Ezoterizm ve Gizemcilik

WWW.ASTROSET.COM

HERMET�K ��RETݒDE �N�S�YASYON - 5

Hermetik Mabetlerde �nisiyasyon

  Menfis Mabetlerinde Hermetik inisiyasyona aday olmak isteyenler �nce bir i� avlunun dev s�tunlu giri� b�l�m�ne g�t�r�lmekteydi. Bu s�tunlar kudretleriyle ve safl�klar�yla g�ne�in Kutsal Emanet Sand����n� (yani, Osiris Mabedini ayakta tutan dev lot�sleri) and�rmaktayd�. Yan�na ba�rahip yakla�maktayd�. Onun y�z hatlar�ndaki ha�met ve s�kunet, gizemli bir g�r�n�m arz eden, ama deruni bir ���kla ���ldayan o g�zler, hevesli yabanc�y� kayg�land�rmaya   yetmekteydi. O bak��lar, yabanc�n�n kalbine birer matkap gibi i�lemekteydi. Daha bu ilk kar��la�mada, yabanc�; kendisinden hi�bir �ey saklanamayacak bir kimseyle kar�� kar��ya bulundu�unu derhal anlamaktayd�.

  Osiris rahibi ona; do�um yeri, ailesi ve e�itim g�rd��� mabet konusunda �e�itli sorular y�neltmekteydi. Bu k�sa s�nav sonunda s�rlar ��retisine kat�lmaya lay�k olmad��� sonucuna varm��sa ona, sessiz fakat kararl� bir jest ile kap�y� g�stermekteydi ama hevesli yabanc�da samimi bir hakikat arzusunun bulundu�unu saptam��sa; o zaman ona,  kendisini izlemesini s�ylemekteydi. Her ikisi birlikte s�tunlu giri� b�l�mlerinden ve i� avlulardan ge�ip, her iki yan� kayal�k olan, dikili ta�lar ve sfenkslerle donat�lm�� bulunan �st� a��k bir yolu izleyerek k���k bir mabede varmaktayd�lar.

  Bu mabet, yer alt� mahzenlerine giri� kap�s� olma h�viyetine sahip, ana kap�s� normal boyda bir �sis heykeliyle maskelenmi� durumda bir yap�yd�. Tanr��a �sis, kuca��nda kapal� bir kitap oldu�u halde, yere oturmu� meditasyon ve murakabe yapar vaziyetteydi. �sis�in y�z� pe�eliydi ve heykelin alt b�l�m�nde �u sat�rlar dikkati �ekmekteydi:

�Benim pe�emi hi�bir �l�ml� kald�ramam��t�r.�

  ���te ok�lt suna��n antresi buras�d�r.� demekteydi ba� rahip ve devamla, ��u iki s�tuna bak;
k�rm�z�s� varl���n, Osiris�in ���n�na do�ru t�rman���n�, siyah� da mabedin i�ine hapsolu�unu temsil etmektedir. Bu d����, mahvolu�a kadar varabilir. Bizim bilimimize ve doktrinimize ula�may� ba�arm�� ki�i ya�am�n� bu �ekilde ortaya koymu� olur. Zaaf sahibinin ya da k�t� kimsenin elde edece�i �ey ��ld�rma ya da �l�md�r. G��l�leri ve iyileri bekleyen nimet ise ya�am ve �l�ms�zl�kt�r. Bu kap�dan nice ihtiyats�z ki�i i�eriye girmi�tir ama d��ar�ya canl� ��kamam��t�r. Oras�, g�z� pekleri ortaya ��karan bir u�urumdur. �yleyse iyice d���n ta��n ve kar��la�aca��n tehlikeleri g�z�n�n �n�ne getir; cesaret edemiyorsan, denemekten vazge�. ��nk� bu kap� senin �zerine bir kez kapan�nca, bir daha a��lmaz, geri d�n�� yoktur.�

  E�er aday �srarla �Evet.� demi�se; o taktirde, ba� rahip onu d�� avluya g�t�r�p, oradaki hizmetkarlara teslim  etmekteydi. Yabanc� ki�i  orada bir hafta boyunca en basit ve en g�steri�siz i�lerde ilahi dinleyerek ve ar�nma pratikleri uygulayarak �al��mak zorundayd�. Ayr�ca, mutlak bir sessizlik i�inde bulunmaya da mecburdu. 

�nisiyasyon ba�l�yor

  S�nav ak�am� gelip �at�nca, iki �akirt (��mez) gelip, aday� ok�lt suna��n kap�s�na g�t�rmekteydi. Birlikte girdikleri bu yer, hi�bir ��k�� deli�i olmayan karanl�k bir hold�. Bu hol�n her iki yan�nda, me�alenin ����� yard�m�yla g�r�lebilen ve oralardan ge�ene, sanki alayl� alayl� bakan insan v�cutlu; aslan, bo�a, y�rt�c� ku� ve y�lan ba�l� heykeller birer s�ra halinde dizilmi�lerdi. Bir tek s�z s�ylenmeden kat edilen bu yolun sonunda, y�zleri birbirine d�n�k bir halde ayakta duran bir mumya ile bir iskelet yer almaktayd�. �akirtler adaya, dilsizlere �zg� bir el hareketiyle; kar��s�ndaki duvarda  bulunan bir deli�i g�stermekteydiler. Buras�, i�inde ancak s�r�n�lerek y�r�nebilecek kadar al�ak bir ge�itti.

