|
Bug�n, bilgi ak���n�n mekanik
olmayan bir ger�ekli�e do�ru gidiyor ve evrenin, b�y�k
bir makineden ziyade b�y�k bir d���nceye benziyor oldu�una
dair b�y�k bir fikir birli�i var....
S�r James Jeans (1877-1946)
Daha �nceki b�l�mde
"psi"ye de�inmemiz, k�saca, metafizi�in daha
soyut olan b�lgeleri i�in m�kemmel bir ba�lang�� noktas�n�
te�kil eden parapsikoloji konusuna giri�imizi sa�lad�.
Metafizik, felsefenin bir dal�d�r ve sistematik olarak son
realitenin ilk prensiplerini ve problemlerini ara�t�r�r.
"Varl���n" ara�t�r�lmas�
(ontoloji) ile s�k olarak evrenin yap�s�n�n (kozmoloji)
ara�t�r�lmas�n� kapsar. Genel olarak ele�tirel felsefeyi
kucaklamas�na ra�men, ayr�ca spek�latif ak�l y�r�tmenin
seyyal veya soyut a��lar�n� da vurgular. Metafizik
kelimesi Yunanca "Ta meta ta pl�usika" kelimesinden t�rer;
anlam� da "fizikten sonraki i�ler'dir. Aristo'nun a�k�n
felsefe konusundaki ara�t�rmas� bu ad� ta��r; sebebi de
fizik �st�ndeki �al��malar�n� takip etmesidir.
Yukar�da belirtilen tan�ma �unu
eklemek istiyorum: G�n�m�zde metafizik, bilim ile felsefe
aras�nda (ya da e�er tercih ederseniz, fizik ile mistisizm
aras�nda) k�pr� yaratmakla me�guld�r ��nki metafizik�inin
bak�� a��s�ndan bakt���m�zda, her biri temelde ayn�
�eyi s�yl�yor fakat de�i�ik kelimeler veya referans
deyimleri kullan�yorlar.
Metafizik, baz�lar�n�n inanabildi�i
gibi b�y�, sihir veya psikolojinin de�i�ik tezah�rlerinin
bir ba�ka ad� de�ildir; metafizik�i, belirli bir dinsel,
felsef� veya deney �tesi d���nce okulu veya ara�t�rmas�yla
ka��n�lmaz olarak ba�lant�l� de�ildir. Tabi� ki b�y�k
dinlerden birinde, Hermetik geleneklerde veya felsefe okullar�nda
teselli bulan metafiziksel e�ilimler vard�r fakat yazar�n�z,
onlar�n aras�nda de�ildir.
Kimyan�n simyadan, astronominin
astrolojiden ve t�bb�n do�al tedaviden ayr�ld��� andan
itibaren; bilim ve fizik �tesi aras�nda bulunan u�urum, 20.
y�zy�l�n ilk elli y�l�nda en u� noktas�na ula�m��t�r.
Art�k bu u�urum, yava� fakat anlaml� bir �ekilde kapan�yor
ve e�er her iki taraf, uygulamalar�n�n en az istenen b�l�mlerini
atmaya haz�r iseler, eski ve modern bilgi aras�ndaki birle�me
gelecekteki miras�m�z�n bir b�l�m� olabilir.
The
Tao of Physics (Fizi�in Taosu) gibi kitaplar�n pop�lerli�i;
ge�mi� as�rda ortaya ��km�� olan modern kuantum fizi�i
ile mistisizm aras�ndaki ili�kiye olan e�i benzeri g�r�lmemi�
ilgiye kan�t te�kil eder. Ger�ekten de bilim adam� ve The
Holographie Paradigm and Other Paradoxes (Holografik Paradigma
ve Di�er Paradokslar) adl� eserin yazar� olan Ken Wilber
taraf�ndan yay�nlanm�� olan Quantum Questions (Kuantum
Sorular�) adl� kitapta yazar, Heisenberg, Schr�dinger,
Einstein, de Broglie, Jeans, Planck, Pauli ve Eddington gibi d�nyan�n
en me�hur fizik�ileri taraf�ndan yaz�lm�� mistik yaz�lar�n
baz�lar�na de�inir.
Kapak yaz�s�nda, bu yazarlar�n
hepsinin "fizik ile mistisizm'in bir t�r karde� ikizler
olduklar�na dair derin bir inanc� ifade ettikleri"
belirtilir. Bilhassa Heisenberg, bilim adam� olmas�n�n yan�s�ra,
Fisagorcu/Efl�tuncu okulun hem misti�i hem de metafizik�isiydi.
Onlar�n ilgilendikleri bilim dal�n�
g�z �n�nde bulundurarak �u soruyu sorabiliriz: Neden bu b�y�k
fizik�ilerin hepsi ��yle veya b�yle mistisizmi kucaklamay�
se�mi�lerdir? Jung, "insan psi�esi, semav� olan�
kabul etmek �zere in�a edilmi� bulunan �uuralt� ihtiyac�n�
bar�nd�r�r" dedi�inde, belki de yukar�daki sorunun
cevab�n� vermek istiyordu. Her ne kadar, ateist e�ilimleri
bulunanlar, bunu mant�ks�z bir sa�mal�k olarak k�nasalar
da, tecr�benin teyit etti�ine g�re en ate�li inan�s�zlar�n
bile a��r� zor durumlarda o ana kadar ink�r ettikleri g�r�nmez
bir g�c� yard�ma �a��rd�klar� bilinmektedir. Herhangi
bir psikologun i�aret etmekte �abuk davranaca��, tel�fi
edici bir a�� da vard�r. Herhangi bir ara�t�rma veya �al��maya
a��r� derecede y�klenme; mant�kl�, zihinsel bir denge sa�lamak
amac�yla, �u veya bu �ekilde ka��n�lmaz olarak kar��ta
y�nelmeye sebep olur.
"
Kuantum Benlik " Teorisi
Holistik-bilimsel-metafiziksel
alandaki avangard d���n�rlerden biri de fizik�i Danah
Zohar'd�r. Bu fizik�i, psikiyatrist olan kocas�n�n (I.N.
Marshall) yard�m� ile The Quantum Self (Kuantum Benlik) adl�
kitab� yazm��t�r. Zohar, inan�l� bir �ekilde, tutucu
bilimsel ara�t�rman�n bir ki�iye ka��n�lmaz olarak
verdi�i kendine g�ven ile profesyonel bilgisini kullanarak,
baz�lar�m�z�n y�llardan beridir ��retti�i �eyleri
ifade etmektedir.
