etki edebilmesi s�z konusu olamaz. Bunun i�indir ki; biz, �lm��lerimizin
ruhsal tez�h�rlerini d�nyam�zda do�rudan do�ruya g�remiyoruz.
�u halde perispri beden ile ili�ki durumuna ge�ebilmek i�in
�nce bir hal de�i�tirmek zorundad�r. Kitab�m�z�n tekrar
do�u� b�l�m�nde bu konuya de�inilmi�tir.
Bununla
birlikte, madde ile birle�mek �zere perisprinin az �ok yo�un
bir h�le gelmi� olmas� da yetmez. Bunun i�in ba�ka arac�
maddelere de gerek vard�r. Bu maddeler perispri ile beden ��eleri
aras�nda bir tak�m ak��kan (seyyal / s�ptil) arac�lard�r.
Bu arac� ak��kanlar bizim s�radan inceleme, ara�t�rma ve
�l��m ara�lar�m�zla saptanamayacak kadar ince / y�ksek
titre�imlere s�hip bulundu�undan kolayl�kla belirlenemezler.
Bundan dolay� biz bunlar�n pek az�n� ve belki de en az �nemli
olanlar�n� tan�maya �al���yoruz. ��te �s� ve elektrik
gibi etmenler bu arac�lar�n en beliren ve en kaba olanlar�d�r.
Bununla
birlikte, as�l �nemli ve daha y�ksek tertipte bir tak�m
etmenler daha vard�r ki, bunlar perisprinin bedenle ba�lant�s�nda
do�rudan rol oynarlar. Bunlar, hareketlerindeki h�z ve do�alar�ndaki
incelik bak�m�ndan, d�nyam�z�n belki de en y�ksek
tertipteki maddeleri aras�nda bulunan bir tak�m ya�amsal �gelerdir.
Bunlardan bizim ilk de�inmek istedi�imiz ��e sinirsel ak��kand�r.
�lerideki konularda, ayn� derecede �nemli, manyetik kuvvet,
hayvansal m�knat�siyet, be�er� radyoaktivite vb. adlarla de�i�ik
ara�t�rmac� yazarlar taraf�ndan adland�r�lm�� ba�ka bir
ak��kandan s�z edilecektir ki, biz buna �ya�amsal
ak��kan� demeyi ye�liyoruz. ��nk� bunun ya do�rudan;
ya da sinirsel ak��kan �zerinden, saptanmas�yla bedenle
perispri aras�ndaki ili�kileri sa�layan �nemli bir unsur
oldu�una emin bulunuyoruz.
Burada
�unu da unutmayal�m ki, ruhsal tesirlilik ile bu ya�amsal al��kanl�klar
bir birine d�n��ebilir. �rne�in sinirsel ak��kan, ya�amsal
ak��kan h�lini alabildi�i gibi, �s� da ba�ka bir ak��kana
d�n��ebilir. T�m bu i�ler, v�cudun gereksinimine g�re
ayarlanm�� olan; daha �nce biraz de�inip ge�ti�imiz,
kimyasal olaylardaki gibi, ruh taraf�ndan d�zenlenir ve t�m
bu olup bitenlerden bizim haberimiz yoktur.
G�r�l�yor
ki, bu ya�amsal ��elerden herhangi birisi v�cutta; azal�r,
�o�al�r ya da �l��s�z de�i�melere u�rarsa, �nem
derecesine g�re, beden ile perispri aras�ndaki ba�lant�lar
gev�emeye ba�lar ve hatt� bu de�i�imler a�a��dan ya da
yukar�dan ya�am i�in gerekli olan s�n�r� ge�erse
perispri�beden gev�ekli�i arta arta belirgin bir degajmana(2)
kadar gidebilir, yani perispri bedenden
kesin olarak ayr�l�r ve �l�m olay�
ger�ekle�ir. T�m bunlardan dolay�, beden�perispri
ili�kilerini sa�layan ve s�rmesine arac� olan bu ya�amsal
etmenlerin v�cutta azalt�p �o�altan t�m i� ya da d�� ��eler
(etki derecelerine g�re) perispri ile beden aras�ndaki ba�lar�
az �ok gev�etir ya da t�mden koparabilir.
V�cutta
s�r�p giden; sindirim, kan dola��m�, solunum vb. bir tak�m
ya�amsal i�levler ile azaltma ve �o�altma fiillerini kolayla�t�rma
yolu ile v�cut i�in gerekli olan bu ya�am ��elerini cans�z
ve kaba maddelerden sa�lamak amac�na y�neliktir. G�r�l�yor
ki, d��ar�dan ald��� maddelerin, iste�e ba�l� ve
nicelikle ilgili de�erlerine g�re insan k�smen ir�desiyle de
beden�perispri ili�kileri �zerinde baz� etkiler yapabilir.
Nefis k�rma(riy�zet) �al��malar� kapsam�nda, a� kalarak
gerekli hammaddeler d��ar�dan yeterince al�nmay�nca
beden�perispri ili�kilerini sa�layan ya�am cevherleri az �ok
bir zaman sonra v�cutta azalmaya ba�lar. Bu durumun sonucu
olarak, �nce perispri ile beden aras�ndaki ba�lar gev�er ve
ruh varl��� beden d���nda daha serbest olarak melekelerini
kullanma olana��na kavu�ur. B�yle bir insanda paranormal bir
tak�m tez�h�rler belirir. T�m bu konulardan haberi
olmayanlar bu durumlar� kerametler olarak adland�r�rlar. Baz�
mezhep / tarikat izde�leri aras�nda bu durumlarla ilgili �rnekler
vard�r. Fakirler ve baz� zahitler de bu c�mledendir.
Bununla
birlikte, ya�amsal ��eler �zerine do�rudan etki ederek,
onlar�n iste�e ba�l� ve nicelikle ilgili durumlar�n� de�i�tirerek,
ir�de d���nda kald��� i�in; elbette, �ncekinden daha a�a��
d�zeyde bir beden � perispri gev�ekli�i ve bunun sonucunda
da bir degajman� (1)
, ruh serbestli�ini ortaya ��karabilir.
Bunlar, bir tak�m hammaddeleri v�cuda sokmakla olur ki, bu
maddelerin �nemli bir k�sm� hekimlikte kullan�lmaktad�r.
Bunlar genellikle zehirli maddelerdir ve ba�lar�nda da afyon
ve afyon bile�ikleri gelir. Bununla birlikte t�m uyutucu, uyu�turucu
ve uyar�c� maddeler ya�am ��elerini azaltarak / �o�altarak
beden�perispri ili�kisi �zerinde az �ok etkili olabilir.
Hekimlik bunlardan (�o�u kez ampirik olarak) (3)
�e�itli ama�larla yararlanma yoluna
gitmektedir. Dahas�, bunlar�n etkileri o kadar ileri gidebilir
ki, e�er bu maddelerden pek kuvvetli dozlar v�cuda sokulursa,
sonu�ta ortaya ��kacak olan beden�perispri gev�emesi kesin
bir kopma ile sonu�lanabilir.
Bunlar�n
�rneklerini de Orta�a�da yayg�nla�m�� olan sihirbazlarda
g�r�r�z. Kitab�m�z�n hipnoz ve dedubluman b�l�mlerinde
bu konuyla ilgili biraz daha ayr�nt�l� olarak durulacakt�r.
Bunlardan ayr� olarak, ruhsal tesirlerle de, beden-perispri ili�kisini
d�zenlemeye yarayan bu ya�am ��elerinden baz� nicelikle
ilgili ve iste�e ba�l� de�i�iklikler
olu�turularak degajman (1)
durumlar�n�n ortaya ��kmas� olas�d�r.
Gelecekteki, ak�lla ilgili t�p bran��n�n bu ruhsal
durumlardan �ok yararlar sa�layaca��n� san�yoruz. Bize �yle
geliyor ki, telkin ve kendi kendine telkin denemelerinde �imdilik
bunun, belki �ok ilkel bir �ekilde incelenmesine ve
idraklenmesine giri�ilmi�tir bile� Okuyucular�m�z bu
konuyla ilgili baz� ayr�nt�lar� da ikinci cildimizde
bulacakt�r.
Beden�perispri
ba�lant�s�yla ilgili ya�amsal ��eler hakk�nda bu genel
irdelemeyi yapt�ktan sonra biraz da sinirsel ak��kandan s�z
etmeyi uygun g�r�yoruz. Sinir sisteminde b�yle bir ak��kan�n
dola��p dola�mad��� konusu t�m fizyologlar taraf�ndan oy
birli�iyle halledilmi� de�ildir. Baz�lar� bu ak��kan�
kabul etmez ve duyularla ilgili idrakin olu�umu i�in
sinirlerin titre�imini yeterli g�r�r. Gerek fizyolojiden
gerekse metapsi�ik ara�t�rmalardan al�nm�� sonu�lar bizi,
sinirlerde bulunan bir ak��kan� kabul etmeye zorluyor. Bunlar�
ayr� ayr� ve uzun uzad�ya burada anlatmak olanakl� de�ildir.
