Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

 

�l�hi Nizam ve K�inat Kitab�nda

VARLIK

Derleyen: Selman GER�EKSEVER

  Varl�k, ruhun t�m tek�m�l, ihtiya�lar�n� kar��layacak �ekilde, evrenin bir noktas�nda yo�unla�m�� �ok ince madde partik�llerinden ib�ret olan ve ruhun ihtiya�lar�yla ilgili t�m ifadeleri evren boyunca ta��yan belirli bir enerjiler kar���m�d�r (84). Ba�ka bir de�i�le varl�k, Asl� �lke�nin icaplar�n� ta��yan ve ruhlarla ilgili bulunan tesirlerin; herhangi bir ruhun, evren sonuna (�nite�ye) kadar kendine hizmet etmesi i�in belirli geli�im kademesindeki maddeler aras�ndan toplayarak sentezle�tirdi�i bu madde �nitesi, daha do�rusu bir tesirler kar���m�d�r. �u halde her varl�k belirli bir ruhun evren sonuna kadar hizmetine tahsis edilmi� bir tekam�l arac�d�r. Bu �yle bir varl�kt�r ki, ruhun evren �st� plan�nda olup biten �davran��lar�� n�n t�m gereklerini evrende madde olarak ifade eder. Bu ifadeler de bir aynadan yans�r gibi ruha yans�t�l�r. Bu duruma g�re varl�k, hizmetinde bulundu�u ruhun evrendeki simgesidir. ��te herhangi bir ruhun hizmetinde bulunan varl�k; o ruhun t�m �davran��lar��n�, �k�p�rdan��lar��n� ve ihtiya�lar�n� tam olarak ifade etti�inden, biz ona ruhun kendisiymi� gibi de bakabiliriz. ��nk� o varl�kta g�r�nen her tezah�r, ruhun �davran��lar��n�n (kulland��� madde olanaklar�n�n oran�nda) evrene yans�m�� bir ifadesinden, temsili g�r�n���nden ba�ka bir �ey de�ildir. Ruh ortadan kalk�nca , o anda da��lacakt�r (32+33).

Varl�k Olu�umu

  Ruh, yeni ortaya ��km�� olan hidrojenin da��n�k bir �ekilde yayd��� enerjileri bir araya toplayarak varl�k olu�turur. Birer y�ksek titre�im kar��s�ndan ibaret olan bu �y�ksek� enerjilerle varl�klar�n ortaya ��kmas� demek; idrakin en ilkel �ekli olan i�g�d�lerin, s�z konusu da��n�k enerjilerde tezah�r etmeye ba�lamas� demektir. Ba�ka bir ifadeyle, idrakin en ilkel �ekli olan i�g�d�lerle varl���n ilk olu�umuyla ortaya ��km�� olur. Bu �ekilde varl�k olu�tu�u andan ba�layarak Asli Tesirleri�in yerine t�li (yan / yataydan) tesirler ge�er. Yani varl�k Asl� Tesirler yerine, ��stten� ve �yanlar�dan tesir almaya ba�lar. �drak, madde sistemlerini bir araya toplayan kudret oldu�una g�re, varl���n ilk olu�umunda, hidrojen atomunun enerjileri art�k �yle bir geli�im a�amas�na gelmi� olurlar ki, tali (yan) tesirlerin de yard�m�yla ruhlar, bizlerin ancak idrak s�zc���yle ifade etti�imiz kudretlerinin en basit / ilkel �ekli olan i�g�d�lerini, maddenin bu a�amadaki durumlar�ndan yararlanarak kullanabilmek olana��na kavu�mu� bulunurlar. G�r�l�yor ki, varl���n �mayas�� idraktir. (116+117)

  �lk olu�an varl�k, ilk an�ndan ba�layarak, daha basit madde bile�imlerini ve sistemlerini, idrakin yava� yava� geli�mesine paralel olarak birbirine ba�lamakta ve yeni yeni bile�imler ve sistemler olu�turmaktad�rlar. Bu arada, vicdan mekanizmas�n�n z�tlar� aras�ndaki ili�kilerin kurulu� ve ba�lan��lar� idrakin i�levi  kapsam�ndaki i�lerdendir. Bu i�, varl���n ilk olu�umu an�nda daha �ok yard�mc� / yatay (t�li) tesirlerin i�e kar��malar�yla olur ve yava� yava� idrak geli�tik�e bu kar���mlar azal�r, varl���n egemenli�i ortaya ��kar ve daha ileri a�amalarda idrak, vicdana tamamen egemen olur.

  �lemimizin ilk atomu olan hidrojen atomuna ba�lanm�� olan ruh; art�k o atomun �varl�k� dedi�imiz ileri a�amas�n�n olu�aca�� ana kadar onu b�rakmaz. Bu durumdaki ruh ( mekanik / otomatik tek�m�l seyri i�inde olarak) hen�z kendisine bir varl�k olu�turacak durumda de�ildir. �lemde ilk hidrojen atomunun ortaya ��kmas�ndan, onun ilk varl�k durumuna gelinceye kadar atomun b�nyesine egemen olan tesir Asl� / es�si tesirdir (32+64) Hidrojen a�amas�, ruhlar�n tekam�llerinde ilk madde a�amas�yla ilgili; karanl�k, �ok b�y�k ve ebediyet kadar uzun mekanik / otomatik bir geli�im a�amas�n� izleyen bir �lemin (varl�kla �leminin) ba�lang�c�d�r (260).

  Hidrojen atomunun, varl�k a�amas�na kadar geli�imi sa�lad�ktan sonra, o andan itibaren varl��a do�rudan do�ruya esasi / Asl� Tesir gelmez; ancak, onun ba�l� oldu�u ruhtan (Daha do�rusu Asli Tesir�in ruhla  ilgili olan k�sm�ndan ve evrendeki �e�itli geli�im d�zeyindeki varl�klardan tali tesirler gelir. ��te t�m bu tesirlerle o varl�k, geli�imi i�in gerekli olan s�navlar� ve deneyimleri ge�irmeye ba�lar ve bu arada bir �ok olanakla kar��la��r. Gitgide geli�en ve kapsamla�an bu geli�im olanaklar� i�inde (evrendeki i�levini bitirmek i�in ) varl�k uzun bir geli�im yolculu�una koyulur. Varl���n geli�iminin gereklerinden olarak, vazifeli varl�klardan gelen tali (yatay) tesirlerde, yukar�da belirtti�imiz gibi, hidrojen atomunun �e�itli elemanlar�ndan say�s�z bile�imler kurulur ve say�s�z cisimler olu�turulur. T�m bunlar �nite�den s�z�l�p gelen Asl� Tesirler�in ����� alt�nda ve her kademede bulunan Vazifeli Varl�klar��n g�nderdikleri yan (tali) tesirlerle yap�l�r. Atom elemanlar�n�n her t�rl� kompozisyonlar�, bu Vazifeli Varl�klar�dan gelen yan tesirlerle kurulup da��t�labilirler ki, bunlarda elbette farkl� geli�im d�zeylerindeki varl�klar�n derecelerine g�re b�y�k / k���k �apta olur (46). Bu i�ler her yerde her zaman, ruhlara yard�mc� olan y�ksek tesirlerin yol g�stermesiyle ve ���k tutmas�yla olur. ��te varl���n ilk kullanabilece�i madde bile�imleri en basit ve ilkel bitki h�creleridir. Bu varl�klar onlardan kendilerine birer beden kurarlar. Bitki h�creleri kullanan bu varl�klar hen�z idraksiz olduklar�ndan, bunlar�n bu bedenleni� �ekillerine bir t�r enkernasyon denebilir. Varl�k, bitkiler �lemindeki bu geli�im s�reci kapsam�nda, basitten y�ksek bitkilere kadar, ayr� ayr� bitkilerde enkarne olmaya ba�larlar. Varl�k b�ylece giderek ba��ms�z bir bedeni y�netebilecek duruma gelmi� olur (56).

  Bu durumdan ba�layarak, onun i�in toplu, toplumsal bir ya�am�n ilk a�amalar� kurulmu� olur. Toplumsal (ma�eri) ya�am; varl���n, organizasyon sistemlerine haz�rl���n en ilkel k�p�rdan��lar�d�r. Varl�k, bitkilerin say�s�z t�rlerindeki enkarnasyonlar�n� tamamlad�ktan sonra, hayvanl�k a�amas�n�n uygulamalar�n� g�rmek �zere, kendine �zg� olan bir yar� s�ptil aleme ge�er ve orada da bir s�re geli�tikten sonra, yava� yava� hayvan ve insan v�cutlar�n�n h�crelerinde bedenlenme (enkernasyon) a�amalar�n� tamamlamak i�in, en basit bir hayvan organizmas�n�n ilkel h�crelerinde enkarne olmaya ba�layarak �yukar�� do�ru enkarnasyonlar�n� (bedenlemelerini) s�rd�r�r (56).

  Bundan sonra, d�nya gezegeninde ve ba�ka gezegenlerde bir�ok bedenlenmeler ge�irdikten sonra, d�nya insan� bedeni y�netebilecek bir varl�k durumuna gelip d�nya insan� bedenlerini kullanmaya ba�layacaklard�r. D�nyadaki insanl�k aleminin de en ilkel a�amalar�ndan ba�layarak zengin bir geli�im evresi i�inde d�nyadaki son haz�rl�klar�n� da tamamlam�� olur. Demek ki, varl�k ilk bedenlenme durumlar�ndan, bir d�nya insan�  a�amas�na kadar, �sonsuzluk� denebilecek uzun bir zaman s�resinde bir geli�im a�amas� ge�irmesi gerekir (57).

