|
Olaylar�n Da��l�m�nda
Adaletsizlik mi Var?
Bir yanda
dogmatik klasik spiritualist mesleklerin �nde gelenlerince
halledilemeyen, �te yandan da �demci maddecilerce i�inden ��k�lamayan
konulardan biri de, insanlar�n ba�armak i�in sergiledikleri
cehitlere ve hatta g�sterdikleri becerilere kar��n, �o�unlukla
ho� olmayan ya�am ko�ullar� alt�nda ya�amak zorunda
kalmalar�d�r.
�A��yetenekli bir insand�r, �al��kand�r, temiz
huyludur, sever ve sevilir. �B�� ise yeteneksizin biridir,
haylazd�r, tembeldir ve bencildir. Bununla beraber, ya�amdaki
t�m ba�ar�lar onu arar bulur. �ncekinin b�y�k �abas�na
kar��n; elde edemedi�i bir mutluluk, ikincisine beklemeden
gelir. Bunlar�n ikisi de ayn� i�in pe�ine d��m�� olsa; o
i�, �A��ya s�rt�n� d�ner. �B��ye do�ru
olabildi�ince ko�ar. Hatta bu da yetmiyormu� gibi,
beklenilemeyen zamanlarda gelen fel�ket hep �A��y� arar,
onun elindekileri ve avucundakileri silip s�p�rmeye �al���r.
�B��ye bug�n bir miras, servet, yar�n beklenmeyen b�y�k
k�rlar ve �b�r g�n zengin bir evlilik getiren talih
�A��n�n g�n�n birinde atalar�ndan kalma kul�besini
yak�p k�l eder, ba�ka bir g�n be� on kuru�luk kazanc�n�
bozar ya da kendisine destek olan bir dostunu / akrabas�n� al�p
g�t�r�r. Bunun nedeni nedir ve g�r�n�rde l�y�k g�r�nmeyen
bir adama t�lih s�rekli g�lerken, lay�k bir kimseye neden s�rt�n�
d�nm�� bulunmaktad�r? �lk bak��ta, burada b�y�k bir ad�letsizlik
var gibi g�r�n�r.
Nas�l ki �A�.� n�n bu durumlara dayanma g�c�,
onun ancak hikmet yolundaki bilgisi ile uyumludur. E�er o,
evreni y�neten yasalar�n s�rlar�na az �ok n�fuz edememi�
ise, bu ya�am onun i�in dayanmay� zorla�t�r�c� s�n�rlara
ula��r. Sonunda, zorla ya�atmak istedi�i sabr� t�kenir, �evresine
�ik�yetli ve isyanl� s�zler savurmaya ba�lar. Kendisi de d�hil
oldu�u halde, her varl��a d��man kesilir ve herkese kar��
g�vensizlik g�sterir. Giderek t�m insanlardan ka�mak
arzusunun etkisi alt�na girer.
��nk� herkes ona sanki k�t�l�k yapmak i�in yarat�lm��
gibi gelir. Onun g�z�nde do�a yasalar� z�lim�nedir, haks�zl�k
her yanda yayg�nd�r, d�nyada ad�let yoktur; evrende iyilik
de�il, k�t�l�k egemendir. Sonunda en korkun� ve tehlikeli
fikirler bu karamsarl��� izler. Onun anlay���na g�re,
iyiler de�il, k�t�ler ya�amaya lay�kt�r. Bu gidi�ler, bir
an gelir ki o, bu karanl�k d���ncelerin i�inde b�y�k bir
bo�lu�a do�ru y�r�d���n� duyar ve bu bo�lu�a do�ru
ilerledik�e, �evresinin daha �ok karard���n� zanneder. En
sonunda, simsiyah bir gece onu t�m varl���n� ve g�zel
melekelerini uyu�turur. B�ylece bir ya�am deneyimi yar� yar�ya
heba olup gider.
Bu kimse t�m bu olup bitenlerin hikmetini ��retecek ve
onu, u�urumlarla dolu olan bu karanl�k alanlardan kurtaracak
nur nerededir? Ne dogmatik dinler, ne �nl� bir tak�m adlara
dayal� felsefi ekoller, ne de bilimsel
ve ahl�ksal yapt�r�mlar, bu olup bitenleri mant�ksal
ve g�ven verici bir �ekilde a��klamaya yetmi�tir. Burada g�r�len
haks�zl�klar�, ad�letsizlikleri a��klamak i�in ileri s�r�len
fikirler, bu durumdaki varl�klar� yat��t�rmak sakinle�tirmek
ve rahatlatmak ��yle dursun, daha da karma��k yollara y�nlendirmi�
ve �st�rab�n �uurlu anlam�n� verememi�tir. Ist�rab�n y�ksek
ve derin anlam�n� anlayamayan varl�klar onun ger�ek
nedenlerini de g�remez; tehlikeli yollarda cinayetlere,
intiharlara ve daha bin bir �e�it k�t�l�klere kendilerini
koyuverirler. ��nk� �teselli� olarak i�ittikleri bir�ok
a��klama ve ���t onlar�, �ekmekte olduklar� a��r �st�raplar�n�n
kendileri i�in b�y�k mutluluklar haz�rlad���na i�tenlikli
bir �ekilde inand�ramam��t�r.
D�nya Deneyimleri Kar��s�nda �Mutluluk� ve �Fel�ket�
Kavramlar�
G�r�n��te
adaletsizce ve hatta z�limce olan t�m bu e�itsizliklerin
bireyin kafas�nda k�t�l�k kavram�n� yaratt��� ku�kusuzdur.
