Metafor / Kuantum Evren

                           Fark�ndal�k �zerine 7

WWW.ASTROSET.COM

�LER� D�ZEYDE FARKINDALIKTA KUANTUM ETK�LER

Do�. Dr. Haluk Berkmen

  Etki-tepki mekanizmas�n�n d���na ��kabilmek, "�leri D�zeyde Fark�ndal�k" demektir. Bunun en g�zel ve �arp�c� �rne�ini Kung-Fu (bireysel sava� sanat�) yapan Zen ustalar�nda g�r�r�z. Kendisine sald�racak olursan�z an�nda gerekli m�dafaa hareketini yaparak etkiye en h�zl� bir �ekilde tepki g�sterir. Fakat tehlikeyi savu�turunca da an�nda durup selam verir. Demek ki olay o anda ba�lam�� ve o anda bitmi�tir. Olaya kat�lm��t�r ama olay�n kendisini s�r�klemesine izin vermemi�tir. K�zg�nl��� ve h�rs� yoktur. Ne kendini ispatlamak ne de kar��ndakini cezaland�rmak gere�ini duymaktad�r. ��nk� egosuna tam olarak hakimdir. E�er sald�r� geldi�inde d���nmeye vakit ay�rsa gerekli savunmay� yapamaz. Ama ak�l ve mant��� da onu hi�bir an terk etmez. Onun hem bilgisi, hem sezgisi hem de fark�ndal��� tamd�r.
  Bir di�er �rnek ��rencisine ��zmesi i�in Koan (kung-an) sunan Zen ustas�n�n durumudur. ��rencisine en uygun koan� se�erken hem bilgisini kullan�r hem de sezgisini. Zen ustas� ��rencisi kar��s�nda bir g�zlemci de�il, bir kat�l�mc�d�r. Bir bat�l� ��retmen gibi ona bilgi aktarmak amac�nda de�ildir. Onun amac� ��rencinin fark�ndal���n� artt�rmak ve onun b�t�nc�l d���nmesini sa�lamakt�r.
Her verilen koan ��rencinin anlay�� d�zeyine g�re se�ilir.

  Bir g�n ��rencinin biri Zen hocas�na �u soruyu sormu�: �Bana verdi�iniz koan� daha �nce ba�kalar� ��zm��t�. Bu eski koan� bana neden veriyorsunuz?� Hocan�n yan�t� �u olmu�tur: �Eski koanlar her sorulduklar�nda kendilerini yenilerler.� Yani, koanlar �lmezler ve her sorulduklar�nda yeni bir ortam bulup canlanabilirler. Bu ortam da koan�n soruldu�u ki�inin �uurudur. Canlanma derecesi de o ki�inin �uur seviyesine g�re de�i�ir. Koan�� se�en hoca ��rencinin �uur seviyesini ve psikolojik durumunu �ok iyi tartt�ktan sonra b�yle bir sorumluluk alm��t�r. Bizim i�inde bulundu�umuz yeni �uur durumu g�zleyen ve g�zlenenin yeni bir �uur halindeki kat�l�mc�l���yla canl�l���n�, aktivitesini ve ya�am yolumuza deste�ini hep s�rd�r�r.

 Ruhsal B�t�nle�me
  �uur seviyesi ileri olan kimse sorumluluk almaktan ka��nmaz. ��nk� b�yle bir insan�n kendisi i�in fazla bir beklentisi yoktur. �nemli olan �artlar�n gerektirdi�i �ekilde davranmak ve bu davran���n� ertelemeden an�nda uygulamaya koymakt�r. Bu duruma �Ruhsal b�t�nle�me� de diyebiliriz. Ruhsal b�t�nle�me ortak bir fark�ndal�k alan�n�n olu�mas� demektir. Ayn� duygular� ve d���nceleri payla�an insanlar bu t�rden bir ruhsal b�t�nl�k alan� olu�tururlar. O b�t�nl��e ula�t�ktan sonra her duruma ve her olaya sadece ak�l ve mant�kla de�il, ayn� zamanda ruhumuzla yakla�may� ba�arabiliriz.
  Tasavvufta ve Sufizmde bu duruma
�Kalp g�z�n� a�mak� veya �G�n�l g�z�n� a�mak� da diyebiliriz.  Bir olaya g�n�l g�z�n� a�arak yakla�t���m�zda sadece zihinsel fark�ndal�k olu�makla kalmaz, ayn� zamanda duygusal fark�ndal�k da olu�ur. Yani o anda aniden duygular�m�z keskinle�ir ve mutluluk, co�ku, sevin� gibi duygular duyar�z. Basit bir �rnekle ��yle a��klamaya �al��al�m; diyelim ki otob�se binmek i�in otob�s dura��na do�ru ilerliyorsunuz. Tam dura�a vard���n�zda kar��n�za sizin istedi�iniz otob�s geliveriyor. O anda bir mutluluk, bir co�ku hissi sizi kapl�yorsa fark�ndas�n�z demektir. �Ne tesad�f, tam da benim istedi�im otob�s geldi� diyorsan�z, fark�nda de�ilsiniz.

  Fark�ndal�k ve mucize
  Demek ki, tesad�fe inanmak fark�nda olmamak demektir. Her olay�n hi�bir amaca dayanmadan �ylesine tesad�fen olu�tu�una inananlar olaylar aras�nda ili�ki oldu�unu g�remezler. Oysa ki evrende hi�bir olay t�m�yle tesad�f eseri ortaya ��kmaz. Ancak bunun �uuruna varmak gerekir. ��te tesad�flerin ard�ndaki as�l nedenleri g�rebilenler fark�ndal�k sahibi ki�ilerdir. Fark�nda olan insan i�in ya�am mucize doludur. Mucizelerin fark�na varmak da hem co�ku hem de tevazu yarat�r.
 
