|
Yarat�l�� imajinasyon ile ba�lar.
�majinasyodan da �nce ir�de s�z konusdur. Bu nedenle, as�l
konumuz olan imajinasyona girmeden �nce, ir�de kavram�yla ilgili bilgilerimizi g�zden ge�irece�iz.
Ancak, ir�deye s�hip olmak canl�l���n bir belirtisi,
canl�lara �zg� bir nitelik ve canl�l�kla birlikte
var olan bir melekedir. Bu nedenle ir�de ile imajinasyon aras�ndaki
ba�lant�ya girmeden �nce, can
ve canl� s�zc�klerinden ne
kastedildi�ine bakal�m:
Enkarne varl�klarda ir�denin ba�lad��� ruhsal geli�im d�zeyi
hayvanl�k d�zeyidir, bitkilerde ir�de yoktur. �r�de
melekesinin ilk ortaya ��kt��� a�ama hayvanl�k a�amas�d�r.
�r�de melekesi; hayvanl�k a�amas�ndan ba�layarak, be�er
ve be�er �st� a�amalarda s�r�p gider. �r�denin ba�lad���
geli�im d�zeyinin genel geli�im s�reci i�indeki ad� can
a�amas�'d�r. Bu duruma g�re, bitkilere enkarne
durumda bulunan ruhlar hen�z can
a�amas�'nda de�ildir. Varl���n
geli�im s�reci i�inde can
a�amas�, kat edilip ge�ilecek bir merhaledir. Be�eriyet
mertebesinden sonraki bir geli�im a�amas�ndan sonra, ir�de
melekesi bizim anlayamayaca��m�z daha y�ksek melekelerin yan�nda
�imdiki �nemini yitirecektir. �r�de, canl� varl�klar�n
(hayvan, be�er) bir �eyi istemesidir. O halde canl� olmayan
varl�klar�n (hayvan alt�) ir�de beyan�nda bulunmalar� d���n�lemez.
Bu arada, ir�de ile arzu'nun
ayn� �eyler olmad���n� belirtmekte de yarar vard�r: Arzu,
bir �eye kar�� s�dece e�ilimdir ve daha �ok, nefs kaynakl�d�r.
Arzu ile ir�de aras�nda �ok fark vard�r. ��nk� e�ilim g�sterilen
�eyin, y�n�nde ir�de bildiriminde bulunmak ayr� bir �eydir:
Bir �eye e�ilim g�sterebilirsiniz ama onu istemeyebilirsiniz,
ir�de bildiriminde bulunmayabilirsiniz. Arzu, belki; ir�de a�amas�na
ge�memi� e�ilimdir(tem�y�l). Bireyde arzu (e�ilim, tem�y�l)
var ama bu arzu ir�de a�amas�na (fiiliyata y�nelik bir
etkinli�e / eyleme) ge�memi� olabilir. Arzu, ir�deye d�n��meden,
imajinasyon ba�lam�yor. Arzuda ruhsal bir e�ilim yokken, ir�dede
bilfiil istemeye y�nelik bir ruhsal e�ilim ve dolay�s�yla
imajinasyon vard�r.
Yukar�da da belirtti�imiz gibi, imajinasyonun bir �nceki a�amas�
ir�dedir ama arzu de�ildir. Ba�ka t�rl� bir s�ylem ile,
imajinasyonun s�dece ba�lamas� de�il, biti�i de ir�de
iledir. �majinasyon ir�desiz olamaz ve ir�desiz s�remez. �majinasyonu
y�nlendiren ve y�neten ir�dedir.
Ancak, ruhun maddeye ba�l�l��� y�z�nden; yani, �uur
daralmas�ndan ve kapanmas�ndan(1) dolay� ir�de �uura ge�meyebilir. Yani, kendi ir�de etkinli�inden
haberdar olmayabilir. Dolay�s�yla bir enkarene varl�k be�er�
ve d�nyasal / maddesel ko�ulland�rmalara kap�lm��, i�van�n
kurban� olmu�(2) ve maddesel de�erlerle ne kadar �zde�le�mi�
ise, ir�d� etkinliklerinden o kadar habersizdir. Hatta
hayvanlar ir�deye s�hip olmalar�na ra�men,onlar�n kendi ir�delerinden
habersiz olu�lar� bundand�r (maddesel es�ret alt�nda olu�lar�ndan).