  O gizemli deli�in a�z�nda �akirtlerden biri, �Hala geri d�nebilirsin...� demeye �al���yordu el kol hareketleriyle ve devamla; �Suna��n kap�s� hen�z kapanm�� de�il, ama daha hala arzuluysan, bu delikten ge�ip geri d�nmemecesine yola devam etmek durumundas�n.�  Aday da t�m cesaretini toplayarak, �Devam ediyorum.� demekteydi. Bunun �zerine refakat�� �akirtler adaya, titrek bir alevle yanmaya �al��an bir lamba verip, geldikleri yoldan geri d�nmekte ve suna��n kap�s�n� b�y�k bir g�r�lt�yle kapayarak, g�nl�k ya�amlar�na dalmaktayd�lar.

  Art�k teredd�te yer yoktu; geriye, delikten ge�ip, zifir karanl�k aral��a dalmak kal�yordu. Aday, elindeki lamban�n c�l�z �����nda zorlukla s�r�nd��� s�rada, mahzenin derinliklerinden gelen bir ses �u s�zleri s�ylemekteydi: �Bilime ve kudrete g�z diken ak�ls�zlar burada telef olup giderler.� Harika bir akustik sayesinde bu s�z aral�kl� yank�lar halinde 7 kez yinelenmekteydi. Bu tehdite ra�men ilerlemek gerekiyordu. Ger�i aral�k geni�lemekteydi, ama bu kez de gitgide dikle�erek inen bir yoku� halini almaktayd�. G�z� pek yolcu; sonunda kendini, dibinde bir delik bulunan huni �ekilli bir �ukurun kar��s�nda bulmaktayd�. A�a��lara do�ru sark�t�lm�� demir bir merdivenden inen aday, son basama�a var�nca bu kez de korkun� bir kuyuyla kar�� kar��ya kalmaktayd�.

  Titreyen eliyle s�ms�k� tutmaya �al��t��� neft lambas�n�n �lg�n ����� o karanl���n i�inde elbette ki yetersiz kalmaktayd�. Ne yapmal�yd�? Yukar�ya tekrar t�rman�p, geldi�i yoldan y�r�yerek kurtulmas� da olas� de�ildi. Alt�nda ise, onu korkun� karanl�klar beklemekteydi. Bu zor durumda g�z�ne, sol taraf�ndaki bir yar�k tak�lmaktayd�. Bir eliyle demir merdivene, �teki eliyle de lambaya yap��m�� bir halde �evresine bak�n�rken, bu yar�ktaki basamaklar� fark etmekteydi. Bir merdiven! Kurtulu� yolu!
  Kendini derhal o y�ne at�p, basamaklar� ��kmaya ba�lamakta ve b�ylece u�urumdan kurtulmu� olmaktayd�. Merdiven, yukar�lara do�ru, kayay� delip ge�en bir vida gibi spiral bir gidi�le t�rmanmaktayd�. Hakikat yolcusu aday�; en sonunda kendini, dev heykel s�tunlarla desteklenmi� geni� bir dehlize bakan bronz bir parmakl���n �n�nde bulmaktayd�. Duvarlarda, aral�kl� olarak iki s�ra halinde dizilmi� simgesel freskler dikkati �ekmekteydi. Bu dehlizin her iki kenar�nda, g�zel heykel s�tunlar�n ellerinde bulunan lambalar yard�m�yla ayd�nlat�lm�� olan on birer adet fresk vard�.

  Parmakl��a, adaya Pastofor (kutsal simge muhaf�z�) diye adland�r�lan bir rahip ��kmakta ve onu �efkat dolu bir tebess�mle kar��lamaktayd�. Birinci s�nav� ba�ar�yla bitirdi�i i�in kutlay�p, ona galerideki kutsal resimlerin anlamlar�n� anlatmaktayd�. Bu resimleri hepsinin alt�nda bir harf ve bir say� bulunuyordu. Mevcut 22 simge, 22 temel s�rr� temsil etmekte ve ok�lt bilimin alfabesini olu�turmaktayd�; yani, irade g�c�yle uyguland�klar�nda, her t�rl� bilgeli�e ve her t�rl� kudrete hayat veren mutlak ilkeleri, evrensel anahtarlar� olu�turmaktayd�. Bu ilkeler; haf�zaya, kutsal dildeki harflerin ve bu harflere ba�l� bulunan say�lar�n kar��l�klar� olarak nak�edilmekteydi. Bu dilde her harf ve her say�; ilahi alemde, entelekt�el alemde ve fizik alemde yank�lar� olan 3 �geli bir yasay� ifade etmekteydi. Lirin bir teline dokunan parmak, gamdaki bir notay� nas�l ��nlat�yor ve ayr�ca da  �teki notalarda nas�l titre�imlere yol a��yor idiyse; ayn� �ekilde, bir say�n�n i�erdi�i t�m gizil g��leri hayranl�kla izleyen zihin ile bir harfi kendi d�zeyinin �uuruyla telaffuz eden ses de, birlikte, her �� alemde de  yank�lanan bir g�ce hayat vermekteydi.