Bu kitap, Oxford Union'da, 1990 y�l�n�n
so�uk bir Ocak g�n�nde tan�t�ld���nda; bu toplant�da
se�kin fizik�iler, psikiyatristler, filozoflar, papazlar ve
ayr�ca iki Musev� din� lider bulunuyordu. Bu kadar se�kin
d���n�rlerin huzurunda Zohar, acaba ne s�ylemek
istiyordu? Teorisi k�saca �uydu: ��uur, bir kuantum fiziksel sistemdir. B�t�n
ya�ayan varl�klar� di�erleriyle s�rekli bir etkile�im i�inde
tutar; yani do�a, tarih ve Tanr� ile Zamanla irtibat� da
buradan gelir.�
Zohar, herkesi, fiziksel olarak di�er
herkesin ve her �eyin bir par�as� olarak g�r�r. Bizlerin,
ruhsal ba�lamda d���nd���m�z "dalga yan�m�z"
ve fiziksel olarak niteledi�imiz "par�ac�k yan�m�z"
ger�ekte birdir. Dolay�s�yla bizler ger�ekte hi�bir zaman
�lmeyiz ��nki bizlerin bir par�as�, di�er insanlar�n
kuantum �uurunda kal�r. Bu, Jung'un kolektif �uurd���
teorisinin, ipnotik regresyondan toplanan bilgilerin ve di�er
bilimsel olarak "��pheli" psi �ekillerinin
�����nda, bir anlam ifade eder. Zohar'�n teorisi; �evrecilerin,
do�aya b�t�nsel yakla�maya y�nelik �a�r�lar�na bir
cevap olarak g�r�lebilir. Bu ayn� zamanda ruh/madde ikili�inden
bir ka���t�r. Bu ikilik, Yunanl� filozoflar�n animizmi
ve di�er eski inan�lar� rasyonalle�tirmeyi se�melerinden
itibaren Bat� d���ncesini etkilemi�tir. Bizlerden bir�o�u
gibi Zohar'�n da inand���na g�re, b�t�n hayvanlar�n ve
bitkilerin ruhlar� vard�r. Kuantum fizi�i ise psi�e, �z
veya ruh olarak adland�r�lm�� olan ve her ikisinde de
bulunan �uur, ki�ilik ve motive edici fakt�r�n a��klanmas�
i�in eksik olan ipucunu vermektedir.
Kuantum
sistemleri, zaman ve uzay� fethederler ��nki par�ac�klar,
sebebi anla��lamayan bir ba�lant� olmadan da (yerel olmay��)
uzun mesafelere ra�men etkile�irler ve maddenin kuantum
dalgalan, en sonunda b�y�k k�meleri olu�turacak bi�imde
��kene kadar, sonsuz olas�l�klar �e�itlili�i i�erirler
(Belirsizlik Prensibi). Ayn� �ekilde, psi�e veya ruh olarak
adland�rd���m�z �uur, zaman zaman, bedenlerimiz olarak
adland�rd���m�z madde par�ac�klar� �eklinde ��kerek,
benzer �ekilde hareket ediyor g�r�nebilir. Schr�dinger'�n
Kedisi paradoksuna g�re; varolu� ve var olmay��, hayat ve
�l�m birbirlerini �rterler ve ancak g�zlendikleri takdirde
belirgin bir realiteyi �stlenirler. Zohar'�n ileri s�rd���
gibi, "G�zlem veya �l��mleme an�nda, hem dalga hem
de par�ac�k olup, daha �nce g�zlemlenmemi� elektronlar;
dalga veya par�ac�k olurlar".
Eysenck ve Sargent, olay� ba�ka bir
�ekilde a��klarlar. G�zlemden �nce, bir par�ac���n �zellikleri
belirsizdir, veya ayn� anda pozisyonlar ya da olu�an bir
menzil i�inde dalgalan�rlar. Bu dalgalan��a, bazen
"bulan�kl�k" denir ve baz� otoritelerin d���nd���ne
g�re, evren belki de ger�ekte bulan�k olabilir. Fizik�i
Dr. Evan Harris Walker taraf�ndan verilen, bir evin kap� e�i�inde
bir aya�� i�eride bir aya�� d��ar�da bulunur �ekilde
duran bir ki�i benzetmesine de�inirler: Bu ki�i, ayn�
anda, kap�n�n hem i�inde hem de d���ndad�r. Bedene ve
psi�eye uyguland���nda, bu prensip; bireyi, herhangi veya
�ok say�da hayatta, s�regelen bir b�t�n olarak ele al�r.
��nki her enkarnasyon, bulan�k dalga �zelli�iyle birlikte
t�m �z� kapsayan o g�zlenebilen par�ac���n, belki de o
kadar rastgele olmayan d�zenlemelerinin sonucudur.
Beden ve ruhu/psi�eyi, birbirinden
tamamen ayr� iki varl�k olarak g�rmek yanl��t�r. ��nki
ger�ekte bunlar tek bir birimdir; baz� par�alar� D��
Zaman�n bulan�k d�nyas�nda fonksiyon g�sterir, di�erleri
ise belirgin, g�zlenebilen �� Zamanda ortaya ��karlar. Bu
�e�it bir mant�k y�r�tme, ayn� zamanda, psikoterapi veya
dan��ma esnas�nda y�zeye ��kan ki�iliklerimizin �ok de�i�ik
y�nlerini; ger�ek d��� veya fantezi s�n�rlar�na
tutunma e�ilimi g�steren D�� Zaman tecr�belerini ve ger�ek
d�nya anlam�nda daha rasyonel g�r�nen �� Zaman
"benli�ini" a��klar.
Sa� beyin yar�m k�resinin; �uurlu
benliklerimiz ve D�� Zaman aras�nda bir ba�lant� olu�turdu�u;
sol beyinlerimizin, mevcut realitemizin daha az soyut olan ve
daha fazla belirgin yanlar�yla ba�a ��kmak i�in d�zenlenmi�
oldu�u �nerilmi�tir. Bu, belki de b�yledir fakat e�er sa�
yar� k�re bilgilerini, bulan�k veya dalga kuantumu (psi�e)
�zelliginden al�rsa; (tabi� burada corpus callosum 'un
birbirinden ayr�lmad���n� ve bireyin, psikolojik olarak b�t�nl�k
i�inde oldu�unu varsay�yoruz) o zaman, iki yar�m k�re
aras�ndan ge�en mesajlar, her ikisinin kombinasyonu ile birlikte
��z�mlenir, kategorize edilir ve uygun referans deyimlerine
d�n��t�r�l�r.