  G�r�l�yor ki ruh, kendine hizmet eden varl�k arac�l���yla; kaba bir �lemin maddelerini kullanabilmek i�in, o alemin maddelerinden kendine bir �tesir arac�� (yani kaba bir beden) yapar ve onu kullan�r. Fakat  o varl�k hen�z tek ba��na kaba maddelerden b�yle b�y�k bile�imler kurabilecek kudrette de�ildir. onun i�in ruhlar�n tek�m�llerinde vazifeli olan �st�n varl�klar�n yard�mlar�yla o, ihtiyac�na g�re (ki bu ger�ekte ruhun ihtiyac�d�r�) kendine kaba kuvvetlerden bir beden kurar ve ona s�rekli tesir g�ndererek ba�lan�r. B�ylece varl�k, art�k o d�nyada toplumsal (ma�eri) tek�m�l�ne ba�lam�� olan ruhun ihtiya�lar�yla ilgili, kaba maddeler ve ba�ka varl�klarla olan ili�kilerini / etkile�imini kurdu�u bu beden ile yapar. Yani varl�k, ruhun �davran��lar�na� g�re o bedeni y�netir. Demek ki burada biri, bir ba�kas� arac�l���yla ruha hizmet edene bir varl�k ve bir beden vard�r: Bunlardan birisi, karma��k bir madde yap�s�na sahip olan ve evren boyunca ruhu izleyen varl�kt�r ki bu, ruhun evrendeki simgesi, yans�mas� ve ifadesi olan �ok s�ptil bir enerji kar���m�d�r. �kincisi de varl���n ruha hizmet edebilmesi i�in, i�inde uygulamalar g�rmek zorunda bulundu�u kaba �lemdeki maddeler ve �teki bedenlerle bir tesirle�me arac� olarak kulland��� o alemin yo�un maddelerinden yap�lm�� kaba bir bedendir (57).

  Yukar�da da belirtildi�i gibi, ilk hidrojen a�amas�ndan ba�layarak, geli�e geli�e varl�k, hidrojen a�amas�na geldi�i anda, Asl� Tesir�in maddelere y�nelik esasi tesir k�sm� yerini tali tesirlere b�rak�r. Bundan sonra �nite�nin s�rekli kontrol� alt�nda, b�y�k organizasyonlar i�indeki Vazifeli Varl�klar�dan ya da onlar�n kulland�klar� �e�itli d�zeylerdeki varl�klardan gelen bu tali tesirlerle yeni varl�k, i�inde bulundu�u evrenin sonuna (�nite�ye) kadar geli�imini s�rd�r�r. Bu tali tesirlerin ba�lamas�yla varl�klar�n s�navlar�, deneyim ve g�zlemleri de ba�lam�� olur ve varl�klar yepyeni ve daha h�zl� bir geli�im s�recine sokulmu� olurlar. Bu a�amadan ba�layarak maddeler; birer varl�k olarak, ba�l� bulunduklar� ruhlar�n egemenlikleri alt�nda ve t�li tesirlerin yard�m�yla o ruhlar�n her durumlar�na ba��ml� ve terc�man olarak ve onlar� evrende ifadelendirerek geli�irler. B�ylece ortaya ��kan bir varl�k, hizmet etti�i ruhun tek�m�l�ne y�nelik t�m �davran��lar��n� Asl� �lke�nin ����� alt�nda o kadar kusursuz bir �ekilde sergiler ki, art�k ona evrende ruhun kendisiymi� gibi de bak�labilir. Bunun i�indir ki, kendisinden daha �a�a��da� ba�ka maddelerin at�l ve amorfa yak�n hallerine oranla ruhun if�desini ta��yan aktif durumlara bakarak, bu varl��a �canl�� s�fat� uygun g�r�lm��t�r ki, bu da daha �nce belirtti�imiz gibi g�receli bir ifadeden ba�ka bir �ey de�ildir. ��nk� burada �cal�k� denilen varl�k, asl�nda at�l g�r�nen ilk hidrojen atomu maddesinin geli�mi� y�ksek kademelerinden ba�ka bir �ey de�ildir. S�dece onun; evrende bir ruhu if�de edebilecek kadar olanaklar� geli�mi� olmakta ve bu s�yede de kendisi belirli bir ruhun hizmetine verilmi� bulunmaktad�r (53). Varl���n, bu hizmeti nas�l verdi�ini ileri de ele alaca��z ama ondan �nce, varl���n yap�s�n� g�relim:

Varl���n Yap�s�

  Varl���n, be�eri beyine ba�lant� oran� 7/8�dir. Yani varl���n 8�de 7�si beyine ba�l�d�r. Beyine ba�l� olan bu 8�de 7�lik k�s�m ��uur merkezi� denen beyin h�crelerinden olu�mu� belli bir lokali i�gal eden �uur merkezi beynin �teki merkezlerini, onlar da alt / yan merkezleri y�netir. B�ylece varl���n d�nya bedeni �zerindeki egemenli�i, �uur merkezinden ba�layarak derece derece birbirini etkileyen alt merkezler ve istasyonlar arac�l���yla olur. Varl���n be�eri beyne ba�l� olan k�sm�na ��uur� kalan k�sm�na da ��uur �tesi� deniyor. Varl�k, be�eri beynin anlad��� anlamda par�alanmalara / b�l�nmelere tabi tutulamayan bir s�ptil (ince) enerjiler b�t�n�d�r. Yani beyindeki lokalizasyon varl���n yap�s� i�in s�z konusu de�ildir. Ancak baz� i�levlerin (varl�k taraf�ndan) yerine getirilmesi bak�m�ndan, farkl� etkinlik durumlar� s�z konusudur. �uur, �uur �tesi (ve onu olu�turan ��uur alt�/ �st��) gibi adlar, belirli i�levleri ifade eden �i�lev cepheleri�dir. (Bu durumla ilgili �rnek i�in bkz. Sayfa 140, �hidrojen hacmi� �rne�i)

  K�saca varl���n yap�s�n�; ayr� ayr� lokalizasyonlara tabi tutmadan , ondan farkl� i�levlere sahip idrak edemeyece�imiz tesir kar���mlar� vard�r. Bu birbirinden (titre�im ve i�lev bak�m�ndan) farkl� olan alanlara �i�lev cepheleri� de deniyor: Varl���n be�eri bedene ba�l� olmayan ��uur�tesi� iki i�lev cephesine ayr�l�yor; ��uur�st� ve �uuralt��. Varl���n ruhundan gelen tesirler onun ��uur �st�� denen k�sm�ndan girer. ��uur�st�� , varl���n d��ar�ya a��k olan cephesidir. Ayn� zamanda �evredeki varl�klardan gelen tesirler de (t�li tesirler) ��uur�st��nden varl��a ula��r (141).

  ��uur�tesi� alan�n�n ikinci k�sm� ��uuralt��d�r. ��uuralt�� varl���n �d��ar�ya� kapal� olan cephesidir. ��uuralt��na d��ar�dan hi�bir tesir gelmez, kendisi de d��ar�ya hi�bir tesir g�ndermez ama buras�, varl���n t�m evrenler boyunca giderek �o�almakta olan birikiminin �deposu� dur. Varl���n ge�mi� ya�amlar�n�n t�m izlenimlerini ��uuralt��nda bulunur. Varl���n �zbilgileri ��uuralt��nda saklan�r. �zbilgiler, varl��a mal olmu�, onun kendi birikimleridir. ��uur�st�� ile ��uuralt��n�n ��uur� ile ba�lant�lar� vard�r. fakat ��uur� ile ��uuralt�� ve ��uur�st��n�n (k�saca, ��uur�tesi� nin) ba�lant�s� do�rudan de�ildir. burada �k�pr�� vazifesi g�ren arac� bir i�lev daha vard�r ki buna da ��uurd���� denir (141).

  Demek ki; ��uurd����, ��uur� ile ��uur�tesi� aras�ndaki geli� gidi�lere arac�l�k yapan varl���n ���nc� i�lev alan�d�r. Fakat ��uurd����n�n bir i�levi daha vard�r ki, o da �udur: D�� alemden, d�nyadan g�nl�k ya�amda �uura gelip de hen�z �zbilgi haline girmemi� bulunan bilgilerle ilgili izlenimler ��uur d����nda toplan�r, �l�nceye kadar da orada kal�r. G�r�l�yor ki, ��uurd���� alan�, ayn� zamanda ��uur�un bir bilgi deposudur. ��uur� gerekti�i zaman, (��uuralt��na inmeden) gerekli materyalleri ��uurd����ndan al�p kullanabilir. Bunlar varl���n son d�nya ya�am�nda, o ya�amla ilgili bilgilerin sonu�lar�d�r. Bu bilgiler kar��la�t�rmal� bir muhasebeden ge�tikten sonra, ��uurd���� na itilirler ki, bu muhasebeyi yapan vicdand�r. ��uurd���� bilgileri ancak �l�m denen ge�i�ten sonra varl�k taraf�ndan ��uuralt��n�n bilgileriyle b�y�k kar��la�t�rmal� muhasebesi yap�larak ��zbilgiler� haline ge�erler ve ��uuralt��ndaki yerlerini al�rlar. G�nl�k ya�amdaki �uur alan�nda cereyan eden olaylar, uyku aras�nda ��uurd���� na ge�erler. Esasen ��uurd���� ile �uur (alanlar�) birbirine �ok yak�n ve s�k s�k ili�ki durumundad�rlar (142). �rili ufakl� t�m birim d�alitelerinin (bir atomdan uzaysal objelere ve neb�l�zlere kadar her �eyin) bir manyetik alan� oldu�unu biliyoruz. (Bkz. Sayfalar 49+50+86+87+88+89+90+91 vb.) ��te varl�klar bu alanlar kanal�yla bu �lemlere tesir ederek vazifesini yaparlar. �rne�in, birka� g�ne� sistemini, hatta birka� neb�l�z� i�ine alan manyetik alanlara tesir ederek onlar� y�neten �ok �y�ksek� vazifeli varl�klar bulunmaktad�r (49).