E�er t�m varl�klar ayn� derecede ve �ekilde ya�am��
olsalard�, ortada k�t�l��� belirleyecek bir �l��
kalmazd�. Yoksul birinin en b�y�k �st�rab�, kendisini bir
zengin ile kar��la�t�rd��� zaman ortaya ��kar. Ayr�ca,
d�nyada sef�letten ba�ka ya�am �ekli bilinmeseydi, sefalet
bu kadar �st�rapl� olmazd�.
Bununla birlikte, ne olursa olsun, bug�n d�nyada bir
iyilik, bir de k�t�l�k kavram� egemendir. Bunlar, ki�iden
ki�iye de�i�en bir anlay�� olmakla beraber, b�y�k realite
de�erine s�hiptirler. Bunlardan birincisi mutluluk ile,
ikincisi de fel�ketle ilgilidir. O halde mutluluk ve fel�ket
nedir ve ger�ek de�erleriyle bunlar� nas�l inceleyebiliriz?
Yolda giderken kafama bir ta� d��se, beni yaralasa; bu
olay benim i�in iyi mi, yoksa k�t� m� olur? Hemen, �k�t�
olur elbet!� diyeceksiniz
. Fakat sevgili okuyucular�m aras�nda, bu h�km� verenler
kendilerinin aceleci
olduklar�na inanabilirler. �yilik ve k�t�l�k hakk�nda
kararlar�m�z� verirken ve bu arada kendimizi mutlu ya da
mutsuz tasavvur etmezden �nce Sebep � Sonu� Yasas� kapsam�nda
olup duran olaylar zincirindeki birbiri ard�na gelen halkalar�n
elbette bir birine ba�l� olduklar�n� unutmamak gerekir.
Burada akl�m�za gelmesi gereken iki sorunun yan�t�n�
vermek zorunda kal�r�z: �nce, acaba bu ta� benim kafama d��mesi
ve beni yaralamas� benim ya�am ko�ullar�mdan ve �evremle
olan ili�kilerimde ne gibi sonu�lar do�urdu. Ku�kusuz, bu
sorular�n yan�tlar�n� verebilmek bizim i�in �o�u zaman
olanakl� de�ildir. Bununla birlikte, bu yan�tlar� do�ru
olarak verebildi�imiz anda g�r�r�z ki o ta��n ba��ma d��mesi
ve beni yaralamas� benim yaralanmam i�in gerekliydi(*).
�yilik ve k�t�l�k kavramlar�, her �ey gibi g�recelidir.
K�t�l�k, kendisinden daha �ok k�t� ya da daha az iyi
olgulara g�re de�er kazan�r. Hi� unutmayal�m ki, bize
uzaktan ideal bir mutlulu�u getiren iyili�e kavu�tu�umuz
zaman, e�er o iyilik bizi daha uzakta belirmeye ba�layan daha
b�y�k bir mutluluktan yoksun b�rak�rsa, bizim i�in k�t�
niteli�i kazan�r. Fakat bu ikinci a�amada bulunan daha y�ksek
iyilik de son ve mutlak de�ere sahip de�ildir. Nas�l ki, ona
da ula�t�ktan sonra ba�ka yeni arzular ve mutluluklar pe�inde
ko�maktan kendimizi alamay�z. Bu durum, durmaks�z�n b�ylece
s�r�p gider. K�t�l�k hakk�nda da ayn� durum ge�erlidir.
�lk hamlede fel�ket getirdi�ini d���nd���m�z k�t�
bir olgunun, daha sonra; �ncekinden daha �ok felaketli bir
sonu�tan bizi korudu�unu g�rd���m�z anda, o olgu bizce
iyilik haline ge�er.
Bunlar� g�z �n�ne ald�ktan sonra, yukar�daki
sorular�m�z�n yan�tlar�n� vermeye �al��al�m: E�er
yolda giderken, ba��ma ta� d��meseydi ve yaralanmasayd�m,
ted�vi edilmek i�in evime ya da bir doktora gitmeyecektim. Bu
da, doktorun yan�nda tan��aca��m de�erli ve bana ba�ka
alanlarda da yard�mc� olabilecek bir dost insanla kar��la�abilmeme
olanak sa�lamayacakt�, ya da evdeki yoklu�um s�ras�nda
ortaya ��kabilecek bir fel�keti �nleyebilmeme engel olacakt�,
hatta yoluma devam etmem durumunda, beni bekleyen daha b�y�k
bir fel�ketin sonu�lar�yla kar��la�mak tehlikesine d��ecektim.
Bunlar akla ilk gelen olas�l�klard�r. Oysa ya�amda b�yle
binlerce olay�n birbirini izledi�i ve birbirini do�urdu�u
kesindir. Ayr�ca her olay�n y�n� bizim bildi�imiz ya da
bilmedi�imiz bir iyilikle sonu�lan�r. ��nk� do�ada esas
olan �ey geli�imdir ve evrenin varl��� bu b�y�k amac�n
bir arac� olmak i�indir. Genel anlamda geli�imde k�t�l�k s�z
konusu de�ildir (**).
Biz �ok c�hil kimseleriz ve �l�hi �r�de Yasalar��n�n
gereklerini ve zorunluluklar�n� idrak etmi� olmaktan �ok
uzaktay�z (***).
