Evrende Zeki Hayat

WWW.ASTROSET.COM

D�nya D��� Canl�l�k

Selman GER�EKSEVER

�Pek �ok galaksinin pek �ok gezegeninde halen organik hayat geli�mi� bulunmaktad�r.�
                                                                               Dr. Harlow SHAPLEY - Harward �niversitesi

Yery�z�nde Canl�l�k

  D�nya d��� canl�l�k, yani evrenlerde ya�am konusuna do�rudan girmeden �nce, d�nyam�z �zerinde canl�l���n ortaya ��k���n� ��yle �zetleyebiliriz(1).
  D�nyan�n fizik k�re olarak bundan 4,5 milyar y�l �nce g�ne� sistemiyle birlikte nas�l olu�tu�u kozmolojinin konusuna girer. D�nyan�n ba�lang��taki atmosferi, �imdikinden �ok farkl� olarak, ba�l�ca; metan, su buhar�, amonyak, siyan hidrik asit ve karbondioksit gazlar�n�n bir kar���m�ndan olu�uyordu. Bu gazlar, bir yandan elektrikle y�kl� atmosferi durmadan alt-�st eden f�rt�nalar i�inde ard� arkas� kesilmeksizin �akan �im�eklerin, �te yandan; daha yeni erimi� k�zg�n bir k�tle halinde bulunan d�nya g�vdesinden yay�lan muazzam s�cakl���n ve g�ne�ten gelen t�rl� ���nlar�n ta��d��� son derece y�ksek titre�imli enerjinin etkisi alt�nda proteinlerin yap�ta�lar� olan aminoasitleri olu�turmu�lar, bunlar da �e�itli �ekilde birle�erek uzun protein molek�llerini meydana getirmi�lerdir.

  G�n�m�z Jeoloji bilimine g�re yery�z�nde ilk canl�n�n ortaya ��k��� olduk�a karma��k kimyasal bir ortam�n (prekambriyen) yava� yava� geli�mesini izler. Bu ortam, organik olmayan i�lemler sonucu ortaya ��kan aminoasitler, �eker ve ba�kaca, biyolojik olarak �nemli maddelerden olu�an organik molek�llerle dolu bir t�r �organik �orba�d�r. B�yle bir ortamdaki birikme, geli�me ve farkl�la�ma olaylar� milyonlarca y�l s�rer(kimyasal evrim). Bu evrenin doruk noktas�na eri�mesi, yani cans�z molek�llerin, her nas�lsa canl� organizmalara d�n��mesiyle �organik evrim� ba�lar�

  Zaman i�inde gitgide daha karma��k hale gelen bu molek�ller ise, sonunda; ya�amaya, yani bizim canl�l�k ya da ya�am/hayat ad�n� verdi�imiz belli tepkilerde bulunmaya ba�lam��lard�r. S�z konusu birle�melerde enerjinin yan� s�ra, baz� maddelerin(�rne�in, �silikatlar��n) katalitik bir rol oynad�klar� san�lmaktad�r. Buradan da anla��lmaktad�r ki; d�nya �zerinde ilk canl�lar, gezegenin atmosferini ve okyanuslar�n� dolduran bu kimyasal bile�iklerden geli�mi�tir ki bunlar�n hemen hemen hepsi bu g�n bizler i�in �ld�r�c� zehirden ba�ka bir �ey de�ildir.

  Yukar�da �zetledi�imiz bu hipoteze bilim insanlar� �u ger�eklerden hareketle varm��lard�r(2):

1- D�nya �zerindeki t�m organizmalar iki �e�it molek�le ba�l�d�r. Aminoasitler ve n�kleotidler. Bu iki t�r molek�l yerk�re �zerinde canl�l���n yap� bloklar�d�r.

2- �lim insanlar�(�rne�in, Stanley MILLER) d�nyan�n en ilkel atmosferinde bulundu�u tahmin edilen gazlar� bir araya getirerek hayat�n bu yap� bloklar�n� elde etmi�lerdir.

3- Vir�sler hayat ile cans�z madde aras�nda bulunan garip yarat�klard�r. Vir�sler �zerinde yap�lan incelemelerde hayat�n, cans�z kimyasallardan ortaya ��kt��� g�r���n� destekler niteliktedir.


