Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

 

TAL�H

Dr.Bedri RUHSELMAN��n RUH ve K��NAT adl� eserinin III. cildinin 850. Sayfas� ve devam�ndan g�ncel T�rk�e�ye Selman GER�EKSEVER taraf�ndan uyarlanm��t�r.

Olaylar�n Da��l�m�nda Adaletsizlik mi Var?

  Bir yanda dogmatik klasik spiritualist mesleklerin �nde gelenlerince halledilemeyen, �te yandan da �demci maddecilerce i�inden ��k�lamayan konulardan biri de, insanlar�n ba�armak i�in sergiledikleri cehitlere ve hatta g�sterdikleri becerilere kar��n, �o�unlukla ho� olmayan ya�am ko�ullar� alt�nda ya�amak zorunda kalmalar�d�r.

  �A��yetenekli bir insand�r, �al��kand�r, temiz huyludur, sever ve sevilir. �B�� ise yeteneksizin biridir, haylazd�r, tembeldir ve bencildir. Bununla beraber, ya�amdaki t�m ba�ar�lar onu arar bulur. �ncekinin b�y�k �abas�na kar��n; elde edemedi�i bir mutluluk, ikincisine beklemeden gelir. Bunlar�n ikisi de ayn� i�in pe�ine d��m�� olsa; o i�, �A��ya s�rt�n� d�ner. �B��ye do�ru olabildi�ince ko�ar. Hatta bu da yetmiyormu� gibi, beklenilemeyen zamanlarda gelen fel�ket hep �A��y� arar, onun elindekileri ve avucundakileri silip s�p�rmeye �al���r. �B��ye bug�n bir miras, servet, yar�n beklenmeyen b�y�k k�rlar ve �b�r g�n zengin bir evlilik getiren talih �A��n�n g�n�n birinde atalar�ndan kalma kul�besini yak�p k�l eder, ba�ka bir g�n be� on kuru�luk kazanc�n� bozar ya da kendisine destek olan bir dostunu / akrabas�n� al�p g�t�r�r. Bunun nedeni nedir ve g�r�n�rde l�y�k g�r�nmeyen bir adama t�lih s�rekli g�lerken, lay�k bir kimseye neden s�rt�n� d�nm�� bulunmaktad�r? �lk bak��ta, burada b�y�k bir ad�letsizlik var gibi g�r�n�r.

  Nas�l ki �A�.� n�n bu durumlara dayanma g�c�, onun ancak hikmet yolundaki bilgisi ile uyumludur. E�er o, evreni y�neten yasalar�n s�rlar�na az �ok n�fuz edememi� ise, bu ya�am onun i�in dayanmay� zorla�t�r�c� s�n�rlara ula��r. Sonunda, zorla ya�atmak istedi�i sabr� t�kenir, �evresine �ik�yetli ve isyanl� s�zler savurmaya ba�lar. Kendisi de d�hil oldu�u halde, her varl��a d��man kesilir ve herkese kar�� g�vensizlik g�sterir. Giderek t�m insanlardan ka�mak arzusunun etkisi alt�na  girer. ��nk� herkes ona sanki k�t�l�k yapmak i�in yarat�lm�� gibi gelir. Onun g�z�nde do�a yasalar� z�lim�nedir, haks�zl�k her yanda yayg�nd�r, d�nyada ad�let yoktur; evrende iyilik de�il, k�t�l�k egemendir. Sonunda en korkun� ve tehlikeli fikirler bu karamsarl��� izler. Onun anlay���na g�re, iyiler de�il, k�t�ler ya�amaya lay�kt�r. Bu gidi�ler, bir an gelir ki o, bu karanl�k d���ncelerin i�inde b�y�k bir bo�lu�a do�ru y�r�d���n� duyar ve bu bo�lu�a do�ru ilerledik�e, �evresinin daha �ok karard���n� zanneder. En sonunda, simsiyah bir gece onu t�m varl���n� ve g�zel melekelerini uyu�turur. B�ylece bir ya�am deneyimi yar� yar�ya heba olup gider.    

  Bu kimse t�m bu olup bitenlerin hikmetini ��retecek ve onu, u�urumlarla dolu olan bu karanl�k alanlardan kurtaracak nur nerededir? Ne dogmatik dinler, ne �nl� bir tak�m adlara dayal� felsefi ekoller, ne de bilimsel  ve ahl�ksal yapt�r�mlar, bu olup bitenleri mant�ksal ve g�ven verici bir �ekilde a��klamaya yetmi�tir. Burada g�r�len haks�zl�klar�, ad�letsizlikleri a��klamak i�in ileri s�r�len fikirler, bu durumdaki varl�klar� yat��t�rmak sakinle�tirmek ve rahatlatmak ��yle dursun, daha da karma��k yollara y�nlendirmi� ve �st�rab�n �uurlu anlam�n� verememi�tir. Ist�rab�n y�ksek ve derin anlam�n� anlayamayan varl�klar onun ger�ek nedenlerini de g�remez; tehlikeli yollarda cinayetlere, intiharlara ve daha bin bir �e�it k�t�l�klere kendilerini koyuverirler. ��nk� �teselli� olarak i�ittikleri bir�ok a��klama ve ���t onlar�, �ekmekte olduklar� a��r �st�raplar�n�n kendileri i�in b�y�k mutluluklar haz�rlad���na i�tenlikli bir �ekilde inand�ramam��t�r.

