|
Bireylerin kendi
zaaflar�n� ke�fedebilmeleri, tan�yabilmeleri, kendilerini
daha objektif g�rebilmeleri a��s�ndan bir �al��ma yapmak
istedi�imizde bu �al��malar� ancak bilgi �����nda
yapabiliriz. E�er elimizde yeterli bilgi yok ise, kendimizle
kar��la�mam�z, kendi zaaflar�m�z� tan�man�z m�mk�n
olmayacakt�r. Kendimizi tan�mak, zaaflar� tespit etmek i�in,
i�imizden sordu�umuz sorularda, �evet benim zaaflar�m vard�r
ama ben bunlar� nas�l g�rebilirim ki, nas�l bulabilirim ki,
bug�ne kadar bulamad�m, �imdi bundan sonra nas�l bulay�m
ki� gibi sorular�n ��kt���n� hep birlikte g�zlemledik.
�Bir anda kendime bakay�mda m� g�reyim yoksa bir anda
aynaya bakay�mda m� g�reyim, nas�l bulay�m, nas�l g�reyim?�
dedi�imiz noktadaki eksiklik B�LG�D�R. E�er elimizde yeteri
kadar bilgimiz yok ise o �eyi g�rmemiz, hissetmeye ba�lamam�z
m�mk�n olmayacakt�r. Demek ki, bilgi bizim i�in �ok �nemli.
Hislerin ve
Sezgilerin Derinle�mesiyle Zaaflar�m�z� G�rebiliriz
Ya�amlar�m�z i�inde
getirdi�imiz ve biriktirdi�imiz deneyimler, bizim en derin
bilgilerimizdir. Ancak bu demek de�ildir ki, biz burada ya�arken,
d��ar�dan da bilgi almayaca��z, okumayaca��z, dinlemeyece�iz,
d���nmeyece�iz. O zaman sadece bug�nk� hayatlar� ya�ar�z
ve onlar birg�n bizi bir noktaya getirir diye kendini
bilgilendirmek konusunu kestirip atmak gerekir. Oysa ki, t�m ya�ant�lar�m�zda
elde etti�imiz bilgilere ilaveten, bug�n, buradaki hayat�m�zda
birtak�m bilgiler edinip, d���nmek, bilgiler �����nda
sezgilerimizin derinle�mesine izin vermek tekam�l�m�z�n h�zlanmas�,
�n�m�ze ba�ka f�rsatlar�n a��lmas� a��s�ndan �ok �nemli
olacakt�r. Ancak ve
ancak, bu hislerin ve sezgilerin derinle�mesi suretiyle,
zaaflar�m�z konusunda kendimizi tan�yabilir, ke�fedebilir ve
objektif olma yoluna do�ru gidebiliriz.
Bilgi Alt�n
Anahtar
Zannetmeyiniz ki
kendili�inden objektif olabilirsiniz, bu m�mk�n de�il, ��nk�
kendinizi hi�bir zaman d��ar�dan g�rmeniz m�mk�n olmad���
i�in her zaman s�bjektif olacaks�n�z, buna ilaveten,
d�nyan�n hep bahsetti�imiz toplumsal kurallar� ve �nyarg�lar�yla,
kal�pla�m�� d���nce bi�imleriyle d�nyaya bakmay� ��rendi�imiz
i�in olaylar� oradan bakt���m�z ger�eklik d�zeyinde de�erlendiriyor
oldu�umuzdan zaten yine objektif olamay�z. S�bjektiflik
sadece sizin kendinize ba�l� de�il, toplumsal ko�ullanmalar
ve kabuller de sizin s�bjektifli�inizin en �nemli etkenidir.
Toplumsal yarg�lar zaten sizin konular� belli formlarda
de�erlendirmenize neden olmaktad�r. Bu sebeple bilginin
ne kadar �nemli oldu�unu ifade etmeye �al��t�k, kendinize
bak�p, kendinizi ve zaaflar�n�z� tespit edebilmeniz i�in
bilginin sizin i�in bir alt�n anahtar oldu�una de�inmeye �al��t�k.
Tabii ki, baz� k�kl�
, idrak edilmesi gereken, tekam�l gerektiren konular bu �al��malar
i�inde ��z�lemez. �drak denilen �ey her zaman saniyeler i�inde
ger�ekle�mez. Biz o konuda bir tohumu atar�z, konu�uruz,
�� hayat sonra a�a� ye�erebilir. Bu �al��mada ve daha
sonraki �al��malardaki baz� bilgilerde sizin sonraki ya�amlar�n�zda
ye�ermek �zeredir. Bu ya�amda ye�ermeyebilir ama �nemli
olan tohumdur. Tohumun at�l�yor olmas�d�r.
Negatif
enerjilerden korunabilmek i�in d��ar�daki ki�ilerle
temaslar�m�z� nas�l belirleyece�iz?
Bu �al��ma bir
enerji y�kseltme �al��mas�d�r. Yeni sahip olunan bilgiler,
enerjinin y�kselmesi demektir. Aktar�lan bilgiler, sizlerin
bunlar� d���nmesiyle birlikte enerji bedenlerinizde, �uur
alanlar�n�zda, bilin� seviyelerinizde y�kselmeler olu�turacakt�r.
Bu y�kselmelerle birlikte baz� sormu� oldu�unuz sorular�n
yan�tlar�n� elde ediyor ve bu durumlar� toparl�yor olacaks�n�z
yani niyet etmek, Rabb�ine kavu�mayan nas�l mutlu oluyor
diye d���nmeniz, Rabb�inize kavu�maya niyet etmeniz,
sizlerin ince enerji bedenleriniz �zerinde, s�re� i�inde
birtak�m de�i�meler meydana getiriyor olmal�d�r.
Beklentimiz bu y�ndedir. Sizler bunlar� nas�l yapman�z
gerekti�ini enerjiniz y�kseldik�e, bilgi ile birlikte
kendiniz de farkediyor ve ��reniyor olacaks�n�z.
Bug�n zihninizde
kendi kendinize sordu�unuz baz� yan�t�n�
bilmiyor olu�unuz, o bilgilere sahip olmay���n�zdand�r.
Bizim de maksad�m�z bu bilgileri vererek, enerjiyi y�kselterek,
bu yan�tlar� kendi i�inizde her birinizin bireysel olarak
elde etmesini sa�lamakt�r. Bilgi bir doktrin gibi verilemez.
�rne�in biz d��ar�daki insanlarla ve
siyah enerji alanlar�yla nas�l kar��la�mal�y�z
sorusu elbette k�ymetli ve g�zel bir soru olmakla birlikte, b�t�n
arkada�lar�m�z i�in yan�t� de�i�ecektir.Her arkada��m�z�n
bu siyah enerji ile kar��la�ma oran� miktar�, alt b�nyedeki
etkiler, tepkiler, reaksiyonlar farkl� oldu�u i�in yan�t i�in
bilginin her birinize ayr� ayr� re�ete edilmesi gerekir. Tek
bir re�ete vermek m�mk�n de�ildir. Ana hat olarak tabii ki,
�ok siyah buldu�unuz, i�inizi s�kan, bo�an alanlardan uzak
durunuz. Farketti�iniz anda i�inde kalmay�n�z, sizin de
zaten genel olarak bildi�iniz �eyler s�yleyebiliriz ama bunun
d���ndaki bilgilerin, her bir arkada�a ayr� ayr� re�ete
edilmesi gerekir. Herbirinizin konumu, durumu, liyakati farkl�d�r.
Amac�m�z, bu kadar
farkl� ama bir arada bulunan arkada��, ayn� �al��ma i�inde
tutup, daha fazla bilgi edinmelerini, enerji bedenlerini bu
enerjilere al��t�rmalar� ve onunla birlikte
bir y�kselme, bir ivme yapmalar�d�r. Ve bu enerjiyle
birlikte bedenlerinizin, ruhlar�n�z�n, enerji bedenlerinizin
bir adaptasyon ge�irmesini, bu adaptasyonla birlikte bir y�kseli�e
do�ru ge�mesini b; bu y�kseli�le birlikte de bir �uurlanma,
bilin�lenme, idraklenme olmas�n� umuyoruz. Bu sorular�n�z�n
yan�tlar�n� kendinizin daha iyi ke�fediyor olmas�n�
umuyoruz. Bu noktada re�etelerin bir i�e yarad���n� d���nm�yoruz.
Sizlerin kendi fark�ndal�klar�n�z, kendi i�inizin sesi ile
farkettikleriniz, ke�fettikleriniz en �nemli k�lavuzunuz
olacakt�r. Re�ete yerine s�re� i�erisinde geli�imleri
izlemek daha anlaml�d�r. Siz de kendinizi g�zlemleyin, de�i�ti�inize
bizzat �ahit olun ki, y�r�mek, d�n��mek umudunuz olsun�
TEKAM�L
Yarad�l���n h�z�,
amac� ve bu odadakilerin, bu hayattaki varolu� maksad� Tekam�ld�r.