�leri hayvanl�k d�zeylerinde ve be�er� a�amada, enkarne
varl�k maddenin es�retinden kurtulabildi�i �l��de, kendi
ir�desini fark eder d�zeye gelir. Maddeye ba��ml�l�k,
serbest ir�deyle ilgili �uura s�hip olma fark�ndal���n�
engeller. �rne�in, varl�k spatyumun ilk a�amalar�nda, ir�deye
elbette ki s�hiptir ama b�rak�p geldi�i bedenli ya�ama h�la
ba�l�l���ndan dolay� bunun (ir�deye sahip oldu�unun)
fark�nda de�ildir. Bundan dolay� da, spatyomun bu ilk a�amas�nda
ir�de
d��� imajinasyon (kendili�inden imajinasyon) varl���
bir s�re etkisi alt�nda tutar.(3)
T�m varl�klar�n, kendi imajinatif etkinliklerinin tesirlili�i
alt�nda olduklar�n� s�yleyemeyiz: Kendi imajinatif
melekeleri belli bir d�zeye gelmemi� varl�klara,
imajinasyonda yol kat etmi� olanlar yard�m eder. Bir ruh varl���na
egemen olan ba�ka bir ruh varl���; onun maddeleri �zerine,
imajinatif etkinli�i ile ve bu varl���n ir�desini
kullanarak etkili olabilir ki, bu durum genellikle telkin ile (
ya da telkin alt�nda kalmak ile) kar��t�r�l�r.
Bunun deneysel �rneklerini hipnotik �al��malarda g�r�r�z(4).
Hipnozda, operat�r�n etkisi alt�nda bulunan s�je, operet�r�n
olu�turdu�u imajlara, (kendi serbest ir�desiyle) uyar. Burada
en �nemli ko�ul; s�jenin ir�desinin her noktada, operat�r�nki
ile uyu�ma / �rt��me durumunda olmas�d�r. Bu uygunluk ve
�rt��me i�in, en uygun deneysel ko�ullar hipnoz durumunda
ortaya ��kar. Ama
bu durum, genellikle, yukar�da da belirtti�imiz gibi, telkin
ve kendi kendine telkin �eklinde
if�de edilir. B�yle if�de edilse bile, telkin i�eri�inin
de imajinasyona dayand��� ortadad�r. Bu arada, hayvanlara
telkin yap�lamamas�n�n a��klamas� da ortadad�r:
Hayvanlara telkin yap�lamaz, ��nk� onlar imajinasyon
melekesinden yoksundurlar.
��te buraya kadar anlat�lan esaslardan hareketle, spatyomdaki
bir varl�k da d�nya ya�am�nda ger�ekle�tirece�i beden ve
ya�am �eklini orada (spatyomda) imajinatif etkinliklerde
bulunarak saptar. Bu etkinli�in tesirlili�i, varl�k enkarne
olduktan sonra (bedensel ben �zerinde) egemenli�ini korur ama
enkarne varl�k(birey) bunu an�msamaktan (yani, spatyumda kendi
olu�turdu�u imajinatif maketlere g�re, kendi imajinatif
maketlerine / kal�plar�na g�re ya�amakta oldu�unu an�msamaktan)
acizdir. �r�demizin bu tesirlili�i o kadar kapsaml�d�r ve
bizler kendi ir�demizden o kadar habersiziz ki, (bu nedenle) b�yle
bir ger�e�in oldu�unu rahatl�kla reddedenlerimizin say�s�
az de�ildir.
