Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

SEVG� ve KEND�N� B�LMEK

Erg�n ARIKDAL

  B�t�n evreni d��tan i�e do�ru saran sevgi enerjisi, varl�klar taraf�ndan �e�itli derecelerde tezah�r ettirilmektedir. Buna ra�men, g�nl�k ya�am�m�zda insanlar�n birbirlerini sevmediklerini g�zlemlemekteyiz. �nsanlar birbirini neden sevemez? Bu iktidars�zl�k, bu g��s�zl�k, bu negatif durum nereden ortaya ��k�yor?
  Sebeplerden birisi, otomatik ya�amakt�r. Otomatik ya�am, hayat� kurulu bir d�zen halinde, belli bir program� aynen tekrarlayan bir sistem gibidir. Nitekim, Gurdjieff�e g�re, insan kendini tan�mayan ve kontrol edemeyen bir makinedir. Davran��lar� ve cevaplar� mekaniktir. Elimiz yand��� zaman geri �ekmemiz, ta� at�ld��� zaman ba��m�z� e�memiz birer mekanik tepkidir. Ayn� �ekilde, �artlanm�� oldu�u bir fikri benimseyerek refleks tarz�nda kar��l�klar verir. Davran��lar� d���n�lm�� de�ildir. T�pk� bitki k�klerinin suya y�nelmesi gibi. Bitkinin k�k� rutubetli yere do�ru kendili�inden gider, topra��n �e�itli sertliklerine uyum sa�laya sa�laya, esneklik g�stere g�stere. �nsan da, �sev seni seveni� gibi otomatik ifadelerde bulunur.
  Otomatik insan�n sevgisi bedensel ve duygusal tatminlerden ibarettir. Sevgi gibi y�ksek ve hareketli enerjinin otomatik davran��lar i�indeki bir b�nyeden ge�ebilmesi m�mk�n de�ildir. Otomatik replikler b�nyemizde diren�ler olu�turuyor. Bu y�zden de sevemiyoruz.

  �kinci sebep d�� tesirlerdir. �a��m�z insan�n� d�� tesirlerin y�netti�ini a��k bir �ekilde g�rmekteyiz. �ok farkl� d�� tesirler bizi kendi do�rultular�nda, kendi amac�nda kullanmaya �al���yor. Adeta r�zgara yakalanm�� bir yapra��n sal�n�mlar yapmas�na benziyoruz. Ailenin ve toplumun bask�l� �artland�rmalar�, birtak�m akli kontroller de geli�imimize engel olmaktad�r. Geli�medi�imiz i�in de, sevgi enerjisini kendi b�nyemize alam�yoruz.
  D�� tesirler aras�nda toplumsal gelenek ve g�renekler, moda, dinler, radyo, TV ve yay�nlar yoluyla yap�lan reklam ve �artland�r�lmalar bulunmaktad�r. T�m bu mekanik sistemler insanlar� maddesel rahatl�k ve mutluluk pe�inde ko�turuyor. Do�all�k ilkesinden, do�al olmaktan al�koyuyor. Temelde bunlar�n, insan�n akl�nda ve vicdan�nda kabul g�rd�kten sonra, geli�meye a��k olarak dikkatle ele al�nmas� gereklidir.
  Toplum, insan�n neyi sevip sevmemesi gerekti�i konusunda onun ad�na karar verir hale gelmi�tir. Medya s�rekli tek y�nl� alternatiflerle bizlere �srarl� dayatmalarda bulunmaktad�r. Bize zorla bir �eyleri kabul ettirmeye �al��maktad�r.
  Bu durum kendimizi tan�mam�za, dolay�s�yla kendimizde mevcut birtak�m enerjetik ak��lar�n do�al bir �ekilde hareket etmesine engel olmaktad�r. Bu engelleni� ise sevgi ile hareket etmemize veya bir sevgi d���ncesinin zihnimizde olu�mas�na imkan vermemektedir.

