Felsefe

WWW.ASTROSET.COM

Tarih Boyunca Etik

Do�. Dr. Haluk BERKMEN
Yay�n Tarihi: 20.Nisan.2010

  Etik s�z�, �ETOS� s�z�nden t�rer ki anlam� �rfler, adetler, al��kanl�klar, karakter yap�s� ve moral de�erler ile ili�kilidir.
  Felsefenin pratik ve nomatif (kurallar ile ilgili) bir koludur. �nsanlar�n birbirlerine ve �evrelerine kar�� nas�l davranmalar� gerekti�i �zerine fikir y�r�t�r. Eti�in k�lt�rel (dini ve geleneksel), sosyal (mesleki, ki�isel) ve �evresel y�nleri vard�r.

  Ki�isel Etik
  Ki�isel Etik �u �� soruya yan�t arar:

- Ne yapmak istiyorum? (bedensel arzular, i�g�d�ler, maddi hazlar, istekler)
- Ne yapabilirim? (ki�isel yetenekler, sosyal bask�lar, do�al ve �evresel �artlar)
- Ne yapmam gerekir? (dini �artlar, hukuk kurallar�, vicdan ve �z-denetim)

  Bu �� soruya ortalama insan �ok basit bir yan�t verir. O da. �Herkes ne yap�yorsa ben de onu yapar�m�. B�ylece ne d���nmek zahmetine girer ne de topluma ve �evresine yabanc�la��r. �nsanlar�n �o�u toplumun ��karc� ve s�� etik de�erlerine uyum sa�layarak ya�amlar�n� s�rd�rmektedirler.

  D���nen filozoflar ise bu �� soruyu Realist, �dealist, Teleolojik, Materyalist ve Pragmatist yakla��mla be� farkl� �ekilde yan�tlam��lard�r.

  Realist (ger�ek�i) etik �zerine sistematik yorum yapm�� olan ilk d���n�r Aristoteles�tir. Aristo (M.�. 384-322) Etik ad�n� verdi�i eserinde akl�n yolunu �nermi� ve do�ru olan ahlaki davran��lar�n a��r�l�klardan uzak olmas� gerekti�ini savunmu�tur. Bu durum �slam d���n�rleri taraf�ndan da benimsenmi�tir. Onlara g�re iki a��r� davran�� tarz� vard�r. Bunlara ifrat ve tefrit denir. �frat gere�inden fazla a��r� davran��lara denir. Tefrit ise tam aksi olup, gere�inden fazla pasif kal�nd��� durumlara denir. �rnek olarak, �ocu�unu e�itmek isteyen fakat bu e�itim metodunda d�vmeyi ve a��r� derecede cezaland�rmay� se�en ebeveynler ifrat i�indedirler. �ocu�una fiske bile vurmayan ve �ocu�un her istedi�ine onay verip ��martan ebeveynler de tefrit i�indedirler. Ama�, ne biri ne di�eri ama gere�inde sert gere�inde yumu�ak davranarak d�r�st ahl�k ilkelerini k���k ya�tan itibaren a��lamakt�r. �slam ahl�k� b�y�k �apta realist etik olup, ifrat ve tefriti uygun g�rmez.

  �frat ve tefritten uzak orta yolu tutmaya Budhist felsefesinde Dharma denir. Bu s�z ayn� zamanda �do�ru olan�, �d�r�st olan�, �ger�ek olan� anlamlar�nda da kullan�lm��t�r.

  Kadim Yunan felsefesinde etik konusu �iyi nedir?� sorusu ile ba�lasa da �En y�ksek iyilik nedir?� veya ��deal iyilik nedir?� sorular�n� da ara�t�rm��t�r. Bu sorgulama �Eudaimon� kavram� ile belirtilir ki �iyi ruh� anlam�n� ta��r. Bu g�r��e g�re iyi ruh sahibi insan ayn� zamanda mutlu insand�r. Bu bak�mdan, Eudaimonia �mutluluk� olarak tan�mlanabilir.

