|
Etik
s�z�,
�ETOS� s�z�nden t�rer ki anlam� �rfler, adetler,
al��kanl�klar, karakter yap�s� ve moral de�erler ile
ili�kilidir. Felsefenin pratik ve nomatif (kurallar ile ilgili) bir
koludur. �nsanlar�n birbirlerine ve �evrelerine kar�� nas�l
davranmalar� gerekti�i �zerine fikir y�r�t�r. Eti�in k�lt�rel
(dini ve geleneksel), sosyal (mesleki, ki�isel) ve �evresel
y�nleri vard�r.
Ki�isel
Etik Ki�isel
Etik �u �� soruya yan�t arar:
- Ne
yapmak istiyorum?
(bedensel arzular, i�g�d�ler, maddi hazlar, istekler)
- Ne
yapabilirim?
(ki�isel yetenekler, sosyal bask�lar, do�al ve �evresel
�artlar)
- Ne
yapmam gerekir?
(dini �artlar, hukuk kurallar�, vicdan ve �z-denetim)
Bu ��
soruya ortalama insan �ok basit bir yan�t verir. O da. �Herkes
ne yap�yorsa ben de onu yapar�m�. B�ylece ne d���nmek
zahmetine girer ne de topluma ve �evresine yabanc�la��r.
�nsanlar�n �o�u toplumun ��karc� ve s�� etik de�erlerine uyum
sa�layarak ya�amlar�n� s�rd�rmektedirler.
D���nen
filozoflar ise bu �� soruyu
Realist, �dealist, Teleolojik,
Materyalist
ve
Pragmatist yakla��mla
be� farkl� �ekilde yan�tlam��lard�r.
Realist
(ger�ek�i) etik
�zerine sistematik yorum yapm�� olan ilk d���n�r
Aristoteles�tir. Aristo (M.�. 384-322) Etik ad�n�
verdi�i eserinde akl�n yolunu �nermi� ve do�ru olan ahlaki
davran��lar�n a��r�l�klardan uzak olmas� gerekti�ini
savunmu�tur. Bu durum �slam d���n�rleri taraf�ndan da
benimsenmi�tir. Onlara g�re iki a��r� davran�� tarz� vard�r.
Bunlara ifrat ve tefrit denir. �frat gere�inden
fazla a��r� davran��lara denir. Tefrit ise tam aksi olup,
gere�inden fazla pasif kal�nd��� durumlara denir. �rnek
olarak, �ocu�unu e�itmek isteyen fakat bu e�itim metodunda
d�vmeyi ve a��r� derecede cezaland�rmay� se�en ebeveynler
ifrat i�indedirler. �ocu�una fiske bile vurmayan ve �ocu�un
her istedi�ine onay verip ��martan ebeveynler de tefrit
i�indedirler. Ama�, ne biri ne di�eri ama gere�inde sert
gere�inde yumu�ak davranarak d�r�st ahl�k ilkelerini k���k
ya�tan itibaren a��lamakt�r. �slam ahl�k� b�y�k �apta realist
etik olup, ifrat ve tefriti uygun g�rmez.
�frat ve
tefritten uzak orta yolu tutmaya Budhist felsefesinde
Dharma denir. Bu s�z ayn� zamanda �do�ru olan�, �d�r�st
olan�, �ger�ek olan� anlamlar�nda da kullan�lm��t�r.
Kadim
Yunan felsefesinde etik konusu �iyi nedir?� sorusu ile ba�lasa
da �En y�ksek iyilik nedir?� veya ��deal iyilik nedir?�
sorular�n� da ara�t�rm��t�r. Bu sorgulama �Eudaimon�
kavram� ile belirtilir ki �iyi ruh� anlam�n� ta��r. Bu g�r��e
g�re iyi ruh sahibi insan ayn� zamanda mutlu insand�r. Bu
bak�mdan, Eudaimonia �mutluluk� olarak tan�mlanabilir.