  DUYGUSALLIK
  Bir di�er diren� kayna�� da duygusall�kt�r. �nsano�lu mant�kl� ve muhakemeli hareketten ziyade duygusal hareket etmeye e�ilimlidir. Duygular�m�z bizi daha fazla kontrol alt�nda tutar. Sonras�nda da duygusal olmakla �v�nmeye ba�lar�z. Sevgide duygusall�k pay�n�n ne kadar �ok oldu�unu ifade eder, bunu birbirimize anlatmaya �al���r�z.
Halbuki duygusall�k bir sevgi tezah�r� de�ildir. Duygusall�kta sevmek, ilgilenmek, �efkat ve ac�ma, birlik, �ben ve o biriz� fikri bulunmaz. ��nk� bu konulara duygusal olarak yakla�t���m�zda, ba�ka bir duygusal durum bunlar� hemen sars�p y�kabilir. Daha g��l� bir duygusal hayat bak�� a��m�z� de�i�tirebilir. Beyaz olarak d���nd���m�z bir nokta, birdenbire siyaha d�n��ebilir, arkas�ndan nefret gelebilir. S�rekli bir �ekilde, �Seni seviyorum.� dedi�imiz bir insana, belli bir duygusal hal de�i�iminden sonra, �Seni sevmiyorum.� diyebiliriz.
  Hint terminolojisi insan�n duygusall���n kontrol� alt�nda oldu�unu �at ve s�vari� terimleriyle ifade etmeye �al���r. Mesela Bagavatgita�da Kri�na, Arjuna ile beraber sava�a ��kar ama sava� arabas�n�n �n�nde be� tane at� vard�r. Bu be� at duygular ve duyular� temsil eder. Bunlar g�rmek, i�itmek, tatmak, dokunmak ve koklamak gibi vas�talar� g�sterir. Arjuna bunlar� gemlerinden yakalam��t�r; onlara hakim vaziyettedir. Bu �rnek her devirde insanl���n �n�ndedir. Duygular at gibidir, biz de zihin, ak�l ve ger�ek muhakeme sahibi ruh olarak bir s�vari gibi bunlara hakim olmak zorunday�z.
  �o�unlukla gemler bizim elimizdedir fakat arabay� g�t�ren biz de�iliz, atlard�r. At nereye gidiyorsa biz de oraya gidiyoruzdur. Arabay� biz s�r�yoruz zannederiz. Dizginlerimiz veya geme verdi�imiz i�aretlerle at y�n bulmamakta, kendi g�rd�klerine, kendi isteklerine g�re yol �izmektedir.
  Halbuki s�vari, at� istedi�i y�nlerde g�t�rmelidir. T�pk� engelli at yar��lar�nda oldu�u gibi, s�vari durumundaki ruhsal varl�klar atlara istedikleri hareketleri verdirmelidir. Burada s�variler, m�kemmel insan�, �uurlu ve uyan�k varl�klar� temsil etmektedir. Atlar�, yani duygular�n� terbiye etmi�lerdir.
Bu yar��larda bazen atlar�n ayaklar� tak�l�p, engelleri devirebiliyorlar. Asl�nda burada s�r�en at de�il, insand�r. Bizler de hayat i�inde engellere tosluyor, bazen d���yoruz ama d��t���m�z� fark edemiyoruz. T�m bunlar kontrol� kaybetmemizden ileri geliyor. Beden �zerinde kontrol� kaybetti�imizde de, sevgi gibi kozmik enerjilerin b�nyemize girmesine ve b�nyemiz vas�tas�yla bu enerjilerin etraf�m�za da��t�lmas�na engel oluyoruz.
  Tatmine ve almaya dayanan duygusal sevgi, karars�z ve de�i�ken bir sevgidir. �artlara ve tatmin edilmeye ba�l� olarak sevginin nefrete, nefretin de sevgiye d�n��mesi her an m�mk�nd�r. Elbette b�ylesine dengesiz bir hayat, bir aile veya toplum i�indeyse felaket bir hayatt�r, hi� �ekilmez. G�n� g�n�ne, saati saatine uymayan bir i�lemdir. Bu t�r de�i�kenlikleri istikrarl� hale getirmemiz gereklidir.
  Duygusal sevgiye duygusal tatmin demek daha do�rudur. ��nk� beraberinde bencillik, k�skan�l�k, al�nganl�k, �fke ve nefreti de getirir.
  O halde temel vazifemiz, duygusal sevgiye girip girmedi�imizi anlamakt�r. Sevgi de�il de duygusal tatmin pe�inde ko�up ko�mad���m�z� fark etmektir.