  Bu kavram� Platon (Eflatun) d���nce boyutunda ideal varl�k olarak tan�mlam��, Aristo ise ak�l ve mant�k i�eren �iyi davran��� olarak ya�ama realist bak��la uygulam��t�r. �yi davran��� i�in de insanda �Arete� ad�n� verdi�i y�ksek de�erlerin bulunmas� gerekir.

  �dealist Etik
 
�dealist Etik �mmanuel Kant (1724-1804) eti�idir. Bu etik  �deontoloji� ad�n� al�r ve varl�ktan ba��ms�z, ideal ve mutlak kavramlar i�eren bir ahlak sistemidir. Kant ideal (mutlak) d�r�stl�kten yanad�r ve hi�bir �art alt�nda yalan s�ylememek gerekti�ini savunur. Kant��n idealizmi hem Platon�un ve Sokrat��n �idea� (m�kemmel d���nce, ideal) kavram�na hem kutsal kitaplardaki d�r�stl�k emirlerine ve hem de Newton fizi�indeki mutlak kavramlara dayan�r. Newton fizi�inde uzam ve zaman gibi mutlak kavramlar bulunur. Kant, d�neminin do�a anlay���n� yans�tan Newton fizi�inden etkilenmi�tir. Kant aynen Konfi�yus gibi ideal iyili�e ve g�rev ahl�k�na �nem verir.

  Teleolojik Etik
  Teleolojik Etik amaca ve sonuca y�neliktir. Ama� do�ruysa ve sonu� da iyiyse yap�lan hareket de etiktir ve ahl�ka uygundur. E�er ama� ve sonu� �nemli ise sorulmas� gereken soru: �Kimin amac�na uygun? Sonu� kimin i�in iyi?� olmal�d�r. E�er hem ki�iye hem de genel topluma ve do�aya hay�rl� ise iyidir denebilir. Ancak, �hay�rl� olmas�� ile �faydal� olmas�� ayn� de�ildir. Fayda k�sa vadeli ��karlar i�erir, hay�r ise uzun vadeli yararlar i�erir. Yani, fayda k�sa s�reli hay�r uzun s�relidir. Ayr�ca �fayda� yerel, �hay�r� ise genel bir alana etkindir. �slam eti�inde �nemli yer tutan �hay�r� kavram� d�hil edilmezse teleolojik etik k�sa d�nemli �ahsi ��kar aray���na d�n��ebilir.

  Materyalist Etik
 
Materyalist Etik Spinoza eti�idir. Spinoza (1632-1677) insan i�in mutluluk ve �zg�rl�k eti�ini savunur. Spinoza do�aya ve maddi d�nyaya �nem verir ve Tanr� do�adad�r g�r���yle Panteizm inanc�ndad�r. Mutlulu�u ve �zg�rl��� bu maddi d�nyada aramak g�n�m�z insan�na �ok uygun d��t���nden Spinoza yeniden okunmakta ve be�enilmektedir. Spinoza etikte rasyonel (ussal) d���ncenin ve empirik (bedensel ve pratik) tecr�benin �nemini vurgular. Ya�ad��� d�nemde Alman rasyonalizmi ve �ngiliz Ampirizmi g��l� felsefi ak�mlar olduklar�ndan, Hollanda�da ya�am�� olan Spinoza her iki ak�m�n etkisinde kalm��t�r. Ampirist g�r�� deney ve g�zlemlere d���nceden daha fazla �nem verir. �ngiltere�de John Locke, Fransa�da Descartes ve Almanya�da Leibniz taraf�ndan savunulmu�tur. �slam d���nce sisteminde �bn-i Sin� i�in ampirik d���nceyi savundu�u s�ylenir. Materyalist ve ampirik etik bilimin geli�iminde etkin olmu�lard�r.