  Ruhun tek�m�l�n�n gereklerinden olarak varl�k, kendisinde bulunan de�erlerin ve birikimlerin pek k���k k�s�mlar�n� ara s�ra beyne aksettirir. ��te d�nya insan� kendi varl���ndan beyne yans�yan bu tesirlere (i�eri�ini / ne oldu�unu pek de anlamamaks�z�n) ��uuralt�� demi�tir. D�nya insan�ndaki �uur; varl���n bedene (daha do�rusu beyin h�crelerinin olu�turdu�u manyetik alanlar sentezine) do�rudan olan ba�lant�s� ile yans�yan k�s�mlar�n tezah�r�d�r. Bir de varl���n beden d���ndaki idraksel bir odaklanma noktas�nda kal�p, beyin manyetik alan�na ba�lanmam�� k�s�mlar�yla ilgili ��uur�tesi� alan� vard�r ki, bunun da iki k�s�mda ele almak gerekti�ini daha �nce de belirtmi�tik: ��uuralt��, ��uur�st��. Bunlardan ��uuralt��, varl���n ge�mi� ya�amlar� ile ilgili izlenimlerini i�eren k�s�md�r. ��uur�st�� ise, varl���n serbest kalan yan�n�n s�rekli olarak ruhundan ve �teki varl�klardan ald��� tesirleri i�erir. ��uur� ile ��uur�st�� ili�kileri sonucunda d�nya insan�n�n ruhsal plandan ve �teki planlardan ve �teki varl�klardan ald��� tesirlerle ��uur�lar� aras�ndaki ili�kiler ve al��veri�ler kurulur. Beyin, ald��� ruhsal tesirlerle ��uur�st��ne ba�lan�r. Yani ruhsal planla ilgili izlenimler kendisine ��uur�st�� kanal�ndan gelir. Enkarne varl�ktan, onun hizmetinde oldu�u ruha yans�yan bu olay bile�imlerine idrakli varl���n geli�imini ve ruhun tek�m�l�n� sa�lar. K�saca, ruh madde ile i�tirak eder, �uurlu maddeyi (yani varl���) kurar. Varl�k da, kendi ruhunun ve yard�mc� varl�klar�n katk�lar�yla, kendisine kaba maddelerden ayr�ca bir beden yapar ve bu beden arac�l���yla maddelere ve �teki bedenlere etkide bulunur.

  Demek ki, d�nya insan� s�rekli olarak iki t�r tesirle kar�� kar��yad�r:

1-Varl�ktan gelen (d��ey) tesirler,

2-�evreden gelen (yatay) tesirler.

  ��te d�nya insan� �zvarl���ndan gelen tesirlerle , d�nyadaki �evresinden gelen tesirlerin dengesi i�inde ya�ar. �l�mden sonra, spatyumun ilk zamanlar�nda, varl���n kendi ruhundan gelen tesirler hari� �yukar�dan� , �a�a��dan� ve �evreden gelen t�m tesirlerle ba�lant�s� kesiktir. Spatyomdaki varl�k, sadece kendi varl��� ve ��uuralt��n�n (�zellikle de son ya�am�yla ilgili) izlenimleriyle ba� ba�ad�r (89).

  Bedenin �l�m�yle spatyoma ge�ilince, varl���n d��ar�s�yla t�m ba�lant�lar� kesilece�inden, d�nyada derlenmi� olan bilgiler �uuralt� bilgileriyle kar��la�t�r�larak, varl�k taraf�ndan muhasebeleri yap�lacakt�r. Bu de�erlendirme yap�ld�ktan sonra, o bilgiler �uuralt�na ge�erek varl��a mal edilecektir. Ba�ka t�rl� ifadesiyle, d�nya ya�am� boyunca �uurd��� kalan bilgiler, ancak �l�m denen ge�i�te b�y�k muhasebeden ge�tikten sonra , varl���n �uuralt�na girebilirler. �drak edilsin / edilmesin, �uurun kar��m�� oldu�u olayla �uur d���ndaki k�yas bilgileriyle sonu�land�r�l�rlar ve bu sonu�lar �uurd���nda kal�r. Bunlar orada, hen�z varl���n �zbilgileri durumuna girmemi�lerdir ve dolay�s�yla da �uuralt�yla ilgileri yoktur. Bununla beraber bu bilgiler varl���n egemenli�i alt�ndad�r (119).

Varl�k � Beden �li�kisi

  Varl�klar, bedenleri bir �m�r boyu kullanabildikleri kadar kulland�ktan sonra yani; onlardan elde edebilecekleri yararlar� sa�lad�ktan sonra, o bedenler �zerindeki kullan�mlar�ndan vazge�erek, onlar� g�r�p g�zetip y�neten beyinle olan ba�lant�lar�n� keserler ki, buna ��l�m� deriz (187).

  (Yeniden do�aca�� zaman) bir varl�k, �st varl�klar�n yard�m�yla bir beden kurar, o bedenden yararland��� s�rece onu kullan�r; bunun i�in de o bedenin t�m par�alar�na egemen olur ve b�ylece maddesel ihtiya�lar�n� o beden kanal�yla sa�lar. Bu bak�mdan, hen�z bir insan�n bedenini y�netebilecek durumda bulunan bir varl���n, bu bedeni kullanmas�yla, �rne�in; madde ve varl�k topluluklar�ndan olu�mu� b�y�k bir g�ne� sistemini g�r�p g�zetip y�netmesi aras�nda esas bak�m�ndan bir fark yoktur. Bunlar�n aras�nda sadece; geli�im, kapsam geni�li�i ve karma��kl�k farklar� vard�r. G�r�l�yor ki, bir insan varl���n�n bir bedene olan tesirleri ne anlama geliyorsa, vazifeli bir varl���n da g�ne� sistemine olan tesirleri ayn� anlamlar� daha kapsaml� ve karma��k olarak ta��r (187).

  Beden bir varl��a hizmet eder ve kaba d�nya maddelerinde o varl���n simgesi olur. T�pk� ruhun simgesi de daha derin anlamda varl�k oldu�u gibi. �u halde, d�nyada, bedenden ruha kadar uzanan bu birimlerden farkl� beden-varl�k�ruh ili�kisi be�er� anlay��ta, bedenin i�inde ruh varm�� yan�lg�s�n� uyand�r�r (189).

  Demek ki, ruha evren boyunca e�lik edecek varl��a hizmet etmek durumunda bulunan beden (organizma); herhangi bir uzaysal objede, ruhun ihtiya�lar�na g�re ancak ge�ici bir uygulama devresi boyunca, o varl��a ba�l� kacak ge�ici bir ara�tan ibarettir. Varl�k, bulundu�u vasatta; hizmet etti�i ruhun ihtiya�lar�n� yerine getirdi�i anda, ba�ka bir bedeni kurmak �zere �nceki bedenini terk eder. Bu da gene �st tesirlerin yard�m�yla olur. Demek ki, bir g�ne� sisteminin herhangi bir uzaysal objesinde, oran�n ko�ullar�na uygun bir beden �i�inde� do�mu� olan varl�k, geli�im ihtiya�lar�na g�re o sistemin de�i�ik uzaysal objelerinde say�s�z enkernasyon ve dezenkarnasyon vetireleri ge�irerek madde aleminin son basama��na eri�mi� bulunur ki, bu son basamak da sistemimizde d�nya insan� (be�er), �teki sistemlerde ona kar��l�k olan geli�im d�zeyinde bulunan bedenlerden biridir (58).

  Varl���n, ruhundan gelen tesirlerle be�eri bir bedene ba�lanmas� ��yle olur: �nce uygulama yap�lacak uzaysal objede bir �aile birimi d�alitesi� ne (yani bir erkek ile bir kad�n�n bir araya gelerek bir birim olu�turmalar�na) gerek vard�r. bu ihtiya� kar��land�ktan sonra, ��st vazifeli yard�mc� tesirler� ile erkek ve kad�n �tohumlar�� birle�erek a��lanm�� bir yumurta olu�turulur. Varl�k a��lanm�� bu yumurtayla ba�lant� kurara. Burada varl�k, beyin h�creleri ile ilgili varl�klar�n manyetik alanlara yapt��� m�dahalelerle r��eymin beynini, daha do�rusu onlar�n beyin h�crelerini kurmaya y�nlendirir. Zaten varl�k spatyomdayken, bu y�zbinlerce beyin h�cresi varl���n� bir arada toplu olarak tutuyor ve onlar�n manyetik alanlar�na tesir ediyordu (85).

  B�ylece beyin h�crelerinin varl�klar� d�nya bedenine enkarne olacak varl���n tesir ve yard�m�yla kendi bedenlerini (�nce beyin h�crelerini) kurarlar. Varl�k, kurulmu� olan bu beyin arac�l���yla sinir sisteminin �teki k�s�mlar�n� kurar. Bu da olduktan sonra, sinir sistemi arac�l���yla d�nya bedeni organizman�n �teki k�s�mlar� olu�turulur. Bu �ekilde ortaya ��kan organizman�n y�netimi organizman�n varl��� olan ve bir ruhla ilgili ve ba�lant�l� bulunan enerjiler (86) toplulu�unun (varl���n) egemenli�i alt�ndad�r. D�nya insan�n�n zaman zaman da olsa sezebildi�i; �i� varl�k�, ��z benlik� , ��zvarl�k� dedi�i �ey, bedenin d���ndaki ger�ek varl���n bir dereceye kadar serbest durumlar�d�r. �Bir dereceye kadar� diyoruz; ��nk� o ne kadar serbest olsa, geli�imiyle ilgili d�nyadaki vazifelerin zorunlulu�u ile, bedenin t�m durumlar�n� izlemek ve bu durumlar�n gereklerini yerine getirmek zorundad�r. Varl�k, d�nya bedenine ba�l� olan yan�yla (7/8) bedenden ald��� izlenimlerin hazmedilmesi, sonu�land�r�larak ruha yans�t�lmas� gibi; onu, bedeni �zerindeki etkileriyle s�rekli me�gul edecek zorunlu me�guliyet alanlar� vard�r (23). Varl�k bu zorunlulu�unu yerine getirirken beynin �uur merkezini kullanarak bedenden yararlan�r (143).

  Varl�k, bedenin izlenimlerini g�nl�k olarak uyku s�ras�nda �eker. Uyku s�ras�nda baz� beyin merkezlerinin d�� �lemle olan ili�kisi kesilmi�tir. �uur da dahil, bu merkezler �uurd���na ba�lan�r. Uykuda merkezler d�� �leme kar�� pasif, �uur�tesine kar�� aktif durumdad�r. Uykuda, �uur ve ilgili merkezler d�� alemin ba�lar�ndan kurtulmu� bulunduklar�ndan g�nl�k kazan�mlar�n�n sonu�lar�n� �uurd���na aktarmak i�in, onlar�n; vicdan �n�nde �uur d���ndaki k�yas bilgileriyle ilk muhasebelerini rahat rahat yaparlar. Bu sonu�lar orada �uurd���nda kalacakt�r. Vicdan mekanizmas�nda a�a��dan yukar�ya y�kselen ve de�i�en realitelerin durumu, Varl���n vazife plan�na do�ru uzan�� ve y�r�y���n�n h�z�n� g�sterir (106).