Bu nedenle, olaylar zincirini �lliyet �lkesi bak�m�ndan,
ileriye / geriye do�ru izleyebilmek bizlere �o�u zaman kolay
olmaz ve bu zincir bir�ok yerinden kopmu� g�r�n�r. Bundan
dolay� da, baz� halkalar� yerinde g�remeyince, onlar� b�sb�t�n
yoklu�una h�kmederiz ve yerlerine yalan�yanl�� halkalar
eklemeye kalkar�z. T�m bu hareketler bizim deneyim ve g�rg�
eksikli�imizin do�al sonucudur. ��te bizler bu deneyim ve g�rg�
eksikli�imizi gidermek i�in d�nya geli�im okuluna girmi�
bulunmaktay�z. D�nyada ge�irdi�imiz / ge�irece�imiz
deneyimleri ya�ad�k�a anlayaca��z ki, bizim �iyilik� ve
�k�t�l�k� dedi�imiz �eyler; sand���m�z gibi ne ger�ek
mutlulu�u ne de ger�ek fel�keti getirir. Ayr�ca yery�z�nde;
al���lm�� �ekliyle kabul etti�imiz �mutluluk� ve
�fel�ket� kavramlar�, buradaki her �ey gibi s�dece d�nyaya
�ittir ve d�nya ya�am� ile son bulacakt�r. Fakat �yle bir
son bulacakt�r ki, biz onlar�n hay�rl� sonu�lar�ndan �lmez
yararlar sa�layarak, ebed� ya�am�m�z� s�rd�rece�iz.
Dahas�, bir zamanlar bize g�z ya�lar� d�kt�ren �st�rapl�
olaylar�n, bizim i�in ne kadar gerekli olduklar�n� ve ne
kadar b�y�k ve ebedi mutluluklara yol a�m�� bulunduklar�n�
sakin ve mutlu bir g�l�mseyi�le an�msayaca��z. Ruhlar�n,
evrendeki varl�klar�n�n amac� etkili bir etkinliktir.
Cehitsiz etkinlik olmaz. Yorulmadan, �st�rap �ekmeden bir
cehit g�sterebilmenin s�rr� maddesel alemlerdeki deneyimlerle
��renilir. O halde, �st�raplardan kurtulman�n �aresi �st�rab�
��renmektir.
D�nya Deneyimlerinin Anlam�
D�nyaya ni�in
geldik? Ruhun ebed� hayat�nda cereyan eden t�m olaylar ancak
onunun tekam�l� i�indir. Ruhun y�kseli�i ebed�dir. Ruhun
madde evrendeki hayat� da ebediyet kadar uzundur. Onun bu ebed�
hayat i�inde bir saniyelik bile zaman de�erinden yoksun
bulunan d�nya ya�am�nda k�t�l�k aramak ve g�rmek anlams�z
olur. Ebed� ruh hayat�na oranla bir an bile olmayan d�nya ya�am�n�
ama� olarak kabul edemeyiz. Ruhun madde evrenindeki hayat� say�s�z
ve sonsuz olaylarla doludur. Es�sen ruh hayat�n�n da bir
anlam� budur. Olup bitenlerin ger�ek de�eri ve hikmeti, iyi
ya da k�t� olmalar� ile de�il, �u ya da bu bak�mdan ruhun
tek�m�l�ne katk� sa�lamalar�na g�re belli olur. E�er
�A�.� n�n ya�am� �B�� nin ya�am�na oranla �k�t��
ge�iyorsa; bu, �A�.� n�n eziyet �ekmesi i�in bir
cezaland�rma de�ildir. �l�hi �r�de Yasalar� bu kadar
basit ve be�eri bir yakla��mla �l��lemez. Do�ada �d�llendirme
ve cezaland�rma olmad���n� defalarca s�ylemi�tik. Bu s�z�m�z
de�i�ik do�a ve ruh olaylar�na dayan�r. E�er �A��n�n
ya�am� �B�� nin ya�am�na oranla �st�rapl� ge�iyorsa,
bu durum �A��n�n geli�im gereksinimlerinden do�mu� bir
zorunluluktur. Nas�l ki o, e�er bu sefil ya�am�n�n kar��s�nda
isyan ederek gerilerse, ya da bu ya�ama pasif bir �ekilde
boyun e�erse, yery�z�ne inerek b�yle bir ya�am� se�mi�
olmas�ndaki hedeflerinden sapm�� ve uzakla�m�� olarak bu
ya�amdan yenik ve ba�ar�s�z ayr�lm�� olur.
Acaba ya�am deneyimlerinden ba�ar�l� ya da ba�ar�s�z
��kmak, olaylar kar��s�nda beceriksizlik g�stermemek ne
demektir? Belirsiz gibi g�r�nen ve bazen de yanl�� d���ncelere
yol a�an bu konunun a��k�a g�r���lmesi gerekir. Her �eyden
�nce �unu a��k�a ortaya koymak gerekir ki, olaylar i�inden
ba�ar� ile ��kmak demek; maddeci bak�� a��s�n�n �nerdi�i
gibi olaylar�n gereklerini maddesel arzu ve e�ilimlerimize
uydurabilmek de�ildir. b�yle d���nmek bir yenilgidir / yan�lg�d�r.
Bunun aksini d���nelim: Olaylar i�inden zaferle ��kmak,
bizim �geri� ve tehlikeli arzu ve e�ilimlerimizi co�turuyor
diye, olup bitenlerden ve bunlar�n sonu�lar�ndan ka�mak da
de�ildir. Bu da deneyimlerden ka�may� ve sonu� olarak ya�amdan
yenik ��kmay� beraberinde getirir. ��nk� bu t�r arzu ve e�ilimler
d�nya ya�am�ndaki deneyimlerin unsurlar� aras�nda bulunan
birer geli�im arac�d�r. Bir ya�am s�nav�ndan /
deneyiminden ba�ar�yla ��kmak demek; ne �geri� e�ilimlerimizi
beslemek, ne de deneyimlerden �ekilmek demektir. Ya�ama
inmekteki ama� ne odur, ne de budur. Burada yap�lacak i�; bu
ara�lar sonucunda ruh varl���nda olu�abilecek ac� ve tatl�
tepkileri vicdan�n y�nlendirmesine uygun bir yana �evirebilmektir.