Ya�am amac�n�z nedir diye soruldu�unda, tekam�lden �te bir
cevap s�z konusu olamaz. Tabii bunu a�a��ya do�ru dalland�r�p
budakland�rabiliriz. Bu tekam�l yolunda �ben bu hayat�mda
�efkat almay� deneyimlemeye geldim� diyebilirsiniz, yani
sadece �efkat almay� deneyimlemek i�in de do�rulur tamam ama
anahat de�i�mez. Ana hat tekam�ld�r, evrensel insana ula�makt�r.
Binlerce hayat�n�z�n i�inde her�eyi deneyimlemeye
gelebilirsiniz, i�inizde eksik, kalan ya�amaya ihtiya� duydu�unuz
her�ey i�in hayat size imkan verir, �ans verir.
Tekam�l bizim ba�lang��
konumuzdur, ana konumuzdur. Varolu�umuzun �z�d�r, bug�n bu
odada bulunu�umuzun ana sebebidir. Tekam�l etmekten daha b�y�k
vazife yoktur. Gezegeninizde hatta galaksilerde temel maksat
geli�mektir dolay�s�yla tekam�ld�r, tekam�lden ba�ka ana
maksat yoktur.
REAL�TE
Realite denen �uur
hallerinden bahsetmek istiyoruz. Bizim realite dedi�imiz �uur
halleri ancak �uurumuz kadard�r. S�f�r bir �uura
sahipseniz, sizin realiteniz s�f�r birdir. Bu demek de�ildir
ki, bu s�f�r birlik realite, d�nyan�n, gezegenin,
galaksilerin, mevcutta bilemedi�iniz boyutlar�n realitesidir.
Ger�eklikteki realiteyi size say�larla ifade edebilmemiz m�mk�n
de�il. Sizin alg�laman�z m�mk�n de�il, bizimde say�lara d�kmemiz
m�mk�n de�il. B�yle bir bilgiyi say�larla ifade edebilmemiz
m�mk�n de�il ancak daha basit kavramlar �zerinden giderek a��klayaca��z
tabii ki, ��nk� yarad�l��taki t�m realiteleri ince ince i�lemeye
�u anki insan bedeni, insan ruhu, insan zekas� m�sait de�ildir.
Daha y�ksek bir alg�lama kapasitesine sahip olunmas� gerekir
ki, o kapasitenin de
d�nyada bulunmas� m�mk�n de�ildir. Dolay�s�yla d�nyadaki
alg�m�za uygun olacak �ekilde basit �rnekler �zerinden �al��malar�m�za
devam ediyor olaca��z.
�UUR HAL�
�uur hali nedir
dersek, ruhun umumi bilgisidir. Yani ruhunuzun bug�ne kadar ki,
ya�amlar i�inde, elde etti�i toplamdaki bilgiye �uur
diyoruz. Farzedelim, 600 tane hayat ya�ad�n�z, bu 600 hayat i�erisinde
belli bir hayat tecr�besi edindiniz, tecr�beler sonucunda
bilgi toplad�n�z. Bu sizin ruhunuza mal oldu. Art�k ruhun
bilgisi oldu i�te bu ruhun bilgisi sizin bug�nk� �uur
halinizi, bilin� halinizi hatta �uur seviyenizi ve bilin�
seviyenizi olu�turan �eydir, ya�amlardaki tecr�beler sonucu
elde edilen bilgiler tam �u anda i�inde bulunmakta oldu�unuz
bilin� veyahutta �uur seviyenizi ifade eder.
Birinci basamak bu,
ikinci basamak �u anda bulundu�unuz �uur haliniz ise, sizin
realitenizi olu�turur. Yani ger�ekli�inizi olu�turur. D�nyaya
bakt���n�z g�zl���n rengini verir. D�nyaya hangi a��dan
veya hangi kal�nl�kta, incelikte bir g�zl�kle bakt���n�z�
ifade eder ��nki
realitenizin d���ndaki bir �eyi alg�laman�z m�mk�n de�ildir.
Sadece realitenizin i�ine girebilecek di�er ger�eklikleri alg�layabilirsiniz.
Realitemizin d���nda kalan ger�eklikleri alg�laman�z m�mk�n
de�ildir. �rne�in;K���k bir �ocuk anne, baba, ata, araba
demeyi yeni ��renmi�, bir �ocu�a gidiyoruz diyoruz ki, ��ocu�um,
bu kozmopolit �ehirde, insanlar�n i� bulmalar� hakk�nda
veyahutta bulamamalar� hakk�nda ne d���n�yorsun? En formel
sekt�r sence nedir? Dedi�inizde
�ocu�un realitesinin �ok d���nda kalan kavramlardan
bahsetti�iniz i�in �ocu�un bunu anlamas� m�mk�n olmad���
gibi ayn� �ekilde sizler de, realitenizin d���nda kalan
konular� idrak edemiyorsunuz demektir, ancak idrak edemedi�iniz
�eyler mevcutta yok demek de�ildir. Sizin realiteniz yetmese
de sizin d���n�zda kalan pek�ok realiteler vard�r ve bizim
maksad�m�z da sizi daha �st realitelere do�ru geni�letmektir.
�imdi ruhun toplam
bilgi seviyesi bizim �uur halimizi olu�turur dedik, bu da
bizim realitemizi verir dedik. Realitemiz bizim ger�ekli�imiz,
d�nyay� alg�lama bi�imimizdir. D�nyay� nas�l alg�lad���m�z
bizim realitemizle ilgilidir.
D�rt tane realiteden
s�z edece�iz.
1-Otomatizma
realitesi
2-His realitesi
3-Vicdan realitesi
4-Vazife sezgisi
veyahutta vazife bilgisi realitesi
Kabaca d�rt
realitedir bunlar. Hi�bir �ey bu kadar siyah ya da beyaz
olamayaca�� gibi hi�bir�ey de 1-otomatizma realitesi, 2- his
realitesi diye kesinkes ayr�lamaz. Otomatizma realitesi birg�n
bir saniyede tak diye biterek, ertesi g�n uyand���n�zda his
realitesine ge�i� yapamazs�n�z. Degrade �ekilde d���nelim,
otomatizma realitesinden yava�
��k�p, adeta siyahtan koyu griler, koyu grilerden, a��k
griler ve beyazlara do�ru yava� yava� his realitesine do�ru
y�r�rs�n�z. His realitesine do�ru kuvvetlenir iken
otomatizma realitesini terketmeye ba�lars�n�z, giderek his
realitesine gelerek, tamamen otomatizma realitesini b�rakarak,his
realitesine ge�ersiniz. Ve derken, arkas�ndan ayn� mekanizma
vicdan realitesine ge�erken, ard�ndan da vazife sezgisi veya
vazife bilgisi realitesine ge�i�te yine ayn� �ekilde
degradeler vard�r.
Evrenin hi�bir
yerinde hi�bir �ekilde bir an ba�lay�� halinde de�il adeta
bir evrim s�reci i�erisinde yava� yava� gitmek suretiyle
vuku bulmaktad�r. �imdi biraz otomatizma realitesinden
bahsedelim. Bu bizim en alt seviyede bulunan en kaba diyebilece�imiz
bir realiteden s�z ediyoruz. Burada kaba s�zc���n�
nezaketin kar��l��� olarak alg�lamayal�m. Az geli�mi�lik
olarak alg�layal�m.
1-Otomatizma
�nsan �yle bir varl�kt�r
ki, En ince duygu ve y�ksek fikirlerle beraber en kaba ve
hunhar faaliyetler ayn� insanda pekala bir arada bulunabilir.
Yani insan varl��� �yle bir varl�k ki, geli�meden �nceki
hunhar faaliyetlerini bug�n tahayy�l etmekte zorlanabiliriz.
Bug�n burada bir kar�ncay� bile incitmek istemezken, ge�mi�te
birg�n bir yerlerde ka� ki�inin can�n�, hangi hunharl�kta
ald���m�z� hat�rlam�yor olu�umuz bug�n bizim i�in pek
ho� olmayabilir. Ancak bu a�amalardan ge�meden de belli bir
inceli�e, y�ksek ince duygulara, y�ksek ince fikirlere ula�mak
pek m�mk�n de�il.
Otomatizma
Devresinin �zellikleri
Varl�k kendi
fiilleri hakk�nda �neden, ne i�in, ne �ekilde� sorular�n�
soramaz ve sorular�na cevap veremez. ��nki bunlar�n fark�nda
de�ildir. D���nme, muhakeme gibi yeteneklere hen�z sahip de�ildir.
Ben neden b�yle hissediyorum? �imdi i�imde neden b�yle bir
duygu var? Daha �nceki hareketimin anlam� neydi?