D�nya Deneyimleri Kar��s�nda �Mutluluk� ve �Fel�ket� Kavramlar�

  G�r�n��te adaletsizce ve hatta z�limce olan t�m bu e�itsizliklerin bireyin kafas�nda k�t�l�k kavram�n� yaratt��� ku�kusuzdur. E�er t�m varl�klar ayn� derecede ve �ekilde ya�am�� olsalard�, ortada k�t�l��� belirleyecek bir �l�� kalmazd�. Yoksul birinin en b�y�k �st�rab�, kendisini bir zengin ile kar��la�t�rd��� zaman ortaya ��kar. Ayr�ca, d�nyada sef�letten ba�ka ya�am �ekli bilinmeseydi, sefalet bu kadar �st�rapl� olmazd�.

  Bununla birlikte, ne olursa olsun, bug�n d�nyada bir iyilik, bir de k�t�l�k kavram� egemendir. Bunlar, ki�iden ki�iye de�i�en bir anlay�� olmakla beraber, b�y�k realite de�erine s�hiptirler. Bunlardan birincisi mutluluk ile, ikincisi de fel�ketle ilgilidir. O halde mutluluk ve fel�ket nedir ve ger�ek de�erleriyle bunlar� nas�l inceleyebiliriz?

  Yolda giderken kafama bir ta� d��se, beni yaralasa; bu olay benim i�in iyi mi, yoksa k�t� m� olur? Hemen, �k�t� olur elbet!�  diyeceksiniz . Fakat sevgili okuyucular�m aras�nda, bu h�km� verenler kendilerinin  aceleci olduklar�na inanabilirler. �yilik ve k�t�l�k hakk�nda kararlar�m�z� verirken ve bu arada kendimizi mutlu ya da mutsuz tasavvur etmezden �nce Sebep � Sonu� Yasas� kapsam�nda olup duran olaylar zincirindeki birbiri ard�na gelen halkalar�n elbette bir birine ba�l� olduklar�n� unutmamak gerekir.

  Burada akl�m�za gelmesi gereken iki sorunun yan�t�n� vermek zorunda kal�r�z: �nce, acaba bu ta� benim kafama d��mesi ve beni yaralamas� benim ya�am ko�ullar�mdan ve �evremle olan ili�kilerimde ne gibi sonu�lar do�urdu. Ku�kusuz, bu sorular�n yan�tlar�n� verebilmek bizim i�in �o�u zaman olanakl� de�ildir. Bununla birlikte, bu yan�tlar� do�ru olarak verebildi�imiz anda g�r�r�z ki o ta��n ba��ma d��mesi ve beni yaralamas� benim yaralanmam i�in gerekliydi(*).

  �yilik ve k�t�l�k kavramlar�, her �ey gibi g�recelidir. K�t�l�k, kendisinden daha �ok k�t� ya da daha az iyi olgulara g�re de�er kazan�r. Hi� unutmayal�m ki, bize uzaktan ideal bir mutlulu�u getiren iyili�e kavu�tu�umuz zaman, e�er o iyilik bizi daha uzakta belirmeye ba�layan daha b�y�k bir mutluluktan yoksun b�rak�rsa, bizim i�in k�t� niteli�i kazan�r. Fakat bu ikinci a�amada bulunan daha y�ksek iyilik de son ve mutlak de�ere sahip de�ildir. Nas�l ki, ona da ula�t�ktan sonra ba�ka yeni arzular ve mutluluklar pe�inde ko�maktan kendimizi alamay�z. Bu durum, durmaks�z�n b�ylece s�r�p gider. K�t�l�k hakk�nda da ayn� durum ge�erlidir. �lk hamlede fel�ket getirdi�ini d���nd���m�z k�t� bir olgunun, daha sonra; �ncekinden daha �ok felaketli bir sonu�tan bizi korudu�unu g�rd���m�z anda, o olgu bizce iyilik haline ge�er.

  Bunlar� g�z �n�ne ald�ktan sonra, yukar�daki sorular�m�z�n yan�tlar�n� vermeye �al��al�m: E�er yolda giderken, ba��ma ta� d��meseydi ve yaralanmasayd�m, ted�vi edilmek i�in evime ya da bir doktora gitmeyecektim. Bu da, doktorun yan�nda tan��aca��m de�erli ve bana ba�ka alanlarda da yard�mc� olabilecek bir dost insanla kar��la�abilmeme olanak sa�lamayacakt�, ya da evdeki yoklu�um s�ras�nda ortaya ��kabilecek bir fel�keti �nleyebilmeme engel olacakt�, hatta yoluma devam etmem durumunda, beni bekleyen daha b�y�k bir fel�ketin sonu�lar�yla kar��la�mak tehlikesine d��ecektim. Bunlar akla ilk gelen olas�l�klard�r. Oysa ya�amda b�yle binlerce olay�n birbirini izledi�i ve birbirini do�urdu�u kesindir. Ayr�ca her olay�n y�n� bizim bildi�imiz ya da bilmedi�imiz bir iyilikle sonu�lan�r. ��nk� do�ada esas olan �ey geli�imdir ve evrenin varl��� bu b�y�k amac�n bir arac� olmak i�indir. Genel anlamda geli�imde k�t�l�k s�z konusu de�ildir (**).