  Buna g�re, 1 say�s�na kar��l�k gelen �A� harfi, ilahi alemde; kendisinden t�m varl�klar�n sad�r oldu�u Mutlak Varl�k��, entelekt�el alemde say�lar�n birli�ini, kayna��n� ve sentezini, fizik alemde ise g�� ve yeteneklerin geli�ip b�y�mesi sayesinde sonsuzlu�un e� merkezli k�relerine kadar y�kselen r�latif varl�klar�n zirvesini, yani insan� ifade etmekteydi. 1 no�lu s�r, M�s�rl�lar�da, elinde asa ve ba��nda alt�n ta� ta��yan beyaz giysili bir maj ile temsil edilmekteydi. Beyaz giysi ar�l���, asa buyru�u, ta� da evrensel ����� ifade etmekteydi. (Bknz. Astroset-Semboller- A Harfi)

  Rahip aday�, duydu�u bu gizemli ve yeni �eyleri hen�z anlayacak durumda de�ildi. Tanr�lara �zg� o sakin ve ciddi tav�rla kendisini s�zen o g�zel resimlerin kar��s�nda Pastofor�un s�yledi�i s�zlerin etkisiyle g�zlerinin �n�ne, bilmedi�i perspektifler a��lmaktayd�. Bu resimlerin her birinin gerisinde yer al�p da birden zuhur edivermi� olan d���nce ve imaj dizisini par�lt�lar halinde fark etmeye ba�lamaktayd�. Gizemli nedenler zinciri yard�m�yla d�nyan�n i�ini tasarlamak ilk kez akl�na gelmekteydi. B�ylece harften harfe, say�dan say�ya s��raya s��raya ��retmen ��rencisine s�rlar�n anlam�n� anlatmakta ve onu �sis Urani arac�l���yla Osiris�in arabas�na, y�ld�r�m isabet etmi� kule arac�l���yla da alev alev yanan parlak y�ld�za ve en sonunda da majlar�n tac�na ula�t�rmaktayd�.
  ��unu bil ki� demekteydi Pastofor, �bu ta�, hakikati tezah�r ettirmek ve adaleti uygulamak �zere Tanr��yla birle�en �lahi Kudret�in  varl�klar ile e�ya �zerindeki etkisine bu hayattan itibaren kat�lan her iradeyi temsil eder. Bu hali de, �zg�rl��e varm�� ruhlar�n ebedi �l�m�d�r�. M�r�idin s�zlerini dinlerken, aday�n i�ini hayret, korku ve hayranl�k kaplamaktayd�. Suna��n sundu�u ilk par�lt�lar bunlard�. Hayal meyal g�r�r gibi oldu�u hakikat; ona, ilahi bir an�n �afa�� gibi g�r�nmeye ba�lamaktayd�.

  Konu�mas�n� bitirdikten sonra, Pastofor, ucunda harl� bir ate�in ��t�r ��t�r yand��� dar ve uzun bir kubbenin alt�na a��lan  bir kap�y� a�maktayd�. Bunun �zerine aday �rpererek, �Ama bu �l�m ..� diye m�r�ldanmaktan kendini alamad� ve rehberine korkulu bir ifadeyle bakmaktayd�. Pastafor da yan�t olarak, �O�lum, �l�m ancak geli�memi� varl�klar� deh�ete d���r�r. Bir zamanlar ben de bu ate�in �zerinden ge�tim, hem de g�l bah�esinden ge�er gibi...�  Bu s�z�n hemen ard�ndan, aday�n �zerine s�rlar galerisinin bu parmakl��� da kapan�vermekteydi.

  Aday, �rke �rke yan�na kadar geldi�i ate�in ger�ek ate� de�il; tel kafesler �zerine be�li k�meler halinde dizili ve birbirine ge�meli odunlardan olu�ma optik bir ill�zyondan ibaret bir �ey oldu�unu farketmekte gecikmedi. Bu y���n�n ortas�nda b�rak�lm�� olan dar patikay� izleyip �te tarafa kolayca ge�mekteydi. Aday�n atlatt��� bu ate� s�nav�ndan sonra, bu kez s�radaki s�nav su s�nav�yd�. Aday bu kez, gerisindeki ate� odas�nda yanmakta olan yapay ate�in ayd�nl���nda siyah renkli durgun bir sudan ge�meye mecbur edilmekteydi. Bu s�nav� da atlatm�� olan ama hala daha �rpertiler i�inde bulunan aday� iki asistan al�p; i�inde, kubbenin tavan�na as�l� bir lamban�n solgun �����yla esrarl� bir �ekilde ayd�nlat�lm�� olan yumu�ak bir yata��n yer ald��� lo� bir ma�araya g�t�rmekteydi. Yard�mc�lar orada onu kurulamakta, v�cuduna g�zel kokular s�rmekte, ona ince keten elbise giydirmekte ve sonra da  �Burada dinlen ve ba� rahibi bekle.� diyerek �ekip gitmekteydiler.  

