Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

 

�MAJ�NASYON

Derleyen Selman GER�EKSEVER

  Yarat�l�� imajinasyon ile ba�lar. �majinasyodan da �nce ir�de s�z konusdur. Bu nedenle, as�l konumuz olan imajinasyona girmeden �nce, ir�de kavram�yla ilgili bilgilerimizi g�zden ge�irece�iz. Ancak, ir�deye s�hip olmak canl�l���n bir belirtisi, canl�lara �zg� bir nitelik ve canl�l�kla birlikte var olan bir melekedir. Bu nedenle ir�de ile imajinasyon aras�ndaki ba�lant�ya girmeden �nce, can ve canl� s�zc�klerinden ne kastedildi�ine bakal�m:

  Enkarne varl�klarda ir�denin ba�lad��� ruhsal geli�im d�zeyi hayvanl�k d�zeyidir, bitkilerde ir�de yoktur. �r�de melekesinin ilk ortaya ��kt��� a�ama hayvanl�k a�amas�d�r. �r�de melekesi; hayvanl�k a�amas�ndan ba�layarak, be�er ve be�er �st� a�amalarda s�r�p gider. �r�denin ba�lad��� geli�im d�zeyinin genel geli�im s�reci i�indeki ad� can a�amas�'d�r. Bu duruma g�re, bitkilere enkarne durumda bulunan ruhlar hen�z can a�amas�'nda de�ildir.  Varl���n geli�im s�reci i�inde can a�amas�, kat edilip ge�ilecek bir merhaledir. Be�eriyet mertebesinden sonraki bir geli�im a�amas�ndan sonra, ir�de melekesi bizim anlayamayaca��m�z daha y�ksek melekelerin yan�nda �imdiki �nemini yitirecektir. �r�de, canl� varl�klar�n (hayvan, be�er) bir �eyi istemesidir. O halde canl� olmayan varl�klar�n (hayvan alt�) ir�de beyan�nda bulunmalar� d���n�lemez.

  Bu arada, ir�de ile arzu'nun ayn� �eyler olmad���n� belirtmekte de yarar vard�r: Arzu, bir �eye kar�� s�dece e�ilimdir ve daha �ok, nefs kaynakl�d�r. Arzu ile ir�de aras�nda �ok fark vard�r. ��nk� e�ilim g�sterilen �eyin, y�n�nde ir�de bildiriminde bulunmak ayr� bir �eydir: Bir �eye e�ilim g�sterebilirsiniz ama onu istemeyebilirsiniz, ir�de bildiriminde bulunmayabilirsiniz. Arzu, belki; ir�de a�amas�na ge�memi� e�ilimdir(tem�y�l). Bireyde arzu (e�ilim, tem�y�l) var ama bu arzu ir�de a�amas�na (fiiliyata y�nelik bir etkinli�e / eyleme) ge�memi� olabilir. Arzu, ir�deye d�n��meden, imajinasyon ba�lam�yor. Arzuda ruhsal bir e�ilim yokken, ir�dede bilfiil istemeye y�nelik bir ruhsal e�ilim ve dolay�s�yla imajinasyon vard�r.

  Yukar�da da belirtti�imiz gibi, imajinasyonun bir �nceki a�amas� ir�dedir ama arzu de�ildir. Ba�ka t�rl� bir s�ylem ile, imajinasyonun s�dece ba�lamas� de�il, biti�i de ir�de iledir. �majinasyon ir�desiz olamaz ve ir�desiz s�remez. �majinasyonu y�nlendiren ve y�neten  ir�dedir. Ancak, ruhun maddeye ba�l�l��� y�z�nden; yani, �uur daralmas�ndan ve kapanmas�ndan(1) dolay� ir�de �uura ge�meyebilir. Yani, kendi ir�de etkinli�inden haberdar olmayabilir. Dolay�s�yla bir enkarene varl�k be�er� ve d�nyasal / maddesel ko�ulland�rmalara kap�lm��, i�van�n kurban� olmu�(2) ve maddesel de�erlerle ne kadar �zde�le�mi� ise, ir�d� etkinliklerinden o kadar habersizdir. Hatta hayvanlar ir�deye s�hip olmalar�na ra�men,onlar�n kendi ir�delerinden habersiz olu�lar� bundand�r (maddesel es�ret alt�nda olu�lar�ndan).