Bu yap�labildi�i oranda, ger�ek anlamda ba�ar�dan s�z
edilebilir.
Bu s�zleri bir �rnekle a�mazsak yine belirsizlikten
kurtulamay�z. Bunun i�in �X�� �ahs�n� bir �rnek
olarak ele alal�m. Bu kimse d�nyaya para sevgisiyle gelmi�tir.
Onun paraya kar�� olan bu zaaf� ve �ekilimi; s�zlerimize g�re,
ne ger�ekle�mesi gereken bir ama�t�r, ne de yok edilmesi
gereken bir illettir. O, s�dece �X�.� i para kazanmak
yolu ile t�rl� t�rl� etkinliklere y�netmeye ve bu
etkinliklerden de ona ruhsal bak�mdan t�rl� t�rl� yararlar
sa�lamaya ara�t�r. O halde bu h�rs; ne at�lacak, ne de sat�lacak
bir �eydir. B�ylece �X�.�
para kazanmak sevd�s�yla d�nyada bir�ok olaya girip ��kmaktad�r;
bunu b�yle yapmas� da geli�im ve d�nyada enkarne olmaktaki
amac� bak�m�ndan olmazsa olmazd�r. Onun bu kapsamda giri�imleri
neler olacakt�r? Pek �ok !
�rne�in; bir a��� olur, lokanta a�ar, bir
komisyoncu olur bol para getiren bir meslek pe�inde ko�ar,
memur olur, t�ccar olur, borsac�, kumarc� vb. vb. t�m bunlar
da para h�rs�n� doyurmaz, h�rs�z ya da katil bile olur. E�er
o, bu h�rs�n� / a�g�zl�l���n� sel�meti nefs i�in
tehlikeli oldu�unu d���nen ve onu; sak�n�lmas� gereken
bir d��man zanneden d���nce ve anlay�� s�hipleri aras�nda
bulunursa bu arzusunu ��ld�rmek� amac�yla para kazanmak
konusunda hi�bir giri�imde bulunmaz. Kendisini yery�z�nde
korkun� bir at�lete y�nlendirecek olan, ne oldu�u ters anla��lm��
bir kanaatk�rl��a d��er. E�er bir taksi �of�r� ise,
g�nl�k ekmek paras�n� ��kar�r ��karmaz yan gelip
yatar uyur. Ya da �bir lokma, bir h�rka� diyebilecek kadar
da ileri gitmi� ise, i�ini g�c�n� b�sb�t�n b�rakabilir.
Bu durum onun �z benli�inde sonucu pek k�t� olan tembellik
arzusunu yarat�r. Bu �ekilde, ruh varl���n�n en g�zel bir
melekesi olan ve geli�imin hedefi bulunan �tesirlilik g�c��
geli�ece�i yerde tam tersine iyice �uyu�ur�.
Oysa d�nyada enkarne olmaktaki ama�, tamam�yla bu
sonucun aksineydi. Ya �z benli�inin g��s�zl���, ya da
yanl�� bir ko�ulland�rma / telkin ve terbiyeden do�mu� bir
tutuculukla / ba�nazl�kla at�lete d��m�� bir m�nzevi,
bir bedbahttan ba�ka �ey de�ildir. Dahas�, onun bu d�nyadan
ayr�l���, hi� ku�kusuz zafer ter�nelerine neden
olmayacakt�r. �nzivaya �ekilmi� m�nzeviler, sel�meti
kanaatte bularak tembel bir ya�am bi�imini ye�lemi� olan i�sizler
ve nihayet t�m d�nya i�lerinden topyek�n ka�mak isteyenler
bu grubu olu�turur. Peki bunlar d�nyaya ni�in gelmi�lerdir?
E�er ama�lar� kendi arzular�n� (kendi s�ylemleri
ile) �k�reltmek� idiyse,
bu arzular ruh h�lindeyken z�ten yoktu ve bu e�ilimlerin do�u�u
maddeye olan ba�lant�n�n sonucudur. Bundan dolay� e�er ama�
bu arzu ve e�ilimlerden ka�mak / kurtulmak idiyse, varl�k
maddesel ortamlara enkarne olmaz, ruh �leminde rahat rahat
otururdu� E�er inziv� ya�ant�s� baz� kimselerin sand���
gibi, bir tak�m h�rikalar ve mucizeler g�stermek amac�na y�nelik
ise, bu ama� gene ruh ya�ant�s�nda bol bol bulunur. Kald�
ki, ruhun maddesel ba�lant�lar� d���ndaki esiri
etkinlikleri birer mucize say�l�yorsa; bu mucizelerin tasavvur
bile edilemeyecek �ekilleri, spatyomdaki her varl���n ya�am�nda
do�al ve zorunlu bir tez�h�r h�linde ortaya ��kmaktad�r.
O halde, insanlara m�rifet g�stermek ya da d�nya yasalar�n�n
d���nda ya�amaya �al��mak i�in d�nyaya gelmeye gerek
yoktur. Spatyomda ruh varl�klar� i�in z�ten bol bol var olan
�eyleri sa�lamak amac�yla yery�z�ne gelinmez. ��nk� d�nyan�n
yasalar� spatyomunkilerden ba�kad�r ve ruhlar bu yasalardan
yararlanarak deneyimlerini artt�rmak i�in yery�z�ne inerler.