  Pragmatik Etik
  Pragmatik Etik �bir davran�� �ekli akla ve mant��a uygun, pratik uygulamada da faydal� ise do�rudur� g�r���n� savunur. Bu d���nce iyilik ve do�ruluk kavramlar�n� fayda kavram� ile ba�da�t�r�r. Bu t�r bir ahlak anlay��� iki ana kola ayr�l�r. A) Din kitaplar�nda �nerilen klasik ve pratik ahlak, B) 19cu y�zy�lda geli�tirilmi� olan Anglosakson Pragmatizmi.

  �nce din kitaplar�ndaki pragmatik eti�e bakal�m. Dini etik Alt�n Kural olarak bilinen bir anlay��a dayan�r. Alt�n Kural �unu der: �Her insan adil olmal�d�r. Ba�kalar�ndan bekledi�i adaleti kendi de ba�kalar�na uygulamal�d�r�. Burada bir beklenti vard�r ve bu bak�mdan �faydac�� pragmatik d���nce i�eren bir �nermedir. Eski yunanda Epik�r taraf�ndan da savunulmu�tur. Alt�n Kural �Sana ba�kalar� taraf�ndan yap�lmas�n� istemedi�ini ba�kalar�na yapma� �eklinde de ifade edilmi�tir. Din kitaplar�ndan �rnekler:

  Tevrat (Levililer 19)
  Birbirinize yalan s�ylemeyeceksiniz. Kom�una haks�zl�k etmeyecek, onu soymayacaks�n. ���inin alaca��n� sabaha b�rakmayacaks�n. Yarg�larken haks�zl�k etmeyeceksin. Kom�un g�nah i�lerse onu uyaracaks�n. �� almayacaks�n, halk�ndan birine kin beslemeyeceksin. Kom�unu kendin gibi seveceksin.

  �ncil (Efesliler. 2,28,29)
  Her bak�mdan al�akg�n�ll�, yumu�ak huylu, sab�rl� olun. Birbirinize sevgiyle, ho�g�r�yle davran�n. H�rs�zl�k eden art�k h�rs�zl�k etmesin. Tersine, kendi elleriyle iyi olan� yaparak emek versin; b�ylece ihtiyac� olanla payla�acak bir �eyi olsun. A�z�n�zdan hi� k�t� s�z ��kmas�n. ��itenler yararlans�n diye, ihtiyaca g�re, ba�kalar�n�n geli�mesine yarayacak olan� s�yleyin.

  Kuran-� Kerim
(Enam Suresi 151. Ayet)
Anaya babaya iyi davran�n. Fakirlik endi�esiyle �ocuklar�n�z� �ld�rmeyin. Sizi de onlar� da biz r�z�kland�r�r�z. (Zina ve benzeri) �irkinliklere, bunlar�n a����na da gizlisine de yakla�may�n. Me�r� bir hak kar��l��� olmad�k�a Allah'�n haram (dokunulmaz) k�ld��� can� �ld�rmeyin. ��te size Allah bunu emretti ki akl�n�z� kullanas�n�z.

Enam Suresi (152. Ayet) R��d�ne eri�inceye kadar yetimin mal�na ancak en g�zel �ekilde yakla��n. �l��y� ve tart�y� adaletle tam yap�n. Biz herkesi ancak g�c�n�n yetti�i kadar�yla sorumlu tutar�z. (Birisi hakk�nda) konu�tu�unuz zaman yak�n�n�z bile olsa adil olun. Allah'a verdi�iniz s�z� tutun. ��te bunlar� Allah size ���t alas�n�z diye emretti.

Enam Suresi (160. Ayet) Kim bir iyilik yaparsa ona on kat� vard�r. Kim de bir k�t�l�k yaparsa o da sadece o k�t�l���n misliyle cezaland�r�l�r ve onlara zulmedilmez.

  Hadisler
  - Sizin en hay�rl�n�z, ahlak� en g�zel oland�r.
  - Adalet g�zeldir. Fakat devlet b�y�klerinde olsa daha g�zeldir.
  - Adaleti �i�neyen devlet adamlar�n� cezaland�rmayan milletler ��kmek zorundad�r.
  - Bir saat adaletle h�kmetmek, bir sene ibadet etmekten daha hay�rl�d�r.