  Biz �ok c�hil kimseleriz ve �l�hi �r�de Yasalar��n�n gereklerini ve zorunluluklar�n� idrak etmi� olmaktan �ok uzaktay�z (***). Bu nedenle, olaylar zincirini �lliyet �lkesi bak�m�ndan, ileriye / geriye do�ru izleyebilmek bizlere �o�u zaman kolay olmaz ve bu zincir bir�ok yerinden kopmu� g�r�n�r. Bundan dolay� da, baz� halkalar� yerinde g�remeyince, onlar� b�sb�t�n yoklu�una h�kmederiz ve yerlerine yalan�yanl�� halkalar eklemeye kalkar�z. T�m bu hareketler bizim deneyim ve g�rg� eksikli�imizin do�al sonucudur. ��te bizler bu deneyim ve g�rg� eksikli�imizi gidermek i�in d�nya geli�im okuluna girmi� bulunmaktay�z. D�nyada ge�irdi�imiz / ge�irece�imiz deneyimleri ya�ad�k�a anlayaca��z ki, bizim �iyilik� ve �k�t�l�k� dedi�imiz �eyler; sand���m�z gibi ne ger�ek mutlulu�u ne de ger�ek fel�keti getirir. Ayr�ca yery�z�nde; al���lm�� �ekliyle kabul etti�imiz �mutluluk� ve �fel�ket� kavramlar�, buradaki her �ey gibi s�dece d�nyaya �ittir ve d�nya ya�am� ile son bulacakt�r. Fakat �yle bir son bulacakt�r ki, biz onlar�n hay�rl� sonu�lar�ndan �lmez yararlar sa�layarak, ebed� ya�am�m�z� s�rd�rece�iz. Dahas�, bir zamanlar bize g�z ya�lar� d�kt�ren �st�rapl� olaylar�n, bizim i�in ne kadar gerekli olduklar�n� ve ne kadar b�y�k ve ebedi mutluluklara yol a�m�� bulunduklar�n� sakin ve mutlu bir g�l�mseyi�le an�msayaca��z. Ruhlar�n, evrendeki varl�klar�n�n amac� etkili bir etkinliktir. Cehitsiz etkinlik olmaz. Yorulmadan, �st�rap �ekmeden bir cehit g�sterebilmenin s�rr� maddesel alemlerdeki deneyimlerle ��renilir. O halde, �st�raplardan kurtulman�n �aresi �st�rab� ��renmektir.

D�nya Deneyimlerinin Anlam�

  D�nyaya ni�in geldik? Ruhun ebed� hayat�nda cereyan eden t�m olaylar ancak onunun tekam�l� i�indir. Ruhun y�kseli�i ebed�dir. Ruhun madde evrendeki hayat� da ebediyet kadar uzundur. Onun bu ebed� hayat i�inde bir saniyelik bile zaman de�erinden yoksun bulunan d�nya ya�am�nda k�t�l�k aramak ve g�rmek anlams�z olur. Ebed� ruh hayat�na oranla bir an bile olmayan d�nya ya�am�n� ama� olarak kabul edemeyiz. Ruhun madde evrenindeki hayat� say�s�z ve sonsuz olaylarla doludur. Es�sen ruh hayat�n�n da bir anlam� budur. Olup bitenlerin ger�ek de�eri ve hikmeti, iyi ya da k�t� olmalar� ile de�il, �u ya da bu bak�mdan ruhun tek�m�l�ne katk� sa�lamalar�na g�re belli olur. E�er �A�.� n�n ya�am� �B�� nin ya�am�na oranla �k�t�� ge�iyorsa; bu, �A�.� n�n eziyet �ekmesi i�in bir cezaland�rma de�ildir. �l�hi �r�de Yasalar� bu kadar basit ve be�eri bir yakla��mla �l��lemez. Do�ada �d�llendirme ve cezaland�rma olmad���n� defalarca s�ylemi�tik. Bu s�z�m�z de�i�ik do�a ve ruh olaylar�na dayan�r. E�er �A��n�n ya�am� �B�� nin ya�am�na oranla �st�rapl� ge�iyorsa, bu durum �A��n�n geli�im gereksinimlerinden do�mu� bir zorunluluktur. Nas�l ki o, e�er bu sefil ya�am�n�n kar��s�nda isyan ederek gerilerse, ya da bu ya�ama pasif bir �ekilde boyun e�erse, yery�z�ne inerek b�yle bir ya�am� se�mi� olmas�ndaki hedeflerinden sapm�� ve uzakla�m�� olarak bu ya�amdan yenik ve ba�ar�s�z ayr�lm�� olur.

  Acaba ya�am deneyimlerinden ba�ar�l� ya da ba�ar�s�z ��kmak, olaylar kar��s�nda beceriksizlik g�stermemek ne demektir? Belirsiz gibi g�r�nen ve bazen de yanl�� d���ncelere yol a�an bu konunun a��k�a g�r���lmesi gerekir. Her �eyden �nce �unu a��k�a ortaya koymak gerekir ki, olaylar i�inden ba�ar� ile ��kmak demek; maddeci bak�� a��s�n�n �nerdi�i gibi olaylar�n gereklerini maddesel arzu ve e�ilimlerimize uydurabilmek de�ildir. b�yle d���nmek bir yenilgidir / yan�lg�d�r. Bunun aksini d���nelim: Olaylar i�inden zaferle ��kmak, bizim �geri� ve tehlikeli arzu ve e�ilimlerimizi co�turuyor diye, olup bitenlerden ve bunlar�n sonu�lar�ndan ka�mak da de�ildir. Bu da deneyimlerden ka�may� ve sonu� olarak ya�amdan yenik ��kmay� beraberinde getirir. ��nk� bu t�r arzu ve e�ilimler d�nya ya�am�ndaki deneyimlerin unsurlar� aras�nda bulunan birer geli�im arac�d�r. Bir ya�am s�nav�ndan / deneyiminden ba�ar�yla ��kmak demek; ne �geri� e�ilimlerimizi beslemek, ne de deneyimlerden �ekilmek demektir. Ya�ama inmekteki ama� ne odur, ne de budur. Burada yap�lacak i�; bu ara�lar sonucunda ruh varl���nda olu�abilecek ac� ve tatl� tepkileri vicdan�n y�nlendirmesine uygun bir yana �evirebilmektir. Bu yap�labildi�i oranda, ger�ek anlamda ba�ar�dan s�z edilebilir.