Yery�z�n�n yasalar�n�n belirgin niteli�i, enkarne varl�klar�;
ya�amlar�n� s�rd�rebilmeleri i�in, her an maddesel
etkinlik i�inde olmaya y�nlendirmek ve zorlamakt�r. D�nyada
ge�erli yasalardan, bu zorunluluk i�inde i�sel geli�im y�n�nde
yararlanm�� olan ki�i d�nya ya�am� deneyimlerinde ba�ar�l�
say�l�r.
Daha �nce de belirtti�im gibi, ruh madde ili�kisinin /
ba�lant�s�n�n gev�emesi, normal / s�radan durumlarda g�r�lmeyen
bir tak�m metapsi�ik becerilerin ortaya ��kmas�na ve geli�mesine
neden olabilir. �rne�in, uzun zaman toplumsal ya�am�n g�r�lt�l�
ortamlar�ndan ve onun gere�i olan i�lerinden elini ete�ini
�ekmi� ve beslenmesini de birka� zeytin tanesine indirgemi�;
i�e d�n�k, dalg�nl�k h�linde ve d�nyadan kopuk ya�ayan
bir m�nzevide bir tak�m s�ra d��� haller be metapsi�ik
beceriler g�r�lebilir. Bu m�nzevi (fakir ya da dervi�) �rne�in,
kendisini; bedeninin bulundu�u yerden y�zlerce kilometre
uzaklardaki insanlara g�sterebilir (dedubluman), gelecek
olaylar� �nceden haber verebilir (telestezi / keh�net), kendi
bulundu�u y�reden �ok uzaklarda bulunan e�yalar�n yerlerini
de�i�tirebilir (telekinezi) vb.vb. Fakat bunlar�n hi�birinde
�ok �a��r�lacak ve g�zde b�y�t�lecek bir durum yoktur.
Ayr�ca, bu tezah�rler hi�bir zaman, herhangi bir enkarne varl���n;
bu becerileri olmayanlardan daha y�ksek ya da daha geli�mi�
(idraki, �uurlu) oldu�unu g�stermez. Yery�z�nde bir�ok
deneyimsiz kimsenin g�z�nde bu m�rifet s�hipleri aras�nda
�yleleri bulunur ki, onlar (e�er d�nyadaki as�l vazifelerini
ihmal etmi�lerse) spatyomda, d�nyadaki parlak marifetlerinin
karanl��� i�inde donup kal�rlar.
�zet olarak diyebiliriz ki, ruh ile d�nya maddeleri
aras�ndaki ba�lar�n gev�emesinden do�an bu durumlar�, bir
ker�met, bir ermi�lik sayarak ki�iyi geli�im yolundan ve y�ksek
(ya�am plan� kapsam�ndaki ) vazifelerden ay�ran b�yle
yalanc� g�steri�lerin cazibesine kap�lmaktan sak�nmak
gerekir.
Bir de bunun aksini alal�m: E�er para h�rs�yla
�X�..� b�yle yapmaz da, bunun tam aksine olan yolu
tutarsa, yani para kazanmak arzusunu bir ara� oldu�unu tamamen
unutup, para biriktirmeyi, olabildi�ince fazla alt�n toplamay�
ya�am�n bir amac� kabul ederse; onun ya�arken alt�n,
biriktirmek amac�yla her k�t� ve hatta i�ren� hareketi do�al
saymas� kendince normal olacakt�r. Art�k o, para h�rs�n�n
ki�iyi �y�ksek� ve vicd�ni etkinliklere y�nlendirecek
bir ara� oldu�unu unutmu�tur. Bundan dolay�, daha �ok para
kazanmak amac�n� e�er o, az emek harcamakla ya da hi� �al��mamakla
elde edebiliyorsa, teredd�t etmeden, vicdan�n�n sesine de
kulak asmadan, bu yolu ye�ler ki, bu da her zaman gayrime�ru
kabul edilen bir yol olur. Ama onun i�in bu, me�ru bir yoldur.
��nk� bu yol ona daha kestirmedir, daha �ok para
getirmektedir. O, b�yle bir sapm��l�k i�inde; �alar, hile
yapar, yalanc�l�k ve doland�r�c�l�ktan �ekinmez. Bu u�urda
ba�kalar�n�n (en yak�nlar�na bile) ihanet eder, ba�kalar�n�n
(genellikle yoksulun ve mazlumun) s�rt�ndan ge�inir ve hatta
bu yolda ba�kalar�n� yok eder. T�m bu �arp�k gidi�, onca
ge�erli ve do�rudur. ��nk� o, bu yollar�n hangisinden
giderek; amac�na daha �abuk ve emin olarak varabilirse, o yolu
tutmakta kendince hakl�d�r, yeter ki yakay� ele vermesin�
Bu adam/ kad�n ya�am deneyiminde yenik durumdad�r ve
hi� ku�kusuz spatyomda d�nenlerden, yenilmi�ler ve �mitsizler
kafilesinde olacakt�r. ��nk� onun para sevdas�yla d�nyaya
gelmesi, d�nyada alt�n biriktirmek etkinli�ine / u�ra��na
y�nelik de�ildi. Buradaki ama�, �nce para kazanmak i�in at�laca��
i�lerde vicdan�n�n sesine uyarak emekli ve zahmetli maddi
kazan�lar�ndan her f�rsatta fedak�rl�klar yapabilmek olana��n�
bulmak i�indi. ��lerinde, kendine ihtiya� g�steren bir�ok
zavall�yla / mazlumla kar��la�acakt�. Onlara yard�m
edebilmek, onlar�n �st�raplar�n� hafifletebilmek i�in �n�ne
bir�ok geni� olanak ve f�rsatlar ��km�� olacakt�. Dahas�
o, gerekti�inde kendi g�zya�lar�n�n neden olsa bile, bir �aresizin
/ mazlumun g�zya�lar�n� dindirmek zevkini tadacakt�. �kinci
olarak, para ile ya da onu kazan�rken g�sterece�im
etkinliklerle benim yard�m�ma ihtiyac� bulunanlara yard�m
edebilmek ve bende potansiyel olarak bulunan tesirlilik
melekesini geli�tirmek i�in. Ayr�ca bu genel form�l �u
genel form�l�n g�nl�k ya�amdaki uygulama �ekillerinden
birisidir: Ben d�nyada ya�amak zorunda kald�m, fakat orada ya�amak
i�in de�il; g�sterece�im idraklenme cehti ile , do�an�n
genel uyumu i�inde k���k bir yard�mc� olabilmeyi ��renmek
i�in.