  �leri hayvanl�k d�zeylerinde ve be�er� a�amada, enkarne varl�k maddenin es�retinden kurtulabildi�i �l��de, kendi ir�desini fark eder d�zeye gelir. Maddeye ba��ml�l�k, serbest ir�deyle ilgili �uura s�hip olma fark�ndal���n� engeller. �rne�in, varl�k spatyumun ilk a�amalar�nda, ir�deye elbette ki s�hiptir ama b�rak�p geldi�i bedenli ya�ama h�la ba�l�l���ndan dolay� bunun (ir�deye sahip oldu�unun) fark�nda de�ildir. Bundan dolay� da, spatyomun bu ilk a�amas�nda ir�de d��� imajinasyon (kendili�inden imajinasyon) varl��� bir s�re etkisi alt�nda tutar.(3)

  T�m varl�klar�n, kendi imajinatif etkinliklerinin tesirlili�i alt�nda olduklar�n� s�yleyemeyiz: Kendi imajinatif melekeleri belli bir d�zeye gelmemi� varl�klara, imajinasyonda yol kat etmi� olanlar yard�m eder. Bir ruh varl���na egemen olan ba�ka bir ruh varl���; onun maddeleri �zerine, imajinatif etkinli�i ile ve bu varl���n ir�desini kullanarak etkili olabilir ki, bu durum genellikle telkin ile ( ya da telkin alt�nda kalmak ile) kar��t�r�l�r.  Bunun deneysel �rneklerini hipnotik �al��malarda g�r�r�z(4). Hipnozda, operat�r�n etkisi alt�nda bulunan s�je, operet�r�n olu�turdu�u imajlara, (kendi serbest ir�desiyle) uyar. Burada en �nemli ko�ul; s�jenin ir�desinin her noktada, operat�r�nki ile uyu�ma / �rt��me durumunda olmas�d�r. Bu uygunluk ve �rt��me i�in, en uygun deneysel ko�ullar hipnoz durumunda ortaya ��kar.  Ama bu durum, genellikle, yukar�da da belirtti�imiz gibi, telkin ve kendi kendine telkin �eklinde if�de edilir. B�yle if�de edilse bile, telkin i�eri�inin de imajinasyona dayand��� ortadad�r. Bu arada, hayvanlara telkin yap�lamamas�n�n a��klamas� da ortadad�r: Hayvanlara telkin yap�lamaz, ��nk� onlar imajinasyon melekesinden yoksundurlar.

  ��te buraya kadar anlat�lan esaslardan hareketle, spatyomdaki bir varl�k da d�nya ya�am�nda ger�ekle�tirece�i beden ve ya�am �eklini orada (spatyomda) imajinatif etkinliklerde bulunarak saptar. Bu etkinli�in tesirlili�i, varl�k enkarne olduktan sonra (bedensel ben �zerinde) egemenli�ini korur ama enkarne varl�k(birey) bunu an�msamaktan (yani, spatyumda kendi olu�turdu�u imajinatif maketlere g�re, kendi imajinatif maketlerine / kal�plar�na g�re ya�amakta oldu�unu an�msamaktan) acizdir. �r�demizin bu tesirlili�i o kadar kapsaml�d�r ve bizler kendi ir�demizden o kadar habersiziz ki, (bu nedenle) b�yle bir ger�e�in oldu�unu rahatl�kla reddedenlerimizin say�s� az de�ildir.

�majinasyon ve �maj

  Varl���n imajinasyon etkinli�inin kesinlikle ortaya ��kan bir sonucu vard�r ki (varl���n haberi olsun olmas�n) bu sonuca imaj denir. Bir ir�de sonucu ortaya ��kan imaj� bulabilmek, onun s�hibini bulmak demektir. Bununla birlikte imajlar, s�hiplerinden ba�ka varl�klardan da kaynaklan�r. Bu hal onlar�n, ba�kalar� taraf�ndan benimsenmi� olmalar�ndan ileri gelir. �u halde, bir imaj�n ger�ek s�hibini bulmak i�in, onun kimden kaynakland���n� bilmek asla yeterli de�ildir.