  Yorgunluktan peri�an halde bulunan aday, kendini yata��n �zerine b�rak�vermekteydi. Heyecanla dolu dakikalardan sonra, bu s�kunet onu elbette ki mest etmekteydi. Dehlizde g�rd��� kutsal resimler, o acayip fig�rler, sfenksler, heykel s�tunlar bir bir g�zlerinin �n�nden ge�mekteydi. Ama bu resimlerden biri ona ni�in bir hal�sinasyon gibi g�r�n�p durmaktayd�?  �ki s�tun aras�nda ekseninden as�l� vaziyetteki bir tekerlekle temsil edilen o �X� s�rr� inatla g�z�n�n �n�nde ni�in canlan�p duruyordu acaba? Bir yan�nda, bir delikanl� kadar yak���kl� olan iyilik mele�i Hermanubis; �teki yan�nda da, kendini ba� a�a�� vaziyette u�uruma b�rak�lan k�t�l�k mele�i olan Tifon (tufan-tayfun). Ayr�ca, bunlar�n her ikisinin de aras�nda ve tekerle�in tepesinde oturan k�l��l� bir sfenks.

  Bu arada, ma�aran�n diplerinden geliyormu� izlenimini veren insan� tahrik edici bir m�zik sesi ise aday�n zihninde olu�an bu imajlar� bir anda silip atmaktayd�. Bu sesler, y�rek karart�c� ve dokunakl� bir bitkinli�i tasvir eden hafif ve betimlenmesi olanaks�z seslerdi. Harp titre�imlerinin, f�l�t seslerinin, soluk solu�a kalm�� birinin nefeslerini and�r�r seslerin de kar��t��� madeni bir ��nlama sesi kulaklar�n� t�rmalamaktayd�. Ate�ten bir hayalin i�ine g�m�lm�� olan aday, g�zlerini kapamakta ve tekrar a�t���nda ise yata��n�n biraz �tesinde, insan� bir bak��ta allak bullak edecek ve ba�tan ��karacak kadar g�zel bir g�r�nt� belirmekteydi. Bu, erguvan renginde bir t�le b�r�nm��, boynunda muskas� olan ve Militta rahibelerine benzeyen Sudanl� bir kad�nd�; sol elinde g�llerle ta�land�r�lm�� bir kupa tutmakta ve adaya �zlemle bakmaktayd�. Bu kad�n, di�i bir hayvan�n t�m g��lerine ta� ��karacak bir cinselli�e sahip bir Sudanl� esmerdi. ��k�k elmac�k kemikleri, geni� burun delikleri, k�rm�z� ve nefis bir meyve misali etli dolgun dudaklar� ve alaca karanl�kta parlamakta olan g�zleri ile aday� fazlas�yla cezbetmi�ti.

  Aday, ilk cazibe �okunu atlatt�ktan sonra, �a�k�nl�k i�inde birden aya�a f�rlamakta ve ne yapaca��n� bilemeden ellerini g��s�ne bast�r�p, �ylece kalakalmaktayd�. Ama k�le kad�n a��r ad�mlarla ayakla�makta ve g�zlerini yere indirerek hafif ama hala cezbedici ve tahrik edici bir sesle �unlar� s�ylemekteydi: �Yak���kl� yabanc�, benden korkuyor musun? Sana galiplerin �d�l�n�, mutluluk kupas�n� getirdim; al i�, yorgunlu�unu giderir.� 
  Aday, teredd�t i�inde yalpalay�p dururken; kad�n,  sanki yorulmu� gibi, yata��n kenar�na oturmakta ve hala yalvaran aldat�c� g�zlerle adaya bakmaktayd�. O etli dudaklar�n �zerine e�ilenin, o bronzla�m�� omuzlardan �evreye yay�lan mis gibi kokulara kendisini kapt�ran�n  vay haline vay haline... Elini kad�n�n eline s�rd��� ve dudaklar�n� o kupada �slatt��� anda, i� ����r�ndan ��k�vermekte ve aday kendini sarma� dola� halde yatakta bulmaktayd�. Ama olan olduktan ve vah�i arzusunu doyurduktan sonra, daha �nce i�ti�i s�v�, aday� derin bir uykuya sevk etmekteydi. Uyan�nca ise, kendisini yapayaln�z ve kayg�lar i�inde bulmaktayd�.