T�m bunlardan �u sonu� ��kar: D�nya ya�am�ndan ve
deneyimlerinden ama�, ruhun; maddesel kazan�lar� bir hedef de�il,
y�ksek ve genel hedeflere ara� olarak tan�may� g�rg� ve
deneyimle ��renmesidir. ��te ruhun bu g�rg� ve deneyim
birikimi oran�nda maddelere ve olaylara egemen olur ki, d�nya
ya�amlar�nda g�sterilen idraklenme cehti bu y�ndeki ba�ar�n�n
ortaya ��kmas� i�in gerekli olan birer egzersiz / uygulama
yerine ge�er.
�ok uzaklara gitmeye de gerek yok; ya�amdaki t�m
etkinliklerin be�er kabiliyeti �zerinde oynad�klar� etkili
rolleri bilmeyen yoktur. �rne�in, kentsel ya�am�n g�r�lt�l�
kalabal��� i�inde hi� bulunmam�� bir k�yl�, oraya ilk
kez girince, �a��r�r ve her ad�m�nda bin bir beceriksizlik
sergiler. O bu ya�am i�inde acemi, hatt� korkak bir varl�kt�r.
Bununla birlikte, birka� ayl�k �ehir ya�am�na onun kar��mas�,
bu k�yl� vatanda��m�z� ustala�t�r�r. O da herkes gibi
ya da herkese yak�n bir kentli olur ve becerilerini �teki
kentliler gibi cesaretle kullanmaya ba�lar. ��te bu durum
deneyime dayal� ya�am�n k�yl�ye kazand�rd��� bir
melekedir. E�er bu k�yl� kente indi�i halde; orada halk aras�na
kar��aca��, i� ya�am�na kat�laca�� ve iti�li kak��l�
kalabal���n i�inde yuvarlanaca�� yerde, kendisini bir
odaya hapsedip, s�dece pencereden, gelip ge�enleri izlemekle
yetinmi� olsayd�, birka� ay de�il, birka� y�l sonra da,
halk aras�na ilk kar��t��� zaman, ilk g�ndeki acemili�ini
korur ve k�yl�ye d�nd��� zaman, sanki bir kente hi�
gitmemi� gibi olurdu.
Bir kez �st�rap vermi� bir olay, ikinci kez ayn�
kimseye gelirse, onda �nceki kadar derin ac� olu�turmaz. Bu s�ylemde
�u ger�ek gizlidir: Enkarne varl�klar olaylarla kar��la�a
kar��la�a gittik�e pi�mekte ve kuvvetlenmektedirler. Demek,
olaylar�n (ya�am s�navlar�n�n) �stesinden gelmek; ne
onlardan ka�mak, ne de onlar�n sa�lad��� ruhsal
reaksiyonlara pasif olarak boyun e�mekle olas�d�r. Tam
tersine olaylarla kar��la�mamak, onlarla g���s g��se �arp��mak
ve sonunda olu�an i�sel haletleri vicdan�n g�sterdi�i
yollarda de�erlendirmek d�nya geli�im okulunda �y�kselmenin�
s�rr�n� olu�turur.
V�cudumuzun kaslar� at�l kald�klar� zaman nas�l zay�flar
ve �s�nerse� ; t�pk� onun gibi, enkarne varl�k da at�l
ve pasif kalarak gerekli kudretleri kazanamaz. Bu �� buutlu
alemin her uzaysal objesinde ge�erli olan bir yasad�r. Ger�ek
anlamda g��l� birey, herhangi s�k�nt�l� bir olay kar��s�nda
�ocuklar gibi a�layan, m�z�ldanan ya da sevinen (k�saca,
duygusalla�an) bir kimse de�ildir. Ger�ek anlamda g��l�
birey, say�l� y�llarla s�n�rl� d�nya ya�am�n�n gelip
ge�ici olaylar�ndan etkilenmeyen ve onlar kar��s�nda tav�r
ve uygulamalar�n� vicdan�n�n g�sterdi�i yollarda ay�rmayan
kimsedir.