�urada niye ba��rm��t�? Neden �fkemi kontrol alt�na
alamam? Neden duygusal zaaflar�m vard�r gibi sorular�n �ok
uza��ndad�r. Bunlardan �ok daha basitlerini bile sorabilmesi
m�mk�n de�ildir. �uuru ya kapal�d�r ya da a��r� bir
darla�ma i�indedir, o kadar dard�r ki, bu sorular� sormas�
m�mk�n de�ildir. �rne�in bu a�amada, sevimli bir kedici�i
d���nelim. Bu kedici�in, ben �u anda ne hissediyorum? Bir
�nceki anda ne hissetmi�tim? Psikolojimi neler etkiliyor? Bu
hareketlerimin arkas�nda ne gibi manalar var gibi sorular
sormas� m�mk�n de�il. Bir saniye �nce yapt��� gibi hat�rlamas�
bile m�mk�n de�il. Bir serseri eda i�erisinde bir oraya bir
buraya ko�turur, karn� ac�k�nca yemek yer, susay�nca su i�er,
uykusu gelince uyur. Biraz da kendini temizler, sonra da hayat�
son bulur. Burada hayvana �zg� bir �uurdan s�z ediyoruz ama
bu �rne�i vermemizin nedeni, mevcutta gezegeninizde de
otomatizma realitesinde bulunan varl�klar vard�r kimilerini
hayvan dedi�iniz canl�dan ay�rmakta zorlanabilirsiniz.
Buradaki hayvan kelimesi bir a�a��lama ya da hakaret i�ermez.
Sadece hayvan realitesinden neredeyse yeni kopmu�, insan
realitesine yeni ge�mi� varl�klar� ifade etmek i�in kullan�yoruz.
Kabal�ktan ziyade az geli�mi�li�i ifade etmek istiyoruz.
Bu noktadaki varl�klar
yap�lan faaliyetle kendi �ahsiyeti aras�nda bir ba� kuramaz.
Yani neden ni�in ili�kisi yoktur, nedenini soramad��� gibi
sonucu da bulamaz. Efendim benim ba��ma bu olaylar neden
geliyor? Ben neden �u �u �st�rab� ya�amaktay�m? Neden �u
�u s�navlardan ge�mekteyim? Sorular�n� sorabilmek i�in ki�inin
muhakeme yetene�inin geli�mi� olmas�, neden sonu� ba�lant�lar�n�
kurabilecek �ekilde bir bilin� a��kl���na, geni�li�ine,
hayat tecr�besine ihtiyac� vard�r. Birey bu noktada yap�lan
faaliyetle kendi �ahsiyeti aras�nda alaka kuramad��� i�in
neden, nas�l, ni�in, ne �ekilde, ne zaman? Gibi sorular�
soramaz, cevaplar� da bulamaz.
�cra edilen fiil bu
noktada kar�� konulmaz bir fiildir. Yani birey bu noktada
otomatik fiiller icra eder, karn�m a�, gideyim yemek bulay�m.
Yani bedensel i�g�d�leriyle yemek yemek ister. Bunlar t�pk�
kedide oldu�u gibi adam �ld�rmekte kar�� konulamaz bir fiil
haline d�n��ecektir, i�g�d�sel olacakt�r, o andaki hiddet
ve �fkenin kar��l��� o ki�iyi d�verek �ld�rmek olacakt�r.
Burada ki�i yapt��� bu faaliyetle kendi �ahsiyeti aras�nda
bir alaka kuramaz, kendini su�layamaz. Bak�n vicdan dedi�imiz
mekanizman�n hi� olmad���, bulunmad��� bir tecr�beden s�z
ediyoruz. Neden? ��nk� faaliyetle �ah�s aras�nda ba�lant�
yok. Sorsan�z neden �ld�rd�n diye �Beni k�zd�rd�, �ld�rd�m�
der ki buna �u anda bu �ekilde cevap verecek
pek�ok varl�k d�nyada ya�amaktad�r. Vicdan�n s�zlamad�
m�? Eh o da beni k�zd�rmasayd� gibi bir sonu� ��kar.
Yap�lan faaliyetle
�ahsin kendi aras�nda bir ba� kuramamas� sonucu, neden sonu�
mekanizmas�n�n �al��mamas� ve neden sonu� �al��may�nca
vicdan�n da devreye girememesine neden olur.
Bir di�er �zellik,
bu otomatik tekam�lde
ferdiyet yani
bireysellik son derece az geli�mi�tir. Burada bireyler toplum
halinde ya�arlar. �lkel kabileleri d���n�n. Bir geri
realiteye gidersek hayvan s�r�lerini d���nebilirsiniz. �rne�in
Afrikadaki hayvanlar� d���n�n,
gruplar ve s�r�ler halinde ya�arlar, evrim sonucu ve tabii
ki, birtak�m kodlamalar ve de�i�imi sonucunda da insan varl���na
d�n��m�� ama insan varl���n�n ilk a�amas�ndaki
otomatik realite dedi�imiz noktada da, bireylerde ferdiyet yani
bireysellik beklenemez. Toplumsal bir iradeye r�za vard�r ve
ancak bu �ekilde hayat�n idame ettirilmesi m�mk�n olmaktad�r.
Toplumsal kararlar al�n�r. S�r� nereye gidiyorsa bireyler
oraya gider. Birey kendini sorgulamaz. Ben kimim, ne yap�yorum,
bir birey miyim, benim bir tekam�l yolculu�um mu var acaba,
ben di�erlerinden di�erleri benden farkl� tecr�beler
ediniyoruz, bunlar� anlayay�m, idrak edeyim gibi d���nceler
i�erisine girmesi m�mk�n de�ildir. Bir di�er �nemli nokta
ise bu realitede bireysellik
ferdiyet �uurlanmam�� oldu�undan
bireylerin ferdi mesuliyet almalar� m�mk�n de�ildir.
Emin olunuz rehberlikte kendilerine b�yle bir mesuliyet y�klemez.
T�pk� k���k bir �ocu�a bir mesuliyet y�kleyemeyece�imiz
gibi. Zaten o mesuliyeti alacak noktada de�ildir, y�klesen ne
olacak karde�im? Kime y�kleyeceksin o mesuliyeti? Ne dedi�ini
anlamayacak , ben ne yapt�m ki diyecek , adam �ld�rd�n karde�im,
�uurunda de�il ki o an. B�yle bir idrakte de�il, bak�n
hayvanlar �ld�rd�kleri zaman herhangi bir vicdan� mekanizma
i�in i�ine giriyor mu? Sizce
rehberlik bir kaplan� kar��s�na al�p (onlar�n rehberli�i)
�kaplan karde� niye di�er kaplan karde�i �ld�rd�n, i�te
ne yapal�m do�ada sava��yorduk da, bize de o rastgeldi onu
�ld�rd�k m�� diyecek yani bu otomatizma realitesinde de
varl�klar asl�nda �ok da yapt�klar�ndan mesul de�iller.
Fakat burada �unu
kar��t�rmay�n, daha sonraki g�nlerde sizinle kader karma da
konu�aca��z ama bunun bir karmas� yoktur demiyorum. Karmas�
olmayan hi�bir eylem olamaz zaten. Yapt���n�z her eylemin
pozitif ya da negatif bir karmas� vard�r. Etkiye kar��l�k
her zaman bir tepki vard�r. Her etkiye kar�� bir reaksiyon
alacaks�n�z. �uurlanm�� bir varl���n adam �ld�rmesiyle,
�uurlanmam�� bir varl���n adam �ld�rmesi aras�nda fark
vard�r. Kendisinin fark�nda olmad��� bir mesuliyeti almas�
da m�mk�n de�ildir.
�imdi buradan yava�
yava�, varl�k d�nyaya gele gide gele gide, tekam�l�n icab�
gere�i ilerlemeye ba�lar ve bunun arkas�ndan his realitesine
do�ru bir yolculu�a ��kar. Bu ge�i�lerde hayatlar hayatlar
s�rer. Otomatik realite ve sonra yava� yava� degrade �ekilde
ge�ilen his realitesi ortaya ��kar.
His Realitesi
His
realitesinin �zelliklerine bak�yoruz. Bu noktada art�k
otomatik bir faaliyetin d���na ta�ma ve bununla birlikte
egonun belirmeye ba�lamas� s�z konusudur. Art�k grup
aktivitelerinden ��k�p, bireyselli�e do�ru, birey-ego-ben
denen realiteye do�ru bir yolculuk ba�lar. Ego �nce yava�
yava� hissedilir, k���k k���k sonra tavan yapt��� bir
nokta olacakt�r. Egonun belirmesiyle birlikte yeni deneyimlerin
ba�lad��� bir s�re� olmaktad�r. Bu s�re�te birey,
objektif hakikatlere ula�maktan �ok kendi varl���n�n olmas�n�
istedi�i y�nde gayret ediyor olacakt�r. ��nk� ego-ben diye
bir �ey devreye girmi�, ben nas�l daha fazla kazan�r�m, ben
nas�l daha fazla elde ederim, en b�y�k nas�l olurum? Padi�ah
olay�m, sultan olay�m, kral olay�m, her�eye ben h�kemedeyim
diyen bir noktan�n geli�meye ba�lad��� yerdir buras�.