�majinasyon
ve �maj
Varl���n imajinasyon etkinli�inin kesinlikle ortaya ��kan
bir sonucu vard�r ki (varl���n haberi olsun olmas�n) bu
sonuca imaj denir. Bir ir�de sonucu ortaya ��kan imaj� bulabilmek,
onun s�hibini bulmak demektir. Bununla birlikte imajlar, s�hiplerinden
ba�ka varl�klardan da kaynaklan�r. Bu hal onlar�n, ba�kalar�
taraf�ndan benimsenmi� olmalar�ndan ileri gelir. �u halde,
bir imaj�n ger�ek s�hibini bulmak i�in, onun kimden
kaynakland���n� bilmek asla yeterli de�ildir.
�majinasyonda, ruh varl���n�n kurucu
bir etkinli�i vard�r. �majlar ise varl��a saprofit(��r�k��l)
olarak enjekte ve empoze edilmi� de olabilir. Bunun a��k-se�ik
�rneklerini sanat eserlerinde g�rebiliriz: �rne�in,
Goethe� nin Faust�u,
Beethoven�in Be�inci
senfonisi bu sanatk�rlar�n �zbenliklerinde s�retlenmi�
ve canlanm�� birer imajd�r. Oysa ki, Faust
ile Be�inci Senfoni� yi ruhlar�nda
istedikleri zaman yeniden ayniyle ya�atabilen (hatta onlar� ba�kalar�n�n
ruhlar�nda da ya�atmaya muktedir olan pek �ok insan
bulunabilir. Ama bunlar�n hi� birisi bu eserlerin s�hibi say�lmaz.
Bu durum; bir makineyi im�l eden m�hendis ile, onu �al��t�ran
i��ilere benzer.
Hayvanlarda da durum b�yledir. Hayvanlar�n iradeleri vard�r
ama imajinasyonlar� yoktur. Bununla beraber; onlar�n baz� i�lerine
bakarak, hayvanlarda da imajinasyon oldu�u zann�na kap�labiliriz.
Fakat unutmamal�d�r ki, bunlar her zaman, kendilerinden y�ksek
varl�klar�n haz�rlam�� olduklar� imajlara g�re
iradelerini kullan�rlar. Bir hayvan�n kendi iradesiyle imajlar
olu�turmak kudreti yoktur. Bundan dolay� da hayvanlar yeni �eyleri,
eski bildiklerine eklemek gibi bir beceriye sahip de�ildir.
�zellikle ehlile�tirilmi� bir hayvan�n hareketlerinde belli
bir plana uygun ve belli bir hedefe y�nelik i�ler vard�r. Bu
i�ler hayvan�n iradesiyle olur ama onun iradesini kullanmas�,
sahibinin imajinasyonu do�rultusunda olu�an bir y�nlendirmeye
ba�l�d�r. �rne�in, bir y�k arabas� beygirini alal�m: �majinasyondan
mahrum olan bu hayvan; yer, i�er, hareket eder, �rer vb. Ama
bu etkinliklerin hi� biri hakk�nda onun kafas�nda �nceden
tasarlanm�� bir plan yoktur. Bununla birlikte onun bir�ok
hareketlerinde ama�l� bir plana uygun i�ler de yok de�ildir:
Sahibi taraf�ndan arabaya ko�ulur ve beygirin �ekti�i o
araba ile ama�l� ve planl� i�ler yap�l�r. Bu i�ler ku�kusuz
beygirin ir�desiyle olur; yani, herhangi bir nedenle beygir
istemez ise araba y�r�mez. Ancak beygirin bu iradesini
kullanmas�, sahibinin k�rbac�n�n tesiriyle olur. Dolay�s�yla,
beygire bu hareketi yapt�ran etmen d��ar�dan (hayvan�n
sahibinden, arabac�dan) gelmektedir. O halde, z�hiren beygirin
eseri gibi g�r�nen i�; ger�ekte hayvan�n de�il, arabac�n�nd�r.
Sonu� olarak diyebiliriz ki, bir i�in ya da bir olu�un ortaya
��kmas�nda tek ba��na hi�bir tesirlili�i olmayan irade,
ba�kalar�n�n imajlar�na uydu�u (onlar taraf�ndan y�nlendirildi�i
zaman) o imajlar�n ger�ekle�mesinde �nemli roller oynar.