Ancak, bizleri bunu kabul etmeye zorlayan durumlardan birka��n�
burada k�saca payla�may� gerekli g�r�yorum:
Maddesiz
titre�im olmaz. Titre�imlerin inceli�i / y�ksekli�i de
kendilerinde bulunan maddelerin inceli�i / y�ksekli�i ile ba�lant�l�d�r.
Bu da maddeyle ilgili bir ilkedir. �rne�in bir davuldan, keman�n
d�rd�nc� oktav�yla ilgili bir ses bekleyemeyiz. Oysa ne
kadar y�ksek tertipte yap�lm�� olursa olsun, sinir
sisteminin fizikokimyasal ��eleri, es�r i�erikli titre�imleri
do�rudan do�ruya alabilecek �zellikte de�ildir. ��nk�
bunlar gene bu t�r titre�imleri alma �zelli�inden yoksun
oldu�u bilinen, v�cudun �teki maddesel ��elerinden ba�ka t�rl�
maddelerle v�cut bulmu� de�ildir. Oysa, buna kar��n onlarda
v�cudun ba�ka organlar�n�n s�hip olmad��� bir �zellik
vard�r ki, o da �sinirsel
ak��kan� dedi�imiz ��eleri �retebilme
becerisidir. ��te bu beceri onlar�, v�cudun daha y�ksek
tertipteki ��eleri aras�na koymu�tur.
Biliriz
ki, bir sinir ortas�ndan kesilirse, bir s�re sonra, d��ta
kalan par�as� �l�r, oysa merkez taraf�nda kalan k�s�m ya�amay�
s�rd�r�r. Bundan ilk ��kan sonu� �u olur: Sinir
merkezinden sinirleri besleyici ��eler ��kar ve bunlar sinir
yollar�nda akarak onlar� besler. Acaba sinirleri besleyen bu
��eler nelerdir? Bunlar�n ne olduklar�n� ve i�eriklerini
ara�t�rmay� fizyoloji uzmanlar�na b�rakal�m ama bizim
burada saptayaca��m�z nokta �udur: �nce, sinir merkezleri,
sinir yollar�n� besleyici bir �ya�am
��esi� �retir. �kinci olarak bu ��e sinirlerde
ak�p gider. Bu ��eye ya da ak��kana verilecek ad�n de�eri
ikinci derecede kal�r. Gene konumuza d�nerek diyoruz ki, sinir
yollar�nda bir tak�m ak��kanlar akar ve bunlar sinir
merkezlerinde �retilir. ��te biz bu ak��kan�, bedenle
perispri aras�ndaki ili�kiyi sa�lamaya yarayan bir ya�am ��esi
olarak kabul ediyoruz.
Bu
ak��kan nedir? Hi� ku�kusuz, bir maddedir; hem de evrenin �teki
�y�ksek� maddelerine
oranla olduk�a yo�un bir maddedir. Bu maddenin laboratuar
yoluyla kimli�inin hen�z saptanamam�� olmas�, onun do�rudan
do�ruya fizikokimyasal ara�lar�m�zla ilgili bulunmamalar�ndan
ileri gelmektedir. Bunlar ancak kendileriyle uyumlu y�ksek
titre�imlerden etkilenirler ve gene o t�rden titre�imler �zerinde
etkili olabilirler. ��te bunun i�indir ki, ger�ek kimli�i
saptanamad���ndan, �imdiye dek es�rin varl��� nas�l
fizik�iler aras�nda uzun tart��malara konu olmu� ise; t�pk�
onun gibi, sinirsel ak��kan�n var olup olmad��� konusu da
fizyologlar aras�nda tart���lmaktad�r.
Metapsi�ik
ara�t�rmalar bak�m�ndan perispri ile beden aras�nda arac�
maddesel ��eler bulundu�unu g�steren bir�ok deneysel g�zlemlerden
ba�ka, b�yle arac�lar�n bulunmas�n� zorunlu k�lan
nedenler de vard�r. Bu nedenlerden birisi; az yukar�da yazd���m�z
gibi, perisprinin kaba d�nya maddeleriyle do�rudan do�ruya
ili�kiye ge�emeyecek kadar s�ptil (ince, l�tif) bir do�ada
olmas�d�r. Ruh, do�rudan do�ruya bedene tesir edemeyece�i
gibi, perisprisyle de ona do�rudan do�ruya etkili olamaz. Bunu
bir �rnekle a��klamak istiyorum:
Ben
�u sat�rlar� yazarken, kat� bir madde olan kalemi gene kat�
bir haldeki maddeler arac�l���yla harekete ge�irebilirim.
Bu arac�lar et ve kemikten olu�mu� kolum, elim ve parmaklar�nd�r.
Fakat burada yaz� yazd�ran etmen hi� ku�kusuz, bunlar de�ildir.
Ger�i, bunlar kaleme g�re etken durumdad�r ama elimi y�neten,
y�ksek sinir sistemine g�re edilgen durumdad�rlar. Daha do�rusu,
�ncekine g�re etmen, ikincisine g�re ara�t�r. G�r�l�yor
ki, kalemle elimi yazd�ran daha y�ksek bir ara� / arac� vard�r
ki, bu da sinir sisteminde bulunan sinirsel ak��kand�r. Fakat
bunlar da esas etmen de�ildir; kendilerinden daha y�ksek arac�lar�n
arac�s�d�r. Fel�li hastalar�n durumu bize bu konuda bir
fikir verebilir. Bu hastalarda sinirsel ak��kanlar� �reten
merkezler; herhangi bir nedenle harap olmu� durumda bulundu�undan,
bu ak��kanlar olu�mamakta ve ruhsal uyaranlar v�cudun
herhangi bir k�sm�na iletilememekte / aktar�lamamaktad�r.
Ruh varl��� ile bedenin fel�li olan k�sm� aras�ndaki arac�
maddeler zincirden bir halka eksik oldu�u i�in, t�m arzusuna
kar�� hasta, v�cudunun o k�sm�n� hareket ettiremez.
Durum
b�yle olunca, sinirlerdeki ak��kan daha y�ksek cevherler
yolu ile ruh varl���ndan gelen titre�imleri v�cudun her
noktas�na g�t�rd��� gibi, d��ar�dan gelen titre�imleri
de ayn� yollardan ruh varl���na aktar�r. Bu durumu
zihnimizde canland�rabilmek bak�m�ndan; ruh varl��� bir
dairenin merkezinde gibi d���n�rsek, merkez ile �evre (yani
beden) aras�nda bir tak�m maddesel i�e do�ru ve i�ten d��a
(�evreye) do�ru yollar�n bulundu�unu ve bu yollar�n �e�itli
maddelerden yap�ld���n� s�yleyebiliriz.
Sinir
sistemiyle ilgili bir merkezin �l�m�, o merkezle ilgili v�cudun
herhangi bir yerindeki canl�l���n azalmas�na neden olur.
Yani sinir sistemiyle ilgili bir merkezin �retti�i ya�amsal
ak��kandan yoksun kalan v�cudun bir k�sm�ndaki ya�amsal i�levlerin
aksamaya u�rad��� g�r�l�r. T�m sinirsel merkezlerin i�lemlerini
/ i�levlerini tam�men durdurmas� da ayn� nedenle, t�m
bedenin �l�m�yle sonu�lan�r. Bu durum, bize g�re, ruhun
tesirlili�ini beden �zerinde ger�ekle�tirecek perisprinin
bedenle ili�kisini sa�layan ya�amsal ��elerden yoksun
kalmas�n�n bir sonucudur.
Perisprinin
Gere�i
Ruh,
madde evreninde perispiri ile ba�lant� kurarak do�mu�tur.
Perispiri, ruhun madde evreninde, kendisine e�lik etmesi
zorunlu olan bir tesir arac�d�r. Ruh varl���n�n perispri
ile olan ba�lant�s� o kadar s�k�d�r ki; onun madde
evrenine do�mas�, perispri ile birle�mi� duruma ge�mesi
demektir diyebiliriz. Ruh, evrendeki g�rg� ve deneyimlerini
artt�rmak i�in bir tesir arac�na gereksinimi vard�r. O, ilk
zamanlarda acemice kulland��� tesirlili�ini, ancak bu ara�
ile gidererek daha g�rg�l� ve deneyimli bir �ekilde
kullanabilme melekesini kazanacakt�r. Perisprinin gere�iyle
ilgili olarak �stad�m�z�dan ald���m�z baz� bilgileri
aynen aktar�yorum. Bunlar, bizim s�yleyebileceklerimizden �ok
kapsaml� ve verimli anlamlar ta��r:
�Perispri,
ruhun madde �leminde bir tesir arac�d�r. Ruhlar�n maddeler
�lemindeki bulunmalar� i�in bu etkileme arac� kesinlikle
gereklidir. Ruhlar�n madde ile ba�lant�s�, daha �nceki
celselerimizden birinde de ge�en perispri iledir. Acaba
perispriden ayr� bir ruh d���n�lemez mi? D���n�lebilir.
