Metafizik / New Age

WWW.ASTROSET.COM

DUYGUSALLIK KONTROL ED�LMEL�D�R

Erg�n ARIKDAL

  Asl�nda incelenmesi gereken, yani problem olan "duygusall���n ne zaman zaaf olabilece�i"dir. �nsanlar�n duygu hayat�, fizik realitenin tan�nmas� ve fizik realite i�erisinde varl���n s�rd�r�lmesi i�in gerekli olan bir durumdur.  Ya�amakta olanlar, yani canl�lar, duygusall��a kesinlikle son veremezler. Duygusall��a son vermeleri, onlar�n yery�z�ndeki canl� hayat�n� s�rd�rmelerinin sona ermi� olmas� demektir.
  Kesinlikle duygusall�ktan kurtulunamaz. Daha do�rusu, duygusall�k kendisinden kurtulunmas� gereken bir zaaf, bir eksiklik, bir d��man ya da mutlaka silkilip at�lmas� gereken bir �ey de�ildir. Duygusall�k kontrol edilmesi gereken bir haldir, yani y�netimi elimizde olmas� gereken, istedi�imiz gibi ondan yararlanmam�z ve ona istedi�imiz �ekli verebilmemiz gereken bir durumdur. Burada anlat�lmak istenen duygusall�k, yani kendisinden kurtulmak istenen duygusall�k, insan� kontrol alt�na alm�� olan duygusall�kt�r. ��te zay�fl�k, eksiklik, yani zaaf budur. �nsan� kontrol eden, insan� y�neten, kendi �fkeleri, nefretleri, k�skan�l�klar�, intikam duygusu vs. ise, duygusall�k burada bir "zaaf" haline gelir. Bu ise insan�n tekam�l h�z�n�, hamle yapmas�n� ve �n�nde bulunan birtak�m barajlar�, birtak�m perdeleri, duvarlar� a�mas�n� engeller; sabitle�tirici, durdurucu, atalete g�t�r�c� konsantrasyonlara neden olur.

  DUYGUSALLIK �RNEKLER�
  Basit bir �rnek verelim: Baz� mallar� yar� yar�ya ucuz veren bir b�y�k ma�aza var. Bir s�re �nce buradan yapt���n�z al��veri�te iyi bir muamele g�rmediniz, bir terslik oldu ve k�r�ld�n�z. �imdi o ma�azaya hi� gitmek istemiyorsunuz. Neden istemiyorsunuz? ��nk� sizin kalbinizi k�rd�lar ya da �zd�ler, yani siz, konsantratif bir �ekilde belli bir heyecan�n esiri durumundas�n�z. Burada bir �e�it kin besleme yani, k�r�lman�n �tesinde a��r� bir duygusall�k hali var.  Oysa biliyorsunuz ki, ayn� �eyi orada yar� yar�ya ucuz alacaks�n�z ya da ayn� paraya iki tane alacaks�n�z. Belki de iki tane ald���n�z �eyi kullanma alan� �ok geni� olacak ve bir�ok insana da yarar�n�z dokunacak. �stedi�iniz muameleyi g�rmedi�iniz i�in yani, kendinizde g�rd���n�z �st�n de�erlere uygun bir �nemsemeyle kar��la�mad���n�z i�in, s�rf kendinizden �d�n veriyormu�sunuz hissine kap�lmamak i�in oraya k�s�yorsunuz ve gitmiyorsunuz. Bu duygusall�kt�r.
  G�zel bir edebi par�ay� dinlemek ya da g�zel bir �iir par�as�n� dinlemek ve onun verdi�i de�i�ik bir tesiri tatmak da duygusall�kt�r. Fakat bu duygusall�kla yukar�da anlat�lan duygusall�k aras�nda �ok fark vard�r.
Birinde tamamen egoistik, daralm��, k�s�lm��, hatta kendinde fenal�k hissedecek, sinirlenecek, eli aya�� buz kesilecek kadar bir duygusall�k vard�r. Di�erinde ise y�celtici, yani tesirler bak�m�ndan daha y�ksek d�zeyli bir ortama ya da auraya giri�in insan �zerinde meydana getirdi�i bir haz vard�r. Bunlar� ku�kusuz herkes, ya�am� i�erisinde �e�itli d�nemlerde, �e�itli �ekillerde denemi�tir.