  G�r�l�yor ki din kitaplar�n�n �nerdi�i ahl�k anlay��� hem realist (ger�ek�i) hem de pragmatist (faydac�) olarak de�erlendirilebilir.

               

Charles Sanders Pierce        William James          John Dewey

  Anglosakson Pragmatizmi
 
Pragmatist Anglosakson eti�i 19cu y�zy�lda Charles Sanders Pierce, William James ve John Dewey taraf�ndan geli�tirilmi�tir. Pragmatizm s�z�n� Pierce 1870 y�l�nda ilk olarak kullanm��t�r. Bu ahlak anlay���nda esas olan pratik ve do�rudan elde edilen tecr�belerdir. Kuramlar (Teoriler) tecr�belerin soyutlanmas� sonucunda olu�urlar ve pratik sonu�lar �retmeyi ama�larlar. Yani, kuram teknoloji �retmek i�in vard�r. Pragmatik g�r��e g�re �nemli olan nas�l? Sorusuna yan�t aramakt�r. Bu bak�mdan ileriye d�n�k fayday� �nemser. �deal g�r�� ise as�l kayna�� neden? Sorusuyla ara�t�rd���ndan, �ze d�n�k t�z veya cevher ile ilgilenir.

 Charles Darwin�in evrim kuram� Pragmatik bir kuramd�r ve g��l� olan�n, ��karlar�n� iyi koruyan�n varl���n� s�rd�rece�i g�r���n� savunur. Bu g�r�� halen Anglosakson d���ncenin ve politikan�n esas�n� olu�turur.

  Modern Alman filozofu Rudolf Carnap mant�ksal pozitivizm�i  savunarak pragmatizme destek vermi�tir. Carnap her t�rl� sentetik (b�l�nemeyen, �l��l�p analiz edilemeyen) metafizik d���nceye anlams�z olduklar�ndan kar�� ��km��t�r. Kant��n savundu�u �a priori� (�nc�l-sezgisel) kavramlar� ret etmi�tir.

  �kinci d�nya sava��ndan sonra bu g�r��leri savunan d���n�rler Amerika�ya g�� etmi�ler ve g�n�m�zde pragmatist felsefe Amerikan �niversitelerinde okutulmas� zorunlu olan bir ders haline d�n��m��t�r.

  Kendi g�r��lerim
  �nsan�n �z� �rt�kt�r. Bu �rt�y� olu�turan da insan�n psiko-sosyal y�n�d�r. �nsan ��renimi ve toplumsal ki�ili�i sayesinde �z�n�n �st�ne bir �rt� �ekmi� ve �z�nden uzakla�m��t�r.

  �z�n� tan�yan ve onun gerektirdi�i �ekilde davranan insanda hakiki ahl�k vard�r. Hakikati tan�mak i�in �nce kendini tan�makta fayda vard�r. Kendini tan�yan insan ise t�m yarat�lm�� olan varl�klara �bir g�z� ile bakar. ��te bu y�zden eski bilgelik okullar�n�n kap�lar�nda Kendini tan� diye yazard�. Kendini tan�mak ise ilgi, istek, y�ntem ve eylem a�amalar�ndan ge�er. Bu y�nde bir hayli yol kat etmenin olduk�a yarar sa�layaca�� g�r���ndeyim. �nsan olmak ile be�er olmak aras�nda fark vard�r. Be�er etki-tepki mekanizmalar� i�inde ya�ar ve yerel ger�eklikle ilgilenir. �nsan ise etki-tepki mekanizmalar�n� a�arak �zg�r iradesine h�kim olan ve hakikati arayan bir varl�kt�r. �nsan olan ki�i yerel bilgilerle yetinmeyip t�mel bilgilere ula�t�ktan sonra en uygun �ekilde karar verme yetisine sahiptir. Bu yeti de ak�l ve mant�kla geli�tirilebilecek gibi de�ildir. Yani, mant�kl� ussal d���nce gerekli olsa da tek ba��na yeterli olmay�p sezgilerin de devreye girmesi ile zihin a��kl��� denen alg� boyutuna girilmesinde b�y�k yarar vard�r.