  Karmakar���k yata�� ayd�nlatan kasvetli lamba �����n�n alt�nda ayakta duran bir adam tak�lmaktayd� g�z�ne. Bu adam ba� rahipti ve kendisine, bilge ki�ilere �zg� bir tonlamayla ��yle hitap etmekteydi:
 
��lk s�navlar� ba�ar�yla atlatt�n. �l�me, ate�e ve suya galip geldin ama kendine galip gelmeyi ba�aramad�n. Marifet ehli olmak i�in can atan sen,  duyulara ili�kin ilk s�navda bile ba�ar�s�zl��a u�rad�n ve madde u�urumuna yuvarland�n. Duyular�n�n esiri olan ki�i karanl�klarda ya�ar. Sen karanl�klar� ����a ye�ledin; �yleyse karanl�klarda kal da g�r halini. Kar�� kar��ya bulundu�un tehlikelerden daha �nce sana s�z etmi� ve seni uyarm��t�m. Sen ya�am�n� kurtard�n ama �zg�rl���n� yitirdin; mabedin tutsa�� olarak �l�nceye kadar burada kalacaks�n...�

  E�er aday, aksine hareket ederek, k�le kad�n�n uzatt��� kupay� elinin tersiyle iterek, kad�n� defetseydi, o taktirde; ellerinde me�alelerle on iki asistan gelip onu alacaklar ve de yar�m daire olu�turacak �ekilde dizilmi� ve beyaz giysiler giyinmi� olan majlar�n haz�r bekledikleri �sis Suna���na g�rkemli bir �ekilde aday� al�p g�t�receklerdi. �ahane bir �ekilde ayd�nlat�lm�� olan mabedin dibinde, g��s�nde alt�n bir g�l ile, ba��nda yedi ���nl� bir ta� bulunan dev bir heykel yer almaktayd�. Bu, kuca��nda o�lu Horus�la birlikte �sis heykeliydi. �sis Tanr��a�n�n �n�nde duran erguvan renk giysili ba� rahip, orada inisiye aday�n� kar��lamakta ve ona s�r saklayaca��na ve iteatkar davranaca��na dair yemin ettirmekteydi. Yemin s�ras�nda rahip aday�; bu arada, en korkun� beddualarla tehdit edilmekteydi. B�ylece onu, meclis ad�na, karde� ve m�stakbel inisiye olarak selamlamaktayd�. Aday, bu y�ce m�r�itlerin �n�nde bulundu�u s�rada, kendini tanr�lar�n huzurundaym�� gibi hissetmekteydi. B�ylece kendisini kan�tlam�� olan aday, hakikat ehlinin aras�na kat�lmak �zere ilk ad�m�n� atm�� olmaktayd�.

  B�ylece aday, bu kadar �etin s�navdan sonra bile inisiyasyonun ancak e�i�ine basabilmi� olmaktayd�. Bu ilk basamak, y�llarca s�recek ��rakl�k ve e�itim d�neminin ilk basama��yd�. Bu uzun ve me�akkatli ��rakl�k d�nemi s�ras�nda ama�, �hedefi bilmek� de�il, �hedefin kendisi olmak�t�. Ba�ka bir deyi�le, suni ihtiya�lar� �terk yoluyla g�� kazanmak ve sadele�mek�ti.
  Kadim bilgeler, insan�n; hakikatte, ancak ve ancak hakikati �z varl���n�n bir par�as� haline getirdi�i, yani onu �ruhunun kendili�inden eylemi� haline getirdi�i taktirde eri�ebilece�ine inanmaktayd�lar. Ama bu derinlemesine �z�mleme i�leminin ��renci taraf�ndan yap�lmas� gerekiyordu.
  M�r�itler ona yard�m etmemekteydiler; bu y�zden de o, ��retmenlerinin bu so�uklu�una ve bu kayg�s�zl���na �a��p kalmaktayd�. S�rekli olarak g�zetim alt�nda tutulmakta; sert kurallara uymaya zorlanmakta ve ondan mutlak bir itaat istenmekteydi. Ama buna ra�men, ona ancak pek s�n�rl� baz� a��klamalarda bulunulmaktayd�. Endi�elerinin ve sorular�n�n yan�t� hep �u c�mlede olmaktayd�: �Bekle ve �al��...� Bu yan�t� her al���nda, i�inde; aniden ba� kald�rma arzusu, �z�nt� ve ku�ku uyan�vermekteydi.
  C�retkar ��ka��t��lar�n ya da kara maji ehlinin kulu k�lesi mi olmu�tu acaba? �radesine h�kmederek onu rezilce i�lerde mi kullanacaklard�? Hakikat silinip gitmi�, tanr�lar onu sanki terk etmi�ti, tek ba��nayd� ve mabedin mahkumuydu art�k. Hakikat ona bir sfenks fig�r� halinde g�r�nm��t�. �imdi ise sfenks ona �unu s�yler olmu�tu: �Ben ku�kuluyum.�
  �imdi bu kad�n ba�l�, aslan pen�eli ve kartal kanatl� hayvan onu al�p, ��llerde mahvetmeye �abal�yordu sanki... Bereket versin ki, bu kabuslar� yat��ma ve ilahi ��e do�u� saatleri izlemekteydi. Mabede girebilmek i�in maruz b�rak�ld��� �etin s�navlar�n simgesel anlamlar�n� i�ete bu anlarda anlay�p kavramaktayd�.