�majinasyon
ve Tek�m�l
�majinasyonun, ir�deyle oldu�u kadar, tek�m�lle de ilgisi
vard�r. Bu ilgi, varl���n tek�m�l�n� h�zland�r�c�
nitelikli bir ilgidir. Bitkilerde ir�de olmad��� i�in
imajinasyon da yoktur. �r�de hayvanl�k d�zeyinde ortaya ��k�yordu
ama onlar kendi iradelerini kullanarak imajinatif etkinliklerde
bulunabilecek d�zeyde de�ildirler. Dolay�s�yla hayvanlarda
ir�de vard�r (yeni ortaya ��km��t�r) ama bununla
imajinasyon yapabilecek durumda de�ildirler. Yani iradenin
mevcut oldu�u bir varl�kta mutlaka imajinasyon olmas� �art
de�ildir. ��te hayvanlar�n bu durumundan dolay� (tek�m�l
d�zeyleri gere�i) onlar d�� ir�delerin (kendilerininkinden
daha g��l� iradelerin) ve bu ir�delerle olu�turulmu�
imajlar�n g�d�m�
alt�nda hareket etmek durumundad�rlar.
Tez�h�rat �leminde t�m kudretler ruh melekelerinin ortaya ��k�p
geli�mesi oran�nda kazan�l�r: �draklenme cehti �uurlanmay�;
ir�de imajinasyonu;
imajinasyon yarat�c�l��� do�urdu�u gibi� Bu esastan
hareketle diyebiliriz ki, hayvanlarda kendili�inden hareketin g�r�lmesi,
onlardaki ir�de melekesinin geli�imine ba�l�d�r. Nas�l ki
bitkiler hareket melekesinden yoksubdur� �r�de, hayvanlarda
hareket becerisini sa�larken; imajinasyon da insandaki
kuruculuk, yap�c�l�k kudretlerini geli�tirir ki bu, be�er
ile hayvan aras�ndaki en �nemli farkt�r. E�er ar�lar,
binlerce y�ldan beri, ne kadar �zenli bak�l�rsa bak�ls�n;
yapmakta olduklar� pete�in �eklini de�i�tiremiyorlarsa,
bunun nedenini imajinasyon yoklu�unda aramak gerek.
Geli�im olgusu i�inde, d�nya varl�klar�nda �nce ir�de,
ondan sonra da imajinasyon melekesinin ortaya ��kt���n�
biliyoruz ama imajinasyonu, hangi y�ksek melekenin izleyece�ini
hen�z bilmiyoruz. Bununla birlikte imajinasyonun, ruhun olgunla�mas�yla
(tekam�le paralel olarak) oraya ��kt��� kesin. Ayr�ca �unu
da g�zden �rak tutmamak gerekir ki, ruhun tek�m�l yollar�
�ok �e�itlidir. Bu yollardan baz�lar�; onun imajinasyon
melekesini, �tekiler de ba�ka melekelerini ortaya ��karmaya
ve geli�tirmeye y�nelik ara�lar olabilir. Bu nedenle yukar�daki
saptamalar, d�nya geli�im ortam� i�indir. Her geli�im ortam�
varl�klar�n belirli melekelerini geli�tirmelerini sa�layacak
donan�m ve olanaklara sahiptir. Ayr�ca, bir varl�kta
majinasyonun bulunmas�, onun her alanda geli�mi� etmi� oldu�unu,
t�m melekelerini geli�tirmi� oldu�u anlam�na gelmez.
T�m bu a��klamalardan sonra, anla��l�yor ki, imajinasyonun
ruhsal geli�im �zerindeki etkisi b�y�kt�r. �majinasyon
melekesini geli�tirdi�i oranda varl�k, tasavvur h�linde
bulunan d���ncelerini uygulama alan�na ��kar�r ki; bu da,
varl���n tesirlili�ini art�rarak, geli�imini h�zland�r�r.