  BENL�KLER�M�Z�N �OKLU�U
 
�nsan�n do�al karakterlerinden biri de bir�ok benliklere sahip olmas�d�r. Benliklerimiz, toplum i�inde d�� tesirlerden, duygulardan kaynaklanan birtak�m kabuklard�r. �e�itli yerlere, insanlara, hatta duygusal ��karlar�m�za g�re farkl� ki�ilikler, pozlar tak�n�r�z, o anda �yle g�z�k�r�z.
  Evde, sokakta, i� yerinde, okulda ger�ek ben�imiz de�il, hepsi duygular�yla ve ��karlar�yla davranan �ok say�da ben�lerimiz bizi y�netir. �rne�in, evdeki mantalitemiz, zihinsel durumumuz, duygusal halimiz ile sokaktaki halimiz aras�nda b�y�k farklar vard�r. Kendimizi hemen de�i�tirip, o ortam�n gerektirdi�i d���nce ve �ekil d�zeyine getiririz.
  Her bir benin belirli bir rol� ve repertuvar� vard�r. Nitekim k���k ben�lerin sevgileri de k���kt�r. K���k ��karlara ve tatminlere dayan�r. Her ortamda ve her ki�iye kar�� tak�n�lan sahte sevgi maskelerinin ger�ek sevgiyle uzaktan yak�ndan ili�kisi yoktur.
  Gayet samimiyetsizce sergilenen, yalana ve ��kara dayanan sevgi g�sterileri �a��m�zda reva� g�rmekte, te�vik edilmektedir. Ba�ar�n�n temeli adeta sevgisizli�i belli etmeme h�nerine dayanmaktad�r.
Samimi olmayan durumlar da ger�ek sevgiyi ya�amam�za engeldir. Samimiyet �ok �nemli bir konudur. �nsanlar birbirlerine samimiyeti aktaram�yorlar. Aktar�rlarken kusurlu davrand�kar� i�in de kar�� taraf samimiyetten anlayam�yor. Halbuki bir insan�n ger�ekten art d���nce olmadan bir i� yapm�� oldu�unu fark edilebilmesi gerekir.   Yap�lan bir davran��ta sevgi enerjisi varsa, hi�bir zaman negatif �ekilde ele al�nmaz. Onu kar�� taraf hisseder, ��nk� bu hareketin i�inde sahtekarl�k ve riya yok, pozitiflik vard�r. Ama biz onu yapam�yorsak, o zaman ikiy�zl� hareket etmi� oluruz ki, zaten uygun bir tav�r de�ildir.
  Kendini bilme ve tan�ma, olaylar� de�erlendirme bak�m�ndan ger�ek objektifli�e ula�abilmek i�in �ok benlilik �zerinde durmam�z gereklidir. ��nk� bu durum sadece sevginin tezah�r�ne de�il, varl���m�z�n b�t�n�yle tezah�r etmesine de engel olan bir olgudur.
  Tek bir benli�e sahip olmak, kendini bilmenin en �st seviyelerinden biridir. Elbette �ok zor bir u�ra�t�r, bu y�zden �ok benlili�i minimum bir d�zeye getirmemiz de yeterli olabilir. �Bunu yapmam�z imkans�z� denebilir. ��nk� d�nya yasalar� i�inde ayn� zamanda birtak�m etkilere kar�� da savunma sistemleri yaratmak zorunday�z. Belki de bu �ok benlilik dedi�imiz �eyde savunma arzular� vard�r.
  E�er ba�kas�na zarar vermeden orada ba�ka t�rl� bir benli�i ya�atmak ihtiyac�n� hissediyorsak ve bu bizim gelecekteki tekam�l ihtiya�lar�m�z� sa�lamak bak�m�ndan bir fayda getiriyorsa, bu bir savunma mekanizmas� olarak da ortaya ��kabilir. Ama bunu adet haline getirmemek gerekir. Aksi takdirde istismara kadar gidebilir. Her seferinde kar�� taraftaki insanlara kendi �z�m�z hakk�nda bir bilgi verememi� oluruz. Kendimizin ne oldu�u ba�kalar�nca anla��lmazsa, hi�bir arzumuz yerine gelmez. Toplum i�inde giderek kendimizi s�n�rlamaya tabi tutar�z. Yalanc� �oban gibi, samimiyetsizli�imiz insanlar taraf�ndan anla��l�rsa, bu damgay� s�k�p atmak �ok zordur.
  Bu nedenle, bu savunmalar� m�mk�n oldu�unca geciktirip daha olumlu duygu ve d���nceler �reterek �ok benlilikten kurtulmaya �al��mal�y�z. Kendimizi aldatmaya hi� gerek yok, ki ger�ek yalan budur. Dinsel metinlerde ortak ifade edilen, �Yalan s�ylemeyiniz� konusu, varl���n �nce kendi kendisine yalan s�ylememesidir. Yani �ok benli olmamal�d�r. Kendi �z�yle kar��la�may� ��renmesi gerekir.