Bu
kavram� Platon (Eflatun) d���nce boyutunda ideal varl�k olarak
tan�mlam��, Aristo ise ak�l ve mant�k i�eren �iyi davran���
olarak ya�ama realist bak��la uygulam��t�r. �yi davran��� i�in
de insanda �Arete� ad�n� verdi�i y�ksek de�erlerin
bulunmas� gerekir.
�dealist Etik
�dealist
Etik �mmanuel Kant (1724-1804) eti�idir. Bu etik
�deontoloji�
ad�n� al�r ve varl�ktan ba��ms�z, ideal ve mutlak kavramlar
i�eren bir ahlak sistemidir. Kant ideal (mutlak) d�r�stl�kten
yanad�r ve hi�bir �art alt�nda yalan s�ylememek gerekti�ini
savunur. Kant��n idealizmi hem Platon�un ve Sokrat��n �idea�
(m�kemmel d���nce, ideal) kavram�na hem kutsal kitaplardaki
d�r�stl�k emirlerine ve hem de Newton fizi�indeki mutlak
kavramlara dayan�r. Newton fizi�inde uzam ve zaman gibi mutlak
kavramlar bulunur. Kant, d�neminin do�a anlay���n� yans�tan
Newton fizi�inden etkilenmi�tir. Kant aynen Konfi�yus gibi
ideal iyili�e ve g�rev ahl�k�na �nem verir.
Teleolojik Etik Teleolojik Etik amaca ve sonuca y�neliktir. Ama� do�ruysa ve
sonu� da iyiyse yap�lan hareket de etiktir ve ahl�ka uygundur.
E�er ama� ve sonu� �nemli ise sorulmas� gereken soru: �Kimin
amac�na uygun? Sonu� kimin i�in iyi?� olmal�d�r. E�er hem
ki�iye hem de genel topluma ve do�aya hay�rl� ise iyidir
denebilir. Ancak, �hay�rl� olmas�� ile �faydal� olmas�� ayn�
de�ildir. Fayda k�sa vadeli ��karlar i�erir, hay�r ise uzun
vadeli yararlar i�erir. Yani, fayda k�sa s�reli hay�r uzun
s�relidir. Ayr�ca �fayda� yerel, �hay�r� ise genel bir
alana etkindir. �slam eti�inde �nemli yer tutan �hay�r�
kavram� d�hil edilmezse teleolojik etik k�sa d�nemli �ahsi
��kar aray���na d�n��ebilir.
Materyalist
Etik
Materyalist Etik Spinoza eti�idir.
Spinoza (1632-1677) insan i�in mutluluk ve �zg�rl�k eti�ini
savunur. Spinoza do�aya ve maddi d�nyaya �nem verir ve Tanr�
do�adad�r g�r���yle Panteizm inanc�ndad�r. Mutlulu�u ve
�zg�rl��� bu maddi d�nyada aramak g�n�m�z insan�na �ok uygun
d��t���nden Spinoza yeniden okunmakta ve be�enilmektedir.
Spinoza etikte rasyonel (ussal) d���ncenin ve empirik
(bedensel ve pratik) tecr�benin �nemini vurgular. Ya�ad���
d�nemde Alman rasyonalizmi ve �ngiliz Ampirizmi g��l� felsefi
ak�mlar olduklar�ndan, Hollanda�da ya�am�� olan Spinoza her
iki ak�m�n etkisinde kalm��t�r. Ampirist g�r�� deney ve
g�zlemlere d���nceden daha fazla �nem verir. �ngiltere�de John
Locke, Fransa�da Descartes ve Almanya�da Leibniz taraf�ndan
savunulmu�tur. �slam d���nce sisteminde �bn-i Sin� i�in
ampirik d���nceyi savundu�u s�ylenir. Materyalist ve ampirik
etik bilimin geli�iminde etkin olmu�lard�r.
Pragmatik Etik Pragmatik Etik �bir davran�� �ekli akla ve mant��a uygun,
pratik uygulamada da faydal� ise do�rudur� g�r���n� savunur.