  Bu s�zleri bir �rnekle a�mazsak yine belirsizlikten kurtulamay�z. Bunun i�in �X�� �ahs�n� bir �rnek olarak ele alal�m. Bu kimse d�nyaya para sevgisiyle gelmi�tir. Onun paraya kar�� olan bu zaaf� ve �ekilimi; s�zlerimize g�re, ne ger�ekle�mesi gereken bir ama�t�r, ne de yok edilmesi gereken bir illettir. O, s�dece �X�.� i para kazanmak yolu ile t�rl� t�rl� etkinliklere y�netmeye ve bu etkinliklerden de ona ruhsal bak�mdan t�rl� t�rl� yararlar sa�lamaya ara�t�r. O halde bu h�rs; ne at�lacak, ne de sat�lacak bir �eydir. B�ylece  �X�.� para kazanmak sevd�s�yla d�nyada bir�ok olaya girip ��kmaktad�r; bunu b�yle yapmas� da geli�im ve d�nyada enkarne olmaktaki amac� bak�m�ndan olmazsa olmazd�r. Onun bu kapsamda giri�imleri neler olacakt�r? Pek �ok !

  �rne�in; bir a��� olur, lokanta a�ar, bir komisyoncu olur bol para getiren bir meslek pe�inde ko�ar, memur olur, t�ccar olur, borsac�, kumarc� vb. vb. t�m bunlar da para h�rs�n� doyurmaz, h�rs�z ya da katil bile olur. E�er o, bu h�rs�n� / a�g�zl�l���n� sel�meti nefs i�in tehlikeli oldu�unu d���nen ve onu; sak�n�lmas� gereken bir d��man zanneden d���nce ve anlay�� s�hipleri aras�nda bulunursa bu arzusunu ��ld�rmek� amac�yla para kazanmak konusunda hi�bir giri�imde bulunmaz. Kendisini yery�z�nde korkun� bir at�lete y�nlendirecek olan, ne oldu�u ters anla��lm�� bir kanaatk�rl��a d��er. E�er bir taksi �of�r� ise,  g�nl�k ekmek paras�n� ��kar�r ��karmaz yan gelip yatar uyur. Ya da �bir lokma, bir h�rka� diyebilecek kadar da ileri gitmi� ise, i�ini g�c�n� b�sb�t�n b�rakabilir. Bu durum onun �z benli�inde sonucu pek k�t� olan tembellik arzusunu yarat�r. Bu �ekilde, ruh varl���n�n en g�zel bir melekesi olan ve geli�imin hedefi bulunan �tesirlilik g�c�� geli�ece�i yerde tam tersine iyice �uyu�ur�.

  Oysa d�nyada enkarne olmaktaki ama�, tamam�yla bu sonucun aksineydi. Ya �z benli�inin g��s�zl���, ya da yanl�� bir ko�ulland�rma / telkin ve terbiyeden do�mu� bir tutuculukla / ba�nazl�kla at�lete d��m�� bir m�nzevi, bir bedbahttan ba�ka �ey de�ildir. Dahas�, onun bu d�nyadan ayr�l���, hi� ku�kusuz zafer ter�nelerine neden olmayacakt�r. �nzivaya �ekilmi� m�nzeviler, sel�meti kanaatte bularak tembel bir ya�am bi�imini ye�lemi� olan i�sizler ve nihayet t�m d�nya i�lerinden topyek�n ka�mak isteyenler bu grubu olu�turur. Peki bunlar d�nyaya ni�in gelmi�lerdir?

  E�er ama�lar� kendi arzular�n� (kendi s�ylemleri ile) �k�reltmek�  idiyse, bu arzular ruh h�lindeyken z�ten yoktu ve bu e�ilimlerin do�u�u maddeye olan ba�lant�n�n sonucudur. Bundan dolay� e�er ama� bu arzu ve e�ilimlerden ka�mak / kurtulmak idiyse, varl�k maddesel ortamlara enkarne olmaz, ruh �leminde rahat rahat otururdu� E�er inziv� ya�ant�s� baz� kimselerin sand��� gibi, bir tak�m h�rikalar ve mucizeler g�stermek amac�na y�nelik ise, bu ama� gene ruh ya�ant�s�nda bol bol bulunur. Kald� ki, ruhun maddesel ba�lant�lar� d���ndaki esiri etkinlikleri birer mucize say�l�yorsa; bu mucizelerin tasavvur bile edilemeyecek �ekilleri, spatyomdaki her varl���n ya�am�nda do�al ve zorunlu bir tez�h�r h�linde ortaya ��kmaktad�r. O halde, insanlara m�rifet g�stermek ya da d�nya yasalar�n�n d���nda ya�amaya �al��mak i�in d�nyaya gelmeye gerek yoktur. Spatyomda ruh varl�klar� i�in z�ten bol bol var olan �eyleri sa�lamak amac�yla yery�z�ne gelinmez. ��nk� d�nyan�n yasalar� spatyomunkilerden ba�kad�r ve ruhlar bu yasalardan yararlanarak deneyimlerini artt�rmak i�in yery�z�ne inerler. Yery�z�n�n yasalar�n�n belirgin niteli�i, enkarne varl�klar�; ya�amlar�n� s�rd�rebilmeleri i�in, her an maddesel etkinlik i�inde olmaya y�nlendirmek ve zorlamakt�r. D�nyada ge�erli yasalardan, bu zorunluluk i�inde i�sel geli�im y�n�nde yararlanm�� olan ki�i d�nya ya�am� deneyimlerinde ba�ar�l� say�l�r.