Bu noktada d���n�lecek olan ���nc�
fakt�r, bireyin ruhsal olgunlu�udur. Bu, e�er kuantum anlam�nda
yorumlan�rsa, o bireye �zg�, kuantum par�ac���/dalgas�
taraf�ndan ger�ekle�tirilmi� d�n���mler ve de�i�iklikler
say�s�na e�ittir. E�er bedensel evrime paralel olarak i�leyen,
ruhsal olgunluk olu�umu kavram�na dayanan mistik ��retilere
dikkat etmek gerekirse, �unu ileri s�rebiliriz ki, baz� par�ac�klar
di�erlerine g�re evrenin daha fazlas�n� g�rm��lerdir.
Halbuki b�yle spek�lasyonlar tamamen felsef� olduklar�ndan
ve dolay�s�yla deneysel veya teorik dayanaktan yoksun
bulunduklar�ndan, sonu�ta bizim inanmay� se�tiklerimiz;
neyin sonlu ve sonsuz oldu�una dair bireysel yorumumuzla
karara ba�lanacakt�r.
Zohar ve Marshall, �uurun bir
kuantum-fiziksel sistem oldu�unu ilk belirtenlerin kendileri
olduklar�n� iddia ederler. �b�r yandan, �uur ve kuantum olu�umlar�
aras�ndaki acayip benzerli�in fizik�i David Bohm ve Profes�r
Fritjof Capra taraf�ndan da g�zlendi�ini kabul ederler. Bu
listeye daha bir�ok isim ekleyebilirim - duyarl�l�klar�na
ve �ng�r� yeteneklerine ra�men, toplumun, y�ce d���n�rlerinden
bekledi�i akademik ge�mi�ten yoksun olan insanlar� d���nerek,
bunu s�yl�yorum. Zohar'�n kuantum teorisini benlik
terimleriyle yorumlay���; felsefe, parapsikoloji ve dinin
gelecekteki e�ilimlerinin perde arkas�n� ortaya ��karabilir
fakat �u anda birs�r� belirsiz metafizik konu vard�r.
Ortalama bir insan�n kuantum d�nyas�n� anlamas� ile
ilgili olarak, belki de kuantum s��ray���n� beklememiz l�z�m.
Bu s��ray�� bize; bunun gibi ve daha seyyal ama bizlerin
ne oldu�u, �u anda uzay-zaman b�lgesi olarak adland�rd���m�z
yerde ne yapt���m�z t�r�nden bir o kadar ayd�nlat�c�
ger�ekler hakk�nda, insanlar�n �uurlar�n� d�nya �ap�nda
a�acak kilidi sunar.
Kara
Delikler, Beyaz Delikler ve �l�me Yak�n Deneyimler
Kuantum
kimli�ine sahip oldu�umuzu varsayarsak, bu, acaba pratikte
nas�l �al���r ve zaman enerjisinden ne dereceye kadar
etkilenir? Daha �nceki b�l�mlerden birinde kara ve beyaz
delikler konusunda yazarken, paralel evren kavram�, yani bir
kara delikten kaybolup, de�i�ik boyut veya evrendeki bir
beyaz delikten ortaya ��kabilece�imiz olgusu ile Dr.Lyall
Watson gibi g�venilir ara�t�rmac�lar taraf�ndan
katalogland�r�lm�� (Romeo Hatas�) �ok say�da �l�me
yak�n deneyimleri (�YD) aras�ndaki benzerlik beni etkilemi�tir.
�YD tarifleri genelde �u �ekildedir: Hasta bir araba kazas�nda,
a��r bir �ekilde yaralanm��t�r veya cidd� bir kalp
krizi ge�irmi�tir veya i� organlar�ndaki bir
komplikasyondan �t�r� bir hastaneye g�t�r�lm��t�r ve
kendini, ameliyat yapan doktorun �st�nde, havada,as�l�
durup, �l�m kal�m m�cadelesine tan�k olarak bulmu�tur...
Bu tecr�beler, ipnoz alt�ndaki zaman yolculu�u ve de�i�mi�
�uur h�lleri s�ras�nda iste�e ba�l� olan veya olmayan
vecd h�li vizyonlar� ile birs�r� ortak �eyi payla��rlar.
��te tipik bir �rnek.
Bu kitab� yazarken, mahall�
doktoruma bir ziyarette bulunmak zorunda kald�m. S�ram�
beklerken, yan�mda oturan di�er hasta benimle konu�maya ba�lad�
ve biraz sonra g�r��ece�imiz Doktor X'in, bir mucize yarat�c�s�
oldu�unu s�yledi. Anlatt���na g�re, bu kad�n�n kocas�
cidd� bir kalp krizi ge�irmi� ve neyse ki telefona Dr. X'in
hemen cevap veri�i ve h�zl� tedavisiyle, kocas� hayatta
kalm�� ve tamamen iyile�mi�. Oysa kriz an�nda kocas�
acayip bir tecr�be ya�am��. Kendini uzun, karanl�k bir t�nele
girerken bulmu�. Bu t�nelin sonunda k���k bir ���k
bulunuyormu� ve bu ����a do�ru g��l� bir �ekilde �ekildi�ini
hissetmi�.
Bu ����a do�ru yola devam
edecekken, o anda, doktorun sesini �ok berrak olarak duymu�:
"Geri gel ya�l� delikanl�, hepimiz senin i�in buraday�z
ve sen, �imdi gidemezsin". Bir an i�in karars�z kalm��
ve ilerlemesi i�in �ok istekli olmas�na ra�men, ayn�
zamanda geride b�rakt�klar�na kar�� olan
sorumluluklar�n� hat�rlam��. B�ylece isteksiz olarak d�nm��
ve doktorun sesine do�ru, t�nelden ge�erek geri gelmi�. G�zlerini
a�t���nda, kar��s�nda ayakta durur �ekilde Doktor X'i
buluyor: "Ya�l� delikanl� geri geldin, biliyorum bu
bir �zveriydi, fakat senin i�in iyi olan bu."