Fakat b�yle bir ruh madde �leminde hi�bir tezah�r g�steremez.
�nce de belirtti�imiz gibi, perispriden ayr� d���n�len
bir ruh art�k bizim maddesel evrenimizde bulunmaz. �u halde
perispri ruhun kendisinden ayr�lmayan bir par�as� (ruha �it
bir �ey) de�ildir. Bununla beraber madde evrenimizde bulunan
bir ruh, perispriden asla ayr�lamaz. Perisprisiz bir ruh d���n�lebilir:
Fakat b�yle perisprisiz bir ruh madde �leminde kendini g�stermez.
Ruh, perispriden hi�bir zaman ayr�lamamakla birlikte, ruhun
mevcudiyeti i�in perispri bir ko�ul de�ildir. Ruhun
perispriden ayr�lamamas�, var olu�un onsuz ger�ekle�emeyece�inden
de�il, onu kendisine bir var olma yeri
(ikamet yeri) kabullenmesinden dolay�d�r. T�pk� her
hangi bir cismin var olabilmesi i�in mek�na ihtiyac� yokken
mek�ndan serbest olmamas� gibi.�
G�r�l�yor
ki, ruhun perispriyle olan ba�l�l���, onun madde evreninde
var olu�unun bir zorunlulu�udur. Daha do�rusu, ruhun bu
evrendeki var olu�u fikri, perispriyle olan ba�lant�s�
fikrinden ayr�lmaz, bunlar�n ikisi beraber gider. Perispiri
ruhun y�resel bir yo�unla�mas� / odaklanmas�d�r. Ruhun
madde evreninde tezah�r�, onun buradaki tezah�r olanaklar�
ve tesirlili�i bak�m�ndan perisprinde
toplanm��t�r.
�Perispride
rejenerasyon olmaz�
(4) Bu da, ruhun perispiriden
ayr�lmayaca��n� ba�ka bir bak�mdan do�rulayan bir s�ylemdir.
Perispiri, a�a��da belirtece�imiz gibi tamamlan�r. Fakat
onda, fizik bedende g�rd���m�z gibi, h�crelerin �lmesi ve
yerine yenilerinin gelmesi s�z konusu olamaz.
Ruh
ile perispri aras�ndaki ba�lant� yaln�z ��z�lmez olmakla
kalmaz, ayn� zamanda bu ba�lant� son derece s�k� ve i�tendir.
Hatt� �stad; bir yerde , �Ruh ancak perisprisi ile
maddedir.� diyor. Demek ki, madde olmayan ruha,
perispriyle bu s�k� ba�� y�z�nden madde g�z�yle
bakabiliriz. ��te bu nedenledir ki, hi�bir filozof, hi�bir
�lim maddeden ayr� bir ruh d���ncesini kabul etmemi� ve
anlatamam��t�r. Hatt� filozoflar�n ve bir�ok k�dim
bilgenin saf halde tasavvur eder gibi g�r�nd�kleri ruhu gene
maddesel �zelliklerinden ay�ramad�klar�na tan�k oluyoruz.
Perispri
Nedir?
Ku�kusuz,
perispri bir maddedir. �Perispri ruhu kendi enerjisi ile yo�unla�t�rd��� l�tif bir
maddeden ib�rettir.� Akademik konular aras�nda
bu t�rden bir maddenin ad� ge�memi�tir. Bu durum
perisprinin fizikokimyasal ara�lar�m�zla do�rudan do�ruya
ilgili olamayacak kadar y�ksek bir s�ptillik (l�tiflik,
incelik) derecesine s�hip bulunmas�ndan ileri gelmektedir. Es�sen
yukar�da da belirtti�imiz gibi, bundan daha az s�ptil olan
sinirsel ak��kanlar bile bizim ara�lar�m�zla alg�lanamaz.
Nas�l ki, yukar�da de�indi�imiz fel�li bir kimsenin yo�un
maddelerden yap�lm�� kolu; aradaki ge�irgen sinirsel ak��kanlardan
yoksun kal�nca, nas�l perispri ile ba�lant� kuram�yor ve
ruhtan gelen emirlere itaat edemiyorsa, bir bilim insan�n�n
ara� gereci de �ylece perisprital maddeden do�rudan do�ruya
etkilenmez. ��nk� perispriyi olu�turan maddelerden daha s�ptildir.
Yani bu t�rden maddeler d�nyam�z�n do�al ko�ullar� alt�nda
tan�d���m�z maddeler aras�nda bulunmamaktad�r. Bu konuda
�stad��n a��klamas� ��yle: �Perisprinin en yo�un h�li de
insanlarca hen�z bilinmeyen y�ksek maddesel d�zeylerde
bulunur. Bu d�zeylerdeki maddeler, sizce bilinen t�m yo�unluk
d�zeylerinden daha s�ptildir. Dolay�s�yla, en geri bir
perispriyi olu�turan maddeler d�nyan�n en s�ptil
maddelerinden daha s�ptildir.�
Perispiriyi
do�rudan saptamaya �al��anlar �ok olmu�tur. �rne�in,
hemen �l�m�n ard�ndan, cesedin birka� gram hafifledi�i g�r�lerek,
aradaki bu a��rl�k fark� perispriye atfedilmi�tir. Fakat
yukar�daki a��klamalardan da anla��ld��� gibi, d�nyam�z�n
maddeleri aras�nda yer tutmayan bir maddenin kaba d�nya �l��leriyle
do�rudan do�ruya saptanamayaca��n� kabul etmemiz gerekir. �Perispriyi bug�nk� d�nya ara�lar�yla
s�bitlemek olas� de�ildir.� diyen �stad, bu konuda
sormu� oldu�umuz bu soruya a�a��daki tamamlay�c� a��klamay�
da ekleyerek bizleri ayd�nlatm��t�r: �Siz perisprileri do�rudan do�ruya idrak edemezsiniz; ancak yard�mc�
ara�larla onlar� do�al halde saptamak olas�d�r.�
Buna ra�men, ara�t�rmac�lar bu vas�talara da ba�vurmam��
de�ildir. �rne�in, 1934 y�l� Barselona Uluslararas� Ruh�uluk
Kongresi�ne verilen bir rapora g�re, Dr. Ra. Watters
1933�te Vilson odas�n�n fizik olanaklar�ndan ve ko�ullar�ndan
yararlanarak orada �ekirge ve fareleri �ld�r�p, bu hayvanlar�n
perisprilerini foto�rafla saptamay� ba�arm��t�r. Bu
deneyle ilgili Uluslararas� Ruh�uluk Kongresi�ne verilmi�
rapordan baz� par�alar� �zetleyerek aktar�yorum
Bu konudaki deneyi yapan ara�t�rmac� Dr. Ra Watters�dir.
Kendisi ABD�de bilimsel bir enstit�n�n m�d�r� ve tan�nm��
bir �limdir. Deneyi anlatmaya ba�lamadan �nce, atomun yap�s�
hakk�nda k�sa bir a��klama vermek gerek: Maddenin atomlardan
olu�tu�unu biliyoruz. Atomlar, negatif elektrik y�kl�
elektronlarla, pozitif y�kl� protonlardan olu�ur.
Elektronlar, t�pk� g�ne� �evresinde gezegenlerin d�nd���
gibi, merkezdeki proton �evresinde hareket ederler. Bir
elektron, y�r�ngesi �zerinde saniyede 1400 mil h�zla hareket
eder. Buna g�re bir elektron, protonun �evresinde, saniyenin 1
milyonda biri kadar k�sa bir zaman i�inde yakla��k 7 bin
milyon kez d�ner.
Elektrik
y�k� bak�m�ndan bir atom n�trd�r. E�er bu atomun
elektronlar�ndan birka� tanesi kald�r�l�rsa, denge bozulur;
yani protonun (+) elektrik y�k� �st�n basar ve atom pozitif
bir iyona d�n���r. Bunun tersine atoma elektron eklenirse,
gene denge bozulur fakat elektronlar�n (-) y�k� atomda �st�n
geldi�i i�in, o negatif bir iyona d�n���r. ��te bu
duruma iyonizasyon denir. Son zamanlarda (1940�l� y�llar)
radyoaktivitenin ke�fi atomun etkinlik �ekliyle ve yap�s�yla
ilgili gizeme biraz daha n�fuz edebilmemize olanak sa�lanm��t�r.