  �majinasyonda, ruh varl���n�n kurucu bir etkinli�i vard�r. �majlar ise varl��a saprofit(��r�k��l) olarak enjekte ve empoze edilmi� de olabilir. Bunun a��k-se�ik �rneklerini sanat eserlerinde g�rebiliriz: �rne�in, Goethe� nin Faust�u, Beethoven�in Be�inci senfonisi bu sanatk�rlar�n �zbenliklerinde s�retlenmi� ve canlanm�� birer imajd�r. Oysa ki, Faust ile Be�inci Senfoni� yi ruhlar�nda istedikleri zaman yeniden ayniyle ya�atabilen (hatta onlar� ba�kalar�n�n ruhlar�nda da ya�atmaya muktedir olan pek �ok insan bulunabilir. Ama bunlar�n hi� birisi bu eserlerin s�hibi say�lmaz. Bu durum; bir makineyi im�l eden m�hendis ile, onu �al��t�ran i��ilere benzer.

  Hayvanlarda da durum b�yledir. Hayvanlar�n iradeleri vard�r ama imajinasyonlar� yoktur. Bununla beraber; onlar�n baz� i�lerine bakarak, hayvanlarda da imajinasyon oldu�u zann�na kap�labiliriz. Fakat unutmamal�d�r ki, bunlar her zaman, kendilerinden y�ksek varl�klar�n haz�rlam�� olduklar� imajlara g�re iradelerini kullan�rlar. Bir hayvan�n kendi iradesiyle imajlar olu�turmak kudreti yoktur. Bundan dolay� da hayvanlar yeni �eyleri, eski bildiklerine eklemek gibi bir beceriye sahip de�ildir.

  �zellikle ehlile�tirilmi� bir hayvan�n hareketlerinde belli bir plana uygun ve belli bir hedefe y�nelik i�ler vard�r. Bu i�ler hayvan�n iradesiyle olur ama onun iradesini kullanmas�, sahibinin imajinasyonu do�rultusunda olu�an bir y�nlendirmeye ba�l�d�r. �rne�in, bir y�k arabas� beygirini alal�m: �majinasyondan mahrum olan bu hayvan; yer, i�er, hareket eder, �rer vb. Ama bu etkinliklerin hi� biri hakk�nda onun kafas�nda �nceden tasarlanm�� bir plan yoktur. Bununla birlikte onun bir�ok hareketlerinde ama�l� bir plana uygun i�ler de yok de�ildir: Sahibi taraf�ndan arabaya ko�ulur ve beygirin �ekti�i o araba ile ama�l� ve planl� i�ler yap�l�r. Bu i�ler ku�kusuz beygirin ir�desiyle olur; yani, herhangi bir nedenle beygir istemez ise araba y�r�mez. Ancak beygirin bu iradesini kullanmas�, sahibinin k�rbac�n�n tesiriyle olur. Dolay�s�yla, beygire bu hareketi yapt�ran etmen d��ar�dan (hayvan�n sahibinden, arabac�dan) gelmektedir. O halde, z�hiren beygirin eseri gibi g�r�nen i�; ger�ekte hayvan�n de�il, arabac�n�nd�r.

  Sonu� olarak diyebiliriz ki, bir i�in ya da bir olu�un ortaya ��kmas�nda tek ba��na hi�bir tesirlili�i olmayan irade, ba�kalar�n�n imajlar�na uydu�u (onlar taraf�ndan y�nlendirildi�i zaman) o imajlar�n ger�ekle�mesinde �nemli roller oynar.

�majinasyon ve Tek�m�l

  �majinasyonun, ir�deyle oldu�u kadar, tek�m�lle de ilgisi vard�r. Bu ilgi, varl���n tek�m�l�n� h�zland�r�c� nitelikli bir ilgidir. Bitkilerde ir�de olmad��� i�in imajinasyon da yoktur. �r�de hayvanl�k d�zeyinde ortaya ��k�yordu ama onlar kendi iradelerini kullanarak imajinatif etkinliklerde bulunabilecek d�zeyde de�ildirler. Dolay�s�yla hayvanlarda ir�de vard�r (yeni ortaya ��km��t�r) ama bununla imajinasyon yapabilecek durumda de�ildirler. Yani iradenin mevcut oldu�u bir varl�kta mutlaka imajinasyon olmas� �art de�ildir. ��te hayvanlar�n bu durumundan dolay� (tek�m�l d�zeyleri gere�i) onlar d�� ir�delerin (kendilerininkinden daha g��l� iradelerin) ve bu ir�delerle olu�turulmu� imajlar�n  g�d�m� alt�nda hareket etmek durumundad�rlar.