Bu hik�ye, g�zya�lar� i�indeki
kar�s� taraf�ndan bana anlat�ld�. Bana neden anlatma
ihtiyac� duydu�unu veya s�k olarak bu hik�yeyi yabanc�lara
anlat�p anlatmad���n� sordum. Verdi�i cevapta herhangi
bir ki�iye bu hik�yeyi anlatmad���n�, bu hik�yeyi yaln�zca
kendisinin ve doktorun bildi�ini s�yledi fakat bir �eyler
ona sanki �unu s�yler gibiydi: "Bu bayana hik�yeyi
anlatman gerek ��nki �nemli." Bu kadar basit i�te.
Sevdi�im bir arkada��m, ipnoz alt�nda
ge�mi�e geri g�t�r�ld���nde oradayd�m ve bu olayda,
bir �ocuk d���rme olay�n� ya�ad�; cenin, kendisi idi.
��phesiz karanl�k do�um t�neli vard�; ��k�� ucundaki
����� bulamama pani�i ve "�ok ���k olan di�er
bir b�l�me d�nme" olay� vard�. Bundan sonraki
olayda, ayn� t�nele girdi�inde sona ula�may� ba�ard� ve
do�du.
�imdi, e�er �l�m bir kara delik
ile ve do�um bir beyaz delik ile e�anlama gelirse, bu ne
demektir? Ba�ka bir �ekilde ortaya koyal�m: �ld���m�zde,
bizlerin kuantum benli�i olan par�ac�k, bir zaman e�imine
(kara delik) girerek, zamans�zl���n dalga fonksiyonunu
tecr�be eder. Aynen, bir par�ac�k h�zland�r�c�s� i�inde
hareket eden bir par�ac�k gibi, kara delikte, zaman enerjisi
devrelerinden biri i�inde yolculuk eder. Yaln�z bu �rnekle,
h�zlanma i�in gerekli enerjiyi zaman sa�lar. Bu olu�um
esnas�nda zamans�zl�k durumunda bulunan kuantum benli�i,
bulan�k veya belirsizdir. Bunun anlam� da �udur: D�nya ger�e�i
anlam�nda, ne buradad�r ne de orada fakat kara deli�i b�rak�p,
tekrardo�u�un beyaz deli�ine girdi�inde g�zlemlenebilir
ve dolay�s�yla belirginle�ir. Ba�ka bir deyimle zamans�zl�k
cebinden (buna genel olarak ezoterik deyimiyle "seyyal
boyutlar", "ruh d�nyas�" t�r�nden kelimeler
verilir) ge�mi�tir ve b�t�n �eylerin farkl� veya
belirgin karakter g�sterdi�i, maddenin zaman b�lgelerinden
birine tekrar girmi�tir.
Schr�dinger'in Kedisi Paradoksu veya
Heisenberg'in Belirsizlik �lkesinde oldu�u gibi, zaman ve
zamans�zl�k ayn� anda var oldu�undan; bizim kendi d���ncelerimizle
etkilediklerimizin d���nda ruh ile madde aras�nda hi�bir
fark yoktur; biz bu ayr�m�, olaylar�n �o�unlu�unda, i�inde
do�du�umuz toplumun isteklerine uygun �artlanmalar sonucu
yarat�r�z. Durum bu olunca, daha �nce de ima etti�im gibi,
zihnimizdeki baz� b�l�mler, zihinsel denge i�in �nemli
olan �ok boyutlu fark�ndal��� i�erecek ve �uurlu bir �ekilde
D�� Zamana maruz kald���m�zda ise par�alanmayacak �ekilde
yarat�lm��t�r. Bundan dolay�, zamans�zl�k ve zaman
kavramlar� bir enerji olarak tamamen kavranmazdan �nce,
evrimsel lazer, onlar� harekete ge�irmek i�in, Uyuyan sinir
h�creleri �zerinde denenmelidir. Ancak o zaman, zaman�n
devirsel damarlar� i�inde ilerleyen sonsuz g�� kayna��yla
ba�lant� kurabiliriz.
�l�m
ve Zaman�n Geriye Do�ru Giden Oku
Zaman�n,
baz� evrenlerde geriye do�ru yolculuk edebilece�i fikri,
hem Newtoncu hem de Einsteinc� fizik ile uyum h�linde g�r�nmektedir.
Bilim adamlar�n�n d���ncelerine g�re, b�yle bir d�nyada
bir ki�i yava� bir �ekilde gen�li�e ve bebeklik d�nemine
ve belki de ileri do�ru hareket eden bir d�nyaya do�um ile
ayn� anlama gelebilecek �l�me do�ru gider.
Bir�ok okuyucu bu fikri, imk�ns�z
diye kabul etmeyebilir. Y�llar boyunca kar��la�t���m
birs�r� tesad�fler olmasayd�, ben de ayn�s�n� yapard�m.
Bunlardan ilki, yirmi ya��mda iken meydana geldi. Belirli
bir k�lt�re sahip bir adam�n liderli�inde, Londra'da, bir
ara�t�rma/tart��ma grubuna kat�lmaktayd�m. Ayda bir
bizlere bir konu veriliyordu ve bizlerden on dakikal�k bir s�re
i�inde buna neden inand���m�z veya inanmad���m�z t�r�nden
bir yorumda bulunmam�z isteniyordu.
Bir hafta s�yle�inin konusu "�l�m
sonras� hayata inan�yor musunuz? Bu konudaki g�r���n�z�
ispatlayacak kan�t�n�z var m�?" idi. Grup �yelerinden
biri, iri, kemikli, Yorkshire'l� biriydi ve genelde �ok az
konu�uyordu. Bu olayda ise cesaretini toplad� ve
��yle dedi:
�l�m sonras� ya�ama inan�yorum.
��nki bir gece yar�s� acayip bir duygu ile uyand�m. Zaman
durmu� gibiydi. Kar�m yan�mda derin bir uykudayd� ve hi�bir
�eyden haberdar g�r�nm�yordu. Oda garip bir ayd�nl�kla
dolu gibiydi ve yata��m�n ayak ucunda annem duruyordu. Yaln�z
en son olarak �ld���nde oldu�u gibi ya�l� de�ildi.
Piyanonun �zerinde duran foto�raf�ndaki gibi gen� bir han�md�.
Bu hik�yeyi anlatmaktan �t�r�
rahats�z gibi g�r�n�yordu. A�a��daki s�zlerini
eklerken savunmaya ge�mi� gibiydi: "E�er herhangi bir
ki�i beni burada yalanc� diye su�lamak isterse, onunla d��ar�da
erkek erke�e d�v��ebilirim." Derken, g�mle�inin
kollar�n� s�vamaya ba�lad�!