  G�nl�k olaylar bu �ekilde uyku s�ras�nda �uurd���nda akatr�lm�� olur. Bunlar�n hen�z varl�k taraf�ndan, �zbilgilerle kar��lanmas� yap�lmad��� i�in, �zbilgilerle aras�nda uyumsuzluklar vard�r. bu y�zden bu bilgiler �uuralt�ndaki �zbilgiler sentezine hen�z dahil olmazlar; �uurd���nda, varl���n �uura yak�n i�lev alan�nda kal�rlar. Onlar�n burada birikmesi, �l�m an�na kadar s�rer(144).

  Varl���n bir bedenle olan ili�kisinin, onun beyin h�crelerinin manyetik alan�na egemenli�i, bu alan arac�l���yla da t�m organizmas�na tesirinin g�nderilmesi �eklinde oldu�unu daha �nce de belirtmi�tik. Bu da, s�z�n� etti�imiz o yo�unla�ma / odak noktas�ndan varl���n, bedene g�nderece�i tesirlerin k���k bir k�sm� (7/8) ile sa�lanmaktad�r. Tesirlerin az bir k�sm� (1/8) da beden d���ndaki noktada �ok serbest bir �ekilde bulunur. Bedene y�nelik (7/8 oran�ndaki) tesirleri, bedeni y�neten varl���n kontrol� alt�nda ve y�ksek tekam�l gereklerine g�re bedenin t�m fizyolojik / biyolojik i�levlerini ger�ekle�tirirler (91).

Ruh, Varl�k, Beden

  Varl���n, d�nyadaki hizmet arac� beden (organizma) oldu�u gibi, ruhun da evrendeki hizmet arac� varl�kt�r. Varl���n, ruha hizmet kapsam�nda yapt�klar� �unlard�r: Atomlar�n en basitinden ba�layarak, geli�im a�amalar� boyunca, �e�itli elemanlardan kurulmu� bile�imlerine ve kompozisyonlar�na yava� yava� egemen olmak �zere, ruh ad�na aktif bir uygulama sergilemek. Bunun i�in bu bile�imleri; toplamak, da��tmak ve onlardan yeni olu�umlar ortaya ��karmak, bedenler kurarak, bedenleri y�neterek ruha hizmetini s�rd�rmek ve bu �lemdeki ileriye do�ru olan haz�rl�klar�n� tamamlamak. K�saca ruhun t�m durumlar� evrende varl�k temsil eder. B�ylece, varl�k arac�l���yla ruh, hidrojen �leminin yo�un madde bile�imleri, uzaysal objelerin i�indeki kaba maddeler �zerinde �e�itli d�n���m ve de�i�imler olu�turarak onlar� etkin k�lar. Ruhun do�rudan, do�ruya �lemin / evrenin kaba maddelerine h�kmetmesi olas� de�ildir. Bu nedenle ilk ortaya ��kan varl�k, ruhta beliren yeni ihtiya�lar kar��s�nda hemen, �evredeki en ilkel maddelerden yararlanmaya �al��acak ve onlardan, �nce basit bile�ikleri kurarak, bu bile�ikler �zerinde egemenlik uygulamas�na ba�lar (55).

  Madde bile�imlerinin, bunlar�n �e�itli de�i�imlerinin ve �st de�erlere ula�malar�n�n maddelerinin geli�iminde b�y�k rol oynad���n� belirtmi�tik. Ruhun evren ile ba�lant�s�n�n biricik amac� tek�m�l oldu�una g�re ruha hizmet eden varl���n bu de�i�imlerden ve de�erlerden yararlanmas�; bunun i�inde say�s�z madde bile�imleriyle kar��la�mas� ka��n�lmaz olur. Madde bile�imlerinin, say�s�z uzaysal objelerde say�s�z �ekilleri ve dereceleri vard�r. �zellikle d�nya gibi madde olu�umlar� �ok zengin olan uzaysal objelerin olanaklar�ndan ba�ka, gene say�s�z ba�ka uzaysal objelerin bile�imleriyle ilgili olarak zenginlikleri ruhlar�n tekam�llerine yarayan bol materyalerdir. Fakat bir varl���n bu materyal bollu�undan gerekti�i gibi yararlanabilmesi i�in, birbirinden �ok farkl� ve dereceleri �ok de�i�ik olan bu say�s�z bile�imlerde ya�ad�ktan sonra, onlar� de�i�tirmesi ve ��st k�s�mlara� ge�ebilmesi, kendi bulundu�u �alt a�ama�da kulland��� madde bile�imlerini b�rakmas� gerekir. Oysa ki, onun esasen, bu madde bile�imlerinde uygulama g�rmesinden maksat, s�rekli olarak �yukar�lara� ula�mak ve b�ylece hizmet etti�i ruhun maddelerle olan tekam�l a�amalar�n�n tamamlanmas�n� sa�lamakt�r (92).

  O halde bir varl�k, ihtiyac�na g�re; �nce bir uzaysal objenin maddelerinden kurulmu� beden (organizma) ile s�k� ba�lant�ya ge�ecek, kendi s�ptil vibrasyonlar� ile onu her zerresine egemen olacak ve onu, ba�l� / hizmetinde oldu�u ruhun ihtiya�lar�na g�re kullanarak, bu yolla o uzaysal objedeki kaba madde bile�imlerinden ve bu bile�imlerle ba�ka maddeler aras�ndaki ili�kilerden do�acak olan vibrasyonlar�n� idrak kanal� ile ruha g�nderecektir ki, onun bedenle olan bu ba�lant�s�n�, d�nya insan�n�n �enkarnasyon� diye adland�rd���n� daha �nce de belirtmi�tik (92).

  Ruhlarla varl�klar aras�ndaki ba�lant�y� sa�layan tesirlere �tekam�l de�erleri� denir. Varl�klar�n, bireysel ve toplumsal geli�iminin gereklerine g�re haz�rlanmalar� ve bunun s�rd�r�lmesi, �y�ksek� tesirleri halinde evrenin t�m par�ac�klar�na kadar n�fuz eden Asl� �lke�den ��kan kudretler taraf�ndan ger�ekle�tirilir. Bunlara �esasi de�erler / tesirler� de denir (64).

  Evrenin �nite�sinden evrene giren tesirler ruhlarla varl�klar aras�ndaki ba�lant�y� sa�layan tekam�l de�erleridir. �nite, �varl�klar ve icaplar birli�i�nin ad�d�r. Asl� �lke�den ��kan kudretler de, evrenin d���ndan �nite�ye girerek oradan evrenin t�m par�alar�na esasi tesirler olarak da��larak varl�klar� toplumsal geli�im gereklerine g�re haz�rlar. (Es�si tresirlere �y�ksek tesirler� de deniyor(32+64).

  Ruh, y�nelmi� oldu�u evrende i�i bitince, kendisine o evren boyunca hizmet etmi� olan varl��� ebediyen terk edip gidecek ve terk edilmi� varl�k da��lacakt�r. Burada �da��lacak� olan �ey sadece; duygular�, fikirleri ve tan�mad���m�z ileride gelecek daha ba�ka say�s�z ifadeleri ta��yan maddelerin bile�imleri, �ekilleri ve hareketleri olacakt�r. Ruhun evrenden �ayr�lmas�yla� beraber, varl���n da ta��d��� t�m if�deleri yitirip hemen yeniden at�l ve amorf duruma d�nmesi s�z konusudur (37).

Varl���n Geli�imi ve D�nya Ya�am�

  Ruhun tek�m�l�ne yarayan bilgiler, varl���n �z bilgileridir. Varl���n �zmal� durumuna gelmemi� bilgi ruha yans�maz. Bilgilerin �zbilgi niteli�i kazanmas�, ancak; olaylar (toplumsal ya�am) i�inde varl���n (bedeni arac�l���yla) yo�rulmas� ve bir�ok ceht sergilemesiyle sa�lanacak bir olgudur. Yani varl�k bedeni arac�l���yla d�nya olaylar�n�n olumlu / olumsuz cepheleri kar��s�nda, onlarla bo�u�acak yapt��� uygulamalardan sonra, baz� sonu�lar elde eder ki, i�te varl���n �zbilgi birikimini olu�turan bu sonu�lard�r (183).

  Varl�klar sahip olduklar� �zg�rl���n s�n�rlar� i�inde s�rekli olarak s�nav ge�irirler. Bu s�navlar i�indeki  davran��lar�, olumlu/ olumsuz tepkileri; k�saca, ba�ar�l� olu�lar� ya da olmay��lar, kaderin �ng�rd��� ve saptad��� madde bile�imlerinin, yani mekanlar�n say�s�z durumlar�n�n ortaya ��kmas�n� sonu�land�r�r. Varl�klar, liyakatlerine g�re bu olaylar�n �e�itli durumlar�nda ya�arlar (235+236).

  D�nya bedenini kullanan varl�klar; d�nya ortam�nda ve i�inde bedenlerini kulland�klar� �evrenin olanak ve ko�ullar�ndan ve i�indeki bedenlerini kulland�klar� �evrenin olanak ve ko�ullar�ndan yararlanarak, o ko�ullar i�indeki say�s�z olaylara kar��m��lar. Bireyleri vazife sezgisine haz�rlayacak ve �zbilgi birikimini artt�racak olan bu olaylard�r. Bu olaylar i�inde ve b�y�k bir varl�k kadrosu olarak, varl�klar bir birini yeti�tirerek Vazife Plan��na haz�rlarlar (197). Farkl� geli�im d�zeylerindeki varl�klar�n tesir alanlar�, sanki birbiri i�ine girmi� k�reler gibi d�nyan�n �evresini sarm�� durumdad�r. Bunlar�n her biri vazifeli varl�klarla ilgili tesir alanlar�d�r. En yo�un tesir m�knat�s� d�nya y�zeyine en yak�n olan aland�r ve buras� daha geri varl�klarla ilgilidir. �u halde d�nyan�n �evresinde, kalabal�ktan s�ptilli�e do�ru d�nyadan gittik�e uzakla�an tesir vasatlar� vard�r (147+148).