  Genelde insanlar �d�v�� veya ka� y�ntemini tercih ederler. Bu yakla��m fizik ger�eklikler d�nyas�nda s�rekli uygulanmaktad�r. �rne�in, �l�m konusu ya sava��lmas� gereken veya g�z ard� edilip konu�ulmas� dahi tabu olan bir konu durumundad�r. B�ylece ya�am bu d�nyan�n nimetlerinden yararlanma yar��� ve kendini koruyarak s�rekli bir hayali d��manla sava�ma durumu olmaktad�r. Ahl�k anlay��� da bu t�r bir ya�am anlay���na hizmet edecek �ekilde geli�mektedir. Oysaki ama�, hayat�m�z� istedi�imiz gibi �ekillendirmekten �ok, kendi hayr�m�za oldu�u kadar b�t�n�n hayr�na olan davran��lar� ve tercihleri yapabilmektir. Yani, fert kadar sosyal ve do�al �evreye de �nem vermek ve uzun vadeli iyili�i esas almak gerekir. Bu bak�mdan fert ahlak� kadar sosyal, toplum ahlak� da �nemlidir.

  E�er toplumda �Sosyal Ahl�k� e�itimi ihmal edilirse zaman i�inde yozla�ma artar ve dengesiz, hasta bir toplum olu�ur. Sosyal Ahl�k�tan kas�t, toplum i�inde ya�ayan her ferdin tek bir birey olmad��� bilinci i�inde, di�er her ferde kar�� sayg�l�, sorumlu, disiplinli ve ho�g�r�l� davranmas�d�r.  Sosyal Ahl�k de�erleri g��l� olan bir toplum, sa�l�kl� bir �ekilde ya�amaya devam eder ve d�nyada sayg�n bir yer sahibi olur. Sosyal ahl�k�n yan�nda ki�isel ahl�k�n da g��lendirilebilmesi i�in insan�n �ncelikle kendini tan�mas� ve sorgulamas� gerekir. Sosyal ahl�k�n d���k oldu�u bir toplumda ya�ayan ortalama e�itimli insan�n y�ksek ahl�k de�erleri ile ya�am�na y�n vermesi olduk�a g��t�r. Ahl�kl� insan var olman�n sadece yiyip i�mek ve i�g�d�sel d�rt�leri tatmin etmek olmad���n�n bilincine var�r. Var olman�n bireysel bir olgu olmad���n� ve toplumla birlikte var olunabilece�ini, dolay�s�yla kendine fayda sa�laman�n topluma fayda sa�lamaktan ge�ti�ini bilir. Bu anlay��a �hizmet ahl�k�� da denebilir.