Ba�ar�s�zl�k Kar��s�nda Giri�imde Bulunman�n De�eri
ve �nemi
�A�� adl�
ki�i c�l�z benli�ini kuvvetlendirmek i�in, daha do�rusu ya�amda
�pi�mek� i�in olaydan olaya girecek, onlar aras�nda
yuvarlanarak yo�rulacakt�r. Onun buna, i�sel geli�im bak�m�ndan
gereksinimi vard�r. Bundan dolay�, bir kimsenin bir ba�kas�na
oranla �ac�� ya�am ko�ullar� i�inde ya�amas� bir
talihsizlik olamaz. E�er burada bir talihsizlik s�z konusu
olursa, o da i�in �y�ksek� nedenseli�ini g�rmemekte ve
onu �talihsizlik� olarak kabul etmektir. Erdem s�hibi bilge
ki�i t�m bu �z�nt�l�, s�k�nt�l� ve yorucu olaylar�n i�sel
geli�im ihtiya�lar�ndan do�ma birer zorunluluk oldu�unu
bilir ve bir boks�r�n yedi�i yumruklara kar��n, seve seve d�v��meyi
s�rd�rmesi gibi, d�nya olaylar�n�n kendisine savurdu�u hat�r�
say�l�r yumruklar� yiye yiye o olaylardan zaferle ��kmaya
�al���r. Boks�r�n rakibinden ka�makla ya da pasif olarak
ba��n� onun yumruklar� alt�na uzat�p beklemekle hi�bir �st�nl�k
elde edemeyece�i gibi; olaylardan ka�makla ya da onlar kar��s�nda
�t�l kalmakla da ya�amda zafer sa�lanamaz. Ya�am m�cadelesi
ile ilgili fikirlerde ne yaz�k ki, ne klasik ruh�uluk, ne de
klasik materyalizm bize ortama olan do�ru yolu g�sterememi�tir,
ya sa�a ya da sola ka�m��t�r.
O halde giri�imcilikten korkmayaca��z. Her giri�imin
sonunda ba�ar�s�zl�k deneyimlense bile, ba�ar�s�zl�klarla
gelen deneyim ve g�rg� birikimi bizi ger�ek hedeflerden
uzakla�t�rmak ��yle dursun, tam tersine onlara y�nlendirerek
yakla�t�racakt�r. ��in asl� b�yle olunca, ba�ar�s�zl�klardan
da korkmayaca��z; yeter ki hi�bir giri�imimiz vicdan�m�z�
en ufak bir oranda bile incitebilecek niyetlere ve e�ilimlere y�nelik
olmas�n. G�r�l�yor ki, iyi niyet i�eren her giri�im �z
benli�imizin ve dolay�s�yla ruhumuzun g��lenmesi i�in
zorunlu olan bir etkinlik hamlesidir. �yi niyeti elden b�rakmadan
ve vicdan�n sesine de kulak t�kamadan s�rekli etkinlik h�linde
ortaya ��kacak ba�ar�lar ya da ba�ar�s�zl�klar ikinci
derecede �nemli olan konulard�r. Burada aslolan bu ba�ar�l�
/ ba�ar�s�z sonu�lar�n bizi daha y�ksek ruhsal d�zeylere
y�nlendirecek yeni giri�imlere vesile ve ara� olmas�d�r.
�yi niyetle ba�latt���m�z bir giri�im e�er ba�ar�s�zl�kla
sonu�lanm�� ise bu ba�ar�s�zl�k bize yeni giri�imleri ba�latmak
i�in bir k�rba� darbesi olmal�d�r. Varl���n geli�tirici,
varl�ksal kazan�m getirici ba�ar� b�yle sa�lan�r g��l�
varl�klar b�yle yeti�ir. �unu da �nemle vurgulamak isterim
ki, burada s�z konusu varl�ksal kazan�mlar� getiren etmen
iyi niyet ve vicdan sesi y�n�nden sapmamakt�r. �u halde
vicdan�n�n sesiyle hareket eden bu hareketiyle be�eri �l��lere
g�re ba�ar�s�zl��a d��en her insan hakikatte ba�ar�l�
olmu�tur, denir; e�er ba�ar�dan ama�, ruhun zaferi ise.
��nk� her vesileyle s�yledi�imiz gibi
ruh varl���n� ba�ar�ya g�t�ren �ey ba�ar�l� /
ba�ar�s�z sonu�lar de�il, o sonu�lara ula�mak i�in
sergilenen iyi niyetli emektir. Sonu�lar�n ikinci derecedeki
rolleri ise yukar�da birka� sat�rla belirtmi�tik.
Tekrardo�u� ve T�lih
O halde
�A...� n�n ya�amdaki ba�ar�s�zl�klar�n�n, onu yeni
giri�imlere y�neltmek ve maddesel darbeler kar��s�nda
kuvvetlerinin felce u�ramamas�n� �nlemek gibi bir iyi niyeti
vard�r. �nceki ya�amdan elde edilememi� kudretleri madde �leminde
�e�itli yollardan tel�fi etmeye ruhlar muhta�t�rlar. �nceki
ya�am�n� bolluk ve rahatl�k i�inde ge�irmi� fakat onu iyi
kullanamam�� ve o ya�am�ndan yenik olarak ayr�lm�� bir
varl���n zay�f taraflar� pek �oktur. Bolluk ve bereket i�inde
sa�lanamayan bu zaferin, sef�let ve tokluk i�inde sa�lanabilmesi
genellikle daha kolay olur. Burada �sa Peygamber�in ibretlik
s�z�n� yinelemeden ge�emeyece�im: �Zenginin cenneti
kazanmas�, devenin i�ne deli�inden ge�mesi kadar zordur.�
Bu s�z�n anlam�nda olanaks�zl�k gizlidir ama bunu olanaks�z
olarak kabul etmekten �ok �olanaks�zl�k derecesinde zor�
�eklinde yorumlamak daha is�betlidir.