Varl���n kendi istekleri y�n�nde gayret i�ine giriyor
olmas�d�r. Aman karn�m ac�kt�, buradan bir hayvan kapt�m,
�ld�rd�m, yedim de�il ben nas�l daha fazla yemek elde
ederim, di�erlerini �al��t�r�r�m, onlar�n da s�rt�ndan
elde ederim gibi bir noktaya gelinmi�tir. Burada hislerimizin
egodan ald��� kuvvet, g�� ve te�vik �ok fazla, ancak
burada bahsetti�imiz hisler, �st�n duygular de�il nefsani
hislerdir. Ben dedik�e
elde ettik�e bir mutluluk, elde edemeyince bir �fke, bir k�zg�nl�k
gibi hisler beliriyor ama bu hisler g�rd���n�z �zere
nefsani hisler. K�skan�l�k, �fke,kontrol etme duygusu,
hakimiyet arzusu gibi duygular beliriyor, �z�nt�ler,
kederler, bunlar hepsi egoyla ilgilidir. �z�nt�n�n oldu�u
yerde ego vard�r. Nefsani hislerin geli�meye ba�lad��� bir
realitedeyiz. Akl� selim ve muhakeme, egonun lehine olarak zaaf
i�inde kal�rlar. Yani art�k her�ey egonun lehine �al��maya
ba�lar. Egonun lehine bu kadar �al��maya ba�lad���
noktada, zaaflar�n olu�mamas� m�mk�n de�ildir. Bir yerde
ego varsa, orada zaaf vard�r.Ego zaaf�n temel sebeplerinden
biridir. O egoyu tatmin etmek i�in zaaflara kaymamak m�mk�n
olmayacakt�r.
Bir hakikati
anlamakta, bir ger�e�i g�rmekte kendi nefsimizin arzular� �n
plana al�n�r. Ve ego y�z�nden yan�lt�c� h�k�mlere ula��l�r.
Bu noktada art�k ger�e�i �ekillendirmek isteriz. Ger�ek
bizim elimizde bir hamur olsun ve biz onu, kendi nefsimizin
arzular�na g�re �ekillendirelim isteriz, kendi bak�� a��m�z�
do�ru ve ger�ek gibi alg�layarak yan�lt�c� h�k�mlere ula��r�z
��nk� art�k tek do�ru bizim do�rumuzdur. �ki tane kar��l�kl�
gelmi� taksici d���n�n. �Neden yol vermiyorsun karde�im,
sen verseydin, sen neden vermiyorsun tarz�ndaki bir kavgay� en
az �� saat edebilirler, birbirlerini d�vebilirler. Neden? Her
ikiside bu kavgay� egosuyla yapt��� i�in, ben hakl�y�m
dedi�i i�in yan�lt�c� h�k�mlere var�r, ger�e�i �arp�t�r,
oldu�undan farkl� g�rerek, ger�e�i de�i�tirmeye �al���rlar.
Bu y�zden his realitesinde HAK�KAT� anlamak imkans�z gibi
bir�eydir.
Ego zaaflara neden
olur, ego bu zaaflara neden olmas�yla birlikte ger�ekleri �arp�tmaya
ve yan�lt�c� h�k�mlere, d���ncelere, duygulara do�ru y�nelmenize
sebep olur.
Bir di�er �zellik
varl���n �uuru istikrars�zd�r. Ani ayd�nlanmalar ve
kararmalar meydana gelir. Bir an
ulvi dedi�imiz, y�ksek tesirli bir his yakalar gibi
olur, aniden i�ine girer gibi olur bir sal�n�r gibi olur ama
bunun arkas�ndan tekrar kararma dedi�imiz, �uur daralmas� ve
kapanmas� dedi�imiz noktaya gelir. Bu y�zden de bu y�ksek ve
ulvi tesirlerden �ok geri
ve s�fli tesirler alt�nda daha �ok kal�r. Ayd�nlanmalar k�sa
s�reli ve nicelik olarak az say�da olmaktad�r, nitelik
olarakta zaten yeterli de�ildir ama daha ziyadesiyle karard���
anlar daha fazlad�r.
Bir ba�ka �zellik
iradenin, sadece ruhun kaprislerine alet olmas� halinde, irade
nefsaniyetin u�a�� olur. Ak�l ve vicdan ikazlar� ise pek
duyulmaz. �rade dedi�imiz �ey, i�imizdeki ak�l ve vicdanla
ba�lant�l�, ak�l ve vicdan�n en �nemli par�alar�ndan
biri olan irade maalesef o an ki irademizin kaprislerine alet
olur. Rejime gireriz, yenik d��eriz.
Sigaray� b�rak�cam, yenik d��eriz, alkol alm�ycam
deriz, yenik d��eriz. �u hareketleri yapmayaca��m deriz,
yine yenik d��eriz. �rade bu noktada egonun kaprislerine
yenik d��er. Nefsaniyetimizin hizmetkar� olur. Ve bu kadar
egonun ve nefsaniyetin �n planda oldu�u bir durumda ise,
takdir edersiniz ki vicdan�n sesi hi�bir �ekilde duyulamaz.
Art�k sadece egonun sesini duyar�z, vicdan�n sesini
duyabilmek i�in ya�amam�z gereken, daha pek�ok hayat ve tecr�be
bulunmaktad�r. K�r�lganl�k, al�nganl�k gibi �eylerin �ok
g��l� oldu�unu g�r�r�z yine bunun ard�nda ego vard�r.
Bir ba�ka �zelli�ine
bakarsak varl���n �iddetli ve ani de�i�imleri vard�r yani
belli bir sakinli�i, dinginli�i, oturmu�lu�u koruyamaz, �iddetli
ve ani de�i�meler ya�ar. Ne�esi kedere, cesareti korkakl��a,
karar� karars�zl��a d�ner ya da bunlar aras�nda s�rekli
git-geller ya�ar. Bu noktadaki varl�k yine egosunun kontrol�
alt�nda oldu�u i�in duygular�nda bu kadar �ok oynama olur.
Yani bir ki�inin duygular�nda �ok ani ini�ler, ��k��lar,
al�almalar, y�kselmeler, karars�zl�klar varsa, bu onun
egosunun kaprislerinden, egosunun ini� ��k��lar�ndan
meydana gelmektedir. Bu ki�ide, hercailik, maymun i�tahl�l�k,
a��r� al�nganl�k gibi durumlar�n �ok geli�mi� oldu�u g�r�n�r,
arkas�nda ego vard�r. ��nk� egomuzun iste�ine g�re
hareket etti�imiz i�in k���k bir �ocuktan farks�z oluruz.
�nce gofret ister arkas�ndan balon ister, daha sonra �iklet
ister yani hep ister. Oyuncak alsana der, der de der� Bu
egonun tesiri alt�nda kalmaya devam etti�imiz s�rece;
hercailik, maymun i�tahl�l�k, a��r� al�nganl�k hi�
bitmez. A��r� al�nganl���n arkas�nda da bir ben meselesi
vard�r. Sen kimsin ki, benimle b�yle konu�uyorsun gibi, a��r�
bir bene d��k�nl�k, benli�e d��k�nl�k neticesinde tabii
ki al�nganl�klar ortaya ��kar. Bunun yan�s�ra,
merkezbencilik, ki�inin s�rekli olarak kendini merkeze koymas�,gurur,
izzet-i nefis d��k�nl���, a��r� �v�lme ihtiyac� gibi
nefsaniyetin, egonun en a��r� yanlar� �iddetli bir �ekilde
hakimdir. Bunlar t�rl� kisveler alt�nda ferde hakim olurlar.
Kendilerini bu �ekilde ifade ederler. His realitesindeki bu
oynamalar, egonun g�stergeleridir.
His realitesinin en
�nemli �zelli�i, bir �nceki d�neme g�re, bireyin grup
realitesinden ��k�p benli�ini ke�fetmesi, egoyu
farketmesi,egoyla birlikte duygular�n geli�meye ba�lamas�d�r.
Ancak bu noktada duygular, egonun hizmetindedir.
Bizi His
Realitesinden ��karacak Hususlar
Bizi bu durumdan ayd�nl��a
��karacak hususlara gelirsek, ak�l prensibini kullanmak, m��ahade
etmek, muhakeme etmek, d���nmek, sevgi ve vicdand�r. Vicdan�n
sesini duymadan his realitesinden ��kmak m�mk�n de�ildir.
Ancak o noktadan k���k k���k bir ses duyulmaya ba�lad���nda
ve vicdan�n sesi, egoyu bast�rmaya ba�lad���nda ki�i bu
realiteden ��kmaya ba�lar.
Bu realitede bireyler
heyecani unsurlardan �ok etkilenirler. Sevgi, ne�e, sevin�,
nefret, korku, sevgi gibi heyecani haller bireye hakim
olur.Bireyi adeta duygular� y�netir.
Bak�n�z bu �ok �nemlidir.