  Ama ne yaz�k ki, i�ine d��mekten k�l pay� kurtuldu�u kapkaranl�k u�urum bile �u, ne oldu�u bir t�rl� anla��lamaz nitelikli hakikat u�urumunun yan�nda daha ayd�nl�k kalmaktayd�. ��inden ge�ti�i o ate� bile, ona; i�ini yak�p kavuran �u ihtiraslardan daha az korkun� g�r�nmekte ve i�ine atlamak zorunda kald��� o so�uk ve karanl�k su bile ona, i�ini doldurup, kendisini s�kbo�az eden �u ku�kudan daha az so�uk gelmekteydi. S�nav gecesi yer alt� mahzeninde kendisine anlam� a��klanm�� olan ve yirmi iki s�rr� betimleyen o ayn� kutsal resimler bu kez, mabedin bir salonunda iki s�ra halinde yeniden kar��s�na ��kmaktayd�.

  Ok�lt bilimin e�i�indeyken, ancak hayal meyal sezinlenebilen bu s�rlar asl�nda teolojinin ana s�tunlar�n� olu�turmaktayd�. Onlar� anlay�p kavrayabilmek i�in inisiyasyonun tamam�n� kat etmek gerekiyordu. O g�nden beri m�r�itlerin  hi� biri ona tek bir kelime bile s�ylememi�ti. Sadece bu salonda gezinip, bu resimler �zerinde derin derin d���nmesine izin verilmi�ti. Orada saatlerce tek ba��na kalmaktayd�. Bunu yaparken, �nce i� varl���n�n derinliklerine inmekte, ard�ndan da d�nya ba�lar�n� kopar�p, e�yan�n yukar�lar�nda s�z�lerek u�maya ba�lamaktayd�. Arada s�rada majlardan birine �u soruyu y�neltmekteydi: ��sis�in g�l�n� koklamama ve Osiris�in �����n� izlememe bir g�n izin verilecek mi?� Ald��� yan�t da ��yle olmaktayd�: � Bu bize ba�l� bir �ey de�il. Hakikat kendini teslim etmez. �nsan onu ya kendinde bulur ya da hi� bulamaz. Biz seni adept (el alm��, uygulamaya izinli ve s�rlar� bilen ki�i) yapamay�z; onu kendi kendine elde etmek zorundas�n. Lot�s suyun dibinde yeti�ir ama suyun y�zeyine ula�mas� �ok uzun bir zaman� gerektirir. �lahi �i�e�i a�t�raca��m diye acele etme. Olaca�� varsa, bir g�n elbet olacakt�r. �al�� ve dua et.�

  Bu yan�t �zerine ��rak, buruk bir sevin� i�inde tekrar derslerine ve meditasyonlar�na  d�nmekteydi. Varl�klar�n varl���na ait bir nefesi and�ran bu sessizli�in y�ce ve ho� cazibesinin tad�n� ��kar�rken, aylar aylar� ve y�llar y�llar� kovalamaktayd�. M�rit, kendinde ger�ek bir ba�kala��m�n cereyan edi�ine tan�k olmaktayd�. Bir zamanlar gen�li�inin  ba��na ����m�� olan ihtiraslar ondan g�lgeler gibi uzakla�maya ba�lamakta; onu �imdi sar�p sarmalam�� bulunan  d���nceler ise ona �l�ms�z dostlar gibi tebess�m etmekteydiler. Zaman zaman d�nyasal benli�in batmakta, onun yerini almak �zere geli�en daha ar� ve daha eterik bir benli�in ise do�makta oldu�unu hissetmekteydi. Bu duygunun etkisiyle; i�inden, gidip kapal� suna��n basmaklar�nda el pen�e divan durmak ve hatta secdeye varmak geliyordu. Onda art�k ba� kald�rma arzusu da, herhangi bir heves ya da �zlem de kalmamakatayd�. Ruhunu tam anlam�yla Tanr��ya havale edi�ten, hakikat yoluna feda edi�ten ba�ka her �ey silinip gitmekteydi.

  Dua ederken, �unlar� s�yler hale gelmekteydi: �Ey �sis, mademki ruhum senin g�z ya�lar�ndan bir damlad�r, �yleyse �teki ruhlar�n �zerine vars�n �iy halinde damlas�n ve �ld���m s�rada onlar�n ho� kokusunun sana do�ru y�kseldi�ini duyay�m. ��te kendimi Tanr� yolunda fedaya haz�r�m.�

  ��rak inisiye sessizlik i�inde etti�i duas�n�n ard�ndan, yar� vecd hali i�ine d��m�� olan m�rid, yerden bitmi� bir vizyon misali, yan�nda beliriveren ba� rahip ile g�z g�ze gelmekteydi. Sanki m�r�id, m�ridinin t�m d���ncelerini okuyor ve onun i� hayat�nda cereyan eden dram� biliyor gibiydi...  O�lum,� diyordu m�r�id tok bir ses tonuyla, �hakikatin if�a edilece�i zaman yak�nd�r. Sen onu, kendi benli�inin derinliklerine indi�in ve orada ilahi hayat� tan�d���n zaman, zaten hissetmi�tin. �nisiyelere ait y�ce meclise art�k kat�labileceksin. Kalbinin temizli�i, hakikate kar�� olan a�k�n ve terk yolundaki ba�ar�n sayesinde bunu hak etmi� durumdas�n. Ama �lmeden ve ard�ndan da tekrar do�madan, Osiris�in e�i�inden i�eri kimse gidememi�tir. Mahzende sana refakat edece�iz. Sak�n korkma; ��nk� sen art�k bizim karde�imizsin.�

  Alaca karanl�kta, Osiris�in rahipleri, ellerinde me�aleler oldu�u halde, yeni adepti(��rak inisiyeyi) sfenkslerin �zerine oturtulmu� vaziyetteki d�rt direk ile desteklenmi� olan al�ak tavanl� bir mahzene g�t�rmekteydiler. Bir k��ede, mermerden yap�lma �st� a��k ve oymal� bir mezar bulunmaktayd�. Hi� kimse,� diyordu ba� rahip; �l�mden ka�amaz. Her canl� �lmekle ve sonra tekrar do�makla y�k�ml�d�r. Bu ya�am�ndan itibaren Osiris�in �����na kat�labilmesi i�in ��rak inisiyenin canl� canl� mezara girmesi germektedir. Haydi bakal�m, gir �u mezara ve ����� bekle. Bu gece b�y�k korkunun kap�s�ndan ge�ecek ve Sahib-i Tasarruflar��n e�i�ine ula�acaks�n...�

  ��rak inisiye mezara uzanmakta ve ba� rahip delini onun �zerinde gezdirip onu kutsamaktad�r. �nisiyelerden olu�ma kortej sonra sessizce oradan ayr�lmaktayd�. Yere konmu� c�l�z ���kl� lamba, mahzendeki o bodur s�tunlara desteklik eden sfenksleri hala daha ayd�nlatmaktayd�. Bu s�rada, derinlerden gelen koro halindeki bir �ark� i�itilmekteydi ama nereden gelmekteydi bu ses? Cenaze t�reninde s�ylenen �ark� m�yd� bu acaba? Derken, �ark� sona ermekte ve lamba son bir kez daha g�z k�rpt�ktan sonra s�nmekteydi.

  B�ylece inisiye aday� ��rak, karanl�ktan da daha karanl�k o mezar�n i�inde kala kalmaktayd�. Mezar�n so�uklu�u oldu�u gibi �zerine �ullanmakta ve t�m uzuvlar�n� dondurmaktayd�. �l�m�n �st�rapl� evrelerinin tad�n� bir tatmakta ve sonunda bayg�n uykuya (letarjiye) dal�vermekten kendini alamamaktayd�. T�m ya�am�na ait sahneler, hayali �eyler olarak g�z�n�n �n�nden ge�mekte, d�nyasal �uuru da gitgide silikle�mekte ve da��n�kla�maktayd�. Bedenin eriyip da��ld���n� hissettik�e, varl���n�n esiri b�l�m� de serbestle�mekte ve bir vecd hali kendili�inden olu�uvermekteydi. Karanl�klar�n siyah fonu �zerinde uzaklarda par�ldayan bir nokta neyin nesiydi acaba? Yakla�t�k�a b�y�yen bu nokta sonunda, her biri g�k ku�a��ndaki t�m renklere sahip bulunan ve �evresine manyetik ���k sa�an �be� ���nl� bir y�ld�z� g�r�n�m� kazanmaktayd�. Daha da sonra ise, ��rak inisiyeyi akkor halindeki merkezin beyazl���na do�ru cezbeden bir g�ne� haline d�n��mekteydi. Bu vizyonu, m�r�itlerin sihir g��leri mi olu�turmaktayd� acaba? Yoksa g�r�nmez alem, g�r�n�r hale mi gelmekteydi? Ya da bu, g�ksel hakikatin, �mit ve �l�ms�zl�k kayna�� olan alevler i�indeki o y�ld�z�n �n belirtisi miydi? Bu vizyon az sonra kaybolmakta ve ayn� yerde bu kez bir �i�ek tomurcu�u belirmekteydi.

  Karanl�kta a�an bu �i�ek asl�nda elbette ki maddesel olmayan bir �i�ekti. ��nk� ��rak inisiyenin �n�nde o, beyaz bir g�l halini al�rken, canl� ta� yapraklar�n� birle�tirmekte ve alev alev yanan g�be�ini k�z�lla�t�rmaktayd�. Bu, �sis�in �i�e�i miydi yoksa? Yani kalbinde ta��d��� a�k� i�eren mistik bilgelik g�l� m�yd�? �ok ge�meden o da, sanki bir koku bulutu halinde buharla��p gitmekteydi. ��te o anda ��rak inisiye kendini s�cak ve ok�ay�c� nefesin i�ine g�m�lm�� halde hissetmekteydi. �ekilden �ekle b�r�nd�kten sonra, bu bulut yo�unla�makta ve bir insan y�z� g�r�n�m�ne b�r�nmekteydi. Bu y�z bir kad�n y�z�yd�; yani, ok�lt suna�a ait �sis�in y�z�... Ama normalde oldu�undan daha da gen� ve daha da m�tebessim ve daha da ���kl�yd�. Zarif ve narin bedenini, spiral bir anlamda �effaf bir t�l sarmaktayd� ve bu t�l�n i�inde o zarif beden p�r�l p�r�l par�ldamaktayd�. Elinde bir papir�s rulosu tutmaktayd�. Yava��a yakla�makta, mezarda yatmakta olan inisiyenin �zerine hafif�e e�ilip ona �unlar� f�s�ldamaktayd�: �Ben senin g�r�nmeyen bac�n�m, senin ilahi ruhunum; al i�te, bu da senin kendi ya�am�n�n kitab�. Kitaptaki dolu sayfalar ge�mi� ya�amlar�n� i�ermektedir. Bo� sayfalar da, gelecekteki ya�amlar�n i�indir. Bir g�n bu sayfalar�n t�m�n� g�zlerinin �n�ne serece�im. �imdi art�k beni tan�yorsun; ne zaman �a��r�rsan, yan�na gelebilirim.� �sis konu�urken, g�zlerinden sanki �efkat ���nlar� f��k�r�yordu. O �yle meleksi bir dubleydi ki ve �yle ilahi bir ahitti ki, ipince �teki alemde �yle harika bir f�zyondu ki...