Radyoaktif maddelerden alfa ve beta ���nlar� ��kar. E�er,
�rne�in; bir atom alfa ���nlar�yla bombard�man edilirse,
bu atomun yap�s�n� incelemeye uygun birtak�m tepkimeler
ortaya ��kar. ��te bunlar� incelemek i�in �Wilson Odas�� ndan yararlan�l�r. Cihaz�n camla kapl� g�zlem
odas�na incelenecek madde konur. Buras� kuvvetli bir ampul ile
ayd�nlat�l�r. Ayr�ca, odan�n i�inde, gerekti�inde sis de
olu�turulabilir. Bu sis yo�unla��nca, kat� cisimlerin �zerinde
toplanma e�ilimindedir. �rne�in bir par�a suyu kaynat�rken,
g�rd���m�z madde, su buhar�n�n kendisi de�ildir. ��nk�
su buhar� g�r�nmez. Bu g�r�nen, hava zerrelerinin �zerinde
toplanm�� su buhar�n�n yo�un h�lidir.
Bu
deneyde bombard�man ���n� olarak kullan�lan alfa ���n�
son derece y�ksek bir h�za s�hiptir. Bununla birlikte, bu
���n, �rne�in havan�n atomlar� aras�ndan ge�erken,
onlar�n ancak bir iki elektronunu koparabilir. Fakat bu �ekilde
elektronlar� eskimi� olan atomlar bir iyon h�line ge�er,
yani burada bir iyonizasyon olay� ortaya ��kar. �yonlar�n
�zelliklerinden biri de rutubeti �ekmeleridir. ��te bu
deneyde cihaza su buhar� g�nderilmesinin nedeni budur. ��nk�
odada olu�mu� iyonlar �zerinde buhar zerreleri toplanarak,
onlar� g�r�n�r ve hatt� foto�raf� �ekilebilir bir h�le
koyar. Bunlar� k�saca bu �ekilde anlatt�ktan sonra,
perispirinin bu yolla foto�raf�n� �ekmek i�lemini anlamak
kolayla��r.
M�dem
ki, su buhar� iyonlar �zerine yap��arak onlar� foto�rafla
saptayabilecek bir h�le koymaktad�r, o halde; acaba e�er,
iddia olundu�u gibi, fizik bedenin d���nda daha ince bir es�r�
bedeni (corps etherique) varsa, ne kadar ince olursa olsun, bu
bedenin eczas� �zerine de, iyonlardan oldu�u gibi, konarak
onu g�r�n�r, foto�raf� al�nabilir bir h�le sokmaz m�?
��te
yukar�da ad� ge�en Amerikal� doktorun irdelemek istedi�i
konu bu olmu�tur. Doktorun burada deney hayvan� olarak kulland���
canl�lar; �ekirge, kurba�a, kelebek ve faredir. �nce �ekirgeler
�zerinde yap�lan deney ��yle haz�rlanm��t�r: �ekirgeler
uyu�turulduktan sonra, eter emdirilmi� bir pamu�a sar�lm��.
Bu �ekilde hareketsizle�tirilen hayvanlar eterin etkisiyle g�zlem
odas�nda �l�me terk ediliyorlard�. Art�k �ekirgenin can �eki�me
h�lini beklemek gerekiyordu. Bu �n�n geldi�ine h�kmedilince,
hemen odaya su buhar� verilerek foto�raf makinesi harekete ge�iriliyordu.
Hayvan, �l�m�n arkas�ndan, derhal g�zlem odas�ndan ��kar�l�yor
kendisine g��l� bir uyaran olan adrenalin enjekte ediliyordu.
Bazen adrenalin verilmesinin ard�ndan �ekirge yeniden canlan�yor
ve bu �ekilde foto�raf �ekilmesinin uygun bir �na
rastgelmemi� oldu�u anla��l�yordu. Deneylerden �u sonu�lar
��km��t�r:
�nce
100 tane �ekirge al�nm��, bunlar�n 50�si esas deneye,
kalan 50�si de hangi t�r �ld�rme �eklinin uygun oldu�unu
anlamak i�in yap�lacak ba�ka bir deneye ayr�lm��t�r. 50
�ekirgeden 14��yle ilgili pla��n �zerinde �ekirgelerin
hay�li g�r�lm��t�r. Bu �ekirgelerin hepsi adrenalin
deneyinden sonra 8-14 saat g�zlem alt�nda kalm�� ve hi�birisi
ya�am eseri g�stermemi�tir. �teki kli�elerde hi�bir hayal
g�r�lmemi�tir. Bunlardan bir k�sm�, foto�raf� �ekildikten
sonra yeniden dirilen, yani �lmezden �nce resmi al�nan, kalan
k�sm� b�y�k bir olas�l�kla resmi �ekilmeden �len �ekirgelerle
ilgili kli�elerdir. Yani bunlarda �l�m �n�n�n
belirlenmesinde bir isabetsizlik vard�r. ��nk� bu �n�
belirlemek ger�ekten g��t�. �ekirgeler de�i�ik zamanlarda
�l�yordu ve bunun tahmin edilmesi her zaman is�betli
olmuyordu.
Burada
hay�li �ekillerin birtak�m gaz bulutlar� ya da lekelerle
ilgili olmas� olas�l���n� d���nenlere kar�� doktor �u
noktalar� �ne s�r�yor: G�lgeler tam�men �ekirge bedenine
benzemektedir. Ayr�ca, fizik beden ile bu �eklin �evreleri
birbirine tam�men uymaktad�r. Bundan da anla��lmaktad�r ki,
es�r� beden fizik beden b�y�kl���ndedir. Bundan ba�ka;
kurba�alar, fareler ve kelebekler �zerinde de ayn� deneyler
yap�lm�� ve onlarla ilgili kli�elerde de bu hayvanlar�n
fizik bedenlerine uygun g�lgeler g�r�lm��t�r. �rne�in,
al�nan bir�ok olumlu kli�ede, hi�bir zaman kurba�an�n g�lgesi
�ekirgenin bedenine ya da �ekirgenin g�lgesi kurba�an�n
bedenine uygun gelmemi�tir.
Bu
konuda yap�lan y�zlerce denemeden sonra, ara�t�rmac�lar / g�zlemciler
�u sonuca varm��t�r: �l�m �n�nda, t�pk� bir elbiseden
soyunuyor gibi; cesetten, o cesede benzer es�r� bir cisim ayr�lmaktad�r.
Her ne kadar deneyler �imdiye dek en basit ya�am �eklini
temsil eden hayvanlarla s�n�rl� kalm��sa da, insanlar da d�hil
oldu�u halde, en y�ksek ya�am �eklinde de ayn� deney ko�ullar�na
uyarak ayn� sonu�lar�n al�naca�� a��kt�r. Demek ki �lmek,
fizik bedene kar��l�k olan bir ba�ka bedenin serbest duruma
ge�mesidir. �l�m de canl� v�cutta ancak fizik bedene etkili
olmaktad�r. Bu durum, deneysel ve bilimsel olarak saptanm��
bir ger�ektir.
Buradaki
i�lem, perispiriyi tartmak gibi kaba bir i� de�ildir. Bu i�teki
ba�ar�n�n derecesi hakk�nda �stad��n de�erlendirmesini
sorduk ve �u yan�t� ald�k: �Yap�lan
deneyler, d�nyan�zda elde olmayan eksiklikler i�erse de esas�nda
is�betlidir.� Demek ki, bu giri�im, perispirinin ne
oldu�unu ara�t�rmak i�in akademik bir yolda at�lm�� ilk
ad�mlardan biridir. O halde hen�z fizikokimyasal alan�m�zda
bulunmayan perispiyle ilgili y�ksek maddeleri �imdilik nerede
ve nas�l aramal�y�z?
Anla��lan
o ki, bunlar d�nyam�z�n maddeleri aras�nda, hemen elimizi
uzat�vermekle bulabilece�imiz yerlerde de�ildir. Bug�nk�
(1940�l� y�llar) g�r�n��e bak�l�rsa, bu maddelerin
emin bir �ekilde inceleyebilmek i�in; her �eyde oldu�u gibi,
burada da do�ay� taklit ederek i�e ba�lamakta yarar vard�r.