Evrenin kendisi bir mucizedir. Sonsuz b�y�k ve sonsuz uzak mesafelerin varl���ndan yeni yeni haberdar oluyoruz. Bu sonsuzluk i�inde d�nyam�z o kadar ufak ve anlams�z kal�yor ki bizim bu k���c�k d�nyada ya�amam�z bir mucizedir. Bu mucizenin fark�na varmak da insan� m�tevaz� yapar. �u koskoca, u�suz bucaks�z, evrende biz neyiz ki? Kendimizi �nemli g�rmemiz i�in hi�bir neden yok. Ama bizim var olmam�z da bir mucize. �nsan v�cudu �ylesine m�kemmel bir sistem ki hayran kalmamak m�mk�n de�il. Bu mucize kar��s�nda da tesad�flerin bulunmad���n� g�rmek, yani insan�n da bir k���k evren oldu�unun fark�ndal���na ula�mak gerekir. Mikro ve makro d�zeydeki fark�ndal���m�z�n artmas�, i�leyi�in m�kemmelli�i kar��s�nda tevazu sahibi olmay� kolayla�t�r�r.

  Kuantuma g�re g�zleyen ve g�zlenen fark�ndal���
  Her yeni g�zlem yeni bir fark�ndal�k yaratabilir. Kesin olarak �Yarat�r� demek pek m�mk�n de�il ��nk� g�zlemi nas�l yorumlad���m�z �ok �nemlidir. E�er ��nemli de�il, sadece bir tesad�ft�r� derseniz olay� o seviyede kesip daha derine inme gere�i duymazs�n�z. Ama �Bu olay�n alt�nda bir neden olmal�� �eklinde d���n�p sorgulamaya devam ederseniz derine inmi� olursunuz ve fark�ndal���n�z da artar.
  Bizler olaylar� g�zlemlerken ayn� zamanda kendimizi de g�zlemlemi� oluruz. O olay�n bizim ba��m�za neden geldi�ini sorgularken kendimize tarafs�z bir g�zle bak�p, d��tan g�zlemlememiz gerekir. Yani kendi d���m�za ��k�p kendimizi bir nesne gibi g�zlememiz gerekir. Demek ki, hem
g�zleyen hem de g�zlenen biz olmal�y�z. Kuantum kuram� der ki; �G�zleyen ve g�zlenen bir b�t�n olu�tururlar ve birbirlerini etkilerler.� E�er biz kendimizi g�zlersek kendimizi etkilemi� de oluruz. Bu etkile�menin sonucu de�i�imdir. �nsan kendini tarafs�z bir g�zle g�zlerse kendini de�i�tirebilir. Yani fark�nda olmakla kendimizi de�i�tiririz. Tersi de do�rudur. De�i�mi� olan insan fark�nda olmu� insand�r.

  De�i�imin d��tan de�il i�ten gelmesi gerekir. Ba�kalar�na bak�p de�i�meye �al��mak bo�una bir u�ra�t�r. Do�al olan� kovarsan�z o ko�a ko�a geri gelecektir. Do�al olmak ba�kalar�ndan ��renilmez. Do�al davran�� i�ten gelir. Ak�l ve mant�kla olu�turulamaz. Do�al olmak i�in i�e bakmak yeterlidir. ��e bak�ld���nda �ylesine bir ���k belirir ki t�m ��pheler, teredd�tler, k�saca karanl�k noktalar ortadan kalkar. Olaylar�n birer tesad�f olmad���n� da bu �ekilde alg�layabiliriz.
  Olaylar�n ard�ndaki ger�ek nedenleri bu �ekilde g�rebiliriz. Yani, daha �st d�zeyde bir bak�� a��s�na ula�m�� oluruz. Bu �st d�zey bak�� a��s�na varmak i�in tek tek olaylar hakk�nda d���nmek yerine, olaylar aras�ndaki t�mel ili�kiye bakmak gerekir. B�ylece daha derine inmi� ve merkezden �evreyi izlemi� oluruz. �evrede s�rekli �alkant�, iti� kak��, dalgalanma vard�r. Merkez ise t�m bu �alkant�lardan uzak sakin ve dura�and�r. Merkezde benli�in istekleri yerine sessiz bir kabul, bir tevekk�l, bir tatmin vard�r.

  Tatmin olmu� olan benlik kendiyle u�ra�maz. Merkezden bakar fakat ben-merkezci de�ildir. Bu s�z bir �eli�ki gibi gelebilir fakat daha �nce s�z�n� etti�imiz hem-hem yakla��m� ve mant��� uyguland���nda hi�bir �eli�ki kalmamaktad�r. Tatmin olmu� olan benlik hem ben-merkezcidir hem de�ildir.
  Yani, hem kendi hayr�na hem de b�t�n�n hayr�na �al���r. Biri di�erinin �n�ne ge�mez. Daima fark�ndal�kla etraf�nda olanlara kat�l�r. Fark�ndal�kla etrafta olup bitenlere kat�ld���n�zda sufizmde anlat�lan cazibe alanlar� meydana gelir. ��inizden d��a do�ru yay�lan bir enerji alan� olu�ur ve bu alan �evrenizdeki insanlar� etkilemeye ba�lar. Yani cezp edilenken cezp eden olmaya ba�lars�n�z.

"Kendi ya�amlar�n� ve i�inde ya�ad�klar� d�nyay� etkileyip de�i�tirmi� olanlar fark�ndal�klar� y�ksek insanlard�r."

<< �nceki B�l�m
 

Astroset 2004-2010