  Varl���n bilgi edinmesi; idrakinin, olaylardaki sebep�sonu� ba�lant�lar�na n�fuz ve uyumuna ba�l�d�r. Varl�klara bilgi sa�layan olaylar, onlar�n geli�im ihtiya�lar�n�n kar��lanmas�na y�nelik olarak yard�mc� varl�klar taraf�ndan ve varl���n d�nyadaki geli�im arac� olan fizik bedeninin �n�ne b�rak�l�r. Enkarne varl�k bu olaylara do�rudan do�ruya kendisi de davran��lar�, hareketleri ve tepkileriyle de neden olabilir (123). B�ylece olaylar, bir yandan varl���n �zbilgilerinin artmas�na neden olurken, bir yandan da geli�im mekanizmalar�n� m�dahaleye y�nlendirirler ki, bu da yeni yeni olaylar�n, ya�am s�navlar�n�n, deneyim ve g�zlem olanaklar�n�n (�nimetler�) yolunu a�ar.  B�ylece varl���n idrakinin y�r�y�� temposu giderek h�zlan�r (128).

  Varl�k, ruhun evrendeki tek�m�l arac� ve ifadesidir demi�tik. Ruh kendisini evrende varl�k ile ifade eder. �nsan da, varl���n hizmetine ayr�lm�� madde par�alar�ndan olu�an bir b�t�n yap�d�r. Varl�k, egemenli�i alt�nda ve hizmetinde bulunan d�nya bedeninin kaba maddesel durumlar�ndan yararlanarak onun arac�l���yla d�nyan�n kaba maddesine tesir eder. Bu olaylar d�nya bedeninin tabi oldu�u y�zeysel zaman realitesine g�re cereyan eder. Buna kar��n maddelerden gelen tesirler k�resel zaman idrakiyle de�erlendirilerek, varl���n idrak kanal�yla ruha yans�r. Bu �ekilde ruhun tek�m�l ihtiya�lar� kar��lanm�� olur. Varl���m s�navlar�, deneyimleri, g�zlemleri; k�sacas� plan�n�n gere�i olan t�m ihtiya�lar� i�in kulland��� bedenine yard�mc� olarak d��ar�dan ve elbette yine ancak o varl�k kanal�yla milyonlarca tesir gelir. Bu tesirler �ok �y�kseklerden� gelebildi�i gibi, de�i�ik �iddet ve kuvvetlerde sonu�lar olu�turmak �zere farkl� tek�m�l d�zeylerindeki planlardan ve kademelerden de gelebilir. Varl���n d�nyadaki bedenli ya�am�yla ilgili mukadderat plan�n�n gereklerini yerine getirmek i�in, bedene inen t�m bu tesirler �st planlar�n s�rekli denetim ve g�zetimi alt�ndad�r. Bundan dolay�, bu tesirlerin en �k�����nden� en �b�y���ne� kadar hi�birisi bo�, anlams�z ve gereksiz de�ildir. Bunlar�n her biri daha �nce de�indi�imiz vicdan mekanizmas�yla ilgili durumlar arz eder ve organizmada ayarlan�r. Beden bir organizmad�r ve bu organizman�n t�m durumlar�ndan o bedene egemen olan varl�k sorumludur (185+186).

  Bir varl�k d�nyada enkarne olmadan �nce, �teki vazifeli varl�klarla birlikte ya�am plan� haz�rlar. Bu �ekilde varl�k d�nyaya �gelmeden� �nce yapmas� gereken i�leri tasarlam��, g�ze alm�� ve onlar� yapaca��na s�z vermi�tir. (�ahde vefa�) ��te bu i�lerin yap�lmas� onun o devredeki d�nya ya�am�ndaki vazifesidir (187).

  Varl���n maddesel ortamlardaki enkarnasyonlar� boyunca Vazife Plan��na haz�rl��� hidrojenin insanl�k kademesinden itibaren yar� idrakli s�bjektif geli�im olarak ba�l�yor. Vazife Plan� hidrojen aleminin �tesindedir. Varl���n hidrojen �lemindeki geli�imi, yar� idrakli bir performans ile Vazife Plan��na haz�rl�kla ge�er. I��k konisi �rne�inde ve sembolizminde, koninin taban� art�k iyice ayd�nlanm��t�r. Buradan ba�layarak, bu varl�klar�n ba�l� olduklar� ruhlar�n �davran��lar�yla� Asli �lke�nin icaplar� birle�meye ba�lar. Varl�klara buraya kadar ���k konisinin taban�n� �e�itli mekanizmalarla sanki itilerek ve s�r�klenerek �yukar�� do�ru hareket ederler. Bu gidi� i�inde idraklerin icaplarla vukua gelecek birle�me liyakatleri sayesinde varl�klar kendi idrakleriyle ����k konisinin huzmelerine t�rmanarak� ve �didinerek� etkin bir �ekilde koninin tepesine do�ru y�kselmeye ba�larlar. Bu y�kseli�, idraklerin icaplara uyumland��� oranda, yani idraklerle icaplar vahdet olu�turduklar� oranda h�zl� olur. Varl���n bu gidi�ine �geli�imin aktif uyumlar a�amas�� denir (194).

  �Geli�imin aktif uyumlar a�amas��nda geli�im, ge�mi� a�amaya oranla objektif karakterlidir. Varl�ktaki bu geli�ime paralel olarak, ruhun idrakleriyle icaplar�n birle�me alanlar� da giderek geni�ler. Sonunda ruhlar�n o evrene y�nelik t�m davran��lar� ve idrakleri tam bir vahdet durumuna gelmi� bulunur ve b�ylece �tepeye� gelmi� olan koninin taban� o tek nurlu noktada yolculu�unu tamamlam�� olur (194). T�m davran��lar�n, idraklerin, olanaklar�n ve tesirlerin, k�saca icaplar�n birle�ti�i bir tek nurlu noktada ��nite� dedi�imi idrak vahdetidir (195).

  Vazife Plan��ndaki varl�klar�n idrakleri �t�rmand�klar�n�� s�yledi�imiz ����k konisi huzmelerine� kendi kudretleriyle uyum sa�lamaya ba�lam��lard�r. Bu nedenle, Vazife Plan��na �aktif uyumlar�n ba�lad��� a�ama / merhale� diyoruz. Vazife Planlar��ndan ba�layarak, varl�klar geli�tik�e, t�m idrakler , �l�hi �caplar�a ve dolay�s�yla birbirlerine birle�irler ki, bu vahdet, evrenin �sonunda� �nite olur. Vazife Plan��n�n ilk kademelerindeki vahdet tama olmaktan �ok uzakt�r ama ortaya ��kmaya ba�lam��t�r. Varl�klar �nite�ye �gidi� yolunda� ayn� icaplarla tam bir uyum durumuna geldik�e, o noktalarda birbirleriyle de vahdet durumuna gelmi�ler demektir. �u halde Vazife Plan��n�n �e�itli kademelerinde, belirli icaplarla birle�mi� / vahdet olu�turmu�, varl�klardan olu�an �e�itli vazife gruplar� vard�r (237).

  Evrenin son s�n�r�; varl�k i�in geli�imin, ruh i�in (belli bir evrendeki) tek�m�l�n�n ger�ekle�ti�i yerdir. Bu s�n�r (�nite), Vazife Plan��n�n ilk kademelerine �sonsuzluk� denecek kadar �uzakt�r� (238). Vazife Plan��nda ba�layan bu vahdet olu�umlar� varl�klara, icaplara uyum alanlar�n�n geni�li�ine g�re bir tak�m sorumluluklar i�ler / vazifeler y�kler. Varl�klar bu sorumluluklar�n� / vazifelerini yerine getirirken, g�sterdikleri performans�n derecesine g�re icaplara uyum alanlar� daha da geni�letirler ve idraksel zaman�n ve mek�n�n i�inde �nite�ye do�ru y�kselen Vazife Plan� kademelerinin �st basamaklar�na t�rman�rlar (239).

  Bununla birlikte, varl�klar�n sorumluluklar� �a�a��� planlarda, ak�llara gelebilece�i gibi, verilip al�nan bir �ey de�ildir. ��nk� zaten hakikatle �rt��mek, onunla birle�mek demektir ki, sorumlulu�un ger�ek anlam� da bu vahdetten ��kar. �u halde varl�klar vazife kademelerinde y�kseldik�e sorumluluklar� da mukadderat mekanizmas� alt�nda otomatikman artar. Vazife Plan��ndaki varl�klara kimse sorumluluk y�klemez; yeter ki onlar bu sorumluluklar�n�n liyakatini (kader mekanizmas�yla y�zle�erek) artt�rs�nlar. B�yle olunca oradaki varl�klar da s�navdan kurtulmu� de�ildir (239).

  Varl�klar �zg�rl�k sahibi olmalar�ndan dolay� s�rekli s�navdan s�nava girerler. Bu s�navlardaki olumlu / olumsuz tepkiler, ba�ar�lar / ba�ar�s�zl�klar kederin belirledi�i bile�imlerin, yani mekanlar�n sonsuz durumlar�n�n ortaya ��kmas� sonucunu do�urur ki, varl�klar liyakatleri derecelerine g�re bu olaylar�n �e�itli durumlar�nda ya�arlar. �imdi varl�klar�n sorumluluk liyakatlerinin nas�l olu�u�una bakal�m (239):

  Varl�klar madde evreni i�inde ve kader mekanizmas�n�n icaplar� alt�nda, idrak vahdetlerinin ilk ad�m�na Vazife Plan��nda ba�larlar. Bu durum ayn� zamanda idraklerin icaplara ve hakikatlere ula�mas� demektir. ��te varl�klar� vazife sorumluluklar�n� ortaya ��karan zorunluluk ve ger�ekle�meden ileri gelir. Bu ger�ekle�meler idraksel zaman mekanizmas�yla y�r�rler. Vazifeliler de zaten idraksel zaman ve mek�n ko�ullar�na ba�l�d�rlar. S�z konusu ger�ekle�me, (projekt�r simgesiyle ifade etti�imiz) Asl� �caplar�a idraklerin uyulmas� demek oldu�una g�re, ilk ger�ekle�meler Vazife Plan��n�n ilk kademelerinde ba�lar, y�ksele y�ksele �nite�den son kapsam�na ula��r (239).

  �u halde, varl�klar�n; evrene inen Asl� ilke ����� huzmesine �t�rmanarak yukar�lara� ��kmas� demek, o ���k huzmelerinin kapsam�nda olan t�m icaplara idraklerin uyumlanmas�, onun uyumuna girerek gittik�e daha geni� �apta o uyuma kavu�malar� demektir (239). Bu t�rman�� �nite dedi�imiz, evrenin son olanak s�n�rlar�na geldi�i zaman, o varl���n idraki bu ���k huzmesinin i�erdi�i t�m icaplara uyumlanm��, tam o uyumdan olmu� ve dolay�s�yla evren par�ac�klar�na ve tamam�na egemen olmu� demektir. Yani evrenin do�rudan do�ruya kendisi olmu� gibi o b�y�k vahdete kar��m��t�r. �u halde, Vazife Plan��n�n ilk kademesinden ba�layarak varl�klar yava� yava� Asl� �lke�nin �����na t�rmand�k�a, kendi bulunduklar� noktalara kadar ki uyumlar� derecesinde evren par�ac�klar�na egemen durumlara ge�erler ve bu egemenlik �nite�de tamamlan�r (240).