His realitesinin benliklerinizde ne kadar sonland���n�
buradan anlars�n�z. Yani �u an sizler, kendinizi, kendi i�inizde
de�erlendirdi�iniz zaman diyebilir misiniz ki, ben his
realitesini tamamen terketmi� durumday�m. Bende art�k ne
egonun sesini duyars�n�z, ne de duygular�n
esiri oldu�umu g�rebilirsiniz. Siz yeniden muhakeme
etti�inizde bunu kendi i�inizde diyebiliyorsan�z, ger�ekten;
ne�e, sevin�, korku, sevgi gibi heyecan unsuru i�eren
duygulardan etkilenmiyor musunuz? Ger�ekten duygular�n�za bu
kadar hakim misiniz? Egonuza bu kadar hakim misiniz?
S�rekli ulvi duygular i�inde kalmak suretiyle, insanl��a
hizmet ve vazife duygusu ile ya�ayabiliyor musunuz? Kendi
menfaatinizi hi� d���nmeden� Bu �ok kolay bir a�ama de�il.
His realitesindeki hangi �zellikleri ta��d���n�z� ve
bunlar� nas�l iyile�tirmek gerekti�ini d���nmekte fayda
var.
Bak�n his
realitesini ele ald���n�zda degrade bir �ekilde a�ama a�ama,
�rne�in birden y�ze kadar d���nelim. Bir en d���k ve y�z
en y�ksek de�er ve art�k his realitesinin bitmek �zere oldu�u
yer olsun , biz �unu ifade etmiyoruz ki, bu salondaki arkada�lar
his realitesinin birinci basama��ndad�r. Ama sizler, bir �rnek
verecek olursak, his realitesinin yetmi�inci ya da sekseninci
basama��ndaysan�z zaten hala his realitesini terketmemi�siniz
demektir. Evet elbette vicdan realitesine do�ru bir ilerleyi�
var ama hala daha degrade �ekilde his realitesinin �zelliklerinden
baz� �eyleri de �zerinizde ta��d���n�z� d���nebilirsiniz.
��yle bir �rnek
verelim: Birden y�ze kadar olan realite aras�na y�z ya�am
verelim. His realitesinin birinci basama��nda do�an ki�i ile
his realitesinin sekseninci ya�am�nda do�an ki�i ayn�
seviyede olamaz arada seksen tane ya�am var, seksen tane his
realitesi ya�am deneyimi var. Ama sekseninci doksan�nc�
noktadaki ki�i his realitesini tamamen terketmi� diyemeyiz. ��inizde
hala birtak�m zaaflar hissedebiliyorsan�z, bu sizin egonuzun
hala orada bulundu�unu duygular�n�z�n da tesiri alt�nda
oldu�unuzun ifadesidir.
Zaaflar�m�z�
Ke�fedebilmemiz ��in�
Zaaflar�m�z� ke�fedilmemiz
i�in egomuzun duygular�n ne kadar tesiri alt�nda oldu�unu
farketmek gerekiyor. Zaaflar�n arkas�nda bizzat birebir egonun
kendisi ve egodan m�tevellit ortaya ��kan duygular ve bu
duygularla esir al�nm�� bir ruh vard�r.
Vicdan
Realitesi
Vicdan Realitesini,
do�u�tan gelen iyiyi k�t�den ay�rma melekesi
olarak d���nebilirsiniz.Ve bu meleke bizim
hareketlerimize y�n verir.
Bu arada da akl� bir vas�ta
olarak kullan�r. Yani ak�l ve vicdan bir arada gider. Do�u�tan
gelen iyiyi k�t�den ay�rma melekesi kendili�inden de�ildir.
Arkada ge�irilmi� hayatlar�n sonucunda art�k his
realitesinin bitirilmesiyle birlikte oradan elde edilen tecr�belerle,
ufak ufak iyiyi k�t�den ay�rmay� bilir hale geliriz. O
hayatta bir meleke �eklinde do�u�tan var olmas� arkadaki bin
hayatla ilgilidir.
Bir vicdan melekesini
geli�tirmek o kadar derin bir mekanizmad�r ki,
o kadar derin bir mekanizmad�r ki, inan�n akl�n�z
almaz. O vicdan melekesi �yle zor geli�ir. ��nk� vicdan�n
sesini duymak, Rabb�in sesini duymaya do�ru k���c�k de
olsa bir ad�m atmakt�r. ��te bu kadar otomatik bir
realiteden gelen, bu kadar kapal� �uurlu bir varl���n, hi�bir
�eyi g�rmeyen, hissetmeyen bir varl���n nihayet Rabb�inin
sesini minnac�k,
k���c�k de olsa, duymaya ba�lamas�n�n arkas�ndaki �nemi
tahmin bile edemezsiniz. O minnac�k, k���c�k de olsa vicdan
sesini duymak i�in k�p�rdanmalar �ok m�himdir. Bu y�zden
do�u�tan gelmekle birlikte �nceden gelen tecr�belerle ba�lant�l�
diyoruz, bir yanl�� anla��lma olmas�n.
Burada vicdan
realitesi asl�nda �ncelikli olarak, bir cemiyetin yani bir
toplulu�un ortak ahlak�na uymak veya
toplumsal bir dayan��man�n zarureti ve icab� olarak
ortaya ��kar. Dinler buna g�zel �rnektir.Toplumsal dayan��ma,
ortak ahlak anlay���
vs. Burada toplumun y�nlendirmesiyle birlikte genellikle
din veya o kavmin inanc� (
�ok say�da inan� var, ille de bug�nk� dinler olmas�
gerekmez) ne ise o
inan�la birlikte, toplumsal ahlaka uyma, dayan��ma, icaba
uyma �eklinde tezah�r etmeye ba�lar. Vicdan sesi ilk b�yle
duyulur, hen�z toplumdan ayr��ma yoktur. Birg�n o bireyin o
toplumun vicdan�ndan da ayr�larak, kendi vicdan�na, kendi i�indeki
Rabb�in sesine y�nelmesi gerekecektir. Ancak bunlar hep o
degrade ak�� i�erisinde oldu�undan, �nce toplum dayan��mas�
ve toplumun ortak ahlak�na uymak �eklinde ortaya ��kar.
Nedir Bunlar? H�rs�zl�k
yapma- zina etme- dedikodu etme gibi toplum ahlak�na uymak �eklinde
olu�ur ve toplumsal terbiye �eklinde vuku bulur.
Bu toplumsal terbiye, o ferdin ruhunda vicdani duygulara
neden olur. Ba�lang�� b�yledir. Birey gider bir yerden bir
tane ekmek �alar, toplum, ��� nas�l yapars�n sen bunu der,
bireyde ufak ufak ben k�t� bir �ey yapt�m, h�rs�zl�k yapt�m,
bir su� i�ledim der, bunun g�nah oldu�unu d���n�r, arkas�ndan
ar�nmaya �al���r vs. b�yle b�yle bir vicdan al��t�rmas�
yap�l�r. Dinler bu konuda �nemli bir al��t�rmad�r.Hafife
al�nmamal�d�r. Terbiye a��s�ndan bireyin yeti�mesi, geli�mesi,
tekam�l� a��s�ndan dinler �nemli ara�lard�r.
Ve bu noktada vicdan,
dini ve ahlaki emir, kaide ve yapt�r�m olarak ba�lar, ancak
daha sonra bunlardan ayr�larak, ferdin, kendi i� yap�s�,
idraki olmaya do�ru ilerler yani i�selle�tirilir. Birey �nce
bunlar� toplumdan al�r, arkas�ndan i�selle�tirmeye ba�lar,
b�ylece vicdan manevile�ir, bireyin kendine �zg� bir hale
gelir. Art�k vicdan yapt�r�m g�c�n� toplumdan de�il,bizzat
bireyin i� b�nyesinden f��k�rt�r.
Daha �nce toplumdan alarak, duydu�u vicdan�n sesinden uzakla�arak
art�k kendi i�selle�tirdi�i i�in i� g�c�n� kendinden al�r
yani kendi kendine de art�k bunu yapmamal�y�m, bu do�ru de�il
demeye ba�lad��� bir noktaya do�ru ilerler.Yava� yava�
iyi niyet tarz�nda ortaya ��kmaya ba�lar.
Vicdan realitesinin
�zelliklerine bakarsak; vicdan realitesi der ki, yapt���m�z
her hareket hem
kendimize , hem ba�kalar�na
tatbik edilebilecek �ekilde
genel bir kanuna uygun olmal�d�r.Yani kendine istemedi�in �eyi
bir ba�kas�na yapma.Kendi ba��na gelmesini istemedi�in �eyi
ba�kas� i�in d���nme.Burada art�k vicdan� hissetmeye ba�l�yoruz.
D���nme var, muhakeme var, neden-sonu�lar var, birey genel
kanunlara uymaya ba�l�yor art�k otomatik ya�ay��
istenmiyor, ��phesiz, bilgili bir hareket, bir idrak, bir �uur
hali bekleniyor.
Dengeli �nsan
Nas�l Ortaya ��kar?