  Tez�h�rat �leminde t�m kudretler ruh melekelerinin ortaya ��k�p geli�mesi oran�nda kazan�l�r: �draklenme cehti �uurlanmay�; ir�de  imajinasyonu; imajinasyon yarat�c�l��� do�urdu�u gibi� Bu esastan hareketle diyebiliriz ki, hayvanlarda kendili�inden hareketin g�r�lmesi, onlardaki ir�de melekesinin geli�imine ba�l�d�r. Nas�l ki bitkiler hareket melekesinden yoksubdur� �r�de, hayvanlarda hareket becerisini sa�larken; imajinasyon da insandaki kuruculuk, yap�c�l�k kudretlerini geli�tirir ki bu, be�er ile hayvan aras�ndaki en �nemli farkt�r. E�er ar�lar, binlerce y�ldan beri, ne kadar �zenli bak�l�rsa bak�ls�n; yapmakta olduklar� pete�in �eklini de�i�tiremiyorlarsa, bunun nedenini imajinasyon yoklu�unda aramak gerek.

  Geli�im olgusu i�inde, d�nya varl�klar�nda �nce ir�de, ondan sonra da imajinasyon melekesinin ortaya ��kt���n� biliyoruz ama imajinasyonu, hangi y�ksek melekenin izleyece�ini hen�z bilmiyoruz. Bununla birlikte imajinasyonun, ruhun olgunla�mas�yla (tekam�le paralel olarak) oraya ��kt��� kesin. Ayr�ca �unu da g�zden �rak tutmamak gerekir ki, ruhun tek�m�l yollar� �ok �e�itlidir. Bu yollardan baz�lar�; onun imajinasyon melekesini, �tekiler de ba�ka melekelerini ortaya ��karmaya ve geli�tirmeye y�nelik ara�lar olabilir. Bu nedenle yukar�daki saptamalar, d�nya geli�im ortam� i�indir. Her geli�im ortam� varl�klar�n belirli melekelerini geli�tirmelerini sa�layacak donan�m ve olanaklara sahiptir. Ayr�ca, bir varl�kta majinasyonun bulunmas�, onun her alanda geli�mi� etmi� oldu�unu, t�m melekelerini geli�tirmi� oldu�u anlam�na gelmez.

  T�m bu a��klamalardan sonra, anla��l�yor ki, imajinasyonun ruhsal geli�im �zerindeki etkisi b�y�kt�r. �majinasyon melekesini geli�tirdi�i oranda varl�k, tasavvur h�linde bulunan d���ncelerini uygulama alan�na ��kar�r ki; bu da, varl���n tesirlili�ini art�rarak, geli�imini h�zland�r�r. Dolay�s�yla varl�klar, imajinasyon melekelerini geli�tirdik�e, daha geli�mi� (daha s�ptil) i�sel geli�im ara�lar�na (ve de zaman-mek�n ko�ullar�na) s�hip oluyorlar demektir. �yleyse, ruhun tek�m�l ile imajinason melekesi aras�nda yak�n ili�ki vard�r, bu ili�kinin geli�imi paraleldir ve ayr�ca, imajinasyonun tek�m�l h�zland�r�c� etkisi vard�r.

Ruhsal Etkinlikler ve �majinason

  Bir aksiyonun ger�ekle�tirilmesinin ilk ve en �nemli (olmazsa olmaz) a�amas� imajinasyondur. Yani, bizim geli�im ortam�m�zda, ruhun maddeler �zerindeki tesirlili�i ancak imajinasyon ile olur. Ba�ar�yla yap�lan bir i�te (o i�in s�hibi bilsin / bilmesin) kesinlikle imajinatif bir etkinlik sergilenmi�tir. Her hangi bir �eyin / i�in oraya ��kar�lmas�nda tek ba��na iradenin do�rudan do�ruya hi�bir tesirlili�i yoktur. �r�de ancak, imajinasyon melekesinin bir eleman� haline girdi�i zaman, o melekeyi sevk ve idare ederek olaylar�n ortaya ��kmas�nda etkili olur.