  OLUMSUZ DUYGU ve D���NCELER
  �nsan b�nyesinden sevgi enerjisinin ge�i�ine engel olu�turan en b�y�k etken, olumsuz duygu ve d���ncelerdir. Kutsal kitaplar direkt olarak, bizim ara�t�rmam�za yer b�rakmadan hat�rlatm��t�r bu t�r duygular�. ��nk� insan�n i�inde kin, nefret, k�skan�l�k, kibir, al�nganl�k, vesvese, sistematik ��phecilik, korku, hatta a��r� hayranl�k ve �zenme olunca, sevgi tezah�r etmiyor. Hep bunlar� s�ylemeye �al��m��lar.
  Olumsuz duygu ve d���ncelerin kayna�� korkudur. Bu sadece fizyolojik de�il, ayr�ca ya�ay�� d�zenindeki herhangi bir de�i�ikli�e kar�� olan korkular� da kapsar. Baz� insanlar �l�mden korkmaz, ama mahrum olmaktan korkar.  Elbisesinin olmamas�, arkada�lar�n�n terk etmesi, a� kalmas�, hor g�r�lmesi, bulundu�u mevkiden d��mesi gibi. Ba�ka insanlar�n kendisi hakk�ndaki de�erlendirmeleri �ok daha �nemlidir o korkuyu ya�ayan insanlar i�in.
  Bu korkular da, sevgi ak���n�n kendi b�nyemizden ge�i�ine engeldir. A��r� tutuculu�a, ihtiyata g�t�rd��� i�in ba�kalar�na sevgiyi yans�tamay�z. G�n�m�zde, herhangi bir yerde bir insanla g�z g�ze gelmek, merhabala�mak, hat�r sormak bile bir korku haline gelmi�tir. �Acaba bunun arkas�ndan bir �ey mi ��kacak?� �Benden ��kar m� umuyor?� gibi t�rl� d���nceler gelebiliyor. ��nk� o korkular, g�vensizli�i de yaratmaktad�r.
  Olumsuz duygu ve d���nceler objektifli�i de �nler. Yani ger�e�i yorum katmadan g�remeyiz ve anlayamay�z.  S�bjektif oldu�umuzda bir olaya veya bir manzaraya kendi yorumlar�m�z� da katar�z. Olay�n veya manzaran�n i�inde olmayan bir �eyi, s�rf ho�umuza gidiyor diye katar�z, ekleriz. Halbuki objektiflikte yorumlara, ki�isel ilavelere gerek yoktur. Ne g�r�yorsak o �ekilde yorumlamam�z gerekir. Olumsuz yorumlara girdi�imiz i�in, olmayan �eyler yaratt���m�z i�in de o obje veya olaylar hakk�nda ger�ek bilgi sahibi olam�yoruz, tan�yam�yoruz. Kendimize g�re bir benlik havas�na giriyoruz. Kendini be�enen, ki�i ve olaylara yabanc� olanlar kendi ve ba�kas� diye ayr�mlar koyar. Ve sevgi de bu ayr�mlar� kolay kolay a�amaz.