  Varl�klar�n her t�rl� ihtiya�lar�na uygun durumlar, geli�imin genel uyumuna g�re onlara sa�lanm��t�r. �lemdeki bu uyum ve d�zen, t�m varl�klar�n geli�imleri yolundaki mukadderlerine egemen durumda bulunan �lahi �cap��n tezah�r�d�r (270). Kader mekanizmas�, varl�klar�n evren ak���ndaki maddesel olanaklar�n� onlar�n liyakatlerine g�re ayarlar. Ayr�ca, kader mekanizmas�, varl�klar�n Asl� �caplar kar��s�ndaki liyakat derecelerini ve liyakat �l��mlerini belirler / saptar. Bu kader mekanizmas�, Y�ksek Kader �lkesi�ni evrendeki tez�h�r�d�r (233).

D�nyadan Mezuniyet ve Yar� S�ptil �lem

  �nsan bedenlerini kullanan varl�klar, d�nya insan�n�n anlay���na g�re, madde bile denemeyecek kadar d�nya maddesi kavram�ndan ve ralitesinden uzakla�m�� �ok s�ptil bir madde durumudur. Bir varl���n d�nya insanlar�n�n tan�d��� anlamda hi�bir maddesel �zelli�i yoktur. Bu nedenle, varl��a �tesirler kar���m� (mudilise) � denmi�tir. Bir tesirler / enerjiler kar���m� olan varl�k, d�nya okuluyla i�i tamamen bitince, sevgi plan�nda (Yar� S�ptil Arasat / �lem) bir tesir arac� olarak kullanmak �zere yar� s�ptil bir madde bile�imini yakalar ve ona ba�lan�r. O anda bu bile�im, onun kaba d�nyadaki kaba bedeni yerine ge�er(311).

  Yar� s�ptil alem, d�nyadan tamamen kurtulmu� varl�klar�n bulundu�u bir vasat ve bir mekand�r. Buras� d�nyan�n en �st�n ve geli�mi� hidrojen bile�imlerinin kendili�inden yayd�klar� ince enerji par�ac�klar�ndan olu�mu� bir madde durumudur. Yar� s�ptil aleme ge�en varl�klar�n ilk ba�land�klar� ve kulland�klar� ara�, yar� s�ptil maddelerden olu�mu� belirli bir madde bile�imidir. Varl�klar bu madde bile�imini hem kullanarak, hem de onunla sevgi yolunda m�cadele ederek yetkinliklerini ve liyakatlerini artt�r�rlar. ��te bunlar d�nyadakilerine benzer yo�un maddeler olmad��� i�in; d�nyada oldu�u gibi yorumcu, bezdirici, zahmet verici a��r y�r�yen etkinlikler bu planda yoktur. Yar� s�ptil maddelerin olanak geni�li�i y�z�nden, bu �lemdeki varl�klar�n sarf edecekleri en az d�zeyde bir cehitle; d�nyada bir�ok g��l�kler, zahmetler ve yorgunluklar �ekilerek y�llarca s�ren �al��malar sonunda ancak elde edilebilen sonu�lar�n bir�ok katlar� burada k�sa bir anda al�nabilir. �rne�in, varl�k elindeki yar� s�ptil maddenin zengin olanaklar�n� ve imajinasyonu ile kendisine bir mekanizma kurup, orada istedi�i gibi ya�ayabilir. Gene, kulland��� ayn� madde ile istedi�i �ekilleri basit bir imajinasyon etkinli�iyle olu�turabilir ve onlar� kendisi i�in objektif de�erler haline sokabilir. T�m bu i�lemler s�ras�nda; o varl�k d�nya insan�n�n �yorgunluk� dedi�i �eyin hi�bir �ekilde duymaz (315).

  Yar� S�ptil Alem�deki (Sevgi plan�ndaki) varl���n bedeni, d�nya maddeleriyle Vazife Plan��n�n s�ptil maddeleri aras�nda yar� s�ptil  halde bulunur. Fakat o, kaba taraf�yla d�nyaya, s�ptil taraf�yla da s�ptil olan Vazife Plan��na yak�nd�r. Onun i�indir ki, buraya �yar� s�ptil madde� ve bu maddelerden olu�mu� yere de �Yar� S�ptil Alem� diyoruz. Yar� S�ptil Alem�in varl�klar� kulland�klar� maddelerin, d�nya maddelerine yakla�an yan�ndan yararlanarak; bunlarla zaman � mekan kavramlar�na yak�n realiteleri orada kurabilirler. Varl�klar kurmu� olduklar� bu reel imajlarda da ya�ayabilirler. Onlar�n bu mek�nlar� kurabilmelerine yard�m eden maddelerin incelik dereceleri d�nyan�n pek duyar� aletlerine �arpabilecek ayarda da olabilir (312).

  Bu varl�klar hen�z Vazife Plan��na girmemi� olduklar� i�in, kendilerine hi�bir vazife verilmez; bu y�zden de onlar hi�bir varl���n geli�imine kar��maz, hi�bir varl���n etkinli�iyle ilgilenmez. Yar� S�ptil �lem�deki varl���n as�l amac� Vazife Plan��na ula�makt�r. Oysa ki varl���n orada ba�lanm�� oldu�u yar� s�ptil madde, onun Vazife Plan��na y�kselmesine engel olu�turmaktad�r. ��nk� Vazife Plan��ndaki madde halleri s�ptil niteliklidir ve o planda vazife g�rebilmek i�in varl�klar�n yar� s�ptil bir tek madde bile�imine ba�l� kalmaktan kurtulmalar� gerekir. ��te oradaki varl�klar�n bu engeli a�abilmeleri i�in, �ok g��l� bir arac� vard�r ki, o da sevgidir (312).

  �u halde, Arasat Plan��ndaki sevgi, o plan�n yar� s�ptil maddelerini, her t�rl� �st�raptan ve elemden ar�nm��, tatl� ve mutlu m�cadelerlerle yenmeye yarayan �y�ksek� bir ara�t�r. �Vazife Plan��na girmek� demek, bir tak�m vazife sorumluluklar�n� kabullenmek ve bu vazifelerin gereklerini yerine getirmek kudret ve olanaklar�na sahip olmu� bulunmak demektir. Bunun i�in de Vazife Plan��ndaki varl���n, vazifelere uygun �e�itli maddeleri kullanmalar� gerekir (312).

  Oysa ki, hen�z bu duruma gelmemi� bir varl�k, d�nyadan ayr�l���n�n ard�ndan yakalanm�� oldu�u yar� s�ptil bir madde bile�imini iyice benimser ve ondan ayr�lmaz. Bu maddeden ayr�lamay�nca, �e�itli s�ptillerdeki maddeleri kullanabilme olana��n� elde edemez. Bunun sonucunda da hi�bir vazifeyi yapamaz. ��nk� o vazifeyi yapabilmesi i�in, �e�itli s�ptillerdeki vasatlardan ve maddelerden yararlanmas� gerekir ki, buna; onun bir t�rl� terk edemedi�i yar� s�ptil maddesi (bedeni) engel olmaktad�r (313).

  Bundan dolay�, Yar� S�ptil Arasat�taki varl�klar�n Vazife Plan��na ge�ebilmeleri i�in, bu ilk yakalad�klar�, yani kendilerine bir t�r beden gibi kulland�klar� yar� s�ptil maddeyi bir an �nce terk edebilmeleri �artt�r. Bunu yapabilmelidirler ki, ileride kendilerine d��ecek herhangi bir vazifenin gereklerini yerine getirebilmek i�in istedikleri de�i�ik s�ptil ya da yar� s�ptil maddeleri kullanabilsinler ve gerekliliklerine g�re onlar� derhal de�i�tirebilsinler (313).

  ��te varl�klar�n, Yar� S�ptil �lem�e ge�er ge�mez yakalad�klar� ve bir t�rl� b�rakamad�klar� Yar� S�ptil maddelerini b�rakabilmelerine yard�m edecek kudretli ara�lar� sevgi  olacakt�r. Sevginin �e�itli uygulamalar�n� yapa yapa bu varl�k art�k, bir tek yar� s�ptil maddeye ba�lanmak durumundan kurtulacak, o maddeyi istedikleri zaman terk edebilecek ve onun yerine de�i�ik maddeleri kullanabileceklerdir. Sevgi Plan� olan Yar� S�ptil Arasat�a ge�en varl�klar�n ilk yakaland�klar� yar� s�ptil madde (beden), oradaki haz�rl�klar�n tamamlanmas� s�ras�nda; varl�klar i�in yenilmesi gereken, onlar�n bir t�r nefsaniyetleri olur. Onlar bu maddeden kurtulmakla nefsaniyetlerini yenmi� ve o andan ba�layarak da Vazife Plan��n�n ilk basamaklar�na eri�mi� olurlar. ��te bu ba�ar�y� sa�lamaya yard�m eden ara�, sevginin �e�itli t�rleridir(313).

  Sevgi Plan��ndaki hayat, varl�klar�n; y�ksel s�ptil vazife planlar�na ula�abilmelerine engel olan, ba�l� bulunduklar� yar� s�ptil maddelerden onlar�n yava� yava� kurtulmalar�n� sa�lar. Bu hedefe ula�mak i�in sevgi, varl�klar� gruplar halinde birle�tirir. Gruplar aras�nda yava� yava� tam bir uyum ve beraberlik kurulur. B�ylece varl�klar, Vazife Plan��n�n tam �rt��me ve uyum icaplar�na h�zla haz�rlan�rlar. Art�k b�yle, varl�klar� grup grup bir araya toplayan, o gruplar aras�nda tam bir uyum ve �rt��me sa�layan sevginin, d�nyadaki anlam�ndan elbette daha �ok derin kapsam� olacakt�r (318).