  Kendini tan�mak
  Asr�n ba��nda ya�am�� olan b�y�k mistik George Ivanovich Gurdjieff (1866-1949) hep �Kendini hat�rla� derdi. Bu s�zle �kendi varl���n�n fark�nda ol� demek isterdi. �nsan�n kendi hareketlerinin, s�zlerinin, hatta mimiklerinin fark�nda olmalar�n� isterdi. Fark�ndal���n ilk ad�m� hareketlerinin fark�nda olmakt�r. Bunun i�in Gurdjieff �Stop� oyununu icat etmi�ti. Etraf�ndaki ��rencilerine hi� beklemedikleri bir anda �stop� der ve onlar�n o anda heykel gibi hareketsiz kalmalar�n� isterdi. Bu �ok zor bir oyundu. �rne�in tam �ay i�erken �ay barda�� duda��n�za de�di�i anda stop dendi�ini d���n�n. �ay� i�emezsiniz. Barda�� geri koyamazs�n�z. Elinizi oynatamazs�n�z. Ne kadar zor bir durum de�il mi? Ama Gurdjieff �Tamam� diyene kadar o durumda kalmak zorundas�n�z. Gurdjieff bu oyunu fark�ndal��� artt�rmak i�in icat etmi�ti. ��nk� biliyordu ki fark�ndal���n ilk ad�m� bedensel ve fiziksel fark�ndal�kt�r. Ondan sonra konu�ma ve nihayet var olma fark�ndal��� gelecekti. �Var olma� hali en ileri derecede fark�nda olma hali ile yak�ndan ili�kilidir. Var-olma fark�ndal��� etki-tepki mekanizmalar�n�n �tesine ge�meyi ve kendini kontrol etme g�c�n� i�erir. Kendini kontrol etmek i�in �ncelikle kendini sorgulamak gerekir. Sorgulaman�n sonucunda fark�ndal�k d�zeyinde belirgin art��lar ve a��l�mlar ger�ekle�ir. Tasavvufta bu benlik d�zeyine �Nefs-i Levvame� ad� verilir. Bu d�nyada neden var oldu�umuzu ve hangi amaca hizmet etti�imizi d���n�p fark�na varmam�z da ayr�ca �nemlidir. Bu �uur haline ula�may� ba�armak, bilge ki�i olman�n ilk �art�d�r.

  Gurdjieff insanlar�n �uyan�k uyku� durumunda ya�ad�klar�n�, bu nedenle de ne kendilerini ne de hakikati tan�yabildiklerini iddia ediyordu. Kendi ifadesi olan: ��nsanlar uykuda ya�arlar ve uykuda �l�rler� s�z� ger�ekten d���nmeye de�er. �nsanlar bu d�nyada do�arlar ya�arlar ve �l�rler. Fakat pek �o�u neden bu d�nyaya geldi�ini ve hangi amaca hizmet etti�ini veya hangi ideolojinin oyunca�� oldu�unu d���nmez bile. Yani, kendine soru sormak ihtiyac� duymadan �mr�n� t�ketir. Pek �o�unun ya�am� bir hay-huy, bir etki-tepki m�cadelesi i�inde s�r�p gider. �al���rlar, evlenirler, �ocuk yaparlar, �ocuk b�y�t�rler, ya�lan�p emekli olurlar ama bir g�n olsun benim bu d�nyada var olmam�n amac� nedir acaba? diye sormazlar. ��nk� bu sorunun cevab�n� vermek i�in kendileri ile y�zle�meleri, yani ba� ba�a kalmalar� gerekir. Ne ge�mi�in hat�ralar� ne de gelece�in hayallerinden etkilenmeden, objektif ve ��plak g�zlerle kendini g�rebilmek �yle �nemlidir ki, bu bak��, bu duru� bir kere elde edildikten, ger�e�in tad�na bir kere var�ld�ktan sonra da vazge�mek m�mk�n olmaz.

  Gurdjieff ��retisini s�zel olarak aktarm�� olmas�na ra�men m�zi�e ve �kutsal dans� dedi�i bir t�r dansa da �nem veriyordu. Bu y�ntemler sayesinde insan�n kendini tan�yan, bu d�nyadaki yerini ve sorumlulu�unu bilen ki�ilik boyutuna ��kaca��na inan�yordu. �nsanlar�n s�rekli bir ego kalkan�n�n arkas�na s���nd�klar�n� ve �haysiyet, gurur, hakl�l�k� gibi kavramlarla kendilerini kand�rd�klar�n� s�yl�yordu.

  Bilge ki�i ego kalkan� ard�na saklanmaz, olaylara kat�l�r. Bu kat�l�m �ba�kas�n�n i�ine kar��mak� �eklinde anla��lmamal�d�r. Daha �ok �fark�ndal�kl� kat�l�m� olarak tan�mlanabilir. E�er basit bir �ekilde a��klamak gerekirse ��yle bir benzetme yapabilirim. Bilgi sahibi insan g�zleyen-g�zlenen ay�r�m� yaparken, bilge ki�i i�in bu ay�r�m ortadan kalkar.