  DUYGUSALLIK V�CDANI �RTER
  Bu bir zaaft�r, yani burada insan makul olan ile duygusal olan� birbirinden ay�rt edemiyor. ��te duygusall��a hakimiyet burada ba�l�yor. Duygusall���n� kontrol alt�na alamayan insan, vicdan�n�n sesini de dinleyemez. Vicdan�ndan gelen bilgiyi, uyar�y� alamaz, �stelik bunu rasyonalize de edemez. Vicdan mekanizmas�n�n kendisine iletmi� oldu�u mesaj� makul bir �ekle �evirip, akli bir programa al�p, onu ba�ka bir dile �evirerek kullanamaz bile.
  O halde, o insan hi�bir zaman do�ru, d�r�st, vicdani ya�ayacak de�ildir. S�rekli olarak egoistik bir mekanizman�n �al��mas� sonunda duygular�n�n meydana getirmi� oldu�u gayet kaypak bir lisan� kullanacakt�r. Yani bug�n b�yle, yar�n ��yle, �b�r g�n �yle, tutars�z ve g�vensiz bir ya�am, genellikle nevrotik bir ya�am...

  NEVROZ ve DUYGUSALLIK
  Nevrozlar�n, nevrotik rahats�zl�klar�n en b�y�k nedeni, insanlar�n duygusall�klar�na hakim olamay��lar�d�r. Bir kimseye duygusal hayat�na hakim olmas�, onu az �ok kontrol etmesi ��retilirse ya da bunu aileden e�itimden, ya�amdan veya kendi �abalar�yla ��renmi�se, o kimsenin herhangi bir nevroz belirtisi g�stermesi ve bir nevroza yakalanmas� m�mk�n de�ildir. Kim duygular�n� kontrol edemiyorsa, o insan�n nevroza yakalanmas� �ok m�mk�nd�r ve nevroz yelpazesi gayet geni�tir.
  Herkeste bir nevrotik davran�� vard�r. T�rl� t�rl� seviyelerde ve tiplerdedir, yani hi� kimse tam normal bir hayat ya�ayamaz. Asl�nda normalin bir �l��s� yok; neye normal diyece�imizi pek fark edemiyoruz.
  Aletlerin de bize g�sterdi�i hi�bir �ey yoktur. ��nk� psikiyatri denilen t�p dal�nda aletlerle ilgili herhangi bir te�his yoktur. Beyin grafikleri, �oktan ilerlemi� olan bir vakan�n ancak beyin y�zeyine, h�creler sistemine yans�yan sonu�lar�n�, titre�imlerini tespit etmekten ba�ka bir �ey de�ildir. As�l neden buzda�� misali �ok derinlerde yat�yor. Sebep, kontrols�z duygusall�kt�r. Yani problem, duygusall���n hangi �artlar alt�nda zaaf olup olmad���n� bilmektir.

  KESK�N S�RKE K�P�NE ZARAR VER�R
  A��k�a bellidir ki, duygusal hayat�na hakim olan insanlar bu zaaf� m�mk�n oldu�u kadar az ya�ayan insanlard�r. Herkesin zay�f taraf� vard�r, herkes zay�fl�k g�sterebilir ve bu gayet normaldir. ��nk� biz, evreni ve kendimizi duyular�m�z yoluyla tan�mak zorunda olan, o �ekilde yarat�lm�� varl�klar�z ve bunun d���nda ba�ka bir yarat�l�� �eklimiz de yoktur.
  Beyin ve sinir sistemimiz de olsa, ezoterik anlamda sinir sistemimiz, �akralar�m�z vb. de olsa, y�ksek vibrasyonlar muhakkak duygusal hayattan ge�iyor. Bunlar�n yanl��, eksik, negatif bilgilerle n�tralizan olmayan, dengelenmemi� bir tarzda ya�anmas� s�z konusudur. Bu, kontrol alt�na al�namam�� duygusal hayatt�r ve insana zarar verir, yani keskin sirke k�p�ne zarar verir. Bu, ba�ka bir �ey de�ildir. "Keskin sirke k�p�ne zarar verir." deyimi gayet yerindedir. Psikosomatik sonu�lar s�z konusudur... Yani psi�ik rahats�zl�klar, psi�ik dengesizlikler ortaya ��kar. Kontrols�z duygusall�k bedene zarar verir. Bu, tamamen psikosomatik bir atas�z�d�r.
  " �fkeyle kalkan zararla oturur." s�z� de ayn� anlamdad�r. Yani kendi heyecan hayat�n� kontrol edemeyen bir insan, ku�kusuz, kendisine, kar��s�ndakine, topluma ve �evresine zarar verici bir �ey yapacakt�r. ��nk� o anda kendisi kontrols�z bir enerji, kontrols�z bir g�� durumundad�r. Kontrolden ��km�� bir araban�n ise nereye �arpaca��, kime ne zarar verece�i belli de�ildir. Tabii bu kontrols�zl���n son haddidir.
  H�rs�n� gaz pedal�ndan alanlar vard�r. Arabay� b�y�k bir h�zla s�rer. Kaza oldu�unda da "�yle �fkelendim ki, �yle bir �ey oldu ki, direksiyona hakim olamad�m, adama �arpt�m." der. Yani, keskin sirke k�p�ne zarar vermi�tir.