�e�itli i�lerimiz,
h�k�m ve kararlar�m�z yani yapt���m�z, d���nd���m�z
her�ey birbirini
yalanlar, birbirine uymaz nitelikte olmamal�d�r.Kendi i�inde
yapt�klar�m�z aras�nda �eli�ki olmayacak. Bize yap�ld���nda
�z�ld���m�z, s�k�ld���m�z bir �eyi ba�kas�na
yapmayaca��z. Biz bug�n suya havaya topra�a sahip olmak
isteyerek ya�amak istiyorsak onlar� t�ketmeyece�iz, sonraki
nesillere de b�rakarak ya�ayaca��z de�il mi? Kendimizden
sonrakileri de d���nece�iz. Bu bir �rnek, bunun gibi
binlercesini bulabilirsiniz hayat�n�zda� Pek�ok d���nce
ve karar�m�z�n egomuzun etkisi alt�nda oldu�unu ve maalesef
sizin bunun fark�nda olmad���n�, ger�eklikler i�erisinde
birbirini yalanlar nitelikte oldu�unu farketmeniz
gerekmektedir. Bu kas�tl� ve bilerek yapt���n�z bir �ey
de�il ama egonun tesiri alt�nda kald���m�z s�rece de,
ister istemez vicdan�n sesini bast�r�yor olacaks�n�z. Ba�ka
t�rl� dengeli insan�n ortaya ��kmas� m�mk�n de�ildir. H�k�m
ve kararlar birbirini yalanlar, birbirine uymaz nitelikte
olmamal�d�r.
��lerimizi y�r�t�rken
kabul etti�imiz ilkeler m�mk�n oldu�u kadar, birbirlerine ba�l�
bir sistem i�ine sokulabilmelidir. �imdi ger�ekle�ecek olan
bir aksiyon, eylem, �tede ve sonra ger�ekle�ecek olanla, k�k
itibar�yla ayn� de�ere sahip olursa ilkelerin sistemli olarak
y�r�rl�kte oldu�unu s�yleyebiliriz. E�er birey bu �ekilde
hareket etmiyorsa, vicdan gereken genelli�e hen�z ula�mam��
demektir. Yani vicdanda bu a�amada da ani kararmalar ve ayd�nlanmalar
s�z konusudur. T�pk�, his realitesinde ya�and��� �zre,
vicdan bir parl�yor, bir kendini g�steriyor, d�zg�n
hareketlerde bulunuluyor ama sonra arkas�ndan arka arkaya
vicdana uygun olmayan hareketler geliyor, bak�n;
dini bu y�nde s�m�renler ne �oktur ki, yapt��� pek�ok
eylemi sonra ben namaz k�ld�m kurban kestim orucumu da tuttum,
Cuma namaz�n� da ka��rmad�m diyerek g�nahlar�n� �rtbas
etmeye �al���rlar. �imdi burada vicdan�n yeterli genelli�e
ula�mad���n�, sistemin oturmad���n�, bir �nceki
aksiyonun bir sonraki aksiyon ile �rt��medi�ini, i�
yaparken kabul etti�imiz ilkelerin birbirine ba�l� olmad���n�
g�r�yoruz. Bir o ilke var, bir bu ilke var, hangisi i�ime
gelirse o ilke var yani de�il mi? Bu noktada hangisi i�imize
geliyorsa �eklinde hareket etti�imiz s�rece vicdan
realitesinin yeterli genelli�e ula�t���ndan s�z etmek m�mk�n
de�ildir.
Vicdandan s�z
ederken, yeni ruh�ulu�a g�re vicdan tan�mlar�ndan
da s�z edece�iz.
Vicdan, toplumsal
ahlak kaidelerinin �st�nde, insan ruhunun takip edece�i
kaderi tekam�l yolunu g�sterir. Tan�mlardan biri bu zaten ne
dedik? Bir s�re sonra toplumsal ahlak kaidelerini a�arak,
bireyin kendi i� sesini duyarak y�r�mesi gerekir.
Tekam�l yolu, ruhun
kendi �abas� ile izlenecek bir yoldur. Bu �ok kaderi bir
durumdur yani insan�n tekam�l etmesi insan�n en b�y�k
kaderidir. Bundan daha b�y�k bir kader yoktur. Tekam�l yok
ise insan da yoktur, o kadar �nemli bir kaderdir tekam�l insan
varl��� i�in ve bu kadar �nemli bir olay� y�neten kudret
vicdana verilmi�tir. Tekam�l� y�neten kudret vicdandad�r.
Vicdan sesi ancak yukar�ya ��karabilecek kuvvettir. Vicdan�n
sesini duymad��n�z s�rece, hala daha a�a��daki
realitelerde bulundu�unuz anlam� ��kacakt�r.
Vicdan bizim
idrakimiz oran�nda i�ler. Yani sizin �uur seviyenizde vicdan
sesini i�itmeniz m�mk�nd�r. �� �ekilde bunu ifade
edebiliriz.
1.
Birey eylemi yapar ama arkas�ndan ya pi�manl�k ya da o
eylemi yapmaktan mutluluk duyar.
2.
�kinci a�ama olumsuz bir eylem i�in s�yl�yoruz o
fiil daha
tamamlanmadan bir
ikaz hissetmeye ba�lar, bak�n burada daha geli�mi� bir varl�ktan
s�z ediyoruz. �nce
kendine engel olam�yor, eylemi yap�yor ama arkas�ndan pi�man
oluyor.
3.
Biraz daha geli�ti�inde, fiili yaparken yahu ben ne yap�yorum?
��te �u ki�iye �u an ba��r�yorum, sayg�s�zl�k
ediyorum, ne bi�im konu�uyorum?
Bir an �nce kendimi toparlayay�m diyebilir ve daha o
fiil tamamlanmadan i�inde bir ikaz sesi ba�lar, bir sonrakinde
bu daha da y�ksek bir a�amad�r daha fiil ba�lamadan yani d���nce
a�amas�ndayken kendi kendine bir ���t ya da bilgi tarz�nda
kendini g�sterir.
Bunu da vicdan�n
kendi i�indeki a�amalar� gibi d���nebilirsiniz. Hen�z ba�lamadan
o �eyi bir ���t ya da ikaz �eklinde yakal�yorsan�z
o anlamdaki vicdani sesinizin daha geli�kin oldu�unu g�rebilirsiniz,
ancak bir fiil yap�ld�ktan sonra pi�manl�k duymakta �nemli
bir g�stergedir,hi� farketmiyor olmaktan iyidir o pi�manl�k
sizin onu bir daha yapmaman�za neden olacak �eydir. O pi�manl��a
�nem veriniz, k�ymet veriniz l�tfen.
Vicdan bireyin
sorumlulu�unu tayin
ve takdir eden bir melekedir. Yani vicdan�n�z ne kadar geli�mi�se
o kadar sorumluluk sahibi olursunuz. Vicdan�n�z �ok geli�mi�se
kendinizi vazifeye adar, vazifeye ait bir hayat ya�ars�n�z.
Bu sizin gezeninizde �ok g�r�len bir durum de�ildir ancak
buradan vicdan�n geli�mi�li�ini �l�ebilirsiniz, ald���n�z
sorumluluklar, sizin
vicdan�n�z�n �l��s�yle ba�lant�l�d�r
Vicdan, hayat�n
maddi ve ruhi faaliyet hudutlar�n� tayin eden bir rehberdir.
��nk� maddi ya�ay��la,
ruhsal ya�ay��� dengede tutar.
Vicdan�n sesi sayesinde sadece maddiyata g�m�lmeyerek,
ruhsal tesirlerinde sesini duymaya ba�lar�z. En �nemlisi
Rabbimizin sesine do�ru yol almaya ba�lar�z.Bu vicdan sesi
bizi ruhi faaliyetlere, ruhsal tesire do�ru geli�tiren ve y�nelten
�nemli bir sestir.
Rabbiyle Ba�
Kurmak
Vicdan, ilahi irade
kanunlar�n�n icaplar�n� bildiren bir ahenktir. Evrensel
yasalar� sadece vicdan�n sesiyle duyabilir, alg�layabilirsiniz.
Vicdan sesi olmadan evrensel kanunlar�n� farketmek m�mk�n de�ildir.
Ancak vicdan sesiyle birlikte y�ksek ruhsal tesirlerle ili�ki
kurabilmeye ba�lar�z B�ylece vicdan kurtulu�u sa�layan y�ksek
ruhsal tesirlerle ili�ki kuran plan veyahutta bir
meleke olmaktad�r. Yani y�ksek ruhsal tesirlerle yani
Rabbimizle ba� kurmadan nas�l mutlu olabiliriz. Ge�en �al��mada
da s�yledi�imiz gibi Rabbiyle ba� kurmadan mutluluk bekleyen
insanlar� anlamak m�mk�n
de�il. Vicdan bizim kurtulu�umuza, y�kselmemize do�ru giden
en �nemli melekedir.