Do�a, fizikokimyasal maddelerle perispirinin aras�na bir ge�i�
arac� olarak yukar�da de�indi�imiz, daha y�ksek tertipteki
maddeleri, yani sinirsel ak��kan�, ya�am ak��kan�n�
koymu�tur. Bunlar olmay�nca, perispri nas�l do�rudan do�ruya
d�nyam�zla ili�kiye ge�emiyor ve ruh d�nyadan ayr�l�yorsa,
bunun gibi, bu ara�lara ba�vurmadan kaba cihazlar�m�zla
perisprinin incelenmesi olas� de�ildir.
��te
ba�ka �lemlerdeki ruhun maddeler �zerindeki tesirlili�ini
ara�t�rmak ve �zellikle d�nyam�zdaki kendi varl���m�z�
daha derin ve kapsaml� bir anlay��la tan�yabilmek i�in,
perisprinin incelenmesini bu yoldan yapmaya �al��an bug�n�n
(1940�l� y�llar�n) metapsi�ikcilerini �bilimsel
�al��ma yollar�na ayk�r�� bir yolda g�rmek,
olumsuz bir al��kanl���n do�urmu� oldu�u ruhsal bir h�lettir.
Dahas�, bu; yukar�da belirtti�imiz nedenlerden dolay�,
bilimsel bir d���nce �r�n� olmaktan uzakt�r. Bununla
birlikte, bug�nk� laboratuar ara� gere�lerimiz bu ince
maddelerden etkilenebilecek duyarl�l��a getirilebilirse, hi�
ku�kusuz, kolayl��� ve manip�lasyon olanaklar�n�n daha
geni� olmas� bak�m�ndan i�i onlarla s�rd�rmek belki de ye�lenebilir.
G�r�nen
o ki, �imdilik yap�lacak i�; iyi kullan�lmak ko�uluyla,
canl� varl�klar�n sinirsel ve ya�amsal ak��kanl�klar�ndan
ve hatt� sinir sisteminden yararlanmaktad�r. �Sinirsel
bir durumdur�� deyip , susarak ge�i�tirmek iste�imiz
bir�ok psikofizyolojik �yle durumlar ve olaylar vard�r ki, e�er
�imdiye dek onlar �zerinde bilimsel bir yetki ve kudretle
durulmu� olsayd�, bug�n insan�n ger�ek do�as� hakk�ndaki
bilgimiz bamba�ka olurdu. ��nk� o olaylar d�nyaya s��mayan
varl���m�z�, y�ksek maddelerle ilgimizi, nihayet do�rudan
do�ruya kendimizi bize bug�nk�nden daha �ok iyi tan�tm��
olacakt�.
�imdiye
dek her metapsi�ik ara�t�rma s�jesi, hatta bu s�jelere de�er
vermek isteyen her metapsi�ik�i insafs�zca ve d���ncesizce
�deli�
olarak damgalam��t�. Fakat b�yle kolayca verilmi�
bir h�km�n kendi �zbenli�imizle ilgili bilgileri karart�c�
sonu�lar�ndan dolay�, bug�n duyan ve takd�r eden bilim
insanlar�n�n say�s� yeterince �o�alm��t�r. Burada �rnek
olarak, her biri akademik ilim alan�nda bir otorite s�hibi
bilim insanlar�ndan birka� tanesinin fikirlerini okuyucular�ma
sunmak, bu yolda uzun uzad�ya s�z s�ylemekten daha yararl�
olacakt�r:
�nce, �nl�
kriminoloji uzman� ve Turin �niversitesi
sinir ve ak�l hastal�klar� profes�r� Dr. Cesare
LOMBROSO�dan s�z etmek isterim. ��nk� bu bilim insan�,
ruh�uluk ve metapsi�ikle ilk tan��t��� y�ldan �nce t�m
ruh�ular� hi� sorgulamadan ak�l hastanesine g�ndermek
isteyenlerin ba��nda geliyordu. Fakat bilimsel karakteri ve
derin g�r��leri sonunda kendisini uyard� ve �nceki
hareketlerinin anlams�zl���n� a��k�a itirafa mecbur k�ld�.
��te ger�ek bir �lime yak��an temizlikle bu profes�r �unlar�
s�yl�yor: �Ruh�ulukla
ilgili olgular�n son derece b�y�k bir �nem ta��d���n�
ve ilim c�mias�n�n zaman yitirmeden dikkatini bu tez�h�rler
�zerine �evirmesi gerekti�ini s�ylemeye kendimi mecbur kabul
ediyorum� Ruh�uluk konusuna kar�� �nceki kat� tutumumdan
dolay� �imdi utan�yorum.�
A�a��daki
s�zlerde Darwin�in rakibi, �ngiliz Antropoloji Derne�i ba�kan�
ve �nl� do�a bilimcilerinden Russel WALLACE��nd�r: �Ben
o kadar tam ve inanm�� bir materyalist idim ki, ruhsal bir
varolu�la ilgili kafamda hi�bir �ey bulunmazd�. Fakat
olaylar inat�� �eylerdir. �st �ste gelen olaylar beni
yendi. Ruh�ulukla ilgili konular �teki t�m bilim dallar�n�n
alanlar�na giren konular kadar pozitiftir.�
�imdi de Prof. Dr.
Oliver LODGE�u dinleyelim. Bu bilim insan�n�n birka� y�l
�nce Cumhuriyet Gazetesi �lkemizde be� makalesiyle tan�tm��t�.
Kendisi elektrik konular�nda ve �zellikle de iyonlar hakk�ndaki
teorileriyle �n kazanm�� b�y�k bir �ngiliz fizik�isidir.
Prof. Lodge diyor ki, �Kendi
hesab�na ve t�m sorumluluk duygular�m� idrak etmi� olarak
derim ki; bu kadar emin olma duygusu, ruh�ulukla ilgili
incelemelerim sonunda ve zaman i�inde yava� yava� ortaya ��k�p
belirginle�ti. Yirmi y�ll�k incelemelerimden sonra, sadece �l�mden
sonra varolu�un s�r�p gitti�i ger�e�ine de�il; ayn�
zamanda spatyomdan, g�� olmakla beraber baz� �zel ko�ullar
alt�nda bize gelebilecek bir ileti�imin de m�mk�n olabildi�ine
�imdi emin bulunuyorum. Bu, hakk�nda kolayca h�k�m
verilebilecek konulardan de�ildir. Bu olaylarla ilgili kan�tlar,
bu i�in irdelenmesine ve incelenmesine ciddi olarak kendilerini
adam�� olan kimseler taraf�ndan ortaya ��kar�labilir.�
Fizik
alan�nda bir�ok ke�ifleriyle tan�nm�� b�y�k �ngiliz
fizik�i William CROOKES�un bu konudaki s�zleri �ncekilerden
daha az kesin de�ildir. Bir�oklar� aras�na; thallium
elementini, radyometreyi ke�feden, maddenin radyan h�lini tan�tan
ve X-���nlar�n�n kendi ad�yla an�lan t�pleri (�crookes
t�pleri�), katot ���nlar� �zerindeki deneyleri
yapan bu b�y�k bilim insan�n�n metapsi�ik hakk�ndaki s�zleri
anlams�z olamaz: �Ger�ekli�ine
inanm�� oldu�um ruh�ulukla ilgili olaylar hakk�ndaki tan�kl���m�
reddetmek ahl�ksal bir al�akl�k olur. Ben bunlar�n olabilece�ini
s�ylemiyorum, vard�r diyorum. S�radan insan zek�s�ndan ba�ka
zek�lar taraf�ndan kullan�lan bir kuvvetin var oldu�unu kan�tlamak
i�in yapt���m deneylerle ilgili tutanaklar� 30 y�l �nce
yay�nlam��t�m. Bug�n, o zamanki s�ylemlerimin arkas�nda
oldu�umu s�ylemekle beraber, onlara bir�ok yenilerini de
ekleyebilirim.�
Frederic
MYERS, Cambridge �niversitesi�nde profes�rd�r. 1900�de
Paris Uluslararas� Psikoloji Kongresi fahri ba�kanl���na se�ilmi�ti.
Bu �lim �unlar� s�yl�yor: �Telepati
arac�l���yla; s�dece ya�ayanlar�n de�il, d�nyadan ayr�lm��
olanlarla da g�r���ld���ne, aralar�nda benim de bulundu�um
bir�ok ara�t�rmac� kat�lm�� durumdad�r.�
�rnek
�oktur ama bu kadar�n� yeterli g�r�yoruz. T�m bu ara�t�rmac�lar,
yukar�da aktard���m fikirlerini yazarken, bu i�lerle yak�ndan
ilgili olmayan bir�oklar�n�n ak�l hastas�
kabul etti�i insanlardan yararlanm��lard�r. Bize g�re
bunlar ak�l hastas� de�ildir. Bunlarla birlikte ak�l hastal�klar�yla
ilgili kliniklerde bu bak�mdan et�d konusu olacak ne kadar �ok
hasta vard�r!