  Bazen de �yle olur ki; g�r�n�rde hi�bir imajinatif etkinlik yokken, bir kimse taraf�ndan bir eser ortaya konur ve bu kimse bu eser hakk�nda hi�bir imajinatif etkinlikte bulunmu� olmayabilir. Bu eseri o kimse taraf�ndan ortaya konulmas�nda ku�kusuz, onun ir�desi rol oynam��t�r. T�m bunlara bakarak, bu eserin imajinasyonsuz bir ir�de ile orta ��kt���na h�k�m vermek do�ru olmaz.

  B�yle bir durum iki bak�mdan olas�d�r: Birisi, imajlar�n do�rudan do�ruya ikinci bir �ah�s taraf�ndan haz�r olarak benimsenmi� ve al�nm�� olmas�. Bir kompozit�r�n besteledi�i bir par�ay� �alan / s�yleyen bir virtiozda oldu�u gibi� Burada eser virtiozdan ��kar, onun iradesiyle olur, fakat kompozit�r�n eseridir. ��nk� o, onun imaj�d�r. Bir eseri ortaya koyan ile onu v�cuda getirenin (yaratan�n) ayn� ki�i olmas� gerekli olmad��� gibi �art da de�ildir. �E�er bir varl���n imajinasyonu d���nda ger�ekle�mi� bir i� varsa; o, onu yapan ruhun eseri olamaz. Bir i�i ger�ekle�tirmi� olan bir kimse o i�in s�hibi say�labilmesi i�in, o i� hakk�nda imajinatif bir etkinlikte bulunmu� olmal�d�r.�

  Bir eserin ortaya ��kmas�nda imajinasyonun tezah�r etmemesinin ikinci yolu da; ir�denin �uur alan�na ge�memesiyle ilgilidir: Ruhun maddeye g�m�lmesiyle ortaya ��kan �uur daralmas� ve kapanmas� nedeniyle (imajinasyonun ilk a�amas� olan) ir�de, �uur alan�na ge�memi� olabilir. Bu durumda, imajinatif etkinli�inden birey haberdar olmam�� olabilir. �rne�in, uyku durumundayken, yapm�� oldu�u imajinatif etkinli�in uyand�ktan sonra, yani maddeye ba�l�l���n� art�rd�ktan sonra, onun egemenli�i alt�na kalarak i� g�ren  s�jenin bu konudaki imajinsyonundan haberdar olmamas�, s�rf maddeye ba�lanm�� olmaktan dolay� �uur alan�n�n daralmas�ndan ileri gelmi� bir durumdur.

  Hayvanlarda da durum �o�u kez b�yledir: Hayvan ruhlar�n�n bedenlenmezden �nce, az �ok imajinatif etkinlikleri vard�r. Fakat onlar�n s�k� s�k�ya maddeye ba�lanm�� olmalar�, d�nyada bu melekelerini karart�r. Yani hayvanlar bedenlenmeden �nce (�bedensiz� halde) yapm�� olduklar� imajnatif etkinliklerin, onlar�n bedenli haldeyken ortaya ��k��� i� g�d�ler (insiyak) �eklinde olmaktad�r.

  Demek ki, enkarnasyon nedeniyle (maddeyle olan i�i�elikten ve �zde�le�melerden dolay�) ruhun s�dece melekeleri g�lgelenmekle kalm�yor, �uuru da  daral�p karar�yor.(1) Bundan dolay� varl�k herhangi bir eylem ya da obje hakk�nda imajinasyon yapt���n�n fark�nda olmasa bile; yine de o imajinasyon etkinli�i, eserini g�stermektedir.

  G�r�l�yor ki, eserlerimizin (hatta oldu�u gibi t�m fiilleriyle birlikte ya�am�m�z�n) ba�lang�c� olan imajinasyon, ya bizim kendi irademizin sonucu bir etkinlik olabilir ya da biz bu imajlar� ba�ka bir varl�ktan(haz�r olarak alm�� olabiliriz. Bu iki durumdan birinciye �rnek, bir keman kon�ertosunu kendimiz besteleyip icra etmemiz; ikinciye �rnek, bir kompozit�r�n eserini virti�z olarak icra etmemiz olabilir.