Dolay�s�yla varl�klar, imajinasyon melekelerini geli�tirdik�e,
daha geli�mi� (daha s�ptil) i�sel geli�im ara�lar�na (ve
de zaman-mek�n ko�ullar�na) s�hip oluyorlar demektir. �yleyse,
ruhun tek�m�l ile imajinason melekesi aras�nda yak�n ili�ki
vard�r, bu ili�kinin geli�imi paraleldir ve ayr�ca,
imajinasyonun tek�m�l h�zland�r�c� etkisi vard�r.
Ruhsal
Etkinlikler ve �majinason
Bir aksiyonun ger�ekle�tirilmesinin ilk ve en �nemli (olmazsa
olmaz) a�amas� imajinasyondur. Yani, bizim geli�im ortam�m�zda,
ruhun maddeler �zerindeki tesirlili�i ancak imajinasyon ile
olur. Ba�ar�yla yap�lan bir i�te (o i�in s�hibi bilsin /
bilmesin) kesinlikle imajinatif bir etkinlik sergilenmi�tir.
Her hangi bir �eyin / i�in oraya ��kar�lmas�nda tek ba��na
iradenin do�rudan do�ruya hi�bir tesirlili�i yoktur. �r�de
ancak, imajinasyon melekesinin bir eleman� haline girdi�i
zaman, o melekeyi sevk ve idare ederek olaylar�n ortaya ��kmas�nda
etkili olur.
Bazen de �yle olur ki; g�r�n�rde hi�bir imajinatif etkinlik
yokken, bir kimse taraf�ndan bir eser ortaya konur ve bu kimse
bu eser hakk�nda hi�bir imajinatif etkinlikte bulunmu�
olmayabilir. Bu eseri o kimse taraf�ndan ortaya konulmas�nda
ku�kusuz, onun ir�desi rol oynam��t�r. T�m bunlara
bakarak, bu eserin imajinasyonsuz bir ir�de ile orta ��kt���na
h�k�m vermek do�ru olmaz.
B�yle bir durum iki bak�mdan olas�d�r: Birisi, imajlar�n do�rudan
do�ruya ikinci bir �ah�s taraf�ndan haz�r olarak benimsenmi�
ve al�nm�� olmas�. Bir kompozit�r�n besteledi�i bir par�ay�
�alan / s�yleyen bir virtiozda oldu�u gibi� Burada eser
virtiozdan ��kar, onun iradesiyle olur, fakat kompozit�r�n
eseridir. ��nk� o, onun imaj�d�r. Bir eseri ortaya koyan
ile onu v�cuda getirenin (yaratan�n) ayn� ki�i olmas�
gerekli olmad��� gibi �art da de�ildir. �E�er
bir varl���n imajinasyonu d���nda ger�ekle�mi� bir i�
varsa; o, onu yapan ruhun eseri olamaz. Bir i�i ger�ekle�tirmi�
olan bir kimse o i�in s�hibi say�labilmesi i�in, o i� hakk�nda
imajinatif bir etkinlikte bulunmu� olmal�d�r.�
Bir eserin ortaya ��kmas�nda imajinasyonun tezah�r
etmemesinin ikinci yolu da; ir�denin �uur alan�na ge�memesiyle
ilgilidir: Ruhun maddeye g�m�lmesiyle ortaya ��kan �uur
daralmas� ve kapanmas� nedeniyle (imajinasyonun ilk a�amas�
olan) ir�de, �uur alan�na ge�memi� olabilir. Bu durumda,
imajinatif etkinli�inden birey haberdar olmam�� olabilir. �rne�in,
uyku durumundayken, yapm�� oldu�u imajinatif etkinli�in
uyand�ktan sonra, yani maddeye ba�l�l���n� art�rd�ktan
sonra, onun egemenli�i alt�na kalarak i� g�ren
s�jenin bu konudaki imajinsyonundan haberdar olmamas�,
s�rf maddeye ba�lanm�� olmaktan dolay� �uur alan�n�n
daralmas�ndan ileri gelmi� bir durumdur.
Hayvanlarda da durum �o�u kez b�yledir: Hayvan ruhlar�n�n
bedenlenmezden �nce, az �ok imajinatif etkinlikleri vard�r.