Perispri
bizce bilinen maddelerden yap�lm�� olmad��� i�in, onda
bizim maddelerle ilgili tan�d���m�z �zellikleri aramak bo�una
olur. Dahas�, �unu bile s�yleyebiliriz ki; e�er biz maddeyi,
bizden �ncekiler gibi s�dece fizikokimyasal �zellikler g�steren
cevherlerden ib�ret sanm�� olsayd�k, bu anlamdaki perispriyi
maddelikten ��karmaya ve ona gayri madd�lik damgas�n�
vurmaya mecbur olurduk. ��te �nceden de s�ylendi�i gibi;
gerek bat�, gerek do�u teozoflar�n�n aldand�klar� nokta
buradad�r. Onlar ruhu, belirli bir olgunluk d�zeyinden sonra,
maddeden tamam�yla kurtulmu� ve saf bir duruma gelmi� (ya da
en az�ndan maddesel �giysilerinin� b�yle bir nitelik kazanm��) oldu�una inan�rlar.
Bu inan�, hi� ku�kusuz, maddenin kapsam� hakk�ndaki d���ncenin
ihmal edilmi� olmas�ndan ileri gelmektedir.
Gene,
�nce s�ylendi�i gibi, maddenin bizim i�in sonu yoktur.
Evrenimizde bulunan her �ey maddedir. Her ruhsal tez�h�r
ancak madde ile ger�ekle�me zemini bulabilir. Fakat bizim
madde hakk�ndaki idrakimiz ne kadar geni�lemi� olursa olsun,
onun son merhalelerine kadar uzanmaya yetmez ve bir an gelir ki,
orada bizim maddesel idrakimiz durur. Bundan sonra, ya �tesini
ink�r ederiz, ya da maddeye �gayri
madd�lik� (madde olmayan) nitelemesini yap��t�r�r�z.
Es�s�nda, ne o do�ru olur, ne de bu. ��te perisprinin
durumu da; maddeciler, ve teozoflar taraf�ndan bu �k�bete u�rat�lm��t�r.
Ruhlar�n
Bedeni Etkileme �ekli ve Perisprinin Halleri
Ruhlar
bedeni ne �ekilde etkilerler? Bu sorunun yan�t�n� doyurucu
bir �ekilde vermek olanakl� de�ildir. ��nk� maddenin y�ksek
dereceleri �zerinde ruhun tesirlili�inin nas�l oldu�unu
anlamaya maddesel idrakimiz elveri�li de�ildir. Biz burada
ancak ruhun, kaba maddeler �zerinde g�rebildi�imiz kaba
etkisini incelemeyi ara�t�rma konusu yapabiliriz. Fakat bunlar
bile bir�ok yerlerde bizim i�in ��z�lmesi g�� bir tak�m
bilinmezler h�lini al�r ve bizi �o�u kez ��kmaz sokaklara
y�nlendirir.
Perisprinin
hakk�nda da ayn� s�zleri s�yleyebiliriz. Hele az yukar�da s�z
konusu edildi�i gibi, perispriyle ilgili cevherlerin, bizim
inceleme alan�m�zda bulunan maddeler aras�nda olmamas� bu i�i
daha da g�� bir �ekle sokar. Bundan dolay� bu konuda
toparlayabilece�imiz bilgiler ancak y�ksek tertipteki inceleme
ara�lar� ile, yani sinir ak��kanlar� yolu ile, daha do�rusu
insan bedeniyle olabilir. Dahas�, bizim ancak bu yoldaki �al��malar�m�zla;
noksan, fakat �ok yararl� buldu�umuz bilgileri edindik. Bu
konular� inceleme giri�iminde bulunan �teki ara�t�rmac�lar�n
da yapt��� gibi.
Ruh,
perisprisi arac�l���yla maddelere istedi�i �ekli verir;
gene o arac� ile maddeleri tek�m�l ihtiyac�na g�re inceltir
ya da kabala�t�r�r. Fakat bunun i�in ruhun �nce kendi
perisprisine egemen olmas� ve onu istedi�i zaman kolayl�kla
herhangi bir s�ptil madde ile giri�im / etkile�im durumuna
getirebilmesi gerekir. Ruh ancak bu yolla kendinde potansiyel
olarak bulunan y�ksek melekelerine y�ksek ama�lar�na uygun
bir �ekilde kullanma olana��na kavu�ur. ��te ruhun madde
evrenindeki tek�m�l� fikrine bu d���nce ile ula�abiliriz.
Acaba ruh, perispri �zerinde nas�l i�ler ve onu i�levsel
duruma getirmek i�in nas�l hareket eder?
Ruhun
kendi varl���nda bir enerji bulunur; bu enerji ile o,
maddesel ba�lant�lar�n� sa�layan ara�lar� kurar. Bu ara�lar
da �e�it �e�ittir. Her zaman yineledi�imiz gibi, bir�ok
ruh�u d���n�r�n kanaatlerinin tersine olarak; bir maddesel
ba�lant�y� bir neden de�il, sonu� olarak kabul etti�imiz
gibi, bu ba�lardan kurtulmay� da tek�m�l�n bir amac� de�il,
arac� olarak kabul ediyoruz. ��nk� e�er maddesel ara�lar�
ruhun kendi enerjisinden do�an bir sonu� ve onlarla birle�mesinde
bir ara� olarak kabul etmezsek, ruhun yarad�l��� ile
maddesel evrene giri�ini ayn� �ey olarak d���nmemiz
gerekti�i gibi, ruhun madde evrenindeki ya�am�yla, tek�m�l
vetiresi aras�ndaki ili�kileri de anlayamaz bir h�le geliriz.
�stad bu konuda �unlar� s�yl�yor:
�Ruhun
maddeye olan tesiri, kendinde bulunan bir enerji ile olur ve bu
tesir, ruhun maddesel ba�lant�lar�n� sa�layan bir ara�t�r.�
Ruh, perisprisinin evrenin maddelerinden yapm��t�r. Bunlar d�nyam�z�n
s�ptil maddelerinden �ok daha s�ptil olmakla beraber, evrenin
y�ksek hallerdeki maddelerine oranla �ok yo�un bir halde
bulunur ve bunun yo�unluk derecesini belirleyen �ey de ruhun
olgunluk d�zeyidir. �Her ruh kendisiyle ilgili perispriyi maddeden al�r. Bu madde tam es�r
de�ildir. Ruhun ir�desiyle ve kabiliyetine uygun bir �ekilde
yo�unla�t�r�lm�� bir �eydir.� �yle anla��l�yor
ki, ruhun kabiliyetine ve olgunluk derecesine g�re de�i�en
birbirinden farkl� yo�unlukta perispriler vard�r. Dahas�,
ruh melekelerinin ortaya ��k��� perisprinin yo�unlu�uyla
orant�l�d�r. Demek oluyor ki, ruhun tek�m�l� ile
perispirinin hafifli�i aras�nda bir ili�ki vard�r. �Daha �nce de belirtti�im gibi; perispri, ruhun y�ksekli�i
derecesiyle ba�lant�l� olarak es�rden daha yo�un oldu�u
gibi, daha hafifle�ir de� Bununla birlikte o hafifle�me
ruhun tek�m�l alan�na ba�l� oldu�u i�in, sonradan olur.
��nk� ruhun tek�m�l� ile perispirisi gitgide hafifler.
Yani ancak ruhun tek�m�l� ve madde �zerindeki tesirlili�i
ile perisprisi hafifler. �te yandan, ruh tek�m�l� ile
perispirini es�rden daha s�ptil bir duruma getirmi� ise, es�rin
�zerindeki bir �lemde yer al�r.�
Burada
�nemle yinelemek istedi�im bir konu var: �stad��n s�z�n�
etti�i es�ri �lem ile, ge�ti�imiz paragraflarda aktard���m�z
teozoflar�n anlay���ndaki es�ri �lemin bir ilgisi yoktur.