Bu d���nce iyilik ve do�ruluk kavramlar�n� fayda kavram� ile
ba�da�t�r�r. Bu t�r bir ahlak anlay��� iki ana kola ayr�l�r.
A) Din kitaplar�nda �nerilen klasik ve pratik ahlak, B) 19cu
y�zy�lda geli�tirilmi� olan Anglosakson Pragmatizmi.
�nce din
kitaplar�ndaki pragmatik eti�e bakal�m. Dini
etik Alt�n Kural
olarak bilinen bir anlay��a dayan�r. Alt�n Kural �unu der:
�Her insan adil olmal�d�r. Ba�kalar�ndan bekledi�i adaleti
kendi de ba�kalar�na uygulamal�d�r�. Burada bir beklenti
vard�r ve bu bak�mdan �faydac�� pragmatik d���nce i�eren bir
�nermedir. Eski yunanda Epik�r taraf�ndan da savunulmu�tur.
Alt�n Kural �Sana ba�kalar� taraf�ndan yap�lmas�n�
istemedi�ini ba�kalar�na yapma� �eklinde de ifade edilmi�tir.
Din kitaplar�ndan �rnekler:
Tevrat
(Levililer 19) Birbirinize yalan s�ylemeyeceksiniz. Kom�una haks�zl�k
etmeyecek, onu soymayacaks�n. ���inin alaca��n� sabaha
b�rakmayacaks�n. Yarg�larken haks�zl�k etmeyeceksin. Kom�un
g�nah i�lerse onu uyaracaks�n. �� almayacaks�n, halk�ndan
birine kin beslemeyeceksin. Kom�unu kendin gibi seveceksin.
�ncil
(Efesliler.
2,28,29) Her bak�mdan
al�akg�n�ll�, yumu�ak huylu, sab�rl� olun. Birbirinize
sevgiyle, ho�g�r�yle davran�n. H�rs�zl�k eden art�k h�rs�zl�k etmesin. Tersine, kendi
elleriyle iyi olan� yaparak emek versin; b�ylece ihtiyac�
olanla payla�acak bir �eyi olsun. A�z�n�zdan hi� k�t� s�z
��kmas�n. ��itenler yararlans�n diye, ihtiyaca g�re,
ba�kalar�n�n geli�mesine yarayacak olan� s�yleyin.
Kuran-� Kerim
(Enam Suresi 151. Ayet) Anaya
babaya iyi davran�n. Fakirlik endi�esiyle �ocuklar�n�z�
�ld�rmeyin. Sizi de onlar� da biz r�z�kland�r�r�z. (Zina ve
benzeri) �irkinliklere, bunlar�n a����na da gizlisine de
yakla�may�n. Me�r� bir hak kar��l��� olmad�k�a Allah'�n haram
(dokunulmaz) k�ld��� can� �ld�rmeyin. ��te size Allah bunu
emretti ki akl�n�z� kullanas�n�z.
Enam Suresi (152. Ayet)
R��d�ne
eri�inceye kadar yetimin mal�na ancak en g�zel �ekilde
yakla��n. �l��y� ve tart�y� adaletle tam yap�n. Biz herkesi
ancak g�c�n�n yetti�i kadar�yla sorumlu tutar�z. (Birisi
hakk�nda) konu�tu�unuz zaman yak�n�n�z bile olsa adil olun.
Allah'a verdi�iniz s�z� tutun. ��te bunlar� Allah size ���t
alas�n�z diye emretti.
Enam Suresi (160. Ayet)
Kim bir
iyilik yaparsa ona on kat� vard�r. Kim de bir k�t�l�k yaparsa
o da sadece o k�t�l���n misliyle cezaland�r�l�r ve onlara
zulmedilmez.
Hadisler
- Sizin en hay�rl�n�z, ahlak� en g�zel oland�r. -
Adalet g�zeldir. Fakat devlet b�y�klerinde olsa daha g�zeldir.
- Adaleti �i�neyen devlet adamlar�n� cezaland�rmayan milletler
��kmek zorundad�r. - Bir saat adaletle h�kmetmek, bir sene ibadet etmekten daha
hay�rl�d�r.