MILLER � UREY Deneyi,1953

  Bununla birlikte ayn� yap� ta�lar�n�n, de�i�ik ko�ullar alt�nda de�i�ik ya�am formlar� olu�turacaklar� da olas�l�k d��� de�ildir. Bu konuda astronom Prof. Dr. Carl SAGAN �unlar� s�ylemi�ti: � E�er ayn� ko�ullar alt�nda hayat� d�nyada yeniden ba�latmak m�mk�n olsayd�, bu g�nk�ne aynen benzeyen canl� �ekillerini asla g�remeyecektik. D�nyan�n tek�m�l yolunda, ba�ka gezegenlerdeki canl�lar�n ortaya ��k���n� and�ran bir�ok olay olmu�tur.�(3)

  D�nya D��� Canl�l�k
  Ya�am�n temel kimyasal maddeleri ya da �ya�amsal unsurlar� g�n�m�zde radyo-teleskoplarla g�r�nen evrenin her yerinde ke�fedilmi�tir. Bu ya�amsal unsurlar(amonyak, karbon monoksit, formaldehit, etil alkol ve su) evrenin �e�itli ve de�i�ik ortamlar�ndaki, de�i�ik ko�ullar alt�nda, de�i�ik ya�am formlar� olu�turmu� olabilir.

  Bu bak�mdan d�nya d��� canl�l�k s�z konusu oldu�unda, sadece d�nyadaki ya�am ko�ullar� a��s�ndan evrenlere bakmak k�s�r bir g�r�� sa�layacakt�r. Maddeci zihniyetin gere�i her nedense hep al���k oldu�umuz ko�ullar alt�nda bir ya�amsal geli�im ve canl�l�k d���n�r�z genellikle. Bu, elbette ki ger�ek anlamda bilimsellikle ve a��k g�r��l�l�kle ba�da�mayan bir tutuculuktur. Bu konuyla ilgili olarak Maryland �niversitesi�nden  egzobiyolog(d�nya d��� canl�l�k bilimcisi) Cyril PONNAMPERUMA, �S�cak su kaynaklar�nda ve yo�un asitlerin i�inde bile hayata rastlad�k.� demi�tir.

  D�nya insan�(be�er) y�zy�llar boyu �e�itli ko�ulland�rmalar, dogmalar ve hatta y�zde y�z do�rulu�una inand��� bilgiler �er�evesinde ya�am ve canl�l��� daima d�nyadakine benzer �ekilde d���nmek e�iliminde olmu�tur. Kimimize g�re �oksijensiz bir ya�am ya da canl�l�k olamaz��. Kimisi �susuz ya�am�� bir t�rl� d���nemez. Kimimize g�re de, �ultraviyole radyasyon olmazsa olmaz.� d�r. Cornel �niversitesi�nden Prof. Dr. Carl SAGAN, ya�am ve canl�l�k konusunda b�yle kat� �nyarg�lar �ne s�renler i�in; �oksijen mutaass�b��, �su mutaass�b��, �ultraviyole mutaass�b�� ifadelerini kulland�ktan sonra bu konudaki d���ncelerini ��yle belirtmi�ti:(4)

  �Asl�nda canl�l�k, ger�ekten de d�nyadakinden tamamen de�i�ik ko�ullarda ve ortamlarda geli�ebilir. Bu, �ok eski zamanlarda, atmosferimizde oksijen bulunmad��� devrelerde(gezegenimizde de) b�yle olmu�tu. O devrelerin ilkel canl�lar� i�in oksijen zehir etkisinde bir elementti. Bu bak�mdan �rne�in; Mars�taki organizmalar ya�amlar�n� s�rd�rebilmeleri i�in karbondioksit gereksinimi i�inde bulunabilirler. Mars�taki yarat�klar ultraviyole radyasyonu kendileri i�in dayan�lmaz bulduklar�ndan pek�l� v�cutlar�n�n �zerinde silikat kabuklar� geli�tirmi� olabilirler. Belki de Mars Gezegeni�nde herhangi bir ultraviyole radyasyonun saptanamam�� olmas�n�n nedeni, b�yle kabuklu canl�lar�n bunu atmosferden emmi� olduklar� olabilir��

  Evrenlerde sadece d�nya �zerinde hayat�n olamayaca��n�, canl�l���n; evrende, hatta galaksimiz Samanyolu i�inde yok denecek kadar k���k olan gezegenimizle s�n�rlanamayaca��n�, �teki g�ne�lerin(y�ld�zlar�n) �evresinde d�nmekte olan irili ufakl� gezegenler(ve hatta onlar�n uydular�nda bile) oralar�n biyokimyasal ve fiziksel ko�ullar�na uyum sa�lam�� canl�lar�n bulunmas� gerekti�ini zaman�m�zdan �ok �nceleri de d���nenler ve bunu ifade edenler olmu�tur. Bug�n bilinen d�nya tarihi i�inde bu konuda d���nenlerin birisi, (M.� 4 YY) Epik�r filozoflar�ndan Metrodoros�tur. �nl� d���n�r bu konudaki g�r���n� ��yle bir benzetmeyle ifadeye koymu�tur: �U�suz bucaks�z uzayda mesk�n yer olarak sadece d�nyay� d���nmek, ekilmi� bir tarla tohumdan sadece bir tek danenin ye�erece�ini d���nmek kadar abestir.�

  G�n�m�ze daha yak�n y�zy�llarda(1600�ler) zaman�n filozoflar�ndan Giordano Bruno, �Evrende say�s�z g�ne�ler var; her birinin �evresinde d�nen d�nyalarda var. Bu say�s�z d�nyalar canl� yarat�klarla mesk�ndur.� Sapm�� Kilise dogmas�n�n zulm� alt�nda inleyen, o zaman�n Avrupa toplumu bu kadar de�i�ik fikirleri kald�racak olgunluk ve ho�g�r� d�zeyinde de�ildi. Bundan dolay� ve daha �ok, Bruno�nun bu ve benzeri ifadeleri kilise dogmas�yla ba�da�mad��� i�in �dine ayk�r�� gerek�esiyle Bruno yak�larak �ld�r�lm��t�.

  18.YY astronomlar�ndan Johann Elert Bode, d�nyadan ba�ka gezegenlerin de mesk�n olabilece�ini d���nmekle kalmam��, Mars�taki varl�klar�n, d�nya be�erinden sprit�el bak�mdan daha y�ksek d�zeyde bulunmalar� gerekti�ini tahmin ile bunu ifade etmi�tir. Bir Amerikan diplomat� olan Percival Lowell�in d�nya d��� canl�l�k konusundaki g�r��lerini H.G Wells dramatize ederek �The War of the World� (D�nyalar�n Sava��) adl� roman� yazm��t�.

  Canl�l���n Ba�lang�c�
  G�n�m�zde, ya�am�n k�keninin d�nya d���nda bulunmas� gerekti�ini ileri s�ren teorilerin say�s� giderek artmaktad�r. Ger�ek anlamda bilimsel zihniyetin �r�nleri olan bu teorilerden baz�lar�na g�re, d�nyada canl�l���n ba�lang�c� 4,5 milyar y�l �ncelere kadar gitmektedir. Bilindi�i kadar�yla, o zamanlar yery�z�; su buhar� + hidrojen + metan + amonyak gazlar�ndan olu�an bir atmosfer zarf�yla �evriliydi. G�ne�in ultraviyole radyasyonu, atmosferde s�rekli �akan �im�ekler ya da volkanlardan kaynaklanan y�ksek �s� nedeniyle atmosferi olu�turan molek�ller par�aland� ve yeni yeni bile�ikler ortaya ��kt�. Bu yeni molek�llerin okyanuslara kar��mas�ndan sonra, hayat�n ve proteinlerin yap� bloklar� olan aminoasitler ortaya ��kt�. Aminoasitlerin bu �ekilde olu�umunu S. MILLER yapay ortamda g�stermi�ti. �lk aminoasitlerin ve n�kleik asidin olu�tu�u 4,5 milyar y�l �ncesinin okyanuslar�na �prebiotic soup�(ilkel �orba) denmi�tir.