Vicdan sesinin
daha iyi duyulabilmesine yard�m eden hususlar
En �nemlisi nefis
denetlemesi yapmak. Bireyin s�k s�k kendi egosunu duymaya �al��mas�
ne kadar �ok ben diyor, ne kadar �ok kendi menfaatine, faydas�na
do�ru yol al�yor. Almak istiyor, kendi istedi�i gibi y�r�s�n
olaylar, kendi belirledi�i gibi olsun olaylar istiyor. En ufak
�ocu�unuzla ili�kinizde dahi kendi istedi�iniz �ekilde y�nlendirme
yapars�n�z. �unu yaps�n bunu yaps�n istersiniz. Kocan�zla
ilgili, kom�unuzla ilgili dahi, baz� �eylerin yine sizin
istedi�iniz gibi yap�lmas�na dair bir istek vard�r. ��te
bu EGO� dur. Egonun denetlenmesi ve farkedilmesi, ki�inin
kendi g�nl�k ya�am� i�inde ne kadar �ok ben dedi�ini
duymaya niyet etmesi
�nemlidir. Tabii bunu yapabilmek i�in nefis denetlemesine ge�meden
evvel insan�n kendini ba�kas�n�n yani kar��s�ndakinin
yerine koymas� gerekmektedir.
Bu empatiyi kurmadan
nefsinizi denetlemeniz ya da egonuzu farketmeniz, ke�fetmeniz m�mk�n
de�ildir. �nce kar��n�zdaki ne hissediyor, onun da duygular�
var, onun da egosu var, o da egosuyla hareket ediyor, bunu hi�
d�n�yor muyuz? Ben
�u anda egomla hareket ediyorum, ba��r�yorum, �a��r�yorum
ama sonra diyorum ki, bana neden ba��rd�? �yi de hangi
sebepten ba��r�yorsam o da o sebepten ba��r�yor. Egom
sebebiyle ba��r�yorsam o da ego sebebiyle ba��r�yor. Benim
s�zlerimin onda nas�l bir etki b�rakt���n� da farketmem,
hareketlerimin onun egosunu nas�l k��k�rtt���n� da,
kendimi onun yerine koyarak farketmem gerekir. Onun
penceresinden bakabilmem, onun gibi onun g�z�nden kendimi g�rmeye
�al��mam da �ok �nemlidir. Bu y�zden, kendimizi ba�kas�n�n
yerine koymak ve empati kurmak, nefis denetlemesinin en �nemli
gereklerinden biridir.
Ve �ok �nemli bir
nokta, Her kim olursak olal�m, nefsaniyetimize d��k�n ve ona
ba�l� oldu�umuzu kabul ederek i�e ba�lamal�y�z. Efendim
bende ego yok, varsa varsa biraz vard�r, pekde yoktur, �b�r�nde
daha �oktur. �imdi ben biliyorum, bizim Leyla han�m var ya,
onun vallahi her taraf�
ego, ben de yok ya, ben �ok de�i�tim tabii ya, bende kalmad�
b�yle �eyler, olur mu biz neler g�rd�k ya�ad�k filan�
bunlar� ge�iniz efendim ge�iniz� Her kim olursak olal�m,
nefsaniyetimize d��k�n olarak i�e ba�lad���m�z kabul
edelim. Kendimizi ba�kas�n�n yerine koyaca��z ve kendi
nefis denetlememizi yapaca��z.
Vicdan
sezgisinin tesirleri: Vicdan sezgisi nas�l hissedilir?
Ki�iye, onun ki�isel
��karlar�n� geri plana almas� i�in bask�da bulunur.Bak�n�z
elinizde bir lokma yemek var, a�s�n�z eve gidip yemek
yiyeceksiniz, yan�n�zdan a� bir �ocuk ge�iyor, hi� d���nmeden
elinizdeki lokmay� ona verirsiniz, siz sonra yeyiverirsiniz. Bu
b�y�k bir adam da olabilir kar��n�zda olan. Ama siz art�k
kendi ki�isel ��kar�n�z� geri atmak konusunda vicdan�n�z�n
sesi bask�da bulunmaya ba�lar. �ocuklar vicdan mekanizmas� a��s�ndan
�ok �nemli dersler verir insana ��nk� �zellikle anneler �ocuklar�n�
hep kendilerinden �nce d���nerek, kendi bireysel ��karlar�n�
bir kenara almak suretiyle g�zel bir egzersiz yaparlar ama
burada mesele �ocuklar de�il asl�nda t�m insanl�k i�indir
olmas� gereken nokta. Kendi ki�isel ��karlar�n� de�il, ba�kas�na
yard�m etmek �n
plana ge�melidir ve vicdan bunun i�in bask� yapmaya ba�lar.
�lerleyen a�amalarda
birey art�k ba�kalar� ile kendisi aras�nda sadece bedensel
bir ayr�l���n oldu�unu d���n�r. Ayn� �zden, ayn�
ruhtan geldiklerini, ayn� yerden �flenen nefes olduklar�n�,
karde� ruhlar olduklar�n�, birinin geli�mesinin di�erinin
geli�mesine hizmet etti�ini bu y�zden birinin kurtulu�unun
di�erinin kurtulu�u oldu�unu anlamaya ba�lar. Bunlar vazife
realitesinin ufak ufak parlamalar�d�r diyebiliriz. Yava� yava�
art�k bir karde�lik, bir b�t�nl�k duygusu geli�meye ba�l�yor
tabii�
Derece derece yay�lan
ve ilerleyen bir varl�k sevgisinin zaruretini ortaya koyar ve
ki�iyi bu sevgiyi tatbik etmeye bunun ger�ekli�ine ve
tatbikat�na zorlar.Art�k hepimiz karde�iz, hepimiz bir b�t�n�z,
ayn� �z�n �ocuklar�y�z diye d���nme ve bu y�nde
hissedilen duygular, kendimizi sevdi�imiz gibi onlar� sevmeye,
hi� olmad� Yaradan�dan �t�r� sevme gibi duygular ortaya
��kmaya ba�lad��� i�in art�k birey hem bu sevgiyi ya�amaya
ba�lar, hem tatbik etmeye ba�lar, hem de vicdan onu
bu tatbikat� yapmaya bask� yaparak zorlar. Yapacaks�n
yapacaks�n der ��nk� yapmazsa vicdan azaplar� dedi�iniz o
gece uyku tutturmayan s�k�nt�lar ba�lar.
Yapt���m�z
hareketlerde, s�yledi�imiz s�zlerde �hakkaniyete� uyup
uymad���m�z� ara�t�r�r,
her daim bizi teredd�tte b�rak�r. Acaba uydum mu,
uymad�m m�? Do�ru mu de�il mi? Acaba bunun ilahi �l��s�
neydi? Hakkaniyete
uydum mu, uymad�m m�? S�yledi�imin
tamam� do�rumuydu, iyi mi yapt�m, k�t� m� yapt�m ?
Hep bir teredd�t var, asl�nda bu teredd�t iyi bir teredd�tt�r,
aray��t�r. Do�ruyu bulmak ad�na gereklidir. Bir �eyi eksik
yapm��t�r ve bu ara�t�rma onu do�ruyu yapmaya, o eksi�i
tamamlamaya do�ru g�t�recektir. Bu teredd�t do�ru bir
teredd�tt�r, bu bask� faydal� bir bask�d�r.
Vicdan sezgisinde,
insanlara kar�� onlar�n hay�rlar�n� temin edici baz�
hareket ve faaliyetlerde bulunmak �zere ferdi a�an te�vikler
vard�r. Yani vicdan yava� yava� der ki: Yahu insanlara yard�m
et, hadi git bir hay�r kurumuna ba���ta bulun, git iki
fakiri doyur, git filancan�n �ocu�una bir bayraml�k al�ver
gibi vicdan bir tak�m te�viklere ba�lar ve birtak�m bask�lar
yaratarak ki�iyi hay�rl� eylemler yapmaya iter
Art�k yava� yava�
VAZ�FE REAL�TES�NE DO�RU
bir ge�i� var burada. Ego yok, ba�kalar�n� d���n�p,
onlar ad�na bir�eyler yapmaya ba�l�yoruz. Ki�iyi ba�kalar�na
yard�m konusunda faydal� bir yola sokar. �iyi niyetin� yan�
s�ra, faydal� davran��lara do�ru da bireyi bask�lar.