Fakat onlar�n s�k� s�k�ya maddeye ba�lanm�� olmalar�, d�nyada
bu melekelerini karart�r. Yani hayvanlar bedenlenmeden �nce
(�bedensiz� halde) yapm�� olduklar� imajnatif
etkinliklerin, onlar�n bedenli haldeyken ortaya ��k��� i�
g�d�ler (insiyak) �eklinde olmaktad�r.
Demek ki, enkarnasyon nedeniyle (maddeyle olan i�i�elikten ve
�zde�le�melerden dolay�) ruhun s�dece melekeleri g�lgelenmekle
kalm�yor, �uuru da daral�p
karar�yor.(1) Bundan
dolay� varl�k herhangi bir eylem ya da obje hakk�nda
imajinasyon yapt���n�n fark�nda olmasa bile; yine de o
imajinasyon etkinli�i, eserini g�stermektedir.
G�r�l�yor ki, eserlerimizin (hatta oldu�u gibi t�m
fiilleriyle birlikte ya�am�m�z�n) ba�lang�c� olan imajinasyon,
ya bizim kendi irademizin sonucu bir etkinlik olabilir ya da biz
bu imajlar� ba�ka bir varl�ktan(haz�r olarak alm��
olabiliriz. Bu iki durumdan birinciye �rnek, bir keman kon�ertosunu
kendimiz besteleyip icra etmemiz; ikinciye �rnek, bir kompozit�r�n
eserini virti�z olarak icra etmemiz olabilir.
�u halde yapt���m�z ya da yapar gibi g�r�nd���m�z
eserlerden / eylemlerden hangisinin bize ait oldu�unu ve
hangisinin ba�kalar�ndan kaynakland���n�, e�er g�r�n�rde
kan�t yoksa, maddesel
ortamda bunu belirlemek ger�ekten de kolay bir i� de�ildir.
��te bu y�zden, kendi eserimiz olan bir�ok i�leri ba�kalar�na,
ya da ba�kalar�na ait olan bir�ok i�i de kendimize ait gibi
d���n�r ve bir�ok olay� da tesad�flerle a��klamaya kalk���r�z
ki bu durum, bizlerin geli�im d�zeyimizin �ocukluk a�amas�nda
oldu�unun bir belirtisidir.
T�m bunlardan anla��l�yor ki, sergiledi�imiz eylem, aksiyon
ve etkinlikler, ya bizim (�z kendimizin) �ahsi
imajinasyonumuzun �r�n� olan eserlerdir ki, o zaman biz
bunlara rahatl�kla kendi fiillerimiz diyebiliriz; ya da kendi
�z imajinatif etkinli�imizin
d���nda olmu� �eylerdir ki, bunlar (ger�ek anlamda) bizim
eserimiz olamaz. Bu ikinci t�re Bedri RUHSELMAN, RUH ve KA�NAT
adl� eserinde (cilt 2, sayfa 390) �Ahval ve harekat�m�z�
demektedir. Yani, �hareketlerimiz�
ve �hallerimiz, i�inde
bulundu�umuz durumlar��
Bedri RUHSELMAN, bilgilerinden �ok yararland���n�
(eserlerinin bir �ok yerinde) belirtti�i �stad adl� varl���n
da belirtti�ine g�re, t�m ahval
ve hareketlerimiz kendimizden ba�kalar�n�n ve �o�unlukla
da rehberlerimizin y�nlendirmesidir. Bunlar; yararl� olmak,
beklide ya�am plan�m�z i�in gerekli olmayan bir felaketten,
kusurlu uygulamadan kurtarmak ya da
iyi bir (ya�am plan�m�z i�in gerekli bir) yola / y�ne
y�nlendirmek gibi ama�larla olmak �zere, genellikle bizi
seven, himaye eden varl�klar taraf�ndan bizde bir tak�m i�sel
itilimler ve benzeri motivasyonlar uyand�rarak etkili olmak i�in
g�nderilmi� imajinasyon �r�nleridir. ��majlar� olarak
da ge�en imajinasyon �r�nlerinin objektif birer varl�k h�linde
de�er kazanmalar� ge�mi�te bir �ok deneyle sabit olmu� bir
ger�ektir. (bkz. kaynak eser, sayfalar 371 ve 373) Ancak,
bunlar bazen de d���k titre�imli kaynaklardan gelip, be�eri
zaaflar�m�za y�nelik, s�k�nt�l� epr�v arac� olan
imajlar da olabilmektedir (�rne�in, obsesyon vak�alar��)
Bilim,
Sanat ve �majinasyon
�majinasyonun; buraya kadar anlatmaya �al��t���m�z,
temeldeki i�levselli�inden dolay�, en k���k sanatlardan, b�y�k
bilimsel ara�t�rmalara kadar t�m i�lerdeki etkisi yads�namaz.