  Daha �nce de belirtti�im gibi, ruh madde ili�kisinin / ba�lant�s�n�n gev�emesi, normal / s�radan durumlarda g�r�lmeyen bir tak�m metapsi�ik becerilerin ortaya ��kmas�na ve geli�mesine neden olabilir. �rne�in, uzun zaman toplumsal ya�am�n g�r�lt�l� ortamlar�ndan ve onun gere�i olan i�lerinden elini ete�ini �ekmi� ve beslenmesini de birka� zeytin tanesine indirgemi�; i�e d�n�k, dalg�nl�k h�linde ve d�nyadan kopuk ya�ayan bir m�nzevide bir tak�m s�ra d��� haller be metapsi�ik beceriler g�r�lebilir. Bu m�nzevi (fakir ya da dervi�) �rne�in, kendisini; bedeninin bulundu�u yerden y�zlerce kilometre uzaklardaki insanlara g�sterebilir (dedubluman), gelecek olaylar� �nceden haber verebilir (telestezi / keh�net), kendi bulundu�u y�reden �ok uzaklarda bulunan e�yalar�n yerlerini de�i�tirebilir (telekinezi) vb.vb. Fakat bunlar�n hi�birinde �ok �a��r�lacak ve g�zde b�y�t�lecek bir durum yoktur. Ayr�ca, bu tezah�rler hi�bir zaman, herhangi bir enkarne varl���n; bu becerileri olmayanlardan daha y�ksek ya da daha geli�mi� (idraki, �uurlu) oldu�unu g�stermez. Yery�z�nde bir�ok deneyimsiz kimsenin g�z�nde bu m�rifet s�hipleri aras�nda �yleleri bulunur ki, onlar (e�er d�nyadaki as�l vazifelerini ihmal etmi�lerse) spatyomda, d�nyadaki parlak marifetlerinin karanl��� i�inde donup kal�rlar.

  �zet olarak diyebiliriz ki, ruh ile d�nya maddeleri aras�ndaki ba�lar�n gev�emesinden do�an bu durumlar�, bir ker�met, bir ermi�lik sayarak ki�iyi geli�im yolundan ve y�ksek (ya�am plan� kapsam�ndaki ) vazifelerden ay�ran b�yle yalanc� g�steri�lerin cazibesine kap�lmaktan sak�nmak gerekir.

  Bir de bunun aksini alal�m: E�er para h�rs�yla �X�..� b�yle yapmaz da, bunun tam aksine olan yolu tutarsa, yani para kazanmak arzusunu bir ara� oldu�unu tamamen unutup, para biriktirmeyi, olabildi�ince fazla alt�n toplamay� ya�am�n bir amac� kabul ederse; onun ya�arken alt�n, biriktirmek amac�yla her k�t� ve hatta i�ren� hareketi do�al saymas� kendince normal olacakt�r. Art�k o, para h�rs�n�n ki�iyi �y�ksek� ve vicd�ni etkinliklere y�nlendirecek bir ara� oldu�unu unutmu�tur. Bundan dolay�, daha �ok para kazanmak amac�n� e�er o, az emek harcamakla ya da hi� �al��mamakla elde edebiliyorsa, teredd�t etmeden, vicdan�n�n sesine de kulak asmadan, bu yolu ye�ler ki, bu da her zaman gayrime�ru kabul edilen bir yol olur. Ama onun i�in bu, me�ru bir yoldur. ��nk� bu yol ona daha kestirmedir, daha �ok para getirmektedir. O, b�yle bir sapm��l�k i�inde; �alar, hile yapar, yalanc�l�k ve doland�r�c�l�ktan �ekinmez. Bu u�urda ba�kalar�n�n (en yak�nlar�na bile) ihanet eder, ba�kalar�n�n (genellikle yoksulun ve mazlumun) s�rt�ndan ge�inir ve hatta bu yolda ba�kalar�n� yok eder. T�m bu �arp�k gidi�, onca ge�erli ve do�rudur. ��nk� o, bu yollar�n hangisinden giderek; amac�na daha �abuk ve emin olarak varabilirse, o yolu tutmakta kendince hakl�d�r, yeter ki yakay� ele vermesin�

  Bu adam/ kad�n ya�am deneyiminde yenik durumdad�r ve hi� ku�kusuz spatyomda d�nenlerden, yenilmi�ler ve �mitsizler kafilesinde olacakt�r. ��nk� onun para sevdas�yla d�nyaya gelmesi, d�nyada alt�n biriktirmek etkinli�ine / u�ra��na y�nelik de�ildi. Buradaki ama�, �nce para kazanmak i�in at�laca�� i�lerde vicdan�n�n sesine uyarak emekli ve zahmetli maddi kazan�lar�ndan her f�rsatta fedak�rl�klar yapabilmek olana��n� bulmak i�indi. ��lerinde, kendine ihtiya� g�steren bir�ok zavall�yla / mazlumla kar��la�acakt�. Onlara yard�m edebilmek, onlar�n �st�raplar�n� hafifletebilmek i�in �n�ne bir�ok geni� olanak ve f�rsatlar ��km�� olacakt�. Dahas� o, gerekti�inde kendi g�zya�lar�n�n neden olsa bile, bir �aresizin / mazlumun g�zya�lar�n� dindirmek zevkini tadacakt�. �kinci olarak, para ile ya da onu kazan�rken g�sterece�im etkinliklerle benim yard�m�ma ihtiyac� bulunanlara yard�m edebilmek ve bende potansiyel olarak bulunan tesirlilik melekesini geli�tirmek i�in. Ayr�ca bu genel form�l �u genel form�l�n g�nl�k ya�amdaki uygulama �ekillerinden birisidir: Ben d�nyada ya�amak zorunda kald�m, fakat orada ya�amak i�in de�il; g�sterece�im idraklenme cehti ile , do�an�n genel uyumu i�inde k���k bir yard�mc� olabilmeyi ��renmek i�in.