G�r�l�yor ki din kitaplar�n�n �nerdi�i ahl�k anlay��� hem
realist (ger�ek�i) hem de pragmatist (faydac�) olarak
de�erlendirilebilir.
Charles
Sanders Pierce
William
James John Dewey
Anglosakson Pragmatizmi
Pragmatist Anglosakson eti�i 19cu y�zy�lda Charles Sanders
Pierce, William James ve John Dewey taraf�ndan
geli�tirilmi�tir. Pragmatizm s�z�n� Pierce 1870 y�l�nda ilk
olarak kullanm��t�r. Bu ahlak anlay���nda esas olan pratik ve
do�rudan elde edilen tecr�belerdir. Kuramlar (Teoriler)
tecr�belerin soyutlanmas� sonucunda olu�urlar ve pratik
sonu�lar �retmeyi ama�larlar. Yani, kuram teknoloji �retmek
i�in vard�r. Pragmatik g�r��e g�re �nemli olan nas�l?
Sorusuna yan�t aramakt�r. Bu bak�mdan ileriye d�n�k fayday�
�nemser. �deal g�r�� ise as�l kayna�� neden? Sorusuyla
ara�t�rd���ndan, �ze d�n�k t�z veya cevher ile ilgilenir.
Charles
Darwin�in
evrim kuram� Pragmatik bir kuramd�r ve g��l� olan�n,
��karlar�n� iyi koruyan�n varl���n� s�rd�rece�i g�r���n�
savunur. Bu g�r�� halen Anglosakson d���ncenin ve politikan�n
esas�n� olu�turur.
Modern
Alman filozofu Rudolf Carnap mant�ksal pozitivizm�i
savunarak
pragmatizme destek vermi�tir. Carnap her t�rl� sentetik
(b�l�nemeyen, �l��l�p analiz edilemeyen) metafizik d���nceye
anlams�z olduklar�ndan kar�� ��km��t�r. Kant��n savundu�u �a
priori� (�nc�l-sezgisel) kavramlar� ret etmi�tir.
�kinci
d�nya sava��ndan sonra bu g�r��leri savunan d���n�rler
Amerika�ya g�� etmi�ler ve g�n�m�zde pragmatist felsefe
Amerikan �niversitelerinde okutulmas� zorunlu olan bir ders
haline d�n��m��t�r.
Kendi g�r��lerim �nsan�n
�z� �rt�kt�r. Bu �rt�y� olu�turan da insan�n psiko-sosyal
y�n�d�r. �nsan ��renimi ve toplumsal ki�ili�i sayesinde �z�n�n
�st�ne bir �rt� �ekmi� ve �z�nden uzakla�m��t�r.
�z�n�
tan�yan ve onun gerektirdi�i �ekilde davranan insanda
hakiki ahl�k vard�r.
Hakikati
tan�mak i�in �nce kendini tan�makta fayda vard�r.
Kendini tan�yan insan ise t�m yarat�lm�� olan varl�klara �bir
g�z� ile bakar. ��te bu y�zden eski bilgelik okullar�n�n
kap�lar�nda �Kendini tan��
diye yazard�. Kendini tan�mak ise ilgi, istek, y�ntem ve eylem
a�amalar�ndan ge�er. Bu y�nde bir hayli yol kat etmenin
olduk�a yarar sa�layaca�� g�r���ndeyim. �nsan olmak ile be�er
olmak aras�nda fark vard�r. Be�er etki-tepki mekanizmalar�
i�inde ya�ar ve yerel ger�eklikle ilgilenir. �nsan ise
etki-tepki mekanizmalar�n� a�arak �zg�r iradesine h�kim olan
ve hakikati arayan bir varl�kt�r. �nsan olan ki�i yerel
bilgilerle yetinmeyip t�mel bilgilere ula�t�ktan sonra en
uygun �ekilde karar verme yetisine sahiptir. Bu yeti de ak�l
ve mant�kla geli�tirilebilecek gibi de�ildir. Yani, mant�kl�
ussal d���nce gerekli olsa da tek ba��na yeterli olmay�p
sezgilerin de devreye girmesi ile zihin a��kl��� denen alg�
boyutuna girilmesinde b�y�k yarar vard�r.