  �u halde yapt���m�z ya da yapar gibi g�r�nd���m�z eserlerden / eylemlerden hangisinin bize ait oldu�unu ve hangisinin ba�kalar�ndan kaynakland���n�, e�er g�r�n�rde kan�t yoksa,  maddesel ortamda bunu belirlemek ger�ekten de kolay bir i� de�ildir. ��te bu y�zden, kendi eserimiz olan bir�ok i�leri ba�kalar�na, ya da ba�kalar�na ait olan bir�ok i�i de kendimize ait gibi d���n�r ve bir�ok olay� da tesad�flerle a��klamaya kalk���r�z ki bu durum, bizlerin geli�im d�zeyimizin �ocukluk a�amas�nda oldu�unun bir belirtisidir.

  T�m bunlardan anla��l�yor ki, sergiledi�imiz eylem, aksiyon ve etkinlikler, ya bizim (�z kendimizin) �ahsi imajinasyonumuzun �r�n� olan eserlerdir ki, o zaman biz bunlara rahatl�kla kendi fiillerimiz diyebiliriz; ya da kendi �z imajinatif  etkinli�imizin d���nda olmu� �eylerdir ki, bunlar (ger�ek anlamda) bizim eserimiz olamaz. Bu ikinci t�re Bedri RUHSELMAN, RUH ve KA�NAT adl� eserinde (cilt 2, sayfa 390) �Ahval ve harekat�m�z� demektedir. Yani, �hareketlerimiz� ve �hallerimiz, i�inde bulundu�umuz durumlar��

  Bedri RUHSELMAN, bilgilerinden �ok yararland���n� (eserlerinin bir �ok yerinde) belirtti�i �stad adl� varl���n da belirtti�ine g�re, t�m ahval ve hareketlerimiz kendimizden ba�kalar�n�n ve �o�unlukla da rehberlerimizin y�nlendirmesidir. Bunlar; yararl� olmak, beklide ya�am plan�m�z i�in gerekli olmayan bir felaketten, kusurlu uygulamadan kurtarmak ya da iyi bir (ya�am plan�m�z i�in gerekli bir) yola / y�ne y�nlendirmek gibi ama�larla olmak �zere, genellikle bizi seven, himaye eden varl�klar taraf�ndan bizde bir tak�m i�sel itilimler ve benzeri motivasyonlar uyand�rarak etkili olmak i�in g�nderilmi� imajinasyon �r�nleridir. ��majlar� olarak da ge�en imajinasyon �r�nlerinin objektif birer varl�k h�linde de�er kazanmalar� ge�mi�te bir �ok deneyle sabit olmu� bir ger�ektir. (bkz. kaynak eser, sayfalar 371 ve 373) Ancak, bunlar bazen de d���k titre�imli kaynaklardan gelip, be�eri zaaflar�m�za y�nelik, s�k�nt�l� epr�v arac� olan imajlar da olabilmektedir (�rne�in, obsesyon vak�alar��)

Bilim, Sanat ve �majinasyon

  �majinasyonun; buraya kadar anlatmaya �al��t���m�z, temeldeki i�levselli�inden dolay�, en k���k sanatlardan, b�y�k bilimsel ara�t�rmalara kadar t�m i�lerdeki etkisi yads�namaz. �majinasyonsuz bilim olamaz. Be�erin bilgisini art�ran t�m ke�ifler ancak imajinatif etkinlikle ortaya ��km��t�r. �lmin laboratuarlar�, teorileri, ara�t�rmalar� (k�saca her �ey) imajinasyon ile olu�ur, imajinasyon ile beslenir ve geli�ir. G�zel sanatlarda, imajinasyonun oynad��� �nemli rollerden s�z etmeye bile gerek yok. Ba�ka alanlardaki i�lerden, eylemlerden daha fazla, sanat eserlerinde imajinasyon kendi varl���n� hissettirir.