  Yar� S�ptil �lem�de varl�klar�n ge�irece�i s�re varl�ktan varl��a g�re de�i�ir. Bu s�re baz�lar� i�in olduk�a uzun, baz�lar� i�in ise k�sad�r. Bu s�renin d�nya zaman�yla belirlenmesi / if�desi g��t�r; oran�n zaman� d�nyadaki ile kar��la�t�r�lamaz. Bu de�erler idrake g�re de�i�ir. Yar� S�ptil Alem�in zaman� d�nya idrakinin �st�nde bir zamand�r. D�nya ��st�ndeki� i�lerde �idraksel zaman � mek�n� egemendir.

  Ancak, Yar� S�ptil Alem�in (Sevgi Plan��n�n) varl�klar� ile zamanlar�nda, yar� s�ptil maddenin d�nyaya yak�n cephesini daha �ok kullanacaklar�ndan, d�nyaya yak�n realitelerde ya�ayabilirler. Yar� s�ptil maddeleri kullanan varl�klar, bu maddelerin d�nyaya �yak�n� cephelerinden yararlanarak, d�nya mekan�na az �ok benzer mekanlar da kurabilirler (314).

  T�m bir d�nya ya�am�nda, varl���m sonsuz cephesiyle ge�irmesi gereken bir geli�im alan� vard�r. Bu geli�im alan� canl� ve belirlidir (A,B). Y�zeysel zaman idrakinin zorunlulu�u olan bu geli�im alan�n�n ba�lang�� ve biti� noktalar� vard�r. Bu  noktalar aras�nda varl�k, idraksel zaman�n egemen oldu�u Vazife Plan��na haz�rlan�r (221+222).

  Bu arada, varl�klar orada sevgi uygulamalar�n� yapa yapa idraklerini gere�i kadar artt�r�p yar� s�ptil maddeye ba��ml�l�ktan kurtulduk�a, zaman ve mek�nlar� da o oranda idraksel zaman�mek�n kapsaml� karaktere b�r�nmeye ba�lar ve yar� s�ptil madde bile�imlerinden kurtulduklar� anda da art�k onlarla maddesel realitelerle ilgili etkinlikler kalmaz ve alacaklar� vazifelere g�re, gereken yerlerde istedikleri maddeleri kullanarak, o maddelerin ba�l� oldu�u her t�rl� zaman ve mek�n realitelerinden yararlanabilirler. ��nk� yar� s�ptil maddelerden kurtulduktan sonra, onlar�n belirli maddelerle s�rekli ba�lar� kalmayaca�� i�in, s�ptil bedenleriyle istedikleri maddeyi kullan�p terk edebilecek kudrete ula�m�� olacaklard�r. �u halde, Yar� S�ptil �lem�deki (Sevgi Plan��ndaki) bir varl���n, yar� s�ptil maddesini (bedenini) b�rakabilmesi ve Vazife Plan��na ge�mesi demek, onun hi�bir maddeye ba�l� olarak kalmamas�; �zvarl�k durumunda yani, yeni ortaya ��km�� bir enerjiler kar���m� olarak kalmas� ve bu enerjiler kar���m� ile istedi�i zaman ve istedi�i yerde maddeyi kullanabilmesi, kulland��� maddeler sayesinde de o maddelerin bulundu�u alemlere etkide bulunmas�, oralarda bir s�r� i�ler g�rebilmesi, vazifeler yapabilmesi demektir ki, Yar� S�ptil�deki bir varl�k bu olanaklara ancak �tatl�, mutlu haz ve zevklerle� dolu sevginin �e�itli uygulamalar�n� (Yar� S�ptil Alem�de) yaparak kavu�acakt�r (314).

  Evrende belirli vazifeler ve i�ler bir tak� grup ve kadrolardaki vazifeli varl�klar taraf�ndan yap�l�r ve bu gruplar �e�itli cepheleriyle birbirine ba�l�d�r. B�ylece �nite�ye kadar bir organizasyon sistemi kurulmu�tur. Vazife Planlar��n�n evren ilkelerine uygun olarak y�r�t�lmesini sa�layan bu sistemler t�m varl�klar�n geli�im planlar�nda �ok �nemli roller al�rlar (168).

Varl�k ve D�nya

  Varl�k g�ne� sisteminin uzaysal objelerinde, o uzaysal objelerin ko�ullar�na ve durumlar�na uygun, fakat d�nyadakilere oranla ilkel madde kar���mlar�ndan say�s�z bedenlemeler ge�ire ge�ire g�ne� sisteminin en geli�mi� varl��� olan d�nya insan� bedenini kurmak liyakatine ula��r. D�nya insan� bedenlerine enkarne varl���n idraki, �nceki a�amalara g�re artm��; buna paralel olarak , irade �zg�rl��� de �o�alm��t�r. Bu kudretleriyle uyumlu olarak sorumlulu�un anlam� da yava� yava� sezinlemeye ba�lam��t�r. T�m bu melekelerin artmas�, ona sevgi ve vicdan denen, y�ksek geli�im mekanizmalar�n�n bilincini de az �ok kazand�rm��t�r. Varl�k geli�ebilmek i�in d�nyada kendi bedeni d���ndaki �teki bedenlerle ve maddelerle kar��l�kl� etkile�imde bulunmak zorundad�r (60).

  Enkarne durumda olan varl�klar�n bu ili�kilerinden say�s�z olay bile�imleri (kombinasyonlar�) ortaya ��kar. ��te enkarne varl�ktan , onun hizmetinde oldu�u ruha yans�yan bu olay bile�imleri ile ilgili idrakler varl���n geli�imini ve ruhun tekam�l�n� sa�lar. K�saca, ruh, madde ie i�tirak eder, �uurlu maddeyi (yani varl���) kurar. Varl�k da, kendi ruhunun ve yard�mc� varl�klar�n katk�lar�yla, kendisine kaba maddelerden ayr�ca bir beden yapar ve bu beden arac�l���yla maddelere ve �teki bedenlere tesir eder (60).

  D�nya ya�am�nda (toplumsal ya�amda) beyne ba�l� realiteler varl�ktaki idrakle ilgili ince madde bile�imleri kar���mlar�n� zenginle�tirirken varl�ktan beyne yans�yan �nurlu ���klar� da vicdan dengelerini �st d�zeye ula�t�r�rlar. B�ylece varl�kta �zbilgi birikimi artt�k�a, vazife bilgisi yolundaki vicdan m�cadeleleri nefsaniyetin de d�zeyini (olumlu anlamda) y�kseltir. Bu gidi� i�inde, Vazife Plan��n�n �yak�nlar�nda� vazife ile nefsaniyet aras�ndaki �uzakl�k� azal�r ve idrakin vazife cephesine y�nelmesini kolayla�t�r�r. Vazife Plan��na gelince oradan ba�layarak vicdan d�alitesi (geli�im) d�alitesine d�n���r. Vazife d�alitesinde varl�k b�y�k vazife i�levleriyle y�r�meye ba�lar ve bu geli�im d�alitesi varl��� �nite�ye kadar izler (181).

  Varl�k, bir bedenli ya�am boyunca, fizik beden olanaklar�n� �e�itli yollarla kullanarak t�ketir. Sonunda beden ya�lan�r, rahats�zlan�r ve i�e yaramaz duruma gelir. Varl�k o bedenin yeterlilik s�n�rlar�n�n �st�ndeki olanaklara sahip vasatlarda geli�imini s�rd�rmek zorunda kal�r. Bu durumda yine vazifelilerin yard�m�yla eski beden terk edilir ve varl�k bir �st kademenin ko�ullar�na ��kar�l�r (201).

  Varl���n bedende i�i bittikten sonra, orada kalmas�na gerek yoktur. ��nk� bu kendi geli�iminin aleyhine olur. Bundan dolay�, varl�k bedeni terk edecek ve ba�ka madde bile�enleri i�ine girecektir. ��te bir varl�k, bir maddenin t�m olanaklar�ndan yararland�ktan sonra, ondan daha �st�n ba�ka bir madde kar���m� ko�ullar� i�inde de uygulamalara giri�mek zorundad�r. Fakat bu durumu ger�ekle�tirebilmesi i�in, onun; ilk madde kar���mlar� ko�ullar�ndan ayr�lmas�, bedenini terk etmesi gerekir ki, buna da d�nya insanlar� dezenkarnasyon ya da ��l�m� diyor (93).

  Varl�k spatyoma ge�i�inin ilk anlar�nda ona, kendi ruhundan gelen tesirler d���nda, �evreden gelen t�m tepkiler kesilir. Kendi varl��� i�inde yal�tlanm��, yapayaln�z b�rak�l�r. �l�m ile bedensel ben (d�nya insan�) spatyoma kendi �zvarl���na/ as�l kendisine d�ner. Ama o bu haliyle yine bir d�nya insan�d�r, hen�z d�nyadan ��km�� de�ildir ve kendi �zvarl��� ile ba� ba�ad�r (315). Spatyom ya�am� varl�klar i�in bir mek�n de�ildir; onlar�n mekan� o anda yaln�z kendi varl�klar�d�r. Bundan dolay�, varl���n oraya ilk ge�i�iyle; ne d�nya ile, ne �st� ile, ne de �evresindeki kendisi gibi �teki varl�klarla ili�kiye ge�mesi m�mk�n olur. �evresiyle olan t�m ili�kileri ve etkile�imi kesilmi�tir. Bu durumun, hem o varl���n a��r bir egoizma i�inde bulunmas�ndan dolay� do�al nedenleri, hem de a�a��da belirtti�imiz ba�ka zorunluluklar� vard�r. Bu durum, gerekli olan bir zaman s�rd�kten sonra �evreden gelmeye ba�layan tesirlerle ortadan kald�r�l�r (202).

  Varl�k bu tesirler yard�m�yla uyanan idrakiyle; �evresini, kimli�ini ve gereksinimlerini tan�maya ba�lar. �l�mden sonra varl�k elbette serbestle�ir ana Vazife Plan��n�n t�m haz�rl�k uygulamalar�n� d�nya hen�z tamamlayamam��sa, be�eri a�amay� bitirmi� say�lmaz. Bundan dolay�, her ne kadar bedenden ayr�lm�� ise de, o varl�k yine de bir d�nya insan� mertebesinde bulunmaktad�r. ��nk� ne olursa olsun, yar�m kalm�� i�ini bitirmek �zere o, tekrar d�nyaya d�nmek zorundad�r. Oradaki haz�rl�k uygulamalar�n� tamamlay�ncaya kadar onun meskeni d�nya olacakt�r: Ma�eri (toplumsal) planda d�nya insanl���� �l�mden sonra varl���n spatyomda bir s�re ge�irmek zorunlulu�unun nedeni; d�nya ya�am�nda kazanm�� oldu�u birikimin muhasebesini yapmak ve onlar� tamam�yla kendisine mal etmek ihtiyac�d�r (202).