Biz, kim taraf�ndan olursa olsun; iyi niyet ve ruh
zenginli�iyle g�sterilen her cehtin ve sergilenen her �zverinin,
pek az oranda bile olsa, varl��� y�kseltici ve saadete kavu�turucu
sonu�lar do�uraca��ndan emin bulunuyoruz. Bu sonu�lar da,
enkarne varl���n benimsedi�i ama�lardaki iyili�in ve g�sterdi�i
cehitlerin derecesi ile do�ru orant�l�d�r. Yokluk ve
yoksulluk i�inde sefil bir �ekilde ge�en bir ya�amda ba�ar�s�zl���n
daha kolay elde edilmesi �u nedenden dolay�d�r: Yoksul bir
kimsenin �zveride bulunmas� ve maddesel yararlardan ve ��karlardan
ayr�labilmesi, d�nya zevklerine g�m�lm�� bir varl���nkinden
�ok daha kolayd�r. Dahas� darl�k i�inde ya�ayanlar�n kar��la�t�klar�
g��l�kler ba�ar�s�zl�klar onlar� daha fazla giri�ime ve
etkinli�e y�nlendirir.
Bununla birlikte; bu durum zenginlerin d�nya ya�am�ndan
zaferle ayr�lmayacaklar� anlam�na gelmez. Tam tersine al�nan
sonu�lar�n iyili�i, g�sterilen idraklenme cehitlerinin
fazlal��� ile ba�lant�l� ve paralel oldu�undan; e�er bir
vars�l ya�amdan ba�ar�yla ��kabilecek kadar s�rekli bir
cehit sergileyebilmek kudretini g�stermi� ise, onu elde
edebileci olumlu sonu�lar�n b�y�kl��� yoksulunkinden ku�kusuz
�ok daha fazla olacakt�r. Paras�z bir adam�n / kad�n�n
eline ge�en on liran�n be� liras�n� ba�kas�na vermesi
ruhsal cevherler �zerinde �ok daha belirgin sars�nt� ve de�i�im
olu�turabilir. ��te bundan dolay� da; birincisi kolay,
ikincisi zor bir i�tir.
Baz� ruh varl�klar�n�n d�nyadaki geli�imlerinde
refah yolunu ye�lemeleri bu yolun gelecekte sa�layaca��
parlak zaferler yan�nda, tehlikeli bir�ok �d����leri�
de haz�rlayabilir bu �d����ler� zaferin parlakl���
oran�nda karanl�k olur. Ne yaz�k ki bir�ok varl�k, ya
bolluk ve bereket i�indeki bir ya�am�n �ekicili�ine kap�larak
ya da y�ksek d�zeylerde daha �abuk var�labilmek sevdas�na d��erek,
kendi kuvvetlerinin �zerinde zengin ve tehlikeli bir d�nya ya�am�
deneyimini g�ze al�r ve onlar�n bu kararlar� kendilerini b�y�k
�yuvarlamalara� aday haline getirir.
B�yle yanl�� ya da �l��s�z d���nce ile d�nya
ya�am�n� se�mesi y�z�nden, deneyimlerini ba�ar�yla
bitiremeyen bir ruh varl���n�n bir sonraki ya�am�nda hatas�n�
anlayarak d�zeltece�i ve ba�ar� elde etmek i�in uzunca
olmakla beraber daha g�venli bir yolu, yani �st�rapl� ve �z�nt�l�
/ s�k�nt�l� deneyimler i�eren bir d�nya ya�am�n� ye�leyece�i
do�ald�r. Bundan dolay�, yukar�daki �rnekte s�z konusu
olan �A��, d�nyaya b�yle inenlerdendir. Belki �B��
de �A��n�n �nceki ya�am�nda oldu�u gibidir ve gelecek
ya�am�nda da o da �A��n�n yapt��� gibi hat�s�n�
anlayacak ve onun bu ya�am�ndaki sef�letini seve seve kabul
edecektir. Bu s�zler bir�ok g�zlerin �n�nde kapal� duran
kal�n perdenin arka taraf�nda olup bitenlerle ilgilidir. Ayn�
durumlar�n perde �n�nde ge�en k�s�mlar� ise, �rne�imizin
ba��nda nitelemede bulundu�umuz �ekilde, yalan yanl��
yorumlara hedef olan servet ��mar�kl���n� tablolar�yla s�slemi�tir.
Demek oluyor ki, bizim be�endi�imiz anlamdaki
talihlilik ve talihsizlik konusu b�ylece, perdenin �te yan�nda
(arkas�nda) do�ar ve orada noktalan�r. Nas�l ki perdenin
arkas�na ba��m�z� uzat�p bakt���m�z zaman
�talihli� sand���m�z �B��nin fec� sonunu ve
�talihsiz� sand���m�z �A�� n�n da mutlu ya�am�n�
g�r�nce burada vermi� oldu�umuz h�k�mlerin ne kadar y�zeysel
ve d�zeysiz oldu�unu anlamakta gecikmeyiz. Bu d���ncelerle
talih kavram�n� mezara g�mm�� bulunuyoruz. Ruh varl���n�n
ya�am�nda �talihsizlik� diye
bir �ey s�z konusu olamaz. Esasen ruh varl���n�n kendisi
ba�l� ba��na ve oldu�u gibi bir talih eseridir.
�Talihsizlik� kavram�n� do�uran �st�rap duygular�
bizim maddeye olan es�retimizin bir sonucudur ki, �z benli�imizin
g��s�zl���nden ve �gerili�inden� h�z�n� al�r. �z
benlik ( varl�k) g��lendik�e, maddesel olaylara egemen
duruma geldik�e �st�rap duygusu zay�flamaya ba�lar. Bu
durum s�r�p gittik�e, bir an gelir ki, art�k bir daha
dirilmemek �zere �st�rap, ge�mi�in karanl��� i�inde g�r�nmez
bir kadavradan ibaret kal�r. ��te yolumuz budur ve tekrar
tekrar d�nyaya gelmekteki b�y�k ama�lar�m�zdan birisi de
budur.
|