   Ama birden her �ey silinivermekteydi. Feci bir �st�rab�n ard�ndan, ��rak inisiye, kendini; sanki kendisini, bir kadavraya girmi��esine bedeninde buluvermekteydi. Sanki, eli kolu demir halkalara ba�l�yd�; sanki, beyninin �zerinde kocaman bir a��rl�k bulunmaktayd�. Uyand���nda �evresinde; majlarla birlikte ba� rahibin de ayakta durdu�unu g�rmekteydi. Kendisine sunulan teskin edici i�kiyi yudumlad�ktan sonra yava� yava� aya�a kalkmaktayd�. Bu s�rada kahinin �u s�zleri i�itilmekteydi: ���te tekrar ya�ama d�nd�n. �imdi gel, inisiyeler ��lenine kat�l da bize Osiris�in �����nda yapt���n yolculu�u anlat. Art�k sen de bizlerden birisin.�

  G�n�m�zde bu tip mabet inisiyasyonlar� �a��n gere�i olarak kalmad� ama inisiyasyon her zaman devam ediyor. Ger�e�i arayan, kendiyle ve �z�yle kar��la�mak, bilgi yolunda y�r�mek isteyen her yolcu do�al bir inisiye aday�d�r. Ma�aralar, mabetler, piramitlerde ya�anan inisiyatik ��retiler ve o eski m�r�itler yok ama her insan�n kendi kendinin m�r�idi olma zaman� geldi�i i�in bilgi de, dejeneratif alanlar da her yerde var, tercih bizlere kal�yor. G�n�n �artlar� gere�i, egomuzu ve nefsimizi terbiye etme konusunda bizi inisiye edecek �ok daha fazla maddi cazibe ve dejenerasyon oyunlar� var. L�ks t�ketim, marka merak�, �ehvet d��k�nl���, uyu�turucular, ben merkezli ve egoya a��r� y�kleme getiren her t�rl� halet ve olayla, s�rekli s�nanma ve inisiyasyon i�indeyiz zaten ama fark�nda de�iliz.

  Y�ksek Fark�ndal�k elde etmek ve neyi ni�in ya�ad���m�z� bilmek i�in; simyan�n da �z� olarak ifade edilen kendini tan�ma ve maddeye egemen olma, d�n��t�rmeyi ger�ekle�tirme ve ger�ek kimli�imizi ya�ama f�rsat�m�z ise her zaman var, yeter ki isteyelim. �Zaman�m yok, onlar eskidendi, i�-g�� �ok yo�un, �oluk �ocuk var� gibi ka��� c�mlelerine yer verilmedi�i zaman kendini e�itmek, de�i�tirmek ve saf alt�n gibi olmak isteyen insan, belli bir yola girdi�i zaman �artlar�n da kendili�inden nas�l da de�i�ti�ine tan�k olacakt�r. Bu tan�kl��� bizzat ya�ayan ve kendi bireysel geli�imini ba�ar� ile s�rd�rmekte olan o kadar �ok ki�i var ki�

  Ger�e�in yolcular�, yollar�n� ve birbirlerini her zaman bulurlar� �Kap�y� �al�n A��lacakt�r� denmi�tir. Kar��la�ma zaman� geldi�inde �e�itli e�zamanl�l�k olaylar�yla mutlaka kar��la��rlar ve bilgi al��-veri�lerini rahatl�kla yaparlar. Bu ��retilerin, parayla, zamanla, malla-m�lkle, i�le-g��le, �oluk-�ocukla pek alakas� yoktur. Ger�ek ihtiya� s�z konusu oldu�unda o ihtiyac� kar��layacak �artlar da mutlaka olu�ur� D���nce enerjisi, sesi, s�z� kelama �evirmek i�in harekete ge�er.
  Ve Simyac��da (Paulo Coelho)s�ylendi�i gibi
"bir tek insan bile kendi yazg�s�n� ger�ekle�tirmek i�in harekete ge�ti�inde t�m evren de ona yard�m etmek i�in harekete ge�er."

<< �nceki B�l�m

KAYNAK: B�Y�K �N�S�YELER, Ruh ve Madde Yay�nlar�

YAYIN TAR�H�: 20.�ubat.2010

 

Astroset 2004-2010