  �FKE, KONTROLS�Z HEYECANLARIN EN A�IRI TEZAH�R�D�R
  Eskiler �fke �zerinde �ok durmu�lard�r. Do�u, Zen Budizm'e ba�l� d���n�rler, budistler, islam d���n�rleri vs. �ok �zerinde durmu�lard�r. Hz. �sa daha fazla �zerinde durmu�, �zellikle Hz. Muhammed ayn� �eyleri yapm��t�r. Ondan sonra gelenler, b�y�k inisiyeler, b�y�k yol g�stericiler de ayn� �eyleri s�ylemi�lerdir. �fke burada zincirinden bo�anm��, yani hi�bir �ekilde hakim olamad���m�z heyecan hayat�n� sembolize eder. ��nk� s�k s�k i�inde bulundu�umuz bir haldir.
  " �fkesine sahip olan, �fkesini kontrol eden her �eyi kontrol eder." �eklinde bir Zen deyimi vard�r. Yani evrene hakim olur. Buradaki �fke, sinirlenmemek anlam�nda de�ildir; buradaki �fke heyecan hayat�n� kontrol edebilmenin sembol�d�r. ��nk� bilindi�i gibi �fke, heyecan hayat�n�n en kontrol edelimeyen �eklidir; art�k patlam��t�r, "Ne olursa olsun." diye bas bas ba��r�r.

  DUYGULARA HAK�M OLU� VE SA�LIK
  Duygular�na hakim olan, yani kontrol eden bir insan b�t�n zihinsel melekelerini de, fiziksel organlar�n� da kontrol edebilir. Midesi ek�imez, gastrit olmaz, kalbi s�k��maz, ast�ma da yakalanmaz. S�rekli heyecanla ilgili birtak�m salg�lar� kontrol eden b�brek�st� bezleri fazla �al��maz, b�brekleri de rahats�z olmaz. Heyecanlar�n� kontrol edebildi�i i�in kan bas�nc�n� kontrol eden insan�n damarlar� da rahats�z olmaz. G�zleri de kolay kolay bozulmaz, sa�lar� da d�k�lmez. Hatta romatizma olma olas�l��� bile zay�ft�r. ��nk� romatizman�n temel nedenlerinden biri de psi�iktir; romatizma tamamen fiziksel bir rahats�zl�k de�ildir.
  �nsano�lu tam sa�l�kl� olabilmek i�in, her �eyden �nce kendi heyecanlar�n� kontrol edebilmelidir, duygular�n� kontrol alt�na alabilmelidir. Bu, insan�n sa�l��� i�in en b�y�k menfaattir.
  B�t�n �al��ma, giyim, vs. sa�l�kl� olmak i�indir. Sa�l���n�z� kaybetti�iniz anda g�z�n�z hi�bir �eyi g�rmez. Sa�l���n temelinde de bu heyecan hayat�n� kontrol etmek vard�r. Ancak b�t�n hatas�yla, sevab�yla insana ait olan bu bilimi uygulamak zorunday�z. Neresinden ba�larsak o kadar kar�m�z olur.