Genelde
insanlar �d�v�� veya ka� y�ntemini tercih ederler. Bu
yakla��m fizik ger�eklikler d�nyas�nda s�rekli
uygulanmaktad�r. �rne�in, �l�m konusu ya sava��lmas� gereken
veya g�z ard� edilip konu�ulmas� dahi tabu olan bir konu
durumundad�r. B�ylece ya�am bu d�nyan�n nimetlerinden
yararlanma yar��� ve kendini koruyarak s�rekli bir hayali
d��manla sava�ma durumu olmaktad�r. Ahl�k anlay��� da bu t�r
bir ya�am anlay���na hizmet edecek �ekilde geli�mektedir.
Oysaki ama�, hayat�m�z�
istedi�imiz gibi �ekillendirmekten �ok, kendi hayr�m�za oldu�u
kadar b�t�n�n hayr�na olan davran��lar� ve tercihleri
yapabilmektir.
Yani, fert kadar sosyal ve do�al �evreye de �nem vermek ve
uzun vadeli iyili�i esas almak gerekir. Bu bak�mdan fert
ahlak� kadar sosyal, toplum ahlak� da �nemlidir.
E�er
toplumda �Sosyal Ahl�k� e�itimi ihmal edilirse zaman i�inde
yozla�ma artar ve dengesiz, hasta bir toplum olu�ur. Sosyal
Ahl�k�tan kas�t, toplum i�inde ya�ayan her ferdin tek bir
birey olmad��� bilinci i�inde, di�er her ferde kar�� sayg�l�,
sorumlu, disiplinli ve ho�g�r�l� davranmas�d�r. Sosyal Ahl�k
de�erleri g��l� olan bir toplum, sa�l�kl� bir �ekilde ya�amaya
devam eder ve d�nyada sayg�n bir yer sahibi olur. Sosyal
ahl�k�n yan�nda ki�isel ahl�k�n da g��lendirilebilmesi i�in
insan�n �ncelikle kendini tan�mas� ve sorgulamas� gerekir.
Sosyal ahl�k�n d���k oldu�u bir toplumda ya�ayan ortalama
e�itimli insan�n y�ksek ahl�k de�erleri ile ya�am�na y�n
vermesi olduk�a g��t�r. Ahl�kl�
insan var olman�n sadece yiyip i�mek ve i�g�d�sel d�rt�leri
tatmin etmek olmad���n�n bilincine var�r. Var olman�n bireysel
bir olgu olmad���n� ve toplumla birlikte var olunabilece�ini,
dolay�s�yla kendine fayda sa�laman�n topluma fayda sa�lamaktan
ge�ti�ini bilir. Bu anlay��a �hizmet ahl�k�� da denebilir.
Kendini tan�mak Asr�n
ba��nda ya�am�� olan b�y�k mistik George Ivanovich Gurdjieff
(1866-1949) hep �Kendini hat�rla�
derdi. Bu s�zle �kendi varl���n�n
fark�nda ol� demek isterdi.
�nsan�n kendi hareketlerinin, s�zlerinin, hatta mimiklerinin
fark�nda olmalar�n� isterdi. Fark�ndal���n ilk ad�m�
hareketlerinin fark�nda olmakt�r. Bunun i�in Gurdjieff �Stop�
oyununu icat etmi�ti. Etraf�ndaki ��rencilerine hi�
beklemedikleri bir anda �stop� der ve onlar�n o anda heykel
gibi hareketsiz kalmalar�n� isterdi. Bu �ok zor bir oyundu.