  Gerek bilimsel ve sanatsal etkinliklerde, gerekse g�nl�k ya�am�n herhangi bir kesitinde (her �eyi oldu�u gibi) imajinasyonu da iyi ya da k�t� niyetlerle kullanmak olas�d�r. Moral alanda imajinasyonun iyi ya da k�t� y�nlerdeki rol� de g�z ard� edilecek gibi de�ildir. �majinasyon; ir�de ile ba�lay�p, ir�de ile bitti�ine g�re, ir�denin alaca�� y�ne g�re imajinasyon yararl� ya da zararl� bir tesirlili�e sahip olabilir. Sevgi, fazilet, digerk�ml�k gibi ins�ni erdemler ya da kin, intikam, hodk�ml�k gibi al�alt�c� duygular�n seyri �zerinde imjinasyonun uyar�c� ya da uyu�turucu tesirleri kesinlikle vard�r. Ancak, �unu da unutmamak gerekir ki, gerek ilimde, gerekse g�zel sanatlarda imajinasyondaki ir�denin t�bi oldu�u iyi / k�t� duygularla alaca�� y�ne g�re ortaya ��kan / ��kacak eserler; gerek onlar�n s�hipleri i�in, gerekse toplum i�in ahl�k bak�m�ndan ya y�kseltici ya da geriletici, hatta tehlikeli sonu�lar do�uru / do�urmaktad�r. Bu durumun toplumda her zaman bir �ok �rne�ini g�rmek her zaman olas�d�r.

  Maddeci zihniyetin temsilcisi ve nefsinin kurban� bir bilim adam�n�n birini (ya da birilerini) �ld�rmek i�in sarfetti�i imajinatif etkinli�i sonucunda ortaya ��kacak bir eserin, bireyleri mutlulu�a ve huzura kavu�turaca��na inanmak g��t�r. Benzer �ekilde, toplumlara (yaz�l� / s�zl� etkinlikleriyle) egoist�e fikirleri ve duygular� yayan bir filozofun zihinlerde yerle�mi� k�t� imajlar� hakk�nda da ayn� �eyi d���nmek gerekir. Hele zaman�m�zda, s�radan reklamlarda  ve �ark� kliplerinde bile cinselli�i i�leyen saz, s�z ve �ekil �r�nleri hakk�nda s�ylenecek hi�bir s�z yoktur. Bunlar elbette ki, sanat �emsiyesi alt�nda toplanabilecek eserler de�ildir. Ki�iyi (ve �zellikle de gen�lerimizi) al�altan, kaba ve hayv�ni duygulara prim veren , onlar� besleyen hi�bir �ey g�zel olamaz. Ete (bedene) ve kaba maddelere y�nelik h�rslar�, a�g�zl�l�kleri k�r�kleyen ve bunlar� doyurmaya �al��an herhangi bir fikir ve duyguda g�zellik aramak / bulmak, ancak geri realitelerden do�mu� bir yakla��m�n �r�n� olabilir.

  �u halde, bireyin ve toplumun kurtulu�u, kal�c� huzurun ve koral de�erlerin ortaya ��kmas� u�runda beslenmi� asil duygularla imajine edilen �eyler; ki�iyi iyili�e, g�zelli�e ve i�sel geli�ime do�ru zorunlu olarak y�kseltirken; sinsi bir egoizma batakl���n�n al�ak ve nefs�ni duygu batakl���na g�m�lerek imajinasyon melekesi de geli�imin �n�ne genellikle a��lmas� �etin u�urumlar ve engeller olu�turur. Durum b�yle oldu�una g�re, imajinasyon ile y�kselmek istiyorsak; onu kullan�rken, ba��m�z� yere de�il, g�ky�z�ne �evirmeliyiz. ��nk� o, alm�� oldu�u y�ne do�ru bizi zorunlu olarak s�r�kler.