  Bir olay� kendine fazlaca dert eden insanlar o olay� i�selle�tiriyorlar demektir. Kendilerine mal ediyorlar ve etkileniyorlar. Buna bir bak�ma �ba�lanmak� da diyebiliriz. Bilge ki�iler hem ba�l�d�rlar hem de�ildirler. O anda kar��lar�nda duran sorunla b�t�nle�irler ve ba�lan�rlar. Fakat k�sa s�rede de bu ba�� koparmay� da bilirler. Daha do�rusu, ba�lanman�n �art oldu�unu bilirler ama bu ba� onlar� s�rekli ba�lamaz.

  Bu son ifade biraz �eli�ik gibi g�r�n�yor. Ama bilgenin mant��� �eli�iklik i�erir. ��nk� o lineer (do�rusal) d���nmez. Onun bak��� b�t�nsel ve kapsay�c�d�r. Bilgenin mant��� Hem-hem mant���d�r. Bu mant�k ne ikili Aristo mant���d�r ne de Hegel�in diyalektik (Eyti�im) mant���d�r. ��nk� ikili�e ba�tan inanmaz. Kapsay�c�d�r ve tekli�e (vahdete) ula�maya �al���r. Fakat kendi bireyselli�inin de fark�ndad�r. Soruna b�t�nsel ve kat�l�mc� olarak yakla��r fakat soruna ba�l� kalmaz ve ba��ms�z bir varl�k halinde yoluna devam eder. Bu durumu en iyi anlam�� olan Uzakdo�u bilgelerine ait birka� �rnek, gelecek b�l�mde sunulacakt�r.

  Uzakdo�u Bilgeli�i
 
Uzakdo�u ahl�k� ya�amla yak�ndan ili�kilidir. Bilge ki�iler ussal d���nce ile yorum yapman�n yerine anda ya�amaya �nem verirler. Bu durumu Zen Budizm�inin klasikle�mi� hik�yelerini okudu�umuzda daha iyi anl�yoruz. ��te birka� �rnek:

  Bir Zen rahibi ile ��rencisi bir k�yden di�erine y�r�yerek gitmeye karar vermi�ler. Kar��lar�na bir dere ��km��. Bu dereyi a�malar� gerekiyormu�. Dere k�y�s�nda duran �ok g�zel bir gen� k�z: �Kar��ya ge�iyorsan�z beni de al�n. Ben tek ba��ma bu dereyi ge�mekten korkuyorum� demi�.
  Bunun �zerine usta k�z� kuca��na alm�� ve hep birlikte kar�� k�y�ya ge�mi�ler. Usta k�z� kar�� k�y�ya var�nca b�rakm�� ve yollar�na devam etmi�ler. Bir s�re sonra ��renci ustas�na sormu�: �Usta, o gen� k�z kuca��nda iken ne hissettin?�. Usta:� Ben k�z� k�y�da b�rakt�m. Sen h�l� ta��yorsun� diye yan�tlam��.

  ��renci ustas�na sormu�: �Bir insan�n hi�bir y�k ta��mamas� ne anlama gelir?�. Usta: �Y�kten kurtul, at gitsin�. Fakat bu yan�tla tatmin olmayan ��renci tekrar sormu�: �Fakat ben zaten hi�bir �ey de�ilim. Yokluk varl��� nas�l atabilir ki?�. Usta: �O zaman, ta��maya devam et�.

  Bir Zen ustas�ndan bilgelik ��renmek isteyen bir ziyaret�i ustaya �Yanl�� yolda oldu�umu kesinlikle biliyorum. Bana ne yapmam gerekti�i hakk�nda nasihat verebilir misiniz?� diye sormu�. Ustan�n yan�t� �u olmu�: �Ne hakk�nda konu�uyorsun?�.

  ��renci ustas�na sormu�: �Zen nedir?�. Yan�t �Bu s�zden vazge�ebilirsin�.