�rne�in tam �ay i�erken �ay barda�� duda��n�za de�di�i anda
stop dendi�ini d���n�n. �ay� i�emezsiniz. Barda�� geri
koyamazs�n�z. Elinizi oynatamazs�n�z. Ne kadar zor bir durum
de�il mi? Ama Gurdjieff �Tamam� diyene kadar o durumda kalmak
zorundas�n�z. Gurdjieff bu oyunu fark�ndal��� artt�rmak i�in
icat etmi�ti. ��nk� biliyordu ki fark�ndal���n ilk ad�m�
bedensel ve fiziksel fark�ndal�kt�r. Ondan sonra konu�ma ve
nihayet var olma fark�ndal��� gelecekti. �Var olma� hali en
ileri derecede fark�nda olma hali ile yak�ndan ili�kilidir.
Var-olma fark�ndal��� etki-tepki
mekanizmalar�n�n �tesine ge�meyi ve kendini kontrol etme
g�c�n� i�erir. Kendini kontrol etmek i�in �ncelikle
kendini sorgulamak gerekir. Sorgulaman�n sonucunda fark�ndal�k
d�zeyinde belirgin art��lar ve a��l�mlar ger�ekle�ir.
Tasavvufta bu benlik d�zeyine �Nefs-i Levvame� ad� verilir. Bu
d�nyada neden var oldu�umuzu ve hangi amaca hizmet etti�imizi
d���n�p fark�na varmam�z da ayr�ca �nemlidir. Bu �uur haline
ula�may� ba�armak, bilge ki�i olman�n ilk �art�d�r.
Gurdjieff insanlar�n �uyan�k uyku� durumunda ya�ad�klar�n�, bu
nedenle de ne kendilerini ne de hakikati tan�yabildiklerini
iddia ediyordu. Kendi ifadesi olan: ��nsanlar uykuda ya�arlar
ve uykuda �l�rler� s�z� ger�ekten d���nmeye de�er. �nsanlar bu
d�nyada do�arlar ya�arlar ve �l�rler. Fakat pek �o�u neden bu
d�nyaya geldi�ini ve hangi amaca hizmet etti�ini veya hangi
ideolojinin oyunca�� oldu�unu d���nmez bile. Yani, kendine
soru sormak ihtiyac� duymadan �mr�n� t�ketir. Pek �o�unun
ya�am� bir hay-huy, bir etki-tepki m�cadelesi i�inde s�r�p
gider. �al���rlar, evlenirler, �ocuk yaparlar, �ocuk
b�y�t�rler, ya�lan�p emekli olurlar ama bir g�n olsun �benim
bu d�nyada var olmam�n amac� nedir acaba?�
diye sormazlar. ��nk� bu sorunun cevab�n� vermek i�in
kendileri ile y�zle�meleri, yani ba� ba�a kalmalar� gerekir.
Ne ge�mi�in hat�ralar� ne de gelece�in hayallerinden
etkilenmeden, objektif ve ��plak g�zlerle kendini g�rebilmek
�yle �nemlidir ki, bu bak��, bu duru� bir kere elde
edildikten, ger�e�in tad�na bir kere var�ld�ktan sonra da
vazge�mek m�mk�n olmaz.
Gurdjieff ��retisini s�zel olarak aktarm�� olmas�na ra�men
m�zi�e ve �kutsal dans� dedi�i bir t�r dansa da �nem
veriyordu. Bu y�ntemler sayesinde insan�n kendini tan�yan, bu
d�nyadaki yerini ve sorumlulu�unu bilen ki�ilik boyutuna
��kaca��na inan�yordu. �nsanlar�n s�rekli bir ego kalkan�n�n
arkas�na s���nd�klar�n� ve �haysiyet, gurur, hakl�l�k� gibi
kavramlarla kendilerini kand�rd�klar�n� s�yl�yordu.
Bilge
ki�i ego kalkan� ard�na saklanmaz, olaylara kat�l�r. Bu
kat�l�m �ba�kas�n�n i�ine kar��mak� �eklinde anla��lmamal�d�r.
Daha �ok �fark�ndal�kl� kat�l�m�
olarak tan�mlanabilir. E�er basit bir �ekilde a��klamak
gerekirse ��yle bir benzetme yapabilirim. Bilgi sahibi insan
g�zleyen-g�zlenen ay�r�m� yaparken, bilge ki�i i�in bu ay�r�m
ortadan kalkar.