�majinasyonsuz bilim olamaz. Be�erin bilgisini art�ran t�m
ke�ifler ancak imajinatif etkinlikle ortaya ��km��t�r. �lmin
laboratuarlar�, teorileri, ara�t�rmalar� (k�saca her �ey)
imajinasyon ile olu�ur, imajinasyon ile beslenir ve geli�ir. G�zel
sanatlarda, imajinasyonun oynad��� �nemli rollerden s�z
etmeye bile gerek yok. Ba�ka alanlardaki i�lerden, eylemlerden
daha fazla, sanat eserlerinde imajinasyon kendi varl���n�
hissettirir.
Gerek bilimsel ve sanatsal etkinliklerde, gerekse g�nl�k ya�am�n
herhangi bir kesitinde (her �eyi oldu�u gibi) imajinasyonu da
iyi ya da k�t� niyetlerle kullanmak olas�d�r. Moral alanda
imajinasyonun iyi ya da k�t� y�nlerdeki rol� de g�z ard�
edilecek gibi de�ildir. �majinasyon; ir�de ile ba�lay�p, ir�de
ile bitti�ine g�re, ir�denin alaca�� y�ne g�re
imajinasyon yararl� ya da zararl� bir tesirlili�e sahip
olabilir. Sevgi, fazilet, digerk�ml�k gibi ins�ni erdemler ya
da kin, intikam, hodk�ml�k gibi al�alt�c� duygular�n seyri
�zerinde imjinasyonun uyar�c� ya da uyu�turucu tesirleri
kesinlikle vard�r. Ancak, �unu da unutmamak gerekir ki, gerek
ilimde, gerekse g�zel sanatlarda imajinasyondaki ir�denin t�bi
oldu�u iyi / k�t� duygularla alaca�� y�ne g�re ortaya ��kan
/ ��kacak eserler; gerek onlar�n s�hipleri i�in, gerekse
toplum i�in ahl�k bak�m�ndan ya y�kseltici ya da
geriletici, hatta tehlikeli sonu�lar do�uru / do�urmaktad�r.
Bu durumun toplumda her zaman bir �ok �rne�ini g�rmek her
zaman olas�d�r.
Maddeci zihniyetin temsilcisi ve nefsinin kurban� bir bilim
adam�n�n birini (ya da birilerini) �ld�rmek i�in sarfetti�i
imajinatif etkinli�i sonucunda ortaya ��kacak bir eserin,
bireyleri mutlulu�a ve huzura kavu�turaca��na inanmak g��t�r.
Benzer �ekilde, toplumlara (yaz�l� / s�zl� etkinlikleriyle)
egoist�e fikirleri ve duygular� yayan bir filozofun zihinlerde
yerle�mi� k�t� imajlar� hakk�nda da ayn� �eyi d���nmek
gerekir. Hele zaman�m�zda, s�radan reklamlarda
ve �ark� kliplerinde bile cinselli�i i�leyen saz, s�z
ve �ekil �r�nleri hakk�nda s�ylenecek hi�bir s�z yoktur.