Eklemeye gerek yok, hi� kimse bir �ey
s�ylemedi. Birka� nazik �ks�rme vard� ve ben arkada��mla
birlikte ellerimizle a�z�m�z� kapat�p k�k�rdad�k. (Ne
kadar ay�p!) Bu olay�, y�llarca �nce ya�l� olarak
kaybetmi� oldu�um sevdi�im ki�iler hakk�nda birs�r� r�ya
g�rmeye ba�layana dek tamamen unutmu�tum. Bu ki�iler,
birbirini takip eden r�yalar�mda, yava� bir �ekilde gen�le�iyorlard�.
O zamandan beri di�er insanlara
sorular y�nelttim ve ayn� t�rden fenomenleri tecr�be
ettiklerini ke�fettim.
�rne�in ruh�ular aras�nda �u
ortak inan� var: Ruh �l�mden sonra, "kaybolmad���n�"
varsayarsak (zaman�n kara deliklerinden birinde); hayalimizin
�ok �tesinde gen�lik, s�hhat ve mutluluk tecr�be etti�i
bir yere gider. Belki de sevdi�imiz ki�iler, �l�mlerinin
kara deli�inde kaybolduktan sonra, ba�ka bir evrendeki beyaz
delik �����nda ortaya ��karlar. Burada zaman�n oku,
bilim adamlar�n�n ileri s�rd��� �zere ters y�nde i�leyebilir.
Bunun avantaj ve dezavantajlar�n� d���nmek, biraz hayal g�c�
gerektirir fakat bu bir fikirdir. Swedenborg �u iddiada
bulunmad� m�: "G�ky�z�nde melekler, s�rekli olarak
gen�liklerinin bahar�na do�ru ilerlerler ve bunun
sonucunda, en ya�l� melek, en genci olarak g�r�n�r."
Belki de, anti d�nya veya paralel bir
evrenle ilgili ruhsal bir bilgiye de�inmektedir.
Par�a
Teorisi
Ki�i, �uurun do�as�n� ilgilendiren birs�r� fikir ve
teoriye gelince, az da olsa bir tercih g�stermeksizin, metafizik konusunda yazamaz. Lineer, reenkarnasyon olgusunu ara�t�rm��
biri olarak, senelerden beri sa�lam bir alternatif sunmama
kar��n, bu konudaki �o�u �eyin bir b�t�n olu�turmad���n�,
birbirini tutmad���n� buldum. Hem mant�k ve hem de
Eysenck ve Sargent gibi me�hur ve muteber ara�t�rmac�lar
taraf�ndan kategorize edilmi� ve derlenmi� say�s�z �YD'�er
ve benzeri beden d��� deneyimlere (BDD) imk�n veren g�r��
a��s�ndan; daha fazla ara�t�rmaya, tecr�beye ve g�zleme
ihtiya� vard�r.
�htiyac�m olan ipucuna, en sonunda,
Lyall Watson'un, "par�alanm�� hologram
teorisinde" kavu�tum. Bu teorisinde, Watson, Oz'�n b�t�n�n�
(yani kuantum benli�inin birle�mi� yanlar�n�), tam bir
hologram olarak ele alm��t�r. Bu hologram, par�alanm��
ve par�alanan, zaman�n b�t�n periyotlar� ve b�t�n
evrenlerin s�n�rs�z boyutlar� i�inde ayn� anda da��lm��t�r.
Her par�a, b�t�n olarak ayn� imaj� i�erdi�inden; asl�
Benli�in bir par�as� (dalga/par�ac�k),her hayat bi�iminde
al�konmu�tur ve bu, "daha y�ksek" veya ki�i �tesi
Benlik kavram�n� ortaya ��karan, temel Oz'le olan ba�lant�d�r.
Dolay�s�yla, baz� hayatlar� gen� par�alar olarak, baz�lar�n�
ise orta veya olgun �ekillerde tecr�be ederiz.
Bu teori, ezoterik ve mistik inan�
taraf�ndan benimsenen ve bir dizi enkarnasyonu lineer veya ��
Zaman i�inde ya�an�r gibi anlayan ve b�ylece yaln�zca
zaman�n ileriye do�ru y�nelik okuna m�saade eden me�hur
inan� ile z�tt�r. Belki de �oveney ve Highfield'in ileri s�rd���
gibi, ayn� performans� her ayr�nt�s� ile tekrarlayanlay�z
ama belki de daha �nceki hatalar�m�zdan ka��nd���m�zda,
ba�ka bir zaman band� i�inde, birka� sahneyi oynamam�za
izin verilebilir.
Teorilerimin bir�o�u, bana r�yalar�mda
g�r�nd� ve genellikle de, uygun akademik vas�flar� olan
birinin, bunun hakk�nda bir �eyler yazmas�yla teyit edildi.
Uykumda, bir keresinde bir sinemaya ziyaret sembol� verilmi�ti.
Seyretmeye zorlan�yor gibi g�r�nd���m film, �ok �rk�t�c�yd�.
Kan, �ile, korku i�eriyordu. Film bitti�inde, derin bir
rahatlama hissettim, ���klar yand� ve �u rahatlat�c�
bilgi ile eve y�neldim: Tan�k oldu�um bu rahats�z edici
performans esnas�nda akan g�zya�lar�n�, damarlar�mda
dola�an adrenalin; Hollywood r�ya makinesi taraf�ndan yap�landan
farkl� bir �ey de�ildi. Ist�rap veren film ile ayn�
derecede rahats�z edici d�nyasal hayat aras�ndaki
paralellik ve g�sterim bitip (�l�m m�?) sinemay� terk
etti�imde hissetti�im rahatlama, beni g��l� bir �ekilde
etkiledi ve daha en ba�ta param� (zaman enerjisi) ne diye b�yle
k�t� bir filme yat�rd���m� sordum kendime. Ama,
reenkarnasyonun en ate�li inananlar�n�n bile, homurdanarak
"Bu rezil hayat� se�ti�ime g�re delirmi� olmal�y�m!"
dedi�ini ka� kez duydum.
Lineer zaman�n anayollar�nda ve yan
yollar�nda ilerleyi�e, s�kl�kla s�k�nt� ve �st�rap e�lik
eder. Bu, zaman�n enerjisine kar�� itti�imiz maddenin kal�plar�
i�ine t�kad���m�zda b�yledir; hem y�prat�c� hem de
yorucu bir u�ra�t�r. Kadim M�s�r Ammonitlerin, bu
kabilenin �yeleri taraf�ndan y�zy�llardan beri canl�
tutulan felsefesine g�re:
Bu pek, Kaos 'a �st�n gelmek de�ildir;
ki�inin, yapabildi�i kadar�n� tezah�r ettirmeyi ��renmesidir.