Bir
olay� kendine fazlaca dert eden insanlar o olay�
i�selle�tiriyorlar demektir. Kendilerine mal ediyorlar ve
etkileniyorlar. Buna bir bak�ma �ba�lanmak� da diyebiliriz.
Bilge ki�iler hem ba�l�d�rlar hem de�ildirler. O anda
kar��lar�nda duran sorunla b�t�nle�irler ve ba�lan�rlar. Fakat
k�sa s�rede de bu ba�� koparmay� da bilirler. Daha do�rusu,
ba�lanman�n �art oldu�unu bilirler
ama bu ba� onlar� s�rekli ba�lamaz.
Bu son
ifade biraz �eli�ik gibi g�r�n�yor. Ama bilgenin mant���
�eli�iklik i�erir. ��nk� o lineer (do�rusal) d���nmez. Onun
bak��� b�t�nsel ve kapsay�c�d�r. Bilgenin mant��� Hem-hem
mant���d�r. Bu mant�k ne ikili Aristo mant���d�r ne de
Hegel�in diyalektik (Eyti�im) mant���d�r. ��nk� ikili�e ba�tan
inanmaz. Kapsay�c�d�r ve tekli�e (vahdete) ula�maya �al���r.
Fakat kendi bireyselli�inin de fark�ndad�r. Soruna b�t�nsel ve
kat�l�mc� olarak yakla��r fakat soruna ba�l� kalmaz ve
ba��ms�z bir varl�k halinde yoluna devam eder. Bu durumu en
iyi anlam�� olan Uzakdo�u bilgelerine ait birka� �rnek,
gelecek b�l�mde sunulacakt�r.
Uzakdo�u Bilgeli�i Uzakdo�u
ahl�k� ya�amla yak�ndan ili�kilidir.
Bilge ki�iler ussal d���nce
ile yorum yapman�n yerine anda ya�amaya �nem verirler. Bu
durumu Zen Budizm�inin klasikle�mi� hik�yelerini okudu�umuzda
daha iyi anl�yoruz. ��te birka� �rnek:
Bir Zen
rahibi ile ��rencisi bir k�yden di�erine y�r�yerek gitmeye
karar vermi�ler. Kar��lar�na bir dere ��km��. Bu dereyi
a�malar� gerekiyormu�. Dere k�y�s�nda duran �ok g�zel bir gen�
k�z: �Kar��ya ge�iyorsan�z beni de al�n. Ben tek ba��ma bu
dereyi ge�mekten korkuyorum� demi�. Bunun �zerine usta k�z�
kuca��na alm�� ve hep birlikte kar�� k�y�ya ge�mi�ler. Usta
k�z� kar�� k�y�ya var�nca b�rakm�� ve yollar�na devam
etmi�ler. Bir s�re sonra ��renci ustas�na sormu�: �Usta, o
gen� k�z kuca��nda iken ne hissettin?�. Usta:� Ben k�z� k�y�da
b�rakt�m. Sen h�l� ta��yorsun� diye yan�tlam��.
��renci
ustas�na sormu�: �Bir insan�n hi�bir y�k ta��mamas� ne anlama
gelir?�. Usta: �Y�kten kurtul, at gitsin�. Fakat bu yan�tla
tatmin olmayan ��renci tekrar sormu�: �Fakat ben zaten hi�bir
�ey de�ilim. Yokluk varl��� nas�l atabilir ki?�. Usta: �O
zaman, ta��maya devam et�.
Bir Zen
ustas�ndan bilgelik ��renmek isteyen bir ziyaret�i ustaya
�Yanl�� yolda oldu�umu kesinlikle biliyorum. Bana ne yapmam
gerekti�i hakk�nda nasihat verebilir misiniz?� diye sormu�.
Ustan�n yan�t� �u olmu�: �Ne hakk�nda konu�uyorsun?�.
��renci
ustas�na sormu�: �Zen nedir?�. Yan�t �Bu s�zden
vazge�ebilirsin�.