  ��te benzer �ekilde bir olu�umun, evrenleri dolduran say�s�z gezegenlerin hi� de�ilse baz�lar�nda da olabilece�ine dair kan�tlar giderek artmaktad�r. Yukar�da aktard�klar�m�za benzer biyokimyasal kombinasyonlar d�nyadakinden �ok daha eski zamanlardan beri, ba�ka d�nyalar �zerinde ni�in olmas�n? Yerk�remiz �zerine uzaydan ya�makta olan meteorit bombard�man�n�n % 2�si belirli organik ya da karbonca zengin bile�iklerden olu�maktad�r. Bunlar�n baz�lar�nda aminoasitler, hatta fosille�mi� mikroskopik canl�lar bulunmu�tur. Egzobiyolog C. Ponnamperuma Avustralya�ya d��m�� olan bir meteoritte 17 ayr� aminoasit saptam��t�r. Zaten d�nyada bilinen aminoasitler 20 kadard�r.

  Evet, yukar�da da belirtti�imiz gibi, ya�am�n temel kimyas�yla ilgili elementlerin g�ne� sisteminin de d���nda bulunabilece�i konusunda kan�tlar g�n ge�tik�e artmaktad�r. Radyo-astrominin uzay�n derinliklerini dinleyip duran b�y�k kulaklar�, oralarda; su, etil alkol, formaldehit, karbonmonoksit ve amonyak gibi, bug�n hayat�n yap� bloklar� olarak bilinen maddeleri saptam�� durumdad�rlar. Bir zamanlar�n �nl� astronomlar�ndan Prof. C. SAGAN,  �Hayat�n yap� bloklar� uzay�n her yerinde bulunmaktad�r.� Diyordu. Evrenin d�rt  bir yan�nda saptanm�� olan bu yap� bloklar�ndan, oralar�n mekan ko�ullar�na uygun hayat formlar� t�remi�, bir t�r canl�l�k ortaya ��km�� olabilir. Evrenin herhangi bir yerindeki d�nya d��� hayat�n, ayn� yap� bloklar�ndan olsa bile d�nyadakine aynen  benzemesi zorunlulu�u yoktur. Bu konuda Prof. C.SAGAN��n s�zlerini yeniden d���nmekte yarar g�r�yoruz: �D�nyadaki hayat� yeniden; hatta ayn� fizik ko�ullar alt�nda ba�latmak m�mk�n olsayd�, bug�nk�ne aynen benzeyen canl� �ekillerini asla g�remeyecektik.�


Radyo Teleskobu

  Bu neden b�yledir? ��nk� d�nyan�n kimyas� bug�n, ya�am�n olu�tu�u 4,5 milyar y�l �ncesiyle ayn� de�ildir; ya�am�n kendisi taraf�ndan do�al olarak de�i�tirilmi�tir. Ya�am, ba�lang��taki d�nyan�n atmosfer ve okyanuslar�nda bulunan en genel molek�llerin u�rad��� en olas� de�i�iklikler sayesinde ortaya ��km��t�r. Dolay�s�yla, evrende bulunan ve d�nyan�n kimyas�na az �ok benzeyen ve a�a�� yukar� g�ne�imiz gibi bir y�ld�z�n �����nda y�kanan her gezegen, d�nyada oldu�u gibi canl�l��� ortaya ��karmak zorundad�r. Amerika�n�n en �nl� bilim yazar� Dr. Isaac Asimow bu konudaki g�r��lerini ��ylece ifade etmi�ti: �Uzay�n derinliklerinde ya�am sadece bir olas�l�k de�il, ka��n�lmaz bir olgudur.� ��te, Asimow�un belirtti�i bu �olmazsa olmaz�dan dolay�, bir�ok astrofizik�i ve astronom; evrenlerde, �zerinde ya�am bulunan birka� milyon gezegenin var oldu�u kan�s�ndad�r. Bununla birlikte ya�am ve canl�l�k �nce terim olarak a��klanmas� gereken kavramlard�r. ��yle ki; bir madde olarak ortaya ��km�� olan bir kompozisyonun hayattar oldu�unu kabul edemiyoruz. Hayat� bir ba�ka anlamda al�yoruz. Hayat�, do�rudan do�ruya maddenin kendisinin canl�l�k dedi�imiz bir vas�fla m��terek olmas�na ba�l�yoruz.