Bunlar elbette ki, sanat �emsiyesi alt�nda toplanabilecek
eserler de�ildir. Ki�iyi (ve �zellikle de gen�lerimizi) al�altan,
kaba ve hayv�ni duygulara prim veren , onlar� besleyen hi�bir
�ey g�zel olamaz. Ete (bedene) ve kaba maddelere y�nelik h�rslar�,
a�g�zl�l�kleri k�r�kleyen ve bunlar� doyurmaya �al��an
herhangi bir fikir ve duyguda g�zellik aramak / bulmak, ancak
geri realitelerden do�mu� bir yakla��m�n �r�n� olabilir.
�u halde, bireyin ve toplumun kurtulu�u, kal�c� huzurun ve
koral de�erlerin ortaya ��kmas� u�runda beslenmi� asil
duygularla imajine edilen �eyler; ki�iyi iyili�e, g�zelli�e
ve i�sel geli�ime do�ru zorunlu olarak y�kseltirken; sinsi
bir egoizma batakl���n�n al�ak ve nefs�ni duygu batakl���na
g�m�lerek imajinasyon melekesi de geli�imin �n�ne
genellikle a��lmas� �etin u�urumlar ve engeller olu�turur.
Durum b�yle oldu�una g�re, imajinasyon ile y�kselmek
istiyorsak; onu kullan�rken, ba��m�z� yere de�il, g�ky�z�ne
�evirmeliyiz. ��nk� o, alm�� oldu�u y�ne do�ru bizi
zorunlu olarak s�r�kler.
�majinasyon o kadar �nemli ve etkili bir melekemizdir ki; �rne�in,
iyice tasavvur edilmi� bir roman, do�ada ba�ka varl�klar i�in
reel bir sahne olabilir. Onu okumu� olan bir kimse �zel y�ntemlerle
�uur alt�n�, �uurun bask�s�ndan
kurtuldu�u / kurtar�ld��� zaman, ger�ek bir ya�am
sahnesinde ya��yormu� gibi o roman�n t�m ayr�nt�s�nda ya�ar.
Benzer �ekilde iyi tasavvur edilmi� bir obje, �rne�in; bir
bina, bir ara�, bir heykel, tasavvur edenin becerisi derecesine
g�re az �ok s�ptil ve az �ok s�rekli bir halde do�ada var
olur.(5)
Kendili�inden ya da bilin�li olarak ortaya ��kan d���nce
aktar�mlar�n�n (telepatilerin), ilhamlar�n ve hatta sonradan
olmu� baz� sempati ve antipatilerin teknik a��klamalar�na
da burada girmekte yarar olabilir. Tasavvur s�hibinin bu i�teki
kudreti derecesine g�re, imajlar (tasavvur �r�nleri) y�neldikleri
yollardaki canl� / cans�z varl�klar �zerinde az ya da �ok
belirgin etkiler yapabilir. Ku�kusuz bu etkiler iyi olabilece�i
gibi, k�t� de olabilir.
Bunun gibi, zihinsel kurgular�n; ruhumuzda objektif birer de�er
kazanmalar� da s�z konusudur. �rne�in, hipnoz alt�nda
bulunan bir s�jeye empoze elden tasavvur �r�nleri ile
(telkin ile) bu s�je bir ��l manzaras� g�rmesinin �tesinde;
kendisini, kumlar�n �zerinde y�r�yen develerle, devecilerle
ve piramitlerle kar�� kar��ya bulunan, ��l�n ortas�ndaki
bir insan �eklinde duyar. Onun o andaki durumu ile, ��l�n
ger�ekten ortas�nda oldu�u zamanki durumu aras�nda hi�bir
fark yoktur. Hatta r�yalarda da hal b�yledir: G�nd�z
zihinde, �uurlu / �uursuz olarak yerle�mi� olan bir imaj;
yar� maddesel uyaranlar�n da etkisiyle, bazen oldu�u gibi,
bazen de sembolik sahneler i�inde canlan�r. Ki�i bunlar�;
kendisinin ya da ba�kalar�n�n imajinasyon �r�n� oldu�unu
d���nmeden, bir ger�eklik olarak kabul eder ve bunlarla h�letler
deneyimler. Spatyumda da imajinasyon ortam�nda ya�anan haller
ve h�letler bunlardan farkl� de�ildir.(*)
|