  �ZDE�LE�MELER�M�Z
  Sevgiye engel olan di�er bir etken de �zde�le�meler, e� ko�malard�r. �a��m�z insan�n�n en b�y�k zaaf�, kendi �z varl��� d���ndaki objelerle kendini bir tutmas�, �zde�le�mesidir. B�yle bir kimse kendi varl���n� unutmu�tur.  �zde�le�ti�i objeyle sevinir, onunla �z�l�r. Bunun en b�y�k �rneklerini kul�p ve parti sevgilerinde g�r�yoruz. Bu durum �yle bir �zde�le�me yaratabiliyor ki, sonunda ba�kalar�n�n can�na, mal�na kastedecek kadar �uursuzla�abiliyor. E�er kul�b� kazanm��sa kendisi kazanm��, kaybetmi�se kendisi kaybetmi� gibi oluyor.
  �nan� sistemlerinde de bir �zde�le�me vard�r. B�t�n kutsal kitaplar e� ko�maya kar�� insanlar� uyar�r. Tanr��ya kar�� e� ko�may�n�z derler, ama inan� sahipleri o inan� sistemi dahil, her �eyi e� ko�ar. Tanr��n�n, �Bana e� ve ortak yaratma.� demesi, sadece ilahi bir istek de�il, hi� bir �eyi kendine e� ve ortak ko�ma manas�na gelmektedir. Bizler bir�ok �eye sahip olabiliriz ama onlarla �zde�le�memeliyiz.
  E� ko�malar �o�u kez geli�memize engel olur ve hayat� �ekilmez bir cehennem haline �evirir. Ki�inin, kendisini �Sevdi�i ev, �i�ek, k�pek, sevgili, bankadaki para, giydi�i elbisesi, oturdu�u makam koltu�u, iktidar�...� gibi g�rmesi bir putperestliktir. Bunlar�n hepsi belli bir zaman s�reci i�inde hareket etmek zorunda olan olgulardan ibarettir.  Bug�n �yleyse, yar�n b�yle olacakt�r.
  �zde�le�mekteki en b�y�k zorluk, ki�inin kendi varl���n� unutmas�d�r. Kendini unutan ki�inin de geli�mesi, insanl�k g�revlerini yerine getirmesi zordur. Kozmik enerjilerle olan ba��n�n �ok azalmas�na sebep olabilir, ki bu da onun her an yok olmas�na, fizik varl���n�n ortadan kalkmas�na sebep olabilir. ��nk� fiziksel varl��� hi�bir i�e yaram�yordur art�k. �zde�le�ti�i objeyle sevinir, onunla �z�l�r, objektiflik ve akli prensipler kaybolur, a�� daral�r, anlay�� kaybolur ve taraf tutulur. Kendisi ile obje aras�nda fark yoktur. Sevdi�i �ey elinden gitmesin diye her �eyi �i�ner ge�er. Ama �zde�le�ti�i �ey kendisini art�k tatmin etmiyorsa, hevesini de alm��sa onu da bir tarafa atar.
  E� ko�man�n daralm�� yo�un ilgisi sevgi de�il, o obje �zerinde hegemonya kurmakt�r. Kendini tatmin etmek i�in objeyi kendi tekeline almakt�r. Oysa mal can�n yongas� olduk�a hep �st�rap verecektir.

  SEVG� ENERJ�S�N� DA�ITAB�LMEK
 
Be�er varl��� olarak en b�y�k vazifelerimizden biri sevgi enerjisini kullan�p da��tmam�zd�r. Sevgi, yap�c� bir enerjidir, varolu� enerjisidir. Ruhsal enerjinin madde �zerindeki tasarrufu bu enerjiyle olmaktad�r.
  Sevgi enerjisini b�nyemizden ge�irmedi�imiz s�rece sa�l�kl� bir bedenimiz de olamaz. Hastal�klar�n b�y�k bir k�s�m� kozmik dengeye ula�amam�zdan ileri geliyor. Kozmosla kendi aram�zda bir bozukluk var, oradan gelen tesirleri alam�yoruz. Veya daha �st�n hale getirip yans�tam�yoruz. Bu y�zden de sevgisizlik do�uyor. Bunlar bedenimizde somatik, yani bedene yans�yan rahats�zl�klar meydana getiriyor. �zellikle kanser ve AIDS gibi hastal�klar vir�sten kaynaklan�yor g�r�n�yorsa da, temelde 20. yy��n b�t�n sevgisizli�inin bir reaksiyonudur. Sevgisizli�in meydana getirdi�i dengesizlik kanser ve AIDS adl� alt�nda ortaya ��k�yor. B�yle devam etti�i s�rece de ba�ka t�rleri de ��kabilecektir.
  Sevgi, e� ko�mayla de�il, tam tersine terk ile olur. Terk; her �eye ve herkese kar�� akl� ve vicdan� kullanarak davranmak, yerinde ve zaman�nda hareket etmektir. Sevmek, tekel alt�na almak de�il, sevilenin �zg�rce geli�mesine imkan sa�lamakt�r. Bu imkan� sa�layabilmek i�in de e� ko�mamak gerekir.

Sevmek bu yalan d�nyan�n, yani insan�n kendi kendine yaratt��� d�nyan�n y�k�lmas�yla m�mk�nd�r.

Erg�n Ar�kdal Hakk�nda

 

Astroset 2004-2010