DNA Sarmal�

  Hayatt�r Olabilmek�
 
Hayat sahibi olabilmek, canl� olabilmek sadece maddesel yap�yla olas� de�ildir. Bu maddesel yap�ya etki eden bir ba�ka vasf�nda mevcudiyeti ka��n�lmazd�r. Bu durumda, �evrenlerde hayat� deyince, maddeyi etkisi alt�na alan, onu ba�kas�ndan ay�ran ve ona ayr�ca vas�flar izafe ettirmemizi gerektiren bir g�c�n daha eklenmesi gerekir. Bir dioksiribon�kleik asit(DNA) zinciri �zerinde aminoasit olu�mas� ve birtak�m kimyasal kompozisyonlar�n bu zincire ba�lant�lar halinde uzan�p gitmesiyle bir hayat�n olu�mas� olas� de�ildir(s�z konusu etki olmaks�z�n). Laboratuarda metan gaz�n�n y�ksek �s� derecelerinde hidrojen bas�nc� alt�nda bir tak�m asitler vermesi dem�mk�n hale getirilmi�tir. Ancak bu yap�lar�, hi�bir zaman hayattar yap�lar ve �canl� bir yap�� �eklinde kabul etmek olas� de�ildir.

  Biz burada �evrenlerde hayat� dedi�imiz zaman, �uurlu ve insan d�zeyindeki ak�ll� ya�am formlar�ndan s�z etmi� olaca��z. Evrenlerde ya�am�n, bu anlamda insan idrakiyle bir ya�am�n sadece ve sadece yery�z�ne ait olabilece�ini kabul etmiyoruz. ��nk� sadece g�rebildi�imiz evrene g�re, d�nya dedi�imiz k�renin; hem �mr�, hem �ap�, hem de kitlesi o kadar k���kt�r ki, bu �l��leri sadece g�rebildi�imiz evrene oranlad���m�z zaman, insan d�zeyindeki �uurlu ya�am formlar�n�n sadece ve sadece bu zerre �zerinde olu�mu� oldu�unu kabul etmek sadece mant�k d��� de�il, ayn� zamanda abestir de� ��nk� evrenler, d�nya ko�ullar�yla ayn� d�zeyde, ondan daha kusursuz, bizim anlad���m�z �ekilde bir insan canl�s�n�n ya�amas�na elveri�li ko�ullar� i�eren, milyarlarla ifade edilebilecek yap�larla doludur. Bu t�r(ya�ama, canl�l���n ortaya ��kmas�na elveri�li) ko�ullar� kendi �zerinde toplam�� olma vasf�n� sadece k���c�k bir gezegene ba�lamak son derece bencil ve dar g�r��t�r.

  U�suz bucaks�z evrenlerde, canl�lar�n ne �ekilde ortaya ��kt���n� ifade etmek, bizim konumuzun ana temas�n�n d���ndad�r. Evrenlerde insan�n(de�i�ik �uur d�zeylerindeki varl�klar�n) yayg�n olaca��n� kabul etmek daha mant�kl�d�r. Onun ya�amas�na uygun ortamlar�n s�n�rs�z derecede �ok olabilece�i sadece mant�ksal de�il, matematik bir zorunluluktur da. Bu teke indirgemeye hemen hemen imk�n yoktur. ��nk� evrenler(sadece bizim �imdi alg�layabildi�imiz evren bile) yerk�reye g�re tasavvur edilemeyecek, hesaplanamayacak kadar sonsuz ve s�n�rs�z olan olanaklar, olas�l�klar ve yap�lar ortam�d�r. Bu anlamda, d�nya dedi�imiz bir gezegen �zerinde, insan formunda bir canl� ortaya ��km��sa, bunun sadece d�nyaya �zg� oldu�unu s�ylemek; sadece mant�kla de�il, bilimsel verilerle de ba�da�maz. ��nk� insan bedeni bir bak�ma; karma��k ve son derece ileri bir akl�n/tekni�in �r�n� ama bir bak�ma da, yine baz� noktalardan, kendisinden ileride �ok daha kompleks yap�lar�n var olabilece�ine ipu�lar� veren bir yap�d�r.

  ��yle ki; bug�n beden yap�s�, d��sal etkileri alg�lamak i�in be� alg�lamas� olan bir organizmad�r. Fakat e�er bu yap�da ba�kaca tesirlerin al�nmalar� da murad edilirse; �rne�in, bir tak�m elektromanyetik dalgalar�n alg�lanmas� gerekseydi, bu takdirde insan�n g�z�, kula��, dili ve burnu ile alg�lad��� etkilerin d���nda bu dalgalar�nda alg�lanmas�na yarayacak ve hem de geli�tirilmi� bir organa ihtiya� olacakt�. Benzer �ekilde(say�lar�n� �o�altabilece�imiz) ba�ka t�rl�, farkl� titre�imli tesirlerin de alg�lanmas�na yarayacak organlara gereksinim duyulmas� durumunda, ortaya ��kacak olan form, be�er formundan daha kusursuz ve daha tek�m�l etmi� durumda ve kapasitede olacakt�r.