O mekanizmay� durdurumazs�n�z, bir kere �al��maya
ba�lay�nca bu �ekilde yol al�r. Fakat unutmayal�m ki bunlar
bireyin i�inde geli�meye ba�larken, parl�yor
ayd�nlan�yor ve ard�ndan kararmalar oluyor, i�te
degrade dedi�imiz k�s�m budur. Unutmayal�m ki, birey bunlar�
hissetmeye ba�lam�� olmakla birlikte,hali hazirda hala
nefsaniyetinin etkisi alt�ndad�r. Kendi ��karlar� kar��s�nda
�o�unlukla bu vicdan sesini �rtmeye �al��acakt�r. Ama bir
yandan da vicdan sesi duyuldu�u i�in yani hem �rtmeye �al���yor,
hem de vicdan sesini duyuyor, art�k ikisi e� zamanl�, his
realitesinde oldu�u gibi ego avaz avaz ba��rm�yor,art�k hem
ego hem vicdan konu�uyor. Art�k bu noktada birey, tedirgin ve
bu durumdan muzdarip bir noktadad�r. ��inde ini�ler ��k��lar
ayd�nlanmalar ve kararmalar vard�r. Buradaki �st�rab�n
sebebi vicdan sesinin do�ruyu g�steren ikazlar�ndaki ger�ek
ile d�� realitede vuku bulan fiillerin, gaye itibar�yla
ferdin egoizmas�n� tatmin etmesinden do�an �at��ma
neticesidir. Ist�rab�n nedenini ��yle �rnekleyelim.
�Vicdan�n diyor ki, hay�r senin bu k�rm�z� kaza�� almak
yerine bu paray� �u yandaki ihtiya� sahibine vermen gerek.
Ama ego diyor ki, yahu y�lba�� geliyor, bu k�rm�z� kaza��
da oradaki davette giymek istiyorum. Bunlar�n ikisi bir g�zel
�at���yorlar, bu �at��ma itibariyle de ki�inin vicdan
mekanizmas�na ba�l� olarak ya egosu kazan�yor, k�rm�z�
kazak al�n�yor ya da vicdan sesi kazanarak o �zel g�n i�in
bir fakir fukaraya yard�m yap�l�yor gibi� Bunlar�n hi�biri
su� de�ildir, hepsi ki�inin vicdan�n�n geli�mi�li�i ile
alakal�d�r. Birg�n vicdan kazan�r, birg�n ego kazan�r, bu
i� zaten b�yle yap�l�r. Ve bunun arkas�ndanda bir g�n
vicdan realitesine ge�i� sa�lan�r yani �st�rab�n sebebi
vicdan ve ego �at��mas�ndan ba�ka bir �ey de�ildir.
Vicdan sezgisinde
birey art�k �ok daha y�ksek tesirlere a��k hale gelir. �nceki
realiteye g�re daha fazla y�ksek tesirleri ruhuna al�r hale
gelmi�tir.
Kendini
daha fazla tenkit etmeye ba�lar, a hen�z tenkitleri tam yerini
bulmasa da yine de, kendi ile ilgili tatminleri azal�r. Kedini
ara�t�rmaya ve ele�tirmeye ba�lar ve kendine do�ru bir
yolculu�a ��kar.
Egoizmaya kar��
zaman zaman galip gelinir.Fakat
bu onu �abuk yorar ve yine ego kazan�r. B�yle devaml�
fikri sars�nt�lar vard�r ini�ler ve ��k��lar mevcuttur.
Hen�z bilgisi yeterli olmad��� i�in bu ini� ve ��k��lar,
sars�nt�lar mevcuttur. ��nk� d���nceler hareketler hepsi
birbirine kar���yor, bir vicdan y�n�nde hareket ediliyor,
bir ego y�n�nde hareket ediliyor. Hen�z bilgi yeterli de�il.
Ki�i arafta kal�yor ama hi� kimse bu noktay� bunlar ya�anmadan
atlayamaz. Mutlaka araf denen bu noktan�n ya�anmas�
gerekmektedir ki, ba�kalar�n�n g�z�ndeki ��p yerine kendi
g�z�ndeki merte�e baks�n, kendini ara�t�rs�n, ba�kalar�n�
g�rmekten vazge�sin.
Son Realitemiz
Vazife Sezgisi Realitesi ve bir sonraki a�amas� Vazife Bilgisi
Realitesidir
�nce sezgi tatbikat�
yaparak ba�lar arkas�ndan bilgi gelir ve uygulama a�amas�na
ge�er. Vicdan tatbikat� yap�ld�ktan sonra ki haylice uzun
bir a�amad�r bu vicdan a�amas�. Az �nce s�ylemi�tik,
Rabbin veya Evrensel Yasalar�n Sesini duymaya do�ru bir gidi�
oldu�u i�in �ok �nemlidir. �ok uzun zamanda al�nacak
bir yoldur. Bu tamamland�ktan sonra vazife bilgisinin sezgisi a�amas�na
gelir. Yani vazife bilgisine do�ru bir sezgi ba�lar. Art�k
yava� yava� kendinden ba�ka, bu evrendeki di�er varl�klara
da yard�mc� olmal�y�m, sistemin i�leyi�ine yard�mc�
olmal�y�m, k���c�k de olsa bir faydam olsun duygusu
gelmeye ba�lar.
Bu merhalenin varl�klar�
ger�ekten nadir varl�klard�r. �yle kolay bir �ey de�ildir
vazife bilgisi realitesine gelmek. Ben oldum, ben geldim
demeyin, �ok nadir varl�klard�r buraya gelebilen varl�klar.Vicdan
realitesini hakk�yla tamamlamak fazlas�yla yeterli olacakt�r
zaten. O y�zden vazife sezgisi realitesi �ok y�ksek bir
realitedir. Oraya do�ru hedef koyup y�r�mek tabii ki, �nemlidir
ve faydal�d�r.
Bu vazife sezgisinden
vazife bilgisine ge�i� a��k bir idrak ile olur. Yani ilk a�amada
ki�i vicdan realitesinden vazife sezgisi noktas�na do�ru bir
ge�er, �insanlara bir�eyler
yapmal�y�m, b�yle bir hisler var i�imde, i�te ke�ke
birilerine bir faydam dokunsa� demeye ba�lar. Bunun arkas�ndan
�yle a��k bir idrak olur ki, ki�i zaten vazifeli do�ar,
vazifeli �l�r.
Buraya gelmeden �nce
vazife yapmak i�in gidiyorum der, rehberler tasdik eder
onaylar, ona mukavelesi verilir, hadi karde�im in a�a��ya
denir, gelir, vazifesini tak tak yapar sonra al�rlar yukar�ya
tekrardan yani bu noktaya kadar ilerlenir . Tabii �ok ileri a�amalardan
s�z ediyoruz. �rnek olarak bu a�ama i�in peygamberlerinizi d���nebilirsiniz.
�nsan ne zaman ki b�t�n
benli�i ile yapt��� hareketlerden ne maddi ne de manevi bir
sonu� beklemez; bunlar�n kendi tekam�l�ne yararl� davran��lar
oldu�u d���ncesine ba�lanmaz ise, o zaman insan vazife
sezgisi i�inde hareket ediyor demektir.Yani maddi manevi hi�bir
sonu�, ��kar, yarar, fayda, menfaat hi�bir �ey
beklemeyecek. ��te bunu yaparsam rehberimin g�z�ne girerim
ya da �unu yaparsam, bir sonraki hayatta rahat ederim, karmam�
temizlerim vs. gibi manevi
�eyler beklemedi�i gibi manevi �eyler de beklemeyecek, sadece
vazife yapmak i�in vazife yapacak i�te o zaman art�k vazife
sezgisinden s�z edebiliriz.
Ve burada tabii ki
vazife sezgisinin kudretli etkilerine kendini b�rakabilmek i�in
g��l� bir iman haz�rl��� art�k mevcut olur ��nk� bu
noktadaki vazife realitesinde �ok �iddetli bizim di�er
realitelerde tahmin edemeyece�imiz bir iman geli�mi�tir.
Yap�lan hareket
�gerekli� oldu�u i�in yap�l�r,
iman �yle bir geli�mi�tir, vazife duygusu �yle bir
geli�mi�tir ki, yap�lan her hareket gerekli oldu�u i�in yap�l�r.
Bor� oldu�u i�in g�rev i�in yap�lmaz. Vazife gibi yap�lmaz.
Gereklilik anlay��� vard�r. Bir g�rev bir bor� gibi yap�ld���nda
i�in i�inde yine bireyin kendisi var. Gereklilik olarak yap�ld���nda
art�k o evrenin i�inde erimi� kaybolmu�, zincirin bir par�as�,
bir halka olmu�, b�t�nl���n i�inde erimi�, kar��m��
bir ruhtan s�z ediyoruz. Gerekli olan yap�yor, adeta bir bor�
gibi, vazife gibi yapm�yor. Sadece gerekli oldu�u i�in yap�yor
�yle kuvvetli bir iman� var.
Bu tip insanlar�n
kuvvetli imanlar� ve �a�maz sezgileri mevcuttur. Be�eri ve
hayati zaruretlerin bask�s� alt�nda olmakla beraber, hayat
onlara ne kadar bask� yaparsa yaps�n maddi veya manevi anlamda
farketmez, istedikleri kadar bask� alt�nda olsunlar, hayat�n
maddi ve ruhsal faaliyetlerini birbirinden ay�rt etmi�lerdir.
O kuvvetli imanlar� ve �a�maz sezgileri ile de, yol al�rlar.
Gerekli olan bilirler, hissederler bir bor� gibi yapmazlar.
|