Teozoflara g�re bu �lem d�nyam�za en yak�n olan ve hatt� d�nyam�z
maddeleri aras�nda bulunan maddeleri i�erir. Oysa, �stad��n
s�yleminde ge�en �es�r�, her t�rl� maddesel idrakin �st�nde ve hemen
hemen �� buutlu �lemle daha y�ksek buutlu �lem aras�ndaki
s�n�r maddelerini olu�turacak kadar ak��kan maddelerdir. Nas�l ki, a�a��daki s�ylem
de bunu do�ruluyor: �D�rt buutlu �lemde bulunan
ruhlar�n perispirileri es�rden biraz daha hafiftir. Sizin
madde kavram�n�z�n d���nda ��kacak kadar y�kselmi�
olan perisprinin halden h�le girerek de�i�im ve d�n���mleri
sizin idrakinize girebilecek �ekilde a��klanamaz.�
Perisprital titre�imleri
y�kselmi� olan ruhlar, o oranda kozmik maddeler �zerinde
tesirlili�ini g�sterip, o maddeleri istedikleri gibi kullanmak
olana��n� elde etmi� olurlar. ��te ruhlar�n madde �lemindeki
enkarnasyonlar�n�n nedeni ve hikmeti budur. T�m bu a��klamalardan
sonra; her tek�m�l a�amas�nda, giysi de�i�tirir gibi,
ruhlar�n perisprilerini yani tesirlilik(m�essiriyet) ara�lar�n�
terk ettikleri hakk�ndaki hipotezlerin, ruhun evrenimizdeki
varl���n� gerektiren ama�lara neden uygun bulmad���m�z�n
nedeni daha iyi anla��l�r.
�Ruhlar�n,
perisprilerini kullanmalar�� demek, �nce onlar�
istedikleri gibi �hafifle�tirip�
�yo�unla�t�rabilmeleri�
demektir. Ruhlar bu i�te ne kadar kolayl�k ve ustal�k ba�ar�l�
olabilirlerse, tesirliliklerini maddeler �zerinde o oranda
fazla g�stermi� olurlar. Bu da onlar�n madde �lemindeki
egemenliklerini o oranda art�r�r.
�zetle,
ruhlar; perisprilerini, tesirlilik g�stermek istedikleri
ortamlardaki maddelerin hallerine uydurmaya ve bu yoldan onlar
�zerinde egemen olmaya al��m�� bulunmaktad�rlar. ��te
ruhun �maddesel
es�retten kurtulmas�� n�n anlam� budur. Bu da,
yineliyoruz; ruhlar�n, de�i�ik madde �lemlerinde bir s�re �ya�amas��
ile ve perisprilerini o �lemlerin maddeleri i�inde yo�urmalar�yla
olur ki, �deneyim
ve g�rg�� deneyimin anlam� da budur. Bu da demek
oluyor ki, ruhlar perisprilerine istedikleri �ekli ancak
deneyim ve g�rg�lerinin artmas� oran�nda, ba�ka bir deyi�le,
tek�m�lleri oran�nda vermeyi ba�ar�rlar. �Ruh,
madde �zerindeki egemenli�ini kullanarak onu istedi�i �ekle
sokabilir. Fakat ruhun tesirlili�i onun tek�m�l d�zeyiyle
orant�l�d�r. Bundan dolay� o, perisprisine istedi�i �ekli
s�n�rl� bir �ekilde verebilir.�
E�er
ruhlar bu evrene ilk girdikleri andan ba�layarak, ara�lar�n�
istedikleri gibi kullanmak kudretine sahip olmu� olsalard�, bu
kadar tek�m�l vetirelerine gerek kalmazd�. ��nk� onlar bu
ara� ile evrenin en yo�un ve en ince maddeleri �zerinde
derhal egemen bir duruma girmi� olurlar ve bu evrene
inmelerindeki ama�lar� olan etkinliklerini tam b�t�nl���
i�inde g�sterebilirlerdi. Bu durumda onlar�n maddelere ba�lanmalar�n�;
yani �esir�
olmalar�n�, bu kadar �e�itli ihtiraslar e�ilimler ve
arzular i�inde �st�rap �ekmelerini ve sonunda madde
evreninde bir s�re es�ret ya�am� ge�irmelerini anlamland�ramazd�k.
�unu hat�rdan hi� ��karmamak gerekir ki; ruhun tek�m�l�nden
ama�, daha do�rusu evrene inmesinden ama�, ona egemen olmak
ve �lahi �r�de Yasalar� kapsam�nda olu�mu� olan bu
egemenli�ini ebed�yen korumaya kudretli yetecek duruma
gelmektir. Bunun i�in o, bu amac�na ula�mada ara� olan
perisprisi �zerindeki egemenli�ini artt�rmak ve onu ebediyen
korumak zorundad�r.
T�m
bunlardan anla��l�yor ki, ruhlar�n tek�m�l� ile
perisprilerinden ayr�lmamalar� ve madde evrenindeki ebed�
tesirliliklerine ara� olacak bir duruma perisprilerini
getirmeleri fikri birbirinden ayr�lmayan kavramlard�r. �Ruhlar perispirilerini
istedikleri gibi yo�unla�t�rabilecek durumdad�rlar. Ancak,
perisprinin inceli�ini artt�rmak ancak bir dereceye kadard�r
ki, o da tek�m�l d�zeyi ile biter.� Acaba ruhlar
perisprilerini nas�l inceltebilirler? Bu sorunun yan�t�n�
sadece fizikokimyasal verilere dayanarak kolay kolay veremeyece�imizi
a�a��daki tebli� bilgisinden anl�yoruz:
�Perisprinin
hafifli�inden / inceli�inden maksat, birim hacmindeki par�ac�klar�n
azal�p �o�almas� de�ildir.(5)
Buradaki hafiflik / incelik, a��rl�k
kar��l��� olarak kabul edilmemeli. Ruhun perispirisi �zerindeki
tesirlili�i tek�m�l d�zeyine ba�l� olmakla beraber,
perispirisini tamamlamak i�in kulland��� pek �e�itli ara�lar
vard�r. Bu ara�lardan baz�lar� da, sizin s�yledi�iniz
gibi, perispriyi yo�unla�t�rmak i�in ona madde eklemek,
atomik titre�imleri de�i�tirmek vb. vetirelerin hepsidir.
Maddenin derecelerinde y�kseldik�e, niteliklerinden pek �o�unun
de�i�ip d�n��t���n� biliyorsunuz. Bu �ekilde
perispirinin niteliklerinden bir k�sm� gider, onlar�n yerine
ba�ka nitelikler ge�er.�
Ruhlar
perisprilerini gerekti�i d�zeyde i�lek bir duruma
getirebilmek i�in bir�ok deneyimler ge�irmek, bir�ok �eyler
��renmek; k�saca, perispirilerini kendi melekelerinin
maddesel evrenle ilgili olan k�s�mlar�na uydurmak zorundad�rlar.
Bu i�i sa�layan, bizim bildi�imiz / bilmedi�imiz bir�ok tek�m�l
vetireleri vard�r ki, bildiklerimiz aras�nda, ruhlar�n yo�un
maddelerden olu�mu� d�nyalarda ya�amalar� gelir. D�nyam�zda
ya�ayan ruhlara �enkarne varl�klar�
diyoruz. Bu deyim, deneysel ruh�uluktan al�nm�� olup, �ete girme� anlam�na
gelir. Do�u� (ete �girme�) ve tekrar do�u� konusu ikinci kitab�m�z�
ba�tan sona dolduraca�� i�in, burada onun �zerinde
durmuyoruz. Ancak, perispirinin rol�nden burada biraz s�z
etmek gere�i vard�r.
Perispirinin
yo�un maddelerle ba�lant�s�, belli bir yo�unluk derecesine
girdikten sonra, m�mk�n olur G�r�nen o ki, ruh varl���n�n
s�radan bir tekrardo�u� ya da deneysel bir kendili�inden
materyalizasyon �eklinde d�nya maddeleriyle ba�lant�ya ge�mesi
ve bu s�yede d�nya varl�klar�yla ileti�ime girmesi i�in,
�nce perispirisini her zamanki h�linden ay�rmas� ve bir
dereceye kadar yo�unla�t�rmas� gerekir. Klasik ruh�ulukta g�rd���m�z
gibi, ruhlar�n d�nya ortam�na girmeden �nce spatyomda bir
hal de�i�imi ge�irmeye ba�lamalar�, �a��rl�k�
duymalar�, �uurlar�nda bulan�kl�k alg�lamalar� bu �ekilde
a��klanabilir. T�m bu haller onlar�n �inecekleri�
d�nyadaki maddelere g�re perisprilerini odakland�rmaya ba�lamalar�ndan
dolay�d�r. ��nk� ancak b�yle yo�un bir perispri �zerine
onlar d�nya maddeleriyle ilgili bir duruma girmesi
gerekmektedir. B�yle bir perispri bedenin her k�sm�na n�fuz
etmi� olarak onu kurar. Bunu kaba bir �rnekle Wilson Odas��ndaki
adamlar �zerinde yo�unla�m�� olan ve bu �ekilde g�r�n�r
bir duruma gelen su buhar�na benzetebiliriz.