��renci
ustas�na sormu�: �Her varl��� kapsayan b�t�nsel zihnin safl���
ne demektir?� Usta: �Hindistan�da olsayd�n kollar�n�
keserlerdi. Burada kendini cezaland�r ve ��k d��ar��.
��renci
ustas�na sormu�: ���z�m yolunu ar�yorum ama bulam�yorum. ��z�m
yolunu nas�l bulabilirim?�. Usta: ���z�m yolu �u andaki
aray���ndad�r.�
��renci
ustas�na sormu�: �Ayd�nlanmak istiyorum. Bunun i�in ka� y�l
�al��mam gerek?� Usta: �20 y�l�. ��renci: �Ya �ok fazla
gayretle �al���rsam?� . Usta: �30 y�l�.
��renci
ustas�na sormu�: �Usta, kadife kese i�indeki inci s�z� ile ne
anlat�lmak isteniyor?�. Usta: �Kesenin i�ini g�rmedik�e
bilemezsin�.
��renci
ustas�na sormu�: �Ayd�nlanm�� bilgelerin gelene�inde kutup
yerinde duran b�y�k usta kimdir?�. Usta: �Kula�a ho� geliyor�.
Ahlak ile ilgili AFOR�ZMALAR �yi olmak kolayd�r, zor olan adil olmak.
Victor Hugo
Haks�zl��a sap�p b�t�n insanlar�n seni izlemeleri yerine,
adaletli davran�p tek ba��na kalmak daha iyidir.
Mahatma Gandhi
Bir
ki�iye kar�� yap�lm�� haks�zl�k, b�t�n insanl��a kar��
yap�lm�� haks�zl�k demektir.
Emile Zola
Bir s�rr� saklayarak adalete zarar vermektense, adalet u�runa
zarar g�rmeyi tercih ederim.Beethoven
�ocuklar�n�za erdemli olmay� ��retin, insanl��� ancak bu mutlu
k�lar.
Beethoven
�ocu�unuza paradan �ok ahlak verin.
Beethoven
Memleketler paras�zl�ktan de�il, ahlaks�zl�ktan ��kerler.
Cicero
Bir
milletin ahlak� di�leri gibidir. ��r�d���nde ac�s�n� hisseder.
Bernard Shaw
Nefsine
hakim olamayan, hi�bir �eye hakim olamaz.
Emile Zola
�nsanlar�n en c�merti istemeden verendir.
Hz.
Hasan
Amelin s�rr� sab�rd�r.
Hz.
Ebubekir
Bilimsel
(istatistik) Yorum Toplumda
ahl�k�n da��l�m�na bilimsel olarak da yakla�mak ve say�sal bir
de�erlendirme yapmak m�mk�n olmasa da normal �artlarda bir
istatistik da��l�m varsay�labilir. �ekildeki Normal da��l�m
e�risi herhangi bir toplumdaki ahl�k da��l�m�n� y�zdelerle
ortaya koymaktad�r. Ortalamadan bir standart sapma aral���nda
kalanlar toplumun % 68�ini olu�tururlar. �st�n ahl�k
de�erlerine sahip insanlarla d���k ahl�k de�erlerine sahip
olanlar�n e�it miktarda % 15�er oranda olduklar� s�ylenebilir.
Her iki u�taki a��r�l�k oran� % 1 civar�ndad�r. Bu yorum
sadece ortalama bir fikir vermesi bak�m�ndan ciddiye
al�nmal�d�r. Zira toplumun ger�ek ahl�k da��l�m�n� hesaplamak
i�in pek �ok ki�inin pek �ok ki�i hakk�nda puan vermesi
gerekir ki bunu pratikte ger�ekle�tirmek olduk�a g�� hatta
olanaks�zd�r. Tarafs�z de�erlendirmeler �o�u kez m�mk�n
olmad���ndan, b�yle bir ara�t�rmaya ve toplumsal ahl�k
de�erlendirmesine hi� bir toplum giri�memi�tir.
|