  MAKUL V�CDAN A�AMASINDA DUYGUSALLI�IN YER�
  Duygusall���n�n kontrol� alt�na giren insan vicdan�n sesini dinleyemez. Vicdan�n�n ona emretmi� oldu�u �eyi duygusal kararlarla, duygusall�k h�k�mleriyle pas ge�er, do�ru olan �eyi yapamaz.
  Vicdan� ki�iye �unu yap, diyor. O, "Ama nas�l olur? �imdi ben gidip ondan �z�r m� dileyece�im?" ya da "Acaba bunu yaparsam k���k m� d��erim?"; "O kim ki? Ben ondan daha b�y���m, o da bir insan benim gibi." �eklinde bin dereden su getirerek, vicdan�n emretmi� oldu�unu yapmaz.
  Halbuki vicdan� ona sevgiyi, merhameti, �efkati, dostlu�u, iyili�i emreder. Onun heyecanlar� ve duygular� ise, o anda tamamen bunun tersiyle doludur. Dolay�s�yla vicdan sesi dinlenilmez. Vicdan sesi dinlenilmedikten sonra makul vicdan tatbikat� hi� yap�lmaz. Bunlar kolay realiteler de�ildir. "Hem vicdan�m� dinlerim, hem de akl�m� kullan�r�m. O halde. ben makul vicdan tatbikat� yap�yorum." demek, kendini avundurmaktan ba�ka bir �ey de�ildir. Heyecanlar�n� kontrol edemeyen insan�n, vicdani kararlar verebilece�i ��phelidir. Verebilir de. Fakat tatbikat�n�n nas�l olaca�� belli de�ildir. Yani bir �eye karar vermekle onu uygulamak aras�nda �ok b�y�k farklar vard�r. Her �eye karar verilir, ama �ok az �ey uygulan�r. Her �eyi g�zel g�zel d���n�r�z; her �eyi makul bir �ekilde ele al�r�z, ama �ok az �ey uygular�z. ��te as�l g��l�k buradad�r. ��nk� hayat�n esas�, fiil ve hareketlerimizin amac�d�r. Yani yap�lan her i�in, her eylemin tek bir amac�, tek bir esas� vard�r. O da bir vazifeyi yerine getirmektir.

  H�SLENMEK DUYGUSALLIK DE��LD�R
  Kim ne yaparsa yaps�n, ister bilsin, ister bilmesin, ister r�yas�nda, ister uyan�k olarak yaps�n, her varl���n yery�z�nde kendine has bir vazifesi vard�r. Bu vazifeyi, en iyi bir �ekilde yapabilmek i�in, insan�n en iyi durumda olmas� gerekir. �nsanl�k, do�u�uyla beraber y�klenmi� oldu�u vazifeyi yerine getirebilmesi i�in, kendisinin de en iyi durumda olmas� laz�m. Bu y�zden de, insan�n �nce idrakini, anlay���n�, sezgisini karartan, kapatan �rt�lerden, perdelerden kurtulmas� gerekir. Bunlardan bir tanesi ve en b�y���, yani k�rk katl� boh�a olan� duygusal hayatt�r.  G�zel bir m�zik par�as� kar��s�nda g�zlerinizin ya�armas� ya da seyretti�iniz bir filmde, ger�ekten bir sevginin, merhametin, insanl�k vazifesinin uygulanmas�nda ortaya ��kan y�ksek heyecandan dolay� g�zlerinizin ya�armas� duygusall�k de�ildir. Burada siz, o hale, o heyecana i�tirak ediyorsunuz. B�rak�n g�zleriniz ya�ars�n. Ama o heyecan hayat�n� kendi ��karlar�n�z i�in kullanmaya kalkt���n�z zaman, i�te zaafa d���yorsunuz; hemen onun esareti alt�na giriyorsunuz.
  O an� ya�ay�n ve onun size getirmi� oldu�u bilgiyi, g�rg�y� hissetmeye, hazmetmeye �al���n; onu �rnekleyin ve zihninizde belirli bir yere yerle�tirin. Yani, "Hayatta bu da olur, ��yle de davran�l�r, b�yle de. Ta� atana sen pekala ekmek uzatabilirsin. ��te, �u filmde ya da �u eserde bu vaka var. Ba��na ta� atana ekmek uzatm��." Bunu g�zleriniz ya�l� olarak izlediniz, okudunuz, hissettiniz. Bu, sizin i�in duygusal esaret de�ildir. O anda duygular�n elinde oyuncak de�ilsiniz, sadece bir halet ya��yorsunuz. Ayn� �ey sizin ba��n�za gelebilirdi. Birisine att���n�z ta�a kar��l�k, o size ekmek uzatabilirdi ya da bunun tersini yapabilirdi. Olay�n i�erisine girmekten ibarettir.