  T�m bunlardan �u sonu� ��kar: D�nya ya�am�ndan ve deneyimlerinden ama�, ruhun; maddesel kazan�lar� bir hedef de�il, y�ksek ve genel hedeflere ara� olarak tan�may� g�rg� ve deneyimle ��renmesidir. ��te ruhun bu g�rg� ve deneyim birikimi oran�nda maddelere ve olaylara egemen olur ki, d�nya ya�amlar�nda g�sterilen idraklenme cehti bu y�ndeki ba�ar�n�n ortaya ��kmas� i�in gerekli olan birer egzersiz / uygulama yerine ge�er.

  �ok uzaklara gitmeye de gerek yok; ya�amdaki t�m etkinliklerin be�er kabiliyeti �zerinde oynad�klar� etkili rolleri bilmeyen yoktur. �rne�in, kentsel ya�am�n g�r�lt�l� kalabal��� i�inde hi� bulunmam�� bir k�yl�, oraya ilk kez girince, �a��r�r ve her ad�m�nda bin bir beceriksizlik sergiler. O bu ya�am i�inde acemi, hatt� korkak bir varl�kt�r. Bununla birlikte, birka� ayl�k �ehir ya�am�na onun kar��mas�, bu k�yl� vatanda��m�z� ustala�t�r�r. O da herkes gibi ya da herkese yak�n bir kentli olur ve becerilerini �teki kentliler gibi cesaretle kullanmaya ba�lar. ��te bu durum deneyime dayal� ya�am�n k�yl�ye kazand�rd��� bir melekedir. E�er bu k�yl� kente indi�i halde; orada halk aras�na kar��aca��, i� ya�am�na kat�laca�� ve iti�li kak��l� kalabal���n i�inde yuvarlanaca�� yerde, kendisini bir odaya hapsedip, s�dece pencereden, gelip ge�enleri izlemekle yetinmi� olsayd�, birka� ay de�il, birka� y�l sonra da, halk aras�na ilk kar��t��� zaman, ilk g�ndeki acemili�ini korur ve k�yl�ye d�nd��� zaman, sanki bir kente hi� gitmemi� gibi olurdu.

  Bir kez �st�rap vermi� bir olay, ikinci kez ayn� kimseye gelirse, onda �nceki kadar derin ac� olu�turmaz. Bu s�ylemde �u ger�ek gizlidir: Enkarne varl�klar olaylarla kar��la�a kar��la�a gittik�e pi�mekte ve kuvvetlenmektedirler. Demek, olaylar�n (ya�am s�navlar�n�n) �stesinden gelmek; ne onlardan ka�mak, ne de onlar�n sa�lad��� ruhsal reaksiyonlara pasif olarak boyun e�mekle olas�d�r. Tam tersine olaylarla kar��la�mamak, onlarla g���s g��se �arp��mak ve sonunda olu�an i�sel haletleri vicdan�n g�sterdi�i yollarda de�erlendirmek d�nya geli�im okulunda �y�kselmenin� s�rr�n� olu�turur.

  V�cudumuzun kaslar� at�l kald�klar� zaman nas�l zay�flar ve �s�nerse� ; t�pk� onun gibi, enkarne varl�k da at�l ve pasif kalarak gerekli kudretleri kazanamaz. Bu �� buutlu alemin her uzaysal objesinde ge�erli olan bir yasad�r. Ger�ek anlamda g��l� birey, herhangi s�k�nt�l� bir olay kar��s�nda �ocuklar gibi a�layan, m�z�ldanan ya da sevinen (k�saca, duygusalla�an) bir kimse de�ildir. Ger�ek anlamda g��l� birey, say�l� y�llarla s�n�rl� d�nya ya�am�n�n gelip ge�ici olaylar�ndan etkilenmeyen ve onlar kar��s�nda tav�r ve uygulamalar�n� vicdan�n�n g�sterdi�i yollarda ay�rmayan kimsedir.

Ba�ar�s�zl�k Kar��s�nda Giri�imde Bulunman�n De�eri ve �nemi

  �A�� adl� ki�i c�l�z benli�ini kuvvetlendirmek i�in, daha do�rusu ya�amda �pi�mek� i�in olaydan olaya girecek, onlar aras�nda yuvarlanarak yo�rulacakt�r. Onun buna, i�sel geli�im bak�m�ndan gereksinimi vard�r. Bundan dolay�, bir kimsenin bir ba�kas�na oranla �ac�� ya�am ko�ullar� i�inde ya�amas� bir talihsizlik olamaz. E�er burada bir talihsizlik s�z konusu olursa, o da i�in �y�ksek� nedenseli�ini g�rmemekte ve onu �talihsizlik� olarak kabul etmektir. Erdem s�hibi bilge ki�i t�m bu �z�nt�l�, s�k�nt�l� ve yorucu olaylar�n i�sel geli�im ihtiya�lar�ndan do�ma birer zorunluluk oldu�unu bilir ve bir boks�r�n yedi�i yumruklara kar��n, seve seve d�v��meyi s�rd�rmesi gibi, d�nya olaylar�n�n kendisine savurdu�u hat�r� say�l�r yumruklar� yiye yiye o olaylardan zaferle ��kmaya �al���r. Boks�r�n rakibinden ka�makla ya da pasif olarak ba��n� onun yumruklar� alt�na uzat�p beklemekle hi�bir �st�nl�k elde edemeyece�i gibi; olaylardan ka�makla ya da onlar kar��s�nda �t�l kalmakla da ya�amda zafer sa�lanamaz. Ya�am m�cadelesi ile ilgili fikirlerde ne yaz�k ki, ne klasik ruh�uluk, ne de klasik materyalizm bize ortama olan do�ru yolu g�sterememi�tir, ya sa�a ya da sola ka�m��t�r.