  ��renci ustas�na sormu�: �Her varl��� kapsayan b�t�nsel zihnin safl��� ne demektir?� Usta: �Hindistan�da olsayd�n kollar�n� keserlerdi. Burada kendini cezaland�r ve ��k d��ar��.

  ��renci ustas�na sormu�: ���z�m yolunu ar�yorum ama bulam�yorum. ��z�m yolunu nas�l bulabilirim?�. Usta: ���z�m yolu �u andaki aray���ndad�r.�

  ��renci ustas�na sormu�: �Ayd�nlanmak istiyorum. Bunun i�in ka� y�l �al��mam gerek?� Usta: �20 y�l�. ��renci: �Ya �ok fazla gayretle �al���rsam?� . Usta: �30 y�l�.

  ��renci ustas�na sormu�: �Usta, kadife kese i�indeki inci s�z� ile ne anlat�lmak isteniyor?�. Usta: �Kesenin i�ini g�rmedik�e bilemezsin�.

  ��renci ustas�na sormu�: �Ayd�nlanm�� bilgelerin gelene�inde kutup yerinde duran b�y�k usta kimdir?�. Usta: �Kula�a ho� geliyor�.

Ahlak ile ilgili AFOR�ZMALAR
�yi olmak kolayd�r, zor olan adil olmak.
Victor Hugo

Haks�zl��a sap�p b�t�n insanlar�n seni izlemeleri yerine, adaletli davran�p tek ba��na kalmak daha iyidir. Mahatma Gandhi

Bir ki�iye kar�� yap�lm�� haks�zl�k, b�t�n insanl��a kar�� yap�lm�� haks�zl�k demektir. Emile Zola

Bir s�rr� saklayarak adalete zarar vermektense, adalet u�runa zarar g�rmeyi tercih ederim.Beethoven

�ocuklar�n�za erdemli olmay� ��retin, insanl��� ancak bu mutlu k�lar. Beethoven

�ocu�unuza paradan �ok ahlak verin. Beethoven

Memleketler paras�zl�ktan de�il, ahlaks�zl�ktan ��kerler. Cicero

Bir milletin ahlak� di�leri gibidir. ��r�d���nde ac�s�n� hisseder. Bernard Shaw

Nefsine hakim olamayan, hi�bir �eye hakim olamaz. Emile Zola

�nsanlar�n en c�merti istemeden verendir. Hz. Hasan

Amelin s�rr� sab�rd�r. Hz. Ebubekir

  Bilimsel (istatistik) Yorum
  Toplumda ahl�k�n da��l�m�na bilimsel olarak da yakla�mak ve say�sal bir de�erlendirme yapmak m�mk�n olmasa da normal �artlarda bir istatistik da��l�m varsay�labilir. �ekildeki Normal da��l�m e�risi herhangi bir toplumdaki ahl�k da��l�m�n� y�zdelerle ortaya koymaktad�r. Ortalamadan bir standart sapma aral���nda kalanlar toplumun % 68�ini olu�tururlar. �st�n ahl�k de�erlerine sahip insanlarla d���k ahl�k de�erlerine sahip olanlar�n e�it miktarda % 15�er oranda olduklar� s�ylenebilir. Her iki u�taki a��r�l�k oran� % 1 civar�ndad�r. Bu yorum sadece ortalama bir fikir vermesi bak�m�ndan ciddiye al�nmal�d�r. Zira toplumun ger�ek ahl�k da��l�m�n� hesaplamak i�in pek �ok ki�inin pek �ok ki�i hakk�nda puan vermesi gerekir ki bunu pratikte ger�ekle�tirmek olduk�a g�� hatta olanaks�zd�r. Tarafs�z de�erlendirmeler �o�u kez m�mk�n olmad���ndan, b�yle bir ara�t�rmaya ve toplumsal ahl�k de�erlendirmesine hi� bir toplum giri�memi�tir.

 

Astroset 2004-2010