Bu, iradenin g�c�ne ve yakla�makta olanla y�zle�mekten
ziyade bir kimlik edinme arzusuna ba�l�d�r. Yine, bu bir
tezah�r�n �stad� olmak i�in ba�lama yeri, Benli�in i�indedir.
Lineer ilerleyi�, ki�inin, Benli�i; hedefe yararl� oldu�u
s�rece, fark�ndal�k, y�n, kavis veya a�� �izgisinin hi�
�nemi olmayacak bi�imde ilerletti�i yol h�line gelir.
Bu felsefenin yeni ��rencilerinden
biri olarak, evrenin ger�ek do�as�n�n kapsam� ve derinli�i
konusunda ileri s�rd�kleriyle �a�k�na d�nd�m. Bu
insanlar hakk�nda �unu s�yleyebiliriz: Atalar�, Kaos
Bilimi, Avrupa medenile�meden as�rlarca �nce ��retmi�lerdir.
Bu verdi�im, tek �rnekten �ok daha geni� olan
bilgilerinin, M.�. 12.000 ve daha �ncesine gitti�ini iddia
ediyorlar. Bu da bize, "d�nya bilgisinin" bir
ouroborik devresel bir d���� kaydetti�ini g�sterir;
nihayet, bu d�����n en alt noktas�ndan tekrar y�kselmeye
ba�lam��t�r.
Zaman�n ger�ek veya ger�ek d���l��ma
ili�kin tahmin, bilimsel mesle�e �zg� de�ildir. B�y�k
Do�u d���n�rleri, �rne�in Advaita Vedanta'nm hocas�
olan Shankara, �unu �nermi�tir: �u an, ger�ekten
yoksundur, dolay�s�yla yaln�zca bir ill�zyon veya
"maya"d�r.
Daha yak�n zamanlarda ise, 19. yy.'da
ipnotizm konusunda geni� ara�t�rmalar yapm�� olan ve b�t�n
canl�lar� �evreleyen aurik enerji alanlar�na de�inen ilk
bilimsel g�zlemcilerden biri olan Baron von Reichenbach, �u
yorumda bulunmu�tur: "Yar�n, d�n�n olu�tu�u anlamda
�oktan olu�tu. Ancak b�t�n sebeplerin toplam�, gelecekle
ilgili bir anlay��a izin verir." H�l� ��renmemiz
veya tekrardan ��renmemiz gereken �ok �ey var gibi g�r�n�yor.
Zaman,
Bireyselle�me ve Evrensel Beyin
Jung,
birey olma s�recini, bireysel psi�ede d�zen ve denge durumu
�retmek �zere, ki�ilikteki anima ve animus'un (eril ve di�il
unsurlar�) birle�mesi olarak tan�mlam��t�r. Ayr�ca bu,
bir bireyin kendi ba��na tek, se�kin ve dengeli bir olmas�n�,
bir "benlik h�line gelmesini" veya kozmik kimli�in
fark�ndal���n� sa�layan bir psikolojik evrimsel olu�um
olarak yorumlanabilir. Bundan dolay� birey olmama durumu;
sinir sisteminin, �uur kontrol�nden yoksun olarak i�leyen
otonom tepkilerine benzetilebilir; �yle ki birey olmadan �nce,
bizler sadece, engin bir beyindeki h�crelerizdir ve bu beyin,
madde bantlar� i�inde fonksiyon g�sterirken, hayatlar�m�z�n
motor (madd�) yan�n� kontrol eder. Dolay�s�yla baz�
filozoflar ve metafizik�iler, birey olma s�recini; psi�enin,
�� Zaman�n d�nyalar�mdaki ser�veninin ard�ndaki varolu�
sebebi olarak g�rmeye e�ilim g�stermi�lerdir.
Do�al olarak sonraki soru �udur:
Birey olu�un acaba zaman� kavray���m�za etkisi var m�d�r?
Sol beyin yar� k�resine ba�l� vas�flar�n s�kl�kla di�ilden
ziyade eril olarak g�r�ld��� g�z �n�nde bulundurulursa
(sa� beyin i�in ise aksi ge�erlidir), burada acaba ayr�ca
soyutu rasyonalize etme yetene�inden bahsetmiyor muyuz? Bu
tabi� ki zaman�n harekete ge�mi� devrelerini m�zakere
etmeyi arzulayan her hangi bir ki�i i�in �nemli bir
zihinsel �nko�uldur. Bize anlat�ld���na g�re, ilkel
insan�n sezgi yetileri bizlerden �ok daha geli�mi� idi; �rne�in
Avustralya yerlileri, birs�r� e�itilmi� insan�n anlamakta
g��l�k �ekti�i zamans�zl�k anlay���na sahiplerdi ve
h�l� da sahipler. Bu, zihinsel fonksiyonlar a��s�ndan
acaba nas�l a��klanabilir?
Fonksiyonlar�, t�p bilim adamlar�
taraf�ndan h�l� tart���lan beynin, birs�r� b�lgesi
vard�r.
�rne�in:
Art beyin: Rhombencephalon ad�m ta��yan
embriyonik beyin b�l�m�nden, metencephalon, myelencephalon
ve en sonunda da beyincik ve so�anilik geli�ir. Art beynin
ilkel geli�im,ile ili�kisi, baz� ara�t�rmac�lar�, onu
bir taraftan kolektif �uurd��� (D�� Zaman?) ile, �b�r
taraftan ise belirli i�g�d�sel fark�ndal�k modelleriyle
ba�lant� kurmaya te�vik etti.
Limbik Sistem: Bu sistem, yar� daire
�eklinde, beynin ortas�nda yer alm��t�r ve kendini
koruma, �reme, korku ve k�zg�nl�k ifadeleri t�r�nden
basit faaliyetleri y�nelir. Haf�za sistemi ve fonksiyonlar�
ve r�yalar ile de bir ili�kisi g�zlenmi�tir ve bu ili�ki,
baz� ara�t�rmac�lar�n, psi�e veya zihne, limbik sistem i�inde
yer tahsis etmelerine yol a�m��t�r.