Ruh
varl�klar bedenlerini olu�turmazdan �nce, perispirilerini
beden �ekillerine g�re bi�imlendirirler. Bu i�lem, ruh varl�klar�n�n
spatyomdaki ilkel(kaba, titre�imi d���k) enerjileriyle
olur. Bu enerji enkarnasyondan sonra, yo�un maddelere ba�l�l�k
y�z�nden azal�r. Bunu, kabaca, parlak bir ���k kayna��n�n
�n�ne konmu� kal�n bir buzlu cam �rne�ine benzetebiliriz.
Bununla beraber, varl���n spatyomdaki ilkel enerjisiyle olu�mu�
olan maddesel egemenli�i t�m d�nya ya�am� boyunca s�rer.
��te bunun i�indir ki, hen�z d�nya maddeleriyle birle�meden
�nce perispirilerine istedikleri �ekli veren ruh varl�klar�,
ete �girdikten�
sonra, onu ve ona ba�l� bedenlerini esasl� bir �ekilde de�i�tiremezler.
�Ruh
arzu etti�i maddeden kendisine bir par�a alarak, onu cisimsel
bir h�le koyar. �rne�in, bir maddeyi yo�unla�t�rarak size
g�r�nebilir. Ruhun d�nya �zerindeki varl��� ise madde ile
ba�lant�s� derecesindedir. Ruh varl��� perisprisi ile
bedenin her bir yan�na n�fuz eder. Ruh varl��� perisprisini
diledi�i gibi de�i�tirebilir. �rne�in, Ahmed k�l�kl� bir
kimsenin ruhu
maddeden bir pay alarak v�cudunu istedi�i �ekle sokabilir.
Kimlikler birle�memek ko�uluyla bu olabilir. Ruhun madde �zerinde t�m enerjisini
kullanmas�, d�nyayla ilgili t�m ili�kilerinden kurtuldu�u
zamand�r. Dolay�s�yla insan�n do�umundan �lece�i ana dek
ge�irdi�i normal cisimsel olu�um, ruhun maddeyle
ilgilenmezden �nceki ir�desiyle olur. Maddeye
ba�land��� zamanda ruhun egemenli�i s�rer, fakat enerjisi
azalm��t�r. Ruh, madde ile ilgisinden �nceki ir�desinin �r�n�
olan egemenli�ini korudu�u
i�in, bir beden �i�inde� ya�arken perisprisinin ve bedeninin �eklini de�i�tiremez. �rne�in,
bir insan olu�mu�
olan v�cudunun �eklini ruhsal tesirleriyle de�i�tiremez;
mavi g�zl� iken kara g�zl� olamaz. Burnu, eli aya�� k�saca
t�m v�cudu belli bir �ekli alm�� olan bir beden kendi �eklini
de�i�tiremez. ��nk� bu �ekil, ruhun madde ile ilgisinden
�nceki ir�denin �r�n�d�r. Bununla birlikte belirtti�im
gibi; ruhun t�m
enerjisini kullanmaktan onu al�koyan, madde ile olan ba�lant�s�d�r.
Dolay�s�yla, herhangi bir nedenle, d�nyada iken ruh; madde
ile ba�lant�s�n� tam�men ya da k�smen devre d��� b�rak�rsa,
bu de�i�iklik olabilir.�
�stad
varl���n bu bilgilerinden gelece�in metap�i�ik �al��malar�yla,
insan varl��� �zerinde ne kadar b�y�k de�i�imler olu�turulabilece�ini
tahmin edebiliyoruz.
Yeni
Ruh�uluk Penceresinden Ruh ve Madde �li�kilerinin Amac� Hakk�nda
Bir De�erlendirme
Yarat�lm��lar�n
sonu yoktur. Burada ba�lang�� ve son bizler i�in s�z konusu
olamaz. Bu �lemin bildi�imiz k���k bir k�sm� maddedir.
Fakat bu madde hakk�ndaki cahilli�imizin de ne kadar tam ve
kapsaml� oldu�unun fark�nday�z. Madde �leminin d���ndaki
varl�klara gelince, bu konuda bir teori �retmemize bile olanak
yoktur. Yarat�lm��lar�n sonsuzlu�u hakk�nda �stad ile
aram�zda ge�en bir g�r��meyi aktarmakta yarar g�r�yorum:
Soru:
�u halde maddeden ba�ka bir varl�k daha s�z konusu
olabiliyor, �yle mi?
Yan�t:
Maddeden ba�ka varl�klar birden fazlad�r. Fakat biz maddeden
ba�ka olmak �zere yaln�z ruhu g�r�yoruz.
Soru:
Demek, maddeden ba�ka sonsuz varl�klar vard�r, �yle mi?
Yan�t:
Evet, fakat ben onlar� size tan�mlayamam.
Bu
sonsuzluk ve ebediyet i�inde ruhun etkinli�ini artt�rmas� ve
�lahi �r�de Yasalar� alt�nda tesirlili�ini evrenlere yayg�nla�t�rmas�
zorunlu g�r�n�yor. Bu nedenle ruh, bir�ok tek�m�l a�amalar�ndan
ge�erek; her a�amada, o a�aman�n olanaklar� i�inde
kudretlerini geli�tirebilecektir. Bununla birlikte, ruhun o a�amalara
u�ramas�, oralardan gelip ge�mesi i�in de�il, o a�amalarda
ebedile�ecek olan egemenli�ini kurmas� i�indir. B�yle bir d���nce
d���nda ruhun soyut ve bencilce bir olgunlu�unu hi�bir sa�duyu
kabul etmez. Burada s�z konusu edilen egemenli�i, tahakk�m
fikriyle kar��t�rmamak gerek. �l�hi �rade Yasalar� t�m
yarat�lm��lar hakk�nda ge�erlidir. Bu yasalar� uygulamaya
konmas�nda rol alabilecek bir liyakat derecesine varm�� olan
ruhlar, evrenleri y�netirler, yani �l�hi �rade Yasalar��n�n
uygulanmas�nda etkili ve yetkili olurlar. ��te ruhun egemenli�inden
ama� budur. Bizim madde evrenimizde ruhlar�n u�rad��� bu
sonsuz geli�im a�amalar�ndan biridir. Bu a�amalar�n her
biri birer ebediyettir. Madde evrenimiz de bizim i�in bir
ebediyettir. ��nk� onun ba�� ile sonu bizce
bilinmemektedir. Ayr�ca bu iki u� aras�ndaki s�n�r; ne
zaman, ne de mek�n olarak bizim �l��lerimize girebilecek bir
do�adad�r. ��te ruhlar bu madde evreninin bilmedi�imiz bir
noktas�ndan ba�lay�p, bilmedi�imiz ba�ka bir noktas�na do�ru
belirli ama�lar�na uygun olarak �ak�p giderler�. (6)
Yukar�dan beri belirtti�imiz gibi, perispri bu konuda en temel
ara�t�r.
Ruhun,
perisprisine nas�l ba�land���n� bilmiyoruz ve bilemeyece�iz.
�zetle, madde evrenine do�an bir ruhun kendisine ara� olan
perisprisini kendi ir�desine her konuda ba�l� ve �evre ile
her t�rl� ili�kilerini sa�lamaya uygun bir duruma koymak i�in,
en �a��r�ndan�
en �hafifine�
kadar t�m maddelerle onun kar��la�mas� ve bu yoldan deneyim
ve g�rg�s�n� artt�rmaya �al��mas� zorunludur. Bu bir
tek�m�l yoludur ve bu yol, ruhu maddesel evrenin de �st�ne
��karacak ve ona, evreni �l�h� �r�de Yasalar��yla y�netmesini
��retecektir. Es�sen bu d�zeye gelmi� olan bir ruh i�in
evrenin i�i ya da d��� d���n�lemez. ��nk� o,
perisprisine olan ba�l�l��� y�z�nden madde evreninin i�indedir
fakat bu evren �zerindeki egemenli�i y�z�nden, onun �st�ne
y�kselmi� olmas� bak�m�ndan da evrenin d���ndad�r.
G�r�nen
o ki, ruhun perisprisinden ayr�ld���n� d���nmek,
maddesel evrenle t�m ilgilerin kesilmi� olmas�n� kabul etmek
demektir. Bu durum ise, onun; �nceden de uzun uzun anlatt���m�z
gibi, evrendeki varl���n�n nedeni ile ba�da�t�r�lamaz.
Ruhun yarat�l���ndan ayr� oldu�unu bildi�imiz evrende do�mas�n�,
orada yeniden �lmesiyle de�il, ebedile�mesiyle anlamland�rabiliriz.
B�yle olunca, biz �saf�
haldeki bir ruhun bir tak�m g�mlekler gibi giyilip ��kar�lan
bedenlerinden s�z eden baz� ruh�u d���nceleri kabul
etmemekle anlay��la kar��layabiliriz.
|