  �majinasyon o kadar �nemli ve etkili bir melekemizdir ki; �rne�in, iyice tasavvur edilmi� bir roman, do�ada ba�ka varl�klar i�in reel bir sahne olabilir. Onu okumu� olan bir kimse �zel y�ntemlerle �uur alt�n�, �uurun bask�s�ndan  kurtuldu�u / kurtar�ld��� zaman, ger�ek bir ya�am sahnesinde ya��yormu� gibi o roman�n t�m ayr�nt�s�nda ya�ar. Benzer �ekilde iyi tasavvur edilmi� bir obje, �rne�in; bir bina, bir ara�, bir heykel, tasavvur edenin becerisi derecesine g�re az �ok s�ptil ve az �ok s�rekli bir halde do�ada var olur.(5)

  Kendili�inden ya da bilin�li olarak ortaya ��kan d���nce aktar�mlar�n�n (telepatilerin), ilhamlar�n ve hatta sonradan olmu� baz� sempati ve antipatilerin teknik a��klamalar�na da burada girmekte yarar olabilir. Tasavvur s�hibinin bu i�teki kudreti derecesine g�re, imajlar (tasavvur �r�nleri) y�neldikleri yollardaki canl� / cans�z varl�klar �zerinde az ya da �ok belirgin etkiler yapabilir. Ku�kusuz bu etkiler iyi olabilece�i gibi, k�t� de olabilir.

  Bunun gibi, zihinsel kurgular�n; ruhumuzda objektif birer de�er kazanmalar� da s�z konusudur. �rne�in, hipnoz alt�nda bulunan bir s�jeye empoze elden tasavvur �r�nleri  ile (telkin ile) bu s�je bir ��l manzaras� g�rmesinin �tesinde; kendisini, kumlar�n �zerinde y�r�yen develerle, devecilerle ve piramitlerle kar�� kar��ya bulunan, ��l�n ortas�ndaki bir insan �eklinde duyar. Onun o andaki durumu ile, ��l�n ger�ekten ortas�nda oldu�u zamanki durumu aras�nda hi�bir fark yoktur. Hatta r�yalarda da hal b�yledir: G�nd�z zihinde, �uurlu / �uursuz olarak yerle�mi� olan bir imaj; yar� maddesel uyaranlar�n da etkisiyle, bazen oldu�u gibi, bazen de sembolik sahneler i�inde canlan�r. Ki�i bunlar�; kendisinin ya da ba�kalar�n�n imajinasyon �r�n� oldu�unu d���nmeden, bir ger�eklik olarak kabul eder ve bunlarla h�letler deneyimler. Spatyumda da imajinasyon ortam�nda ya�anan haller ve h�letler bunlardan farkl� de�ildir.(*)

(1)  dar �uur, kapal� �uur: Varl�klar �� �uur t�r�nden biriyle enkarne durumdad�rlar: A��k �uur, dar �uur, kapal� �ur. Bunlardan �a��k� ve �kapal�� �uurlar, planlar�n� �yle yapm��, ya�am planlar� bunu gerektiriyor. Ama �dar� �uur, (ataletten / duraganl�ktan ve kendinden habersizlikten dolay�) a��k �uurun daralm�� �ekli olmaktad�r.

(2)    i�va :  Be�eri varl�klar olarak bizler i�in her �ey i�va arac� durumundad�r ama bunlar� 3 ana grupta toplayabiliriz: �htiya�lar, icaplar, geli�im. Bununla birlikte i�vaya kap�lmaktan korkmamak gerek; yeter ki, fark�nda olal�m ve �bir elimiz hep  g��e do�ru� uzanm�� olsun.(Sad�klar Plan� Tebli�leri, Celse 64) bizi i�va edeni ger�ek sanarak, onunla �zde�le�meyelim.

(3)    Burada durumdan habersiz olan, bedensel bendir. Ama varl�k dezenkarne durumda ise, ruh varl���n�n spatyumdaki (fizik bedeni yeni terk etmi� olan) astral bedenidir.,

(4)    �rnek i�in bkz. RUH ve KA�NAT, Bedri Ruhselman (sayfa 38o)

(5)    Tahayy�l (imajinasyon): Bir �eyi ruhta suretlendirmek

Tasavvur: Bir �eyi / konuyu zihinde suretlendirmek. S�radan d���ncelerle de bir �ey zihinde tasavvur edilebilir. Tasavvur, imajinasyonun (tahayy�l�n) y�ksek de�erlerine sahip de�ildir.

* Bedri RUHSELMAN�IN �RUH ve KA�NAT� adl� eserinden yararlan�larak haz�rlanm��t�r.

 Yay�n Tarihi:22 Nisan 2017 

 

Astroset 2003-2017