  OLAYLA OLAY OLMAMAK GEREK�R
  Baz� d���n�rler, baz� bilgeler, olayla olay olmamay� tavsiye ederler. M�mk�n oldu�u kadar, mevcut olan olaylar�n, her �eyin d���nda kalmay� �nerirler. Yani, "Bak�n, g�r�n ama g�z�n�z ya�armas�n; seyredin, kaydedin, bilgiyi alarak tasnif edin, fakat hi�bir zaman olayla olay olmay�n; olayla kendinizi �zde�le�tirmeyin."
  �zde�le�tirdi�imiz zaman zaafa d���yoruz. Asl�nda, �zde�le�mek demek, o duygusal hayat�n insan� kontrol alt�na almas� demektir. Ama olayla �zde�le�miyorsan�z, siz onu devaml� kontrol alt�nda tutuyorsunuz demektir.
  Bir olay kar��s�nda, diyorsunuz ki, "Ben bunu ya�ad�m; �imdi bu olayla �zde�le�miyorum; onunla ayn� de�ilim. Ama o haleti de ya�ad�m, bilirim, anlar�m." �rne�in, ayakkab�n�n nas�r� ac�tmas� olay�nda �ikayet edene diyorsunuz ki, "Nas�r nas�l ac�t�r, bilirim. ��nk� benim de vard�, ac�tm��t�." �imdi siz olayla �zde�le�tiniz mi? Hay�r. Ama �nceden b�yle bir halet ya�amam�� olsayd�n�z hi�bir �eyden haberiniz olmazd�, hi�bir �ey anlamazd�n�z; ��nk� oradaki olayla aran�zda bir ileti�im yoktur. ��te, tecr�be budur. Tecr�benin insana kazand�rd��� �ey, bir �ey s�ylendi�inde derhal anlamas�d�r. Tecr�be sahibi insan "Hakl�s�n." diyor ve elinden geldi�i kadar o hali gidermeye, �st�rab� varsa hafifletmeye, yard�m etmeye �al���yor ya da teselli ediyor vs. Bunlar�n hepsi, ayr� ayr�, insanl�k vazifeleridir. Ama tecr�beli insan olayla �zde�le�miyor, yani o duygusal hayat� uzun zaman s�rd�rm�yor, her yere beraberinde g�t�rm�yor.

  DUYGUSALLI�IN YA�ATILMASI
  Bunu bilirsiniz, yani duygusal ini�-��k��lar�n, irili-ufakl� �oklar�n etkisini bir t�rl� unutamayan milyonlarca insan vard�r. Vietnam Sava�� filmlerinin s�rekli g�sterili�i, o �oklar�n s�rd���n� g�sterir. Pek �ok insan, normal hayatta ya�arken ayn� �ekilde, bir t�rl� o �oklar� unutam�yor. �rne�in, "Amirim bana ��yle dedi de, memurum bana b�yle yapt� da, e�im �unu dedi de, arkada��m bunu yapt� da, bu esnaf bunu yapt� da, bu olur mu, bu olmaz m�?" B�t�n g�n, akl�nda, fikrinde kendisine kar�� gelen tesirleri ortadan kald�ram�yor; "Bunlar yoktur, bu bitti, orada vard�, orada bitti." diyemiyor. S�rekli olarak, bu d���nceleri i�inde ta��yor. ��te, �zde�le�me dedi�imiz budur.
  Buraya kadar olanlar, heyecanlar�n nefsani seviyede ele al�n���d�r. Bu �oklar, bu ini�-��k��lar, mistik seviyede ele al�n�rsa, insan� putperestli�e g�t�r�r.
  Obsesyonel karakterli birtak�m tesirler alt�nda kalan insanlar�n �o�u, velili�ini, peygamberli�ini, �ok �st�n varl�k oldu�unu, tanr�l���n� ilan eder. Bu, putperestli�in ta kendisidir. O da birtak�m bilgi ile kar��la�m��, bir heyecan hali ya�am��t�r.

Erg�n Ar�kdal Hakk�nda

 

Astroset 2004-2010