Talamus: Yunanca bir kelime
olup,"gizli oda" anlam�na gelir: Baz� bilim
adamlar� buna "eski beyin" veya "s�r�ngen
beyin " der. Yumurta �eklindeki iki tane k�tleden olu�ur
ve bunlar, (koku hari�) b�t�n duyulardan gelen sinir uyar�lar�n�
beyin korteksine (kabu�una) iletirler. Psikoanalist Dr. Eric
Berne, baz� DD A yeteneklerini ve di�er psi becerilerini, a��r�
derecede hassas olan talamus'a mal etmi�tir.
Sonradan
Dr. Alexis Carrel ��yle yazm��t�r:
"Normal olarak, talamasun
esrarengiz g��leri, beyin korteksi (kabu�u) taraf�ndan
bast�r�lm�� ve ayak alt�na al�nm��t�r. Bilim, ilkel
ge�mi�imizdeki gizem perdesini kald�r�rken, bizler de
sadece potansiyellerimizle ba�lant� kurdu�umuzu anlamaya ba�l�yoruz.
Alt�nc� hissin varolu�unun kesinli�i, uzun zamandan beri
uyku h�linde bulunan zihin kabiliyetlerinin ara�t�r�lmas�n�,
acil ve heyecan verici bir y�k�ml�l�k h�line getiriyor.
"
Metafizik ve psikoloji, y�llardan
beridir de�i�ik isimler verilmi� olan insan �uurunun de�i�ik
yanlar�m kabul etmekte birle�irler. En pop�ler olan�, ��l�
s�n�fland�rmad�r: ��g�d�sel, Rasyonel ve Sezgisel. �lki
ya art beyne veya talamusa, sonraki de limbik sisteme
atfedilir. Son ara�t�rmalar limbik aktivite ile atomalt� d�nyalar
aras�ndaki ili�kiyi g�stermi�tir. Oysa rasyonel sonu� ��karma
ile beynin sol yar�m k�resi aras�ndaki ili�ki, a��k�a
ortadad�r.
Yukar�da anlat�lanlardan g�zleyebiliriz
ki, zaman�n, de�i�ik y�nlerinin anla��lmas�, pek�l�,
insan beyninin limitleri dahilindedir. Ama bir�o�umuz hen�z
daha birey olmad���m�zdan, ya ger�ek potansiyellerimizden
tamamen yoksun olarak ilkel, otonom bir zemin �zerinde
fonksiyon g�steriyoruz ya da bizleri kontrol eden d��sal
zihin taraf�ndan y�netiliyoruz. Bu durum da, bu �eyleri
kendimiz i�in yapabilece�imiz ger�e�inin fark�na var�ncaya
kadar devam eder; aynen hamile bir kad�n�n, karn�nda ta��d���
�ocu�un fonksiyonlar�n� �stlenmeye �ocuk do�uncaya
kadar devam etmesi gibi. Belki de kozmik realite �uuru i�ine
do �u�umuz i�in zaman yakla�maktad�r ve sanc�lar�n� ya�ayarak
ve �stesinden gelerek, zaman�n realitelerini b�t�n ima
ettikleriyle idrak edece�iz.
Bir ��rencimle yak�nlarda yapt���m
bir konu�mada bana, bir par�ac���n, antipar�ac���
taraf�ndan devre d��� b�rak�ld��� bir ortamda,
madde/antimadde fenomenleri ile metafiziksel bir paralel kurup
kuramayaca��m sorulmu�tu. Par�ac�k ve antipar�ac���n
daha �nce var oldu�una dair tek kan�t, olu�um esnas�nda
birikmi� olan k���k bir enerji cebiydi (yani gamma ���n�)
"Zaman E�imleri, D���mleri, Kaymalar� ve Kaps�lleri"
adl� b�l�me bak�n�z). Paul Davi-es'e g�re, bilim adamlar�
�u ger�ekle �a�k�na d�nm��lerdir: Evren, neredeyse
%100 oran�nda maddeden olu�mu�tur ve antimadde, yoklu�u
ile dikkati �ekmektedir.
Benim buna metafizik cevab�m �u
olacakt�r: Fiziksel varolu� d�nyalar�na zincirli oldu�umuz
s�rece (Budistler buna "Karma Tekerle�ine zincirli
olma" veya benim referans terminolojime g�re ise ayn�
zaman devresinde d�n�p durmak veya yukar� ve a�a��
gitmektir), antibenli�imiz veya antipar�ac���m�z ile kar��la�mam�z
imk�n d���d�r. Bunun sonucunda da, bizlerin par�ac�k/dalga
durumlar�, kendi yar�lar�yle irtibatta olmad�klar�ndan,
dokunulmam�� olarak kal�rlar.
Yine de, er ya da ge�, psi�elerimiz
yeterince olgunla�acak veya kozmik bi�imde �uurlu
olacaklard�r ve bizim, madde d�nyalar�n� (�zellikle madd�/fiziksel
durum ile ba�lant�l� olan zaman devrelerini) terk etmemize
izin vereceklerdir. ��te o zaman bizlerin antipar�ac���,
bir g�r�nt�ye b�r�necektir. Bunun sonucunda da bizlerin
par�ac�k/ dalga durumu yok olacak, kendini belirli bir �ekilde
veya belirli bir frekansta tezah�r ettirme gere�i kalmad���ndan,
sadece, fiziksel hayat okulundaki ��rencilik kayd�n� gamma
i�areti �eklinde b�rakacakt�r.
Par�alan���ndan �nceki tam
holograma e�it bir �ekilde g�r�lecek olan temel �z, belki
de antipar�ac���n elinde tutmaktad�r. Bu elde tutu� da,
kendi ikizinin madde evrenleri i�indeki yolculuklar�ndan d�n���ne
ve yeterli derecede ayd�nlan�p veya kozmik a��dan �uur
sahibi olup, birle�meyi hak edinceye kadar devam eder.
Bu teori; Gnostik Hristos/Sophia hik�yesinden,
ayr�lm�� Nommo ikizlerinin semav� e�leri ile tekrar birle�mek
i�in giri�tikleri ebed� aray�� hakk�ndaki Dogon inanc�na
kadar de�i�en mistik ��retilerde ortaya at�lm��t�r. En
sonunda, e�iyle kar��la�t���nda ise, a�k�n bireyselle�meyi
ya�ar ve bir metafiziksel �uur olarak olgunla�m�� bir
varl�k olduktan sonra ise, tekrar d�nmemek �zere madde d�nyalar�n�
terk ederler. Eskiler i�te bu prensipten androjin (hem eril
hem de di�il olma) kavram�n� ortaya ��karm��lard�r ve
hepimiz, ba�lang��taki bu birle�ik durumdan ortaya ��km���z
ve en sonunda da ona d�nece�iz.