  O halde giri�imcilikten korkmayaca��z. Her giri�imin sonunda ba�ar�s�zl�k deneyimlense bile, ba�ar�s�zl�klarla gelen deneyim ve g�rg� birikimi bizi ger�ek hedeflerden uzakla�t�rmak ��yle dursun, tam tersine onlara y�nlendirerek yakla�t�racakt�r. ��in asl� b�yle olunca, ba�ar�s�zl�klardan da korkmayaca��z; yeter ki hi�bir giri�imimiz vicdan�m�z� en ufak bir oranda bile incitebilecek niyetlere ve e�ilimlere y�nelik olmas�n. G�r�l�yor ki, iyi niyet i�eren her giri�im �z benli�imizin ve dolay�s�yla ruhumuzun g��lenmesi i�in zorunlu olan bir etkinlik hamlesidir. �yi niyeti elden b�rakmadan ve vicdan�n sesine de kulak t�kamadan s�rekli etkinlik h�linde ortaya ��kacak ba�ar�lar ya da ba�ar�s�zl�klar ikinci derecede �nemli olan konulard�r. Burada aslolan bu ba�ar�l� / ba�ar�s�z sonu�lar�n bizi daha y�ksek ruhsal d�zeylere y�nlendirecek yeni giri�imlere vesile ve ara� olmas�d�r.

  �yi niyetle ba�latt���m�z bir giri�im e�er ba�ar�s�zl�kla sonu�lanm�� ise bu ba�ar�s�zl�k bize yeni giri�imleri ba�latmak i�in bir k�rba� darbesi olmal�d�r. Varl���n geli�tirici, varl�ksal kazan�m getirici ba�ar� b�yle sa�lan�r g��l� varl�klar b�yle yeti�ir. �unu da �nemle vurgulamak isterim ki, burada s�z konusu varl�ksal kazan�mlar� getiren etmen iyi niyet ve vicdan sesi y�n�nden sapmamakt�r. �u halde vicdan�n�n sesiyle hareket eden bu hareketiyle be�eri �l��lere g�re ba�ar�s�zl��a d��en her insan hakikatte ba�ar�l� olmu�tur, denir; e�er ba�ar�dan ama�, ruhun zaferi ise. ��nk� her vesileyle s�yledi�imiz gibi  ruh varl���n� ba�ar�ya g�t�ren �ey ba�ar�l� / ba�ar�s�z sonu�lar de�il, o sonu�lara ula�mak i�in sergilenen iyi niyetli emektir. Sonu�lar�n ikinci derecedeki rolleri ise yukar�da birka� sat�rla belirtmi�tik.  

Tekrardo�u� ve T�lih

  O halde �A...� n�n ya�amdaki ba�ar�s�zl�klar�n�n, onu yeni giri�imlere y�neltmek ve maddesel darbeler kar��s�nda kuvvetlerinin felce u�ramamas�n� �nlemek gibi bir iyi niyeti vard�r. �nceki ya�amdan elde edilememi� kudretleri madde �leminde �e�itli yollardan tel�fi etmeye ruhlar muhta�t�rlar. �nceki ya�am�n� bolluk ve rahatl�k i�inde ge�irmi� fakat onu iyi kullanamam�� ve o ya�am�ndan yenik olarak ayr�lm�� bir varl���n zay�f taraflar� pek �oktur. Bolluk ve bereket i�inde sa�lanamayan bu zaferin, sef�let ve tokluk i�inde sa�lanabilmesi genellikle daha kolay olur. Burada �sa Peygamber�in ibretlik s�z�n� yinelemeden ge�emeyece�im: �Zenginin cenneti kazanmas�, devenin i�ne deli�inden ge�mesi kadar zordur.� Bu s�z�n anlam�nda olanaks�zl�k gizlidir ama bunu olanaks�z olarak kabul etmekten �ok �olanaks�zl�k derecesinde zor� �eklinde yorumlamak daha is�betlidir.

  Biz, kim taraf�ndan olursa olsun; iyi niyet ve ruh zenginli�iyle g�sterilen her cehtin ve sergilenen her �zverinin, pek az oranda bile olsa, varl��� y�kseltici ve saadete kavu�turucu sonu�lar do�uraca��ndan emin bulunuyoruz. Bu sonu�lar da, enkarne varl���n benimsedi�i ama�lardaki iyili�in ve g�sterdi�i cehitlerin derecesi ile do�ru orant�l�d�r. Yokluk ve yoksulluk i�inde sefil bir �ekilde ge�en bir ya�amda ba�ar�s�zl���n daha kolay elde edilmesi �u nedenden dolay�d�r: Yoksul bir kimsenin �zveride bulunmas� ve maddesel yararlardan ve ��karlardan ayr�labilmesi, d�nya zevklerine g�m�lm�� bir varl���nkinden �ok daha kolayd�r. Dahas� darl�k i�inde ya�ayanlar�n kar��la�t�klar� g��l�kler ba�ar�s�zl�klar onlar� daha fazla giri�ime ve etkinli�e y�nlendirir.