  Enkarne varl�k, d�nya okulunun kendisine kazand�raca�� bilgi uygulamalar�n� ve �zbilgi birikimini tamamlad�ktan sonra, �vicdan d�alitesi� sona erer, �vazife d�alitesi� ba�lar. Vazife d�alitesi d�zeyine ge�en varl�k ger�ek ve objektif geli�im mekanizmas� i�ine girmi� olur. Ba�ka t�rl� if�desiyle, d�nya okulunda i�i biten varl���n �vicdan mekanizmas��, �vicdan d�alitesine� d�n���r. Varl�k i�in bundan sonra, �objektif geli�im� ba�lam��t�r. Varl�k, d�nya okulunu bitirene kadar, �yar� idarakli s�bjektif geli�im� a�amas�ndayd� (135).

  Varl���n (baz�) kudretleri d�nya bedeninde; sevgi, bilgi, idrak, realite, vicdan olarak tezah�r ediyor. Bunlar ancak beyin cevherinin olanaklar� d�hilinde �ekillenmi� maddesel g�r�n��lerdir. Bunlar�n as�l de�erleri varl�kta bulunur. Bu kudretlerin i�levleri de d�nya ko�ullar� i�inde ancak varl��a hizmet yolunda i�ler (136).

Yukar�da sayd���m�z; sevgi, bilgi, vicdan vb. d�nya insan�na �zg� de�erlerin besledikleri ve geli�imlerine ara� olduklar� as�l �zvarl�ktaki de�erler ise, �zvarl���n t�bi oldu�u k�resel zaman�n sonsuz/ s�n�rs�z idrak olanaklar�yla de�erlenen ger�ek de�erlerdir ki, bu de�erler ruhun evrendeki tekam�l derecesini g�sterir. �rne�in, bu de�erlerden sevginin varl�kla ilgili olan idraksel zaman kar��s�ndaki durumuna ve anlam�na d�nya zaman�yla d���nen bir kimse asla n�fuz edemez. Benzer �ekilde, k�resel / idraksel zamana ba��ml� olan d�nyadan sanki s�ptil alemdeki sevgi bile�imleri de d�nya insan� i�in idrak edilemez durumdad�r. D�nya insan�na �zg� sevgi, y�zeysel zaman idrakine ba�l�d�r. Bu sevginin varl�ktaki kar��l��� olan titre�imler k�resel / idraksel zamana ba�l�d�r. D�nya �st� �lemdeki sevginin s�n�rs�z kapsam�n� varl���n �zbilgileri i�indeki g�rkemli durumunu y�zeysel zaman idrakiyle anlamak / sezmek �ok zordur (136).

Varl���n �zbilgi birikiminde sevginin ve bilginin rol� b�y�kt�r. Bunlar�n yan� s�ra, �zbilgi birikiminden vazifeli varl�klardan g�nderilen tesirler de (rehberlik / yard�m) en az sevgi ve bilgi kadar �nemlidir. Bu t�r tesir, �o�unlukla medyomlar arac�l���yla d�nya insanl���na verilir (137).

Varl�k, ilk d�nya ya�am�ndan ba�layarak, d�nya �st� bir plan olan vazife bilgisine kadar y�r�yen d�nya bedeni de�il, varl�kt�r. Yani ba�l� oldu�u ruha hizmet etmek i�in, �e�itli maddeler kullanarak t�m evren boyunca geli�e geli�e �y�r�yen� varl�kt�r. Dolay�s�yla t�m realiteleri olu�turan unsurlar, d�nya bedenini de�il, varl��� Vazife Plan��na haz�rlar. Bunun da anlam� �udur ki, d�nya insan�n�n beynine g�re de�erlendirilmi� olan d�nya realiteleri �zvarl��a ayn� durum ve �ekilde ge�mezler (110).

Zaten b�yle olmasayd�, d�nya bedenine hi� gerek kalmaz, varl�k d�nyada do�rudan do�ruya ya�ard�. O halde, d�nya insan� beyninin de�erlendirdi�i; d�nyada bildi�imiz, g�rd���m�z realitelerin �zvarl��a yans�yan ve onun haz�rlanmas� i�in intikal etmesi gereken as�l de�erler neleridir? Varl��a ge�en bu de�erler, d�nya maddelerine ayarlanm�� bulunan realitenin kaba durumu ve �ekilleri de�ildir. Yani bir de�erin olu�abilmesi i�in, eski de�erin yerini ona terk etmesi gerekir. Unutmalar bundand�r ve y�zeysel zaman idrakinin bir zorunlulu�udur. Bu de�erler �zvarl�kta, bu realitelerin olu�turduklar�, varl���n s�ptil b�nyesine ve ihtiya�lar�na uygun �y�ksek� ve s�ptil madde bile�imleri durumundaki sonu�lar�d�r (111).

��te ne olduklar�, d�nya insan idrakine g�re pek belirsiz olan bu sonu�lar ya da izlenimler varl�klar�n geli�imlerine katk� sa�layan derim �izler�dir.  Bu �izlerin derinle�mesi� deyiminin anlam� da varl���n geli�imini (dolay�s�yla ruhun tek�m�l�n�) sa�layan �zidrakin geli�mesi ve kapsam kazanmas� demektir. Esasen �zidrak varl�kla e� oldu�undan, idrakin geni�lemesi ve kapsam kazanmas� demek, do�rudan do�ruya varl���n geli�mesi demektir (111).

Realitelerin  �zvarl�ktaki olu�um �ekline gelince ya�anan realiteler ve bu realitelere ba�l� iyi / k�t� t�m olaylar bireyleri �e�itli g�r��leriyle mutlu / mutsuz ederken, ger�ekte bunlar �zvarl�kta (o varl���n b�nyesine uygun de�erlerle) bireyin anlayamayaca�� �ekilde, bir tak�m de�i�im ve d�n���mlere neden olurlar. B�ylece orada (varl�ktan) �ok y�ksek madde sentezleri i�inde, d�nyadaki g�r��lerinden ba�ka bamba�ka �ekilde gittik�e de�erlenerek zenginle�en ince bile�imler olu�tururlar. Bunlar ger�ek �zbilgidir ki, ruhlar�n tek�m�llerine hizmet edenler de bunlard�r (111).

Demek ki, realitelerin, kaba d�nya maddeleri aras�nda, daha �nce belirtti�imiz maddesel �ekilleri ve durumlar� birbirini kovalay�p haz�rlayarak; birbiri ard�nca s�r�p giderken, onlar�n �zvarl�kta kar��l�klar� bulunan sonu�lar� kaba aleme �zg� ifadelerden �ok daha derin ve s�ptil anlamlar �eklinde birike birike �zbilgileri beslerler. Bunlar ger�ek tek�m�l de�erleridir (111).

�zbilgi ve �zidrak varl�kla ilgili kavramlard�r. �zidrak ger�ek idraktir ve varl���n kendi birikimi olarak, varl�k ile evren sonuna / �nite�ye kadar varl�kla birliktedir. Varl�k d�nya bedeni arac�l���yla deneyimledi�i realitelerin kaba g�r�n��l� yollardan yararlanarak, �z / ger�ek idrakini olu�turur. Varl�k, �fizik� dedi�imiz kaba maddeler toplulu�u olan d�nyadaki bedenini kullanarak, ba�l� oldu�u ruha hizmet eder. D�nya bedeninin kabal���n�, kaba realiteleri alg�lamaya yarar ve varl�ktaki �zbilgilerin artmas�na katk� sa�lar. Realitelerin, varl��a hitaben cepheleri, kaba g�r�n��lerinin varl�ktaki kar��l�klar� olan s�ptil anlamlar�d�r. Bunlar birbirini haz�rlayan ve birbirine eklenen de�er par�ac�klar�d�r ki, bu par�ac�klar �zbilgi sentezini geni�letir (112).

Realitelerin �zvarl�kta sonu�land�rd�klar� bilgi bak�m�ndan ele al�n�nca, onlar�n birbirini tamamlad�klar�n� da unutmamak gerekir. Realiteler �zvarl�kta izlenimler olarak birikir. Enkarne varl���n g�rg� ve deneyimleri �zvarl�kta izlenimler olarak birikir. Gelecek realiteler, ge�mi� realitelerin sonu�lar�n� i�lerine ala ala geni�ler, kapsamla��r, varl���n g�rg� ve deneyimlerinin artmas�na neden olur (109).

Varl���n Vazife Plan� bilgisine yakla�t�ran ve �zbilgi birikimini artt�ran kuvvetli materyaller; din, ulus, aile gibi toplumsal kurumlar, vazifeli varl�klar taraf�ndan (medyomlar arac���yla) verilen bilgiler, ilhamlar ve bunlardan do�an olaylar olmaktad�r. Bu materyallerin d�nya realiteleri i�inden ge�irilir ve baz� i�lemlerden sonra, varl���n �zbilgi da�arc���na eklenir. Varl���un �zbilgisi, en ilkel d�nemden ba�layarak; ge�mi� ya�amlarda elde edilen birikimin daha �nceki birikimlerle kar��la�t�r�lmas� / muhakemesi sonucunda olu�an ve varl���n (d�nya insan�n�n de�il) mal� olan, bizlerin idrak edemeyece�imiz bir tak�m derin izlenimlerdir. D�nya idrakiyle ifade olunan bilgilerin hepsi, �zbilgilerin olu�umuna ara� olan materyallerdir. Bunlar ��l�m� dedi�imiz ge�mi�ten sonra, spatyomda ge�irilecekleri �e�itli mekanizmalar�n ard�ndan, �zvarl��a aktar�lan sonu�lar ve izlenimlerdir ki, �zbilgi halinde varl���n mal� olurlar (120).

  Rakamlar �L�H� N�ZAM �dan al�nt�lamalar�n sayfa numaralar�d�r.

 Yay�n Tarihi:10 Mart 2017 

<<  �NCEK� B�L�M

 SONRAK� B�L�M >>

 

Astroset 2003-2017