Zaman
ve '' Alt�nc� His ''
"Benliklerimizin";
baz� b�l�mleri (Zohar'a g�re dalga b�l�m�) D�� Zaman
i�inde �uurluluk durumunu ya�arken, di�er b�l�mleri (par�ac�k
b�l�m�) madde d�nyalar�n�n g�zlenebilen ger�ekli�ini
tecr�be eden kuantum fakt�rleri olduklar�n� varsayarsak,
��yle bir varsay�mda bulunmak acaba mant�kl� olmaz m�?
Bizlerin yerel olmayan dalga yan�m�z, b�t�n di�er hayat
bi�imlerinin dalga yanlan ile irtibat sa�layamaz m�?
Kuantum mekani�i g�stermi�tir ki, b�y�k bir mesafe i�inde
ayr� tutulmu� olsalar bile, belirli ko�ullar alt�nda, bir
par�ac�k �ifti birbirinden tamamen ba��ms�z olarak d���n�lemez
(bu, bir bi�imde matematiksel olarak uygun bi�imde ifade
edilebilir).
Ayn� �ekilde, Vermont'taki
Montpelier �niversitesinde ger�ekle�tirilen deneyler de a�a�lar�n
birbirleriyle irtibatta bulundu�u konusunda �nemli bilimsel
kan�tlar sunmu�tur. Buna Rupert Sheldrake'in "morfik
rezonans" teorisini de eklersek, g�r�nt� daha net h�le
gelir.
Bir y�zy�l �nce sayg�n fizik�i
Lord Kelvin, alt�nc� hisse inan�p inanmad��� soruldu�unda,
"inan�yorum" dedi�inde �a�da�lar�n� �a��rtm��t�r.
Hi� inanmad��� ok�lt fenomenlere de�inmiyordu tabi� ki.
Onun tahminine g�re, i�imizde belki de manyetik alanlar�
kavrayacak bir yetenek vard�. Radyasyon sonucu X-���nlar�,
gamma ���nlar� ve di�er kozmik fenomenlerden etkilendi�imiz
ke�fedilirken, son ara�t�rmalar da Kelvin'in fikrini teyit
etmi�tir. Sayg�de�er profes�rler, psi �e�idinden ekstra
bir duyu hakk�nda, inan�lar�nda de�i�iklikler yapt�lar.
�rne�in John Taylor, kendi
deneylerinin kan�tlar� ile ge�ici olarak ikna olmu�tu
fakat bunun, bilim taraf�ndan bilinen kuvvetler taraf�ndan a��klanamayaca��
sebebiyle ilk g�r���nden vazge�ti. �b�r taraftan Profes�r
John Hasted, The Metal Benders (Metal B�k�c�ler) adl�
kitab�nda psikokinezi hakk�nda bir dolu kan�t �retti. Oysa
psikokinezi, psikolojik fenomenlerin yaln�zca bir �rne�iydi.
Birs�r� bilim adam�m kayg�land�rmas�
gereken (bu konuda tabi� ki metafizik�ileri de) soru �u
olmal�d�r: B�t�n bu cans�z nesneler, dura�an hayat bi�imleri
ve k���k par�ac�klar, e�er ileti�im i�iyle me�gul
iseler, o zaman �izgilerimiz neden ve ne zaman kesi�ir?
Cevap tabi� ki ileti�im h�linde olmad�klar�d�r. �yleyse,
ni�in bu b�y�k gizem?
Benim inanc�mda olan birs�r� bilim
adam�na g�re, ruhsal/fiziksel, s�per�uurlu/�uurlu
benliklerimiz (e�er tercih ederseniz, dalga/par�ac�k
kuantum yanlar� diyebilirsiniz), do�al olmayan bir bi�imde
ayr�lm��lard�r. Seyyal bir ikiye b�l�nme olu�mu� ve
fiilen ikiye ayr�lm���z. Bu, as�rlardan beridir felsef�,
sosyolojik ve dinsel kaynaklar taraf�ndan ger�ekle�tirilen
negatif programlama sonucu olu�mu�tur;, hele dinsel etki
belki de �o�umuzda en a��r basan fakt�rd�r.
Kendi dalga nitelikleriyle veya D��
Zaman dalga bantlar�nda hareket eden di�er zek�lar ile
irtibata ge�me e�ilimi g�steren birka� ki�i; h�kim
felsef� veya ruhban ak�ma g�re, ya iyi ya da k�t� gitmi�tir.
�rne�in eski zamanlarda, kad�n k�hinler
sayg� g�r�rlerdi ve hi�bir imparator, kral veya lider, b�yle
bir k�hine dan��maks�z�n bir. sava�a girmeyi g�ze
alamazd�. Hristiyanl�k dalgalar� d�ny�da yay�lmaktayken,
Engizisyonun parma�� hedefi buldu ve "Psi"ye e�ilim
g�sterdikleri gerek�esiyle milyonlarca masum insan korkun�
�ekilde �ld�r�ld�. Cad� av�na bug�n h�l� devam
edilmektedir; mu�lak bi�imde de olsa mistisizm, metafizik ve
hatta psikoloji ve bilim ile ilgilenen herhangi bir ki�i,
dinci fanatikler taraf�ndan "�eytan ile i�birli�i i�inde"
(ne anlama geliyorsa) bulundu�u gerek�esiyle h�l� su�lan�yor.
Bilgisini ve fark�ndal���n� geni�letmesi
i�in zihne hi� yer b�rakmayan ve gezegenimizin ya�� ve
nas�l var oldu�u gibi saptanm�� ger�eklerin varl���n�
ink�r eden herhangi bir rejim veya inan�, �zg�rl�k ve �zg�r
irade ad�na sorgulanmal�d�r. Kabul etmemiz gerekir ki,
insanlar�n kendi inan�lar�na sahip olmaya haklar� vard�r;
fakat bu inan�lar� hile Veya zorla ba�kalar�na kabul
ettirmeye gelince, bunun bir mesafesi olmal�d�r.
�yle zannediyorum ki, �u c�mleyi s�yleyen,
en son Amerikan ba�kanlar�ndan biri idi:
"Di�er
herkesin �zg�rl���, y�z�m�n on be� santim �tesinde,
durur."
|