  Bununla birlikte; bu durum zenginlerin d�nya ya�am�ndan zaferle ayr�lmayacaklar� anlam�na gelmez. Tam tersine al�nan sonu�lar�n iyili�i, g�sterilen idraklenme cehitlerinin fazlal��� ile ba�lant�l� ve paralel oldu�undan; e�er bir vars�l ya�amdan ba�ar�yla ��kabilecek kadar s�rekli bir cehit sergileyebilmek kudretini g�stermi� ise, onu elde edebileci olumlu sonu�lar�n b�y�kl��� yoksulunkinden ku�kusuz �ok daha fazla olacakt�r. Paras�z bir adam�n / kad�n�n eline ge�en on liran�n be� liras�n� ba�kas�na vermesi ruhsal cevherler �zerinde �ok daha belirgin sars�nt� ve de�i�im olu�turabilir. ��te bundan dolay� da; birincisi kolay, ikincisi zor bir i�tir.

  Baz� ruh varl�klar�n�n d�nyadaki geli�imlerinde refah yolunu ye�lemeleri bu yolun gelecekte sa�layaca�� parlak zaferler yan�nda, tehlikeli bir�ok �d����leri� de haz�rlayabilir bu �d����ler� zaferin parlakl��� oran�nda karanl�k olur. Ne yaz�k ki bir�ok varl�k, ya bolluk ve bereket i�indeki bir ya�am�n �ekicili�ine kap�larak ya da y�ksek d�zeylerde daha �abuk var�labilmek sevdas�na d��erek, kendi kuvvetlerinin �zerinde zengin ve tehlikeli bir d�nya ya�am� deneyimini g�ze al�r ve onlar�n bu kararlar� kendilerini b�y�k �yuvarlamalara� aday haline getirir.

  B�yle yanl�� ya da �l��s�z d���nce ile d�nya ya�am�n� se�mesi y�z�nden, deneyimlerini ba�ar�yla bitiremeyen bir ruh varl���n�n bir sonraki ya�am�nda hatas�n� anlayarak d�zeltece�i ve ba�ar� elde etmek i�in uzunca olmakla beraber daha g�venli bir yolu, yani �st�rapl� ve �z�nt�l� / s�k�nt�l� deneyimler i�eren bir d�nya ya�am�n� ye�leyece�i do�ald�r. Bundan dolay�, yukar�daki �rnekte s�z konusu olan �A��, d�nyaya b�yle inenlerdendir. Belki �B�� de �A��n�n �nceki ya�am�nda oldu�u gibidir ve gelecek ya�am�nda da o da �A��n�n yapt��� gibi hat�s�n� anlayacak ve onun bu ya�am�ndaki sef�letini seve seve kabul edecektir. Bu s�zler bir�ok g�zlerin �n�nde kapal� duran kal�n perdenin arka taraf�nda olup bitenlerle ilgilidir. Ayn� durumlar�n perde �n�nde ge�en k�s�mlar� ise, �rne�imizin ba��nda nitelemede bulundu�umuz �ekilde, yalan yanl�� yorumlara hedef olan servet ��mar�kl���n� tablolar�yla s�slemi�tir.

  Demek oluyor ki, bizim be�endi�imiz anlamdaki talihlilik ve talihsizlik konusu b�ylece, perdenin �te yan�nda (arkas�nda) do�ar ve orada noktalan�r. Nas�l ki perdenin arkas�na ba��m�z� uzat�p bakt���m�z zaman �talihli� sand���m�z �B��nin fec� sonunu ve �talihsiz� sand���m�z �A�� n�n da mutlu ya�am�n� g�r�nce burada vermi� oldu�umuz h�k�mlerin ne kadar y�zeysel ve d�zeysiz oldu�unu anlamakta gecikmeyiz. Bu d���ncelerle talih kavram�n� mezara g�mm�� bulunuyoruz. Ruh varl���n�n ya�am�nda �talihsizlik�  diye bir �ey s�z konusu olamaz. Esasen ruh varl���n�n kendisi ba�l� ba��na ve oldu�u gibi bir talih eseridir. �Talihsizlik� kavram�n� do�uran �st�rap duygular� bizim maddeye olan es�retimizin bir sonucudur ki, �z benli�imizin g��s�zl���nden ve �gerili�inden� h�z�n� al�r. �z benlik ( varl�k) g��lendik�e, maddesel olaylara egemen duruma geldik�e �st�rap duygusu zay�flamaya ba�lar. Bu durum s�r�p gittik�e, bir an gelir ki, art�k bir daha dirilmemek �zere �st�rap, ge�mi�in karanl��� i�inde g�r�nmez bir kadavradan ibaret kal�r. ��te yolumuz budur ve tekrar tekrar d�nyaya gelmekteki b�y�k ama�lar�m�zdan birisi de budur.

(*) Ayr�nt�l� ve ayd�nlat�c� a��klamalar i�in �tesad�f� konusuna bak�n�z: RUH ve K��NAT, sayfa 354 ve devam�

(**) Bu konuda ayr�nt�l� bilgi i�in bak�n�z. RUH ve K��NAT, sayfa 421 ve devam�

(***) D�nya insan� be�erin �yar� idrakli� olu�uyla ilgili en s�n ayr�nt�l� bilgiler i�in bkz. �L�H� N�ZAM ve K��NAT, Bedri RUHSELMAN , sayfalar 50+58

 Yay�n Tarihi:23 A�ustos 2015 

 

Astroset 2003-2015