  Biliyoruz ki, �konu�ma� dedi�imiz; d���ncelerimizi seslendirmemize yarayan etkinlik; dil, nefes borusu, ci�erler ve kulak gibi bir tak�m organlar� gerekli k�lar. Oysaki beyinden beyine d���nce aktar�m�nda ise bunlara gerek yoktur. E�er varl�klar�n bu t�r ara organlar� kullanmadan, d���nceleri t�m berrakl���yla birbirine aktarmalar� gerekseydi; o zaman al�n �zerinde, kafa �zerinde ya da kafan�n herhangi bir noktas�nda, d���nce ve duygular� �ok k�sa frekansl� biyo-elektrik dalgalar�n� alabilecek bir organ da geli�tirilmi� olacakt�. Bu t�r yap�daki bir insan, bizim anlad���m�z ve bizlerden �ok daha m�tek�mil bir insan formu ortaya koymaz m�? Bunlar�n daha �tesindeki alg�lamalara lay�k g�r�lm�� olan bir beden formu ise, ku�kusuz ondan �st�n olurdu. D�nya be�er tipini, evrenlerin en m�tek�mil insan formu olarak kabul etmemiz i�in elimizde bunu kan�tlayacak bilgiler var m�? !


Hubble Teleskobu

  G�n�m�zde teleskoplar�n g�r�� alan� i�inde yakla��k olarak 100 �n�nde 18 s�f�r adet y�ld�z bulunmaktad�r. Hubble Teleskopu�nun devreye girmesiyle bu rakam biraz daha b�y�d� elbette�Bu y�ld�zlar�n binde birinde ya�am ve canl�l�k i�in elveri�li ko�ullar oldu�unu kabul etsek, geriye 100 �n�nde 10-12 s�f�r adet y�ld�z kal�yor� Bunlar�n da binde birinde ya�ama uygun atmosferin bulundu�unu farz etsek, geriye 100 �n�nde 9-10 s�f�r adet y�ld�z kalmaktad�r. Daha da ileri giderek, bunlar�nda binde birinde ya�am�n ortaya ��kt���n� varsayarsak, �u anda �zerinde ya�am ya da canl�l�k olan 100 milyon gezegen bulunmas� gerekti�i ortaya ��kar. Teleskoplar geli�tirildik�e(Hubble �rne�inde oldu�u gibi�) g�r�lebilen y�ld�z say�s�n�n da artt���n� burada an�msamakta yarar g�r�yoruz.

  Bu arada, e�er evrenlerde yery�z�nden daha ya�l� ve yery�z� ko�ullar�n� ya�ayarak evrimle�mi� gezegenler varsa, o gezegenler �zerinde tezah�r eden varl�klar, bu g�nk� d�nya be�erinin vard��� evrim d�zeyini �oktan ge�mi� olmal�lar� O gezegenlerdeki zeki varl�klar; �uursal geli�imlerini, kendi gezegenlerinden daha gen� olanlarda ya�ayan zeki varl�klardan �ok daha �nce ge�irmi� olacaklar�ndan, uzaya a��lma konusundaki �ncelik de hi� ku�kusuz o �uurlu varl�klar�n olacakt�r. D�nya be�eriyeti bug�n bilinen teknolojik a�amaya geldi�ine g�re, gezegenimizden �ok daha kad�m zamanlarda bu evrimi ge�irmi� olan bir gezegendeki varl�klar, acaba �imdi hangi evrim d�zeyinde bulunmaktad�r ?!

D�PNOTLAR

(1) B�L�M�N UZAK SINIRLARINDA, Prof. Dr. George GAMOW.
(2) ELEMENTARY ASTRONOMY, Prof. Dr. Otto STRUVE.
(3) Bilim ve Teknik Dergileri, T�B�TAK.
(4) THE COSMIC CONNECTION, Prof. Carl SAGAN.

Yay�n Tarihi: 22.Mart.2011
 
 

Astroset 2004-2011